Yazılar

Emre Karayel erken ayrıldı

Emre Karayel erken ayrıldı

Ru dizisinde Meryem Uzerli ile başrollerde yer alan Emre Karayel, tiyatro oyunu nedeniyle diziden erken ayrıldı.

Geceye eşi Gizem Karayel ile katılan başarılı oyuncu, “Hepinizin bildiği gibi diziyi 2 yıl önce çekmiştik. Yolu açık ve uzun olsun. İzmir Urla’da çektik ve dizi için 5-6 ay oralarda kaldık. Oğlumuz Can, oraya gittiğimizde kundaktaydı. Dizi bittiğinde emekleyip büyümeye başladı” dedi.

Yeni Doğan Yarış Tayı

Yarış atı tutkusuyla bilinen Emre Karayel, “Bugün bir erkek tayımız doğdu. Kaderi güzel olsun, koşmayı nasip etsin” diyerek sevincini de paylaştı.

Mutluluğun Formülü Huzurda

İki yaşında bir oğulları olan çift, “Bizim çocuktan sonra hayatımızda çok bir şey değişmedi. Özel davetler dışında çok dahil olamıyoruz. Hayatımız çok koşturmacalı ve çalışarak geçiyor. Ama onun dışında her şey güzel. Mutluluğun formülü huzurda. Yeter ki çalışalım, yeter ki üretelim” diye konuştular.

Gizem Karayel’den Gurur Dolu Sözler

Çok mutlu ve huzurluyum

Gizem Karayel, eşini öperek, “Bu projeyle Emre ile tekrar gurur duydum” dedi. Emre Karayel’in nasıl bir baba olduğunu soran gazetecilere Gizem Karayel, “Çok abartmak istemiyorum ama hayallerimin çok üstünde. Hem inanılmaz bir baba hem de inanılmaz bir eş. Tarifi yok benim için. Çok şanslıyım. Sanat camiasından uzak bir insan olarak gördüklerimiz ve bildiklerimiz aile yaşantılarında daha farklı olabiliyor. Emre bambaşka bir adam. Çok mutlu ve huzurluyum” diye yanıt verdi.

Sıcak Sahnelerde Kıskançlık Yok

Sıcak sahneler hakkında kıskançlık yaşanıyor mu sorusuna ise, “Böyle bir muhabbetimiz olmuyor. İnanılmaz gurur duydum. Kendi adıma da şanslı hissettim” dedi. Emre Karayel, tedirgin bakışlarla eşini izlerken “İyi toparladı” diyerek güldürdü.

En sık görülen tiroid rahatsızlığı: Hashimoto

En sık görülen tiroid rahatsızlığı: Hashimoto

Sadece Mayıs ayında değil, her zaman tiroid bezi hastalıklarının akılda tutulması gerektiğinin altını çizen Liv Hospital Genel Cerrahi ve Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Cem Dural:  “Tüm hastaların sağlığın ön planda tutulduğu ve tiroid hastalıklarına ait bilinç düzeyinin yüksek oranda olduğu bir sağlık sistemine ve sürdürülebilirliğe ihtiyacı bulunmaktadır. 25 Mayıs Dünya Tiroid Günü’nün bu bağlamda toplum sağlığını iyi yönde etkileyebilir, tiroid hastalıkları hakkında tüm bireylerde sağlık bilincini artırabilir ve daha erken dönemde şikayetleri olan hastaların da hastaneye gecikmeden başvurmasına olanak verebilir.” diyerek metabolizmanın düzenlenmesinden ve organlarımızın uyum içerisinde çalışmasından sorumlu olan Tiroid bezi hakkında bilgiler aktardı.

Prof. Dr. Ahmet Cem Dural

Prof. Dr. Ahmet Cem Dural

Organlarımızın uyum içerisinde çalışmasından sorumlu
Tiroid bezi, küçük hacmine rağmen önemli görevler üstlenmiş olan bir organımızdır. Metabolizmanın düzenlenmesinden ve organlarımızın uyum içerisinde çalışmasından sorumludur. Vücuda alınan İyot alımı ile tiroid bezi T3 ve T4 formundaki tiroid hormonunu üretir. Beynimizin hipofiz adı verilen bölgesinden salgılanan TSH hormonu tarafından üretilecek ve salgılanacak olan tiroid hormonu miktarı kontrol edilir.

Önemli etkilere sahip
Küçük miktarlarda salgılanan bu hormonlar sindirim sisteminden kas iskelet sistemine, birçok farklı organ ve sistemde önemli etkilere sahiptirler. Çeşitli hastalıklara bağlı olarak tiroid hormonu seviyesindeki artma veya azalma küçük bir miktar bile olsa istenmeyen şikayetlere neden olabilmektedir.

Tiroid rahatsızlığının temel nedenlerinden biri
Ülkemizde iyot eksikliği endemik olduğundan tiroid hastalıkları sık görülmektedir. Her ne kadar tuz başta olmak üzere gıdalarda iyot takviyesi bulunsa da bölgesel ve coğrafi olarak bu sorun hala önemlidir ve ülkemizde görülen çoğu tiroid rahatsızlığının temel nedenlerinden biridir.

Guatr ile beraber, tiroid bezinde nodül gelişimine sebep
İyot eksikliği tiroid bezinde büyümeye yol açar ve bu tablo “guatr” olarak adlandırılır. Endemik coğrafyalarda guatr ile beraber, tiroid bezinde nodül gelişimine sebep olur. Tiroid bezinde nodül varlığı kanser gelişimi açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir durumdur.

En sık görülen tiroid rahatsızlığı: Hashimoto Hastalığı
Tiroid hormonunda eksikliğe yol açan hastalıklar genellikle tiroid bezinin inflamatuar hastalıklarıdır (Tiroidit). Çeşitli etkenlere bağlı olarak gelişebilir, kısa süreli olabileceği gibi kronik bir hastalık halini de alabilir. En sık görülen tiroid bez hastalığı, Kronik Lenfositik Tiroidit diğer adı ile Hashimoto Hastalığı’dır. Tiroid bezine karşı vücudun gösterdiği reaksiyon ile bez yıkıma uğrar ve gerekli miktarda tiroid hormonu sentezleyemez, bu hormon yetmezliği “Hipotiroidi” olarak adlandırılır. Hipotiroidi tablosunun vücudumuz üzerine temel etkisi metabolizmanın yavaşlaması şeklindedir. Hipotiroidili hastalarda üşüme, yorgunluk, uyku hali, dikkat dağınıklığı, isteksizlik, kilo alımı, kabızlık, cilt kuruluğu ve saç dökülmesi gibi şikayetler görülebilir. Bunun yanında kalpte ritm bozuklukları, yaygın vücut ödemi gibi tablolar eşlik edebilir. Tedavi edilmez ise bu durum ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir.

Eksik olan tiroid hormonunun takviyesi ile tedavi edilir
Hipotiroidinin başlıca tedavisi, eksik olan tiroid hormonunun dışarıdan takviye edilmesidir. Uzun etkili (T4) hormon sentetik olarak üretilmiş ve 70 yıldan uzun süredir hastalar tarafından düzenli kullanılmaktadır.

Metabolizmada hızlanma söz konusu olur
Tiroid hormon üretiminde fazlalık ile seyreden hastalıklarda ise tam tersi metabolizmada hızlanma söz konusudur. Bu da sıcağa tahammülsüzlük, kalp çarpıntısı, ellerde titreme, kilo kaybı, iştah artışı, saçlarda incelme, gözlerde canlı bakış gibi şikayetler ile kendini gösterir. Bu hormon artışı tiroid bezinden kaynaklanan ve tüm bezi ilgilendiren bir sorun olabilir ve “Diffüz Toksik Guatr – Basedow Graves Hastalığı” olarak veya tiroid bezindeki nodül veya nodüllerden kaynaklanabilir ve “Toksik Nodüler Guatr – Plummer Hastalığı” olarak isimlendirilir.

Tedavi nedene yönelik planlanır
Hipertiroidi tedavisi nedene yönelik olarak planlanır; tiroid hormonu baskılayıcı ilaçlar (Anti-Tiroid), radyoaktif iyot ablasyonu veya tiroid cerrahisi gibi tedavi seçenekleri mevcuttur.

Ultrasonografi ile nodülün boyutu ve içeriği değerlendirilebilir
Nodül ile seyreden tiroid hastalıklarında nodüle ait risk değerlendirilmesi yapılmalıdır. En değerli tanı aracı olan ultrasonografi ile nodülün boyutu ve içeriği değerlendirilebilir, şüphe varlığında halinde Tiroid İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi gecikmeden yapılmalıdır. Hipertiroidi ve nodül birlikteliği söz konusu ise kanser riski Sintigrafi ile değerlendirilebilir. Tiroid Sintigrafisinde “Hipoaktif” yani soğuk nodüller kanser açısından risklidir.

Tiroid kanserleri genç yaş ve kadınlarda daha sık görülür
Tiroid kanserleri ise genç yaş ve kadın cinsiyette en sık görülen ikinci kanserdir. Küçük yaşta özellikle baş ve boyun bölgesinde radyoterapi verilmiş olması tiroid kanseri gelişimi için en önemli risk faktörüdür. Sigara kullanımı, yüksek rakımda yaşama, iyot eksikliği bölgesinde yaşama, obezite, ailevi-genetik faktörler diğer riskli durumlardır. Tiroid kanserleri genellikle “iyi seyirli” olarak tanımlansalar da kemoterapi ve radyoterapiye cevapsız olması özellikle ileri evrede tanı konulduğunda sağ kalımı azaltmaktadır. Bununla beraber “radyoaktif iyot ablasyon” tedavisi cerrahi sonrası nüks ve metastaz riskini azaltan bir tedavi aracıdır.

En iyi tedavisi cerrahidir
İyi seyirli olarak tanımlanmış olan tiroid kanseri “Papiller Tiroid Kanseri” olup daha nadir görülen tiplerinin oldukça agresif olabilecekleri akılda tutulmalıdır. Tiroid Kanseri’nin bugüne kadar bilinen en iyi tedavisi cerrahidir. Tiroid bezinin yarısının veya tamamının çıkarılması ya da lenf bezlerinde metastaz varlığında ilgili lenf bezlerinin de bir bütün olarak çıkarılmasında olanak verecek genişlikte cerrahi uygulamalar gerekli olabilir.

Rutin yıllık doktor kontrolünü aksatmamak önemlidir
Sağlıklı ve dengeli beslenmek, egzersiz yapmak, iyotlu tuz kullanmak, sigaradan uzak durmak, rutin yıllık doktor kontrolünü aksatmamak tüm kanser hastalıkları için riski azaltır ama tek başına yeterli olmayabilir. Hormon fonksiyonlarında bozukluğa yol açan tiroid hastalıkları açısından da vücutta beliren değişiklikleri, şikayetleri geçiştirmeden ve ihmal etmeden zamanında aile hekimine, iç hastalıkları veya endokrinoloji uzmanına başvurarak muayene olmak ve gerekli ilave tetkikleri yaptırmak önemlidir.

Nodüllerin değerlendirilmesi gerekir

Özellikle risk faktörlerinin bulunduğu (ailede tiroid hastalığı veya kanseri, radyasyon maruziyeti gibi) hastalarda yıllık doktor muayenesi, tiroid fonksiyon testlerini ihmal etmemek ve tiroid ultrasonografisi ile tiroid bezi ve varsa nodüllerin değerlendirilmesi gerekir.

Tüm kanserlerde olduğu gibi tiroid kanserinde de erken tanıda kür şansı daha yüksektir ve hastalığın tedavisi mümkündür. Tiroid bezinin diğer fonksiyonel hastalıklarında (Hipotiroidi / Hipertiroidi) da uygun tedavinin başlanması ile şikayetler gerileyebilir.

Jackie Marisse “Uçurma Zamanı”

Jackie Marisse “Uçurma Zamanı”

Uçurtma Zamanı başlıklı sergi, Jackie Matisse’in uçurtmalarını tüm göz alıcılıklarıyla Arter’in yüksek ve alçak tavanlı, aydınlık ve karanlık farklı alanlarında ilk kez boylu boyunca sergilenecek.

Jackie Matisse (1931–2021), imzası hâline gelen uçurtmalarını bundan neredeyse yarım asır önce, 1976 yılında çıktığı bir seyahat esnasında İstanbul semalarında uçurmuştu. Bugün canlı renkleriyle Arter binasının ön cephesinde beliren Gökkuşağı [Arc-en-Ciel, 1983] uçurtmalarının, yoldan geçenleri Uçurtma Zamanı adlı sergisini keşfe davet edecekleri, o günlerde aklından dahi geçmemiş olmalı.

Özgür Özgülgün “Abur Cubur Adası”

Özgür Özgülgün “Abur Cubur Adası”

Yazar, tiyatrocu Özgür Özgülgün’ün sevilen çocuk kitabı Abur Cubur Adası, yeni baskısıyla raflarda yerini aldı.

Okuryazar Çocuk yayınevinden çıkan kitap 20 bin baskısıyla yeniden çocuk okuyucularıyla buluştu.

Özgür Özgülgün’ün kaleminden, Zeynep Dağgüden’in resimlediği Abur Cubur Adası, 6 yaş üstü kitapsever tüm okurlara hitap ediyor. Özellikle çocuklar için tasarlanmış ve okumayı kolaylaştıran Sassoon yazı karakterinin kullanıldığı kitap, okumayı yeni öğrenen çocuklara yeni maceralarında eşlik ediyor.

Babası arkeolog olan Ali, yaz tatilini kazı alanında geçirecekti. Tatilini yaparken bilimsel bir keşfe de tanıklık edecekti. Kocaman yelken direkleri ve geniş, uzun gövdesiyle göz kamaştıran gemi batığı, liman kentin açığında araştırmacıları bekliyordu. Batık gemi, araştırmacıların olduğu kadar Ali’nin de merak ettiği bir konuydu. Bu koca gemi nasıl batmıştı ya da kimler tarafından batırılmıştı? Engin denizin hemen kıyısına kurulmuş liman kentin kıyısındaki bu gizem acaba çözülebilecek miydi?

Rahat ve telaşsız şehir Lizbon

Rahat ve telaşsız şehir Lizbon

Lizbon, Avrupa’nın en güzel ve kozmopolit şehirlerinden biridir. Sıcak ve güneşli konumuyla tanınan şehir, çok sayıda tarihi anıt, birinci sınıf müzeler ve tek veya çok günlük bir seyahat programına kolaylıkla dahil edilebilecek diğer muhteşem turistik mekanlarla kutsanmıştır.

Eski mahallenin dar sokaklarını keşfedebilir, nehir kıyısındaki gezinti yolunda gezinebilir veya yemyeşil park ve bahçelerde dolaşabilirsiniz. Aslında, Lizbon’un yerel halkın yaptığı gibi rahat ve telaşsız bir tempoda tadını çıkardığınızda, onun konuksever karakterine ve baştan çıkarıcı cazibesine hemen aşık olacaksınız.

Hazırlayan; Ferhat Kaan Şahin

Castelo de São JorgeCastelo de São Jorge

Lizbon’un en önemli turistik mekanlarından biri olan St. George Kalesi, Alfama’nın yakınında, Portekiz başkentine bakan bir tepenin tepesinde muhteşem bir konuma sahiptir.

Burası Lizbon’un en popüler turistik yerlerinden biridir. Etkileyici siperleri, ilgi çekici müzesi ve büyüleyici arkeolojik alanı, kaleyi tüm aile için ödüllendirici bir deneyim haline getiriyor ve özellikle çocuklar, araziyi çevreleyen sağlam duvarlara ve kulelere tırmanmayı sevecekler.

Mosteiro dos Jerónimos

Mosteiro dos Jerónimos

16. yüzyıldan kalma Jerónimos manastırı, Portekiz’in en önemli simge yapılarından biridir ve UNESCO Dünya Mirası Alanı ödülünü hak eden muazzam tarihi ve kültürel öneme sahip çarpıcı bir anıttır.

Lizbon’un çekici Belém mahallesinde, nehir kıyısına yakın bir yerde, Hieronymite manastırı olarak da bilinen manastır, 1501 yılında Kral I. Manuel tarafından yaptırılmıştır. Vasco da Gama’nın 1498’de Hindistan’a yaptığı destansı yolculuğu onurlandırmak için inşa edilen Jerónimos, aynı zamanda ülkenin zenginliğinin de bir sembolüdür.

Oceanário de Lisboa

  Oceanário de Lisboa

Lizbon Okyanus Akvaryumu, Avrupa’nın en iyi akvaryumlarından biri ve dünyanın en büyüklerinden biridir. Aynı zamanda şehrin tüm turistik mekanları arasında tartışmasız en aile odaklı olanıdır.

Peter Chermayeff tarafından tasarlanan ve Expo 98 Dünya Fuarı için şu anda Parque das Nações olarak bilinen bir bölgede inşa edilen okyanus akvaryumu, düzinelerce farklı kuş türü de dahil olmak üzere akıllara durgunluk veren bir dizi balık ve deniz hayvanına ev sahipliği yapıyor.

Ustaca tasarlanmış düzen, dört ayrı deniz ve manzarayı, yani Atlantik, Pasifik, Hint ve Antarktika okyanuslarının yaşam alanlarını temsil ediyor. Bunlar, zarif ışınlar, soğanlı güneş balığı ve çocukların en sevdiği derin deniz sakinleri olan gösterişli köpekbalıkları da dahil olmak üzere her şekil ve boyuttaki balıklarla dolu devasa bir merkezi tankı çevreliyor.

Torre de Belém

Torre de Belém

Belém Kulesi, Portekiz’in 16. yüzyıldaki olağanüstü Keşif Çağı’nın bir sembolü olarak Tagus Nehri’nin ağzının yakınında sığ bir yerde yer almaktadır.

Kale olarak inşa edilen ve başlangıçta nehrin ortasında yer alan (su yolu yıllar içinde değişmiştir) kule, dekoratif Manuelin mimarisinin en yüksek noktasını temsil eder. Süslü cephesi hayali denizcilik motifleriyle süslenmiştir; tamamı bükülmüş halat ve taştan oyulmuş silahlı küreler.

Gerçekten de bu anıt o kadar değerli ve ikonik ki, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde korunuyor. Çeşitli katlarda yer alan en ilginç iç mekan özelliği, odanın bir Rönesans sundurmasına açıldığı ikinci kattaki Kral Odasıdır. I. Manuel’in kraliyet arması zarif kemerlerin üzerinde yer almaktadır.

İnanılmaz derecede dik sarmal merdivenleri en üst kattaki kule terasına tırmanın ve sahil şeridinin ve nehrin güzel bir panoramasıyla ödüllendirileceksiniz.

Elevador de Santa Justa

Elevador de Santa Justa

Lizbon’un Baixa bölgesinin çatılarının üzerinde garip görünümlü Santa Justa Asansörü, neo-Gotik bir asansör ve şehirdeki en eksantrik ve yeni toplu taşıma aracı yer alıyor.

İlk bakışta, perçinli dövme demir çerçevesi ve savaş gemisi grisi boyası, Paris’teki Eyfel Kulesi’nin görüntülerini çağrıştırıyor ve bir bağlantı var: Gustave Eiffel’in çırağı olan Fransız mimar Raoul Mésnier du Ponsard , asansörü tasarladı. 1901 yılında açıldı. Şehrin pahalı mağazalar, Fado evleri ve küçük restoranlarla dolu popüler bir bölgesi olan Bairro Alto semtindeki Baixa’yı Largo do Carmo’ya bağlamanın bir yolu olarak inşa edildi.

Bugün, 32 metrelik zirveye çıkıp, hala orijinal cilalı pirinç enstrümanların bulunduğu ahşap panelli kabinlerde yolculuk yapanlar, işe gidip gelen halktan ziyade meraklı turistlerdir. Kabinler gıcırdayarak üst terasın hemen altındaki platforma doğru ilerliyor. Yolcular buradan çıkıp bir köprüden geçerek Bairro Alto’ya gidebilir veya üst terasa çıkan sarmal merdiveni tırmanmayı tercih edebilir.

Üstten manzaralar muhteşemdir ve trafiğe kapalı sokaklardan, pitoresk meydanlardan ve her yerde bulunan kale ve Tagus Nehri’nden oluşan yoğun bir kentsel tuvali içine alır.

Sé: Lizbon'un Heybetli Katedrali

Sé: Lizbon’un Heybetli Katedrali

Kentin antik Alfama mahallesi yakınındaki Castelo bölgesinde, Lizbon’un müstahkem Romanesk katedrali- Sé – orijinal yapının 1150 yılında kutsanmasından bu yana birçok tasarım değişikliğinden geçmiştir. 1755’teki yıkıcı sarsıntıyla sonuçlanan bir dizi deprem, 12. yüzyılda ayakta kalanları tamamen yok etti.

Bugün gördüğünüz şey, mimari tarzların bir karışımıdır; göze çarpan özellikler, şehir merkezinin siluetini süsleyen ikiz mazgallı çan kuleleridir; özellikle batan güneşin tuğlaları altın bir kaplamayla parlattığı öğleden sonra geç saatlerde çağrıştırıcıdır.

İçeride, göz kamaştırıcı bir gül penceresi oldukça kasvetli bir iç mekanı aydınlatmaya yardımcı oluyor ve muhtemelen katedralin en değerli eserlerinin, kadehler ve kutsal emanetlerden oluşan gümüş eşyaların, karmaşık işlemeli cüppelerin, heykellerin sergilendiği hazineye yöneleceksiniz. ve bir dizi nadir resimli el yazması.

Padrão dos Descobrimentos

Padrão dos Descobrimentos

Belém sahiline hakim olan köşeli Keşifler Anıtı, Tagus Nehri üzerinde bir karavela pruvasını andıracak şekilde eğilen muazzam bir yekpare anıttır. 15. yüzyılda Portekizli denizciler tarafından keşfedilmemiş okyanusların haritasını çıkarmak ve yeni topraklar keşfetmek için komuta edilen gemi türü.

Anıtın her iki yanında yer alan, Vasco da Gama, Fernão de Magalhaes gibi en önde gelen şahsiyetlerin heykellerinden oluşan muhteşem bir friz aracılığıyla, Altın Keşif Çağı’nın geliştirilmesinde aktif olarak yer alan herkese uygun bir saygı duruşunda bulunuluyor. Pedro Alves Cabral. Henry elinde karavella en önde duruyor.

Sintra'ya günlük gezi

Sintra’ya günlük gezi

Muhtemelen Lizbon’daki en ödüllendirici günlük gezi deneyimlerinden biri, şehir merkezinden trenle doğrudan 40 dakika uzaklıktaki harika romantik kasaba Sintra’yı ziyaret etmektir. Granit çıkıntılarıyla kaplı yemyeşil bir ormanlık alan olan engebeli Serra de Sintra’nın eteklerinde yer alan bu büyüleyici destinasyon, muhteşem kraliyet sarayları, gizemli konaklar ve 8. yüzyıldan kalma muazzam bir Mağribi kalesinden oluşan manzaralı bir resimli kitap olarak gözler önüne seriliyor.

Bu çekici tuvalin karşısında, arnavut kaldırımlı sokaklar ve dar sokaklardan oluşan bir labirent boyunca sıkışmış renkli ve süslü şehir evleri, dekoratif kafeler ve geleneksel restoranlardan oluşan hoş bir konfigürasyon olan tarihi eski şehir (Sintra-Vila) yer alıyor. Bir zamanlar Portekiz Kralları ve Kraliçeleri için yaz tatili olan Sintra, Dünya Mirası Alanı statüsünü hak ediyor ve görkemli bir cazibe merkezi olmaya devam ediyor.

Arco da Rua Augusta: Zafer Takı

Arco da Rua Augusta: Zafer Takı

Lizbon’un nehir kenarındaki devasa meydanı Praça do Comércio , yerden bakıldığında yeterince etkileyicidir, ancak devasa boyutları ancak Arco da Rua Augusta’dan bakıldığında gerçekten takdir edilebilir.

19. yüzyıldan kalma simgesel kemer , şehrin trafiğe kapalı ana caddesi olan Rua Augusta’nın güney ucunun yakınındaki yolcu salonunun kuzey ucunda yer almaktadır. Portekizli mimar Santos de Carvalho tarafından tasarlanan ve 1755 depreminden sonra başkentin yeniden inşası anısına inşa edilen anıt, 1873 yılında açıldı.

Bir asansör ziyaretçileri tepeye yakın bir yere bırakıyor, ardından terasa ulaşmak için dik bir sarmal merdivenden geçilmesi gerekiyor. Buradan güney manzarası görkemlidir ve meydan boyunca ve nehir boyunca uzanır. Kuzeye döndüğünüzde Rua Augusta ve Lizbon’un tüm Baixa (şehir merkezi) bölgesini göreceksiniz.

Igreja-Museu São Roque

Igreja-Museu São Roque

Bairro Alto’daki São Roque kilisesi ve müzesi, sürükleyici bir kültürel deneyim sunmak için bir araya geliyor; her biri diğerini tamamlıyor.

16. yüzyılın sonlarında Cizvit Tarikatı tarafından kurulan São Roque’un sade ve mütevazı Rönesans cephesi, Lizbon’un tüm dini mekanları arasında en etkileyici olanlarından biri olan görkemli iç mekanı gizlemektedir. Mermer, azulejolar ve yaldızlı ahşap işçiliği ile zengin bir şekilde süslenmiş olan kilise, bir dizi yan şapel ile ünlüdür; bunlardan biri olan Capela de São João Baptista , süslü dekorasyonuyla izleyenleri büyülemektedir.

Palácio dos Marqueses de Fronteira

Palácio dos Marqueses de Fronteira

Şehrin kuzeybatı eteklerinde yer alan bu büyüleyici kır malikanesi, Marquês de Fronteira’nın aile evidir. 1640 yılında ilk Marquês de Fronteira olan João de Mascarenhas için av köşkü olarak inşa edilen bina, daha sonra saray olarak yenilenmiştir ve Lizbon’un en güzel ve sakin özel konutlarından biri olmaya devam etmektedir.

Neyse ki, bu asil sığınaktaki bazı odalar ve muhteşem peyzajlı alanlar halka açık ve tesiste rehberli bir sabah turuna yatırım yapmak, 17. yüzyıl Portekiz’ine tatmin edici bir bakış sunuyor.

Burası bir müze değil ve hiçbir mobilya ya da iç dekorasyon etiketli değil. Ancak turlar öğretici, eğitici ve ihtiyatlıdır ve benzersiz Amsterdam çinilerinin iç mekanı süslediği salon, kütüphane ve yemek odası gibi ek alanlara erişim sağlar. Sanat tarihçileri şüphesiz bazı önemli parçaları gözetleyeceklerdir; Pellegrini portresine dikkat edin.

Tura, subtropikal bitki örtüsüyle süslenmiş yemyeşil bir vaha olan resmi bahçeler dahildir. Burada, Portekiz krallarının büstlerini içeren dekoratif nişlerin yer aldığı bir teras olan “Kral Galerisi”ni bulacaksınız. Sazanlarla dolu büyük bir göletin üzerinde kuruludur.

Basílica da Estrela

Basílica da Estrela

Basílica da Estrela’nın (Yıldız Bazilikası) ışıltılı tebeşir beyazı kubbesi, Lizbon’un her yerinden hayranlık uyandıran bakışları üzerine çekiyor, öyle ki şehrin siluetinde her yerde var oluyor. Kilise başkentin en büyük kiliselerinden biridir ve şehir merkezinin batısındaki bir tepede yer almaktadır.

Kral I. José’nin kızı I. Maria tarafından yaptırılan bazilikanın inşaatına 1779’da başlandı ve 1790’da tamamlandı. Çeşitli heykeller ve alegorik figürlerle süslenmiş kireçtaşı cephesi, ikiz çan kuleleriyle dengeleniyor ve tasarım olarak kiliseye benziyor. Mosteiro Pálacio Nacional de Mafra , daha küçük ölçekte de olsa.

TAG Heuer, Babalar Günü’ne özel hediye

TAG Heuer, Babalar Günü’ne özel hediye

TAG Heuer, Babalar Günü’nde şık ve zarif saatlerden oluşan çok özel bir hediye seçkisi sunuyor.

TAG Heuer’in öncü ruhunu taşıyarak babaların benzersiz enerjisini taşıyor. Tag Heuer, özel saatleriyle babalar ve baba adaylarına tarz ve ilgi alanlarına yönelik eşsiz bir hediye destinasyonuna dönüşüyor.Formun Üstü

TAG Heuer Aquaracer, lüks saatçiliğin sınırlarını zorluyor. Her anı tamamlayan bu mükemmel saat, dayanıklılığı ve şıklığı bir araya getiren tasarımıyla dikkat çekiyor. Su sporlarından günlük kullanıma kadar her türlü ortamda üstün bir deneyim vadeden TAG Heuer Aquaracer; maceracı bir ruha sahip, en zorlu şartlarda dahi daima güvenilir bir performans arayan babalar için ideal hediye seçeneklerinin başında geliyor.

Kerkisolfej Açık Hava konserleri başlıyor

Kerkisolfej Açık Hava konserleri başlıyor

KerkiSolfej Organizasyon bu yaz da Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda müziğin yıldızlarını İstanbullularla buluşturuyor. Mayıs ve Haziran ayında başlayacak olan konser serisi yaz boyunca devam ederek, müzik ve eğlence dolu anlar sunacak.

Kral Pop Radyo medya sponsorluğunda gerçekleşecek olan “Harbiye Açıkhava Konserleri”nin ilk etabı 27 Mayıs’ta başlıyor. Müzik dünyasına adını altın harflerle yazdıran sanatçıların en özel repertuarlarını ve muhteşem göz alıcı sahne şovlarıyla birleştireceği konser serisinin ilk konuğu 27 ve 28 Mayıs’ta Sıla olacak.

KerkiSolfej Harbiye Açıkhava Konserleri Programı

27 Mayıs Pazartesi – Sıla

28 Mayıs Salı – Sıla

29 Mayıs Çarşamba – Berkay

30 Mayıs Perşembe – Erol Evgin

31 Mayıs Cuma – Dolu Kadehi Ters Tut

1 Haziran Cumartesi – Dolu Kadehi Ters Tut

2 Haziran  Pazar – Buray

3 Haziran Pazartesi – Buray

4 Haziran Salı – Ferhat Göçer “Senfonik”

17 Haziran Pazartesi – Selda Bağcan “Senfonik”

28 Temmuz Pazar Nilüfer

Özgür ruhlu macera severlerin markası Nautica

Özgür ruhlu macera severlerin markası Nautica

Nautica, yükselen güneşin enerjisini ve doğanın tazelenişini 2024 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu ile dolabınıza taşıyor. Hafif nefes alan kumaşları ve üstün rahatlık sunan formları sezonun favori renkleriyle buluşturan Nautica İlkbahar/Yaz’24 Koleksiyonu, şehirli erkek ve kadınların vazgeçilmezi olmaya aday. Bu koleksiyon içerisinde yer alan New Marine, Imperfect, Soft City, Simple Life ve Sea Side Koleksiyonları, herkesin beğenisini kazanacak.

Nautica İlkbahar/Yaz’24 Kadın Koleksiyonu‘nda, tekne stilinden ilham alarak minimalist tasarım çizgilerini marin stilinin vazgeçilmez renkleriyle yorumlayan New Marine Koleksiyonu’nu inceleyebilirsiniz. Yine İlkbahar/Yaz’24 Kadın Koleksiyonundan Imperfect Koleksiyonu ise benzersiz kesim ve desenleri ile yaz boyu rahatlığa çağrıda bulunuyor.

Nautica İlkbahar/Yaz’24 Erkek Koleksiyonu içerisinde yer alan şehrin içerisinde karmaşadan uzakta, konfor ve sadeliği bir arada arayanlar için oluşturulan Soft City Koleksiyonu siyah, beyaz, lacivert renk paleti ile kapsül dolap oluşturmaya yardımcı oluyor. Simple Life Koleksiyonu ise sınırları zorlayan maceracı centilmenler için tasarlandı. Koleksiyon, bol pantolonları, oversize gömlekleri, bermudaları ve keten gömlek/şort takımları ile dikkat çekiyor. Doğayla birleşen toprak tonları, bejler ve hakilerle bir araya gelen bu parçalar, koleksiyonun tamamlayıcısı.

Avangart Ege mutfağı Loft Bodrum’da

Avangart Ege mutfağı Loft Bodrum’da

Bodrum Loft içerisinde yer alan LoftElia Restaurant, Şef Deniz Aşan yönetimindeki mutfağı ile tatilcileri unutulmaz bir gastronomik yolculuğa çıkarıyor.

Türkiye’nin gözde tatil destinasyonu Bodrum’un Demirbükü Koyu’nda bulunan LoftElia Restaurant, yenilenen menüsü ve muhteşem manzarası ile misafirlerine eşsiz bir tat deneyimi sunmaya devam ediyor. Dünyaca ünlü Michelin Rehberi’nin 2024 Tavsiye Edilenler Listesi’nde yer alan LoftElia, Şef Deniz Aşan’ın önderliğinde, doğal ve taze ürünlerle hazırlanan benzersiz yemekler, misafirlerini lezzet dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

LoftElia Restaurant

LoftElia, bahçelerinde yetiştirilen taze ürünler, çeşitli Ege otları, yerel deniz ürünleri ve açık ateşte pişirilen etler, misafirlerin damaklarında unutulmaz izler bırakıyor.

LoftElia’nın yeni menüsünün başlangıç lezzetleri arasında, pembe domates, feta peyniri ve ekşi maya kıtırı ile hazırlanan Domates Salatası, közlenmiş patlıcan, yoğurt ve biber ile yapılan Yoğurtlu Köz Patlıcan, işlenmiş yoğurt, maydanoz ve semizotundan oluşan İsli Semiz Otu ve Hindistan cevizi ve kaya koruğu ile sunulan Izgara Kalamar yer alıyor.

 

LoftElia

Ana yemeklerde ise, Çeşme damla sakızı, karides ve fosil börülce ile hazırlanan Dry Age Levrek, Bodrum eriştesi ve ılık radika ile sunulan Terra Cotta Dülger, kale yaprağı ve gravyer kroket ile servis edilen Tane Biberli Bonfile ve brokoli ve şevketi bostan ile yapılan Kuzu Şiş gibi lezzetler öne çıkıyor. Tatlılarda ise, çikolata mousse kek ve çilek sorbe ile yapılan Çilek & Çikolata ve Antep fıstığı, vişne ve portakal sorbe ile sunulan Kalburabastı, tatlı severlerin beğenisine sunuluyor.

Bilgi: (0533) 073 12 12

Sağlıklı bir tiroit Fonksiyonu için nasıl beslenmeli?

Sağlıklı bir tiroit Fonksiyonu için nasıl beslenmeli?

“Metabolik süreçlerin sürdürülebilmesi, ideal vücut ağırlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için temel şart; yeterli ve dengeli beslenmektir. Besin gruplarını dengeli tüketerek, tiroit hormonu üretimi ve salınımı için gerekli olan iyot, selenyum gibi minerallerin yeterli düzeyde alınması sağlanmalıdır.” diyen Liv Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan, sağlıklı bir tiroit fonksiyonu için nasıl beslenilmesi gerektiğini anlattı.

Tiroit bezi veya tiroit hormonu işlevindeki sorunlar, birçok hastalığın gelişmesine yol açabilmektedir. Hipertiroidizm (tiroid hormonu üretiminde artış) ve hipotiroidizm (yetersiz tiroit hormonu üretimi) yaygın görülen sorunlar olup, tiroit bezinin çeşitli sebeplerden dolayı büyümesi sonucu ortaya çıkan guatr, tiroit kanseri, tiroit nodülleri ve tiroiditis (tiroit bezinin inflamasyonu) de görülebilmektedir. Haşhimato hastalığı ise bireyin bağışıklık sisteminin tiroit bezine karşı antikor üretmesi sonucu ortaya çıkabilen otoimmun bir hastalıktır.  Genetik etmenler, iyot yetersizliği veya lahana gibi guatrojen adı verilen ve iyotu bağlayarak vücutta kullanımına engel olan sebzelerin çok sık tüketilmesi tiroit hastalıklarına yol açabilmektedir. Örneğin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde guatr görülme sıklığının yüksek olmasının, karalahana tüketimi ile ilişkili olduğu bildirilmiştir.

Diyetle iyot alımı, tiroit bezi işlevlerini doğrudan etkileyebilmektedir. Başta guatr olmak üzere ülkemizdeki iyot yetersizliğine bağlı tiroit sorunlarının önlenebilmesi için; 1998 yılından günümüze sofra tuzuna 25-40mg/kg oranında potasyum iyodat eklenerek, tuz iyot bakımından zorunlu olarak zenginleştirilmektedir. Bu doğrultuda günde 5 gram iyotlu tuz tüketimi ve haftada 2 kez balık tüketimi ile yeterli miktarda iyot alınabilmektedir. İyotlu tuz, pişirme yani ısıl işleme maruz kaldığında iyot kayıpları oluşabilmektedir, bu nedenle iyotlu tuzun yemeklere piştikten sonra eklenmesi önerilmektedir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz Kazan

Beslenme ve Diyet Uzmanı Özgenaz

SAĞLIKLI BİR TİROİT METABOLİZMASI İÇİN

Yeterli ve Dengeli Beslenin
Metabolik süreçlerin sürdürülebilmesi, ideal vücut ağırlığının korunması, kronik hastalıkların önlenmesi için temel şart; yeterli ve dengeli beslenmektir. Besin gruplarını dengeli tüketerek, tiroit hormonu üretimi ve salınımı için gerekli olan iyot, selenyum gibi minerallerin yeterli düzeyde alınması sağlanmalıdır. Yeterli ve dengeli beslenmenin yanında günde en az 2 litre su tüketimi sindirim ve dolaşım işlevlerini düzenleyerek tiroit bezinin işlevini desteklemektedir.

Balık Tüketimini İhmal Etmeyin
Balık, deniz ürünleri, keten tohumu ve ceviz gibi besinler omega-3 yağ asitlerinin kaynaklarıdır. Balık ve deniz ürünleri tiroit hormonunun yapısına katılan, iyot ve selenyumun bir arada bulunduğu en kaliteli kaynaktır. Omega-3 yağ asitleri aynı zamanda tiroit işlev bozukluğu olan bireylerde ortaya çıkabilen kalp damar ve şeker hastalığından korunmada etkili olabilmektedir. Haftada en az 2 kez tercihen yağlı balık tüketimi, hem iyot hem selenyum hem de omega-3 yağ asitlerinin alımına katkı sağlar.

Yeterli Düzeyde Posa Alın
Besinlerin ince barsaklarda sindirilemeyen bölümü diyet posası olarak adlandırılır. Yeterli ve dengeli beslenme ile günde 25-30g posa alımı hedeflenmektedir. Meyve, sebze, kurubaklagil ve tam tahıllar yüksek posa içeren besinlerdir ve beslenmede yer verildiğinde günlük posa ihtiyacı karşılanmasını sağlar. Yeterli posa alımı, tiroit işlevlerinin sürdürülmesi veya tiroit sorunlarına eşlik edebilen kalp damar veya şeker hastalıklarından korunmada oldukça önemlidir.