Yazılar

Her 10 hastadan 7’sinde nöbetler kontrol edilebiliyor, ancak…

Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayıcı nöbetlerle seyreden bir hastalık. Dünya genelinde yaklaşık 50 milyon, Türkiye’de de yaklaşık bir milyon kişinin epilepsiyle yaşadığı bildiriliyor. Epilepsi her yaşta gelişebilen bir hastalık olsa da yaşamın erken ve geç dönemlerinde daha sık görülüyor. En riskli grupları 0-10 yaş arası çocuklar ile 65 yaş ve üzerindeki bireyler oluşturuyor. Epilepsi tedavi edilmediğinde eğitim ile iş hayatında kesintilere, sosyal izolasyona ve özgüven sorunlarına, nadiren de olsa hayatı tehdit edebilen tablolara yol açabiliyor. Ancak, son yıllarda tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde artık hastaların yaşam kalitesini düşüren bir sorun olmaktan çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde  epilepsi tedavisinde hedefin hastaların nöbet geçirmelerini önlemek ve normal bir yaşam sürmelerini sağlamak olduğunu belirterek, “Tedavide nöbetleri tamamen durdurmak veya sıklığı ile şiddetini azaltmak temel ilkemizdir. Doğru tedaviyle hastaların yüzde 70’inde nöbetler ilaç tedavisiyle tamamen kontrol altına alınabilirken, direnç gösteren 30’luk kısmı için cerrahi yöntemler ve epilepsi pili tedavisi gibi güçlü seçeneklerin olması büyük bir umut kaynağıdır” diyor.

Doç. Dr. Kemal Paksoy

Doç. Dr. Kemal Paksoy

Her iki hastadan birinde nedeni bilinmiyor!

Epilepsi hastalarının yaklaşık yarısında kesin bir nedeni tespit edilemiyor. Aile öyküsü ve spesifik gen mutasyonları ile beyin tümörleri gibi yapısal bozukluklar, belirlenen en yaygın nedenlerini oluşturuyor. Bunların yanı sıra kafa travmaları ile beyin ve beyin zarı iltihapları (menenjit ve ensefalit) serebrovasküler olaylar (inme ve beyin kanaması) ile metabolik etkenler (hipoglisemi) de epilepsiye yol açabiliyor.

Nöbet gelmeden önce sinyal verebiliyor!

Epilepsi belirtileri, beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak çok geniş bir yelpazede değişebiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, bazı hastaların nöbetten hemen önce garip bir his yaşadıklarını anlatarak, “Yanık plastik kokusuna benzer bir koku, mide bulantısı veya yoğun bir korku hissi olabilir. Bunlar ‘haberci belirtiler’ olarak adlandırılır” diyor.  Bazı durumlarda bilincin tamamen kapanmayabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsinin diğer belirtilerini şöyle açıklıyor: “Vücudun bir bölgesinde (el ve yüz gibi) seğirmeler, boşluğa bakma, çevreden kopma ve anlamsız hareketler gibi kısmi belirtiler gelişebilir. Yaygın belirtilerde ise bilinç kaybı eşlik eder. Vücudun aniden kaskatı kesilmesi ve ardından şiddetli sarsıntılar yaşanabilir. Bunların yanı sıra birkaç saniye süren ‘dalma atakları’ ve kas gücünün aniden kaybolmasıyla ‘yığılıp kalma’ şeklinde klinik belirtiler ortaya çıkabilir.”

İlaca dirençli nöbetlere “epilepsi pili”

Epilepsi tedavisinde hedef,  hastanın  nöbet geçirmesini önleyerek normal bir yaşam sürmesini sağlamak. Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayarak, “Her 10 hastadan 7’sinde doğru tedaviyle nöbetler kontrol edilebilmektedir. Ayrıca, hastalar uzun yıllar nöbetsiz kaldıktan sonra doktor kontrolünde ilaçlarını bırakabilmekte ve hayatına nöbetsiz devam etmektedir” diyor. Ancak, ilaç tedavisi birçok hastada nöbetleri kontrol altına alabilse de bazı hastalar için bu yöntem yeterli olmuyor. İşte bu noktada toplumda “epilepsi pili” olarak bilinen ve Vagal Sinir Stimülasyonu olarak adlandırılan yöntem önemli bir alternatif tedavi seçeneği sunuyor.

Nöbet sıklığında en az yüzde 50 azalma! 

Vagal Sinir Stimülasyonu (VNS),  ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda nöbet kontrolünü sağlamak amacıyla başvurulan ileri düzey bir nöromodülasyon yöntemi. En az iki veya üç antiepileptik ilacın uygun dozda kullanılmasına rağmen nöbetlerin devam etmesi, nöbet odağının beynin kritik bir bölgesinde (konuşma veya hareket merkezi gibi) olması ve bu bölgenin ameliyatla çıkarılamaması durumunda tercih ediliyor. Epilepsi pili nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da birçok hastada belirgin bir iyileşme sağlayabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pili uygulanan yaklaşık her iki hastadan birinde nöbet sıklığında en az yüzde 50 oranında azalma sağlandığına işaret ederek,  “Bazı hastalarda ise nöbetler daha kısa sürmekte ve daha hafif geçmektedir. Bu yöntemin en ilginç özelliği ise etkisinin zamanla artmasıdır. İlk 3 ayda başarı oranı daha düşükken, birinci yılın sonunda hastaların yaklaşık yarısında yüzde 50 oranında iyileşme görülür. Beşinci yılın ardından bu oranlar yüzde 60-70 seviyelerine kadar çıkabilir. Hastaların yüzde 5-8’inde ise nöbetler tamamen kesilmektedir” diye konuşuyor.

Cerrahi işlemle vücuda yerleştiriliyor!

“Vagal Sinir Stümilasyonu, boyun bölgesinde yer alan vagus siniri üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla sinir sistemine belirli aralıklarla elektriksel uyarılar gönderilmesi prensibine dayanıyor. Bu uyarılar beyinde nöbet gelişiminden sorumlu olan bölgelerdeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine destek oluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pilinin cerrahi işlemle vücuda yerleştirildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Önce göğüs bölgesinde küçük bir kesi açılır ve epilepsi pili köprücük kemiğinin altındaki bölgeye yerleştirilir. Daha sonra, cihazdan çıkan ince elektrotlar, boyundan açılan küçük bir kesiden, boyun bölgesinin sol tarafından geçen vagus sinirine bağlanır. Vagus siniri, beyinle vücudun pek çok bölgesi arasında iletişim sağlayan sinirlerden biri olarak bilinir. Göğüs bölgesine yerleştirilen cihaz belirli aralıklarla vagus sinirine elektriksel uyarılar gönderir. Bu uyarılar, beyindeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine yardımcı olarak epilepsi nöbetlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Ardından cilt kapatılarak operasyon tamamlanır. Cihazın ayarları hekim tarafından hastanın nöbet sıklığına ve şiddetine göre programlanır.”

#Epilepsi #SaraHastalığı #EpilepsiPili #Nöroloji #SağlıkHaberleri #YaşamKalitesi #BeyinCerrahisi #KemalPaksoy #AcıbademHastanesi #İlacaDirençliEpilepsi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sezen Aksu’dan Yeni Albüm Müjdesi

Türkiye’nin en çok dinlenen kadın sanatçısı unvanını yıllardır koruyan Sezen Aksu, hayranlarını sevindirecek bir haberle gündemde. Hürriyet yazarı Mehmet Üstündağ’ın TV8’deki “Gel Konuşalım” programında aktardığına göre, sanatçı yeni albümünün okumalarını tamamladı.

Bu albümde Sezen Aksu, bugüne kadar başka sanatçılara verdiği şarkıları bu kez kendi sesiyle yorumlayacak. Hayranları için özel bir anlam taşıyan bu yaklaşım, albümün merakla beklenmesinin en önemli nedenlerinden biri. Albümün nisan sonuna yetiştirilmesi için çalışmalar hızla devam ediyor.

Sezen Aksu’nun müzik kariyerinde yeni bir dönemi işaret eden bu albüm, hem nostaljik bir buluşma hem de sanatçının kendi repertuvarına kattığı güçlü bir yorum olarak öne çıkıyor. Türk müziğinin “Minik Serçe”si, yıllardır olduğu gibi yine milyonların kalbine dokunacak bir projeyle sahneye çıkmaya hazırlanıyor.

#SezenAksu #YeniAlbüm #MinikSerçe #TürkMüziği #AlbümMüjdesi #NisanSonu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kun Art Space’te 10 Nisan’a Kadar

Çukurova bölgesinin çağdaş sanat galerisi Kun Art Space, “Kentin Işığında Yürümek” başlıklı karma sergiye ev sahipliği yapıyor. Demet Güvendik Erçetin, Leman Kalay, Nihan Karadeniz, Şüheda Karaosmanoğlu, Selin Karataş, Selin Kısacık, Zeynep Meşe, Büşra Özlü, Başak Tükel ve Muteber Tükel’in eserlerinin yer aldığı sergi, Adana’yı yalnızca bir arka plan değil, üretimin aktif bir bileşeni olarak ele alıyor.

Sergi, Adana’nın yoğun ışığı ve sıcağını dönüştürücü bir güç olarak yorumluyor. Kadın sanatçıların bedenleri ve imgeleri üzerinden şekillenen eserler; görünürlük, maruz kalma ve beden politikaları gibi çağdaş sanatın temel meseleleriyle kesişiyor. Resim, heykel ve seramik gibi farklı disiplinlerden işlerin bir araya geldiği sergi, kentin iklimiyle kurulan estetik ve düşünsel ilişkiyi izleyiciye aktarıyor.

Adana’nın ışığı burada yalnızca aydınlatan değil; aynı zamanda açığa çıkaran, sınırları belirleyen ve toplumsal deneyimi temsil eden bir metafor olarak işlev görüyor. On sanatçının farklı üslupları, aynı coğrafi ve duyusal koşullar altında üretmenin getirdiği ortak deneyimle birleşiyor. Bu birliktelik, bireysel anlatılar ve özgün görsel diller aracılığıyla çoğaltılarak izleyiciye sunuluyor.

“Kentin Işığında Yürümek”, kadın sanatçıların Adana gibi güçlü bir iklimsel ve kültürel bağlama sahip kentte üretmenin ne anlama geldiğine dair çok katmanlı bir araştırma ve okuma öneriyor.

Sergi, 10 Nisan tarihine kadar, Pazar günleri hariç her gün 12:00-18:00 saatleri arasında Adana Kun Art Space’te ziyaret edilebilir.

 

#KentinIşığındaYürümek #KunArtSpace #AdanaSanat #ÇağdaşSanat #KadınSanatçılar #SanatSergisi #ÇukurovaSanatı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Obezite Algısı: Dünya Sağlık Örgütü Hastalık Diyor, Türkiye’de Çoğunluk Kişisel Sorumluluk Olarak Görüyor

Ipsos’un 14 ülkede gerçekleştirdiği Global Obezite Algısı Araştırması, Türkiye’de obeziteye dair dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Dünya Sağlık Örgütü obeziteyi kronik ve tekrarlayıcı bir hastalık olarak tanımlarken, Türkiye’de obeziteyle yaşayan bireylerin üçte ikisi (%68) bu durumu “kişisel tercihlerle önlenebilir” olarak görüyor.

Türkiye’de Önyargılar ve Algılar

Katılımcıların %71’i obezitenin yalnızca diyet ve egzersizle çözülebileceğini düşünüyor.

%76’sı obezitenin sürekli takip gerektiren tıbbi bir durum olduğunu kabul ediyor.

Buna rağmen obeziteyle yaşayanların yalnızca %35’i son bir yıl içinde doktora başvurmuş.

Günlük Yaşamda Görünmez Yük

Araştırmaya göre obezite, yalnızca fiziksel sağlık değil, iş hayatı, özgüven ve sosyal ilişkiler üzerinde de ciddi etkiler yaratıyor. Katılımcıların %85’i fazla kilonun günlük yaşamlarını olumsuz etkilediğini, %83’ü ise özgüven ve duygusal iyi oluş üzerinde yük oluşturduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, “Obezite Türkiye’de yalnızca sağlık değil, günlük yaşamın her alanında hissedilen ciddi bir yük. Dünya Obezite Günü, doğru bilgiye erişim ve farkındalık için önemli bir fırsat” dedi.

#Obezite #IpsosAraştırması #DünyaObeziteGünü #SağlıkHaber #TürkiyeObezite #KronikHastalık #SağlıkFarkındalığı #Ipsos #ObeziteAlgısı #ToplumVeSağlık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Iron People Sergisi: Demiryolları Bir Direniş ve Umut Hattına Dönüşüyor

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin 4. yılında savaşın derin izlerini anlatan “Iron People” fotoğraf sergisi Rahmi M. Koç Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. Hollandalı ödüllü fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı Jelle Krings tarafından hazırlanan sergi, savaşın başladığı ilk andan itibaren birer kurtarma görevlisine dönüşen Ukraynalı demiryolu çalışanlarının mücadelesini çarpıcı karelerle aktarıyor.

Bugüne kadar 230 bin demiryolu işçisi sayesinde 6,5 milyon sivil güvenli bölgelere ulaştırıldı. Sergi, tren raylarının bir ulaşım aracından öte, bir umut hattına nasıl dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Rahmi M. Koç Müzesi Genel Müdürü Mine Sofuoğlu, demiryollarının tarih boyunca savaşta ve barışta hayatı sürdüren kritik unsurlar olduğuna dikkat çekerek, serginin koleksiyonun tarihsel perspektifi ile günümüzün insani gerçekliği arasında güçlü bir bağ kurduğunu vurguladı.

Fotoğraf sanatçısı Jelle Krings, Ukrayna’daki savaşın ilk üç buçuk yılını demiryolu işçileriyle geçirdiğini belirterek, onların öyküsünü Türkiye’ye taşımaktan onur duyduğunu ifade etti. Hollanda İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga ise demiryolu çalışanlarının mücadelesinin Ukraynalıların cesaretini ve direncini ortaya koyduğunu söyledi.

Sergi, 3-22 Mart tarihleri arasında Rahmi M. Koç Müzesi’nin Tersane Binası’nda görülebilecek.

#IronPeople #RahmiKoçMüzesi #FotoğrafSergisi #UkraynaDemiryolu #JelleKrings #SanatVeDireniş #UmutHattı #Savaşınİzleri #SanatHaber #İstanbulSergi

60/60 Kuralı ile İşitme Sağlığınızı Koruyun

Kulaklarımız çevremizi ve dünyayı algılamamızda önemli rol oynuyor. Ancak günümüzde modern yaşamın getirdiği gürültü kirliliği, yanlış alışkanlıklar ve ihmaller, işitme sağlığını tehdit ediyor. Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygın olarak kullanılan kulaklıklar; müzik veya podcast dinlemek, telefonla konuşmak için günlük hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ancak yanlış kullanım, özellikle yüksek ses seviyeleri ve uzun süreli maruziyet, kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla insan işitme kaybı riski altında ve erken önlem alınmazsa kalıcı hasarların artacağı öngörülüyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, “3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü” nedeniyle, kulaklıkların işitme sağlığına olumsuz etkileri hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt

Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt

Yanlış kulaklık kullanımı sağlığımızı tehdit ediyor

Kulak sağlığı sadece işitmeyi değil; dengeyi, iletişim becerilerini ve genel yaşam kalitesini de etkiler. Yüksek seslere maruz kalmak, enfeksiyonlar ve yanlış temizlik yöntemleri gibi faktörler, geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Kulaklıklar da en büyük risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Kulaklık kullanımı moderasyonla faydalı olabilir ancak ihmal edildiğinde işitme kaybı, ağrı veya enfeksiyon gibi sorunlar görülebilir. Bu belirtiler fark edilirse, bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurmak önemlidir.

Kalıcı işitme kaybına yol açabilir

Kulaklıkların aşırı kullanımı, yüksek ses seviyeleri nedeniyle iç kulaktaki tüylü hücreleri tahrip ederek kalıcı işitme kaybına ve kulak çınlamasına neden olabilir; bu, özellikle gençlerde yaygın bir risk faktörüdür. Kulak içi modeller, kulak kanalında nem ve bakteri birikimine yol açarak enfeksiyonlara davetiye çıkarırken, kulak üstü çeşitler uzun süreli baskıdan kaynaklı baş ağrısı ve cilt irritasyonuna sebep olur. Kablosuz kulaklıklar ise radyofrekans sinyalleriyle beyne yakın konumda elektromanyetik maruziyet yaratabilir ancak bu etkinin kesin zararları henüz bilimsel olarak tam kanıtlanmamıştır.

Kulaklıklar yanlış kullanımda şu riskleri içeriyor;

  • İşitme kaybı riski: Kulaklıkların en yaygın zararı, yüksek ses seviyelerinde uzun süre kullanım sonucu oluşan işitme kaybıdır. İç kulaktaki hassas tüylü hücreler (koklear hücreler), yüksek desibelli seslere maruz kaldığında hasar görür ve bu hücreler yenilenmez. Örneğin, 85 desibelin üzerindeki seslere 8 saatten fazla maruz kalmak, kalıcı işitme kaybına yol açabilir. Kulak içi kulaklıklar, sesi doğrudan kulak zarına ilettiği için bu riski artırır; kulak üstü modellerde ise ses biraz daha dağılır, ancak uzun kullanımda benzer sorunlar yaşanabilir. Araştırmalar, kulaklıkla müzik dinleyenlerin %10’unda işitme kaybı ve ilgili problemler görüldüğünü gösteriyor. Ayrıca, tinnitus (kulak çınlaması) gibi semptomlar da ortaya çıkabilir.
  • Enfeksiyon ve bakteri artışı: Kulak içi kulaklıklar, kulak kanalındaki nem ve sıcaklığı artırarak bakteri üremesini teşvik eder. Bu, dış kulak yolu enfeksiyonlarına veya kulak kiri birikimlerine neden olabilir. Paylaşılan veya temizlenmeyen kulaklıklar, bakteri sayısını 10-12 kat artırabilir ve enfeksiyon riskini yükseltir. Kulak üstü modellerde ise baskıdan kaynaklı tahriş ve baş ağrıları daha sık görülür.
  • Baş ağrısı ve rahatsızlık: Uzun süreli kullanım, kulak çevresinde baskı yaratır ve migren benzeri ağrılara yol açabilir.
  • Denge ve genel sağlık etkileri: Yüksek ses, iç kulaktaki denge mekanizmasını etkileyebilir, nadir de olsa vertigo gibi sorunlara neden olur.
  • Sistemik riskler: Bazı ilaçlar veya mevcut hastalıklar (örneğin diyabet), kulak hassasiyetini artırarak zararı büyütür.

Kulak sağlığını korumak için bu kurallara uyun

 60/60 Kuralı: Ses seviyesini cihazın maksimumunun %60’ıyla sınırlayın ve günde 60 dakikadan fazla kullanmayın.

Temizlik: Kulaklıkları düzenli dezenfekte edin, başkalarının kullanmasına izin vermeyin.

Model seçimi: Mümkünse kulak üstü modelleri tercih edin; kulak içi olanlarda silikon uçları doğru boyutta seçin.

Düzenli kontrol: Özellikle gençlerde ve yüksek sesli ortamda çalışanlarda yıllık işitme testi yaptırın.

Alternatifler: Hoparlör kullanmayı veya sessiz ortamları tercih edin.

#KulakSağlığı #İşitmeKaybı #KulaklıkKullanımı #DünyaKulakVeİşitmeGünü #MemorialAntalya #DoçDrNeslihanYaprakBarıt #SağlıkUyarısı #Tinnitus #GençlerdeRisk #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Scorpions’tan Türk Hayranlarına Özel Mesaj

Rock tarihinin 60 yıllık efsanesi Scorpions, 24 Haziran 2026’da Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda gerçekleşecek konser öncesi Türkiye’ye özel bir video mesaj gönderdi. Grubun unutulmaz vokalisti Klaus Meine, “24 Haziran’da İstanbul’u kasırga gibi sallayacağız!” diyerek hayranlarına seslendi.

Meine’nin “kasırga” vurgusu, grubun dünya çapında marşa dönüşen hit parçası “Rock You Like a Hurricane”a gönderme niteliği taşıyor ve İstanbul’da yaşanacak yüksek enerjili stadyum atmosferinin ipuçlarını veriyor.

1965’te Hannover’de kurulan ve 100 milyonun üzerinde albüm satışıyla rock tarihine damga vuran Scorpions; “Wind of Change”, “Still Loving You”, “No One Like You” ve “Rock You Like a Hurricane” gibi kuşakları aşan şarkılarıyla dünyanın en güçlü canlı performans gruplarından biri olarak kabul ediliyor.

Coming Home — 60 Years of Scorpions turnesi kapsamında gerçekleşecek İstanbul konseri, grubun altmış yıllık sahne mirasını dev stadyum prodüksiyonu ve yüksek enerjisiyle Türk hayranlarıyla buluşturacak.

24 Haziran 2026: İstanbul için Scorpions gecesi.

#Scorpions #İstanbulKonseri #RockYouLikeAHurricane #WindOfChange #StillLovingYou #RockEfsanesi #BKMOrganizasyon #BeşiktaşTüpraşStadyumu #60YearsOfScorpions #RockKonser #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Anadolu Isuzu, Yenilenen NovoLux ile Turizm Taşımacılığında Konforu Yükseltti

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, turizm ve servis taşımacılığında güçlü bir konuma sahip olan NovoLux modelini yenileyerek yollara çıkardı. Modern tasarım çizgileri, artırılmış güvenlik donanımları ve konfor odaklı iç mekân iyileştirmeleriyle yeni NovoLux, hem işletmecilere verimlilik hem de yolculara daha güvenli ve keyifli bir seyahat deneyimi sunuyor.

Güvenlik ve Konfor Ön Planda

Yenilenen iç trim renkleriyle daha ferah bir atmosfer sağlayan NovoLux, yeni nesil koltuk tasarımı ve ahşap görünümlü taban kaplamasıyla şıklığı dayanıklılıkla buluşturuyor. Multimedya sistemi, elektrikli ve ısıtmalı yan aynalar, alçaltılmış bagaj kapağı gibi detaylar sürücü ve yolcular için kullanım kolaylığı sağlıyor.

 Yüksek Performans ve Verimlilik

7.420 mm uzunluğa ve 2.350 mm genişliğe sahip araç, Euro VI OBD-E emisyon standartlarına uygun turbo dizel motoruyla 190 PS güç ve 510 Nm tork üretiyor. 29 yolcu kapasitesine sahip NovoLux, ESC ve ABS’li tam havalı fren sistemi, AEBS acil fren sistemi, radar destekli kör nokta bilgi sistemi (BSIS), hareketli nesne algılama sistemi (MOIS), sürücü dikkat uyarı sistemi ve motor odası yangın algılama sistemi gibi ileri güvenlik teknolojilerini standart olarak sunuyor.

Yeni NovoLux, turizm ve servis taşımacılığında konfor, güvenlik ve verimliliği bir arada sunan modern bir çözüm olarak öne çıkıyor.

#AnadoluIsuzu #NovoLux #OtomotivSektörü #TurizmTaşımacılığı #ServisTaşımacılığı #GüvenlikVeKonfor #YüksekPerformans #TicariAraç #OtomotivHaber #YeniNovoLux #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Linssen, Novamarine, Riviera ve Aerofoils’te Özel Fiyatlar

Doğuş Otomotiv’in denizcilik alanındaki markası Doğuş Marine, distribütörlüğünü yürüttüğü Linssen, Novamarine, Riviera ve Aerofoils markalarında sezon öncesine özel avantajlı fiyatlar sunuyor. 13 Mart’a kadar devam edecek satış programı, deniz tutkunlarına seçkin bir satın alma deneyimi ve yeni sezona stil sahibi bir başlangıç fırsatı sağlıyor.

Avrupa’nın çelik motor yat segmentindeki köklü temsilcisi Linssen, yüksek seyir konforu ve zarif tasarımıyla öne çıkarken; Novamarine sportif karakteriyle özgürlüğü yeniden tanımlıyor. Lüks motor yat dünyasında çağdaş tasarım anlayışıyla dikkat çeken Riviera, geniş yaşam alanlarıyla konforu üst seviyeye taşıyor. Elektrikli su sporları alanında yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkan Aerofoils ise performans ve sürdürülebilirliği bir arada sunuyor.

Seçili modellerde sunulan özel fiyat avantajları, yeni sezona eksiksiz hazırlık yapmak isteyenler için önemli bir ayrıcalık yaratıyor.

#DoğuşMarine #Denizcilik #YatTutkusu #Linssen #Novamarine #Riviera #Aerofoils #SezonÖncesiFırsatlar #DenizKeyfi #YatVeTekne #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Evrim Sanat Galerisi’nde Keçi İmgesiyle Çağdaş Yorum

Evrim Sanat Galerisi, mozaik sanatının çağdaş temsilcilerinden Mehmet Kına’nın kişisel sergisi “Heey Keçiler, Hooy Keçiler”i sanatseverlerle buluşturdu. 21 Şubat 2026’da açılan sergi, sanatçının kültürel bellek, kırsal yaşam ve toplumsal dönüşümleri odağına alan 21 eserini içeriyor.

Kına, keçilerle kurduğu kişisel bağ üzerinden toplumsal yaşamı simgesel bir anlatımla yorumlarken; taş, cam ve doğal malzemelerle oluşturduğu mozaiklerinde Anadolu’nun kadim geleneğini çağdaş bir kavramsal çerçeveyle yeniden yorumluyor. Evrim Sanat Galerisi kurucusu Betül Ketenci, eserlerde keçi imgesinin kimi zaman direnişin, kimi zaman uyumun, kimi zaman da toplumsal eleştirinin sembolü olarak öne çıktığını vurguladı.

Sergi, 11 Mart 2026 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek.

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi Ergun Apt. No: 244 Kat 2 Daire 8 Kadıköy İstanbul, Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

#MehmetKına #HeeyKeçilerHooyKeçiler #EvrimSanatGalerisi #MozaikSanatı #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #İstanbulSanat #KültürelBellek #AnadoluSanatı #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity