Yazılar

Türkiye’de elektrikli araç sayısının artması dönüşümün sinyalimi?

Türkiye’de elektrikli araç sayısının artması dönüşümün sinyalimi?

  • Elektrikli araçlar toplumun gündeminde yer alıyor mu, nasıl yer alıyor?
  • Bu konuda en çok konuşulan üç başlık nedir?
  • Erişim payı son iki yılda nasıl bir o paya sahip?
  • Yurtdışına kıyasla araçlara erişilebilirlik ile ilgili ilk sırada yer alan engel ne?
  • Tüketicilerin bu araçlarla ilgili endişeleri var mı, bunlar nelerdir?
  • Tüketici beklentilerinde ne var?
  • Toplumun tutumu yenilikçi deneyimlere karşı nasıl?
  • Tüketiciler için cazip unsurlar arasında öne çıkan nedir?
  • Türk tüketicilerini elektrikli araç satın almaya neler teşvik ediyor? 
  • Süreçte hangi tutuma sahip markalar  sektör liderliğini arttırıyor olacak? 

 2023’TE ELEKTRİKLİ ARAÇ İLE İLGİLİ KONUŞMALAR İKİ KAT ARTTI… 

Elektrikli araçlarla ilgili toplumda yapılan konuşmaların hızla arttığı gözlemlenmektedir. Özellikle sosyal medya platformları, bu konuşmaların merkezi haline gelmiştir. Instagram, Twitter ve diğer sosyal medya kanallarında, bireyler elektrikli araçlarla ilgili son gelişmeleri, teknolojik yenilikleri ve çevresel faydalarını sıkça tartışmaktadır. Bu tartışmalar özellikle Togg ve Tesla lansmanlarının gerçekleştiği Mart ve Nisan aylarında izlnmiştir. Yılın ilk üç çeyreğinde  %101 Elektrikli araçların çevreye olan olumlu etkileri, düşük karbon ayak izi ve sıfır emisyon gibi kavramlar, bu konuşmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Ayrıca, otomotiv endüstrisindeki büyük markaların elektrikli araç üretimine yönelik hamleleri ve hükümetlerin teşvik politikaları da, toplumdaki ilgiyi ve konuşmaları artıran etkenler arasında yer almaktadır. Bu tartışmalar, gelecekteki ulaşım dönüşümü ve çevresel sürdürülebilirlik konularında önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla ülkemizdeki bu konuşmalar sadece trend değil bir dönüşümün göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

 LANSMANLAR KONUŞMALARIN ZİRVE NOKTALARINDA ETKİLİ OLDU… Sosyal medya trendlerine bakıldığında, marka lansmanlarının dönemsel zirvelerde büyük etkisi olduğu gözlemlenmektedir. Özellikle 2023 yılında, tüketicilerin otomotiv endüstrisinin genelindeki ilgisinin arttığı görülmektedir. Markaların yeni elektrikli araçlarını tanıttığı lansmanlar, sosyal medyada büyük yankı uyandırmaktadır. Bu trend, tüketicilerin çevre dostu ulaşım ve sürdürülebilirlik konularına olan ilgisinin giderek arttığını göstermektedir.

 

TWİTTER’IN PAYI DÜŞERKEN, YOUTUBE VE FORUMLAR YÜKSELİYOR.

Twitter’ın payının azalmasıyla birlikte, YouTube ve forumlar gibi video odaklı platformlar, elektrikli araçlar konusunda giderek artan bir ilgi ve etkileşim seviyesiyle parlıyor. Özellikle elektrikli araçlarla ilgili videolar ve bu videolara yapılan yorumlar, paralel bir şekilde büyüyerek dikkat çekiyor. YouTube ve Instagram gibi görsel medya mecraları, kullanıcıların interaktif ve görsel içerikler aracılığıyla elektrikli araçlar hakkında daha derinlemesine bilgi edinmelerini ve deneyimlerini paylaşmalarını sağlıyor. Bu platformlar, tüketicilerin elektrikli araçlarla ilgili tercihlerini şekillendirmede giderek daha etkili bir rol oynuyor.

Tüketici gündeminde ana konu Elektrikli araçlara erişim

Tüketici gündeminde elektrikli araçlara erişim, günümüzün en önemli konularından biri olarak öne çıkıyor. Elektrikli araçlarla ilgili konular arasında ise fiyat ve maliyetler, belirleyici bir rol oynuyor. Bu konu kapsamında, araç fiyatları, vergiler, sipariş süreçleri ve teslimat zamanlamaları gibi unsurlar yoğun bir şekilde tartışılıyor ve bu konu kümesi %31’lik bir paya sahip. Sektör konuları ise lansmanlar, teşvikler, fabrikaların durumu, sektöre yapılan yatırımlar ve geleceğe yönelik tahminlerle dolu. Bu alanın gündemdeki payı ise %22 olarak belirlenmiş durumda. Araçların menzili, şarj altyapısı gibi sektöre özel konular ise elektrikli araçların geleceğini belirlemede önemli bir role sahip ve üçüncü büyük ana konuyu oluşturuyor. Bu veriler, elektrikli araç endüstrisinin dinamiklerini ve tüketicilerin önceliklerini yansıtıyor, aynı zamanda da sektördeki gelişmeleri izleyenler için önemli bir yol gösterici niteliği taşıyor.

Ipsos Türkiye Sosyal Dinleme ve Analitik Hizmet Birimi Lideri ÖZLEM BULUT SÖNMEZYALÇIN, verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ;

Türkiye’de tüketicilerin elektrikli araçlara olan ilgisi ve merakı dikkate değer ölçüde artıyor. 2023’te dijital mecralarda, elektrikli araçlar hakkında yapılan paylaşımlar önceki seneye göre yaklaşık iki katına çıktı. Google arama verisinde de benzer bir artış var. Her iki veriye beraber bakıldığında artan ilgi, tüketicilerin sektörel gelişmelere ve lansmanlara son derece duyarlı olduğuna ve bunları yakından takip ettiğine işaret ediyor.

Değişen sadece elektrikli araçtan daha çok bahsedilmesi değil; nasıl bahsedildiği ve bahsedilen konular. Lansmanlara paralel olarak bir markadan bahsedenlerin oranı 2022’de %73 iken, 2023’te %80’e çıkıyor. Tüketiciler 2022 yılına kıyasla daha fazla sürüş deneyimine dair görüş ve yorum paylaşıyor. Konuşma tonunda nötr içerikler azalırken, olumlu ya da olumsuz olarak sınıflandırdığımız içerikler artıyor. Elektrikli araç gündemleri tüketiciye artık daha çok temas ediyor.

Elektrikli araç tüketicisi elektrikli araçlara bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Sadece satın alım süreci ya da kendi deneyimi değil, sisteme dair finansal, teknolojik ve sosyal boyutlar hem bugünü hem geleceğiyle tartışılıyor. Türkiye’de tüketici, elektrikli araç ekosisteminin ne derece gelişmiş olduğunu ve yakın zamanda ne derece gelişeceğini, dünyadaki elektrikli araç merkezli dönüşümün hızına Türkiye’nin nasıl ayak uyduracağını, geçişin zamanlamasını, başta Çin ve Avrupa pazarlarını, alternatif enerjileri konuşuyor.

Tüketiciler, elektrikli araç ekosisteminin, şarj altyapısından teknolojik gelişmelere kadar geniş bir yelpazede konuların gelişimini merak ediyor ve bu faktörler satın alma kararlarını etkiliyor. Çünkü tüketiciler, sadece satın almak istediği araçla ilgili değil, elektrikli araçlar ekosisteminin finansal, teknolojik, sosyal ve altyapısal yeterliliğine dair her faktörü, bugünü ve geleceğiyle gözden geçirmek durumunda. Bu karmaşık ve belirsizliklerin olduğu süreçte bilgiye, güvene, desteğe ve iyi partnerlere ihtiyaçları var. Burada da yine markalara görevler düşüyor. Tüketici kaynaklı dijital içeriklerin niceliksel ve niteliksel dönüşümü, yarattığı özgün gündem başlıkları ve yüksek etkileşim, sektöre eşsiz bir bilgi kaynağı sunuyor. Markaların tüketici gündemini ve içeriklerini takip etmesi ve desteklemesi şart. Analiz ettiğimiz yaklaşık 500 bin tüketici paylaşımında, en çok bahsedilen konular, fiyatlar, vergiler ve maliyetler. Araca erişim hem 2022’de hem de 2023’te en yüksek paya sahip konu. Yurtdışına kıyasla daha zayıf bulunan teşvikler ve yüksek vergiler, elektrikli araçların erişilebilirliği konusunda önemli bir engel olarak görülüyor. Enflasyon ve döviz kurlarındaki değişim, uzun sipariş süresi ile de birleşince erişim konusu tüketicinin gözünde olumsuz bir imaja sahip oluyor. Ayrıca tüketiciler güvenlik, tasarım ve sürdürülebilirlik konularında da endişelere sahip. Diğer yandan yatırımlar ile daha rekabetçi bir pazar ve aşağıya çekilecek fiyat beklentisindeler.

ÖZLEM BULUT SÖNMEZYALÇIN

Türk tüketicileri, elektrikli araçlara geçiş için birçok motivasyona sahip olduğunu belirtiyor. Yenilikçi teknolojileri deneyimleme arzusu ve çevreye olan duyarlılığın yanı sıra ekonomik faktörler de elektrikli araçlara olan ilgiyi körüklüyor. Akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş ve elektrikli araçların uzun vadede sunduğu tasarruf potansiyeli, tüketiciler için cazip unsurlar arasında. Şehir içi kullanım kolaylığı ve evden şarj imkânı gibi pratik avantajlar, elektrikli araçları özellikle kentsel yaşam için uygun hale getiriyor. Ayrıca, pazardaki çeşitlilik artıyor ve yeni modeller, farklı ihtiyaç ve beklentilere hitap edecek şekilde tasarlanıyor. Tüm bu faktörler, Türk tüketicilerini elektrikli araç satın almaya teşvik ediyor.

2023’te daha fazla konuşulan kullanıcı deneyimi konusu, yeni modeller ve iyileştirmeler ile sektör ortalamasına göre yüksek oranda olumlu yorumları içeriyor.  Türkiye’de elektrikli araçların yükselişi, sadece bir trend değil, aynı zamanda bir dönüşümün sinyallerini veriyor. Önümüzdeki yıllarda, şarj altyapısının gelişimi, teknolojik yenilikler ve devlet tarafından sağlanacak olası teşviklerin artması, elektrikli araçların daha erişilebilir ve cazip hale gelmesini sağlayabilir. Tüketicilerin güvenlik ve sürdürülebilirlik konusundaki endişelerinin azalmasıyla birlikte, elektrikli araç pazarının olgunlaşmasını bekleyebiliriz. Bu gelişmeler, Türkiye’yi küresel sıfır emisyon hedeflerine uyum konusunda hızlandırabilir ve ülkeyi yeşil bir geleceğe taşıyabilir. Elektrikli araçların kısa vadede içten yanmalı motorlarla yan yana var olacağı bir dönemden sonra, mobilite çözümlerinde öncü rolü üstleneceği bir dönemi uzun vadede öngörebiliriz. Tüketicilerin bilinçlenmesi ve sektöre olan ilgisinin artması, bu dönüşümü destekleyen anahtar faktörler olarak öne çıkıyor. Bu süreçte, tüketicilere yakın duran, ihtiyaç ve beklentilerini destekleyen markalar sektörde liderliği ele alacaktır.

Raffles İstanbul’da iftar sofraları kuruluyor

Raffles İstanbul’da iftar sofraları kuruluyor

Raffles İstanbul, bu ramazanda da iftar sofralarına davet ediyor. Canlı fasıl eşliğinde Türkiye’nin her bölgesinden yöresel lezzetlerin yer aldığı büfelerle ramazan sofralarının tadı Raffles İstanbul’da çıkıyor.

Türkiye’nin 7 farklı bölgesinden yerel lezzetlerin ramazan boyunca her gün sunulacağı büfe iftar yemeklerine, canlı fasıl programı eşlik edecek. Osmanlı mezelerinin yanı sıra odun ateşinde ızgara ve kebap çeşitleri, canlı döner istasyonu ve Türk tatlılarının yer aldığı Raffles İstanbul’un iftar büfesi özlenen iftar geleneklerini yaşatacak.

Keyifli ramazan sofralarının adresi olacak Raffles İstanbul’da, büfe iftar yemeği kişi başı 4.500 TL ile deneyimlenecek. 6 yaşa kadar olan minikler için ücretsiz olan iftar yemeği, 6-12 yaş arasındaki çocuklar için ise %50 avantaj imkânıyla sunuluyor. Aile ve dostları bir araya getiren iftar sofralarında, 10 kişi ve üzeri grup rezervasyonlarında %10, 20 kişi ve üzeri grup rezervasyonlarına ise %15 avantajlı teklif imkânı bulunuyor.

Bilgi; restaurant.reservation@raffles.com | +90 533 284 3160

Güçlü bir bağışıklığın anahtarı: Sağlıklı beslenmek!

Güçlü bir bağışıklığın anahtarı: Sağlıklı beslenmek!

Kış mevsiminde havaların soğuk olması ve kapalı ortamlarda uzun süre kalınması nedeniyle çocuklar soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha kolay yakalanabiliyorlar. Mikroplardan korunmaları veya hastalığı kolay atlatabilmeleri için çocukların bu dönemde güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları ayrı bir öneme sahip. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, sağlıklı beslenmenin çocukların bağışıklık sistemini güçlü tutan en önemli etkenlerden biri olduğuna dikkat çekerek, “Güçlü bir bağışıklık sistemi için dengeli, yeterli ve çeşitli vitamin ile minerallerden oluşan bir menü planı oluşturmak gerekir. Karbonhidrat ve protein kaynaklarının yanı sıra sağlıklı yağ kaynaklarına da yer vermek çocuğun hem bağışıklığının korunmasında hem de hastalıklarla baş edebilmesinde kilit rol oynar.  Besin değeri oldukça düşük olan paketli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak, bunların yerine besin değeri yüksek yoğurt, kefir, ceviz, fındık, badem gibi ürünlere yer vermek önem taşır.  Yine ana ve ara öğünlerde mevsime uygun taze sebze ve meyveleri bulundurmak da güçlü bir bağışıklık sistemine önemli katkı sağlar” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek için ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Her öğün taze sebze ve meyve şart!

Mevsimine uygun taze meyve ve sebzeler, içerdikleri C vitamini ile A vitamini gibi bağışıklığı güçlendiren vitamin içerikleri nedeniyle çocukların her öğününde bulunmaları gerekiyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, “Öğünlerde mevsime uygun sebzelerden salata ve ara öğünlerde meyve tüketmelerini sağlamak, çocukların günlük vitamin ihtiyaçlarını karşılamalarına katkı sağlar. Meyvelerin iyi yıkanmış olmaları ve taze tüketilmeleri ise enfeksiyonlardan korunmanın yanı sıra besin içeriğini korumak için de önemlidir” diyor.

C vitamini içeren meyve çok önemli

Yeteri kadar C vitamini almak güçlü bir bağışıklık sistemi sağlayabilmede önemli bir rol üstleniyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, kış mevsiminde özellikle kivi, portakal ve mandalina gibi C vitamininden zengin meyveleri çocukların beslenme listesine mutlaka eklemek gerektiğine işaret ederek, “Bir yumruk kadar meyve bir porsiyon olarak baz alınmalı. Çocukların günlük beslenmelerine 1-2 porsiyon meyve, öğünlerine 5-6 yemek kaşığı sebze yemeği veya bir büyük kase salata ekleyerek, günlük C vitamini ve diğer vitamin ile mineral gereksinimlerini sağlamak mümkün” bilgisini veriyor.

Demir eksikliğine karşı koruyun

Dünyada en sık görülen mikro besin öğesi eksikliği, genellikle yetersiz beslenmeden kaynaklanan demir eksikliği oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bağışıklık sisteminin korunmasında demirin önemli bir rol oynadığını belirterek, “Demir eksikliği anemisi mental ve fiziksel gelişimi etkiler. Demir,  bağışıklık hücrelerinin çoğalmasında rol alır ve eksikliğinde yeterli bir bağışıklık cevabı oluşturulamaz. Bu nedenle demir eksikliği oluşmaması için kırmızı et, yumurta ve hindi eti gibi besin kaynaklarının çocukların öğünlerinde mutlaka yer alması gerekir” diye konuşuyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Sağlıklı yağları ihmal etmeyin

Sağlıklı yağlar, hem çocukların sağlıklı bir gelişim sürmeleri hem de bağışıklık sistemlerinin korunması için yeterli ve dengeli olarak alınması gereken bir besin grubu. Kızartma ya da hazır gıdalardan gelen kontrolsüz yağlar yerine zeytinyağı, tahin, ceviz ve badem gibi sağlıklı yağ kaynaklarını çocukların günlük beslenmelerine eklemek gerekiyor. Çocukların her gün 2 adet ceviz veya 8-10 adet çiğ fındık, badem gibi kuru yemişler tüketmeleri, yemeklerinde zeytinyağı kullanılması, günlük sağlıklı yağ alımlarına katkı sağlıyor.

Öğün atlamalarını engelleyin

Çocukların günlük besin öğesi ve enerji alımlarını dengeli bir şekilde sağlayabilmeleri için öğün düzeni oluşturulması şart. Zira kahvaltı ya da herhangi bir öğünü atlamaları yetersiz beslenmeye neden olmasının yanı sıra paketli veya sağlıksız olarak adlandırabileceğimiz besinlere yönelimlerini arttırabiliyor. Bu nedenle evde veya okulda besin alımlarını takip ederek her öğünde yeterli beslendiklerinden emin olmak gerekiyor.

Çinko eksikliğine dikkat!

Çinko bağışıklık sisteminin devamlılığı için gerekli bir mineral. Eksikliğinde büyüme geriliği ve bağışıklık sisteminde bozulmalar görülebiliyor. Bu nedenle çocukların öğünlerine bu besinleri eklemek önem taşıyor. Kırmızı et, kuru baklagiller, balık ve tam tahıllar çinko bakımından zengin besinler arasında yer alıyor.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi

Hazır gıdalar değil ‘ev yapımı’ yemekler

Çocuklar lezzetiyle ön plana çıkan fast food tipi hazır yemekleri çoğunlukla ev yemeklerine tercih ediyorlar. “Ancak ne yazık ki bu ürünler çoğunlukla besin değeri düşük, işlenmiş ürünlerden oluşurlar ve çocukların büyümelerine ya da bağışıklık   sistemlerinin gelişmesine katkı sağlamazlar” uyarısında bulunan Nur Ecem Baydı Ozman, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çocuklar besin değeri olmayan bu ürünleri tükettiklerinde besin değeri yüksek sebze, meyve ile balık gibi ürünlerden mahrum kalırlar. Dolayısıyla çocukların mümkün olduğunca evde hazırlanmış besin değeri yüksek olan besinleri tüketmeleri çok önemlidir”

Kefiri ihmal etmeyin

Sağlıklı bir bağışıklık için sağlıklı bir bağırsak olması şart! Kefir içeriğindeki yararlı bakteriler sayesinde bağırsak sağlığını desteklerken içeriğindeki protein ve kalsiyum gibi besin ögeleriyle aynı zaman da büyümeyi de destekliyor. Çocuklara haftada 3-4 gün süt, yoğurt ve ayran yerine bir su bardağı kefir içirmek bağışıklığı güçlendirebiliyor.

MihriRasim Müşfik Açba “İstanbul, Roma, New York’ta Ressam Mihri”

MihriRasim Müşfik Açba “İstanbul, Roma, New York’ta Ressam Mihri”
Alman markası Kärcher, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. İlk kadın ressamlarımızdan Mihri Rasim Müşfik Açba’nın eserlerinden oluşan “İstanbul, Roma, New York’ta Ressam Mihri” isimli resim sergisi, 2-9 Mart 2024 tarihleri arasında Vadistanbul AVM’de sanatseverlerle buluşacak.
Çalışmalarını Düsseldorf’ta bağımsız küratör olarak sürdüren Dr. Necmi Sönmez’in katkıları ile hazırlanan “İstanbul, Roma, New York’ta Ressam Mihri” resim sergisi, sanatçının tüm zorluklara rağmen kendi yolunda ilerleyerek verdiği mücadeleyi tarihsel, sosyal ve kadın hakları savunuculuğu bağlamında aktarmayı hedefliyor. Belgesel sergide, Ressam Mihri’nin özgün eserlerinin yanı sıra, fotoğrafları, resimlerinin röprodüksiyonları ve ilişki içinde olduğu İstanbul sanat çevresi tanıtılacak. Sergide, orijinal boyutlarında ve yine 4’ü orijinal olan 13 eser sergilenecek.

Dostlarına Sevgililer Günü partisi verdi!

Dostlarına Sevgililer Günü partisi verdi!
Cemiyetin ünlü ismi Aslı Sipahi, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü Acarkent’teki evinde verdiği partiyle 70 arkadaşıyla birlikte kutladı. Partinin catering ve organizasyonunu, yakın arkadaşı İrem Güreli’nin şirketi olan Remss Catering üstlendi. Renkli geçen davete cemiyetten Bahar Süzer, Evrim Kırmızıtaş, Ebru Ceylan, Gül Erçetingöz, Dilek Dilber, Arzu Kunt, Ayşe Kalkavan, Ceyda Becek gibi ünlü isimler katıldı. Aslı Sipahi, parti boyunca şıklığıyla göz kamaştırdı. Fendi marka bir elbise ve Tom Ford ayakkabıları tercih ederek geceye imzasını attı. Bu özel davette üstlendiği kusursuz ev sahipliğiyle dostlarına unutulmaz anlar yaşattı.

Melis Gürsel “Kusur”

Melis Gürsel “Kusur”

Sanatçı Melis Gürsel’in “KUSUR” isimli solo resim ve heykel sergisi Evrim Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Sanatçı, soyut ve ekspresyonist portre tarzını yansıttığı çalışmalarında çevreye duyarlı materyallerde kullanmaktadır. Gürsel; altın yaprak, sim, kurutulmuş kahve gibi malzemeleri geri dönüştürülebilir kağıt, karton ve tahta gibi materyallerle bütünleştirdiği 53 eseri sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Sergi, Evrim Sanat Galerisi’nde 1 Mart 2024 tarihine kadar ziyaret edilebilir.

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Göztepe Mahallesi, Bağdat Caddesi Handan Palas Apartmanı No:233 Daire: 1 Kadıköy-İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

Ayberk Serin’den iddialı bir şarkı “Dolunay”

Ayberk Serin’den iddialı bir şarkı “Dolunay”

Şarkılarında batıya dönük prodüksiyonuyla beraber, doğu ezgileri taşıyan vokalini sentezleyen Ayber Serin, kendi kültürüyle harmanlayarak yaptığı şarkılarına bir yenisini daha ekliyor. Sözleri ve müziği Ayberk Serin, Mert Çalışkan ve Furkan Çınar’a ait olan “DOLUNAY”ın düzenlemesi ise Soupnatsy’e (Bahri Onur Erol) ait.

“DOLUNAY” Sony Music Türkiye etiketi ile tüm dijital müzik platformlarından dinlenebilecek. Single fotoğraflarında ise Eldor Yuldashev imzası bulunuyor.

Dünyada kanserli çocukların sayısı artıyor!

Dünyada kanserli çocukların sayısı artıyor!

“Dünyada yılda 300 bin çocuğa (0-19 yaş arası) kanser tanısı konuluyor. Ülkemizde ise her yıl 3 bin 500 çocuk ve genç kanser tanısı alıyor. Tüm dünyada bu mücadeleye dikkat çeken bir gün var: 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü. Bugün özellikle çocukluk çağı kanserlerine dikkat çekmek, farkındalık yaratmak ve çocukluk çağı kanseriyle ilgili gerçekleri paylaşmak için oldukça önemli.” diyen Liv Hospital Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı; tek bir kişinin yaratabileceği etkiyi asla küçümsememek gerektiğinin de altını çiziyor.

Prof. Dr. Gül Nihal Özdemir

Prof. Dr. Gül Nihal Özdemir

Kanserin çeşitli tipleri vardır ve kaynaklandığı organ veya dokuya göre değişebilir
Çocuklarda kanser erişkinlere göre çok daha nadir görülür. Bazı kanser tipleri sadece çocuklarda ortaya çıkar ve yine erişkinin bazı kanserleri ise çocuklarda neredeyse hiç görülmez. Kanserin çeşitli tipleri vardır ve kaynaklandığı organ veya dokuya göre değişir. Pek çok hastalık gibi kanserin de çeşitli türleri vardır. Örneğin gözün retinasında oluşan tümörlere retinoblastoma, karaciğerden kaynaklanan tümörlere hepatoblastoma ve hepatokarsinom denir. Kan hücrelerinin çoğaldığı kanser türüne lösemi (kan kanseri) denilir. Çocuklarda en sık lösemi görülür.

En sık 1 ile 5 yaş arasında ortaya çıkabilir
Çocukluk çağı kanserleri her yaşta görülebilir ancak en sık 1 ile 5 yaş arasında ortaya çıkar. Belli yaşlarda bazı kanserler daha sık görülür.

Çocuklarda kanser gelişiminde genetik ve çevresel faktörlerin bir arada rol oynadığı düşünülüyor. Radyasyon, sigara dumanına maruziyet, kimyasal maddeler ve bazı virüsler hücre düzeyinde değişiklikler yaparak kanser oluşumuna etki edebilir. Bu faktörlere maruziyet özellikle hamilelik döneminde önemlidir.

Bazı önlenebilir kanserler beslenmeyle ilişkili olabilir
Bazı önlenebilir kanserlerin de beslenmeyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Örneğin; dengesiz beslenme, özellikle de aşırı kırmızı et tüketimi, yaşlılarda barsak kanseri ile ilişkilidir. Ancak kırmızı et, protein ve demir kaynağı olarak çocuklar için çok önemli bir besindir ve onu diyetten çıkarmak düşünülemez; bu nedenle kırmızı etin yanı sıra balık ve yeşil sebzeler de tüketilmelidir. Dışarıdan vitamin takviyesi almak yerine doğal yoldan yani taze sebze ve meyvelerden vitamin almanın vücudumuzun ihtiyaç duyduğu maddeleri sağladığı düşünülmektedir. Bu nedenle beslenme alışkanlıklarımızda mümkün olduğunca hormonsuz, doğal bitki ve meyvelere ağırlık vermek doğru olacaktır.

Katkı maddelerinin kanserojen etkilerine ilişkin araştırmalar devam etmekte olup, bazı katkı maddelerinin kanserojen etkiye sahip olduğu kanıtlanmıştır. Yapılacak en doğru şey mümkün olduğunca doğal gıdalar tüketmek ve katkı maddelerinden kaçınmaktır. Sağlıklı bir yaşam için herhangi bir gıda ürününü satın almadan önce ambalajını dikkatlice okumanız tavsiye edilir.

Bazı kanser tipleri ailesel olabilir. Ailede başka bireylerde de özellikle erken yaşta kanser gelişmiş olması genetik yatkınlık düşündürür.

Çocuklarda ne zaman kanserden şüphe edilir?

Çocuklarda kanseri erken fark etmek zordur. Bazen ilk şikayet veya bulgular hafif olabilir ve pek önemsenmeyebilir. Bu nedenle ailelerin kanserin ilk bulguları açısından dikkatli olmaları ve şüphe halinde doktora başvurmaları önemlidir.

; tek bir kişinin yaratabileceği etkiyi asla küçümsememek gerektiğinin de altını çiziyor.

Özellikle bazı tümörlerde geç tanı tedaviyi zorlaştırır.

Ateş, halsizlik, nefes alma sorunları, öksürük, şişlikler, kilo kaybı, boyunda veya koltuk altında şişlikler, vücutta morluklar, bacak ağrısı, baş ağrısı, kusma, ani dengesizlik veya şaşılık ve idrarda kanama kanser belirtisi olabilir. Bu bulgular özellikle enfeksiyon veya başka bir nedenle açıklanamıyor ve ısrar ediyor ise şüpheci olmak gerekir.

Çocukluk çağı kanserleri nasıl tedavi edilir?

Kanser hücreleri insan bağışıklık sistemini yanıltırlar bu nedenle vücut bu hastalığı kendi başına yenemez.

Kanser tedavisi genellikle kemoterapi, cerrahi ve radyoterapiden oluşur. Her kanser tipinin farklı bir tedavisi vardır.

Çocuk hematoloji onkoloji uzmanı dışında çocuk cerrahı, beyin cerrahı, ortopedi ve radyasyon onkoloğu doktorlarından oluşan bir tedavi ekibi gereklidir.

Tedavinin ilk hedefi kanserin tamamen ortadan yok edilmesi yani hastanın tamamen iyileştirilmesidir.

Çocukluk çağı kanserlerinde günümüzde tedavisi oldukça başarılıdır.

Seksendört’ten Sevgililer Günü’ne özel şarkı “Bir Aşk”

Seksendört’ten Sevgililer Günü’ne özel şarkı “Bir Aşk”

Seksendört’ün merakla beklenen EP’si “Bir Aşk” 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerin beğenisine sunuluyor.

Çıkış şarkısı EP ile aynı adlı “Bir Aşk” olan çalışmada; “Mutfak” ve geçtiğimiz yıl yayınlanan “Yara” ile beraber, ikisi yeni olmak üzere toplam üç şarkı yer alıyor.

Geçtiğimiz yıl Arif Erdem’in gruba dönüşüyle yeniden orijinal kadrosuna kavuşan Seksendört’ün kendine özgü yorumuyla harmanlanan EP’deki şarkılarda yine Arif Erdem’in imzası bulunuyor. Super Size Recording’te (Budapest) kaydedilen Ep’nin kayıtları Dexter, mix- masteringi Barış Büyük’e ait. Tuşlu çalgılarda ise Günce Işık imzası bulunuyor. Seksendört – Bir Aşk EP’sinin dikkat çekici kapak tasarımında ise Japonların ünlü felsefi sanatı Kintsugi göndermesi kullandı.

Seksendört’ün merakla beklenen EP’si “Bir Aşk” 14 Şubat Sevgililer Günü’nde Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerin beğenisine sunuluyor.

Çıkış şarkısı EP ile aynı adlı “Bir Aşk” olan çalışmada; “Mutfak” ve geçtiğimiz yıl yayınlanan “Yara” ile beraber, ikisi yeni olmak üzere toplam üç şarkı yer alıyor.

Geçtiğimiz yıl Arif Erdem’in gruba dönüşüyle yeniden orijinal kadrosuna kavuşan Seksendört’ün kendine özgü yorumuyla harmanlanan EP’deki şarkılarda yine Arif Erdem’in imzası bulunuyor. Super Size Recording’te (Budapest) kaydedilen Ep’nin kayıtları Dexter, mix- masteringi Barış Büyük’e ait. Tuşlu çalgılarda ise Günce Işık imzası bulunuyor. Seksendört – Bir Aşk EP’sinin dikkat çekici kapak tasarımında ise Japonların ünlü felsefi sanatı Kintsugi göndermesi kullandı.

Akciğere bıçak değmez inanışı yanlış

Akciğere bıçak değmez inanışı yanlış

Halk arasında akciğere bıçak değmez diye yaygın ve yanlış bir inanış olduğuna dikkat çeken Medical Park Gebze Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hatice Eryiğit Ünaldı, “Akciğerin ilaçla tedavi edilebildiği hastalıkları olduğu gibi cerrahi tedavinin öncelikli olduğu hastalıkları da vardır. Erken evre akciğer kanserinde ameliyat birinci seçenektir” dedi.

Medical Park Gebze Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hatice Eryiğit Ünaldı, akciğer kanserinde tedavi yolları hakkında açıklamalarda bulundu.

Doç. Dr. Hatice Eryiğit Ünaldı,

Doç. Dr. Hatice Eryiğit Ünaldı

AKCİĞER KANSERİNİN 4 EVRESİ VAR

Akciğer kanserinin 4 evresinin olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ünaldı, “Birinci evre en erken olandır. Bu evreler tümörün boyutu, komşu organlarla- damarlarla ilişkisi, lenf nodlarına veya farklı organlara yayılımı ile belirlenmektedir. Kitlenin tanısı, alt tiplemesi ve evreleme, tedavi planını belirlemede önemlidir” diye konuştu.

HER HASTADA FARKLI TEDAVİ OLABİLİR

Tedavi seçeneklerinde her hastanın bireysel olarak değerlendirildiğini dile getiren Doç. Dr. Ünaldı, “Solunum rezervi ve genel durumu iyi olan, ameliyat ile kitleyi tamamen çıkarabileceğimiz hastada öncelikle cerrahi tedaviyi tercih ediyoruz. Uygulanan cerrahi tedavinin genişliği hastaya ve hastalığa göre değişmektedir. Ameliyat uygulanan tüm hastalarda ek olarak mediastinal lenf nodu disseksiyonu da yapılmaktadır. Bazı hastalarda cerrahi öncesi ve/ veya sonrası kemoterapi ve/ veya radyoterapi verilir” şeklinde konuştu.

CERRAHİ OPERASYON UYGULANABİLİR

Akciğerin ameliyat edilip edilmediği sorusunu da yanıtlayan Doç. Dr. Ünaldı, şu bilgileri paylaştı:

“Halk arasında ‘Akciğere bıçak değmez’ diye yaygın ve yanlış bir inanış vardır. Akciğerin ilaçla tedavi edilebildiği hastalıkları olduğu gibi cerrahi tedavinin öncelikli olduğu hastalıkları da vardır. Erken evre akciğer kanserinde ameliyat birinci seçenektir. İlaçla tedavi edilemeyen bazı enfeksiyon hastalıkları, akciğer zarı kanseri (mezotelyoma), akciğerin sönmesi (pnömotoraks), göğüs kafesi içine kanama (travma var/yok), hava yollarında genişleme (bronşektazi) gibi hastalıklarda cerrahi tedavi gereksinimi vardır” dedi.

AKCİĞERDE OLUŞAN HASTALIKLAR

Akciğerde nodül yapan hastalıkların ne olduğundan bahseden Doç. Dr. Ünaldı, “Akciğer kanseri, enfeksiyon hastalıkları (tüberküloz, hidatik kist vb.), granülomatöz hastalıklar (sarkoidoz gibi), diğer organ tümörlerinden metastaz, hava kirliliğine bağlı kömür

partiküllerinin birikimi akciğerde nodül şeklinde görülebilir. Tek ya da birden fazla olabilir. Nodül 3 cm’den küçüktür. Sınırları düzgün veya girintili- çıkıntılı olabilir. Akciğerinde nodül saptananlar bireysel olarak değerlendirilerek takip veya tedavi kararı verilir. Nodüllerin tedavisi ve cerrahisi nodülü oluşturan sebebe göre değişir” ifadelerini kullandı.

AMELİYAT SONRASI HASTALAR AYAĞA KALKIP YÜRÜYEBİLİR

Ameliyat sonrası hastaların ortalama 4-5 gün hastanede kaldıklarını söyleyen Doç. Dr. Ünaldı, “Bu süre hastaya göre azalır veya artabilir. Akciğer hastalığı dışında herhangi bir hastalığı olmayan hastalar yoğun bakıma değil, servisteki yatağına alınır. Klinik uygulamamızda hastamız ameliyat sonrası 1-2 saatte ayağa kaldırılıp yürütülür ve rutin hayatına en kısa sürede geçmesi sağlanır. Taburculuktan 10 gün sonra poliklinik kontrolü yapılır ve ağır efor gerektirmeyen meslek sahibi olanlar, ofis çalışanları işine geri dönebilirler” dedi.