Yazılar

Umur Talu, Dr. Bengi Başaran “Devrim Mutfağı”

Gazeteci Umur Talu ile Dr. Bengi Başaran’ın hazırladığı “Devrim Mutfağı” adlı kitap raflardaki yerini aldı.

Atatürk’ten Che Guevara’ya, Karl Marx’tan Napolyon’a birçok devrimcinin yemek alışkanlıklarının masaya yatırıldığı kitapta eşsiz tarifler de yer alıyor.

Gazeteci Umur Talu ile Dr. Bengi Başaran’ın hazırladığı, Epsilon Yayınevi ve Kafka Kitap ortaklığıyla yayımlanan Devrim Mutfağı okuyucusuyla buluştu. Türkiye ve dünyadan 40’a yakın devrimcinin yemek alışkanlıklarının incelendiği ve tariflerin derlendiği kitabın ön sözü ise gastronomi yazarları Vedat Milor ve Mehmet Yaşin’in kaleminden çıktı.

Okuyucunun “Karl Marx ne yerdi? Atatürk’ün sofrasında neler konuşulurdu? Fidel’in mutfağından hangi kokular yükselirdi?” sorularına yanıt bulan kitap, benzersiz tariflerle her bir devrimcinin kişiliğini, yaşam felsefesini ve mücadele ruhunu damaklarda yaşatıyor. “Devrim Mutfağı”, her bir “devrim aşçısı” için özel olarak hazırlanmış yemek ve içecek tariflerinin yanı sıra, onların hayatına dair kısa ama etkileyici anlatılara da yer veriyor. Sofraların sadece karın doyurulan bir yer değil, aynı zamanda ideallerin paylaşıldığı, stratejilerin belirlendiği ve direnişin ateşiyle beslenildiği mekânlar olduğunu gözler önüne seriyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

İş birliğinde 20. yıllarını kutluyor

Tecnorib ve Pirelli’nin 2005 yılında başlayan iş birliğinden doğan Maxi-Rib tekneler, performans, tasarım ve ayırt edici karakteri bir araya getiriyor; Pirelli’nin sportif karakterini yollardan denizcilik dünyasına aktarıyor.

Sacs Tecnorib

19 ülkedeki Sacs Tecnorib distribütörlerinin geniş ağı sayesinde 20 yılda 1.000’den fazla PIRELLI markalı tekne üretildi. 30’u aşkın milletten tekne sahibine teslim edilen bu modeller günümüzde Florida kıyılarında, Avustralya koylarında, İtalya ve Avrupa denizlerinde seyrediyor. Tekne satışlarının son iki mali yıldaki cirosu ise her sene 20 milyon doları aşmış durumda.

Sacs Tecnorib

İlk modellerden sürat teknelerine: Stil kodlarını yeniden tanımlayan ikonik bir seri

  • PIRELLI P ZERO™ 770 modelinin keskin hatlar, tepkisel bir gövde ve net orantılarla lanse edilmesi denizcilik dünyasında yeni bir stili tanımladı. Ayrıca P ZERO™ lastiğin ilk kez boru tipi lastiklerde görülen sırt deseni, onu takip edecek tüm PIRELLI markalı modelleri tanımlayacak görsel bir kimliğin başlangıcı oldu.
  • Proje 2007 yılında PIRELLI 1400 ile yeni bir forma evrildi. Bu tekne, offshore yarışlarından ilham alan tasarımıyla Red Dot Tasarım Ödüllerinde “Best of the Best” ödülünü kazandı.
  • 2012 yılında doğan PIRELLI 1000 Cabin, serinin tarihindeki en çok satan kabinli tekne haline geldi. Şık tasarımla konforu buluşturan 1100 Cabin modeli hem kullanıma hem tekne deneyimine farklı bir perspektif getiriyor.
  • Serinin amiral gemisi niteliğindeki PIRELLI 1900, koleksiyonun en etkileyici modeli olarak 2017 Cannes Boat Show sırasında tanıtıldı. Offshore tarzı performansı, geniş kapalı alanları, heykelimsi hatları ve iddialı görünümüyle yeni bir maxi-rib tekne doğdu.
  • 2019 yılında kimliği güçlendirilen seri; kompakt, sade ve anında ayırt edilen jet tender (yat botları) modelleriyle genişletildi.
  • Uzun yılların deneyimiyle güçlenen iş birliği kapsamında bir “walkaround” modeli geliştirildi. 2020 yılında tanıtılan PIRELLI 42, bağlantılı alanları ve eşsiz bir deneyimi benzersiz ve sportif bir karakterle birleştirmesiyle öne çıktı. Bu tekne, günümüzde PIRELLI 30, 35 ve markanın gerçek amiral gemisi olan PIRELLI 50’yi de içeren PIRELLI SPEEDBOATS serisinin ilk modeli oldu.
  • Ana ürün yelpazesinin yanı sıra PIRELLI TENDERS serisi de tekne sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılamak için geliştirilen tasarımları ve çok yönlü, geniş seçkisiyle kendine ayrı bir yer edindi.

Sacs Tecnorib

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv

Elif Buse Doğan şarkılarını yeniden yorumluyor

Elif Buse Doğan, müzikal yolculuğunda yepyeni bir sayfa açıyor. Son dönemde arka arkaya yayımladığı şarkılarla müzik dünyasında adından sıkça söz ettiren sanatçı, bu kez kendi şarkılarını yeniden yorumladığı özel bir projeyle dinleyicilerin karşısına çıkıyor. Projede, Elif Buse Doğan’ın güçlü vokali ve özgün yorum gücü, şarkılara daha sade, daha içten ve daha samimi bir atmosfer kazandırıyor.

Üç vokalistin eşlik ettiği projede, tüm şarkılar altyapı üzerine canlı olarak çalınıp seslendirildi. Bu yaklaşım, dinleyicilere stüdyo temizliğinde değil, sahne sıcaklığında bir müzik deneyimi sunuyor. Elif Buse Doğan’ın vokal performansı ve duygusal derinliği bu yeni yorumlarda en doğal haliyle öne çıkıyor.

Daha önce büyük ilgi gören “Akustik Renkler” serisinde nostaljik eserleri özgün tarzıyla yorumlayan Elif Buse Doğan, bu kez kendi repertuarına dokunarak sanatında yeni bir evreye geçiyor.

Projenin ilk adımı olarak yayınlanan “Aşk Başımda Bela”, söz ve müziği İbrahim Başaran’a ait. Tüm düzenlemelerde ise başarılı müzisyen Çağrı Telkıvıran imzası bulunuyor.

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor

Teoman’dan yeni albümün ilk habercisi: “annecim, eriyorsun, ölüyorsun”

Teoman’ın Eylül ayında yayımlanacak “geceyarısı, sisli deniz…” albümünün ilk teklisi “annecim, eriyorsun, ölüyorsun” dinleyicilerle buluşuyor.

Söz ve müziği Teoman’a ait olan bu etkileyici parçada piyanoda Genco Arı yer alıyor. Şarkının miks ve mastering çalışmaları ise Çağlar Türkmen imzası taşıyor. Teoman, bu parçada kaybın ve vedanın yavaş, kaçınılmaz yüzünü sakin bir piyano eşliğiyle anlatıyor.

“annecim, eriyorsun, ölüyorsun”, Avrupa Müzik, Procekts ve Bayhan Yapım iş birliğiyle tüm dijital platformlarda yayında!

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm

KYMCO ilk 100 adetlik ön seri üretim tamamlandı

Doğan Trend, yerli üretim hedefi doğrultusunda önemli bir kilometre taşını daha geride bıraktı. Şirketin İzmir Kemalpaşa’daki KYMCO üretim fabrikasında, Skytown 125 modelinin ilk 100 adetlik ön seri üretimi başarıyla ve hatasız bir şekilde tamamlandı.

Kymco’nun Skytown 125 modeli, Kymco’nun İzmir Kemalpaşa’daki fabrikasında üretilmeye başlandı. İlk 100 adetlik ön seri üretim, eksiksiz ve hatasız şekilde tamamlanarak önemli bir teknik ve operasyonel başarıya imza atıldı.

Bodrum Merqezart’ta yaz sezonu iki yeni sergiyle başladı

Bodrum Marina Yacht Club bünyesinde faaliyet gösteren Merqezart Alternatif Sanat Merkezi, yaz sezonuna iki dikkat çekici sergiyle hızlı bir giriş yaptı. Kurban Bayramı’nda açılan Schachnas’ın “X”istans & Erin” ve İlkcan Aslan’ın “Good Morning My Love” başlıklı kişisel sergileri, sanatseverlerle buluştu.

Kadın teması etrafında şekillenen çalışmalarıyla tanınan Schachnas, yeni sergisinde tuval üzerine suluboya eserleriyle izleyiciyi, kadınlık hallerine ve nesiller arası döngülere dair görsel bir yolculuğa çıkarıyor. Sanatçının bu serisine seramik ve baskı işleri de eşlik ediyor.

Erin İlkcan Aslan ise dijital yağlıboya tekniğiyle ürettiği “Still Wet” adlı serisinde, fiziksel olanın silikleştiği, içsel olanın ise hâlâ güçlü şekilde varlığını sürdürdüğü bir evren tasvir ediyor. Aslan’ın sergisi yalnızca dijital bir lansman olmanın ötesinde; izleyiciyi sade, hicivli ve provoke edici bir anlatımla karşılayan bir “uyandırma ayini” olarak tanımlanıyor.

Her iki sergi, 5 Temmuz’a kadar Marina Yacht Club sergi salonlarında gezilebilecek.

Gilbert Achcar “Gazze Felaketi”

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Profesörü Gilbert Achcar’ın Gazze Felaketi: Soykırımı Tarihsel Perspektiften Okumak adlı güncel çalışması, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

Çalışma, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te gerçekleşen İsrail’e yönelik saldırısının ardından Gazze’de yaşanan yıkımı, olayların tarihsel ve jeopolitik bağlamında derinlemesine inceliyor. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını, gelişmiş bir askeri-endüstriyel devletin, Batı’nın açık desteğiyle gerçekleştirdiği bir soykırım olarak nitelendiren Achcar, uzun vadeli bir stratejinin sonucu olduğunu da öne sürüyor.

Emre Aydın’dan yine bir hit geliyor “Son yalancı”

Duygusal derinliği yüksek şarkıları ve kendine has anlatımıyla Türk rock müziğinin en güçlü temsilcilerinden Emre Aydın, yeni teklisi “Son Yalancı” ile geri dönüyor.

Uzun zamandır müzikseverler tarafından beklenen şarkı, Sony Music Türkiye etiketiyle yayında olacak. Söz ve bestesi Seçkin Türk’e, düzenlemesi Burak Bedirli’ye ait olan “Son Yalancı”; aşk, hayal kırıklığı ve kabulleniş temalarını yalın ama etkileyici bir dille ele alıyor. Emre Aydın’ın içten vokali ve parçanın güçlü rock altyapısı, dinleyicileri yine derinden etkilemeye aday. “Son Yalancı”, 6 Haziran’da tüm dijital platformlarda dinleyiciyle buluşurken, Kenan Haliloğlu yönetmenliğinde çekilen klibi de Emre Aydın youtube kanalında yayında olacak.

Egenin yeni gastronomi durağı Simurg Sea, Mabou

Kaz Dağları’nın eteklerinde, doğayla iç içe özgün konaklama deneyimi sunan Simurg Inn, yaz sezonunu yepyeni bir iş birliğiyle karşılıyor. Otelin sahilinde konumlanan Simurg Sea, İstanbul’un gastronomi markası Mabou Pera tarafından hayata geçirilen Mabou Beach konseptiyle misafirlerini ağırlayacak.

Bahçeden toplanan taze otlarla tandır usulü pişirilen etler, odun fırınında ağır ağır pişen ıstakozlu kuru fasulye, Kemah tuzuyla kaplı, bol tereyağlı balıklar ve daha fazlası; doğayla uyumlu, rafine bir sofra deneyimi sunuyor.

Ziyaretçiler Mabou Beach’te gün boyu servis edilecek özel bir plaj menüsüyle karşılanıyor. Club Sandwich’ler, Foccacia’lar, mevsim meyveli Alman turtaları ve özenle hazırlanmış mezeler hem hafif hem tatmin edici bir lezzet yelpazesi sunuyor. Kavrulmuş kimyonlu humus, tatlı-acı muhammara ve günlük hazırlanan tarator gibi tatlar da doğa içinde uzayan yaz sofralarına eşlik ediyor.

Akşam saatlerinde ise ilhamını Akdeniz mutfağından alan menüdeki her malzeme, doğallığını kaybetmeden, özenle işleniyor. Simurg Sea ve Mabou Beach, bu yaz doğayla uyum içinde, lezzet, sadelik ve samimiyet arayan herkes için yeni bir buluşma noktası olacak.

Sadece estetik bir sorun olarak görüyoruz, ancak…

Dinlenmeden sürdürülen mesailer, sürekli ayakta durmak, sigara içmek, dar ve sıkı kıyafetler giymek, aşırı kilo alımı, hareketsiz bir yaşam, hatta uzun süre sandalyede oturmak… Tüm bunlar, çağımızın sıradan alışkanlıkları gibi görünse de kişinin konforunu gitgide azaltan hatta akciğer atardamarında pıhtıya bile yol açabilen varis hastalığına zemin hazırlıyor. Bu yaşam tarzının yaygınlığı sebebiyle de varis kadınlarda daha sık olmak üzere her 5 kişiden 1’inde görülüyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Eyüp Murat Ökten, erken teşhis edildiğinde günümüz tıp teknolojisiyle varisin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna işaret ederek, “Hastalığın erken dönemlerinde ağrıyla birlikte bacak damarlarında belirginleşme ve hafif şişlik oluşur. Doktora bu dönemde başvurulması, varis hastalığının operasyona gerek kalmadan modern tıp yöntemleriyle etkili bir şekilde tedavi edilmesini sağlar” diyor.

Prof. Dr. Eyüp Murat Ökten

Prof. Dr. Eyüp Murat Ökten

Her 5 kişiden 1’inin sorunu!

Ülkemizde görülme oranı yüzde 20 olan, bir başka deyişle her 5 kişiden 1’ini etkileyen varise, son yıllarda, özellikle pandemi dönemiyle birlikte hareketsizliğin artması nedeniyle daha sık rastlanıyor. Hamilelik, doğum ve doğum kontrol ilaçlarıyla ortaya çıkan hormonal değişimler ile genetik yatkınlık gibi etkenlerle varisin kadınlarda görülme sıklığı erkeklerden yüzde 15 oranında daha fazla olarak kayıtlara geçiyor.  Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Eyüp Murat Ökten, varis oluşumunu kolaylaştıran risk etkenlerini şöyle sıralıyor: “Yaş, genetik faktör, hamilelik, obezite, hareketsizlik veya uzun süre ayakta kalmak damarlarda varis oluşumunu tetikler. Varis, özellikle uzun saatler oturarak veya ayakta çalışma zorunluluğu olanlarda; örneğin öğretmenler, bankacılar, garsonlar, doktorlar ve uçuş personelinde yaygın olarak gözlemlenir.”

Ağrıyla başlıyor, krampla devam ediyor

Varis hastalığı, bacaklardaki toplardamarlarda genişleme ve kirli kan akışında bozulma sonucunda damarların belirgin ve kıvrımlı bir görünüm almasıyla ortaya çıkıyor. Varis ilk yıllarda çoğunlukla görüntü rahatsızlığı verse de büyük damar paketlerinin oluşmasıyla ağrı ve kramplar yaşanıyor. Bu nedenle hastalar genellikle ağrı şikayetiyle doktora başvuruyor. Ağrıya bacak damarlarında daha önce görülmeyen mavi veya morumsu şişlikler, ödem oluşumu, damar çevresinde kaşıntı, ayaklarda yanma, merdiven çıkarken zorlanma ve özellikle geceleri artan bacak krampları eşlik ediyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Eyüp Murat Ökten, “Bu aşamada bacakları yukarı kaldırmak, soğuk suyla duş almak ve varis çorabı kullanmak ağrıyı hafifletebilir. Daha ileri aşamalarda ise bacaklarda yaralar ve damarlarda ani kanamalar gelişebilir” şeklinde konuşuyor.

Akciğerde pıhtıya yol açabiliyor!

Varis denildiğinde aklımıza ‘estetik bir sorun’ geliyor. Oysa varisin sadece estetik görünümü değiştirmekle sınırlı kalmadığına, tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına da neden olabileceğine dikkat çeken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Eyüp Murat Ökten, “Varis ciddi bir iş gücü kaybına yol açabilir. İleri aşamalarda küçük travmalarla bile ciddi kanamalar oluşabilir. Hastaların yaşam kalitelerini bozan ve bazı klinik durumlarda özelikle akciğer atardamarına pıhtı kaçmasına neden olabilen bir hastalıktır” sözleriyle uyarıda bulunuyor.

Hastaya uygun tedavi planı oluşturuluyor

Yaşam tarzı değişiklikleri varis semptomlarını hafifletse de kalıcı tedavi için mutlaka uzmana başvurmak gerekiyor. Hekime başvuran hastalara yapılan muayene ve tetkiklerle tanı konuluyor,  hastalığın evresi belirleniyor. Damarların iç yapıları, kanın akış yönü ve hızı, damar duvarlarının durumu ve olası pıhtılaşmalar için doppler ultrason incelemesine başvuruluyor. Böylece kılcal varis gibi ilk evrelerden ileri evrelere kadar farklı seviyeler için hastaya en uygun tedavi planı oluşturuluyor.

Erken teşhis ciddi sorunların oluşmasını önlüyor

Tedavide öncelikle hastanın yaşam kalitesini arttırıp hastalığın ilerlemesinin önüne geçmek ve gelişebilecek olan komplikasyonları önlemek hedefleniyor. İyileşmeyen yaralar ve emboli (vücutta dolaşan bir kan  pıhtısının damar tıkanıklığına neden olarak organın ya da dokunun kan akışını önlemesi) gibi ciddi klinik durumların ortaya çıkmaması için erken tanının önemini vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Eyüp Murat Ökten, şunları dile getiriyor: “Varisten tamamen kurtulmanın mümkün olmadığına yönelik yanlış bir fikir olsa da erken teşhis ve doğru yöntemlerle günümüzde bu hastalık tedavi edilebilir. Medikal tedavide ilaçlar ve varis çorapları kullanılır. Cerrahi tedavide ise damarların yakılarak çıkarılması, endovenöz termal ablasyon ve skleroterapi gibi prosedürler uygulanır. Tecrübeli merkezlerde gerçekleştirilen tedavi sonrasında varis hastalığının tekrarlama oranı da yüzde 1’den daha azdır.”

Tedavi sonrasında hayat tarzı değişimi şart!

Tedavi sonrası dönemde ise hastaların kontrollerini ihmal etmemeleri, sağlıklı beslenmeleri ve hayat tarzlarını değiştirmeleri gerekiyor. Prof. Dr. Eyüp Murat Ökten, “Örneğin, sürekli oturarak çalışan bir kişinin sık molalar vererek ayağa kalkma süresini arttırması bile fayda sağlar. Hastalara, sporu hayatlarının bir parçası haline getirmeleri tavsiye edilir” diyor.