Yazılar

Gonca Güngör “Senin Merkezin”

Gonca Güngör “Senin Merkezin”

Karaköy’ün kalbinde, sanatın ve çevre farkındalığının buluşma noktası olan Artgalerim, yepyeni bir sergiyle ziyaretçilerini ağırladı. Gonca Güngör’ün “Senin Merkezin” adını taşıyan sergi, 7 Mart – 12 Nisan 2024 tarihleri arasında sanatseverlerle buluştu.

Bu özel sergi, altı yetenekli sanatçının eserlerini bir araya getirdi. Sergide yer alan sanatçılardan Gonca Güngör, sanatıyla çevre farkındalığını birleştiren ve izleyicilerine mizahi bir dille seslenen eserleriyle dikkat çekti.

İç giyimine bahar geldi

İç giyimine bahar geldi

Tüm dünyada sütyen alışverişlerinin ilk adresi olan markanın uzman mağaza ekipleri, kadınların bedenlerini tanımasına ve kendilerine en uygun sütyeni seçmesine destek veriyor. Marks & Spencer 2024 İlkbahar İç Giyim Koleksiyonu’nda da her tarz ve beden için mükemmel kalıpta sütyenler sunmaya devam ediyor.

Kadınların bedenlerine en uygun sütyeni seçebilmesi için ise uzman ekipler mağazalarda destek sunuyor.

Marks & Spencer beğeni toplayan Body Flexifit teknolojisini modern, çiçek desenli dantellerin estetiğiyle buluşturuyor. Dört yöne birden esneyebilen dantel kumaşla üretilen sütyenler, üst düzey konfor sağlarken etkileyici bir silüet sunuyor. Üstelik sütyenleriyle takım olarak kullanılabilecek külotlar da koleksiyonda yer alıyor. Streç kumaş, hareketli hayatları olan kadınların en iyi dostu oluyor.

Body Soft

Marks & Spencer günlük kullanım için mükemmel sütyeni arayanları unutmuyor. Body Softhafif yapısı, yumuşak kupları tüm gün rahatlık sağlarken, dantel detayıyla feminen bir yorum getiriyor. Body SoftTM sütyenleri, klasik ve nötr renklerin yanı sıra sezonun en trend renkleriyle de beğeniye sunuyor. Marks & Spencer hem balenli hem balensiz seçenekleriyle günlük hayatında konfor arayanlara zengin alternatifler sağlıyor.

Rosie Exclusively for M&S

Lüks hissini yaşatan vintage esintili sütyenler, iç giyim çekmecesine zarif bir dokunuşta bulunmak isteyenler için mükemmel seçenekler sunuyor. Sezonun trendleriyle yorumlanmış nötr renklerde sunulan sütyenler, zarif desenleriyle de uzun süre, keyifle kullanımı vaat ediyor.

Boutique

Boutique koleksiyonunda yer alan sütyenler, kadınlara kendilerini özel hissettirmeyi bekliyor. Son trendlerle harmanlanmış çizgilere sahip dantel ve saten kumaşlarla üretilen Boutique sütyenler, flörtöz fırfır detaylarıyla da dikkat çekiyor.

Kanser tedavisinde beslenme sorunu yaşamayın!

Kanser tedavisinde beslenme sorunu yaşamayın!

Son yıllarda tedavi yöntemlerinde çok önemli ilerlemeler yaşansa da kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kanser, özellikle beslenme konusundaki etkileri nedeniyle hastaların ve ailelerinin daha fazla endişelenmesine neden olabiliyor. Yemek yemede zorlanma, iştah kaybı, mide bulantısı, tat değişiklikleri ve sindirim sorunları gibi olumsuzluklar hem hastayı hem de ailesini üzüntü ve kaygıya sevk edebiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah “Hem beslenme sürecini rahat yürütebilmek hem de bağışıklık sistemini güçlendirmek, vücudu toksinlerden arındırmak ve sağlıklı hücrelerin korunmasını desteklemek için kişilerin diyetlerinde bazı önemli noktalara dikkat etmeleri gerekir. Doğru beslenme, tedavi sürecindeki iyileşme şansını artırmak ve genel sağlığı desteklemek amacıyla büyük önem taşımaktadır. Her bireyin beslenme ihtiyaçları farklı olduğu için tedavi sürecindeki gereksinimleri de değişebilir. Bu nedenle gerekirse doktorunuz veya beslenme uzmanı ile iletişime geçmenizde fayda var” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah, vücudu besleyici gıdalarla desteklemek, tedaviye bağlı yan etkilerle mücadele etmek ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için kanser hastalarına beslenmede dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah

  • Küçük ve sık öğünler yapın

Tedaviye bağlı mide bulantısı, iştahsızlık veya sindirim sorunları yaşıyorsanız bu sorunlardan etkilenmemek ve yeteri kadar enerji alabilmek için büyük öğünler yerine küçük ve sık öğünler yapın. Küçük hacimde yüksek enerji içeren kuruyemiş ve kuru meyveleri atıştırmalık olarak tüketebilirsiniz.

  • Mutlaka yeterli sıvı tüketin

Kanser tedavisi sürecinde su tüketimi son derece önemlidir. Su, vücuttaki hidrasyonu sağlar ve toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ayrıca tedavi sürecinde alınan ilaçların vücuttan atılması için de bol su tüketimi çok önemlidir. Tedavi sürecinde bol suyun yanı sıra, taze sıkılmış meyve suları ve sevdiğiniz çorbaları içerek de sıvı alımını destekleyebilirsiniz.

  • Mutlaka sebze ve meyve tüketin

Turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kırmızı meyveler gibi antioksidanlar bakımından zengin gıdalar, hücre hasarının azalmasına ve sağlıklı hücrelerin korunmasına yardımcı olmaktadır. Renkli meyve ve sebzeler aynı zamanda vitamin, mineral ve lif içeriği bakımından da zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendirmek ve antioksidan alımını artırmak için her gün mevsim meyveleri ve sebzelerini mutlaka tüketin.

  • Bu gıdalardan uzak durun

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah “Tedavi sürecinde yan etkileri en aza indirerek daha rahat beslenebilmek için; özellikle şekerli gıdalar, işlenmiş etler, tuzlu, yağlı ve kızartılmış yiyecekler ile alkol ve kafein içeren içeceklerden kaçınmak gerekir. Alınan ilaçlardan dolayı ağızda hassasiyet oluşabileceği için asit seviyesi yüksek olan limon, domates, baharat ve acı içeren gıdalardan da uzak durulmalıdır. Ayrıca greyfurt, nar ve kivi kemoterapi ilaçlarının etkisini değiştirebileceğinden tüketiminden kaçınılmalıdır.

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

  • Yüksek kaliteli protein alın

Proteinler vücudun dokularını yeniden inşa etmesine ve güçlendirmesine yardımcı olur. Kas yıkımını önlemek ve doku onarımını desteklemek için her öğün mutlaka protein tüketimi sağlanmalıdır. Yumurta, tavuk, balık, kırmızı et, baklagiller, süt ve süt ürünleri gibi yüksek kaliteli protein kaynaklarına beslenmenizde mutlaka yer verin.

  • Basit karbonhidrattan uzak durun

Kanser tedavisi sürecinde artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için karbonhidrat tüketimi önemlidir. Kompleks karbonhidratlar daha yavaş sindirilir ve kan şekerini dengede tutar. Beyaz ekmek, beyaz pirinç gibi basit karbonhidratlar yerine kepekli tahıllar, esmer pirinç, tam buğday makarna gibi sağlıklı karbonhidrat kaynakları tercih edin.

  • Yan etkilere karşı bu önerilere özen gösterin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Akkülah “Tedaviye bağlı olarak iştah kaybı, tat değişiklikleri veya mide bulantısı gibi yan etkilerle mücadele etmek için; besleyici, yumuşak ve kolayca çiğnenen yiyecekleri ve yüksek enerjili gıdaları tercih edebilirsiniz. Örneğin; yoğun kalorili smoothieler veya protein içeren atıştırmalar tüketebilirsiniz. Ancak uygulanan tedaviler nedeniyle kilo almaya başladıysanız sağlıklı beslenme programına başlamak ve egzersiz düzeninizi oluşturmak için hekiminize ve diyetisyeninize başvurmanız gerekir.

  • Dengeli beslenin

Vücudun iyileşme sürecinde gerekli besin maddelerinin mutlaka tüketilmesi gerekir. Bu nedenle dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak önemlidir. Her öğünde protein, sağlıklı yağlar, kompleks karbonhidratlar, lif, vitamin ve mineral içeren çeşitli gıdalar tüketilmelidir.

Aşı neden önemli!

Aşı neden önemli!

“Çocukluk çağı aşıları, çocukları birçok ciddi hastalıktan koruyan önemli bir önlemdir. Bu aşılar, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıkların yayılmasını önler ve toplumda toplu bağışıklık oluşturarak salgınların önüne geçer. Ayrıca, çocukluk çağı aşıları uzun vadede geleceğin erişkinlerinin daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine de katkıda bulunur.” diyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dicle Çelik, her çocuğun en doğal hakkı olan aşı hakkı ile ilgili bilgiler aktardı.

Aşılama, koruyucu hekimlik uygulamalarında yer alan ve hastalıkların önlenmesinde en etkili uygulamalardan biridir. Başarılı aşılama programı ile yüzyıllar boyu yüzbinlerce ölümlere yol açmış pek çok hastalık kontrol altına alınmıştır. Çiçek hastalığı buna en güzel örnektir. Dünya üzerinden yok edilen bu hastalığın aşısı da artık uygulanmamaktadır.

Çocukluk çağı aşıları, çocukları birçok ciddi hastalıktan koruyan önemli bir önlemdir. Bu aşılar, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıkların yayılmasını önler ve toplumda toplu bağışıklık oluşturarak salgınların önüne geçer. Ayrıca, çocukluk çağı aşıları uzun vadede geleceğin erişkinlerinin daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine de katkıda bulunur. Türkiye’deki aşılama programı, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Doğum itibariyle başlayan bir programdır ve çocukluk çağındaki birçok hastalığa karşı koruma sağlayan rutin aşıları içerir. Dünya standartlarına göre geniş bir aşılama programımız bulunmaktadır. Aşılar ücretsiz olarak sağlanır ve genellikle bebeklik döneminde, okul öncesi ve okul çağındaki çocukları hedefler. Ayrıca, özellikle risk altındaki gruplara veya salgın durumlarında ek aşılar yapılabilir. Bu program, sağlıklı bir toplum oluşturmak ve hastalıkların yayılmasını önlemek için kritik bir önlemdir.

Dr. Dicle Çelik

Dr. Dicle Çelik

Aşı olmanın 5 önemli nedeni

  1. Kişisel koruma: Aşılar, hastalıklara karşı bireysel koruma sağlar. Aşılanmak, kişinin o hastalığı geçirme riskini azaltır veya ortadan kaldırır.
  2. Toplumsal koruma: Aşılar, toplumda hastalıkların yayılmasını önler. Bu, toplu bağışıklık oluşturarak hastalıkların bulaşmasını zorlaştırır ve toplumun genel sağlığını korur.
  3. Ciddi hastalıkların önlenmesi: Aşılar, ciddi hastalıkların önlenmesine yardımcı olur. Özellikle çocukluk çağındaki hastalıkların önlenmesi, uzun vadeli sağlık etkilerini azaltabilir.
  4. Toplumun sağlık maliyetlerinin azaltılması: Aşılar, hastalıkların neden olduğu sağlık hizmetleri ve kayıpların azaltılmasına yardımcı olur. Bu, sağlık sistemine ve topluma ekonomik olarak faydalıdır.
  5. Küresel sağlık: Aşılar, küresel olarak hastalıkların kontrol altına alınmasına ve yayılmasının önlenmesine katkıda bulunur, böylece küresel sağlık ve refahı artırır.

Sağlık bakanlığı aşılama programında hepatit B, BCG (verem ), zatürre (pnömokok), çocuk felci, difteri-boğmaca-tetanoz/hip menenjitli aşı, kızamık- kızamıkçık-kabakulak aşısı, hepatit A aşısı ve erişkin tip defteri aşısı rutin olarak uygulanmaktadır. Sağlık bakanlığı aşılama programı dışında rotavirüs aşısı, meningokok menenjiti  aşısı, HPV (rahim ağzı kanseri aşısı )ve özel durumlarda influenza (grip) aşısının da yine çocukluk çağında yaş gruplarına uygun olarak uygulanmasını tavsiye etmekteyiz.

Çocukluk çağı aşılarının uygulamadan sonra genellikle hafif yan etkileri olabilir. Bunlar arasında aşı yerinde kızarıklık, şişlik, hafif ateş, halsizlik ve ağrı sayılabilir. Nadiren daha ciddi yan etkiler görülebilir, ancak bunlar oldukça enderdir. Aşıların faydaları, genellikle olası yan etkilerden çok daha fazladır, çünkü aşılar ciddi hastalıkların önlenmesine yardımcı olur.

Can Emre Dağ “bir “DÜŞ” gördüm”

Can Emre Dağ “bir “DÜŞ” gördüm”

Evrim Sanat Galerisi’nde, Şair ve Ressam Can Emre Dağ’ın “bir “DÜŞ” gördüm” isimli kişisel sergisi kapılarını sanatseverlere açtı.

Ressam Can Emre Dağ, 46 adet yağlı boya eserini sanatseverlerle buluşturdu. Sanatçı Süheyl Uygur’un yazdığı bir metin eşliğinde eserlerini sergileyen Dağ, izleyicilere eserleriyle duygusal bir deneyim yaşattı.

“Artık özgürüm. Aynadaki yansımamdan kurtulup gökyüzünün özgürlüğüne doğru elimi uzattım. Dünyanın karanlığını arkamda bırakıp cennetin umuduyla başlıyorum bilinmeyen yolculuğuma. Yansımam üzgün, pişman. Ama geç artık onun için. Ayırdım kendimi kendimden. Belki de iyi yanım arkamda bıraktığım. Belki de özgürlüğe koşan kötü yanım ve özgürlük sandığım kaçtığım karanlık. Ama yine de. Yine de gidiyorum yanımı arkada bırakarak.”

“bir “DÜŞ” gördüm” sergisi, 2 Mayıs 2024 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

Deadpool & Wolverine’nin vizyon tarihi belli oldu

Deadpool & Wolverine’nin vizyon tarihi belli oldu

Marvel Sinematik Evreni’nin en özgün ve sevilen iki kahramanı Deadpool ve Wolverine’in bir araya geldiği film, 26 Temmuz’dan itibaren sinemalarda seyircilerle buluşacak.

Ryan Reynolds’ın başrolünde yer aldığı ‘Deadpool & Wolverine’ filminden ikinci fragman yayınlandı. İlk fragmanı, 24 saat içinde 365 milyon kez görüntülenerek tüm zamanların fragmanı en çok izlenen filmi unvanını kazanan film, 26 Temmuz’dan itibaren beyazperdedeki yerini alacak.

Shawn Levy’nin yönetmen koltuğunda oturduğu ve Ryan Reynolds’ın Deadpool karakterine yeniden hayat verdiği filmde Reynolds’a Hugh Jackman, Emma Corrin, Morena Baccarin, Rob Delaney, Leslie Uggams, Karan Soni ve Matthew Macfadyen eşlik ediyor.

Yediden Restaurant’tan yaza özel sağlıklı, hafif ve lezzetli menü

Yediden Restaurant’tan yaza özel sağlıklı, hafif ve lezzetli menü

Yediden Restaurant, yazın hafif ve sağlıklı beslenirken lezzetten de ödün vermek istemeyenleri bekliyor.

İstinye Park’ta hizmet veren Yediden’de Urfa yöresine ait olan Bostana Salatası’ndan Çanakkale domatesiyle yapılan Köfteli Salata’ya, otlu mücverden kırmızı pancar ve yoğurtla hazırlanan pembe sultana birçok yöresel lezzeti bulabilirsiniz.

Yediden menüsündeki her yemek, özenle ve taze seçilmiş malzemelerle hazırlanıyor. Tıpkı Çanakkale domatesiyle hazırlanan Köfteli Salata gibi. Yediden menüsünde hafif ama doyurucu kısırdan yazın ferah lezzeti yoğurtlu semizotuna, kırmızı pancar ve yoğurtla yapılan pembe sultandan havuç ve süzme yoğurdun müthiş uyumunu gösteren havuç taratora birçok lezzet sunuluyor.

“Ben sporumu yapar, yediklerimden sakınmam” diyorsanız tabii ki birçok başka seçeneğiniz de var. Gaziantep’e özgü içli köfteden Saray mutfağının gözdesi Firik Pilavlı Kuzu İncik’e, Doğu Anadolu’nun favorisi Köylü Tavuğu’ndan ipince açılmış Sinop Mantısı’na kadar birçok yöresel yemeği de bulmak mümkün. Ayrıca Yediden şeflerinin yorumuyla oluşturduğu, dana kavurma ve enfes köfteyi tereyağlı bazlama eşliğinde bir tabakta buluşturan Yediden Kebabı ya da Yediden usulü Beğendili Kuzu Tandır gibi kendine özgü tatları da deneyebilirsiniz.

Kedisinin adını Ziya koydu

Kedisinin adını Ziya koydu

Türk pop müziğinin güçlü seslerinden Deniz Seki 1,5 aylık yavru bir kedi sahiplendi.

İlk defa bir yavru kedi sahiplenen Deniz Seki “Adını Ziya Seki koydum…Artık minik bir oğlum var benimde. Hayatın tüm stresini, kötülüklerini, acılarını can dostlarımızın sevgisiyle aşıyorum Ziya’da artık köpeğim Leyla’m gibi benim mutluluk kaynağım” sözlerini dile getirdi.

Anne adaylarına ‘düzenli muayene’ uyarısı!

Anne adaylarına ‘düzenli muayene’ uyarısı!

Hamilelik döneminde her kadının tek dileği bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına almak oluyor kuşkusuz. Ancak bazı hamileliklerde, risk oluşturan çeşitli etkenler nedeniyle anne adayının ve karnındaki bebeğin sağlığı, hatta hayatı tehlikeye girebiliyor. Günümüzde her 10 hamileden 1’inin ‘riskli’ grupta yer aldığı belirtiliyor.  Risk oluşturan etkenlerin bazıları hamilelik sürecinde ortaya çıkarken, bir kısmı ise  hamilelik öncesinde zaten mevcut oluyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen,   bu nedenle her kadının hamile kalmayı planladığında mutlaka hekime başvurması gerektiğine dikkat çekerek, “Hamileliğin normal ve bebeğin sağlıklı gelişmesi için anne adayına ait sağlık sorunları varsa bunların hamilelikten önce tespit edilmesi ve tedaviye başlanması çok önemlidir. Ayrıca, anne adayı   kalp, tansiyon veya diyabet hastası ise bu hastalıkların hamile kalınmadan önce kontrol altına alınmaları gerekir” diyor. Düzenli aralıklarla yapılan hamilelik takiplerinin yaşamsal önem taşıdığına işaret eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, “Her genel kontrollerde;  kilo takibi, tansiyon ölçümü, karın büyüklüğünün değerlendirilmesi, bebeğin kalp atışlarının tespiti, ödem, bebeğin anne karnındaki pozisyonu, ultrason ile bebeğin gelişimi, plasenta (eş) ve amnios suyu değerlendirilir. Yüksek riskli anne adayları hekimlerinin tavsiyeleri doğrultusunda daha sık ve yakın takibe alınmaktadır. Günümüzde risk grubundaki anne adayları, düzenli takip ve tedavi sayesinde sağlıklı bir hamilelik süreci ve doğum gerçekleştirebilmektedir ” bilgisini veriyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, riskli hamileliğe yol açan bazı etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Prof. Dr. Hüsnü Görgen

Prof. Dr. Hüsnü Görgen

Bebeğin plasentası ile ilgili sorunlar

Bazı anne adaylarında bebeğin plasentası rahmin içine değil alt kısmına yerleşiyor ve doğum kanalını kapatıyor. ‘Plasenta previ’ olarak adlandırılan bu durumun en önemli bulgusu ağrısız vajinal kanama oluyor.  Hamilelik takiplerinde  ultrasonografik inceleme ile belirlenebilen plasenta previ, bazen fazla kanamaya neden olarak annenin ve bebeğin hayatını tehdit edebiliyor. Kanamanın kontrol edilemediği durumlarda doğumun sezeryan ile acil olarak gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Çoğul hamilelik

Çoğul hamilelikte; gebelik zehirlenmesi (preeklempsi), bebekte gelişim geriliği, doğumsal anomaliler ve erken doğum gibi riskler sık görülüyor.  Bu riskler  anne adayının sigara alışkanlığı, bazı ilaçların kullanımı ve sistemik hastalıkların varlığında daha da artabiliyor. Prof. Dr. Hüsnü Görgen, tüm bu zorluklara rağmen düzenli kontroller ve gelişmiş yeni doğan üniteleri sayesinde, ikizlerin yüzde 90’dan fazlasının dünyaya sağlıklı olarak geldiklerini belirtiyor.

Geç veya erken yaş hamilelikleri

Özellikle 40 yaşından sonra oluşan hamileliklerde ciddi bir sorun olan hipertansiyon, gebelik diyabeti, erken doğum, anne karnında bebek kaybı, doğum öncesi ve sonrası dönemde gelişebilen kalp yetmezliği, doğum sonrası kanamalar, plasental anormallikler, erken veya ölü doğum gibi tablolar daha sık yaşanıyor. Bunların yanı sıra anne yaşının ilerlemesiyle birlikte hamilelikte diğer sistemik hastalıkların gelişme riski de artıyor. Erken yaşta oluşan hamilelikler de anne ve bebeğin hayatını tehdit edebiliyor. Özellikle 15-19 yaş arasında, yani adolesan döneminde anne adayının vücudunun tam gelişmemiş olması ve yetersiz beslenme ile sigara alışkanlığı gibi etkenler ciddi risk oluşturuyor. Örneğin, erken yaş hamileliklerde preeklampsi riski artıyor.

Gebelikte preeklampsi

Daha önce kan basınçları normal olan anne adayında, hamileliğin 20. haftasından sonra tansiyon yükselmesiyle (140/90 üzeri) birlikte idrarda protein atılımı varsa, bu tabloya preeklampsi, toplumdaki bilinen adıyla ‘gebelik zehirlenmesi’ deniyor. Sebebi belli olmayan bu hastalık çok ciddi sorunlardan, hatta gebeliğe bağlı anne ölümlerinin yüzde 14’ünden sorumlu oluyor. Ayrıca bebekte  erken doğuma bağlı prematürite, gelişme geriliği ve oksijen azalması nedeniyle nörolojik sorunlara yol açabiliyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, düzenli hamilelik takiplerinin gebelik zehirlenmesine erken tanı konulmasında kilit rol üstlendiğine işaret ederek, “Preeklampsi tanısı konulduktan sonra anne ve  bebek yakın takibe alınmaktadır. Hafif preeklamptik hamileler takip edilerek 37. hamilelik haftasından sonra doğum gerçekleştirilmektedir. Ağır preeklamptik anne adayları ise hastaneye yatırılarak hem tedavi edilir hem de doğum planlaması yapılır” diyor.

Kalp hastalıkları
Günümüzde kalp hastalığı olan kadınların birçoğu hamilelik sırasında dikkatli takip ve gerekli önlemler alındığında, sağlıklı çocuk sahibi olabiliyor. Ancak kendisinin ve bebeğinin hayatını riske atacak ağır kalp hastalığı varsa, önce bu sorunun tedavi edilmesi gerekiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, hamileliklerde başlıca iki nedenle kalp hastalığı görülme riskinin arttığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu artışın birinci nedeni, tıptaki ilerlemeler sayesinde doğumsal kalp hastalığı olan kadınların daha fazla hamile kalabilmeleri. İkincisi ise hamile kalma yaşının ileri yaşlara kaymasıdır. Hamileliğin ilk üç ayında kalbin yükü artmaya başlar ve doğum sırasında da dolaşım sisteminde ani değişiklikler yaşanır. Bunun sonucunda anne ve bebeğin sağlığını, hatta hayatını tehdit edecek tablolar gelişebilmektedir. Örneğin, kalp hastalığı olan anne adaylarının bebeklerinde gelişim geriliği ve prematüre doğum riski artmaktadır. Dolayısıyla kalp hastalığı olan hamilelerin daha sık izlenmeleri yaşamsal önem taşımaktadır” diyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Diyabet

Hamilelik öncesinde diyabeti olan hastalarda kan şekerinin kontrol altında olmasının son derece önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Görgen, “Hamilelikte kan şekerinin kontrol altına alınamadığı tablolarda doğumsal anomaliler daha çok görülmektedir. Hamilelik döneminde diyabet nedeniyle oluşan retinopati (gözdeki bozukluk) daha da kötüleşebilir. Diyabet hastalığına bağlı böbrek problemleri olan kadınlarda yüksek tansiyon ve böbrek fonksiyonlarında bozulma gelişebilmektedir. Bu nedenle kan şekeri kontrolü son derece önemlidir” diyor. Daha önce diyabet hastalığı olmayan kadınlarda ilk kez hamilelik sırasında şeker metabolizmasında bozukluk görülmesi ise ‘gestasyonel diyabet’ olarak tanımlanıyor. Prof. Dr. Hüsnü Görgen, tanı konulmayan ve takip edilmeyen gestasyonel diyabetli anne adaylarının bebeklerinde problem çıkma riskinin normal hamilelere oranla 2 kat arttığını belirterek, “Birçok hastada dengeli bir diyetle kan şekeri kontrol altına alınabilmektedir. Diyete rağmen kan şekerinin ayarlanamadığı durumlarda ise insülin kullanmak gerekebilir” diyor.

Kan Uyuşmazlığı

Annenin kan grubu Rh negatif, babanın kan grubu Rh pozitif olduğunda bebeğin kan grubu Rh pozitif olabiliyor. Bu durumda anne ve bebeğin kan grupları farklı olacağı için kan uyuşmazlığı  gelişebiliyor. Annenin kanı RH proteinini yabancı olarak algılayınca bağışıklık sistemi RH pozitif faktörüne karşı antikor üretiyor, yani savunmaya geçiyor. Bu tablo ise bebekte ciddi sorunlara yol açabiliyor. Prof. Dr. Hüsnü Görgen, annede antikor oluşumunu önlemek için bu durumlarda anneye aşı yapılması gerektiğini belirterek, “Aşı yapılmayan ve antikor oluşumu ile duyarlılık kazanan annelerin bir sonraki hamileliklerinde bebekte kansızlık ve beyin hasarı gibi ciddi sorunlar oluşabilmektedir. Dolayısıyla  ilk hamilelik muayenesinde annenin kan grubu mutlaka öğrenilmeli  ve anne kan grubunda antikor oluşup oluşmadığı test edilmelidir“ diyor.

Bebekte gelişim geriliği

Hamilelik sürecinde bazı bebeklerde görülen gelişim geriliği ciddi sorunlar oluşturabiliyor. Çoğul hamilelik, kötü beslenme, annenin kalp veya diyabet hastalığı, hipertansiyon, sigara alışkanlığı, alkol veya ilaç kullanımı, bebeğin kalp hastalığı veya doğumsal anomalileri ile kanama hastalıkları gibi etkenler bebekte gelişme geriliğine neden olabiliyor. Gelişim geriliğine bağlı olarak; organlarda sakatlık, doğumsal anomaliler, çocukluk döneminde düşük zeka, öğrenme ve davranış bozuklukları ile nörolojik bozukluklar görülebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Görgen, “Bebekte gelişim geriliği saptandığında, bebeğin anne karnında yakın takibi gerekmektedir. Ultrasonografi ve Fetal Kalp Monitorizasyonu (NST) gibi takip yöntemleriyle anne karnında artık sıkıntı saptanan bebeklerin doğumuna karar verilmektedir” diye konuşuyor.

54 yaşındaki Jenneifer Lopez 

54 yaşındaki Jenneifer Lopez

Dünyaca ünlü yıldız Jennifer Lopez, ilerleyen yaşına rağmen yürekleri hoplamaya devam ediyor. Şimdiler 54 yaşında olan seksi yıldız katıldığı davette giydiği kıyafet ile dikkatleri üzerine çekti. Sarı kıyafeti ile vücudunun hatları cesurca sergileyen sanatçı dünya gündemine yine oturdu.

#jenniferlopez2024 #JenniferLopez