Armani Beauty, Türkiye’deki ilk Armani Mare konseptine özel davet

Armani Beauty, Türkiye’deki ilk Armani Mare konseptine özel davet

Saint Tropez ve Porto Cervo gibi prestijli lokasyonların ardından, Akdeniz ışıltısını Bodrum’da sunan Armani Beauty, Armani Mare konsepti ile davetlilerine iki günlük eşsiz bir güzellik deneyimi sundu.

Armani Beauty, global konsepti Armani Mare’yi Türkiye’de ilk kez Mandarin Oriental Bodrum içinde yer alan Bodrum Lucca Beach’e taşıdı.

Mandarin Oriental Bodrum bünyesindeki Bodrum Lucca Beach’te bulunan Armani Mare pop-up alanı ziyareti ile başlayan davet, misaflere eşsiz bir plaj günü sunarak devam etti. Davetliler, Armani Beauty’nin profesyonel makyaj artistleri ile markanın en ikonik ve yepyeni ürünlerini deneyimleyerek, Armani Mare özel akşam yemeğine hazırlanma fırsatını elde etti. Mandarin Oriental’da düzenlenen benzersiz akşam yemeği ile açılış programı misafirlere benzersiz bir deneyim sunarak, sonlandı.

Yeni terasında misafirlerini ağırladı

Yeni terasında misafirlerini ağırladı

The Peninsula Istanbul’un yeni teras bahçesi “Herb Garden” misafirlerine kapılarını özel bir davetle açtı.

The Peninsula şeflerinin leziz ikramları ve gurme yazar Elif Edes’in teras bahçeden toplanan malzemeler ile hazırladığı renkli kokteyller misafirlerin beğenisine sunuldu.

The Peninsula Istanbul’un YALI Balo Salonu binasının çatı terasında yer alan Herb Garden, şehir bahçeciliğinin en güzel örneklerinden birini sunuyor. Komşuköy işbirliğinde hayata geçen bu benzersiz teras bahçesi, The Peninsula mutfağına günlük taze ürünler sağlarken misafirlerin en özel davetlerine de ev sahipliği yapıyor.

Devrim Erbil’in sergisi “Yatay Derinlik” sanatseverlerle buluştu

Devrim Erbil’in sergisi “Yatay Derinlik” sanatseverlerle buluştu

Çağdaş resmin yaşayan efsanesi, resmin şairi Devrim Erbil’in tüm zamanlarından eserlerini içeren ‘‘Yatay Derinlik’’ sergisi sanatseverlerle buluştu.

Titanic Luxury Collection Hotel, MAJİ Art Gallery Bodrum’da gerçekleşen sergiye Bodrum’da tatil yapan sanatseverler katıldı.

“Yatay derinlik” sergisi usta sanatçının tüm dönemlerine ait eserlerde kullanmış olduğu tüm uygulama tekniklerinin eşsiz sunumu ile Uğur Batı’nın küratörlüğünde gerçekleşti. “Yatay Derinlik”, Devrim Erbil’in sanat hayatında eşi görülmemiş bir sergi olarak sanatın iyileştirici ve birleştirici gücünü bir kez daha gözler önüne serdi. Sanatseverler, bu eşsiz deneyimle sanatta derin bir yolculuğa çıktı.

Dicle İpek Öztaşkın’dan Marrakech by Rivus

Dicle İpek Öztaşkın’dan Marrakech by Rivus

Rivus Markasının kreatif direktörü Dicle İpek Öztaşkın Kuruçeşme Güzel’de gerçekleşen Yaza Merhaba partisinde Marrakech by Rivus koleksiyonu tanıttı. Etkinlik sosyal yaşamın moda tutkunu ünlü isimleri buluşturdu.

Öztaşkın, bir tasarımcı olarak her şeyden önce hikayesi olan işlere imza atmak, var olan zamanı, geleceği resmedebilmek, insanları doğru anlayarak, gözlemleyerek Rivus’un dünyasına yön vermenin öncelikleri arasında olduğunu belirtirken, Marrakech‘ten ilham aldığı yeni koleksiyonu ile gardırobunuza egzotifk bir zerafet getirmeyi hedefliyor.

Cesare Catania: Sanatın Metaverse Yolculuğu

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Cesare Catania: Sanatın Metaverse Yolculuğu

İtalyan sanatçı Cesare Catania, geleneksel sanatın digital dünyayla kucaklaştığı bir evrende sınırları zorluyor. Eserleri, renk, form ve kompozisyonun bir araya geldiği bir dünyada izleyiciyi büyülüyor. Sanatçının soyut eserleri, figüratif detayları soyutlamak suretiyle duygusal bir deneyim sunuyor. Renklerin dansı, şekillerin ritmi ve soyut formların anlamı, izleyiciyi içine çeken bir yolculuğa çıkartıyor. Metaverse ile bu soyut dünyaların sınırları daha da genişliyor. Sanatçının eserleri, sanal dünyanın içinde de yeni bir boyut kazanıyor.

Cesare Catania ile sanatın sınırlarını keşfetmek isteyen herkes için ilham verici bir röportaj gerçekleştirdik.

Sanat hayatınız ne zaman ve nasıl başladı?

Sanat hayatım aslında benden habersiz çocukluk yıllarımda başlamıştı. Dedem keman sanatçısıydı. Klasik müziğin yaratıcılığına ve titizliğine karşı tutkum onun sayesinde başladı. 9 yaşımdayken piyano dersleri almaya başladım. Hem müzikal hem de figüratif sanata karşı her zaman bir tutkum oldu. Benim için ikisi birbirinden uzak ya da ayrı şeyler değildi o yıllarda bile. Hayatı algılayışım, kendimi eğlendirme arayışım genellikle kendi yarattığım küçük dünyaların içinde hikayecikler halinde belirdi önümde. Gördüğüm en küçük beni etkileyen şey günlerce hayalimde yaşattığım dünyaları mümkün kılıyordu. Anılarıma dâhil olan herkesin psikolojisi, karakterleri, düşünceleri, görünüşleri vb. birçok şey benim etkilenme ve beslenme alanlarım oldu.  Hayatımın dönüm noktasının bu süreçle başladığına inanıyorum. İlk kayda değer resmim 1995 yılına kadar uzansa da bu tutkumu 10 yılı aşkın bir süre önce mesleğe dönüştürmeye başladım. “Metaphysical Composition” – 2016, in “Artistic Composition” – 2016 , “The Dynamics of Movement” – 2016) , the “Vanity” ve diğer soyut ve sembolik olanlarda – 2014, “Flamingos in the Mirror” – 2015 – the “Tear” – 2012 gibi eserlerim ortaya çıktı.

Eserleriniz oldukça etkileyici bir dile sahip. Bize çalışmalarınızı ve tarzınızın oluşum sürecini anlatır mısınız?

1998 yılında mühendislik fakültesinde okumaya başladım. Ve burada perspektif ve aksonometri alanında uzmanlaştım. Bu bana tüm şekilleri basit üç boyutlu çokgenlere bölerek kendisini çevreleyen sorunları ve gerçekliği gözlemlemeyi öğretti. 144: Jazz Trio” – 2014, “Nice (A Tribute to Matisse and Chagall)” – 2015) ve katı ve eğrisel figürlerin zarif ve uyumlu bir şekilde yan yana gelmesiyle “Summer Readings (Tribute to Pierluigi Nervi)” – 2016 adlı eserlerim bu sayede çıktı ortaya. Yıllar içinde fotoğrafçılığa karşı da özel bir tutkum gelişti. Fotoğraf teknikleri ile oluşturulan yumuşak tonlamalar, ışık oyunları, çekim sırasında ve sonrasında elde edilen duygusal, dramatik ve şiirsel çalışmalara yoğunlaştım. Renk ve biçimsel bozulma gibi çeşitli teknikleri kullanarak soyut sanat örnekleri çıkartmaya başladım.

Bu süreçteki çalışmalarımda hiçbir sınırlamaya yer vermedim. Sanat sonsuzdur ve ifade biçimleri de sonsuzdur. O sebeple, ben sadece üretiyorum ve üretilen her eser kendi içinde kendi varlığını inşa ediyor.  İlhamımı yaşamın acı ve tatlı olan kendisinden ve evrenin bütünlüğünden, renklere olan aşkımdan alıyorum. Yaşam benim ilhamım.

Cesare Catania

Çalışmanız güçlü renklerden ve renk kontrastlarından oluşuyor. Belirli bir eserde hangi rengi kullanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?

Her düşüncenin, arzunun, bilginin, hislenmenin yani her şeyin bir rengi ve tonları var.  Ben, rengin algılanamaz olduğunu kabul edip, yine de ulaşmaya çalışma durumunun gerekliliğini estetik açıdan değerlendiriyor ve iki gerçeklik (renk – nesne) arasındaki en kısa mesafeyi arayarak, yeni bir gerçekliği gün yüzüne çıkarmaya çalışıyorum. Rengi yaşıyorum, arzuluyorum, hayal ediyorum, hissediyorum ve eserlerimle gün yüzüne çıkartıyorum. Dolayısı ile her eser kendi rengine kendisi karar veriyor diyebilirim.

Dijitalleşme ve teknolojiyle birlikte sanat dünyasının dinamiklerinde çok ciddi değişimlerle karşılaştık. Bu değişim rüzgârı eser üretimlerini de etkiledi. Kripto sanat, NFT eserler ve blockchain teknolojisi de bu değişimlerin en önemli örneklerinden oldu. Siz de “Artistic Metaverse” olarak adlandırdığınız bir metaverse sergi düzenlediniz? Nasıl oldu bu süreç?

Hepimizin Covid19 salgını nedeniyle evlere kapandığı Pandemi döneminde “Artistic Metaverse” adını verdiğim ilk Metaverse sergimi gerçekleştirdim. Davetlilerim herhangi bir çaba göstermeden, yalnızca kullandıkları sanal gerçeklik cihazları sayesinde, sergime katılıp, diledikleri tablomu kolayca satın alabildiler. Kendi aramızda bir söyleşi bile gerçekleştirdik. Mikrofon ve sohbet kutusu aracılığıyla eserlerim hakkında sohbet ettik. Bir sanatçı olarak en büyük arzularımdan biri sanat tarihinde ileride yazılacak bir değişime şahit olma arzusuydu. Bu arzumun karşılık bulduğunu gördüm. Ayrıca bu sergimin yeni nesil koleksiyoner ortaya çıkarmak konusunda farklı bir işlevi de oldu.

Harika! Benim de en merak ettiğim konuların başında NFT’lerin yükselişe geçmesi koleksiyonerlik kavramını nasıl etkilediğiydi.

Şöyle ki hayatını tamamen ekranda yaşayan, internetin var olduğu bir dünyada doğan, dijital madencilik yaparak zengin olan, alışverişini kripto parayla yapan, oyun evrenlerinde avatarına tasarım kıyafetler, silahlar, ayakkabılar alan ve bunlara ciddi paralar harcayan insanlarla; nerdeyse tamamen fiziksel dünyada yaşayan insanların yaşamı ele alış biçimleri, estetik zevkleri ve paraya bakışı haliyle birbirinden çok farklı. Tamamen fiziksel dünyada yaşayanların “fiziksel olmayan bir eseri ne yapacağım?” sorusunu yeni nesil “fiziksel bir eseri ne yapacağım?” olarak soruyor. Zira onların evleri, duvarları sosyal medya hesaplarında, ekranlarında. Bu yüzden belki de hiçbir zaman bir sanat eseri almayacaklardı. NFT ise onlar için bu ortamlarda sergileyebilecekleri, varlıklarını, kültürel birikimlerini gösterebilecekleri bir alan yarattı. Fiziksel koleksiyonerlikte de olan sahip olma, bunu paylaşma, kültürel statüsünü sergileme, sanatçının macerasına eşlik etme zevklerini NFT koleksiyonları üzerinde onlar da yaşamaya başladı. Böylece NFT hem sanatçının, sanat piyasasının hem de koleksiyonerlik kavramının gelişmesine, bir alan daha kazanmasına sebep oldu. Tanınmış, fiziksel sanat piyasasında önemli yerlerde olan sanatçıların bu piyasaya ilgi göstermesiyle de hibrit bir ortam oluşmaya başladı.

Cesare Catania

Peki sanatın gerçek değerinin NFT’ler ile belirlenip belirlenemeyeceği konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijital sanatın kripto paralar ile değerinin ölçülmesini doğru anlamak ve detaylandırmak için NFT teknolojisini doğru anlamak gerekiyor. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de göreceli bir değere sahip sanat, NFT ile en azından sanatçının hak ettiği gerçek değeri elde etmesine olanak tanıyor. Gelecekte özgün bir sanat eserini NFT ortamında elinde tutmak ciddi bir kazanç sağlamada bir araç olarak değerlendirilebilir.

Gelecek için başka iş birlikleriniz ve projeleriniz var mı? Son dönem sergilerinden bahsedelim, şu an sanat tutkunlarını burada neler bekliyor?

Şu anda Venedik Bienali’nde, aynı anda hem fiziksel hem de dijital bir heykel olan son sanat eserimin açılışını yapıyorum. Bu Phygital Embrace Versiyonu.

Venedik Bienali ziyaretçileri heykelimi fiziksel bir versiyonda gözlemlemeye ya da artırılmış gerçeklikte onunla “oynamaya” karar verebilirler. Bu vesileyle, yine yapay zeka sayesinde, herkese benzersiz bir dijital kucaklaşma heykeli yapma ve bunu dijital sanat eserleri olarak benimle birlikte imzalama imkanı veren bir yazılım da geliştirdim. İnsanların sanatla oynarken nasıl eğlendiklerini ve sanatın demokratikleşmesinin, sanatsever olsun ya da olmasın, genel halk tarafından nasıl takdir edilen bir süreç olduğunu görmek harika.

Peki Türkiye’deki sanat ortamı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye çok özel bir yer. Yakın zamanda Türkiye’de de sanatsal bir proje geliştirebilmeyi çok istiyorum.

BMS Desingn Center 40. yaşını kutladı

BMS Desingn Center 40. yaşını kutladı

BMS Design Center, 40.yıl kutlamaları kapsamında özel davetlilerin katılımı ile yaz partisinde yeni koleksiyonlarını tanıttı.

1984 yılında kurulan ve 40 yıldır iç mimarlara, mimarlara ve son kullanıcılara ithal mobilya dekorasyon konusunda hizmet sunan BMS DESIGN CENTER, 40. yılının onuruna özel kutlamalar düzenliyor.

Davetliler, Armani / Casa, Baccarat, Poltrona Frau, Herman Miller ve Cappelini markalarının yeni iç ve dış mekan mobilya, aksesuar koleksiyonlarını yakından inceleme fırsatı buldular.

 

 

 

 

 

DARE London’dan yeni koleksiyon ‘To Breeze’

DARE London’dan yeni koleksiyon ‘To Breeze’

DARE London’ın, ‘To Breeze’ koleksiyonu, İstanbul’da gerçekleşen keyifli bir davetle tanıtıldı.

Her koleksiyonu ile birbirinden etkili hikayelere imza atan Dare London, bu yaz markanın birinci yılını kutlarken, sofistike ve taze görünümler yaratarak unutulmaz anlarınıza eşlik ediyor. Sürdürülebilir moda’nın en genç temsilcilerinden Dare London, üçüncü koleksiyonunda geri dönüştürülmüş kumaşlar ve vegan deri etiketlerle modanın nabzını tutarken, aynı zamanda ekolojik dengeye saygılı adımlar atıyor.

Koleksiyonda, sıcak ve parlak yaz günlerinin vazgeçilmezi keten ve havlu kumaşlar öne çıkıyor.  Ketenin hafifliği ve havlu kumaşın tende yarattığı yumuşak dokunuş sezonun en sıcak trendlerini takip etmeyi daha da keyifli hale getiriyor. Beyaz keten elbiseler, gömlek ve pantolonlar sadeliğin sembolü olarak dikkat çekerken, havlu kumaş elbiseler ve takımlar ile koleksiyon zenginleşiyor.

Markanın imzası çizgili modeller yazın ruhunu yansıtan renklerle bu koleksiyonda da yer alıyor. Beyaz, sarı ve yeşil tonların birbirinden eğlenceli kombinasyonları kombinin özgürlüğünü arttırırken stilinizi ön plana çıkarmanıza yardımcı oluyor.

 

 

 

 

 

 

 

Yerli telefon Mipo markasını oyuncu Eser Yenerler’le tanıtacak

Yerli telefon Mipo markasını oyuncu Eser Yenerler’le tanıtacak

Mipo, yeni telefon ve mobil cihazlarını ünlü oyuncu Eser Yenerler ile Galatasaray Adası’da tanıttı. Etkinliğin ev sahibi Aral Grup Yönetim Kurulu Üyesi İrem Aral Varışlı, Mipo markasının doğuşunu ve arkasındaki çalışmaları büyük bir heyecanla paylaştı. Eser Yenenler, sahnede markayla olan iş birliği deneyimlerini paylaşarak katılımcılara keyifli anlar yaşattı. ‘Şaka gibi’ sloganıyla yola çıkan Mipo, sunduğu yenilikler ve kaliteyle gerçekten de göz dolduruyor. Eser Yenenler, samimi ve eğlenceli konuşmasıyla etkinliği renklendirirken, markanın öne çıkan özelliklerini ve yenilikçi vizyonunu bir kez daha vurguladı.

Eser Yenenler, Mipo markasının yüzü olarak sadece bir reklam yüzü değil, aynı zamanda markanın ruhunu yansıtan bir temsilci olduğunu gösterdi.

 

 

Harika Güral kepi attı

Harika Güral kepi attı

Güral Porselen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Harika Güral, Paris Sorbonne Üniversitesi’nde 2 yıl süren Executive MBA yüksek lisansını tamamladı.

Sorbonne Üniversitesi’nde kep atma heyecanının yaşandığı törende Harika Güral’ı ailesi ve arkadaşları yalnız bırakmadı. İsmet ve Nesrin Güral’ın yanı sıra Ali Güral ve Sami Güral da böylesi özel bir anda bu gururu birlikte yaşadılar.

Jumbo Golf Cup’24’ tamamlandı

Jumbo Golf Cup’24’ tamamlandı

Jumbo Golf Turnuvası 2024 Klassis Golf Kulübü’nde düzenlendi.

Jumbo, golf dünyasının önde gelen isimlerini Klassis Golf Kulübü’nde buluşturdu. Tatlı bir rekabetin yaşandığı turnuvada final erkekler A Kategorisi şampiyonu Klassis Golf Kulübü’nden Hıdır Eyidoğan olurken, Muhsin Bayramoğlu ikinci, Hamit Altıntop üçüncü oldu. Erkekler B Kategorisi şampiyonu Jong Weon, Choi, Erkekler C Kategorisi şampiyonu ise Hakan Balcı oldu. Kadınlarda A kategorisinde Ataşehir Golf Kulübü’nden Meiwan Ou şampiyonluğu kazandı. Aynı kategoride ikinci Evrim Çetin, üçüncü Ayşe Canan Ediboğlu olurken Kadınlar B Kategorisi şampiyonu da Dilek Bora Yıldız oldu.