Yazılar

Bel fıtığı cerrahisinde en sık uygulanan yöntemler!

Günümüzde bilgisayar karşısında geçirilen uzun saatler ve duruş bozuklukları, fazla kilo ve hareketsizlik derken bel ağrısından şikayet edenlerin sayısı hızla artıyor. Öyle ki bu kişilerin büyük bir bölümünde de bel fıtığı gelişebiliyor. Sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle her 100 kişiden 80’inde bel ağrısı görüldüğünü, bunların yüzde 15’inin ise tedavi gerektiren şiddette bir bel fıtığından kaynaklandığını belirten Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ziya Akar, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren bel fıtığının tedavisinde erken tanı ve doğru tedavinin büyük önem taşıdığını vurguluyor. Buna karşın toplumumuzda bel fıtığı hakkında bazı yanlış inanışların çok yaygın olması nedeniyle çok sayıda hastanın bazı hatalı yollara yönelebildiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Akar “Hemen hepimizin çevresinde bel ağrısından yakınan insanlar bulunuyor. Öyle ki çocuk yaşlarda da bel ağrısı şikayeti ile çok sık karşılaşıyoruz. Her ağrı bel fıtığı demek değildir ancak bel fıtığı teşhisi konulduğunda ise alternatif tedaviler olarak internette ve sosyal medyada çok sık karşımıza çıkan uygulamalar yerine bilimsel tedaviye yönelmek gerekir. Ayrıca günlük yaşam alışkanlıklarını düzenlemek ve sağlıklı alışkanlıklar edinmek de tedavinin başarısında son derece önemlidir” diyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ziya Akar, toplumumuzda omurga sağlığını riske atan, bel fıtığı hakkında doğru sanılan 7 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ziya Akar

Prof. Dr. Ziya Akar

  • Bel çekme ve sert masaj fıtığı iyileştirir: YANLIŞ! 

DOĞRUSU: Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ziya Akar “Kontrolsüz yapılan sert masajlar, bilinçsiz yapılan manuel terapiler ve bel çekme (traksiyon) işlemleri belde ve omurgada çok ciddi zararlara yol açabilir. Bu tür uygulamalar sinir hasarına veya fıtığın daha da kötüleşmesine neden olarak dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir” diyor.

  • Bel fıtığı sadece aşırı ağır kaldırmakla olur: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Ani ve yanlış şekilde ağır kaldırmak belin zorlanmasına ve disklerin yerinden kaymasına neden olabilir. Bunun yanı sıra kötü duruş alışkanlıkları, hareketsizlik, obezite gibi birçok neden de bel fıtığı sebebi olabilir. Örneğin; ofis çalışanları uzun saatler masa başında sürekli aynı pozisyonda oturdukları için bel fıtığı gelişimine adaydır. Aşırı kilo omurgaya binen yükü artırır. Sürekli aynı pozisyonda kalmak ve genel olarak hareketsizlik omurgamıza destek olan adale gruplarının zayıflığına yol açarak bel fıtığı gelişimini kolaylaştırır.

  • Bel fıtığı olan kişiler hareket etmemeli ve sert yatakta yatmalıdır: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bel fıtığı olan kişilerin uzun süreli yatak istirahati yapmaları bel adalelerinde zayıflamaya neden olacağı için tam tersine iyileşme sürecini zorlaştırır. Aşırı sert yataklar omurgamızın doğal eğriliğini bozacağı için ağrıyı artırabilir. Orta sertlikte ve vücudu destekleyen yataklar daha uygundur.

  • Bel fıtığı sadece ileri yaşlarda görülür: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bel fıtığı her yaş grubunda görülebilir. Gençlerde aşırı fiziksel yüklenme, uzun süre ekran karşısında yanlış duruş bozuklukları, yüksek düzeyde fiziksel aktivitenin yanlış tekniklerle uygulanması, düşme ve kazalara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ancak çocukluk ve genç yaş grubunda agresif tedavi daha nadiren uygulanır.

  • Bel fıtığı olan herkes ameliyat olmalıdır: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Prof. Dr. Ziya Akar, bel fıtıklarının büyük bir kısmının ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirterek “Fizik tedavi, egzersiz (bel ve karın kaslarını güçlendirici), ilaç tedavisi (ağrı kesici-ödem giderici, kas gevşetici) ve yaşam tarzı değişiklikleri ile birçok hasta iyileşebilir. Ameliyat sadece ağrı diğer tedavi yöntemleri ile yönetilemediğinde, ciddi nörolojik komplikasyonlar (idrar kaçırma, bacaklarda uyuşukluk veya güç kaybı) geliştiğinde önerilir” diyor.

  • Bel fıtığı tamamen iyileşmez, tekrarlar: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bel fıtığı doğru ve zamanında yapılan tedavi ile düzelen bir hastalıktır. Cerrahi tedavi sonrası büyük oranda hastanın yaşam tarzına, hareketlerine bağlı olarak yüzde 5-6 oranında tekrar fıtık ortaya çıkabilir. Uygun tedavi (konservatif veya cerrahi) yapıldıktan sonra egzersizler, yaşam tarzı değişiklileri ile bel fıtığını hayatınızdan çıkartabilirsiniz.

  • Bel fıtığı olan kişi spor yapamaz, sürekli korse takması gerekir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bel fıtığı tanısı alan ve/veya bu tanı ile tedavi gören kişilerin hayatında sportif aktivite çok önemli bir yer tutar. Özellikle bel ve karın kaslarını güçlendirici egzersizler çok önemlidir. Yüzme ve ağırlık çalışması olmadan plates gibi sportif aktiviteler yaşam kalitesini artırdığı gibi tekrarlama riskini de azaltır. Ancak tedaviden sonra bir süre için ani bel hareketi gerektiren sporlar (tenis, kayak, boks vs), aşırı zorlayıcı egzersizler (ağırlık çalışmaları) yapılmamalıdır.

Bel fıtığı cerrahisinde yeni yöntemler

Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ziya Akar, cerrahi yöntemin hastanın durumuna, fıtığın yerine ve sinirler üzerindeki baskıya göre değiştiğini belirterek, günümüzde en sık uygulanan cerrahi yöntemleri şöyle açıklıyor: “En sık kullanılan yöntem; mikrocerrahidir. Küçük bir kesiden mikrocerrahi aletler ve ameliyat mikroskobu kullanılarak fıtıklaşan disk materyali temizlenir. Dokulara minimal zarar verildiği için iyileşme süresi kısadır. ‘Endoskopik diskektomi’ denilen, daha küçük kesilerle endoskop kullanılarak yapılan yöntemde de hastalar hızlı iyileşir ve az ağrı hissedeler. Ancak bu yöntem her fıtık için uygun değildir. Laminektomi yönteminde ise; fıtığa ulaşabilmek için omurganın arka bölgesinde bulunan kemik yapı çıkarılır veya kemikte pencere açılarak cerrahi uygulanır. Girişimsel uygulamalarda ise; amaç sinir üzerine bası yapan diskin küçültülmesidir. Ancak bu yöntem küçük ve kabartı şeklindeki fıtıklar için uygundur. Hangi tedavi yönteminin uygun olduğuna Nöroşirürji Uzmanı hastanın MRI ve klinik bulgularına göre karar verir. Minimal invaziv yöntemler daha hızlı iyileşme sağlamalarına rağmen bazen daha büyük cerrahi uygulamalar gerekebilir.”

“Düetle Gelmeyin Artık!”

Sanatçı Mehmet Çevik, başarılı şarkıcı ve sunucu Aslı Hünel ile beraber yeni çıkardığı “Ben Ordayım” isimli şarkısının perde arkasını anlattı. Kanal D ekranlarında yayınlanan Gelinim Mutfakta programının sunucusu Aslı Hünel ile birlikte klip çekmeye hazırlanan Çevik, yaşadığı talihsizlikleri ve duygusal anları ilk kez paylaştı.

“Aslı abla bana geldiğinde, ‘Sana çok güzel bir şarkı hediye edeceğim, birlikte düet yapacağız’ dedi. Ama ne zaman bir proje yapsam başımıza bir şey geliyor. Serdar Ortaç’la ‘Bilsem Ki’ şarkısını yaptık, kardeşi vefat etti. Bu yüzden artık projeler yapmak istemiyorum” diyerek sözlerine başlayan Çevik, yeni şarkısı için her şeyin hazır olduğunu ancak son anda yaşanan gelişmenin projeyi etkilediğini söyledi.

Klipten bir gün önce Aslı Hünel’in kendisini ağlayarak aradığını söyleyen sanatçı, “Mehmet’cim, bu klibi çekeceksin ama ben gelemeyeceğim. Annemi yoğun bakıma kaldırdılar, entübe ettiler” sözleriyle yaşadığı şoku dile getirdi.

“Her şey hazırdı. Klip yönetmenleri Bursa’ya gelecekti, plato hazırdı. Hepimiz büyük bir heyecan içindeydik. Bu talihsiz olay hepimizi derinden etkiledi” diyen Çevik’e eşi Gizem Çevik destek oldu. Klipte Aslı Hünel’in yerine Gizem Çevik kamera karşısına geçti.

“Aslı ablanın oynamasını çok isterdik ama kısmet eşim Gizem Çevik’eymiş. Bu da benim talihsizliğim oldu. Ama Aslı Hünel’in başka desteklerle yanımda olacağını hissediyorum. O çok kıymetli” diyerek duygularını ifade etti.

Haftanın dört günü Bursa’da sahne aldığını söyleyen Çevik, kıyafetlerini ise yurt dışındaki styling’leri takip ederek oluşturduğunu belirtti.

Sanat dünyasına da bir mesaj gönderen başarılı sanatçı, “Kimseyle düet yapmak istemiyorum. Bütün sanatçı dostlarıma duyurulur: Düetle gelmeyin artık, tek başıma yoluma devam etmek istiyorum” sözleriyle dikkat çekti.

Gülsün Yılmaz “Bekleyiş”

Ressam Gülsün Yılmaz’ın, kadın bedeninin ve ruhunun evrendeki dönüşümünü ele aldığı “Bekleyiş” adlı kişisel resim sergisi, 9 Nisan 2025’te Evrim Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluştu.

“Bekleyiş” sergisinde Yılmaz, değişen ve gelişen evrende kadınların maruz kaldığı haksızlık ve eşitsizliği, kendi bedenini ve portrelerini travmatik bir dil kullanarak yansıtıyor. Ressam, kadının gücünün evrenden aldığı enerjiyle şekillendiğini ve bu enerjiyi yeniden evrene aktardığını vurgularken, izleyiciyi kadın olmanın hem kırılgan hem de dirençli yanlarıyla yüzleştiriyor. Eserlerde, doğanın yıkıcı ve bir o kadar iyileştirici gücü, canlı renkler ve kalın boya katmanlarıyla temsil ediliyor. Kediler, kuşlar ve çiçekler gibi doğal motifler ise fırça darbeleriyle portrelere adeta hayat üflüyor.

“Bekleyiş”, 27 Nisan 2025 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

Adres: Göztepe Mahallesi, Bağdat Caddesi Handan Palas Apartmanı No:233 Daire: 1 Kadıköy-İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

Pazar: 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

Büyük Efes Sanat Günleri başlıyor

İzmir’in sanatla buluştuğu en özel etkinliklerden biri olan Büyük Efes Sanat Günleri, Swissôtel Büyük Efes, İzmir ve Büyük Efes Sanat bünyesinde bu yıl dokuzuncu kez sanatseverlerle buluşuyor. 17-20 Nisan 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek olan etkinlik, sanatı ve sanatçıları bir araya getiren yaratıcı bir platform sunarak, İzmir’in kültürel ve sanatsal dokusuna katkıda bulunmaya devam ediyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Konak Belediyesi’nin destekleriyle gerçekleşen Büyük Efes Sanat Günleri, sanat galerilerini, sanatçıları ve sanat aktörlerini aynı çatı altında buluşturuyor. 70’i aşkın sanatçıyı temsil eden galeriler ve 400’den fazla sanat eseri sanatseverlerle buluşacak.

Sanatseverler için ücretsiz ve herkesin katılımına açık olan etkinlik, 12:00-19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Katılımcıları, farklı sanat disiplinlerini bir araya getiren sergiler, sanat söyleşileri ve ilham verici buluşmalar bekliyor.

Birleşik Krallık otonom sürüşe hazırlıyor

Nissan’ın öncülük ettiği ve beş ortaktan oluşan konsorsiyum, Birleşik Krallık’ın en son otonom sürüş (AD) araştırma projesi olan “evolvAD’i” başarıyla tamamladı.

Ülkenin otoyollarında, şehir merkezlerinde, yerleşim yerlerinde ve kırsal kesimlerinde sıfır kaza ile 16.000’den fazla otonom sürüş gerçekleştirildi.

Nissan AMIEO (Afrika, Orta Doğu, Hindistan, Avrupa ve Okyanusya) Bölgesi Araştırma ve Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı David Moss şunları söyledi: “Her üç araştırma projesi de AD teknolojisinin zorlu sürüş ortamlarında nasıl performans gösterdiğine dair bilgi ve anlayışımızı artırma konusunda son derece başarılı oldu.

“AD mobiliteyi geliştirmek için özel ortaklarımızla birlikte çalışmak bir ayrıcalıktı. Bu teknoloji, insan hatalarını azaltarak sürüşü daha güvenli ve verimliliği artırarak daha temiz hale getirmenin yanı sıra, konum, yaş veya engellilik nedeniyle bugün buna sahip olamayan çok daha fazla insana mobiliteye erişim sağlayabilir. Cranfield’daki Nissan Avrupa Teknik Merkezi’ndeki(NTCE) Birleşik Krallık ekibimiz bu teknolojiyi geliştirmeye devam edecek ve önümüzdeki yıllarda müşterilerimize AD mobilite hizmetlerini sunacak olmaktan heyecan duyuyoruz.”

Nisan 2025 burç yorumları

Koç

Nisan’la birlikte boyunca çevrenizdeki şeyler sakinleşecektir. İş konusunda, önceki oldukça heyecanlı olaylarla karşılaştırıldığında önemli ölçüde pasif ve gerileme durumunda olacaksınız. Bu dönem boyunca Koçları hak edilmiş dinlenme bekleyecek. Aile tatilleri veya sağlıklı hafta sonlarını sabırsızlıkla bekleyebilirsiniz.

Boğa

Nisan ayındaki başlıca olay, esasen burçlara göre kişisel gelişimi ilgilendiriyor. Kendinizi bir kavga ya da anlaşmazlık içinde bulduktan sonra gözleriniz nihayet açılacaktır. Başkalarına karşı davranışınızın değişmesi gerektiğini göreceksiniz. Çok fazla inat sizi tartışmalara itebilir. Etkili olması için Boğa tüm bunları tek başına gerçekleştirmek zorundadır.

İkizler

Nisan ayında ilişkinizde bazı yanlış anlama veya sorunlar olabilir. Özel olarak ciddi bir şey olmasa bile bu durumu hafife almamalısınız. İnatçı olmayın. Diğer görüşleri dikkatle dinleyin ve yalnızca kendinizinkine değil, diğer çözümlere de açık olun. İkizler bu yolla çeşitli sorunları önleyebilir.

Yengeç

Nisan ayında pozitif enerji saçacaksınız ve bunu çevreye de yayacaksınız. Bu nedenle Yengeç burcunun sosyal ilişkileri sürdürmesi çok kolay olacak. Aşkınızla karşılaşmak, bunun yanı sıra kariyerinizde çok değerli olabilecek ilginç temaslar elde etmek, fakat aynı zamanda sadece boş zamanınızı değerlendirmek için de büyük bir şansa sahipsiniz.

Aslan

En zor zamanlarda ailenizden yardım bekleyebilirsiniz. Ruhunuzu beslemenin yolunu bulurlar. En sevdiklerinize onlara minnettar olduğunuzu gösterin ve iyiliklerine karşılık verin. Bunların kıymetini bilmemek, hoş olmayan yanlış anlamalara yol açar. Aslanlar eşleri ile tekrar uyumlu olmayı başarıyorlar. Nisan ayında yıldızlar istikrarlı bir konumdadır.

Başak

“Nisan’daki hava nedeniyle kendinizi keyifsiz ve depresif hissediyorsanız, ailenizin ya da en yakın arkadaşınızın yakınlığını arayın. Kesinlikle kendinizi izole ederek “”köşenize çekilmeyin””. İnsanlar ruhunuzu besleyebilirler. Başak’ın kişiliği geliştikçe ve daha da olgunlaştığında yavaş ama emin adımlarla istikrarlı bir döneme girecektir.”

Terazi

Sevgiliniz yine de sizi suçlarsa, agresif olmayın ve sadece hatalarını işaret etmeyin. Her şeyden önce kendi hatalarınızı düşünün. Kendinizi kötü hissederseniz, aileniz bu Nisan ayında size yardımcı olacak ve destekleyecektir. İşte Teraziler’in yararlı tavsiyeler ve anlayış bulabileceği yer burasıdır.

Akrep

Nisan istikrarlı bir dönem olacak. Yıldızlar nihayet ideal bir konuma geldi ve sonunda dalgınlığınız sona erdi. Kariyerinize daha fazla zaman ayıracaksınız ve daha verimli olacaksınız. İş temponuzu geliştireceksiniz. En çalışkan meslektaşları bile Akrep’i yakalarken sorunlar yaşayacaklar.

Yay

Nisan’da işinizden keyif alacaksınız. Zaman çok hızlı geçecek ve geç saatlerde çalışmaya bile aldırış etmeyeceksiniz. Buna rağmen Yay burçları ailelerini ve en yakın arkadaşlarını ihmal etmemelidir. Sizi seven insanlar böyle yüksek bir çalışma temposu belirlediğinizi görmekten hoşlanmazlar. Dinlenmeye çalışın, rahatlamak ve aile yemeği için vakit ayırın.

Oğlak

Nisan’da ne yazık ki bazı problemler ortaya çıkabilir. Bu, iş arkadaşları ya da işverenler arasındaki uyuşmazlıklar, çalışma yerinin değişmesi ya da acilen çözülmesi gereken önemli bir görev ile ilgili olabilir. Her türlü durumda da yoğun olacaksınız. Bu zamanlarda bile Oğlak burcu, strese yenik düşmemeli ve sadece kendisi için vakit ayırmalıdır.

Kova

Kova burcu Nisan’da kariyerinde yine başarılı olacak, bu onları geliştirip büyütecek. Kesinlikle kendinizi pasifliğe bırakmayın. Üstleriniz işinizde gösterdiğiniz belli bir standarda alıştı ve bunu hala sizden bekliyorlar. Diğer yandan, tanıdıklarınıza ve ilişkilerinize daha fazla zaman ayıracaksınız.

Balık

Son zamanlarda çok fazla stres yaşadınız. İşyerindeki şartlar tam dikkatinizi gerektiriyor. Bu burç yorumlarına göre Nisan ayında durumlar sakinleşecektir. Nihayet dinlenmek için zamanınız olacak ve boş zamanınızı istediğiniz şekilde geçireceksiniz. Bu dönem Balık burcu için çok uyumlu olacak.

Alerjik hastalıkların görülme sıklığı artıyor!

Öksürük, boğazda gıcık hissi, hırıltılı solunum, nefes darlığı, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarıklık ve hapşırık gibi belirtilerle kendini gösteren alerjik hastalıklar ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Ancak ne yazık ki çoğunlukla ortak belirtilere sahip olan üst solunum yolu enfeksiyonları, akut bronşit ve mevsimsel grip gibi sık görülen hastalıklarla karışabildiğinden tanı konulması uzun zaman alabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlim Irmak, çoğu hastanın bu belirtileri hafife alıp, geçmesini beklediği için doktora başvurmayı geciktirdiğini belirterek “Ülkemizde alerjik hastalıkların görülme sıklığı giderek artıyor. Astım hastalarının yaygınlığı yüzde 5-10 civarındayken, alerjik rinit yüzde 20’lere ulaşıyor. Geç tanı veya yanlış tanı nedeniyle hastalar yıllarca doğru tedaviyi alamıyor hatta tedavisiz kalabiliyor. Öyle ki çoğu kez hastalar şikayetlerinin alerjen maruziyetinden olduğunu dahi bilmiyor. Tedavisiz kalan alerjik hastalıklar ise solunum yollarında geri dönüşümsüz hasara, havayolu daralmasına ve ilerleyici solunum yetmezliğine yol açıyor” diyor. Oysa alerjik solunum yolları ve alerjik akciğer hastalıklarının erken tanı ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabileceğini vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlim Irmak, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren hatta yaşamı tehdit edebilen alerjik hastalıklara karşı alınabilecek 6 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. İlim Irmak

Doç. Dr. İlim Irmak

·        Alerjenlerden korunun!

Polen, ev tozu ve küf mantarı gibi yaygın alerjenlerden korunarak semptomları azaltmak mümkün. Doç. Dr. İlim Irmak “Bu konuda her zaman hastalarıma söylediğim bir sağlık mottom var: Genetik yatkınlık olmasa da hayat boyu kendimizi maruz bıraktığımız şeylere göre karşılaşacağımız hastalıkları aslında biz belirliyoruz. Bu etkenlerin başında da sigara dumanı, hava kirliliği, mesleki maruziyetler (fırıncılık, pastacılık, hayvan laboratuarlarında çalışma, veterinerlik, deterjan endüstrisi vb.), kedi, köpek vb. hayvan epiteli, viral enfeksiyonlar ve stres gibi faktörler rol oynuyor. Bu nedenle sizi rahatsız eden alerjenleri tespit ederek bu alerjenlerden korunmak gerekir” diyor.

  • Çevresel maruziyetlere karşı önlem alın

Hayvan sahiplenen kişilerin sevimli dostlarını yatak odalarına almamaları/ birlikte yatmamaları, temas ettikleri kıyafetlerle güne devam etmemeleri ve bu kıyafetlerle yatağa yatmamaları, sık duş almaları, sık kıyafet değiştirmeleri, parfüm, deterjan ve yemek kokularına maruz kalmamaları ve gerektiğinde okyanus suyu, serum fizyolojik gibi uygun materyallerle nazal yıkamalar yapmaları faydalıdır.

  • Sigara ve dumanından kaçının

Alerjik hastalıkların çevresel maruziyetler nedeniyle sonradan da gelişebildiğini, bunu bilerek gereken önlemleri almak gerektiğini belirten Doç. Dr. İlim Irmak, alerjik etkenlerin en önemlilerinden birinin sigara ve hava kirliliği olduğunu vurgulayarak “Sigara ve hava kirliliğine maruziyet solunum yollarında inflamasyona ve alerjenlere daha da duyarlı hale gelinmesine yol açar, hastalık şiddetini artırabilir. Unutmayın; nedene yönelik önlemler alınmadığı sürece ilaç tedavileri yetersiz kalacaktır. Buna verilebilecek en iyi örnek; kişinin sigara içmeye devam ederek astım ilaçları ile tedavi başarısı şansını azalttığı gerçeğidir” diyor.

  • Bulunduğunuz ortamı alerjenlerden arındırın

Halı, kilim gibi ev tozu akarlarına kaynak oluşturabilecek eşyaları azaltmak ve açıkta değil  kapalı dolapta tutmak, hava filtreleri ve hava temizleme cihazı kullanmak, düzenli temizlik yapmak ve bulunulan ortamı sık sık havalandırmak alerjen yükünü azaltarak belirtileri hafifletebilir.

  • Dengeli ve sağlıklı beslenin

Alerjik hastalıkların beslenme düzeni ile de yakından ilişkili olduğunu ancak bunun toplumda çoğunlukla bilinmediğini vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlim Irmak “Yapılan çalışmalar; tüketilen bazı besinlerin vücutta inflamasyona neden olarak alerjik hastalıklara zemin hazırladığını ve atakları tetiklediğini göstermektedir. Bu nedenle bu besinlerin farkına vararak uzak durmak önemlidir. Akdeniz tipi beslenme ve antioksidanlar bağışıklık sistemini güçlendirerek alerjik inflamasyonu azaltmaya destek olduğundan dolayı sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermek gerekir” diyor.

  • Düzenli egzersiz yapın

Akciğer kapasitesini artıran egzersizler ve doğru nefes alma teknikleri ile stresi yönetmenin yollarını öğrenerek uygulamak alerjik solunum yolu hastalıkları ve alerjik akciğer hastalıklarının semptomlarını hafifletmede önemli rol oynar. Haftada en az üç gün, birer saat düzenli yürüyüş yapmak da bağışıklık sistemini güçlendirerek alerjenlere karşı vücudun daha dirençli olmasına katkı sağlar. Ayrıca akciğer kapasitesini artırır ve daha verimli çalışmasına destek olur. Stres alerjik reaksiyonları tetiklediğinden dolayı düzenli yürüyüş sayesinde bu semptomların da kontrol altına alınması sağlanır.

Toplumdaki hatalı bilgiler meme kanserinde erken teşhisi önleyebiliyor!

Meme kanseri dünya genelinde ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. Üstelik meme kanserinin giderek daha yaygın rastlandığına dikkat çekiliyor. Dünya Sağlık Örgütü 2022 yılı verilerine göre; dünya genelinde her yıl 100 bin kadından yaklaşık 47’sinde, Türkiye’de de 46’sında meme kanseri teşhis ediliyor. Bu rakam, Türkiye’de her yıl 20 bini aşkın kadının meme kanseriyle mücadele etmesi gerektiğine işaret ediyor.  Ayrıca, meme kanseri dünya genelinde ve ülkemizde kadınlarda kansere bağlı ölümler arasında da ilk sırada yer alıyor. Acıbadem  Kartal Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan, eskiden genellikle 50 yaş ve üzerindeki kadınlarda görülen meme kanserinin son yıllarda 35, hatta daha genç kadınlarda bile yaygınlaştığına dikkat çekerek, “Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam, stres ve çevresel etkenler meme kanserinin genç kadınlarda görülme sıklığında artış olmasının başlıca nedenlerini oluşturmaktadır” diyor.  Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan,  bu rakamlara bakıp ümitsizliğe kapılmamak gerektiğine işaret ederek, “Zira, günümüzde erken teşhis edildiğinde meme kanseri tedavisinde başarı oranı yüzde 90’ın üzerine çıkmaktadır. Bu sayede pek çok kadın sağlığına kavuşabilmekte ve yaşam kalitesini koruyabilmektedir. Unutmayalım ki meme kanserinde erken tanı hayat kurtarır” diyor. Ancak toplumda meme kanseriyle ilgili doğru sanılan yanlış inanışlar, kadınların doktora başvurmasını geciktirebiliyor ve bu nedenle tedavinin başarısını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan, toplumda meme kanseri hakkında doğru sanılan 10 hatalı bilgiyi anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Doç. Dr. A. Enes Arıkan

Doç. Dr. A. Enes Arıkan

Meme kanseri sadece ileri yaşta görülür. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumdaki yaygın inanışın aksine, meme kanseri risk faktörlerine bağlı olarak, genç yaş grubundaki kadınlarda da gelişebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan, son yıllarda 35 yaş altındaki kadınlarda meme kanserinin daha yaygın görüldüğüne işaret ederek, “Bu yüzden aile hikayesi,  genetik taşıyıcılık ve aşırı stres gibi risk grubunda olan genç kadınların 25-30 yaşından itibaren düzenli olarak klinik meme muayenesi ve görüntüleme (Ultrason, MR) taramaları yaptırmaları önemlidir” diyor.

Ailede meme kanseri yoksa risk yoktur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Meme kanseri sadece ailesinde kanser öyküsü olan kadınlarda görülmüyor. Kadınların yüzde 85-90 gibi büyük bir kısmı aile öyküsü olmasa bile bu hastalığa yakalanıyor. Zira, yaşam tarzı, hormonlar ve çevresel faktörler de meme kanseri riskini artırabiliyor.

Meme kanseri erken evrede mutlaka belirti verir.  YANLIŞ!

DOĞRUSU: Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan,  meme kanserinin erken evrede belirti vermeyebileceğini vurgulayarak, “Bu nedenle sadece elle muayene değil, düzenli mamografi ve ultrason gibi taramalar gereklidir. Erken evrede teşhis edilen meme kanseri tedavi şansını büyük ölçüde artırmaktadır” diyor. 

Mamografi zararlıdır ve kansere yol açar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Meme kanserinin erken teşhis edilmesinde en etkili yöntemlerden biri olan mamografi düşük dozda radyasyon içerse de sağladığı fayda, zararından çok daha fazla oluyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan, “Dolayısıyla her kadının hiçbir yakınması olmasa bile 40 yaşından itibaren her yıl düzenli olarak mamografi çektirmesi yaşamsal önem taşımaktadır” bilgisini veriyor.

Bitkisel ürünler meme kanserini tedavi edebilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bilimsel olarak kanıtlanmamış bitkisel ürünler meme kanserini tedavi edemiyor.  Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan, tıbbi tedavi yöntemleri yerine bitkisel ürünlere yönelmenin tam aksine hastalığın ilerlemesine yol açabildiği uyarısında bulanarak, “Zerdeçal, çörek otu yağı, keten tohumu ve yağı gibi bazı bitkiler halk arasında sıkça kullanılmaktadır. Ancak bunlar meme kanserini tedavi etmez. Hatta, keten tohumu bazı meme kanserlerini kötüleştirebilir. Bunun sonucunda kanserin ilerlemesi nedeniyle meme korunamaz, hatta ameliyat ile tedavi edilemez hale gelebilir” diyor.

Genç yaşlarda görülen kitle her zaman iyi huyludur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Doç. Dr. A. Enes Arıkan, memede ele gelen kitlenin her zaman kanser habercisi olmasa da mutlaka bir meme cerrahı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Özellikle genç yaşta ele gelen sertlikler, memenin sıvı dolu kesecikleri veya fibroadenom dediğimiz iyi huylu kitleleri olabilir. Ancak meme kanseri günümüzde genç yaştaki kadınları da tehdit etmektedir. Dolayısıyla, hangi yaş grubunda olursa olsun kadınların memede kitle fark ettiklerinde geç kalmadan hekime başvurmaları çok önemlidir” diyor.

Meme kanseri ameliyatı kanserin yayılmasına neden olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan, “Ameliyat, meme kanserinin yayılmasına yol açmaz; aksine kanserli dokunun vücuttan uzaklaştırılması için gereklidir” diyor. Erken teşhisle yapılan ameliyatlar sayesinde meme kanserinin kontrol altına alınabildiğini belirten Doç. Dr. A. Enes Arıkan, gecikildiğinde ise kanserin yayılma riskinin arttığına dikkat çekiyor.

Meme kanserinde meme mutlaka alınmalıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Günümüzde gelişen cerrahi yöntemler sayesinde meme koruyucu veya protezli ameliyatlar yapılabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. A. Enes Arıkan, “Meme kanseri erken teşhis edildiğinde, tümör sadece etkilenen bölgeden alınır ve bu sayede meme dokusu korunabilmektedir. Dolayısıyla meme kanserinde erken tanı büyük önem taşımaktadır” diyor.

Silikon meme protezleri kansere yol açar. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Bilimsel araştırmalar, silikon meme protezlerinin meme kanseri riskini artırmadığını gösteriyor. Protezlerin düzenli kontroller yapıldığı takdirde güvenle kullanılabileceği uzmanlar tarafından belirtiliyor. Ayrıca memede protez olması mamografi gibi rutin kontrollerin yapılamayacağı anlamına gelmiyor.

Sütyen giymek meme kanserine neden olur. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sütyen kullanımının meme kanseriyle bağlantısı olduğuna dair bilimsel bir kanıt mevcut değil. Dar sütyenler kan dolaşımını etkileyebilse de kansere yol açmıyorlar. Ancak, sağlıklı bir kan dolaşımı için rahat sütyenler tercih etmek ve uzun süre aşırı sıkı sütyen kullanmaktan kaçınmak gerekiyor.

Naz Şeker’le Sanat Dolu Serüven

Çağdaş Sanatın genç yeteneklerinden Naz Şeker üretim yaptığı Beşiktaş Nispetiye, My Charmy Studiıo’da sanat tutkunlarını ağırlıyor.  Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi yetenek sınavını birincilik ile kazanan Naz Şeker seramik ve cam bölümünden yine dereceyle mezun olduktan kısa bir süre sonra kendi atölyesini kurdu. 7’ den 70’ e herkesin seramik, resim ve heykel gibi sanat dallarını deneyimlediği atölyesi My Charmy Studiıo’da Şeker ‘insanların tutku dolu bir sanat serüvenine çıktığı, hayal gücünün gerçeğe dönüştüğü sihirli dokunuşlarla kendini keşfettiği ve buna şahit olmanın mutluluğu eserlerin en güzeli’’ dedi.

Mustafa Erol’dan dört akustik birden

Başarılı şarkıcı Mustafa Erol, önceki gün Akmerkez’de görüntülendi. Gazeteciler ile bir araya gelen genç şarkıcı kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Erol, “Uzun zamandır hobi olarak sürdürdüğümüz müzik çalışmalarımızı artık profesyonel olarak yapmaya karar verdik. İlk şarkımız, Gülşen’in 90’lı yıllarda seslendirdiği “Gel Çağrem” ile başlayacak. Şu anda dördüncü şarkı çekimimizi tamamladık. Sırayla yayınlamayı planlıyoruz.

Kendi yazdığımız şarkılarımız da var ve bunları da bu yıl içerisinde dinleyiciyle buluşturmayı düşünüyoruz. İlk başta akustik bir giriş yapacağız, ilerleyen zamanlarda ise daha fazla projeyle devam edeceğiz”

Şarkıcı “Hemen sonrasında ise Yıldız Tilbe’nin  delikanlım şarkısı var onu yapacağız ardından Kayahan’dan “Allah’ım Neydi Günahım” şarkısı var dedi.