Yazılar

Haziran 2025 burç yorumları

Koç

Bu ay yakın dostlarla, kardeşlerle daha içli dışlı olabileceğiniz bir dönemdesiniz. Küçük ticari adımların büyük kazanç kapılarını aralaması mümkün. Eğitim ve seyahatler, yeni oluşumlar içinde yer almak size iyi gelebilir. Yani küçük bir proje, gelip geçici işler diye nitelendirdiğiniz alanlarda durumlar değişebilir.

Boğa

Bu ay finansal konulardaki çalışmalarınızın hız kazanacağı, sonuçlanacağı ve size yeni fırsatlar sunacağı bir döneme giriyorsunuz. Geçmiş, borçlarını kapatmak isteyecektir; eski alacaklar, hak edişler art arda elinize geçebilir. Kaygılı ve endişeli olduğunuz pek çok konuda olumlu gelişmeler yaşanabilir. Bağımlı olduğunuz, yoksunluğundan korktuğunuz her ne varsa (para, iş, aile, eş, sağlık vb.) geride bırakabilirsiniz. Değerlisiniz ve size değer katacağını düşündüğünüz her şeye sahip olabilirsiniz.

İkizler

Sizin burcunuzda gerçekleşecek yeniay size yeni düşüncelerin ışığında bazı önemli kararlar aldırabilir. Sizin için yaşamın her alanında yenilikten söz edilebilir. İmaj değişikliği, yaşam alanını düzenleme gibi konularda güçlü bir motivasyona sahip olabilirsiniz. Sağlık, spor, beslenme konusunda daha titiz davranmanızı önerebilirim. Sosyal çevreniz genişleyebilir. Arkadaşlar ve dostlarınızla organizasyonlara katılabilirsiniz.

Yengeç

Bu ay kariyerinize odaklanmanız, iş hayatınızı yapılandırmanız gereken bir dönemdesiniz. Baskı hissettiğiniz alanda büyüme ve ilerleme şansı elde edeceğinizi unutmayın. İçe dönme değil dışa açılma zamanlarından geçiyorsunuz. Dedikodu ve söylentilerin ortaya çıkışı ile geçmişteki bazı hesapları kesin olarak kapatabilirsiniz.

Aslan

Bu ay kendinizi sosyal açıdan daha fazla ön plana çıkarabilir, yeni ortamların ve gündemlerin etkisiyle statü sahibi olabilirsiniz. Tanınırlığınızın artacağı mecralarda bulunmak size yeni fırsatlar konusunda yeşil ışık yakabilir. Yeni bir uğraş edinebilir, kendinize bunun üzerinden bir gelir kapısı ya da çevre oluşturabilirsiniz. Beklettiğiniz, ertelediğiniz her şeyi ortaya çıkarmak adına önemli etkiler altındasınız, bunları değerlendirin.

Başak

Bu ay yeni bir iş teklifi almanız, ek kazanç fırsatları elde etmeniz, terfi almanız mümkün. Kariyer hayatınız ile ilgili kararlar almanız, adımlar atmanız gerekecek. Paranın kazanılması, paylaşılması, değerlendirilmesi konusunda yeni fikirler geliştireceksiniz. Yeni fikirlerinizin kabul görmesi, anlaşılması zaman alabilir. Miras, nafaka yoluyla elde edilen gelirler, alacak-verecek hesaplarının kapanması gündeme gelecek.

Terazi

Bu ay uluslararası iş, eğitim, seyahat fırsatları doğabilir. Bir sebeple ertelemek zorunda kaldığınız planlarınızı artık hayata geçirebilirsiniz. İdeallerinizden, hayallerinizden, tutkularınızdan vaz geçmemelisiniz. Yaşamınıza yeniden yön vermek isterseniz destekleneceksiniz. İki farklı konuda aynı anda (aile,iş vb.) karar almanız, plan yapmanız, uygulamaya geçmeniz gerekebilir. İkili ilişkilerde, evlilikte ılımlı adımlar attıkça güzel sonuçlar alınabilir. Anlaşılmak istiyorsanız karşı tarafı anlamaya çalışmakla başlayabilirsiniz. İlişkilerde adil ve dengeli olmaya özen göstermeniz gereklidir.

Akrep

Ortak gelir-giderler, borçlar, krediler, parasal anlamdaki tüm sorunlar senden ayrılmak istiyor. Yeniayda bu ayrılığa destek verebilirsin. İkili ilişkilerde net ve kararlı davrandığında (bilerek ya da bilmeyerek) sana zarar veren-zarar verdiğin pek çok kişiyi, durumu geride bırakabilirsin. İstek ve beklentilerini açıkça ifade ettiğinde, olumlu karşılıklar alabileceğin bir dönemdesin. Bir ilişkiyi, ortaklığı bitirmek ya da başlatmak için kararlı olman yeterli. Aile ve yuva anlayışın değişebilir, uzaklara taşınma konusu gündeme gelebilir. Ev almak, taşınmak ya da gerçek bir yuva kurmak isteyeceksin.

Yay

Bir süredir ikili ilişkilerde kararsızlık yaşıyor olabilirsin. Hayatınla ilgili önemli kararlara gebe bir dönemdesin. Yeni ortaklık veya evlilik teklifleri alman olası. Yakın çevren, kardeşlerin vereceğin kararlarda etkili olabilir. Mutluluğu uzaklarda aramış olabilir misin? Her şey kusurlu, eksik ya da az olsa ne olacak, yaşamaya değmez mi? Yaşamaya değer ve sende kendini hayata ispat etmeye yani ertelemeden yaşamaya hazırsın. Yeniay yeni bir dünya yaratmak için seni destekleyecektir. Bu fırsatı iyi değerlendir.

Oğlak

Bu ay ev, aile hayatınızda köklü değişiklikler gerçekleşecektir. Yeni rutinlerinize uyum sağladıkça iç huzuruna ulaşacaksınız. Günlük hayatınızın akışını etkileyecek yenilikler yapabilirsiniz. Hayatınıza yeni bir düzen getirmek adına bugüne kadar yaptıklarınızın dışına çıkabilirsiniz. İş ortamınız, iş yapma şekliniz ve alışkanlıklarınızda bir değişime gitmeye kararlı olabilirsiniz. Yoğun bir iletişim trafiğiniz olabilir, üstleriniz ya da iş ortaklarınızla görüşmeler yapabilirsiniz. Yeni insanlar tanımak konusundaki çekincelerinizi de bu vesileyle aşabilirsiniz. Sağlığınızı riske atacak sporlardan ve ani hareketlerden kaçınmanızda fayda var.

Kova

Bu ay yakın çevre ve arkadaşlar tarafından destekleneceğiniz bir dönemdesiniz. Aşk hayatınızla, çocuklarınızla ilgili yeni kararlar alabilir, ileri adımlar atabilirsiniz. Esas mesele hayatı keyifli hale getirebilmektir. Yetenekleriniz ve düşüncelerinizi paylaşmak için yeni fırsatlar bulabilirsiniz. Daha cesur ve daha iyi işlenmiş fikirlerle hareket ediyor olmak, çevrenizden de beklenen desteği almanızı sağlayacaktır.

Balık

Bu ay aile, yuva, özdeğer konuları gündeminizde. Kendinizi güvende hissettiğiniz alanları, yuvam dediğiniz yerleri değiştirmek isteyebilirsiniz. Aile içinde yaşanan belirsizlikler, dengesizlikler üzerine düşünmeniz gerekebilir. Tükenmekte olduğunuzu hissediyor ve yönünüzü bulmakta zorluk çekiyorsunuz. Esas kabul edemediğinizi veya değiştirmeye çalıştığınızın ne olduğunu tespit etmeye çalışmalısınız.

Türk-Yunan dostluğu bu festival ile perçinlendi

Fethiye Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Gastronomi Kültür ve Dostluk Festivali, renkli görüntülere sahne oldu.

Festival, Türkiye ile Yunanistan’dan ünlü şefleri, akademisyenleri, gazetecileri ve yazarları Fethiye’de bir araya getirdi. Fethiye’nin sahip olduğu geleneksel mutfak kültürü ve coğrafi işareti almış ürünleri bu festivalde tanıtıldı.

Fethiye meydanında yapılan sirtaki ve folklor gösterisi başlayan festival, Yunanlı ünlü sanatçı Christina Golia, konseri ile devam etti. Sanatçı Golia, söylediği Türkçe ve Yunanca şarkıları ile misafirleri eğlendirdi.

Misafirler, S.S. Fethiye Kadın Girişimi Üretim İşletme ve Kalkınma Kooperatifi’nin stantlarında kadınların el emeği göz nurları hazırladığı ürünleri yakından görme şansı bulurken, yerel ürünlerden alma imlanı buldular. Üreticiden tüketiciye direk ulaştırılan organik Cuma pazarını gezen şefler, festival için hazırlayacakları menülerin alışverişini burada yapma imkanı buldular.

Konuklar Fethiye’nin Kayaköy gibi tarihi ve ören yerlerini gezme imkânı da buldular.

Şef Maria Ekmekçioğlu Fethiye’den Yunan televizyonlarına canlı olarak bağlanarak festival hakkında bilgi verdi.

“Fethiye’de turizm atağına kalktık”

Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, Yunanistan’dan gelen akademisyen, yazar, gazeteci, iş insanlarını makamında ağırlarken Fethiye’de yaptıklarını anlatma imlanı buldu. Tüm soruları tüm içtenliği ile yanıtlayan Karaca sözlerine şöyle devam etti. “Göreve geldiğimizden bu yana paydaşlarımızla birlikte büyük bir turizm atağı başlattık. Dört yıl önce Hollanda’dan gelen turist sayısı çok azdı. Orada yaptığımız çalışmalar sayesinde bu sayıyı üç katına çıkardık. Aynı şekilde Londra ve Almanya’daki fuarlarda da yer aldık. Fethiye’nin en büyük yatırımlarını birlik ve beraberlik içinde gerçekleştirdik. Şu anda devam eden 14 projemiz var. Fethiyemize hizmet etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

“Türk-Yunan mutfağının benzerliklerini ve farklılıklarını birlikte görme şansı bulduk”

Organizasyona katkı sağlayan ünlü şef Maria Ekmekçioğlu, Türk ve Yunan medyası ile bir araya geldi. Her iki yakada yaşamanın avantajı ile konuşan Ekmekçioğlu, Türk-Yunan dostluğu böylesi festivaller daha da perçinleyeceğini belirtti.

Şef Maria Ekmekçioğlu sözlerine şöyle devam etti. “Fethiyemizin dört bir yanında ziyaretlerde bulunduk. Şeflerimizle birlikte yerel ürünleri yerinde inceledik. Türk-Yunan mutfağının benzerliklerini ve farklılıklarını birlikte görme şansı bulduk” dedi.

“Fethiye’nin ürünlerini uluslararası pazarda”

S.S. Fethiye Kadın Girişimi Üretim İşletme ve Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çiğdem Karaca, “Kadınların geri adım attırılması, ülkemizin her alanda geri gitmesine neden oluyor. Şu anda 1500 kadın üyemiz var. Fethiyemizin ürünlerini uluslararası pazarlarda tanıtmak ve satmak için büyük bir çaba içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.

GilbertAchcar “Yeni Soğuk Savaş”

Önde gelen uluslararası ilişkiler uzmanı Soğuk Savaş’ın bitişinden Ukrayna’daki savaşa kadar uzanan kilit aşamaları gün ışığına çıkarmaktadır.

Gilbert Achcar, 1999’daki Kosova Savaşı’nın akabinde dünyanın Birleşik Devletler, Rusya ve Çin’in savaşa her daim hazırlıklı bulunmalarıyla nitelenen bir Yeni Soğukavaş’a adım attığını iddia etmişti. Achcar’ın analizinde dikkat çekecek ölçüde ileri görüşlü olduğu ortaya çıkmıştı. O gün bugündür ABD kendini bir küresel egemen şeklinde konumlandırmış; Çin Rusya’yla bağlaşık bir ekonomik güç merkezi halini almış; Rusya da NATO’yu engellemek için, Vladimir Putin’in 2022’deUkrayna’yı kanlı istilasıyla doruk noktasına varan önleyici savaşları açmıştı.

Helga Rittersberger-Tılıç “İsyan ve İtaat Arasında”

İsyan ve İtaat Arasında, Gezi Direnişi’nin görkemli eylem çeşitliliği ve yaratıcı repertuvarının etkisinin ardından, 2013 sonrasında Türkiye’deki toplumsal hareketlere ilişkin geniş bir alanı tartışıyor. Hareketlerin hem tahayyül gücünü hem dönüştürücü potansiyellerini hem de siyasal etkilerini teorik olarak kavrama çabasının yanında saha araştırmalarına dayanan makaleler aracılığıyla somut olgu ve arayışlara da ışık tutuyor.

Neşe Sapmaz’dan Fenerbahçe üzerine çarpıcı yazı: futbol dünyasında yankı uyandırdı!

Türk basın dünyasında kalemiyle iz bırakan eski gazeteci ve yogi Neşe Sapmaz, futbolda gündemi sarsan gelişmelere kayıtsız kalmadı. Özellikle son dönemde Fenerbahçe’nin yaşadığı çalkantıları mercek altına alan etkileyici bir yazı kaleme aldı. Cesur ve derin analizleriyle dikkat çeken bu yazı, kısa sürede büyük ses getirdi.

Neşe Sapmaz, futbolun sadece sahada oynanan bir oyun değil, aynı zamanda strateji, psikoloji ve büyük bir kültürel yapı olduğunu vurgularken, Fenerbahçe’nin karşı karşıya olduğu sorunları kendine has üslubuyla ele aldı. Hem futbol tutkunlarının hem de spor dünyasının yakından takip ettiği bu yazı, geniş bir okuyucu kitlesine ulaşarak sosyal medyada hızla yayıldı.

Futbolun dinamiklerini ve kulüplerin iç dengelerini ustalıkla irdeleyen Sapmaz, Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durumu derinlikli bir bakış açısıyla ele alırken, okuyucularına ezber bozan analizler sundu. Yazının yankıları sadece spor camiasında değil, iş dünyasında ve medya çevrelerinde de büyük ilgi uyandırdı.

Yazının linki: https://nesesapmaz.com/27052025.html

Gai Maraque yaza sezonuna hazır

Giyim sektöründe 11 yıllık tecrübesiyle Ankara cemiyet ve iş dünyasının yakından tanıdığı başarılı girişimci Neşe Aykut, iki yıl önce kurduğu Gai Maraque markasıyla moda dünyasında kendine özgü bir yer edindi. Bugüne kadar birçok ünlü ismi giydiren ve kişiye özel üretimleriyle dikkat çeken Aykut, geçtiğimiz günlerde Ankara’daki mağazasında düzenlediği “Yaza Merhaba” davetiyle yeni koleksiyonunu tanıttı.

Ankara ve İstanbul’un tanınmış isimlerinin katıldığı özel gecede zarafet ve şıklık ön plandaydı. Yeni sezonun öne çıkan tasarımlarının sergilendiği etkinlikte, konuklar hem modanın hem de sosyal sorumluluğun bir arada olduğu bir deneyim yaşadı. Etkinlik kapsamında, bugüne özel olarak sokak hayvanları yararına bağış da yapıldı.

Neşe Aykut, açılış konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Bu markayı kurarken ilhamım, sadece moda değil; özgünlük, zarafet ve sorumluluk duygusuydu. Bugün burada sadece yeni koleksiyonumuzu tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda iyilik dolu bir amaçla da buluşuyoruz. Bu birliktelikler bize güç veriyor.”

Ankara’da köklü bir müşteri kitlesine ulaşan Gai Maraque, önümüzdeki dönemde İstanbul’da da yeni bir mağaza açmayı hedefliyor. Markanın özgün çizgisi ve özel tasarım anlayışı, moda tutkunlarının ilgisini çekmeye devam edecek.

Bireylerin sadece %33’ü “Bugünkü hayatımdan memnunum”, %50’si “Yorgunum” diyor

Ipsos Türkiye Tüketici Panelleri Bölüm Lideri

Pelin Halaçoğlu Arnau Kuri

Pandemi ve bıraktığı izlerle geçen birkaç yılın ardından 2021’in sonundan itibaren Türkiye’de alışverişi konuşurken hep enflasyonun yarattığı ekonomik baskıyı ve tüketicinin bu gerçekle verdiği yaşam mücadelesini vurguluyoruz: Türkiye’de haneler 2022 ve 2023 yılını sürekli artan fiyatlara karşın ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılayabilmenin yollarını aradı ve adeta bu konuda profesyonelleşti. 2024 yılına geldiğimizde ise yeniden düşen bir enflasyon ve fiyatların frenlenmeye başladığı bir Türkiye vardı haneler için.

Türkiye’ye dair karşımıza sıklıkla çıkan veriler genelde karanlık bir tablo çiziyor: Ipsos’un Gündeme Dair raporuna göre 2024’ün sonlarında Türkiye’de bireylerin sadece %33’ü “Bugünkü hayatımdan memnunum”, %50’si “Yorgunum” diyor ve bu en baskın duygu. 2025 Mart’ta yayınlanan Ipsos Mutluluk Raporu’na göre Türkiye 12 yıl öncesine göre mutluluk skorunda 40 puan kaybetti, ülkenin ancak yarısı “mutluyum” diyebiliyor. Ipsos Consumer Touch 2024 raporuna göre Türkiye’deki bireylerin %68’i “2024 yılında hane harcamalarımı azaltmak durumda kaldım” dedi, sadece %12’si “Sene içerisinde masraflarımı dengeleyip tüm giderlerime yetişebiliyorum” diyebildi. İlginç olan ise bu umut kıran, karanlık tablonun içinde pek çok fırsatın yetiştiği bir Türkiye var bir yandan karşımızda. O veya bu şekilde Türkiye’deki haneler, en azından hızlı tüketim ürünleri alışverişinde gemisini suyun üstünde tutmayı başarıyor.

Bu makalede haneleri köşeye sıkıştıran noktaların 2024’teki görüntüsünü değerlendirerek hanelerin bu köşelerden nasıl dönerek kendilerine alanlar yarattığını kısa soru cevaplarla inceleyeceğiz.

  • Enflasyon hanenin sepetine aynı şekilde yansıdı mı?

2024 sonunda geçmiş iki yıldan daha düşük bir enflasyon açıklandı ve bunu hane harcamalarında da görmek mümkün. Her ne kadar tüketici kendisi için önem arz eden, kendi sepetinde daha fazla yer kaplayan ürün fiyatlarına bağlı olarak enflasyonu farklı şiddette hissetse de, en sık alınan, günlük ürünler açısından enflasyonun açıklanan değerlerle paralel olduğunu söylemek mümkün: 2024 yılında Ipsos Hane Paneli’nde hanelerin en çok harcama yaptığı üç markette hem 2023 hem 2024 yılında devamlılığı olan ve en sık alınan toplam 87 üründeki tüketici alış fiyatı değişimleri incelendiğinde ortalama %48’lik bir fiyat artışına karşılık gelen ve ürün bazlı oldukça farklı seviyelerde gerçekleşen bir fiyat değişimi göze çarpıyor:

87 ürünün fiyat değişim seviyesine göre dağılımı:

  • Bir rafta karşımıza çıkan fiyatlar ne kadar güvenilir?

Fiyat hareketlilikleriyle ilgili en önemli değişimler biri de aynı ürünün satılabildiği farklı fiyat seviyelerinde makasın daralması: Geçtiğimiz yıl aynı ürünün farklı noktalarda çok farklı fiyatlardan satışa sunulduğunu ve alışverişçinin iyi fiyatı yakalayabildiği zaman ürünü çok daha ucuza getirerek enflasyondan kaçabildiğini, tüketimini düşürmeden harcamasını kısıtlayabildiğini görmüştük. Tabii tam tersi şekilde enflasyonun üzerinde bir harcamayla sonuçlanan alımlar da son derece sık yaşanabiliyor, toplamda harcama artışını enflasyonun çok üzerine taşıyabiliyordu. 2024 yılında fiyat artışlarının bir nebze dizginlenmesi ve artan rekabet ile fiyat makaslarının azaldığı söylenebilir: Geçen yıla göre 25 temel kategorideki aylık en yüksek ve en düşük fiyat ortalamalarına bakıldığında dört kategori haricinde fiyatlardaki sapmanın azaldığı, bu dört kategoride de promosyonel hareketler nedeniyle dip fiyatların daha sık yaşanmasına bağlı olarak makasın açıldığı görülüyor.

Her kategoride en çok satın alınan 10 ürün üzerinden aylık fiyat ortalamalarına göre en düşük ve en yüksek fiyatlar arasındaki % fark:
2023 2024
BİSKÜVİ-KRAKER 63 49
BULAŞIK DETERJANLARI 86 43
ÇAMAŞIR DETERJANLARI 63 56
ÇAYLAR 76 45
ÇİKOLATA KAPLAMALAR 59 75
ÇİKOLATALAR 56 88
CİPSLER 74 54
DİŞ MACUNLARI 80 78
EV TEMIZLİĞİ MADDELERİ 69 44
GAZLI MEŞRUBATLAR 79 38
KÂĞIT ÜRÜNLERİ 42 65
MADEN SULARI 35 56
MAKARNALAR 33 33
MARGARİNLER 53 42
PEYNİRLER 65 30
SABUNLAR VE DUŞ JELLERİ 74 57
SALÇALAR 15 15
ŞAMPUANLAR 49 60
SIVI YAĞLAR 26 55
SUTLER 44 27
TEREYAĞLAR 58 39
TOZ-KESME ŞEKERLER 32 30
TUZ 58 43
UNLAR 40 39
YOĞURTLAR 54 48
  • Hepimiz mi kısıtlı harcıyoruz?

Tüm bunlar etkisinde enflasyonun hanelere farklı şiddette yansıması durumu bu sene de geçerliliğini koruyor: Ortalamada haneler 2024 yılında bir önceki yıla göre toplam hızlı tüketim ürünü harcamalarını %68 artırdı. Ancak hane bazlı olarak artışlar incelendiğinde oldukça farklı sonuçlar önce çıkıyor: 2024 yılını Türkiye’deki hanelerin %32’si enflasyon artışını çok aşmadan, %43’ü ise ortalama enflasyon değerini de aşarak kapadı. Buradaki en önemli bulgu ise harcamasını çok artıran ile az artıran arasında demografik farklar olmaması. Bir başka deyişle, sosyo-ekonomik statü, alışveriş sorumlusunun eğitimi ya da hanenin kalabalıklığı ile harcamanın az ya da çok artması arasında bir ilişki bulunmuyor. Ancak bekleneceği gibi harcamasını daha az artırarak yılı geçirenler genel olarak kısıtlı bir bütçeyle hareket etmeye çalışarak hem dışarıda yeme-içmelerini hem de tekstil ve e-ticaret gibi harcamalarını da daha az artırıyor, toplamda geçen yıla göre 33 kez daha az hızlı tüketim ürünü alışverişi yapıyor ve görece daha fazla harcama yapanlara göre özellikle et ürünleri alımında, kişisel bakım ve temizlik ürünleri harcamalarında daha çok kısıtlamaya gidiyor.

Hanelerin harcama artışı seviyelerine göre gruplaması:

  • Alışverişten kaçıyor muyuz?

Pandemi sürecinde şiddetle azalan ve sonraki yıllarda düşük seviyesi devam eden alışveriş sıklığı 2024 yılında yeniden yükselmeye başladı: Haneler 2023 yılında yılda 202 kez hızlı tüketim ürünü alışverişi yaparken bu 2024 yılında 219 kez oldu. Bu, 2019’dan bu yana gördüğümüz en yüksek değer! Bu hareket toplamda daha fazla ürün alımıyla sonuçlanmasa da alışveriş hareketliliğinin artması önemli bir gelişme.Azar azar alımlar da olsa daha sık alışverişe gitmek aynı zamanda ziyaret edilen perakendeci sayısını da yükseltiyor: 2024 yılında ortalama bir hane 15 farklı alışveriş noktasından hızlı tüketim ürünü alıyor, bu sayı beş yıl önce 13’tü.

  • Kredi kartı kurtarıcı oluyor mu?

Türkiye’de kredi kartı sahipliği ve kullanımı şüphesiz artıyor. Türkiye’deki haneler 2024 yılında hızlı tüketim ürünü harcamalarının %46’sını kredi kartıyla gerçekleştirdi. Aylık trend olarak bakıldığında bu oran yıl boyunca, özellikle de yılın ikinci yarısıyla birlikte artıyor ve Eylül ayından itibaren kredi kartı nakitten daha fazla kullanılıyor.

Kredi kartı kullanımının hem ödemeyi anında yapmamak hem de harcamanın cüzdana etkisini somut olarak görmemek gibi alışverişi kolaylaştırıcı etkileri var. Tabii öte yandan borçlanmayı artması önemli bir stres faktörü oluşturuyor: 2024 yılı Ipsos Türkiye’yi Anlama Kılavuzu çalışmasına göre bireylerin %85’i “Kredi kartı borcumun tamamını ödeyemiyorum” diyor.

  • Kanal ve ürün tercihleri hanelerin fiyatlarla baş etmesinde nasıl rol oynuyor?

Geçtiğimiz yıl market markalı ürünlerin de yüksek fiyat artışı görmesiyle markalı ürünlerle fiyat makasının kapandığını ve bu durumun buradaki büyümeye ket vurduğunu görmüştük fakat 2024 yılında “iyi fiyat için indirim marketi” geleneği geri gelmiş görünüyor: 2024 yılında indirim marketlerine yönelim önemli bir artış gösterdi. Bununla birlikte yerel ve ulusal zincirler de harcamadan aldıkları payı büyüterek hane alışverişlerinde modern kanal harcamasının ağırlığını arttırıyor.

Modern kanala en büyük hareketliliği getiren kategoriler ise genel olarak atıştırmalık ürünler altında topladığımız kek, bisküvi, kraker, cips, çikolata kaplama grubu oldu. Aslında bu kategoriler hızlı tüketim ürünleri büyümesine bu sene hazır yemek, içecek ve bakım ürünleriyle birlikte damga vuran kategoriler oldu. Bu kategorilerde alım miktarının artmasına bağlı olarak yüksek harcama artışları gerçekleşti. Bir başka deyişle, bu kategorilere gerçek anlamda bir tüketici yönelimi oldu.

  • Büyüyen kategoriler neyin sinyalini veriyor?

Özellikle hızlı tüketim ürünleri için alımların ardında somut ihtiyaçlar aramaya daha eğilimliyiz; yemeğin pişmesi gerekiyor, karnın doyması, için ferahlaması, çamaşırın yıkanması, evin temizlenmesi… Ancak özellikle de kaynaklar sınırlı olduğunda hangi ürünlerin seçildiği bu ihtiyaçların ötesinde motivasyonları gözler önüne seriyor. Daralan bütçelerin içinde genişleyen hayaller, umut kıran büyük göstergelerin arasında evlerin içinde yeşeren umutlar var. Pandemiyle birlikte başlayan ev içi tüketim canlılığı ekonomik baskıyla birlikte yeni bir boyut kazanıyor. Bu yeni bir bilgi olmasa da hanelerin hangi kategorilere daha fazla yöneldiği evde değişen yaşam tarzı ve ürünlere yaklaşımla ilgili ipuçları veriyor.

  • Pratiğin peşinde

Örneğin, görece yüksek birim fiyatlı ve de elzem olmayan ürünler sayılabilecek hazır yemek, haşlanmış bakliyat, dondurulmuş yemeye hazır ürünler ve dondurulmuş sebzeler 2024 yılında daha fazla haneye ulaşıyor. Bu hem pratik yemek hazırlığının önem kazandığını hem de dışarıda yapılacak yemek harcamalarına ev içinde alternatif yaratma motivasyonunu gösteriyor.

Pratikliğin önemi sadece mutfakta kendini göstermiyor: Ev işlerini kolaylaştıran akıllı teknolojiler de haneler tarafından giderek daha fazla benimseniyor. Her ne kadar bu ürünlerin tüketiciye erişiminde sosyo-ekonomik statü farkları belirgin olsa da yine de fiyat seviyelerinden beklenmeyecek derecede homojen bir yayılımları olduğu söylenebilir. 2024 yılında Türkiye’de yaklaşık her 10 haneden üçünde airfryer, altısında Türk kahvesi makinesi, ikisinde robot süpürge var. Hanelerin yarıdan fazlasında profesyonel saç şekillendirici, tıraş makinesi var ve sahiplikler üç yıl öncesine göre önemli artışlar gösteriyor. Tabii burada tüketicinin bu ürünlere neye göre kıyaslayarak değer biçtiği önemli bir nokta, “robot süpürge sayesinde temizlikçiyi daha seyrek çağırabiliyorum”, “saç düzleştirici sayesinde kuaföre daha az gidiyorum” diyen tüketiciler için değer oldukça yüksek olabilir!

Hanede sahiplik oranları, 2024% TOPLAM TÜRKİYE
AIR FRYER 29
DKEY/ŞARJLI SÜPÜRGE 27
ROBOT SÜPÜRGE 18
ÇAMAŞIR KURUTMA MAKİNESİ 18
HAMUR YOGURMA MAKİNESİ 11
SAÇ DÜZLEŞTİRİCİ 54
SAÇ MAŞASI 43
TIRAŞ MAKİNESİ 63
LAZER EPİLASYON ALETİ 14

Akıllı teknolojilerin yanı sıra tercih edilen temizlik ürünlerinde de yıl boyunca pratiklik kazandı: Islak yüzey temizlik mendilleri piyasaya çıkışlarından bu yana hane erişim rekorları kırarken “anında etki”, “her yüzeyde kusursuz temizlik”, “kuaförden çıkmış gibi”, “ütü yapılmış gibi” söylemlerini benimseyen ürünler de son derece başarılı oldu ve tüketiciyi pratik yolla arzu edilen etkiye ulaştırma vaadinin iyi çalıştığını kanıtladı.

  • Yeniliklere her zaman yer var

Kısıtlı harcama ortamı markalar için yenilikleri erteleme refleksini devreye sokabiliyor. Oysa ki veriler bu konudaki yaklaşımda çok daha dikkatli bir analizin gerektiğini ortaya koyuyor: 2024 yılında kişisel bakım ve temizlik kategorilerindeki büyümenin %15’ini yeni piyasaya çıkan ürünler meydana getirdi. Yeni ürünlerin toplam hızlı tüketim ürünleri büyümesine katkısı ise %8 oranında gerçekleşti.

Özellikle 2024 yılı yeniliklerinin önemli bir ortak özelliği de piyasa ortalamalarının üzerinde fiyatlarla pazara giriş yapan yeni ürünlerin yüksek rağbet görebilmesi oldu. Bunun en güzel örneklerinden biri Dubai Çikolatası dalgasıydı: En uygun fiyatlısı bile kategori birim fiyatının yaklaşık iki katı seviyesinde olan Dubai çikolataları sadece pazarda kendine yer edinmekle kalmadı, pazarda fıstığa ilgiyi tetikleyerek birim fiyatı en yüksek çikolata olan fıstıklı çikolata dünyasına da yüksek bir büyüme gelmesini sağladı.

Yüksek fiyatlı da olsa bazı ürünlere kucak açmamıza bir örnek de Gurme etiketi: “Gurme” serisi olarak lanse edilen ürünler zaten yüksek olan ve 2024’te daha da yükselen fiyat endekslerine karşın yüksek büyüme yakaladı. Bu etiketi taşıyan ürünler bulundukları kategorilerde ortalama %64 kadar daha pahalı olmalarına karşın hanelerin %49’u tarafından satın alındı.

Yılın devamında yaşanacaklar bu gidişata farklı etkilerde bulunabilecek olsa da şimdilik 2025’in ilk üç ayında gördüğümüz hareketler 2024’ün izlerinden ilerleyen bir yıla işaret ediyor.

  • Alışveriş sıklığı artmaya devam ediyor ve ilk kez pandemi öncesi dünyamızı yakalıyor
  • 2025’e yön verecek anahtar kelimeler 2024’ün mirası üzerinden ilerliyor:
  • Tüketici hayatının kolaylaşmasını istiyor ama kaliteli bir kolaylaşma
  • Çünkü kaynaklar sınırlı ve bu da tüketici tarafında karşılığını alma beklentisini yükseltiyor, tüketici ödediğine değer bir karşılık bekliyor ve bir nevi ürünlerle daha çok ödeşmek” istiyor. 
  • Satın aldıklarından güçlenme hissi toplumumuzda var, bu da kaynaklar kısıtlı olsa da tüketimi kamçılıyor, alışverişin önünü açıyor. Tabii geleceğin belirsizliği ve umut vaad etmemesi sadece bugünü düşünerek hareket etmeyi ve yine harcamayı pozitif etkiliyor:
  • Türkiye’de insanların;
  • %68’i “Başarımı sahip olduğum şeylerle ölçüyorum” diyor. Bu oran araştırmanın yapıldığı 30 ülkenin ortalamasında ise çok daha düşük, %46!
  • %58 ise “Önemli olan bugün hayatın tadını çıkarmaktır, yarın kendi yolunu bulur” diyor. Bu söylem geçtiğimiz yıl %38 idi!

Türkiye tüm bu gelişmelerle hane alışverişlerinin yine suyun üzerinde kaldığı ve makro göstergelerin sönümlendirdiği ışıklara ve sildiği renklere karşın kendi dünyasında parlamayı ve renklenmeyi sürdürdüğü bir yıl yaşadı. Işık ve renkler şüphesiz bir yerlerde var ancak özellikle son yıllarda bunları suyun yüzünde yakalamak mümkün olmuyor, her zamankinden biraz daha fazla derine bakmaya, detaylı analizlere yönelmeye ihtiyaç oluşuyor. Biz de bunu yapmaya ve alışverişçi içgörülerini yakalayıp sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu belirtiler böbrek taşını işaret eder

Çağımızın en önemli sağlık problemlerine neden olabilen obezite, düzensiz beslenme ve hareketsiz yaşam, böbrek taşı oluşumu riskini de artırıyor. Geçmiş dönemlerde erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla görülen böbrek taşları, günümüzde kadınlar ve çocuklarda da sık görülmeye başladı. Hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebilen böbrek taşı çoğu zaman hastaların başka bir şikayet için gittikleri doktor kontrollerinde ortaya çıkıyor. Toplumda her 10 kişiden birinin hayatının bir döneminde karşılaştığı böbrek taşı sorunu; yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, hareketli yaşam ve ideal kiloya dikkat edilmesi ile kontrol altına alınabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Yılmaz Salman, böbrek taşlarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. Mehmet Yılmaz Salman

Doç. Dr. Mehmet Yılmaz Salman

Toplumun %15’i hayatının bir döneminde böbrek taşı ile karşılaşıyor

Tüm dünya nüfusunun %15’inden fazlasında görülen böbrek taşı, coğrafi faktörler ve yaşam koşulları nedeniyle ülkemizde de bu oranlarda görülmektedir. Böbrek taşının en önemli sebepleri şunlardır;

  • Genetik faktörler: Birinci derece akrabalarında böbrek taşı öyküsü olanlarda taş riski daha yüksektir.
  • Yetersiz sıvı tüketimi:
  • Beslenme: Hayvansal besinler, tuz, şeker ve oksalat içeren gıdalar böbrek taşı riskini artırır.
  • Obezite ve hareketsiz yaşam: Günümüzün en önemli sağlık problemlerinden birisi olan fazla kilo ve hareketsiz yaşam böbrek taşı da neden olur.
  • Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları: Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve bazı hastalıklar böbrek taşı riskini artırır.
  • Yaş ve cinsiyet: Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla görülen böbrek taşı riski 30 yaşından sonra artar ve günümüzde kadınlar ve çocuklarda da sık görülmeye başlamış durumdadır.
  • Coğrafi ve iklimsel faktörler: Ülkemiz gibi sıcak iklimlerde yaşayan bireylerde böbrek taşı oluşma riski daha fazladır.
  • Böbrek taşı geçmişi: Böbrek taşı geçmişi olan hastalarda ilk taş düşürüldükten sonraki 5 yıl sonra tekrarlama riski %50’nin üzerindedir. 

Böbreğin içinde bekleyen taş dayanılmaz ağrılarla kendisini belli edebilir

Böbrek taşı denilince çoğu kişinin akla aniden başlayan dayanılmaz bel ağrıları gelir. Ancak böbrek taşları kendini belli etmeden, hiçbir belirti vermeden böbrek içerisinde senelerce saklı kalabilmektedir. Hiçbir ağrı şikayeti olmayan hastalar, çoğu zaman farklı bir hastalık nedeniyle doktora başvurduğunda çekilen ultrason ya da tomografide böbrek taşı hastası olduğunu öğrenmektedir. Hastalarda dayanılmaz ağrılara neden olan taşın kendisi değil, idrar kanalındaki idrar akışını engellenmesidir. Böbrek taşı ilk olarak kristal şeklinde (halk arasında kum olarak isimlendirilir) oluşur. Sağlıklı bir böbrekte ve günlük yeterli miktarda su tüketen kişilerde bu kristaller idrar ile atılarak birikim yapmazlar. Fakat kişinin böbrek yapısı idrar akışını yavaşlatacak şekilde ise ya da yeterli akım oluşacak kadar sıvı tüketimi yoksa bu kristaller böbrekte birikerek ve birleşerek taşa dönüşebilmektedir. İdrar akışını engelleyecek boyuta geldikten sonra hastanın yaşam konforunu olumsuz etkileyen böbrek taşları kendilerini bu belirtilerle gösterir;

  • Şiddetli ağrı
  • İdrarda kan
  • İdrar yaparken yanma
  • Sık idrara çıkma
  • Farklı idrar kokusu
  • Mide bulantısı
  • Ateş veya üşüme

 Hastaya özel yöntemlerle böbrek taşı tedavi edilebiliyor

Bu belirtiler, taşın idrar yollarında tıkanıklığa neden olması veya enfeksiyon gelişmesi durumunda daha belirgin hale gelebilir. Bu taşların oluşma sebeplerinin belirlenmesi tedavi başarısı açısından çok önemlidir. 2 cm’den küçük boyutlardaki böbrek taşları, vücut dışı şok dalga tedavisi (ESWL) ya da idrar kanalından girilerek böbreğin içine kıvrımlı aletlerle ulaşılan ve taşın lazer ile kırılıp toz haline getirildiği Retrograd intrarenal cerrahi (fleksible üreteroskopi) yöntemi ile tedavi edilmektedir. 2 cm’den büyük taşlarda ise bel bölgesinden açılan 1 cm’lik kesi ile böbreğin içine girilerek taşların kırılması ile böbrekten temizlenebilmektedir. Tekrarlayan böbrek taşlarında tedavi sonrasında taşların oluşma nedenleri belirlenerek hastaya özel tedavi programları uygulanır. Doktor kontrolünde uygulanan bu tedaviler dışında hastanın kilo kontrolü, dengeli beslenmesi, fiziksel aktivite durumu, yeterli su alımı, önerilen miktarda tuz ve şeker tüketmesi önemlidir.

19 Mayıs bayramını denizde kutladılar

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Didim’de denizle buluştu. Duja Hotels’in ana sponsorluğunda, Didim Yelken Kulübü ve Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü (TAYK) iş birliğiyle düzenlenen yat yarışı hem spor hem de milli bayram coşkusunu Ege’nin mavi sularına taşıdı.

Organizasyonun açılışı, Duja Hotels ev sahipliğinde Duja Didim’de düzenlenen özel bir kokteyl ile gerçekleştirildi. Sporcular, davetliler ve destekçiler keyifli bir atmosferde bir araya gelerek yarış heyecanını paylaştı.

Duja Hotels ve D-Marin’in değerli katkılarıyla hayata geçirilen organizasyon, Didim açıklarında gerçekleşen renkli ve rekabet dolu mücadelelerle hafızalarda yer etti. Katılımcılar Destek A ve Destek B gruplarında yarıştı. Destek A Grubunun şamnpiyonu Zeyla isimli tekne olurken, destek B grubunda ise Kayık Orsa birinci oldu.

Didim Yelken Kulübü ve TAYK yetkilileri, gençleri denizle buluşturmayı ve yelken sporunu geniş kitlelere tanıtmayı hedefleyen bu tür organizasyonların, Duja Hotels gibi spora ve sporcuya gönülden destek veren markalar sayesinde daha da güçlendiğini vurguladı.

Hamilelikte obezite tehlikesi!

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi” olarak tanımlanan obezite, son yıllarda küresel boyutta bir halk sağlığı sorunu haline geldi.  Zira, obezite pek çok kronik hastalığın gelişme riskini artırırken, dünya çapında ölüm nedenlerinin de başında geliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, görülme sıklığı dünya ile birlikte ülkemizde de giderek artan obeziteden kadınların daha fazla etkilendiğini belirterek, “Öyle ki Sağlık Bakanlığı tarafından 2017 yılında gerçekleştirilen Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması’nın raporuna göre; obezitenin erkeklerde görülme sıklığı yüzde 24.6 iken bu oran kadınlarda yüzde 39.1’e yükselmektedir. Birçok çalışmanın verileri, doğurganlık çağındaki 20-39 yaş grubu kadınlarda obezite görülme oranının yüzde 20-35 olduğunu ve morbid obezite görülme oranlarında giderek artış gözlendiğini göstermektedir” diyor.

Doç. Dr. Halenur Bozdağ

Doç. Dr. Halenur Bozdağ

Çocukluk çağı obezitesi riskini 2 kat artırıyor!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, obezite sorunu yaşayan anne adaylarında hamilelik sürecinin düzenli ve yakın takip gerektirdiğine dikkat çekerek, “Obezite hem anne adayının hem bebeğin sağlığını tehdit edebilmektedir.  Örneğin, bu annelerin bebeklerinde, çağımızın önemli sorunu olan ve görülme sıklığı giderek artan çocukluk çağı obezitesinin gelişme riski ciddi oranda artmaktadır. Yapılan çalışmalar, gebeliğin ilk  3 ayı içindeki maternal obezite ile çocukluk çağı obezitesi arasında ilişki olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışma sonuçlarına göre; annesi gebeliğin ilk 3 ayında obez olan çocukların 2 yaşına geldiklerinde obez olma riskleri 2 kat artarken, 3 – 5 yaşlarına geldiklerinde bu risk artış göstererek 2.3 kat olmaktadır” uyarısında bulunuyor.

Bebeklerde kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabete zemin hazırlıyor!

Bebeklerin fizyolojilerinin hamilelik sürecinde anneden gelen besinlere uyum sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Halenur Bozdağ, bu adaptasyonun bebeklerin metabolizmalarını kalıcı olarak değiştirebildiğine işaret ederek, “Anne karnındayken programlanmış olan bu değişiklikler bebeklerde obezitenin yanı sıra kalp hastalığı, hipertansiyon ve insüline bağımlı olmayan diyabet dahil olmak üzere yaşamın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan çeşitli hastalıklara da zemin oluşturmaktadır” diyor.

Annede kalıcı sorunlara yol açabiliyor!

Obezite, hamilelik sürecinde sadece anne karnındaki bebekte değil anne adayında da ciddi sağlık sorunları oluşturabiliyor. Doç. Dr. Halenur Bozdağ, bu hastalıkları şöyle özetliyor: “Obezite sorunu yaşayan anne adaylarında gebelik şekeri 2.6, gebelikte yüksek tansiyon 2.5 ve preeklampsi 3.2 kat artış göstermektedir. Gebelik sürecinde ve lohusalıkta damarlarda pıhtı oluşumu gibi ek sorunlar da yaşanırken, doğum sonrasında tip 2 diyabet yaşanırken, doğum yüksekliği gibi sağlık sorunları kalıcı olabilmektedir.”

Yakın takip ve tedaviyle önlenebiliyor

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ,  aslında hamilelikte obezitenin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek,  “Düzenli beslenme, yeterli fiziksel aktivite ve her şeyden önemlisi gebeliğe ideal kiloyla başlamak ve bunun için doğum öncesi danışmalık almak, sorunların oluşmasını önlemenin etkili ve ulaşılabilir bir yoludur” diyor.  Obezitenin oluşturacağı riskleri en aza indirmek için hamileliğin ilk haftalarından itibaren yakın takip  ise büyük bir öneme sahip.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, ilk muayenede obezitenin neden olabileceği sağlık sorunlarının araştırıldığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunun için diyabet açısından açlık kan şekeri, üç aylık kan şekeri göstergesi olan HbA1C ve gerekirse şeker yükleme testi yapılır.  Kalp sağlığı açısından kan yağları ve ihtiyaç halinde kardiyolojik değerlendirme istenebilir. Tansiyon takibi günlük bakılabilir ve yüksek tansiyona eşlik eden baş ağrısı veya görme bulanıklığı gibi bulgular açısından anne adayı bilgilendirilir. Bebeğin gelişimi, kilo alımı, anneye ait risk faktörlerinden etkilenme durumu ve iyilik hali her görüşmede değerlendirilir.”

Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite şart

Hamileliğine aşırı kilolu veya obezite sorunuyla başlayan anne adaylarında aylık kilo alımının bir plana oturtulması gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Halenur Bozdağ, diyetisyen eşliğinde kişiye özel bir diyet listesi oluşturularak sağlıklı beslenme ve kalori kontrolünün yapıldığını belirtiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Halenur Bozdağ, fiziksel aktivite konusunda da anne adaylarının desteklenmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Düzenli açık hava yürüyüşleri günlük hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Her gün 30 dakikalık açık havada yürüyüş veya ev içinde günde 3 kez 20 dakikalık aktivitede bulunmak, hamileliğin sağlıklı geçmesi için son derece önemlidir” diye konuşuyor.

Obezite sorunu varsa 5-9 kilodan fazla alınmamalı!

Hamilelikte ne kadar kilo alınması gerektiği ise hamileliğin başlangıcındaki kiloya göre değişiyor. Vücut Kitle İndeksine göre zayıf olan anne adaylarının hamilelik sonuna kadar 12.5-18 kilo; ideal kiloda olanların 11.5-16 kilo; fazla kilosu olanların 7-11.5 kilo almaları öneriliyor. Obezite sorunu yaşayan anne adaylarının  ise 5-9 kilodan fazla almamaları önem taşıyor. Doç. Dr. Halenur Bozdağ, “Genel olarak bakıldığında, Vücut Kitle İndeksi’ne göre zayıf ve normal ağırlıktaki gebelerde ayda en fazla 2 kilo alımı, kilolu veya obezite sorunu olan gebelerde ise en fazla bir kilo alımı önerilmektedir” diyor.