Yazılar

Dünyanın en ilginç otelleri

Klasik otel konaklamalardan sıkılan gezginlere dünyanın en ilginç mimarili otellerini sizler için derledik. Bakalım sizlerde ilginç bulacak mısınız?

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Dünyanın en ilginç otelleri

Patates Otel

Potato Hotel – Idaho ABD

Ülke çapında başarılı bir kampanyanın ardından Idaho Patates Komisyonu, patates şeklindeki devasa reklamını bir otele dönüştürdü.

“Büyük oyna ya da eve git” popüler sloganına sadık kalarak, Amerikan eyaleti Idaho, mümkün olan her yerde benzersiz aromalı patateslerini beklenmedik yaratıcı şekillerde gururla sergiliyor. Idaho, patatesleriyle büyük gurur duyuyor ve hatta bunları araç plakalarında bile tanıtıyor.

Altı tonluk yumru, Idaho’ya yerleşmeden önce Amerika Birleşik Devletleri’ni dolaştı. Çelik ve betondan yapılmış dev içi oyulmuş patates, Boise’den arabayla otuz dakika uzaklıkta bulunuyor ve içeriden keşfedecek maceraperest misafirleri bekliyor.

12 feet (3,5 metre) genişliğinde ve yüksekliğinde, 28 feet (8,5 metre) uzunluğunda olan bu yumru, popüler çevrimiçi oda ve ev kiralama platformu AirBnB’de kiralanabiliyor.

Dünyanın en ilginç otelleri

Habitas AlUla Hotel

Habitas Al Ula Hotel – Al Ula – Suudi Arabistan

Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman, ülkesini petrol sonrası dönemin zorluklarının üstesinden gelmek için bir yolculuğa çıkardı. En büyük görevlerden biri, Suudi Arabistan’ı daha önce yabancı (Müslüman olmayan) insanların ziyaret etmesi en zor yerlerden biri olan bir turist merkezi haline getirmekti.

Çölde mil yüksekliğinde kuleler ve fütüristik doğrusal şehirler gibi bazı iddialı mimari planlar var. Ancak, daha gerçekçi projeler zaten tamamlandı. Bunlardan biri, UNESCO’nun eşsiz doğal miras alanı olan Ashar Vadisi’nde bulunan Habitas AlUla tatil köyü.

Tesisin 96 çevre dostu villası, aralarında bolca alan olacak şekilde kayalık araziye yayılmıştır. Bu, kanyonun nefes kesen manzaralarının tadını tam bir gizlilik içinde çıkararak lüks bir deneyim yaşamanızı sağlar. Diğer misafirlerle sosyalleşmek istediğinizde, o kadar gerçeküstü görünen ve bir film setini andıran olağanüstü açık havuzu ziyaret edebilirsiniz.

Çevreye duyarlı bir şekilde inşa edilen 96 villanın her biri, çevredeki doğal yaşam alanlarının renklerini kullanarak uyum sağlıyor.

Dünyanın en ilginç otelleri

Hotel Terrestre

Hotel Terrestre – Puerto Escondido – Meksika

Güzel brutalizm? Bir oksimoron gibi geliyor. Ancak Grupo Habita’nın Mexico City merkezli mimar Alberto Kalach ile iş birliği ve onu çevreleyen süper havalı Puerto Escondido’nun doğal güzelliği söz konusu olduğunda öyle değil.

Hotel Terrestre’nin yapısı yerel bölgeden temin edilen malzemeler kullanılarak inşa edilmiş ve enerji kaynağı tamamen güneş enerjisinden sağlanıyor. Bu projenin tasarımcısı Kalach, antik Maya mimarisinden ilham almış. Yakından bakarsanız, Terrestre’nin basamaklı beton yapısı Maya uygarlığının taş tapınaklarına ve piramitlerine benziyor.

On dört brutalist villanın iç mekanları doğal olarak serinletilmiş (bir başka akıllı Maya tekniği) ve güzel havuzlara sahip açık hava çatı terasları Pasifik Okyanusu’na bakıyor.

Dünyanın en ilginç otelleri

Beyaz Çöl Hotel

Beyaz Çöl Hotel – Antarktika

Antarktika’daki tek lüks konaklama tesisiyle tanışın. Ya da aslında tek geçici konaklama tesisi, sezon dışında, yapıları hiçbir insan izi bırakmadan sökülüyor.

Beyaz Çöl, 2022’de başlayarak Kasım ve Ocak ayları arasında düzenlenecek olan süper zenginler için eşsiz bir deneyim paketidir. Ne yazık ki, bu kısa dönemin dışında, kuvvetli rüzgarlar Antarktika’da kalmak için düşmanca bir ortam yaratıyor.

White Desert, Robyn ve kocası Patrick Woodhead’in fikridir. Kutup kâşifi çifti, birikimlerini dünyadaki en devrim niteliğindeki konaklama konseptlerinden birine yatırmaya karar verdi.

Başlangıçta, Antarktika’nın iç harikalarını keşfetmek için bilim insanları ve kutup kaşiflerini ağırladılar. Ancak şimdi, lüks eko-kamp, ​​seksen kişilik bir kadroyla dünyanın dört bir yanından macera arayanlara açık.

Dünyanın en ücra köşelerinden birine özel bir Gulfstream g550 uçağıyla varıyorsunuz. Wolf’s Fang pistinin buzlu şeridine iniş yaptıktan sonra, sıfırın altındaki sıcaklıkların gücünü hissetmek için özel jetten iniyorsunuz.

Dünyanın en ilginç otelleri

Magic Hills Bali Hotel

Magic Hills Bali Hotel – Bali – Endonezya

Şebeke bağlantısı olmayan bambu ev, Bali’nin biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir bölgesinde yer alıyor; burada flora ve faunanın güzelliğini deneyimleyebilirsiniz.

Elbette, bu kuş cıvıltıları ve çeşitli yaramaz böceklerle uyanmayı da içerir, sonuçta burası orman!

Selat, Bali’nin doğu bölgesinde, adanın en yüksek yanardağı olan Agung Dağı’nın eteklerinde yer almaktadır.

Bali’nin bu bölümünde iklim belirgin şekilde daha soğuktur. Bu nedenle yapı, vantilatörlerin yardımıyla klimasız bir deneyim sağlayan doğal hava akışına izin verecek şekilde tasarlanmıştır.

Tesis bünyesindeki restoranda ev yapımı Bali yemekleri servis ediliyor. Bu harika bir haber çünkü yürüme mesafesinde başka yemek mekanı bulunmuyor.

Fiyata zengin bir Bali kahvaltısı dahildir. Odanıza mı yoksa yüzen bir tepside havuza mı servis edilmesini istersiniz? Karar sizin!

Selat çevresinde neler yapılabilir? Pirinç terasları arasında yürüyüş yapabilir ve muhteşem bir orman mağarasında güneş ışığıyla aydınlanan bir şelale olan Tukad Cepung Şelalesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Ayrıca özel yoga dersleri alabilir veya size çiçekli manevi sunular yapmayı öğreten canang sari yapım dersleri alabilirsiniz.

Ancak adrenalin dolu aktiviteler arıyorsanız, yakınlardaki Sungai Telaga Waja Nehri’nde rafting yapabilirsiniz. Üst katın terasında asılı duran fileli hamak yatak, Bali’nin klasik bir özelliğidir.

Dünyanın en ilginç otelleri

Venedik Simplon-Orient Ekspresi

Orient Ekspresi – Londra – İngiltere

Seyahatin altın çağına geri götüren zaman makinesine girin. Venedik Simplon-Orient Ekspresi, sizi klasik Avrupa şehirleri arasında bir yolculuğa davet eden muhteşem bir tren hizmetidir.

Temelde tekerlekli tarihi bir otel olup dünyanın en iyi seyahat deneyimlerinden birini sunuyor. O halde enfes yemekler, mükemmel şaraplar ve kusursuz hizmet deneyimlemeye hazır olun.

Bu eski demiryolu projesinin arkasındaki beyin, Amerikalı, İngiliz iş adamı James Blair Sherwood’du. 1977’de bir açık artırmada Orient Express hizmetinden çekilen iki orijinal vagon satın aldı.

Sonraki yıllarda, 35 yataklı, restoranlı ve Pullman vagonu satın almak için 16 milyon dolar harcadı. Bu eski trenler 1920’lere, 1930’lara ve 1940’lara dayanmaktadır. Daha sonra 25 Mayıs 1982’de ilk Londra-Venedik Orient Ekspresi hizmete girdi.

Vintage ekspres, Londra ve Verona/Venedik ile Paris ve Verona/Venedik arasında çalışır. Yolculuğunuz sizi nereye götürürse götürsün, önümüzdeki yıllarda değer vereceğiniz anıları canlandıracaktır.

Venice Simplon-Orient Express’in üç şık restoran vagonu vardır. L’Oriental başlangıçta 1927’de Birmingham’da inşa edilmiş bir mutfak Pullman vagonuydu, ancak sonunda siyah lake panellerle yeniden donatıldı ve Orient Express’e katıldı. Etoile du Nord’un vagonu 1926’da İngiltere’de inşa edildi ve muhteşem marquetry sanatı ve zanaatıyla dekore edildi. Son olarak, Côte d’Azur’un vagonu 1929’da birinci sınıf bir Pullman olarak inşa edildi ve Fransız cam üreticisi Lalique iç mekanını tasarladı.

Gerard Gallet tarafından yemekli vagondan tasarlanan, Art Nouveau tarzındaki muhteşem Bar Vagonu, trenin kalbini oluşturuyor.

Yataklı vagonlarda Grand Süit, Kabin Süit, İki Kişilik Kabin ve Tek Kişilik Kabin olmak üzere çeşitli konaklama seçenekleri mevcuttur.

Dikkatlice restore edilmiş eski kabin iç mekanları art deco tarzında tasarlanmıştır. Fransız cilalı kiraz ağaçları, gösterişli döşemeler ve antika özellikler boyunca otantik işçilik görülebilir.

Ancak suitleri tercih ederseniz, ayrı oturma ve yatak odalarına sahip olduklarını göreceksiniz.

Oruç tutarken enerjini yüksek tutan enerjiler

Ramazan ayını sağlıklı tamamlamak için önerilerde bulunan Diyetisyen Çağlasu Alageyik, “Ramazan ayında sağlıklı beslenme, oruç tutarken enerjinizi korumanın ve vücudunuzu dengede tutmanın anahtarıdır. İftarda ve sahurda doğru besinleri seçmek, oruç süresince enerjinizi dengede tutar” dedi.

İstinye Üniversite Hastanesi Medical Park Gaziosmanpaşa’dan Diyetisyen Çağlasu Alageyik, Ramazan’da sağlıklı beslenme hakkında açıklamalarda bulundu.

İftarda dikkat edilmesi gerekenlere değinen Dyt. Alageyik, “İftara başladığınızda öncelikle su içmek çok önemlidir. Vücudunuz uzun süredir susuz kalmış olduğundan, oruç açarken bol miktarda su içmelisiniz. 1-2 su bardağı su içmek, mideyi rahatlatır ve sindirimi kolaylaştırır. İftara hurma ile başlamak geleneksel olarak önerilir. Hurma, hızlı enerji sağlar, kan şekerini dengeler ve sindirim sistemini uyarır. Ayrıca, hurmada bulunan lif, iftarda mideyi fazla doldurmadan daha uzun süre tokluk sağlar” diye konuştu.

Diyetisyen Çağlasu Alageyik

Diyetisyen Çağlasu Alageyik

KOMPLEKS KARBONHİDRATLAR UZUN SÜRE TOKLUK SAĞLAR

Dyt. Alageyik, örnek iftar menüsünü şöyle paylaştı:

“Çorba: İftara genellikle hafif bir çorba ile başlamak idealdir. Özellikle mercimek çorbası gibi besleyici ve düşük kalorili seçenekler tercih edilebilir. Çorba, mideyi yumuşatır ve sindirimi başlatır. Ayrıca, sıcak sıvılar, vücudun sıvı dengesini yeniden kurmasına yardımcı olur.

Ana yemek: Ana yemekte, vücudun ihtiyaç duyduğu protein, karbonhidrat ve sağlıklı yağları dengelemek önemlidir. İdeal bir yemek, ızgara tavuk, hindi veya et gibi yüksek kaliteli protein kaynakları içermelidir. Bu yemeklere kepekli pilav, bulgur pilavı, makarna veya kinoa gibi kompleks karbonhidratlar eklemek, uzun süre tokluk hissi sağlar. Ayrıca, zeytinyağlı sebzeler gibi sağlıklı yağ kaynakları da bu öğünde yer almalıdır.

Sebzeler: Sebzeler lif açısından zengin oldukları için sindirim sistemine yardımcı olur. Brokoli, karnabahar, ıspanak, kabak gibi sebzeler, vücudun vitamin ve mineral ihtiyacını karşılar. Ayrıca, pişirme sırasında zeytinyağı kullanmak, sağlıklı yağ alımını artırır.

Salata: C vitamini ve diğer besin öğeleri açısından zengin, bol yeşillikli ve zeytinyağlı bir salata, yemekle birlikte tok kalmanıza yardımcı olur. Örneğin, domates, salatalık, roka, maydanoz gibi sebzelerle hazırlanmış, limon ve zeytinyağı eklenmiş bir salata, sindirimi destekler.”

İFTAR SONRASI HAFİF TATLILAR TERCİH EDİN

İftar sonrası ağır şerbetli tatlılar yerine daha hafif seçeneklerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Dyt. Alageyik, “Sütlaç, güllaç, keşkül gibi sütlü tatlılar, hem hafif hem de sindirimi kolaydır. Ayrıca, tatlının yanında fazla şekerli olmayan içecekler tercih edilmelidir. Eğer şerbetli tatlı tercih ediyorsanız, şerbetin miktarını azaltmak iyi bir fikir olabilir. İftarın yanında taze sıkılmış meyve suyu, ayran, ev yapımı komposto gibi sağlıklı içecekler tercih edilebilir. İçeceklerin aşırı şekerli olmamasına dikkat edilmelidir. Su da her zaman en iyi seçenek olup, oruç sırasında kaybedilen sıvıyı dengelemeye yardımcı olur” dedi.
SAHURDA EN AZ 1.5- 2 LİTRE SU TÜKETİLMELİ

Sahura erken kalkılması ve yavaş yemek tüketilmesini öneren Dyt. Alageyik, “Sahura kalktığınızda acele etmeyin. Yavaşça yiyin ve fazla yemekten kaçının, çünkü sahurda fazla yemek sindirim sistemini zorlayabilir. Sahurda bol su içmek çok önemlidir. Bu, oruç boyunca susuz kalmanızı engeller. Genellikle, sahurda en az 1,5-2 litre su içmek önerilir. Ancak, aşırı tuzlu gıdalardan kaçınarak fazla susuzluk çekmekten kaçınmalısınız” ifadelerini kullandı.

YULAF EZMESİ, TAM BUĞDAY VE ÇAVDAR EKMEĞİ UZUN SÜRE ENERJİ SAĞLAR

Sahurda tüketilmesi gereken besinlerden bahseden Dyt. Alageyik, şu bilgileri paylaştı:

“Sahurda yulaf ezmesi, tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Bu tür karbonhidratlar, mideyi uzun süre doldurarak gün boyunca daha uzun süre tokluk sağlar ve kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olur. Ayrıca, bu tür besinler daha yavaş sindirilir, bu da uzun süre enerji sağlar. Sahurda, gün boyunca tok kalmak için protein içeren besinler de eklenmelidir. Yumurta, peynir, yoğurt, lor peyniri gibi yüksek kaliteli protein kaynakları, kas kaybını önler ve uzun süre enerji verir. Ayrıca, ceviz, badem gibi sağlıklı yağlar da eklenebilir. Zeytinyağı veya avokado gibi sağlıklı yağlar, mideyi rahatlatır ve tokluk hissini artırır. Ayrıca, Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan ceviz gibi kuruyemişler, beynin ve kalbin sağlığı için faydalıdır. Meyve ve sebzeler, sahurda önemli bir yer tutmalıdır. Özellikle domates, salatalık, yeşilbiber, ıspanak, kabak gibi sebzeler ve muz, elma, armut gibi meyveler hem lif açısından zengin hem de sindirim sistemini düzenleyici etkiye sahiptir.”
ARA ÖĞÜNLERDE AŞIRIYA KAÇMAYIN

İftar ve sahur arası dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Dyt. Alageyik, “İftar ve sahur arasında yavaşça geçebilecek hafif atıştırmalıklar da enerji seviyenizi dengede tutmak için faydalı olabilir. Ancak, ara öğünlerde aşırıya kaçmamaya özen gösterin. Özellikle elma, armut, portakal, karpuz gibi su oranı yüksek meyveler, vücudu nemlendirir ve vitamin sağlar. Yoğurt, sindirim sistemini destekler ve protein kaynağıdır. Biraz bal veya cevizle tatlandırabilirsiniz. Badem, ceviz, fındık gibi kuruyemişler, sağlıklı yağlar ve protein içerdiği için uzun süre tok tutar. Ancak, aşırıya kaçmamakta fayda var çünkü kuruyemişler kalori açısından yoğun olabilir. Az miktarda doğal fıstık ezmesi veya badem ezmesi sağlıklı yağlar sağlar” şeklinde konuştu.
ORUÇLUYKEN EGZERSİZİ DİKKATLİ YAPIN

Tuz tüketimine de dikkat edilmesini vurgulayan Dyt. Alageyik, “Sahurda ve iftarda aşırı tuzlu gıdalardan kaçının. Tuz, vücudun su dengesini bozarak daha fazla susamanıza sebep olur. Tuzlu peynir, zeytin gibi besinlerden kaçının ya da miktarını sınırlayın. İftar sırasında, şekerli gazlı içeceklerden veya hazır meyve sularından kaçının. Bunlar kısa süreli enerji sağlar, ancak kan şekerinde ani dalgalanmalara sebep olabilir. Yavaş yemek, sindirimi kolaylaştırır ve mideyi rahatlatır. Ayrıca, yemeklerinizi iyi çiğnemek, mideyi fazla zorlamadan sindirimi hızlandırır. Oruç tutarken egzersiz yaparken dikkatli olmalısınız. Hafif yürüyüşler, yoga gibi düşük tempolu aktiviteler iftar sonrası sindirime yardımcı olabilir. Ağır egzersizler, oruç sırasında zorlayıcı olabilir” dedi.
SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENME ÖNEMLİ

Ramazan ayında sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çeken Dyt. Alageyik, “Hem vücut sağlığınızı hem de ruh halinizi korumanıza yardımcı olur. İftarda ve sahurda doğru besinleri seçmek, oruç süresince enerjinizi dengede tutar. Ayrıca, su tüketimi, tuzdan kaçınma ve protein kaynaklarını artırma gibi basit önlemlerle Ramazan ayını sağlıklı bir şekilde geçirebilirsiniz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

 

“Karşıtlıkların Uyumu”

Trump Art Gallery, ‘Karşıtlıkların Uyumu’ adlı karma sergiye ev sahipliği yapıyor. Betül Odabaşı, Beyza İmralı, Delal Tekin, Gökçe Sarıta, Kübra Duya, Naif Saçan, Rabia Hazar, Sena Takeş, Serra Petek Bal ve Yağmur Öğülmüş gibi 10 değerli sanatçının eserleri bu sergide sanatseverlerle buluşuyor.

Farklı malzemeler, renkler ve formlar arasındaki etkileşimi gözler önüne seren sergi, karşıtlıkların sanattaki dönüştürücü gücünü ortaya koyuyor. Zıtlıkların iç içe geçtiği bu görsel yolculuk, izleyicileri dengeyi ve uyumu yeniden düşünmeye davet ediyor.

Küratörlüğünü Kenan Bahadır Derre’nin üstlendiği sergi, 31 Mart’a kadar Trump Alışveriş Merkezi B2 katında bulunan Trump Art Gallery’de ziyaret edilebilir.

TEMA kadınları iftarda buluştu

TEMA-K Gönüllüleri, TEMA Vakfı yararına iftar yemeği düzenledi. Yemekten elde edilen gelir ile TEMA Vakfı’nın doğa eğitim programlarına destek verildi.

TEMA Vakfı Doğa Eğitim Programlarına destek sağlamak üzere cemiyet hayatının ünlü isimlerinin oluşturduğu Kaynak Çalışma Grubu (TEMA-K), Mandarin Oriental Bosphorus’da iftar yemeği düzenledi. Şef Ömür Akkor’un lezzetli sunumları eşliğinde gerçekleşen ve cemiyet hayatından birçok ismin katıldığı gecenin geliri, TEMA Vakfı’nın doğa eğitim programlarına aktarıldı.

TEMA-K Gönüllüleri adına konuşan Esra Öztürk, “Siz değerli dostlarımızla bu anlamlı gecede bir araya gelebilmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kurulduğu günden bu yana, ülkemizde başta toprak olmak üzere tüm doğal varlıklarımızın korunması için çalışan TEMA Vakfı yararına düzenlediğimiz bu geceye katılımınız, iftar yemeğimizi daha da anlamlı kıldı. TEMA Vakfı, çevre konularını temel alarak oluşturduğu eğitim programlarıyla çocuklara ekolojik okuryazarlık konusunda farkındalık kazandırmayı amaçlıyor. Böylece doğayı seven ve koruyan nesillerin yetişmesine katkı sağlanıyor. TEMA-K Gönüllü grubu olarak bizler de 27 yıldır TEMA Vakfı’nın doğa eğitim programlarını desteklemek için çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Bugüne kadar verdiğimiz desteklerle on binlerce çocuğun doğa eğitim programlarına katılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Desteğimizi yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle sürdüreceğiz.” dedi.

Yaş alırken yaşlanmamak için altın öneriler!

Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesi ve tıbbi imkanların artmasıyla yaşam süresi uzadığından yaşlılık dönemini fiziksel, zihinsel ve ruhsal olarak sağlıklı ve dinç geçirmek şüphesiz büyük önem taşıyor. Kimileri bu amaçla sağlıklı yaşam tarzı benimseyip kişisel ve çevresel olumsuz etkenleri olabildiğince azaltmaya çalışırken, kimileri ise internetten ve sosyal medyadan gördüklerini doktora danışmadan bilinçsizce uygulama yoluna gidebiliyor! Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ “Yapılan araştırmalar; biyolojik yaşınızı genç tutmanın mümkün olabildiğini gösteriyor ama bunu yaşam tarzınızda yapacağınız olumlu değişikliklerle gerçekleştirmeye çalışmalısınız. Sosyal medyanın ve yapay zeka kullanımlarının yaygınlaştığı son yıllarda, sağlıklı yaşlanmak adına faydalı olabildiği gibi zararlı da olabilecek pek çok bilgiler sunulduğunu görüyoruz. Reklam amaçlı ilaçlar ile vitamin ve mineral takviyeleri ya da ‘gençlik iksiri’ olarak gösterilen pek çok ürün bilinçsiz kullanıldığında sağlığınızda geri dönüşü olmayan çok ciddi zararlara yol açabilir” diyor. Prof. Dr. Berrin Karadağ, yaşlılıkta genç kalmanın anahtar kelimelerini içeren 10 etkili yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Berrin Karadağ

Prof. Dr. Berrin Karadağ

  • Hareketsizlikten kaçının, dik durun!

Modern çağın yol açtığı en önemli tehlikelerden birini hareketsizlik ve yanlış duruş bozukluğu oluşturuyor. Özellikle bilgisayar ve cep telefonunda geçirilen uzun saatler, pek çok işin bir tuş ile oturduğumuz yerden halledilebiliyor olması, düzenli egzersiz ya da yürüyüş yapmamak  gerek iç organlarımıza gerekse fiziksel yapımıza son derece zarar veriyor. Bu nedenle çağımızın hareketsiz (sedanter) yaşam tuzağına düşmeyerek, gün içerisinde her fırsatta mutlaka hareket etmek, otururken ve yürürken de dik durmaya özen göstermek gerekiyor. Prof. Dr. Berrin Karadağ “Vücudumuzun genetik yapısı, 100-200 yıl önceki gibi daha az yemek, daha çok hareket etmek isterken, teknoloji ise bize oturduğumuz yerden yaşamayı getirdiğinden hareketsiz kaldık. Ama aslında genetik yapımız halen daha çok hareket etmeyi ve daha az yemek yemeyi istiyor. Bu nedenle daha çok hareket edip, paketli gıdalardan da uzak kalırsak sağlıklı yaş almanın ana hedefini tutturmuş oluruz” diyor.

  • Düzenli egzersiz yapın

Yapılan sayısız çalışmalar; düzenli yürüyüş yapmanın kalp ve damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon ve kemik erimesi gibi hastalıklardan korunmada kritik rol oynadığını, başta kas ve iskelet sistemi olmak üzere tüm hücrelerimizin daha etkin çalışmasını sağlamaya katkı sağladığını, ruh sağlığımızı ve sağlıklı yaş almamızı desteklediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu nedenle mutlaka düzenli egzersiz yapmayı yaşam alışkanlıklarınız arasına katın. Yaşınıza/kapasitenize göre haftada en az 3 gün bir saat yürüyüşü/egzersizi alışkanlık haline getirin.

  • Sigara ve alkolden mutlaka uzak durun!

Baş edemediğiniz sorunlarınızdan uzaklaşmak ya da kaçmak gibi sağlıksız gerekçelerle sigara, alkol vb. zehirlere tutsak olmayın. Gerek hücrelerinizin ve organlarınızın, gerek bilişsel ve zihinsel sağlığınızın gerekse cildinizin genç kalabilmesi için, zararları sayısız araştırmalarla kanıtlanmış olan sigara ve alkolden uzak durun.

  • Stresi yönetmeyi öğrenin

Çevremizde şüphesiz strese yol açan pek çok etken var. Ancak unutmayın ki; stresin azı karar, çoğu zarar! Yapılan araştırmalar, dozunda stresin kişiyi çeşitli tehlikelerden ve risklerden koruduğunu gösterirken, aşırı stresin ise pek çok hastalığa zemin hazırlayabildiğini, vücuda hem fiziksel hem de ruhsal açıdan zarar vererek hastalık sürecine de çok büyük etkileri olduğunu gösteriyor. Bu nedenle stresi yönetmeyi öğrenmek, gerekirse uzman desteği almak son derece önemli.

  • Erken yaşlandıran besinlerden uzak durun

Çağımızın yoğun koşuşturmacasında fast-food türü besinlere yönelim hızla artıyor ancak aşırı yağlı, defalarca aynı yağda kızartılmış, katkı maddeli ve lezzet verici tatlandırıcıların katıldığı hazır besinlerden mutlaka uzak durmak gerekiyor. Basit karbonhidratlar olarak adlandırılan beyaz ekmek, unlu ve nişastalı yiyecekler, şekerli besinler ve içecekler ile aşırı tuzdan kaçınmak şart. Abur-cubur tüketmeyi sevenlerin mutlaka sağlıklı atıştırmalıklara yönelmesi, zengin lif içeriğine sahip kurubaklagiller ile vitamin ve mineral değerleri yüksek olan mevsim sebze ve meyvelerinin tüketilmesi gerekiyor.

  • Her gün mutlaka yeterli su tüketin

Hücrelerimizin ve organlarımızın sağlıklı çalışması, cildimizin erken kırışmasını önlemesi için, beslenmemizin vazgeçilmez bir unsuru olan su, insan yaşamında oksijenden sonra gelen en önemli öğeyi oluşturuyor. Her gün yeterince su içilmediğinde toksinler kanda birikirken, böbreklerimiz zamanla işlevlerini yerine getirememeye başlıyor ve böbrek yetmezliği gibi hayati riske yol açabiliyor. Bu nedenle her gün mutlaka yeterli su tüketmeye çok özen gösterin. Prof. Dr. Karadağ “Böbrekler birer duş başlığı gibi çalışır. Eğer az su alırsak böbrekler tıkanır, ama yeterli su alırsak böbreği tıkayacak maddeler uzaklaştırılır. O nedenle günde 2 litre su içmek gerekir” diyor.

  • Uyku düzeninize çok dikkat edin

Yapılan bilimsel çalışmalar; yeterli ve kaliteli uykunun hayatın her döneminde sağlık açısından kritik rol oynadığını gösteriyor. Uyku esnasında hücreler yenilenirken, bağışıklık sistemi güçleniyor ve vücut kendini tamir ediyor. Bu nedenle geceleri uykusuz kalmamaya, kaliteli uyku için yatağınızın rahat, odanızın karanlık, serin ve sessiz olmasına özen gösterin.

  • Teknolojiden uzak kalmayın

Prof. Dr. Berrin Karadağ, genç yaşamanın altın kurallarından birinin, teknolojiye ayak uydurmak  olduğunu belirterek, dijital teknolojinin yaşlıların sosyalleşmesinde önemli bir rolü olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Karadağ sözlerine şöyle devam ediyor: “Yaşlı bireyler her ne kadar teknoloji kullanımı konusunda endişe duysalar da, dijital teknoloji iletişimden sağlık sorunlarına kadar her alanda onların günlük yaşam kalitelerinin artmasına, bağımsız bir yaşam sürmelerine ve aktif bir yaşlanma dönemi geçirmelerine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle dijital teknolojiyi öğrenmekten çekinmeyip, onu hayatlarına katmaları, önlerinde yepyeni ve kolaylaştırıcı bir yol açacaktır. Bu sayede kendine güvenli, hayattan keyif almaya devam eden ve toplumdaki yerini kaybetmekten korkmayan sağlıklı ve güçlü yaş almaya devam eden mutlu bir yaşlılık hedeflenmelidir.”

  • Gelişigüzel takviyeler kullanmayın!

Vitamin ve mineral değerlerini ölçtürerek özellikle D vitamini başta olmak üzere, eksiklikleri gidermek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, “Ancak gençlik sağlayacağı, sağlıklı yaşam vaadettiği gibi söylemlerle sosyal medyada ve internette çok sık karşımıza çıkan birtakım besinlere, reklam amaçlı ilanlara, vitamin ve mineral takviyelerine, hatta ‘gençlik iksiri’ adı altında karışımlara rastlıyoruz. Oysa bu tür ürünlerin doktora danışılmadan ve gerekli vitamin/mineral değerleriniz ölçülmeden kullanılması sağlık açısından son derece yüksek riskleri ve tehlikeleri beraberinde getirebiliyor” diyor.

  • Güneşin zararlı ışınlarından korunun!

Yapılan sayısız araştırma; güneşin zararlı ışınlarının cilt kanserine yol açabildiğini, erken kırışıklıklar, cilt lekeleri ve cilt kuruluğuna neden olarak cildi erken yaşlandırdığını ortaya koyuyor. Bu nedenle özellikle yaz mevsiminde güneşin zararlı ışınlarından çok iyi korunmak gerektiğini belirten Prof. Dr. Berrin Karadağ, güneş ışınlarının dik gelmediği saatlerde ise her gün 15 dakika kolların iç kısımlarının ve bacakların güneşlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Frank McLynn “Cengiz Han”

Cengiz Han hiç kuşkusuz tarihin gördüğü en büyük fatihti. İmparatorluğu, en parlak döneminde, Pasifik Okyanusu’ndan Orta Avrupa’ya kadar uzanıyor, Çin, Rusya ve Ortadoğu bu imparatorluğun toprakları arasında yer alıyordu.

Orta Asya steplerinden çıkan bu göçebe komutan nasıl olmuş da böylesine muazzam bir güce erişmiş, askeri başarıları ve fetihleriyle Büyük İskender, Iulius Caesar ve Napoléon Bonaparte gibi isimleri bile gölgede bırakmıştı? Kimileri tarafından Rönesans’ın yolunu hazırlamıştır diye övülen, kimileri tarafından ise geçtiği topraklarda taş üstünde taş bırakmayan kanlı bir katil olmakla suçlanan Cengiz Han gerçekte kimdi? Soluk kesici muharebe anlatılarını zengin bir kültürel arka plan tasviriyle birleştiren Frank McLynn, Moğolların dünyasını bütün renkleriyle gözümüzde canlandırırken, asıl adı Temuçin olan bu büyük liderin toplum dışına itilmiş bir çocukluktan Cengiz Han olmaya nasıl tırmandığını insanlık tarihindeki en büyük fetihlerin öyküsüyle bir arada anlatıyor.

“My Fairy Tale”

Kurucusu Esra Çevik’in olduğu Ruzy Gallery ‘My Fairy Tale’ başlıklı grup sergisi ile sanatseverleri ve koleksiyonerleri Etiler’ deki adresinde ağırladı.

Türkiye’deki genç sanatçılar ile yurtdışındaki sanatçıları bir araya getirerek “masal”ı kişisel ve toplumsal peyzajların bir metaforu olarak tasvir etmeyi amaçlayan sergide Abrahamm Yıldızbaş, Simay Bahçıvan, Pamir Yıldıran, Kemal Özen, Vildan Hoşbak, Sinan Çınar, Gülin Karabacak, Nina Murashkina ve Xavier Escala’nın eserlerine yer aldı.

Serginin küratörlüğünü üstlenen galeri, sanatçılara kendi “Fairy Tales” hikayelerini anlatma fırsatı sunuyor. Anlatım ve ifade biçimi olarak eserlerini kullanan sanatçılar, gerçeği “Fairy Tale”ın parlak ve hayalci dünyası üzerinden algılamamıza yardımcı olmayı amaçlıyor.

Tuğba Küçükbahar “Kumdan Toza, Çamurdan Nara”

Evrim Sanat Galerisi, sanatçı Tuğba Küçükbahar’ın “Kumdan Toza, Çamurdan Nara” isimli kişisel sergisi sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Küratör Günsu Saraçoğlu; “Sanatçı Tuğba Küçükbahar seramik sergisinde, yaşamın varoluşuyla bireyin içsel alanları arasındaki temasın birey üzerindeki dönüşüm deneyiminin üretim süreci ile görünür olmasını sağlıyor. Küçükbahar’ın eserleri, Akdeniz rüzgarları ve ezoterik mitlerin hemhal olmasıyla şekilleniyor. Her bir parça, içsel bir keşif ve varoluşun somut temsilcisi olarak karşımıza çıkıyor.

Sanatçı Tuğba Küçükbahar’ın “Kumdan Toza, Çamurdan Nara” sergisi, 3 Nisan 2025 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Göztepe Mahallesi, Bağdat Caddesi Handan Palas Apartmanı No:233 Daire: 1 Kadıköy-İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

Pazar: 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

Ramazan’da iftarda hızlı yemek kilo aldırıyor!

Ramazan’da uzun süren açlık sonrası fazla miktarda ve hızlı besin tüketiminin zararlarına dikkat çeken Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, “Ramazan ayını şişmanlamadan geçirmek mümkün olsa da bu süreçte yapılan beslenme hataları nedeniyle kilo alma durumu ortaya çıkabilmektedir. Bu süreçte en yaygın olarak yapılan beslenme davranış hatası; hızlı ve enerji, yağ ve karbonhidrat içeriği yoğun besinlerin fazla tüketimi ile birlikte şişmanlık kaçınılmaz hale geliyor.” dedi.

İftar sofralarının olmazsa olmazlarından iftar pideleri ve tatlılara dikkat çeken Doç. Dr. Müge Arslan, “Elbetteki tatlı tüketilebilir. Ancak Ramazan’da, genellikle yüksek yağ ve şeker oranına sahip ‘Şerbetli tatlılar’ tercih ediliyor. Tatlı tüketmek isteyenler, sütlü tatlıları (tavuk göğsü, sütlaç, muhallebi gibi) veya dondurmayı tercih etmelidir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Müge Arslan, Ramazan ayında yapılan hatalı beslenme alışkanlıklarına dikkat çekti.

Doç. Dr. Müge Arslan

Doç. Dr. Müge Arslan

Mide asidik ortamdayken zararlı besinler tüketmeyin!

Doç. Dr. Müge Arslan, Ramazan ayının Müslüman aleminin bir ay boyunca beslenme düzeninin değiştiği bu sürenin beslenme alışkanlığının değişimi açısından özel zamanlardan biri olduğuna işaret ederek, “16-18 saat gibi uzun süren açlıkların ardından yapılan yanlış beslenme davranışları, beraberinde mide rahatsızlıklarını da getirebilir. Yanlış beslenme alışkanlıklarına örnek olarak, insanların oruçlarını doğrudan sigara ile açmaları veya asitli içecekleri tercih etmelerini dile getirdi.

Doç. Dr. Müge Arslan, “Zaten uzun süreli açlık nedeniyle asidik bir süreçte olan boş mideye, bu tarz yanlış besinlerin gelmesiyle mide yanmaları, mide ağrıları ve hatta daha ileri aşamalarda mide kanamaları görülebilir.” dedi.

Hızlı yemek kilo aldırıyor!

Uzun süren açlık sonrası fazla miktarda ve hızlı bir şekilde besin tüketiminin zararlarına da dikkat çeken Doç. Dr. Müge Arslan, “Boş olan mideye hızlı ve fazla miktarda besin girdiğinde mide rahatsızlıklarının yanı sıra, şişmanlama da bu süreçte görülebilir. Aslında Ramazan ayını şişmanlamadan geçirmek mümkün olsa da bu süreçte yapılan beslenme hataları nedeniyle kilo alma durumu ortaya çıkabilmektedir” diyerek, hem sindirimin tamamlanması için zaman açısından, hem de doyma hissinin algılanması açısından yavaş ve çok çiğneyerek besin tüketiminin altını çizdi.

Tokluk hissi beyne, besin ağza alındıktan 15 dakika sonra ulaşıyor

Doç. Dr. Müge Arslan, iftarda çok hızlı besin tüketilmesine ilişkin de şu bilgileri verdi:

“Tokluk hissi beyne, besin ağza alındıktan 15 dakika sonra ulaşır. Ancak, uzun süreli açlığın etkisiyle neredeyse nefes almadan besin tüketildiği için tokluk hissi algılanamadan porsiyon miktarı artıyor. Genellikle de uzun süreli açlıkta hızlı ve fazla miktarda tüketilen besinler kalorili oluyor. Mesela iftariyeliklerle birlikte pideye çok fazla yükleniliyor ve böylece karbonhidrat içeriğinin fazlalaşması ve enerji alımı da  artıyor. Hızlı yemek yeme alışkanlığıyla birlikte şişmanlık kaçınılmaz hale geliyor.”

Kilo alımının önüne geçmek için sahura mutlaka kalkılmalı

Uzun süreli açlıkta, 16-18 saatlik bir süreçte, ciddi anlamda şeker düşüşü yaşandığını da ifade eden Doç. Dr. Müge Arslan,“Sahura kalkmadığınızda bu durumu daha da olumsuz hale getirmiş olursunuz. Hem mide rahatsızlıklarını önlemek hem de kilo alımının önüne geçmek için sahura mutlaka kalkılmalıdır.” dedi.

Sahur altın değerindedir, önemlidir ve mutlaka kalkılması gerekir!

İnsanların Ramazan’da iki farklı beslenme davranış sergilediklerini kaydeden Doç. Dr. Müge Arslan, şöyle devam etti:

“Sahura kalkanlar ve sahura kalkmayanlar… Sahura kalkmayanlar, sahura kadar olan süreçte beslenmeye devam edebiliyorlar. Bu, hiç yapmamaktansa tercih edilebilir bir seçenektir. Yani sahura kalkmamaktansa iftar sonrasından sahura kadarki süreçte  atıştırmalıklar şeklinde besin alımı, hiç yapılmamasından daha iyidir. Ancak uyku da insanlara daha cazip gelebiliyor. İftardan sonra uyuyup, sonrasında sahura kalkmak çok daha tercih edilebilir bir durumdur. Sahur zamanı sabaha yakın olduğu için, kahvaltı öğünü niteliğindeki sahur, o gün içerisindeki 16-18 saatlik açlığı dengeleyecek olan öğündür. Bu nedenle sahur altın değerindedir, çok önemlidir ve mutlaka kalkılması gerekir.”

Sahurda protein ve enerji içeriği yüksek besinler tercih edilmeli

“Sahurda mideyi rahatsız etmeyecek, ağır olmayan, karbonhidrat içeriği düşük ama protein ve enerji içeriği yüksek besinler tercih edilmelidir.” diyen Doç. Dr. Müge Arslan, şunları da kaydetti:

“Kahvaltı öğünü gibi düşünülerek, peynir, yumurta, zeytin, yeşillikler ve ekmekten oluşan bir menü tercih edilebilir. Eğer bu besinler tok tutmuyorsa, çok aşırı sıcak olmayan (mide rahatsızlığı yapabilir) sıcak bir çorba içilebilir. Çorbanın yanında hafif zeytinyağlı bir yemek de tüketilebilir. Menemen, omlet veya yoğurt içerisine meyve, yulaf ya da mısır gevreği eklenmesi de iyi bir alternatif olabilir. Bu tür besin tercihleri, sağlıklı bir sahur seçeneği oluşturur.”

Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya dondurma…

İftar sofraları denince akla ilk gelenlerin meşhur iftar pideleri ve tatlılar olduğunu dile getiren Doç. Dr. Müge Arslan, şöyle devam etti:

“Elbette ki tatlı tüketilebilir. Zaten normal beslenme düzeninde de tatlı yenilmez diye bir kural yoktur. Bireylerin yaşam tarzlarına göre tatlı tercihleri değişebilir. Ancak Ramazan’da, uzun süreli açlığın ardından kurulan zengin sofraların sonunda genellikle hamur işi ve şerbetli ve yağı fazla olan tatlılar tercih ediliyor. Bu durum mide rahatsızlıklarına yol açabilir. Çünkü uzun süren açlığın ardından iftarla birlikte hızlı bir besin tüketimi gerçekleşiyor. Ardından tüketilen şerbetli ve yağlı tatlılar, uzun süre düşük seyreden kan şekerini bir anda yükseltiyor ve sonrasında hızlı bir düşüş yaşanıyor. Bu durum, kan şekeri dengesinin bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle, bu tür yağ içeriği yüksek  veya şerbetli tatlılar tüketildiğinde, yedikten sonra halsizlik ve modda düşüklük hissedilebilir. Tatlı tüketmek isteyenler, sütlü tatlıları (tavuk göğsü, sütlaç, muhallebi gibi) veya dondurmayı tercih etmelidir. Daha hafif ve sütlü tatlılar, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur.”

Önce çorba ardından 15 dakika ara! 

Ramazan’ın en önemli öğününün iftar olduğunu söyleyen Doç. Dr. Müge Arslan, “Çünkü uzun süren açlığın ardından ilk kez yemek yenecek olması nedeniyle oldukça önemlidir. Ancak bu öğünde çok yanlış beslenme davranışları sergilenebiliyor. Hatta bazı insanlar açlıkla kaşığı ellerinde bekleyip ezan okunduğu anda yemeğe başlıyorlar. Uzun süren açlık sonrası düşen şekerin dengelenmesi açısından iftar oldukça önemlidir. Bu öğünde, uzun süre boş kalan mideyi yormayacak ve sindirimi kolaylaştıracak besinler tercih edilmeli, kan şekeri dengesini korumaya özen gösterilmelidir. İftariyelik olarak bilinen peynir, hurma, zeytin ve küçük birer dilim pastırma veya sucuk gibi seçeneklerle mideyi yavaş yavaş rahatlatmak faydalı olacaktır. İftara başladıktan sonra çorbayla devam edilebilir. Bir kase çorba içildikten sonra 15-20 dakika dinlenilmesi önerilir. Bu, midenin sindirimine yardımcı olur ve kan şekeri seviyesinin düzenlenmesini sağlar. Bu 20 dakikalık arada namaz kılmak gibi aktivitelerle vakit geçirilebilir. Ardından ana yemeğe geçilebilir. Et yemeği, sebze yemeği, pide, salata ve yoğurt gibi besinlerle iftar tamamlanabilir.” diye konuştu.

Yeterli sıvı tüketimi, özellikle su tüketimi oldukça önemli!

Ramazan’da sıkça karşılaşılan sorunlardan birinin de sıvı kaybı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Müge Arslan, “Yeterli sıvı tüketimi, özellikle su tüketimi oldukça önemlidir. Uzun süren açlık nedeniyle su içmek de ihmal edilebiliyor ve bu durum ciddi dehidrasyona yol açabiliyor. Bu nedenle mümkünse orucunuzu suyla açın ve iftardan sahura kadar su içmeye devam edin. Her ne kadar klasik bir ifade olsa da, bireysel farklılıklar göz önünde bulundurularak gün içinde tüketilmesi gereken su miktarı olan 2 litreyi tamamlamaya çalışın. Çay bu ihtiyacın bir kısmını karşılayabilir, ancak yine de su tüketiminin 2 litre civarında olması önerilir.”

Gökhan Keser’den duygu yüklü şarkı

Türk pop müziğinin sevilen ismi Gökhan Keser’in yeni slow şarkısı ‘Yeter’ dinleyicisiyle buluştu. 22 Music Entertainment etiketiyle Volga Tamöz prodüktörlüğünde yayımlanan şarkı 90’ların naif melodilerini bugünün güçlü sounduyla birleştiriyor, dinleyiciyi geçmişe götürüyor. Ayrılığın hüznünü hissettiren “Yeter” müzik severleri üç buçuk dakikalık nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor. Sözü ve müziğinde sanatçı kendi imzasını Volga Tamöz ve Gülsen Karatoprak ile birleştiriyor.