Yazılar

Paketli gıdalar böbrek rahatsızlığına neden oluyor

Paketli gıdalar böbrek rahatsızlığına neden oluyor

Böbrek ve üriner sistem hastalıkları yetişkinlerin yanı sıra çocukları da etkiliyor. Bu noktada anne ve babalara önemli görevler düştüğünü belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Hazır ve paketli gıdaların sık tüketimi, idrara çıkmanın ertelenmesi veya gün içinde yeterli miktarda su içilmemesi gibi alışkanlıklar sebebiyle çocuklarda böbreklerle ilişkili sorunlar gözlemlenebiliyor. Bu kötü alışkanlardan çocukların uzak tutulması ya da kronik hastalığı olanların düzenli doktor kontrolüne götürülmesi çok önemli” açıklamasında bulundu.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte günümüzde pek çok çocuk bedensel hareketler içeren oyunlardan ve etkinliklerden oldukça uzak. Çocukların artık günlerini telefon, tablet ya da bilgisayar başında geçirdiklerinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Hareketsizliklerinin yanında abur cuburlarla öğün atlatıyorlar hatta su içmeyi dahi unutuyorlar. Ayrıca bazı kronik hastalıklar ve ilaçlar da çocuklarda böbrek taşı gelişimini hızlandırabiliyor” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı

Çocuklardaki böbrek taşı oluşumunun kaynağı farklı bir rahatsızlık olabilir

Bilimsel çalışmalar sonucunda, böbrek taşına sahip çocukların yüzde 75-85’inde altta yatan hazırlayıcı bir faktör bulunduğunu dile getiren Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu faktörler ağırlıklı olarak; idrar yolu enfeksiyonu, böbrek ve üriner sistemin yapısal bozuklukları ve çeşitli metabolik sorunlar şeklinde sıralanıyor. Yapısal yani anatomik bozukluklar idrar akışında yavaşlamaya yol açabiliyor bu durum da taş oluşumuna sebep oluyor. Böbrek büyümesi, idrarın böbreğe geri kaçması, idrarın mesaneye ulaşma güçlüğü ve böbrek kistlerinin varlığı çocuklarda taş oluşumu riskini artırıyor. Eğer ailede böbrek ya da üriner sistem taşı varsa risk daha da yükseliyor” dedi.

Üriner sistemdeki taşlar her zaman belirti vermiyor

Böbrek taşları bebeklik dönemi de dahil olmak üzere her yaş grubunda görülebiliyor diyen Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebekler böbrek taşı gelişimi açısından risk grubunda bulunuyor. Yaş büyüdükçe üriner sistemde taş görülme sıklığı da artıyor ve bazı bilimsel yayınlara göre erkek çocuklarda daha sık rastlanıyor” şeklinde konuştu. Böbrek taşında; karın ve göbek altı bölgede ağrı, kusma, idrarda renk ve koku değişikliği, idrar yapamama, idrar miktarında azalma, idrarda kan görülmesi, idrar kaçırma ve idrar yapma sırasında ağrı gibi belirtilerin görülebildiğini paylaşan Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Bu belirtiler gözlemlendiğinde hızlıca bir uzmana başvurmak gerekiyor. Bazen de farklı nedenlerle yapılan karın ultrasonografi incelemelerinde rastlantısal olarak böbrek ya da idrar yollarında taş saptanabiliyor. Olguların yüzde 30’u belirti olmadan, görüntüleme ile tanı alıyor. Bu yüzden düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerekiyor” dedi.

Tedavide cerrahi müdahale şart değil

Tam idrar tahlili ve üriner sistem ultrasonografisi gibi yöntemlerin hastalığın tanısının ilk basamağını oluşturduğunu dile getiren Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, “Eğer taş milimetre boyutlarında ise ve ağrı, tıkanma, enfeksiyon ya da kanama gibi belirtiler yoksa ultrasonografi veya idrar testleriyle hastanın takibine devam ediliyor. Bu aşamada bol su içilmesi, meyve ve sebzeden zengin bir diyet uygulanması ve paketli gıdalardan kaçınılması önemli. Taşın kendiliğinden düşme olasılığı yoksa ve ciddi bir tıkanıklığa sebep olmuşsa cerrahi tedavi yöntemlere başvurulabiliyor. Böbrek taşı olgularının yüzde 30-60’ı tedaviden sonra tekrarlayabilme özelliğine sahip. Bu nedenle yakın takipten vazgeçilmemeli” bilgilerini verdi.

Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı çocukları böbrek taşı gelişiminden korumak için anne ve babalara başlıca 3 tavsiye verdi:

  •  Çocuklarınızın günlük sıvı tüketimini takip ederek su alımlarını yeterli seviyede tutun.
  • Çocuklarınızı tuz ve protein içeriği yüksek hazır gıdalardan ve paketli ürünlerden mümkün olduğunca uzaklaştırın.
  • Çocuklarınıza eğlenceli tarif ve sunumlarla meyve sebzeden zengin bir beslenme programını sevdirmeye özen gösterin.

Obezite rahim kanseri riskini 3 kat artıyor!

Obezite rahim kanseri riskini 3 kat artıyor!

Dünyada her yıl 290 bin, ülkemizde de yaklaşık 7 bin kadına gelişmiş ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanser türü olan rahim kanseri tanısı konuyor. Ülkemizde özellikle obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte rahim kanserinin görülme sıklığı artıyor. Zira obezite rahim kanseri riskini 3 kat yükseltiyor! Bunun nedeni ise obezitede artan yağ dokusunun kandaki rahim kanseri için risk oluşturan östrojen seviyesini arttırması. Ayrıca ömrün uzaması ve çocuk doğurma oranlarının düşmesi de rahim kanserinin sıklığını arttıran diğer önemli etkenleri oluşturuyor. Genellikle menopoz sonrasında gelişse de rahim kanserlerinin yüzde 5’i 40 yaş altında görülüyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Baki Erdem, rahim kanserinin erken teşhis edildiğinde genellikle sadece cerrahi yöntemle tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek,Rahim kanserinin rahim ağzı kanseri gibi tarama testi yoktur. Dolayısıyla yıllık jinekolojik muayeneler ve beklenmedik anormal vajinal kanamalarda jinekolojik kontroller önem taşıyor. Özellikle kanser için risk faktörleri mevcut ise jinekolojik tarama sıklığı hastalara göre arttırılabiliyor” diyor.

Doç. Dr. Baki Erdem

Doç. Dr. Baki Erdem

Menopoz sonrasında kanamaya dikkat!

Rahim kanseri,  ‘rahim içini döşeyen zardan (endometrium kanseri)’  ve ‘rahim duvarını oluşturan kas tabakasından’ kaynaklanan olmak üzere iki gruba ayrılıyor. En yaygın olarak rahim iç zarından kaynaklanan tipi görülüyor. Rahim kanserinin en sık ve ilk görülen belirtisi ise menopoz sonrasında beklenmedik anormal vajinal kanama oluyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Baki Erdem, menopoz sonrası kanamaların yüzde 10’unda rahim kanseri saptandığını vurgulayarak, “Rahim kanseri üreme çağındaki kadınlarda normal adet döngüsü dışında fazla miktarda ya da düzensiz kanamalar şeklinde de bulgu verebiliyor. Pelvik ağrısı, cinsel ilişki sırasında ağrı ve kilo kaybı bu kanserin diğer belirtilerini oluşturuyor” bilgisini veriyor.

Östrojen fazlalığı tetikliyor!

Rahim (endometrium) kanserlerinde, kanser hücreleri rahmin içini döşeyen tabakada gelişiyor. Bu kanser hücrelerinin hangi nedenle oluştukları ise henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak östrojen hormonunun rahim kanserinin gelişiminde rol oynadığı belirtiliyor. Östrojen fazlalığı rahimdeki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmalarını ve kansere dönüşmelerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle östrojen hormonunu fazla miktarda artıran faktörler kanser için risk oluşturabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç.  Dr. Baki  Erdem, rahim kanseri riskini artıran etkenleri, ‘ileri yaş, rahim kalınlaşması (endometrial hiperplazi), adet yaşının erken olması, geç menopoza girmek, obezite, hiç doğurmamış olmak, infertilite (kısırlık) ve tedavisi, meme-yumurtalık kanseri öyküsü, diyabet, östrojen salgılayan yumurtalık tümörleri, progesteron olmadan sadece östrojen replasman tedavisi, tamoksifen kullanımı (meme kanseri tedavisinde yararlanılır), HNPCC (Herediter nonpolipozis colorektal cancer) gibi genetik kansere yatkınlık durumları’ olarak sıralıyor.

Tanı endometrial biyopsi ile konuyor

Tanı için öncelikle jinekolojik muayene ve eş zamanlı ultrason yapılarak rahim içi değerlendiriliyor. Ardından rahim kanseri şüphesi varsa tanıyı kesinleştirmek için  endometrial biyopsi yöntemine başvuruluyor. Rahim kanseri tanısı endomterial biyopsi işlemiyle konuluyor. Bu işlemde çoğu zaman anesteziye bile gerek olmadan rahim içinden biyopsi alınıyor ve materyal patolojik incelemeye gönderiliyor. Bazen rahmin içinin görülmesini sağlayan ve histeroskopi olarak adlandırılan kameralı sistemle de biyopsi işlemi yapılabiliyor. Tanı konulduktan sonra hastalığın yaygınlığı ile ilgili şüphe varsa, genellikle MR yöntemiyle karın içi görüntülemesine başvuruluyor.

Gelişmiş tedavi yöntemleri önemli avantajlar sağlıyor!

Rahim kanseri cerrahi yöntemle tedavi edilebilen bir hastalık. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Baki Erdem, son yıllarda bilimsel gelişmelerin ışığında operasyonun laparoskopik (kapalı cerrahi) olarak yapılabildiğine işaret ederek, “Ameliyatı kapalı yöntemle uygulamamız, daha az ağrı, daha az kanama, iyileşme sürecinin daha hızlı olması gibi önemli avantajlar sağlıyor. Rahim kanserinde cerrahi yöntemle rahim ve yumurtalığı alıyoruz. Ameliyat esnasında ‘frozen inceleme’ dediğimiz patolojik incelemeden de yararlanabiliyoruz. Böylece kanserin rahim duvarında olan yaygınlığını görebiliyor ve gerekirse lenf bezlerini de aynı anda çıkarabiliyoruz. Yine sentinel, yani nöbetçi lenf nodu uygulaması sayesinde tüm lenf nodlarını değil, sadece tümörün ilk gidebileceği lenf istasyonunu belirledikten sonra çıkararak, operasyonu tamamlayabiliyoruz. Böylece hastayı tüm lenf nodlarının alınmasına bağlı oluşabilecek lenfokist ve bacaklarda kalıcı şişlik ile seyreden lenfödem gibi bazı risklerden koruyabiliyoruz” diyor.  Cerrahi yöntemde başarıya götüren en önemli noktanın karın içerisinde yer alan tüm tümör odaklarının temizlenmesi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Baki Erdem, operasyon sonrası yaygınlık veya moleküler düzeyde risk saptanırsa tedavinin kemoterapi, radyoterapi ve hedefe yönelik ajanlarla da desteklenebildiğini söylüyor. 

“OCULUS III: Kendilik Örüntüleri”

“OCULUS III: Kendilik Örüntüleri”

“OCULUS III: Kendilik Örüntüleri” Sergisi Karaköy The Wall Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.

Kadir Has Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı bölümünün bu yıl üçüncüsü düzenlenen geleneksel yıl sonu sergisi “OCULUS III: Kendilik Örüntüleri”, 30 Mayıs-29 Haziran tarihleri arasında Karaköy’deki The Wall Art Gallery’de gerçekleşiyor.

Küratörlüğünü Dr. İpek Yeğinsü, akademik danışmanlığını ise bölüm başkanı Doç. Dr. Balca Arda’nın üstlendiği sergide, öğrencilerin öz-anlatılar üreten yaratım süreçlerinin çıktıları olan tipografi, fotoğraf, foto manipülasyon, illüstrasyon, video, animasyon, karakter tasarımı ve oyun tasarımı gibi farklı tekniklerdeki çalışmalarına yer veriliyor.

Adres: Azapkapı, Teğmen Hüseyin Sofu Sk. No: 11, 34421, Beyoğlu, İstanbul

Ziyaret Saatleri: Pazar hariç her gün 11.00-19.00

Meze by The Sea Restaurant yeni menüsü ile hayli iddialı

Meze by The Sea Restaurant yeni menüsü ile hayli iddialı

Six Senses Kaplankaya bünyesinde yer alan Meze by The Sea Restaurant,  markanın Eat with Six Senses felsefesi ışığında bu sezon da fark yaratıyor.

Meze by The Sea, Ege kültürüne bir övgü niteliği taşıyan  menüsü ile misafirlerini unutulmaz bir gurme deneyimine davet ediyor.

“Yerel hassasiyet global duyarlılık” prensibini  uygulayan Six Senses Kaplankaya; Executive Chef Özgür Bozgurt ve ekibi yönetiminde hayata geçirilen yepyeni menüler benzersiz bir gastro keşif yolculuğuna çıkarıyor.

Meze By The Sea; mevsim değişikliklerine göre yenilenen, en taze ve mevsiminde ürünlerle farklılaştırılan tatları ile yeni nesil meyhane usulu tabaklara dönüştürüyor.  Six Senses Kaplankaya’nın kendi organik bahçesinden toplanan meyve ve sebzelerle hazırlanan, bölgedeki zeytin ağaçlarından, yerel balık pazarından günlük deniz ve çevre köylerden gelen doğal ürünlerden oluşan eşsiz aromalara sahip mezeler, misafirlere muhteşem Ege denizi manzarası eşliğinde tüm duyularını harekete geçiren bir gastronomi şöleni yaşatıyor.

Meze by The Sea Restaurant

Meze by the Sea, mezelerinde yörenin meşhur Gambilya fasülyesinden yapılan Fava ve Ege otları ön plana çıkarken; menü, Kaya Koruğu salatası gibi lokal lezzetler ve Six Senses Kaplankaya’nın organik bahçesinden toplanan malzemelerle hazırlanan salatalar ile renkleniyor. Acı biberin ve yoğurdun mükemmel uyumu ile ortaya çıkan Atom, taptaze deniz mahsülleri ile hazırlanan Karışık Deniz Mahsülleri gibi vazgeçilmez lezzetlerin yanı sıra  çam fıstığı, kabak ve kuş üzümünu bir araya getiren Kaskarikas gibi alışılmışın dışında lezzetleri deneyimleme imkanı sunuyor. Saganaki Peyniri Sunumu, Karides Simit, Bahçeden Kabak Çiçeği Kızartması gibi özel yorum çeşitleri ise menüsüne zenginlik katıyor. Ana yemeklerde şefin imzası Bozburun usulü Ahtapot ve taze balık çeşitlerinin ön planda olduğu menüde, Kireçte kabak tatlısı ve Keçi sütünden kesme dondurma ile Ege denizine karşı yaşanan gastro deneyim doruklara çıkıyor.

Meze by The Sea Restaurant

Şef, uzakdoğu mutfak kültüründe sıklıkla tercih edilen ferahlatıcı sosları, Bodrum’un yerel ürünleri ile harmanlad. Yine aynı şekilde geleneksel mantıyı da  Ege barbunu ile bir kez daha yorumladı. Bu ve bunun gibi 6 duyunuza hitap eden nice tabakları tatmak Six Senses Kaplankaya’da tadabilirsiniz.

Emirgan Sütiş, şimdi de Fişekhane’de

Emirgan Sütiş, şimdi de Fişekhane’de

Emirgan Sütiş, İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasıyla ünlü mekânı Fişekhane ‘de yeni şubesini açtı.

Emirgan Sütiş, köklü geçmişi ve müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışıyla İstanbul’un lezzet haritasındaki yerini güçlendiriyor.

İlk şubesini 1950’li yılların başında Nişantaşı’nda açan ve daha sonra 1982 yılında Taksim’de ikinci şubesini hizmete sokan Emirgan Sütiş; bugün İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana, Sakarya, Eskişehir, Kayseri olmak üzere Türkiye genelinde birçok ilde toplam 22 şubede konuklarını ağırlıyor.

AERES Bodrum’a geliyor

AERES Bodrum’a geliyor

Dünyanın önde gelen mekân ve festivallerinde performans sergileyen elektronik müziğin yükselen yıldızı AERES, 8 Haziran’da Bodrum’da sahne almaya hazırlanıyor.

Yayınladığı albümler ve gerçekleştirdiği iş birlikleriyle elektronik dans müziğinin dinamik dünyasında hızla yükselen Hollandalı prodüktör ve DJ AERES, bu yıl yayınladığı ilk uzun albümünün (Extended Play) ardından dünya turnesi kapsamında Bodrum’a geliyor. Etnik ritimleri etkileyici melodilerle birleştiren müziğiyle dünya çapında geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan AERES, en son teknoloji dijital sahne gösterisiyle izleyicilere hem işitsel hem de görsel bir şölen sunacak.

Dünya turnesinin Türkiye ayağını 7 Haziran’da Soho House İstanbul’da ve ardından 8 Haziran’da Bodrum Vida Loca’da gerçekleştirecek.

Jumbo Golf Cup’24’ tamamlandı

Jumbo Golf Cup’24’ tamamlandı

Jumbo Golf Turnuvası 2024 Klassis Golf Kulübü’nde düzenlendi.

Jumbo, golf dünyasının önde gelen isimlerini Klassis Golf Kulübü’nde buluşturdu. Tatlı bir rekabetin yaşandığı turnuvada final erkekler A Kategorisi şampiyonu Klassis Golf Kulübü’nden Hıdır Eyidoğan olurken, Muhsin Bayramoğlu ikinci, Hamit Altıntop üçüncü oldu. Erkekler B Kategorisi şampiyonu Jong Weon, Choi, Erkekler C Kategorisi şampiyonu ise Hakan Balcı oldu. Kadınlarda A kategorisinde Ataşehir Golf Kulübü’nden Meiwan Ou şampiyonluğu kazandı. Aynı kategoride ikinci Evrim Çetin, üçüncü Ayşe Canan Ediboğlu olurken Kadınlar B Kategorisi şampiyonu da Dilek Bora Yıldız oldu.

Boy uzatma ameliyatı ile ne kadar uzamak mümkün?

Boy uzatma ameliyatı ile ne kadar uzamak mümkün?

“Çocuğumun boyu arkadaşlarına göre çok kısa!”, “Akranlarına göre daha mı yavaş büyüyor?”, “Genetik olarak kısa mı kalacak?” “Bizim ailede herkes kısa boylu ama çocuğumun da kısa kalmasını istemiyorum.” Bu ve benzeri düşüncelerle birçok anne baba, çocuğunun boyunun uzamasına yönelik araştırmalar yapıyor. Kimileri doktora danışırken kimileri ise yanlış besin takviyeleri ile hatalı ve zorlayıcı egzersizlere yönelebiliyor, yanıltıcı bilgileri uygulayabiliyorlar. Ancak dikkat! Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Ortopedisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Görgün, bilinçsiz uygulamaların, çocukların fiziksel gelişimi için risk oluşturabildiğini vurguluyor. Son yıllarda giderek daha fazla ilgi gören boy uzatma ameliyatının ehil ellerde, doğru zamanda ve uygun kişilere yapıldığında yüz güldürücü sonuçlar sağlayabildiğini belirten Doç. Dr. Görgün, boy uzatma ameliyatları hakkında en sık sorulan 7 soruyu yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Barış Görgün

Doç. Dr. Barış Görgün

SORU: Her çocuğa boy uzatma ameliyatı uygulanabilir mi?

CEVAP: Tıbbi amaçlı gerçekleştirilen boy uzatma işlemlerinde herhangi bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Kozmetik amaçlı yapılan boy uzatma işlemleri ise yalnızca 18 yaşından sonra tercih edilebilmektedir. Her vaka bireysel olarak değerlendirilmelidir. Uygunluğa karar verirken fiziksel muayene ile birlikte radyolojik yöntemler de kararımızı etkilemektedir.

SORU: Hangi durumlarda boy uzatma ameliyatı gereklidir?

CEVAP: Boy uzatma ameliyatı, bacaklar arasında uzunluk farkı olan çocuklarda uygulanabileceği gibi ciddi boy kısalığına neden olan hastalıklarda veya doğuştan gelen ya da travma sonrası oluşan deformitelerin düzeltilmesinde de tercih edilebilir. Ayrıca çeşitli sebeplerden dolayı kısa boylu olduğunu düşünen yetişkinlere de kozmetik nedenlerle bu cerrahi işlem yapılabilmektedir. Akondroplazi (doğuştan cücelik) gibi genetik sendromlar, bacak uzunluk farkları, doğuştan gelen kemik gelişim bozuklukları ve travma sonrası oluşan kemik kısalıkları gibi durumlarda boy uzatma ameliyatı yapılabilir.

SORU: Ameliyat sonrası boy ne kadar uzayabiliyor?

CEVAP: Çocuk Ortopedisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Görgün “Ameliyat sonrası günde ortalama 1 mm’lik bir uzatma sağlayacak şekilde toplamda yaklaşık 5-8 cm’ye kadar boy uzaması beklenir. Bu miktar; hastanın yaşına, kemik yapısına ve diğer bireysel faktörlere bağlı olarak değişebilir. Şayet daha yüksek bir miktarda uzatma hedefleniyorsa bu işlem birden fazla cerrahi seans ile mümkün olabilmektedir” diyor.

SORU: Hangi yöntemlerle boy uzatılabiliyor?

CEVAP: Boy uzatma ameliyatı kemiklerin cerrahi müdahale ile uzatılması işlemidir. Bu işlem, kemiğe uygulanan özel cihazlar ve teknikler kullanılarak gerçekleştirilir. Boy uzatma cerrahisinde; bireyin kemik kalınlığına, kemik yapısına ve sağlık durumuna bakılarak en az riskle uzatılabilecek miktar ve yöntem seçilir. Bu cerrahilerde geleneksel olarak kemiğe dışarıdan uygulanan ve ameliyat sonrasında cildin dışından da görülebilen cihazlar kullanılabildiği gibi, son yıllarda tamamı kemik içerisinde bulunan ve uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen cihazlar da kullanılmaya başlanmıştır.

SORU: Ameliyatın başarı oranı nedir?

CEVAP: Doç. Dr. Barış Görgün “Boy uzatma ameliyatlarının başarı oranı yüksektir. Ancak başarı oranı; hastanın genel sağlık durumuna, tedaviye uyum sürecine ve ameliyat sonrası bakımında gerekli kurallara dikkat etmesi ile doğrudan ilişkilidir. Doğuştan kısa uzuvlu bir hastamızın ameliyat sonrası yüzme şampiyonu olması bizi gururlandırmıştı. Yine, cücelik (akondroplazi) tanılı bir çocuk hastamız sosyal yaşama adapte olamıyordu. Asansör düğmelerine boyu yetişmiyor, okulda sınıf veya tuvaletin kapısına boyu yetişmiyordu. Günlük yaşamını kolaylaştırmak amacı ile yaptığımız boy uzatma cerrahisi ile erişebilirliği arttı” diyor.

SORU: Ameliyat sonrası bakım nasıl olmalıdır?

CEVAP: Ameliyat sonrası bakım; düzenli pansuman, fizik tedavi ve doktor kontrollerini içerir. Ayrıca, enfeksiyon riskine karşı dikkatli olunmalı ve doktorun tüm talimatlarına uyulmalıdır.

SORU: Ameliyat sonrası iyileşme süreci nasıldır?

CEVAP: İyileşme sürecinin bireysel farklılıklar gösterdiğini ve genellikle 6-12 hafta arasında sürdüğünü belirten Doç. Dr. Görgün “Bu süre, boyu uzatma miktarına bağlı olarak değişmekle birlikte süreç boyunca fizik tedavi desteği ve düzenli hekim takibi gerektiği unutulmamalıdır. İyileşme süreci tamamlandıktan sonra çocuklar normal aktivitelerine dönebilirler. Ancak spor ve yoğun fiziksel aktivitelere hekim kontrolünde başlanmalıdır” diyor.

Ahu Aysal şimdi de düğün salonu açtı

Ahu Aysal şimdi de düğün salonu açtı
“Ahucuğum Düğün Salonu”
Yaşam tarzı ile cemiyet hayatının en renkli isimleri arasında yer alan Ahu Aysal Kerimoğlu Antalya’da düğün salonu açtı.
Dünyayı dolaştıktan sonra uzaya ilk giden isim olmak için başvuran ve sağlık sorunları nedeniyle bu ilginç yolcuğunu sonradan iptal etmek zorunda  kalan Ahu Hanım ilginç bir olay ile karşımızda. 2017 yılında Antalya Göynükte Ahu Aysal Anaokulu açarak eğitime katkı da bulunurken, okuldan elinden hiç çekmeyerek desteklerine devam etti. Göynükler düğünlerini yapacak bir mekânlarının olmadığını söyleyince Ahu Aysal, elini cenine atarak Göynüklülere bir düğün salonu hediye etti. “Ahucuğum” adı verilen düğün salonu şimdi ilçede olan tüm etkinliklerin adresi oldu. Göynüklülerin her konuda yanında olan Aysal, hiç bir isteklerini geri çevirmediği için ilçede fahri Göynüklü olarak tanınıyor.
#ahuaysal #ahucuğumdüğünsalonu #düğünsalonu

Lil Zey’den yeni şarkı

Lil Zey’den yeni şarkı

Lil Zey, ses getiren çalışmalarına bir yenisini daha ekleyerek ”madem öyle… (rastlaşcaz!)” isimli yeni teklisini Atlantic Records Germany etiketi ve Warner Music Türkiye desteğiyle yayımladı.

Sözleri Lil Zey ve Görkem Yılmaz’a ait olan şarkının bestesinde Lil Zey, Görkem Yılmaz, Murat Tekin ve Noury Marlon van Duinen beraber yer alarak kolektif bir çalışma ortaya sunuyorlar.

Son dönemdeki ilgi çekici çalışmalarıyla kendi tarzını oturtan ve madem öyle… (rastlaşcaz!) isimli yeni şarkısı ile de bu tarzı perçinleyen Lil Zey, özellikle sözleri itibarıyla dile dolanacak bir şarkıya imza atıyor.