Yazılar

Fethiye’de Açık Ateşin Ritmi Sofralara Taşındı

Şef Türev Uludağ liderliğindeki Tam Ocakbaşı, Ege sahillerinin rafine buluşma noktası Yazz Collective ile güçlerini birleştirerek unutulmaz bir pop-up gastronomi deneyimine imza attı. “A Coastline Ritual” konseptiyle gerçekleşen bu özel gecede, Akdeniz’in bereketli toprakları, açık ateşin ritmi ve paylaşmanın sıcaklığı aynı sofrada buluştu.

Fethiye’nin büyüleyici atmosferinde düzenlenen etkinlikte, Tam Ocakbaşı’nın Çukurova’nın bereketli topraklarından ilham alan meze ve kebapları, Yazz Collective’in yaratıcı mutfak anlayışıyla birleşti. Menüde Muammara, Humus, Sürk Peyniri, Yazz Collective imzalı Bademli Rezeneli Cacık ve Tablacı Salatası gibi özel tatlar yer aldı. İki ekibin gastronomi vizyonunu bir araya getiren bu buluşma, misafirlerden tam not aldı.

Yoğun ilgi gören etkinliğin Kurban Bayramı tatilinde bir kez daha tekrarlanması planlanıyor.

Tam Ocakbaşı

Tam Ocakbaşı Bodrum Yalıkavak’ta Açılıyor

Fethiye’deki pop-up buluşmasıyla yaz sezonuna hızlı bir giriş yapan Tam Ocakbaşı, lezzet tutkunlarına büyük bir müjde verdi. İstanbul’daki başarısının ardından rotasını Ege’ye çeviren marka, bu sezon Bodrum Yalıkavak’ta açacağı yeni şubesiyle misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Çukurova’nın sevilen lezzetlerini ve geleneksel ocakbaşı ritüellerini Bodrum’un dinamik yaşam tarzıyla buluşturacak olan yeni mekan, yaz sezonunun en iddialı gastronomi adreslerinden biri olmaya aday.

Tam Ocakbaşı

#TamOcakbaşı #YazzCollective #EgeMutfağı #FethiyeGastronomi #BodrumYalıkavak #GurmeDeneyim #PopUpRestoran #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Elite World Kuşadası’nın Gurme Noktası Sezonu Açtı

Elite World Kuşadası  bünyesinde yer alan imza restoran Savlo, 19 Mayıs itibarıyla yaz sezonunu açarak Ege’nin özgün lezzetlerini deniz manzarası eşliğinde misafirleriyle buluşturuyor. Kuşadası Marina’ya karşı konumlanan Savlo, zarif sunumları ve modern yorumlarla yeniden şekillenen köklü Ege mutfağıyla gastronomi tutkunlarının buluşma noktası olmaya aday.

Doğadan İlham Alan Sofralar
Savlo’nun menüsünde doğallık ve tazelik ön planda tutuluyor. Mevsiminde temin edilen ürünler, yerel üreticilerden gelen malzemeler ve özenle seçilen deniz ürünleri şeflerin yaratıcı dokunuşlarıyla sofistike tabaklara dönüşüyor. Geleneksel tarifler çağdaş tekniklerle yeniden hayat bulurken, her tabak misafirlere hem tanıdık hem de yenilikçi bir lezzet deneyimi sunuyor.

Ege Mutfağının Modern Yorumu
Zeytinyağlılardan deniz ürünlerine uzanan geniş menüsüyle Savlo, Ege mutfağının en karakteristik tatlarını zarif bir atmosferde buluşturuyor. Yerel dokuyu koruyan ama global bir yaklaşım sergileyen mutfak anlayışıyla dikkat çeken restoran, hem otel misafirlerini hem de bölgedeki gastronomi meraklılarını ağırlıyor. Denizle iç içe atmosferi, şık sunumları ve rafine tatlarıyla Savlo, Kuşadası’nın gastronomi sahnesine yeni bir soluk getiriyor.

Gastronomi Tutkunlarının Buluşma Noktası
Savlo, yalnızca bir restoran değil; aynı zamanda Ege’nin kültürel ve gastronomik mirasını modern bir yorumla yeniden keşfetme alanı. Şarap eşleşmeleriyle zenginleşen menü, misafirlere unutulmaz bir akşam deneyimi sunarken, Kuşadası’nın yaz akşamlarını daha da özel kılıyor.

Elite World Kuşadası’nın seçkin restoranı Savlo, sezon boyunca özgün lezzetleriyle bölgenin gastronomi deneyimini zenginleştirmeye devam edecek.

#SavloRestoran #EliteWorldKuşadası #EgeMutfağı #GurmeLezzetler #KuşadasıGastronomi #DenizManzaralıRestoran #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yurtseven Kardeşlerden Futbol Tutkusuna Müzikal Destek

Milli Takım’ın Dünya Kupası heyecanına müzikal bir dokunuş geldi. Yurtseven Kardeşler, söz ve müziği Hasan Yurtseven’e ait olan “Hep Birlikte Dünya Kupası 2026” şarkısını futbol severlerle buluşturdu. Musicom Prodüksiyon etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlanan şarkı, kısa sürede büyük ilgi görerek taraftarların beğenisini topladı.

Yurtseven Kardeşler yaptıkları açıklamada, “Milli takımımızın her zaman yanındayız. Bu özel organizasyon öncesi bir katkıda bulunmak istedik. Gelen tepkilerden mutluyuz, umarız takımımız finale kadar yükselir ve kupa ülkemizin olur” ifadelerini kullandı.

Müzik ve futbolun enerjisini bir araya getiren bu özel çalışma, Dünya Kupası heyecanını daha da yükseltiyor.

 

#YurtsevenKardeşler #HepBirlikteDünyaKupası2026 #MilliTakım #MusicomProdüksiyon #MüzikveFutbol #DünyaKupasıŞarkısı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Fatih Şimşek’ten İlk Kişisel Sergi: İnsan Atlası

Gala Galeri, genç sanatçı Fatih Şimşek’in ilk kişisel sergisi “İnsan Atlası”na ev sahipliği yaptı. Açılış gecesi yoğun ilgi gören sergi, sanatseverleri insan ile doğa arasındaki ilişkinin ilkel, dönüşen ve süreklilik gösteren yapısını keşfetmeye davet etti.

“İnsan Atlası”, dağlar, toprak, ağaçlar, hayvanlar ve insan figürlerinin iç içe geçtiği resimlerden oluşuyor. Zaman, mekân ve beden algısının dönüşerek yeni bir anlatı alanı yarattığı eserler, izleyiciyi yaşamın bütüncül yapısı üzerine yeniden düşünmeye yönlendiriyor. Açılış gecesinde sanatçının düşsel ve katmanlı dünyasıyla buluşan ziyaretçiler, sergiyi büyük bir ilgiyle karşıladı.

Fatih Şimşek’in sanat yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olan İnsan Atlası, 7 Haziran 2026 tarihine kadar Gala Galeri’de görülebilecek.

 

#FatihŞimşek #İnsanAtlası #GalaGaleri #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #KültürSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

MyLouz by Selagro, Tatlı Bir Davetle Sahneye Çıkıyor

Bilfen Şirketler Topluluğu üçüncü kuşak temsilcilerinden Selin Öztürk, aile köklerinden aldığı ilhamı gurme dünyasına taşıyor. Balıkesir Manyas’taki aile topraklarında yetişen bademleri rafine tatlarla buluşturan MyLouz by Selagro, premium bir lezzet markası olarak gastronomi sahnesine adım attı.

Geçtiğimiz günlerde The Grand Tarabya Spring Fest’te ilk kez geniş kitlelerle buluşan marka, festival ziyaretçilerine yalnızca bir tat değil; zarif, modern ve duyusal bir deneyim sundu. Standın etrafında oluşan yoğun ilgi, MyLouz by Selagro’nun gurme dünyasında yeni bir yıldız olarak parladığını gösterdi.

Koleksiyon; sütlü çikolatanın kadifemsi dokusundan bitterin güçlü karakterine, beyaz çikolata ve hindistan cevizinin dengeli uyumundan kakaonun yoğun aromalarına; matcha, dulce de leche ve deniz tuzunun sofistike birlikteliğine kadar uzanan seçkin bir tat yelpazesi sunuyor. Selin Öztürk’ün vizyoner yaklaşımıyla MyLouz by Selagro, Türk bademini uluslararası pazarlarda temsil etmeyi hedeflerken, aynı zamanda gurme yaşam kültürünün yeni adresi olmayı vaat ediyor.

Bu davet, yalnızca bir tanıtım değil; tatlı bir keşif yolculuğu… MyLouz by Selagro, lezzeti premium bir deneyime dönüştürmek isteyen herkesi bu yolculuğa katılmaya çağırıyor.

 

#MyLouzbySelagro #SelinÖztürk #PremiumLezzet #GurmeTatlar #ÇikolataKültürü #TürkBademi #GıdaHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

29. Araştırma Zirvesi: Akıl ve İçgüdü Üzerine

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD), 7 Mayıs 2026’da Raffles İstanbul’da düzenlenen 29. Araştırma Zirvesi ile araştırma, reklam, pazarlama, akademi ve medya dünyasının profesyonellerini bir araya getirdi. “İnsanın İki Yüzü: Akıl ve İçgüdü” temasıyla gerçekleşen zirvede, bireysel davranışlardan toplumsal dönüşümlere uzanan çok katmanlı bir yaklaşım ele alındı.

TÜAD Başkanı ve Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik, açılış konuşmasında araştırma sektörünün yalnızca veri üreten değil, toplumu anlamlandıran ve stratejik içgörü sağlayan bir yapı olduğuna dikkat çekti. Yapay zekâ, etik, metodoloji ve nitelikli insan kaynağının önümüzdeki dönemin en kritik başlıkları olacağını vurguladı.

Zirvede öne çıkan oturumlarda; Ahmet Pura araştırmanın iletişim ve iş dünyası açısından yön gösterici rolünü, Azmi Gümüşlüoğlu sürdürülebilir denge için farklı sesleri anlamanın önemini, Pladis ve eBrandValue ise yapay zekâ destekli veri analitiğinin pazarlama süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü anlattı. NielsenIQ oturumunda ise agentic AI yaklaşımıyla dijital raf düzeninin ve tüketici yolculuğunun yeniden tanımlandığı paylaşıldı.

Akademi ve iş dünyasından birçok isim, tüketici davranışlarının rasyonellik sınırlarını, toplumsal tepkiyi, ekonomi politikalarını ve yapay zekâ ile insan aklı arasındaki etkileşimi tartıştı. Gün boyu süren paneller, ödül töreni ve networking seansıyla tamamlanan zirve, araştırma sektörünün geleceğine ışık tuttu.

 

 

#AraştırmaZirvesi #TÜAD #Akılveİçgüdü #AraştırmaSektörü #VeriAnalitiği #YapayZeka #Pazarlama #İletişim #Ekonomi #PauseDergi  #PauseTv #PauseJournal  #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Düşük Ayak Belirtisi: Tökezlemeyi Hafife Almayın

Yürürken ayak ucunuz yere takılıyor mu? Sık sık tökezliyor veya ayağınızı yukarı kaldırmakta güçlük çekiyor musunuz? Özellikle merdiven çıkmak, engebeli zeminde yürümek ve hızlı hareket etmek gün geçtikçe daha da zorlaşıyor mu?  Bu sorunlardan yakınıyorsanız, nedeni halk arasında “düşük ayak” olarak bilinen “foot drop” olabilir!

Hemen her yaşta görülebilen düşük ayak yürüyüş dengesini bozarak günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebiliyor. Hastalar zamanla düşecekleri kaygısıyla dışarı çıkmaktan kaçınabiliyor, sosyal hayattan uzaklaşabiliyor. İlerleyen dönemlerde ise yürüyebilmek için destek cihazlarına ihtiyaç duyabiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz,  düşük ayak tablosunun tek başına bir hastalık değil; çoğu zaman sinir, kas, omurga veya nörolojik hastalıkların bir belirtisi olduğuna dikkat çekerek,  “Bu  nedenle yürümekte güçlük çeken kişilerin ‘Biraz uyuşma var, geçer‘, ‘Ayağım takılıyor ama idare ediyorum’ veya ‘Tökezlememin nedeni dikkatsizliğimdir’ düşüncesiyle zaman kaybetmeden hekime başvurmaları çok önemlidir. Erken tanı hem altta yatan hastalığın ilerlemesini önlenmede hem de ayakta oluşabilecek kalıcı hasar riskini azaltmada kritik rol oynar. Günümüzde erken tanı ve uygun tedavi sayesinde ayak fonksiyonlarında önemli ölçüde iyileşme sağlanabilir” diyor.

Prof. Dr. Umut Yavuz

Prof. Dr. Umut Yavuz

Yürüme bozukluğuyla kendini gösteriyor

Düşük ayak kişinin yürürken ayağının ön kısmını yukarı kaldırmakta zorlanmasına neden olan önemli bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor.  Bu tablo kendini genellikle yürüme bozukluğuyla gösteriyor. Normal yürüyüş sırasında ayak bileğini yukarı kaldıran kaslar, ayağın yere takılmadan ilerlemesini sağlıyor. Bu kasların sağlıklı çalışması için siyatik sinir ve onun bir dalı olan peroneal sinirin sağlam olması gerekiyor. Bu sinirlerden en az biri etkilendiğinde ayağı yukarı kaldıran ve sağ ile sola yönlendiren kaslar zayıflıyor. Sonuç olarak ayak ucu yere  sürtünmeye başlıyor ve kişi yürürken ayağını normalden daha fazla kaldırmak zorunda kalıyor. Bu tablo halk arasında “düşük ayak”  olarak adlandırılıyor. Bazı hastaların ise ayağını yere takmamak için dizini normalden fazla kaldırarak yürümek zorunda kaldıklarını aktaran Prof. Dr. Umut Yavuz, “Yüksek adımlı yürüyüş olarak tanımlanan bu yürüyüş şekli hem yorucudur hem de zamanla kalça, diz ve bel bölgesinde ek zorlanmalara neden olabilir” diye konuşuyor.

Ciddi bir sorunun habercisi olabiliyor!

Düşük ayak, ayağı yukarı kaldıran kasların yeterince çalışamaması sonucu ortaya çıkıyor. Kaslar doğrudan hasar görebileceği gibi, bu kaslara komut taşıyan sinirler de etkilenebiliyor. Prof. Dr. Umut Yavuz,  düşük ayağın çoğu zaman başka bir sağlık sorununun habercisi olduğunu vurgulayarak,  “Bu tabloya genel olarak sinir sıkışmaları, bel fıtığı veya bel kanal darlığı, sinir yaralanmaları, diyabetik nöropati, kas ve sinir hastalıkları ile inme gibi ciddi durumlar neden  olur. Bazen travmalar ve diz veya kalça protezi gibi büyük cerrahiler sonrasında sinir etkilenmeleri de düşük ayak sorununa yol açabilir” diye konuşuyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, bunların yanı sıra uzun süre bacak bacak üstüne atan, çömelerek çalışan, dizin dış  kısmına uzun süre baskı uygulayan ve hızlı kilo kaybı yaşayan kişilerde de düşük ayak tablosunun gelişebildiğini söylüyor.

En yaygın belirtisi ayağın yere takılması

Hastalar sağlık kuruluşlarına en sık ‘Ayağımı kaldıramıyorum’, ‘Ayağım yere sürtüyor’, ‘Sık sık tökezliyorum’ ve ‘Ayakkabımın ucu yere çarpıyor’ gibi şikayetlerle başvuruyor.  Düşük ayağın belirtileri bazen aniden, bazen de sinsi başlayabiliyor. Travma, cerrahi sonrası sinir yaralanması veya ani bel fıtığında tablo hızlı ilerleyebiliyor. Sinir sıkışması, diyabetik nöropati veya bazı nörolojik hastalıklarda ise belirtiler daha yavaş gelişebiliyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, düşük ayağın en yaygın belirtilerini şöyle anlatıyor: “En sık görülen belirtisi hastanın ilk aşamada ayağını kendine doğru çekememesi ve yürürken  ayak ucunun yere takılmasıdır. Buna ayak çevresinde duyu kaybı da eşlik edebilir. Bazı hastalarda uyuşma, karıncalanma, bacağın dış kısmında ağrı veya belden bacağa yayılan ağrı da gelişebilir.”

Geç kalındığında kalıcı hasar oluşabiliyor

Düşük ayak tablosunda erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Umut Yavuz, altta yatan bazı nedenlerinde erken tedavi sayesinde sinir fonksiyonunun toparlanabildiğini ve kalıcı hasarın önlenebildiğini aktarıyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, şu bilgileri paylaşıyor:  “Özellikle sinir sıkışması, bel fıtığına bağlı sinir basısı veya travma sonrası gelişen durumlarda zamanlama kritik öneme sahiptir. Geç kalındığında kaslarda zayıflık kalıcı hale gelebilir, sinirin iyileşme kapasitesi azalabilir ve ayakta şekil bozuklukları gelişebilir. Uzun süre devam eden düşük ayakta hasta ayağını yukarı kaldıramadığı için yürüme paterni bozulabilir ve zamanla ayak bileğinde sertlik oluşabilir. Bunun sonucunda düşme riski artabilir. Erken dönemde tedavi şansı daha yüksek olurken, ileri evrelerde tendon transferi gibi fonksiyon kazandırmaya yönelik cerrahi işlemler gündeme gelebilir.”

Bu tabloda ameliyat gerekebiliyor

Tedavide temel hedef, altta yatan nedeni tespit etmek ve   mümkünse ortadan kaldırmak. Bunun yanında hastanın güvenli yürümesini sağlamak ve ayakta kalıcı şekil bozukluğu gelişmesini engellemek amaçlanıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Umut Yavuz, erken tanı alan hastalarda, özellikle sinirin tamamen kopmadığı ve basının erken dönemde giderildiği durumlarda tedavide oldukça başarılı sonuçlar sağlandığını belirterek, “Tedavinin başarısı; altta yatan neden, sinir hasarının derecesi, geçen süre, hastanın yaşı ve eşlik eden hastalıklara göre değişir. Düşük ayağa sebep olan etkenin tedavisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ayak bileği ortezleri, kas güçlendirme egzersizleri ile denge ve yürüme eğitimi ilk basamak tedavileri oluşturur” diyor. Prof. Dr. Umut Yavuz, uzun süreli ve kalıcı tablolarda ise tendon transferi cerrahisine başvurulduğunu söylüyor.

Amaç güvenli ve dengeli bir yürüyüş sağlamak!

Tendon transferi cerrahisinde genellikle ayakta çalışan güçlü tendonlardan biri, ayağın ön kısmını yukarı kaldırmaya yardımcı olacak şekilde yeniden konumlandırılıyor. Böylece işlevini kaybeden kasın görevi, sağlam bir kas-tendon sistemiyle telafi ediliyor. Başarılı bir cerrahi sonrasında hastaların yürüyüş kalitesi belirgin şekilde artarken, düşme riski de büyük ölçüde azalıyor.  Prof. Dr. Umut Yavuz, ameliyat sonrasında genellikle altı hafta boyunca alçı veya yürüme botu kullanıldığını, ardından fizik tedavi sürecine geçildiğini belirterek, “Günlük yaşama dönüş süresi ise yapılan işleme, hastanın genel durumuna ve rehabilitasyon sürecine göre değişmekle birlikte, çoğu hastada 2-3 ay içinde belirgin fonksiyonel kazanım hedeflenmektedir” bilgisini veriyor.

 

#DüşükAyak #FootDrop #SağlıkHaber #Ortopedi #AcıbademKadıköy #YürüyüşSorunları #ErkenTanı #SinirHastalıkları #KasHastalıkları #NörolojikBelirti #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ömer Aygün Çevirisiyle Ruh Üzerine Raflarda

Felsefe tarihinin en önemli metinlerinden biri olan Aristoteles’in Ruh Üzerine adlı eseri, Ömer Aygün’ün Eski Yunancadan çevirisi, önsözü, notları ve diziniyle Can Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı.

Aristoteles, bu eserinde Homeros’tan Platon’a kadar önceki ruh anlatılarını aktararak eleştiriyor ve kendi öğretisini ortaya koyuyor. Ruhun mistik bir öz değil, yaşamın ilkesi olduğunu savunan filozof, bitkilerden Tanrı’ya kadar uzanan canlılık spektrumunu ele alıyor.

Çeviride önsöz, notlar, ek metinler, elyazması listesi ve sözlükçe yer alıyor. Böylece hem uzmanlara hem de meraklı okurlara kapsamlı bir kaynak sunuluyor. Ömer Aygün’ün ifadesiyle: “Bu kitap bir okuldur ve tartışmasını bilene okulun kapıları açıktır.”

 

#Aristoteles #RuhÜzerine #CanYayınları #ÖmerAygün #FelsefeKitapları #KlasikMetinler #KitapHaber #YunanFelsefesi #FelsefeTarihi #YeniÇeviri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Fazla tuzun 7 zararı

Modern yaşamın hızına ayak uydururken beslenme alışkanlıkları da giderek değişiyor. Hazır ve işlenmiş gıdaların günlük yaşamda daha fazla yer almasıyla birlikte, farkında olmadan tüketilen tuz miktarının arttığına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, “Fazla tuz tüketimi yalnızca sofradaki lezzeti değil, uzun vadede sağlığımızı da doğrudan etkiliyor. Özellikle kalp-damar sistemi ve böbrekler üzerinde kritik sonuçlara yol açabilen aşırı tuz tüketimi, yaşam kalitesini düşüren sağlık sorunlarının başlıca nedenleri arasında” dedi.

Yoğun tuz tüketimi ilk olarak kalp-damar sistemi ve böbrekleri etkiliyor. Özellikle aralıklı tansiyon yükselmeleri ve bacaklarda şişlik oluşmasının, aşırı tuz tüketiminin ardından görülebilen ilk değişiklikler arasında yer aldığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, “Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5 gram yani bir çay kaşığı ile sınırlandırılmasını öneriyor. Ancak günümüzde birçok kişi farkında olmadan bu miktarın 2-3 katını tüketiyor. Türkiye’nin de tuzu seven bir toplum olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ülkemizde günlük tuz tüketimi ortalama 15-19 gram seviyelerine kadar çıkabiliyor” açıklamasında bulundu.

Dr. Emine Dündar

Dr. Emine Dündar

Fazla tuz böbrekleri zorlayıp ödem oluşturabiliyor

Fazla tuz tüketiminin vücutta sodyum birikimine yol açtığını belirten Dündar, “Sodyum suyu tutma eğilimindedir. Bu durum damar dışına sıvı geçişini artırarak dokular arasında su birikmesine neden olur. Böbrekler fazla sodyumu atmakta zorlandığında ise vücut dengeyi sağlamak için daha fazla su tutar. Sonuç olarak özellikle ayaklar, bilekler, bacaklar ve yüzde şişlik yani ödem ortaya çıkar. Bu tablo genellikle gün içinde artan, akşam saatlerinde belirginleşen bir şişlik şeklinde kendini gösterebilir. Sürekli tekrar eden ödem şikâyetlerinin ise mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir” uyarısında bulundu.

“Gizli tuz”a dikkat

Gizli tuzun, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuz olduğunu dile getiren Dündar, “Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynaklardır. Bu nedenle kişi bu ve benzeri besinlere tuz eklemediğini düşünse bile günlük alım farkında olmadan yükselir. Bu nedenle öncelikle gizli tuz kaynaklarının farkına varmak gerekir. Paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimini azaltmak, etiket okumak önemli bir adımdır. Yemeklerin tuz eklemeden önce tadına bakmak ve miktarı kademeli olarak azaltmak damak tadının uyum sağlamasını kolaylaştırır. Limon, sirke, sarımsak ve çeşitli baharatlar tuz yerine lezzet artırıcı olarak kullanılabilir. Ayrıca evde yeme alışkanlığı kazanmak ve dışarıda hazır gıda tüketimini azaltmak da tuz alımını belirgin şekilde düşürür” şeklinde konuştu.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, uzun vadede yüksek tuz tüketiminin zararlarını sıraladı:

  1. Yüksek tansiyon: Damar basıncını artırarak hipertansiyona yol açar.
  2. Kalp hastalıkları: Kalbin yükünü artırarak kalp krizi ve kalp yetmezliği riskini arttırır.
  3. Böbrek hasarı: Böbrek fonksiyonlarının azalmasına, protein kaçağına ve hatta kronik böbrek hastalığına zemin hazırlayabilir.
  4. Felç riski: Beyin damarlarında hasar oluşturarak inme riskini artırır.
  5. Ödem: Vücutta sıvı tutulmasına ve şişliklere yol açar.
  6. Kemik kaybı: Kalsiyum atılımını artırarak kemik sağlığını olumsuz etkiler.
  7. Mide hastalıkları: Mide mukozasını etkileyerek gastrit ve bazı mide hastalıklarına zemin hazırlar.

 

#DünyaTuzaDikkatHaftası #TuzTüketimi #SağlıklıBeslenme #KalpSağlığı #BöbrekSağlığı #Hipertansiyon #GizliTuz #SağlıkHaber #AnadoluSağlıkMerkezi #DrEmineDündar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Gaziantep’in Yaşam Kültürü Hasan Süzer Müzesi’nde Yaşatılıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile Süzer Ailesi iş birliğinde restorasyonu tamamlanan Hasan Süzer Evlilik ve Yaşam Kültürü Müzesi düzenlenen törenle kapılarını ziyaretçilere açtı. Açılışta Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Süzer Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Süzer Grubu Onursal Başkanı Mustafa Süzer ile siyaset, diplomasi ve iş dünyasından seçkin konuklar bir araya geldi.

Gaziantep’in köklü yaşam kültürünü ve evlilik geleneklerini yaşatacak müze, kentin kültürel mirasını koruma ve gelecek nesillere aktarma hedefiyle hayata geçirildi. Geleneksel taş mimarisiyle restore edilen yapı; evlilik, mutfak kültürü, düğün odaları, nazar ve ritüel bölümleriyle ziyaretçileri geçmişten günümüze uzanan kültürel bir yolculuğa çıkarıyor. Müze avlusunda ayrıca Hasan Süzer’in hayat hikâyesinin anlatıldığı özel bir oda bulunuyor.

Açılış töreninde konuşan Başkan Fatma Şahin, kültürün kuşaktan kuşağa aktarılan bir değer olduğunu vurgulayarak, Hasan Süzer’in Gaziantep’e sunduğu katkıların unutulmayacağını ifade etti. Mustafa Süzer ise, “Bu müze yalnızca bir restorasyon değil; geçmişe duyulan saygının ve geleceğe duyulan inancın güçlü bir ifadesidir” dedi.

Hasan Süzer Evlilik ve Yaşam Kültürü Müzesi, her gün 08:30–17:30 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak. Müze, Gaziantep’in kültürel hafızasını yaşatırken kent turizmine de önemli katkılar sunacak.

 

#Gaziantep #HasanSüzerMüzesi #YaşamKültürü #FatmaŞahin #MustafaSüzer #KültürelMiras #YerelYönetim #GaziantepTurizmi #EvlilikGelenekleri #MüzeAçılışı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity