Yazılar

Bodrum’a yeni heyecan ‘Payidar Salon’

Bodrum’un canlı müzik hayatına lezzetleriyle yepyeni bir renk getiren Payidar Salon, kapılarını açtı. Ege’nin sofistike lezzetlerini canlı müzikle buluşturan mekân, Bodrum Marina’da, haftanın belirli gecelerinde Türkiye’nin önde gelen sanatçılarını ağırlayarak Bodrum gece hayatına iddialı bir giriş yaptı.

Payidar Salon

Haftanın her günü canlı müzik performansları düzenlenen Payidar Salon’da, sevilen sanatçılarından Gülcan Altan, Yunan müziğinin önemli kadın sanatçılarından İrem Ünlü ve Ezgi Bıcılı ile sahne alıyor. Saksafonuyla özgün bir atmosfer katan ve müzisyen ve yazar Kürşat Başar gecelere ayrı renk katıyor.

Payidar Salon

Menüde neler var

Ege mutfağından vazgeçilmez tadlarından zeytinyağlılar, taze deniz ürünleri ve yaratıcı meze çeşitleri hem göze hem damağa hitap ediyor. Ege mutfağının seçkin örneklerini modern dokunuşlarla sunan menüde, Izgara Ahtapottan özenle hazırlanmış Peynir Tabağına ve   Deniz Mahsullü Mezeye kadar her damak zevkine hitap eden lezzetler yer alıyor. Özellikle Ballı Börek, Akdeniz Lokumu (surimi yengeç), Kabak Kızartma (zucchini’s), “Çökertme Kebabı” ve “Izgara Somon” gibi ana yemekler, tatlılardan ise Portokalopita, konuklara hem görselliğe hem damağa hitap eden unutulmaz zamanlar hissettiriyor.

Bilgi: 0539 324 86 66

www.payidarsalon.com

Payidar Salon

Klasik otomobil tutkunları bu festivalde buluştu

Rüzgârı ve özgün taş evleriyle meşhur Alaçatı, bu kez motorların homurtusu ve müziğin ritmiyle yankılandı. Bu yıl ikincisi düzenlenen ve klasik otomobil tutkunlarının sabırsızlıkla beklediği Filoğlu 8 OldenFest, Çeşme Belediyesi ve Alaçatı Turizm Derneği’nin katkılarıyla MarinAlaçatı’da gerçekleşti.

Üç gün boyunca devam eden festival hem nostaljiyi yaşatan klasik araçları hem de modern tasarımlarla şekillenmiş custom araçlarıyla adeta geçmiş ve geleceği bir araya getirdi.

Filoğlu 8 OldenFest

Birbirinden Renkli Etkinlikler

Festival alanına adım atan ziyaretçiler, klasik otomobil sergilerinden göz alıcı motosiklet geçitlerine, heyecan dolu drift gösterilerinden asfaltı eriten burnout şovlarına kadar nefes kesen bir atmosferle karşılaştı. Her detay özenle hazırlanmıştı; otomobiller geçmişten fırlamış gibiydi, motor sesleri ise adeta bir zaman makinesi gibiydi.

Filoğlu 8 OldenFest

Sahne Işıl Işıl, Müziğin Tınısı Efsane

Müziğin her tonunun yankılandığı festivalde sahne alan isimler, adeta Alaçatı’nın enerjisini ikiye katladı.

27 Haziran’da festival coşkusu Hey! Douglas ile başladı.

28 Haziran’da sahne sırası nostaljinin yıldızları Çelik, Yonca Evcimik, Mansur Ark ve DJ Hakan Küfündür’deydi.

29 Haziran’da ise Doğukan Manço, Deeprise ve Jabbar unutulmaz bir finalle müzikseverlere veda etti.

Filoğlu 8 OldenFest

Adrenalin Dolu Gösteriler ve Etkileşimli Söyleşiler

Sadece otomobil şovları değil; Türkiye’nin önde gelen drift pilotları izleyenlere heyecan dolu anlar yaşattı. Üstelik festival, sektör profesyonelleri ve sanatçıların katılımıyla gerçekleşen keyifli söyleşilerle bilgi ve deneyim paylaşımına da sahne oldu.

Filoğlu 8 OldenFest

OldenFest, Alaçatı’nın Ruhunu Yansıttı

Bir yanda klasik araçların estetik zarafeti, diğer yanda müziğin enerjisi… Filoğlu 8 OldenFest, Alaçatı’nın dinamik ruhuna yakışır bir şekilde ziyaretçilerine hem nostalji dolu hem de modern ritimlerle bezenmiş bir festival deneyimi sundu.

Bebek Otel by The Stay’den yaza özel hafif menü

Bebek Hotel by The Stay, yeni yaz menüsüyle mevsimin tazeliğini ve hafifliğini tabaklara yansıtıyor.

Boğaz’ın hemen kıyısında, eşsiz manzarası ve samimi atmosferiyle öne çıkan Bebek Otel, yaz mevsimini yansıtan yaratıcı ve ferah lezzetlerle yeni sezona iddialı bir giriş yapıyor.

Yerel üreticilerden temin edilen mevsimsel ürünlerle, doğaya saygılı yeni yaz menüsü; yeşil elma, kişniş, rezene gibi taze aromalarla zenginleşiyor. Yuzu Ki No Bi Ceviche ve Karides Salmorejo gibi imza tabaklarda yazın deniz kokusu tropikal notalarla buluşurken; enginar, kabak çiçeği, çilek gibi mevsim ürünleri, tabaklara tazelik ve doğallık katıyor.

Yaz boyunca sürecek sezonda, roof menüsünde dünya mutfağından ilham alan hafif atıştırmalıklar ve Bebek Roof’a özel hazırlanan imza kokteyller öne çıkıyor. Etkileyici Boğaz manzarası, hareketli ya da enerjik müzikleri ve dinamik enerjisiyle şehrin yaz akşamlarına eşlik etmeye devam ediyor.

Bilgi: +90 538 487 18 46

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Gün batımına karşı lezzet tadımı

Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda konumlanan ve İstanbul boğazı manzarasına bakan White Pepper, geçmişin mirasını modern lezzetlerle buluşturarak zamansız bir deneyim sunuyor.

White Pepper

Siyah ve beyazın buluştuğu noktada geçmişin mirasını, modern lezzetlerle tabaklara taşıyan White Pepper’ın özenli ve deneyimli şefleri, tanıdık lezzetlere eşsiz bir kimlik kazandırıyor. Restoranın her damak tadına hitap eden kapsamlı menüsü etkileyici bir lezzet yolculuğuna dönüşüyor.

White Pepper

Türk mutfağının simge lezzetleri, ustalıkla hazırlanan kebaplar, taş fırından çıkan pizza ve pideler, White Pepper usulü steak tartar, anasonlu ve kuru incirli Girit ezmesi, kadayıflı tarhana ezmesi gibi imza mezeler menüye zenginlik katıyor. Yerel malzeme kullanımının önceliklendirildiği White Pepper’da bozkır tahini, Silivri isli yoğurdu gibi yöresel ve karakterli malzemelerle hazırlanan tabaklar, misafirleri İstanbul’un göbeğinde yepyeni keşiflere davet ediyor.

White Pepper

White Pepper’ın geniş terasında yer alan bar ise, zengin menüsüyle bu eşsiz deneyimi taçlandırıyor. Her biri özel olarak tasarlanan imza kokteyller, her yudumda yaz akşamlarına keyif ve ferahlık katıyor.

İstanbul’un büyüleyici manzarasına hakim geniş terası ile beraber 2 katta hizmet veren White Pepper, 12.00 – 00.00 saatleri arasında Hizmet veriyor.

Bilgi: 0212 291 39 90

White Pepper

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Filoğlu 8 OldenFest yarın başlıyor

Bu yıl 27-28-29 Haziran tarihlerinde ikincisi düzenlenecek olan Filoğlu 8 OldenFest, Alaçatı’da klasik otomobil ve müzik tutkunlarını buluşturmaya hazırlanıyor.

Çeşme Belediyesi ve Alaçatı Turizm Derneği destekleri ile ikincisi düzenlenecek olan Filoğlu 8 OldenFest, MarinAlaçatı’da otomobil ve müzik tutkunlarını bir araya getirmeye hazırlanıyor.

Festival, klasik otomobil sergisi, custom araçlar, motosikletler, drift gösterileri ve burnout showları ile tam bir görsel şölene dönüşecek. Üç gün boyunca sürecek etkinliklerde sahne alacak isimler ise müzikseverlere unutulmaz anlar yaşatacak.

Gösteriler, konserler, söyleşiler…

Festivalin ilk günü olan 27 Haziran’da Hey! Douglas, ikinci günü Çelik, Yonca Evcimik, Mansur Ark, DJ Hakan Küfündür ve son günü ise Doğukan Manço, Deeprise, Jabbar sahne alacak. Festivalde ayrıca, Türkiye’nin önde gelen driftşampiyonlarının gerçekleştireceği gösteriler, çeşitli söyleşiler ile ziyaretçilere unutulmaz bir festival deneyimi sunulacak.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Dila Uzun’un yeni teklisi “Döne Döne”

Dila Uzun’un yeni teklisi “Döne Döne”, duygusal bir döngünün içinde kaybolmuş bir ruh halini etkileyici bir müzikal anlatımla sunuyor.

Alternatif pop ve R&B; altyapısına sahip şarkı, groove odaklı yapısıyla hem hareketli hem de içe dönük bir atmosfer kuruyor. Hipnotik ritimler, yumuşak synth dokunuşları ve güçlü vokal yorumu; parçanın hem tekrar eden duygusal halini hem de içsel çatışmasını yansıtıyor. “Döne Döne”, takıntı ve özlem arasında gidip gelen duyguları sade ama vurucu bir dille anlatıyor. Şarkının aranje ve mix süreci Osman Çetin’e, mastering çalışması ise Emre Kıral’a ait. Dila Uzun’un karakteristik yorumu ve üretim ekibiyle kurduğu uyum sayesinde parça, kendi sesini buluyor ve dinleyiciye benzersiz bir deneyim sunuyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Göç nedenlerine ve mültecilerin sığındıkları ülkeye uyum sağlamalarına dair endişeler de sürüyor

İsveç, Arjantin ve Hollanda gibi ülkelerde mülteci haklarına yönelik toplumsal destek güçlü bir şekilde sürerken, Macaristan, Endonezya ve Güney Kore’de bu konuda görüş ayrılıkları belirginleşmiş durumda. Tayland, Peru ve Japonya’da ise destek seviyelerinde önceki yıllara kıyasla kayda değer bir gerileme dikkat çekiyor. Büyük mülteci nüfuslarına ev sahipliği yapan ülkeler arasında Kolombiya ve Almanya, destek oranlarında üst sıralarda yer alıyor. Türkiye özelinde son iki yılda gözlemlenen artış eğilimi, kamuoyunun yaklaşımında olumlu bir değişimin sinyallerini veriyor.​ Bu veriler, yalnızca ülkelerin politikaları açısından değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık ve insani duyarlılık düzeyleri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir tablo sunuyor. 

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

“Global kırılganlığa rağmen mültecilere yönelik kamuoyu desteği sürüyor. Bu sene öyle bir sene oldu ki bir dünya savaşı var diyemiyoruz ama savaşlar dünyasının içerisinde yaşıyoruz. Savaşlarla birlikte elbette ki dev göç dalgalarını yaşıyoruz.

Ipsos, Dünya Mülteciler Günü için 29 ülkeyi kapsayan, mültecilere yönelik düşüncelere ilişkin bir araştırma gerçekleştirdi. Bu yılki araştırma kritik bir döneme denk geldi. Şu anda evlerinden zorla yerinden edilen insan sayısı tarihte hiç olmadığı kadar yüksekken, mültecilere yardım eden kuruluşlar ciddi bütçe kesintileriyle karşı karşıya. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre, 2025 Nisan ayı sonu itibarıyla dünya genelinde 122 milyon kişi zorla  yerinden edildi. Bu rakamın içinde 42,7 milyon mülteci bulunuyor ve bunların önemli bir kısmı (%73) düşük ve orta gelirli ülkelerde ikamet ediyor.

Araştırmanın sonuçlarına göre ülkelerde sığınma hakkına destek devam ediyor. Büyük bir çoğunluk savaş veya zulümden kaçanlara sığınma hakkı verilmesini desteklemeye devam ediyor. İsveç, Arjantin ve Hollanda’da destek güçlü. Türkiye’de her on kişiden altısı bu görüşe katıldığını belirtiyor. Buna karşılık sınırların kapatılması ve mültecilerin kabul edilmemesini destekleyenlerin oranının, ülkeler ortalamasında 2023’ten bu yana arttığını gözlemliyoruz. Ülkemizde her dört kişiden üçü bu görüşü destekliyor.  Göç nedenlerine ve mültecilerin sığındıkları ülkeye uyum sağlamalarına dair endişeler de sürüyor.  29 ülke ortalamasında her on kişiden altısı, birçok mültecinin temelde ekonomik nedenlerle göç ettiğini düşünüyor. Malezya ve Güney Afrika’da on kişiden sekizi bu görüşte. İspanya ve İsveç, bu görüşe katılım oranının en düşük olduğu ülkeler. Kolombiya, Türkiye ve Polonya’da bu konuda duyulan şüphe bir önceki yıla göre azalırken, Almanya’da son üç yıldır aynı seviyede.

Mültecilerin yeni hayatlarını kurmaya çalıştıkları topluma uyum sağlaması, ülkelerin önemli gündem maddelerinden bir tanesi. Uyumlanma konusunda ülkeler arasında önemli görüş ayrılıkları var. Arjantin, Brezilya, Tayland ve Güney Afrika bu konuya en iyimser bakan ülkeler. Kendine özgü bir kültüre ve yaşam biçimine sahip olan Japonlar ise bu konuda en olumsuz bakış açısına sahip olanlar. Japonların sadece %17’si ülkelerine gelen mültecilerin topluma uyum sağlayabileceğini düşünüyor. Japonlardan sonra ise bu konuya en olumsuz bakan ülke Türkiye.  Araştırmada mültecilerin topluma fayda sağlayıp katkılarına dair olumlu görüşler geçen yıla göre dengeli seyrediyor, ancak 2023’e göre azalma var. ABD, İspanya ve Hollanda’da olumlu katkıların varlığına dair görüş, geçtiğimiz yıldan itibaren artış eğiliminde. Özellikle Türkiye gibi çok sayıda sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkelerde şüphecilik hâkim. Ancak son dönemde bu algıda hafif bir iyileşme gözlemleniyor. Genel olarak zengin ülkelerden daha fazla destek beklentisi öne çıkıyor. Ülkeler ortalamasında vatandaşların %35’i, Türkiye’de ise %53’ü zengin ülkelerin verdiği desteği çok az buluyor.

Dünya tarihinde savaşlar da göç hareketliliği de hiçbir zaman tamamen sona ermedi, ermeyecek. Önümüzdeki 25 yıl içerisinde çeşitli sebeplerle güney yarım küreden, özellikle Afrika’dan kuzey yarım küreye doğru yaklaşık 1 milyar kişinin göç edeceğine ilişkin tahminler var. Bu da demek oluyor ki çok daha hareketli yıllar bizleri bekliyor. Araştırma sonuçlarına göre ülkeler hâlâ bireylerin sığınma hakkını destekliyor ve zengin ülkelerin daha fazlasını yapmasını istiyor, öte yandan mevcut siyasi ortam desteği aşındırarak ülkeleri içe kapanmaya zorluyor. Evlerinden koparılan, zorla yurtlarından edilen insanlar için çözümü bulmak ve umut inşa etmek ancak hükümetlerin, sivil toplumun, özel sektörün birleşik çabasıyla gerçekleşebilir.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Grammy ödüllü şef Alan Gilbert Türkiye’de

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın bu yıl 53’üncüsünü düzenlediği festivalde, sahnede olan NDR Elbphilharmonie Orkestrası ve dünyaca ünlü piyanist Rafał Blechacz, izleyenlere unutulmaz bir gece yaşattı.

Almanya’nın en köklü orkestralarından NDR Elbphilharmonie, Grammy ödüllü şef Alan Gilbert yönetiminde, piyanist Rafał Blechacz’ın zarif Chopin yorumuna eşlik etti. Klasik müziği çağdaş bir bakışla sunan bu özel konser, festivalin en çok konuşulan etkinliklerinden biri oldu.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

İstanbul gastronomi ve müziğe doydu

LifePark, üçüncü kez düzenlenen FoodieFest ile müzik ve gastronomi tutkunlarını benzersiz bir deneyimde buluşturdu.

Şehrin stresinden uzak, yemyeşil bir atmosferde gerçekleşen bu festival, 11 binin üzerinde katılımcıyla rekor kırarken, bir kez daha İstanbul’un en sevilen açık hava festivalleri arasında yerini sağlamlaştırdı.

FoodieFest 3’ün yıldızlarla dolu müzik programı, festivali yalnızca bir lezzet şöleni değil, aynı zamanda kültürel bir sahneye dönüştürdü. Türkiye’nin sevilen isimleri Zeynep Bastık, Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars, Mavi Gri, Batuhan Kordel ve MelaBedel, LifePark’ın ormanla çevrili sahnesinde unutulmaz performanslara imza attı. Gün boyu süren canlı müzik eşliğinde doğayla bütünleşen bu deneyim, katılımcılara tam anlamıyla ruhu doyuran bir festival sundu.

Festivalin merkezinde her zamanki gibi sokak lezzetlerinin eşsiz aromaları vardı. 50’den fazla yerli marka, geleneksel tatlardan modern yorumlara kadar uzanan zengin bir gastronomi yelpazesiyle LifePark’a konuk oldu. Kokoreç, vegan burger, tantuni, gurme hamburger ve daha fazlası, ziyaretçilere İstanbul’un en özgün sokak tatlarını tek bir alanda deneyimleme fırsatı sundu. Hem lezzet hem keşif arayanlar için tam anlamıyla bir gastronomi cenneti yaratıldı.

FoodieFest’in büyüsü sadece müzik ve yemeğin ötesindeydi. Evcil hayvan dostu yapısı, kamp sandalyesiyle rahatça gezilebilen alan düzeni, ödüllü şeflerle gerçekleştirilen interaktif mutfak atölyeleri ve sürpriz aktiviteler, LifePark’ta geçirilen her dakikayı daha da özel kıldı. Giriş alternatifleri ve esnek biletleme seçenekleri sayesinde her yaştan katılımcıya hitap eden FoodieFest, doğayla müziği ve gastronomiyi birleştiren benzersiz formatıyla şehir hayatına nefes aldırdı.

#FoodieFest

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Anoreksiya tedavisinde erken müdahale hayat kurtarır!

Anoreksiya nervozanın sadece kilo verme isteği olmadığını belirten uzmanlar, benlik algısı ve duygusal düzenleme bozukluklarıyla karakterize ciddi bir psikiyatrik rahatsızlık olduğunu söylüyor.

Hastalık, kişinin bedenini olduğundan büyük algılaması ve kilo alma korkusuyla kendini gösterdiğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu, ailede kilo ve dış görünüş odaklılık, cinsel istismar ve zorbalık gibi travmatik yaşantılar anoreksiya gelişimi için zemin hazırlayabilir.” dedi. Tedavi sürecinin uzun ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirdiğin, erken müdahalede başarı şansının arttığını vurgulayan Şen, tedaviye direncin sık görülse de empatik yaklaşım ve aile desteğiyle aşılabildiğine dikkat çekti. Şen ayrıca, nüks riskine karşı psikoterapilerin sürdürülmesinin ve beden algısı üzerine çalışmaların hayati öneme sahip olduğunu aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, anoreksiya nervozanın psikolojik ve fiziksel boyutları ile gelişim nedenleri ve tedavi süreci hakkında bilgi verdi.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen

Psikiyatri Uz. Dr. Firdevs Seyfe Şen

Anoreksiya, benlik algısı ile duyguları düzenlemede yaşanan bozukluklarla kendini gösteriyor!

Anoreksiyanın, temel olarak kişinin beden algısı ve kilo kontrolü üzerine yoğunlaşan, ciddi bir yeme bozukluğu olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Anoreksiya nervoza adıyla bilinen bu hastalıkta kişi, şiddetli kilo alma korkusu yaşar, kendisini sürekli kilolu hisseder ve bu nedenle ciddi şekilde kilo kaybeder.” dedi.

Kişinin bedenini olduğundan daha büyük algıladığını ve kilo kontrolü için yemek kısıtlama, aşırı egzersiz, bazen kusma veya laksatif kullanımı gibi davranışlar geliştirdiğini dile getiren Şen, “Psikolojik bir rahatsızlık olarak anoreksiya; benlik algısı bozukluğu, yeme davranışları üzerinde patolojik kontrol ve duygusal düzenleme sorunları ile karakterizedir.” şeklinde konuştu.

Sadece kilo verme isteği değil, ciddi bir psikiyatrik bozukluk!

Toplumda bazen sağlıksız diyet yapmanın, aşırı kilo takıntısı veya zayıflama isteğinin ‘anoreksiya’ gibi algılanabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak anoreksiya nervoza bir psikiyatrik tanıdır ve yalnızca kilo verme isteğiyle sınırlı değildir.” dedi.

Her iki durum arasındaki temel farklara değinen Şen, şunları söyledi:

“Toplumsal zayıflama takıntısı, daha yüzeysel, dönemsel ve sosyal etkiyle gelişebilir. Anoreksiya nervoza ise; kilo almaktan aşırı korku, bozulmuş beden algısı ve kişinin fiziksel sağlığını ciddi riske atan yeme davranışı değişiklikleri ile giden kompleks bir psikiyatrik tablodur. Ayrıca anoreksiya nervozada adet kesilmesi, halsizlik, saç dökülmesi gibi fizyolojik belirtiler ile eşlik eden anksiyete, obsesif-kompulsif belirtiler sık görülür.”

Anoreksiya gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılar etkili!

Araştırmaların anoreksiya nervozanın gelişiminde kişilik özellikleri ve erken dönem yaşantılarının etkili olduğunu gösterdiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Mükemmeliyetçilik, aşırı kontrolcülük, detaycılık ve katılık, düşük benlik saygısı, onay arayışı gibi durumlar etkili olur.” dedi.

Çocuklukta yaşanan duygusal ihmal, aşırı eleştirel ebeveyn tutumu, ailede kilo ve dış görünüş odaklılık, cinsel istismar ve zorbalık gibi travmatik yaşantıların anoreksiya gelişimi için zemin hazırlayabileceğini aktaran Şen, aile içi yüksek beklenti, katı kurallar ve düşük duygusal ifade ortamının da risk faktörleri arasında olduğuna işaret etti.

Anoreksiya tedavi edilebilir ama uzun ve çok yönlü bir süreç!

Anoreksiya tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Ancak tedavi süreci karmaşık, uzun soluklu ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Erken müdahale edilmesi, tedavi başarısını artırır.” dedi.

Tedavinin, psikoterapi, psikiyatri, diyetisyen ve gerekiyorsa dahiliye/endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütüldüğünü açıklayan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Anoreksiya tedavisinde kanıta dayalı psikoterapi yöntemleri uygulanır. Bilişsel Davranışçı Terapi ile yeme davranışını sürdüren olumsuz düşünce ve inançların değiştirilmesi hedeflenir. Aile Temelli Terapi, özellikle ergen ve genç erişkinlerde, ailenin destekleyici rolünü güçlendiren ve birlikte iyileşme süreci öneren bir yaklaşımdır. Duygu Düzenleme Terapileri, kişinin duygularını tanıma, ifade etme ve sağlıklı biçimde yönetmesini amaçlar. Şema Terapi ya da Psikodinamik Terapilerde, derinlemesine kişilik yapılanması ve erken dönem yaşantılarla çalışılır.

Ayrıca hastalarda ilaç tedavisi ve TMU tedavisinden yararlanılır.”

Anoreksiyada kişi hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir!

Anoreksiya nervozada tedaviye direncin çok yaygın olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Çünkü kişi kilo alma düşüncesiyle yoğun anksiyete yaşar ve hastalığı ‘kontrol aracı’ olarak görebilir.” dedi.

Direnç durumunda atılabilecek adımlara değinen Şen, “Empatik ve yargısız yaklaşım, küçük hedeflerle ilerleme, kilo alma korkusunu anlamaya yönelik terapötik çalışmalar, hastanın kontrol hissini tamamen kaybettiği algısını düzeltmek, aileyi sürece katmak ve desteklemek direnci aşmada etkili olur. Zorlayıcı değil, işbirliğine dayalı bir ilişki kurmak önemlidir.

Tedavi süresi kişiden kişiye değişir. Ortalama olarak 1-2 yıl sürebilir. Beden ağırlığı normale dönse bile psikolojik toparlanma ve beden algısının düzelmesi daha uzun sürebilir. Yeme davranışı düzelse de duygusal düzenleme becerileri, benlik algısı ve sosyal ilişkiler üzerinde çalışmak gerekebilir.” açıklamasını yaptı.

Anoreksiya sadece bir yeme problemi değil, derin bir ruhsal sorun!

Anoreksiya nervozada nüks riskinin yüzde 30 ila 50 civarında olduğunun da altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, “Nüksü önlemek için, tedavi sürecinin yeterince uzun sürmesi, destekleyici psikoterapilerin devam etmesi, anksiyete ve duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi, olumsuz beden algısı üzerinde çalışılması gerekir.” dedi.

Beden algısının yeniden inşasında, ayna çalışmaları, dans, sanat terapisi gibi beden odaklı terapiler, duygu ve beden farkındalığı çalışmaları, negatif iç konuşmaların fark edilmesi ve dönüştürülmesinin etkili olduğunu da aktaran Şen, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ayrıca, kişinin sosyal destek kaynaklarını güçlendirmesi ve stresle baş etme yöntemleri geliştirmesi uzun vadede koruyucu rol oynar. Anoreksiya yalnızca bir yeme problemi değil, beden algısı ve duygularla ilgili derin bir ruhsal sorundur. Erken fark edilmesi ve destek olunması hayat kurtarıcıdır. Eğer çevrenizde böyle bir sorun yaşadığını düşündüğünüz biri varsa, onu mutlaka bir uzmana yönlendirin ve yalnız olmadığını hissettirin.”

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto