Yazılar

Kabızlığın nedenleri

Kabızlığın haftada üçten az tuvalete çıkmak olarak tanımlandığını belirten uzmanlar, yine de bu durumun tek başına kabızlık belirtisi sayılamayacağını söylüyor.

Zor ve sert dışkılama, tam boşaltım sağlanamaması gibi durumların da kabızlık olarak tanımlanabileceğini ifade eden Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Kabızlığın oluşmasındaki en önemli faktör beslenme ve diyet alışkanlığıdır. Sağlık sorunu olmayan kişilerde, özellikle yeteri kadar su ve lifli gıda tüketilmediği durumlarda kabızlık ortaya çıkar.” dedi. Kabızlığın daha çok orta-ileri yaşlarda ve kadınlarda sık görüldüğünü aktaran Atamer, yaşlanmayla beraber bağırsak hareketlerinin yavaşlamasının da risk oluşturduğunu kaydetti. Atamer ayrıca, kabızlığı önlemek için önerilerde bulundu.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, kabızlığın nedenlerini ve risk faktörlerini açıklayarak, beslenme ve günlük rutin değişiklikleriyle nasıl önlenebileceği hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Su tüketiminin yetersiz kalması kabızlığın en önemli nedenlerinden…

Kabızlığın günümüzde çok sık karşılaşılan önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bir kişiye kabız diyebilmemiz için haftada üçten az dışkılama seferinin olması gerekir.” dedi.

Yine de dışkılama sayısının tek başına kabızlık belirtisi sayılamayacağını aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Zor ve sert dışkılama, elle ya da parmakla çıkartılmış olması, büyük abdestini yaparken zorlanma ve tam boşaltım sağlanamaması gibi durumların hepsini kabızlık olarak adlandırmak mümkün. Kabızlığın oluşmasındaki en önemli faktör beslenme ve diyet alışkanlığıdır. Sağlık sorunu olmayan kişilerde, özellikle yeteri kadar su ve lifli gıda tüketilmediği durumlarda kabızlık ortaya çıkar. Maalesef günümüzde su yeterince içilmiyor. Bunun yerine çok fazla çay, kahve, kola gibi gazlı içecekler tercih ediliyor, ancak bunlar suyun yerini tutmaz.” şeklinde konuştu.

Orta ve ileri yaşlı kadınlar daha çok şikayetçi!

Kabızlığın her cinsiyette ve her yaşta görülebildiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Ancak kabızlık daha çok orta-ileri yaşlarda ve kadınlarda sık görülüyor.” dedi.

Yaşlılarda kabızlığın daha sık görülmesinin nedenlerine değinen Atamer, şunları söyledi:

“Yaşlanmayla beraber bağırsak hareketlerinin yavaşlamış olması, yeteri kadar su tüketilmemesi, hazır gıdalar tercih edilmesi ve en önemlisi de hareketsizlik kabızlığın önde gelen nedenleridir. Kullanılan ilaçlar da kabızlığa neden olabilir. Bu nedenle yaşlı bireylerin sosyal hayata karışması ve aktif yaşamaları kabızlığın önlenmesinde önemli rol oynayan faktörler arasında gelir.”

Ek bir hastalık yoksa, lifli gıda tüketimi kabızlığı önleyebilir!

Kabızlığın tedavisinde, öncelikle kabızlığın nedeninin ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bir uzman tarafından kabızlığı olan hastanın araştırılması gerekir. Eğer bir hastalığa bağlı olmadan gelişen bir kabızlık söz konusu ise tedavide en önemli faktör, diyettir. Bu nedenle bol miktarda lifli diyet tüketilmeli, beraberinde bol miktarda su alınması gerekir.” dedi.

Lif alımı için öğle ve akşam yemeklerinde sebze, ara öğünlerde ise meyve tüketilmesini öneren Atamer, “Tüketilen 2 litreye yakın su ise bağırsaklarda lifli gıdaların etkileşmesine bağlı olarak kitle etkisi oluşturur ve bağırsak hareketlerini artırarak bağırsakları çalıştırır. Özellikle düzenli yapılan yürüyüşler ve egzersizler bağırsak hareketlerini artırır. Bunun dışında kuru incir, kuru erik bol miktarda tüketilmeli, bol miktarda su içilmeli. Bunlara dikkat edildiğinde bağırsak hareketleri de artar. Alkol ve sigaradan uzak durulması gerekir. Ne kadar mutlu ve hareketli olursak bağırsaklarımız da o kadar mutlu ve hareketli olmuş olur ve böylece kabızlık sorunumuzu engellemiş oluruz.” açıklamasını yaptı.

Yaşlılarda kabızlığı önlemenin anahtarı hareket ve su tüketimi!

Yaşlılarda, yaşlılığın getirmiş olduğu bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına ve metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olarak ek hastalıklar olabileceğine değinen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yaşlılarda ortaya çıkan kabızlık sorunlarını çözmek için ortaya çıkan ek hastalıkların uygun hekimler tarafından tedavi edilmesi gerekir. Bunun yanı sıra muhakkak yaşlılarımızın hareket etmesine önem vermeliyiz ve bol su içmelerini sağlamalıyız. Yaşlılıkta susama hissi de azalır ve yeteri kadar su içilmez. Gerekirse bağırsak hareketini düzenleyen ilaç tedavisine de başlanabilir.” ifadelerini kullandı.

Tuvalet refleksini bastırmak kabızlığı artırıyor!

Kabızlık şikayeti olan kişilerde gereken tedavinin zamanında yapılmaması durumunda gaitanın sertleştiğini, taşlaştığını ve giderek bağırsağın boşalmasının zorlaştığını vurgulayan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu gibi durumlarda diyet düzenlemesinin yanında ilaç tedavisi de verilebilir.” dedi.

Özellikle kadınların dışarıda tuvalete gitmeme alışkanlığı olduğunu kaydeden Atamer, “Bu durum, gelen refleksi kırmak anlamına geliyor. Refleks kırıldığı zaman, vücut gaita yapma ihtiyacını erteliyor ve zamanla kabızlık artıyor. Bu sebeple kişinin tuvalet ihtiyacı geldiğinde uygun bir mekan bulup hemen ihtiyacını gidermeli. Uzun süren kabızlık bağırsaklarda uzamaya, hareketsizliğe yol açar. Bu sorun bağırsaklarda kansere neden olmaz fakat hayatı zor ve çekilmez bir hâle getirebilir. Bağırsaklar ikinci beynimizdir. Hareket, bol sıvı ve bol lifli diyetle kabızlığı çözmek mümkündür.” açıklamasını yaptı.

Atamer ayrıca, sabahları aç karnı bir bardak ılık su içmenin bağırsak hareketlerini artıracağını ve kabızlığı önleyeceğini ifade etti ve “Buna gastrokolik refleks denir. Bu şekilde bağırsaklarımızın boşalması kolaylaşır. Tuvalette ayakları hafifçe yükseğe çekmek de daha rahat boşaltım sağlar.” diyerek sözlerini tamamladı

Ferruh Karakaşlı “Urban Tribes & Authentic”

Sanatçı, tasarımcı ve yaratıcı vizyoner Ferruh Karakaşlı, 15 – 25 Mayıs tarihleri arasında Ayşıl Art Gallery’de gerçekleşecek olan yeni sergisiyle izleyiciyi çağdaş kimlikler, kültürel izler ve kişisel yansımalarla dolu çok katmanlı bir yolculuğa davet ediyor.

“Urban Tribes & Authentic” kategorilerinin sunulacağı bu sergi, Karakaşlı’nın karakteristik figüratif diliyle harmanladığı iki koleksiyonu aynı çatı altında buluşturuyor. Sanatçının giyilebilir sanat eserleri, özgün ayna işleri, el yapımı objeleri ve multidisipliner üretimleri hem galerinin duvarlarında hem de izleyicinin belleğinde kalıcı izler bırakacak nitelikte.

Sergide, Ferruh Karakaşlı’nın dikkat çeken eserlerinden biri olan “Echoes in the Frame” adlı ayna çalışması da ilk kez izleyiciyle buluşacak. Renklerin, figürlerin ve sembollerin bir ritüel alanına dönüştüğü bu eser, izleyiciyi kendi yansımasıyla yüzleşmeye çağırıyor.

Karakaşlı’nın disiplinler arası üretim anlayışı; sanat, moda ve objeler aracılığıyla izleyiciyle birebir bir bağ kurmayı hedefliyor. Giyilebilir parçalar yalnızca bir kıyafet değil, birer hikâye ve görsel ifade biçimi olarak karşımıza çıkıyor.

Yer: Ayşıl Art Gallery, Nişantaşı – İstanbul

Ziyaret Saatleri: 11:00 – 18:00

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un yazlık mekânı C BAR kapılarını açtı

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Boğaz’ın yanı başında yer alan mekânı C Bar ile yazı karşılıyor. C Bar; ‘Red Passion’dan ilham alan şık dekorasyonu, İtalyan aperitif kültürünü yansıtan özenle hazırlanan kokteylleri, leziz atıştırmalıkları ve canlı DJ performansıyla İstanbul’un en seçkin buluşma noktalarından biri olmaya hazırlanıyor. Yazın gelişiyle yeniden açılan C Bar, Boğaz’ın büyüleyici manzarası eşliğinde gün batımına karşı tadılacak imza kokteyllerini, müziğin ritmini yakalayan DJ performansları ile buluşturarak eğlence tutkunlarına sunuyor.

Salı günleri hariç haftanın her günü saat 18.00 – 01.00 arasında misafirlerini ağırlayan C Bar, her Cuma ve Cumartesi saat 18.00 – 23.00 arasında canlı DJ performansları ile hareketlenmeye devam ediyor.

Bilgi; 0212 326 46 20

Mina Hasman iklim değişikliğini kaleme aldı

TIME dergisinin ”TIME100 İklim” listesine giren sürdürülebilirlik uzmanı Mina Hasman’ın kaleme aldığı “RIBA İklim Rehberi” kitabının tanıtım etkinliği SALT Galata’da gerçekleşti.

İstanbul Serbest Mimarlar Derneği (İSMD), dünyaca ünlü mimar ve sürdürülebilirlik uzmanı Mina Hasman’ın kaleme aldığı “RIBA İklim Rehberi” kitabının lansman etkinliğini gerçekleştirdi. İngilizce aslından Neslihan Güçmen tarafından Türkçeye çevrilen ve YEM Yayın tarafından yayımlanan kitap, ENKA ve POLİMEKS’in katkılarıyla Türkiye’deki okuyucularla buluştu.

“RIBA İklim Rehberi” kitabı, iklim değişikliğiyle mücadelede yapılı çevre profesyonellerinin ve karar vericilerin günlük çalışmalarında kullanabileceği temel bilgileri sunuyor. Kitap; insani etkenler, döngüsel ekonomi, enerji ve karbon, su, ekoloji ve biyoçeşitlilik, bağlantı ve ulaşım gibi ana altı başlıktan oluşuyor.

 

 

 

 

AYE “Yasak Elma” adlı yeni single’ını müzikseverlerle buluşturdu!

R&B sahnesinin genç ve özgün ismi AYE, daha önce yayımladığı “Reenkarnasyon” adlı şarkısının ardından, “Yasak Elma” ile kendine özgü bir ses yaratıyor. Sözleri AYE ve Erdem Fırat’a ait olan bu şarkı, enerjik yapısı ve özgür ruhuyla dikkat çekiyor. Mix&Mastering’i ise Özgür Özzeytin üstleniyor.

Aydilge yeni akustik single “Parmak İzlerin”

Türk popunun farklı ve özgün sesi Aydilge, son dönemde gittikçe dijitalleşen ve duygusunu yitiren ilişkilere dair “Parmak İzlerin” adlı şarkısını bu kez solo ve akustik bir düzenlemeyle yeniden yorumluyor.

Daha önce Birol Namoğlu ile düet olarak yayımlanan ve geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan şarkı, bu yeni versiyonunda sadeleşmiş yapısıyla dinleyiciyle daha doğrudan bir bağ kurmayı hedefliyor. Aydilge şarkısını, anlaşılmadığını, görülmediğini, duyulmadığını hisseden insanlara ithaf ediyor.

Sözü ve müziği Aydilge’ye ait olan şarkıda, sanatçıya kemanda eşi Utku Barış Andaç eşlik ediyor. Düzenlemesi Samuray Gökçe’ye ait olan “Parmak İzlerin (Akustik)”, Avrupa Müzik etiketiyle şimdi tüm dijital platformlarda yayında!

Fazla kahve içmekten fast food tarzı beslenme Hipertansiyonu tetikliyor

Dünyada önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan hipertansiyon atar damarlardaki kan basıncının sürekli normalin üzerinde seyretmesi olarak tanımlanıyor. Dünyada 1 milyar 280 milyon, ülkemizde de 16 milyonu aşkın kişinin hipertansiyon hastası olduğu belirtiliyor. Bir başka deyişle, ülkemizde her 3 kişiden 1’i hipertansiyonla mücadele ediyor. Üstelik, yapılan son çalışmalar, hipertansiyonun artık 20’li yaşlarda, hatta 15-19 yaş aralığında bile giderek daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor.   Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, hipertansiyonun gençlerde hızla yaygınlaşmasında modern hayatın getirdiği hareketsiz yaşam ve fast food tarzı beslenmenin önemli bir etkisi olduğuna dikkat çekiyor.

Hipertansiyonda erken teşhis ve tedavinin yaşamsal önem taşıdığını vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, “Zira, geç kalındığında kalp yetmezliği, inme ve böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilmektedir. Ancak hipertansiyon çoğunlukla organ hasarı oluşturuncaya dek belirti vermemektedir. Bu nedenle, gençlerin hiçbir yakınmaları olmasa bile 18 yaşından itibaren tansiyonlarını yılda bir kez ölçtürmeleri ve hipertansiyonun risk faktörlerinden biri bile varsa yaşam tarzlarını daha dikkatli planlamaları son derece önemlidir” diyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, hipertansiyon yaşını öne çeken 8 etkeni anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Prof. Dr. Murat Turfan

Prof. Dr. Murat Turfan

Obezite

Modern yaşamın sonucu olarak azalan fiziksel aktivite ve fast food tarzı tüketimin artması gibi  faktörler nedeniyle obezite gençlerde hızla yaygınlaşıyor. Obezitenin yol açtığı en önemli sorunların başında ise hipertansiyonun geldiğine işaret eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Aşırı vücut ağırlığı kalbin daha fazla kan pompalamasına ve damar duvarlarının gerginliğinin artmasına, bu tablo da kan basıncının yükselmesine sebep olmaktadır. Vücut kitle indeksinde her 1 birimlik artış, hipertansiyon riskini yüzde 7 oranında artırmaktadır.”

Nasıl önlem almalı? Sağlıklı beslenerek ve düzenli egzersiz yaparak Vücut Kitle İndeksinizi 18.5–24.9 aralığında tutmaya özen gösterin.

Aşırı tuz tüketimi

Sodyum, toplumda bilinen adıyla tuz, damarların kasılmasına neden olarak tansiyonu yükseltiyor. Hipertansiyonun son yıllarda gençlerde daha sık görülmesinde, içeriğinde bolca tuz barındıran fast food gıdalara olan yönelim önemli bir rol oynuyor.

Nasıl önlem almalı? Dünya Sağlık Örgütü, günlük 5 gramdan fazla tuz tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yemeklerinizi tuz yerine baharat, limon veya sarımsakla tatlandırın. Fazla tuz içermeleri nedeniyle fast food ve paketli gıdalardan da kaçının.

Hareketsiz bir yaşam

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, gençlerin yüzde 80’inden fazlası yeterince hareket etmiyor; boş zamanlarını cep telefonu ve tablet karşısında geçiriyor. Fiziksel aktivite eksikliği de damar sağlığını bozarak kan basıncını yükseltiyor.

Nasıl önlem almalı?  Haftada 150 dakika egzersiz yapan bireylerde risk yüzde 30 oranında azalıyor. Haftada en az 5 gün, günde 30 dakika yürüyüş veya kardiyo egzersizleri yapmayı alışkanlık edin.

Sigara ve alkol kullanımı

Sigara, damarların daralmasına ve damar içi hasara yol açabiliyor. Bu nedenle, sigara kullanan gençlerde hipertansiyon riski içmeyenlere göre yüzde 20 oranında daha fazla oluyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, düzenli alkol tüketiminin de kan basıncını yükselten önemli bir etken olduğunu vurgulayarak, “Haftada 100 gramdan fazla alkol almak hipertansiyon riskini yüzde 40 oranında yükseltebilmektedir” diyor.

Nasıl önlem almalı? Sigaraya hiç başlamayın, eğer kullanıyorsanız en kısa zamanda bırakın. Alkolü tamamen bırakın veya  sınırlandırın.

Uyku bozuklukları

Günümüzde, gençlerde genellikle teknoloji bağımlılığı, stres veya fazla kiloların neden olduğu uykusuzluk ile uyku apnesi gibi uyku bozuklukları da hipertansiyon yaşını öne çekiyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, “Uykusuzluk ve uyku apnesi gibi uyku bozuklukları gece boyunca oksijen düşüklüğüne neden olmakta, bu sorun da hipertansiyonu tetiklemektedir” diyor.

Nasıl önlem almalı? Uyku kalitesine dikkat edin ve horlama sorununuz varsa mutlaka uyku konusunda uzman bir hekime başvurun.

Kahve ve enerji içecekleri

Enerji içecekleri, özellikle de kahve gençlerin en çok tercih ettikleri içecekler. Ancak içeriklerinde bulunan kafein aşırı alındığında nabzı ve tansiyonu yükselten bir etkiye sahip. Örneğin, 400 mg’ın üzerindeki kafein (4 fincan kahve) tansiyonda ani artışlara yol açabiliyor. Enerji içecekleri de yaklaşık dört fincan kahve ile aynı miktarda kafein içeriyor.

Nasıl önlem almalı? Günde 2-3 fincandan fazla kahve tüketmeyin, enerji içeceklerinden de kaçının.

Stres ve anksiyete

Günümüzde gençlerin stres oluşturan faktörlere fazla maruz kalmaları da hipertansiyonu tetikliyor. Zira, stres hormonları damarların büzülmesine yol açarak kan basıncını artırabiliyor. Yapılan çalışmalar, kronik stres yaşayan bireylerde hipertansiyon riskinin 2 kat artabildiğini gösteriyor.

Nasıl önlem almalı? Meditasyon veya gevşeme egzersizleri yaparak, yeni bir hobi edinerek stres yönetim becerilerinizi geliştirebilirsiniz.

Bazı böbrek hastalıkları

Bazı böbrek hastalıkları vücutta sodyum ve sıvı dengesini bozuyor, bunun sonucunda kan basıncı yükseliyor. Yapılan çalışmalar, genç hipertansiyon hastalarının yüzde 15-20’sinde böbrek hastalığı olduğunu gösteriyor.

Nasıl önlem almalı?  Düzenli olarak yaptıracağınız kan ve idrar testleriyle böbrek sağlığınızı kontrol ettirin.

Gama Gallery, VOLTA Basel 2025

Gama Gallery, 19-22 Haziran 2025 tarihleri arasında düzenlenen VOLTA Basel sanat fuarına katılıyor. Bu yıl etkinliğin 20. edisyonunda titizlikle belirlenen seçkide yer almaya hak kazanan Gama Gallery, sanatçılarının küresel tanınırlığını artırarak onların sanatsal kariyerlerine destek olmayı hedefliyor.

Gama Gallery, 29 farklı ülkeden 70’i aşkın galeriye ev sahipliği yapan ve dünyanın en önemli koleksiyonerlerini ağırlamaya hazırlanan VOLTA Basel 2025’e, Serap Kurtuluş, Dominique Barreau, Zarife Gizem İbrahimoğlu, Evren Temel, Melike Kılıç, Tuba Önder Demircioğlu ve Kristina Culus gibi farklı disiplinlerdeki sanatçıların eserlerinden oluşan özel bir sunum ile katılıyor. Galeri, sanatçılarıyla birlikte oluşturduğu sanatsal duruşu, uluslararası bir diyalog ortamında koleksiyonerler, küratörler ve sanat profesyonelleriyle paylaşacak olmanın heyecanını yaşıyor.

Pera Müzesi “Sıradışı Minas”

Pera Müzesi, kuruluşunun 20. yılında, sanatseverleri ilgi çekici sergilerle buluşturmaya devam ediyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonu’ndan derlenen eserleri bir araya getiren Sıradışı Minas: Kütahya Çini ve Seramiklerinde Esin ve Yeniliğin Hikâyesi başlıklı sergi, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Kütahyalı ustaların, kaybolmaya yüz tutmuş çiniciliği canlandırma çabalarını, Kütahyalı çini ustası Minas Avramidis ve onun Genovefa Hikâyesi tasvirli seramik tabak serisi üzerinden ele alıyor. Sergi 28 Mayıs’tan itibaren Pera Müzesi’nin 1. katında ziyaret edilebilir.

Tove Jansson “Heykeltıraşın Kızı”

Kuzey edebiyatının güçlü temsilcisi Tove Jansson’dan, yaratıcı bir evde büyüyen küçük bir kızın çocukluk portresi: Otobiyografik öğeler taşıyan Heykeltıraşın Kızı, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Heykeltıraşın Kızı, sanatçı bir ailede büyümenin sıradışı atmosferini, çocuksu bir merak ve ince bir mizahla anlatıyor. Annesi çizer, babası ise heykeltıraş olan Tove Jansson çocukluğuna dair sade, samimi ve etkileyici anılardan oluşan kısa hikâyelerinde, büyümenin karmaşık duygularını, korkuları, hayalleri ve merakları da zarif bir dille işliyor.