Yazılar
Artkolik’ten sanat buluşmaları devam ediyor
/in MANSET /tarafından HANEDANMövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea ve Artkolik’ten “Çağdaş Türk Sanatı Tarihimizin Öncüleri ve Günümüze Yansımaları” adı altında sanat buluşması gerçekleşti.
Artkolik Sanat ve Eğitim Platformu’nun iş birliğiyle gerçekleşen “Çağdaş Türk Sanatı Tarihimizin Öncüleri ve Günümüze Yansımaları” başlıklı sanat sohbeti, sanatseverleri ilham verici bir atmosferde bir araya getirdi. Sanat tarihimizin izinden ilerleyerek çağdaş sanatın günümüzdeki yansımalarına odaklanan etkinlik, alanında uzman isimlerin katılımıyla zenginleşti.
Mövenpick Hotel İstanbul Marmara Sea Yönetim Kurulu Başkanı Emel Güven Bardız ev sahipliğinde, Nazlı Keçili’nin moderatörlüğünü üstlendiği etkinlikte, Sanat Tarihçisi Buket Şakarcan çağdaş Türk sanatının tarihsel gelişimini anlattı; geçmişle bugün arasında güçlü bağlar kurarak izleyicilere derinlikli bir perspektif sundu. Türkiye’nin önemli çağdaş sanatçılarından Ardan Özmenoğlu’nun da değerli katılımıyla bu özel buluşmada, sanatın hem kuramsal hem de görsel yolculuğu çok yönlü biçimde ele alındı. Ardan Özmenoğlu, sanatçı duyarlılığıyla sohbetin atmosferine anlamlı bir katkı sundu.

GilbertAchcar “Yeni Soğuk Savaş”
/in kitap /tarafından HANEDANÖnde gelen uluslararası ilişkiler uzmanı Soğuk Savaş’ın bitişinden Ukrayna’daki savaşa kadar uzanan kilit aşamaları gün ışığına çıkarmaktadır.
Gilbert Achcar, 1999’daki Kosova Savaşı’nın akabinde dünyanın Birleşik Devletler, Rusya ve Çin’in savaşa her daim hazırlıklı bulunmalarıyla nitelenen bir Yeni Soğukavaş’a adım attığını iddia etmişti. Achcar’ın analizinde dikkat çekecek ölçüde ileri görüşlü olduğu ortaya çıkmıştı. O gün bugündür ABD kendini bir küresel egemen şeklinde konumlandırmış; Çin Rusya’yla bağlaşık bir ekonomik güç merkezi halini almış; Rusya da NATO’yu engellemek için, Vladimir Putin’in 2022’deUkrayna’yı kanlı istilasıyla doruk noktasına varan önleyici savaşları açmıştı.
Helga Rittersberger-Tılıç “İsyan ve İtaat Arasında”
/in kitap /tarafından HANEDANİsyan ve İtaat Arasında, Gezi Direnişi’nin görkemli eylem çeşitliliği ve yaratıcı repertuvarının etkisinin ardından, 2013 sonrasında Türkiye’deki toplumsal hareketlere ilişkin geniş bir alanı tartışıyor. Hareketlerin hem tahayyül gücünü hem dönüştürücü potansiyellerini hem de siyasal etkilerini teorik olarak kavrama çabasının yanında saha araştırmalarına dayanan makaleler aracılığıyla somut olgu ve arayışlara da ışık tutuyor.
Tove Jansson “Heykeltıraşın Kızı”
/in kitap /tarafından HANEDANTove Jansson’un tanımlanmış her şeyle şiddetli geçimsizliği vardır. Adların, sıfatların bir şeyleri işaret etmekten çok şekillendirdiğini, kurumsallaştırdığını düşünür. “Teselli etmek, hayranlık duymak, boyun eğmek, sere serpe bir erkeğe bağlanmamak ve savaşa yem olacak bir çocuk yapmamak için” evlenmez. Nazi Almanya’sını eleştirdiği sivri dilli karikatürleri, Finlandiya devletiyle başını belaya sokar.
Rahşan Fırtına “Yüzleşme”
/in Sanat /tarafından HANEDANSanatçı Rahşan Fırtına’nın “Bu sergi, bir kadının kendi özüne doğru çıktığı içsel yolculuğun görsel bir anlatımıdır.” diye dile getirdiği sergi Art Galerim’de sanat severlerle buluşuyor. Eserler 22 Mayıs 14 Haziran tarihine kadar sergilenecek.
Fotoğraflarda yer alan her bir imge, hem yaratıcı hem de çözümlenebilir bir anlam taşır. “Yüzleşme” sergisi, dünyada yaşayan pek çok kadının ortak hikâyelerine işaret eden bir nedenler göstergesi değil; bu nedenlerin yarattığı yaralara çözüm arayışıyla, kendimizle yüzleşmeye bir davettir.
Bu sergi, her kadının kendi sesini duymasına, ruhundaki acıyı dönüştürmesine, çözümün bir parçası olmaya cesaret etmesine yol arkadaşlığı sunar.
Güvenliği artıran yeni özellikler
/in Otomobil /tarafından HANEDANSEGWAY, 2025’te kişisel mobilitede yeni bir dönem başlatıyor.
SEGWAY, teknolojiyi yaşamın her alanına entegre ederek daha yeşil, daha güvenli ve daha akıllı ulaşım çözümleri geliştirmeye devam ediyor. Geliştirdiği yeni nesil ürünlerle kullanıcıların hayatlarını kolaylaştırırken, şehirlerin dönüşümüne de katkı sağlamayı hedefliyor.
GT3 Pro, Max G3, F3 ve E3 serileriyle kişisel taşımacılığı yeniden tanımlayan SEGWAY, farklı beklenti ve kullanım senaryolarına hitap eden ürünleriyle teknoloji, konfor ve güvenliği bir arada sunuyor.
Günlük ulaşım araçlarında performans ve konforu bir araya getiren Max G3, 2000W’a kadar ulaşan motor gücüyle %30 eğimi kolaylıkla tırmanabiliyor. 597Wh dahili batarya ile 80 kilometreye kadar menzil sunan cihaz, opsiyonel ek batarya ile toplam menzili 120 kilometreye taşıyabiliyor. 0’dan 25 km/s hıza yalnızca 2.4 saniyede ulaşan Max G3, SEGWAY’in kendi geliştirdiği SegRange teknolojisi ile benzer boyuttaki bataryadan elde edilebilen menzilini %20 oranında artırıyor.
Ön-arka süspansiyon sistemi, 11 inç’lik kendi kendini onaran tubeless lastikler ve IPX6 seviyesinde suya dayanıklılık özelliği ile Max G3, her türlü yol koşulunda güvenli ve konforlu bir sürüş sunuyor. 2.4 inç boyutunda akıllı TFT ekranı sayesinde hız, menzil ve batarya bilgileri anlık takip edilebiliyor; gelen çağrı bildirimleri ve entegre navigasyon özelliği sayesinde yolculuk sırasında iletişim kesintisiz devam ediyor. Apple Find My desteği, AirLock otomatik kilit sistemi ve kişiselleştirilebilir ses efektleri ise Max G3’ü yalnızca bir scooter değil, aynı zamanda akıllı bir ulaşım asistanı haline getiriyor.
Her mevsim güneş kremi kullanmak şart!
/in Saglık /tarafından HANEDANGüneş kreminin cildi güneşin zararlı ışınlarından koruduğunu kaydeden Deri ve Zührevi Hastalıklar (Dermatoloji) Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, “Her mevsim güneş kremi kullanmak gerekiyor, kış aylarında da yaz aylarına göre yoğunluğu daha az olsa da UV radyasyonu dediğimiz güneş ışınlarının sebep olduğu radyasyon mevcut, bu yüzden kış aylarında ve evde de camlardan yine UV ışınları geçtiği için evde de sürmek gerekiyor.” dedi.
Farklı cilt tiplerine göre güneş kremi seçiminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Özgen, “Yağlı ve akneli ciltler için nonkomedojenik (gözenek tıkamayan), yağlanma yapmayan, su bazlı güneş koruyucular önerirken, hassas ciltlerde ise daha çok mineral filtreli güneş koruyucuların tercih edilmesini tavsiye ediyorum.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar (Dermatoloji) Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, 27 Mayıs Dünya Güneş Kremi Günü dolayısıyla güneş kremi kullanmanın cilt sağlığı açısından önemine dikkat çekerek, sahte güneş kremlerine karşı uyarılarda bulundu.

Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen
Güneş kremi cildi güneşin zararlı ışınlarından koruyor
Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, güneş kreminin cildi güneşin zararlı ışınlarından koruduğunu belirterek, “Güneş ışınları hem deri yaşlanmasında hem de deri kanserlerinin oluşumunda önemli bir etken. Şu an elimizdeki en etkili koruyucu silahımız güneş koruyucular. Bu yüzden kullanımı hayati önem taşıyor.” dedi.
Her mevsim güneş kremi kullanmak gerekiyor
“Her mevsim güneş kremi kullanmak gerekiyor, kış aylarında da yaz aylarına göre yoğunluğu daha az olsa da UV radyasyonu dediğimiz güneş ışınlarının sebep olduğu radyasyon mevcut, bu yüzden kış aylarında ve evde de camlardan yine UV ışınları geçtiği için evde de sürmek gerekiyor.” diyen Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, şunları dile getirdi:
“Güneş kremi, günlük hayatta yüz, boyun ve yaz aylarında ellere de sürmek gerekir ama deniz kenarında, vücudun açık olduğu yerlerde vücuda da sürmek lazım. Kış aylarında günlük nemlendiricilerin içinde bulunan SPF 25 varsa yeterli olabilir, ancak yaz aylarında bu koruyuculuk yetmeyeceği için nemlendirici üzerine güneş koruyucu kullanılmalı.”
6 aydan küçük bebekleri fiziksel olarak güneşten uzak tutmak gerekir
Bebeklerde 6 aydan küçük bebeklere güneş koruyucu kullanımını önermediklerini kaydeden Prof. Dr. Fatma Pelin Özgen, “Bebekleri fiziksel olarak güneşten uzak tutmak gerekir, 6 aydan büyük bebeklerde deniz kenarında güneşten korumak gerekir.” ifadesinde bulundu.
Hassas ciltler mineral filtreli güneş koruyucuları kullanmalı
Farklı cilt tiplerine göre güneş kremi seçiminin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Özgen, “Yağlı ve akneli ciltler için nonkomedojenik (gözenek tıkamayan), yağlanma yapmayan, su bazlı güneş koruyucular önerirken, hassas ciltlerde ise daha çok mineral filtreli güneş koruyucuların tercih edilmesini tavsiye ediyorum.” diye belirtti.
Güneş koruyucuların eczaneden alınması daha güvenli
Güneş koruyucuların içeriğinde bulunmaması gereken zararlı maddeler ve sahte ürünler konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özgen, sözlerini şöyle tamamladı: “Güneş kremlerinin içeriğinde oksibenzon, oktoniksat, oktokrilen, avobenzon, homosalat, oktosalat gibi kimyasal filtrelerin yanı sıra paraben ve fitalat gibi maddelerin olmamasına dikkat edilmeli. Özellikle online satılan ürünlerde sahte ürünle karşılaşma olasılığı daha yüksek. Bu nedenle güneş koruyucuların eczaneden alınması daha güvenlidir. Sahte ürünleri ayırt etmek zor olabilir, bu yüzden güvenilir kaynaklardan alışveriş yapmak büyük önem taşıyor.”
Sporda ağırlık kaldırırken, dikkat!
/in Saglık /tarafından HANEDANTablet, telefon veya bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek, sporda yanlış teknikle ağırlık kaldırmak, fazla kilolu olmak… Tüm bunlar ve daha pek çok etken nedeniyle bel bölgesinin omurları arasında yer alan diskler kayma veya yırtılma sonucu, sinirler ile omuriliğin geçtiği kanala doğru yer değiştiriyorlar. Bel fıtığı olarak adlandırılan bu tabloda disklerin sinire baskı yapmaları sebebiyle gelişen bel ağrısı, bacaklara yayılan ağrı, uyuşukluk ve kas zayıflığı gibi sorunlar, hastaların günlük aktivitelerini ciddi boyutlarda kısıtlayabiliyor. Genellikle 30-50 yaş arasında başlayan bel fıtığının son yıllarda katlanarak artan bir oranda yükseldiği belirtiliyor. Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, üstelik bel fıtığının son yıllarda gençler arasında da giderek daha sık görüldüğüne dikkat çekerek, “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından 2022 yılında yapılan Türkiye Sağlık Araştırması’na göre; 15 yaş ve üzeri kişilerde son 12 ay içinde bel bölgesi sorunlarının görülme oranı yüzde 29,7 olarak belirlenmiş. Ülkemizde, 15-49 yaş aralığındaki kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada da; bel ağrısı nedeniyle tanı alanların yüzde 67,5’ine bel fıtığı teşhisi konulduğu bildirilmiş. Bu veriler, Türkiye’de her yıl bel fıtığı tanısının ne kadar yüksek oranda olduğunu ve görülme yaşının ne kadar düştüğünü göstermektedir” diyor.

Prof. Dr. Ferda Özdemir
Az hareket etmekten hatalı teknikle ağırlık kaldırmaya…
Bel fıtığının son yıllarda dünyada ve ülkemizde gençlerde daha sık görülmesinde modern yaşam tarzı ve çevresel faktörler rol oynuyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, gençlerde giderek yaygınlaşan daha az hareket etme şeklindeki yaşam tarzının bel fıtığının gelişiminde çok önemli bir etken olduğunu belirterek, “Spor ve açık hava aktiviteleri yerine; tablet, telefon ve bilgisayar başında hareket etmeden uzun saatler geçirmek ve öne eğilmek ya da kambur oturmak gibi hatalı duruş alışkanlıkları omurganın üzerinde ciddi baskı oluşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, gençlerde trend haline gelen ağırlık kaldırmaya yönelik sporun da bu yaş grubunda görülen bel fıtığının bir başka önemli sebebi olduğuna işaret ederek, “Yanlış teknikle ağırlık kaldırmak veya taşımak da omurga sağlığını olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla, gençlerin ağırlık kaldırma egzersizlerinden önce mutlaka ısınma hareketleri yapmaları ve bir uzmandan ağırlıkları doğru kaldırma konusunda bilgi edinmeleri gerekmektedir” bilgisini veriyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, çağımızın önemli sorunu olan obezitenin, sürekli stres altında olmanın ve sigara kullanımın da gençlerde yaygın görülen diğer bel fıtığı sebepleri olduğunu söylüyor.
Ani ve zorlayıcı hareket sonrasında başlıyorsa, dikkat!
Bel bölgesindeki omurlar arasında yer alan diskler, omurganın esnekliğine ve vücut dengesine yardımcı oluyorlar. Bu disklerin yaşlanma, aşırı zorlanma veya ani hareketler nedeniyle zarar görmeleri durumunda fıtık gelişebiliyor ve sinirlere baskı yapabiliyor. Bunun sonucunda, hastada yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek boyuta ulaşabilen çeşitli yakınmalar gelişebiliyor. Prof. Dr. Ferda Özdemir, “Özellikle ani ve zorlayıcı hareket sonrasında başlayan bel ağrısının yanı sıra istirahatte bile geçmeyen; öksürme, hapşırma veya ıkınma ile artan; özellikle bacağa yayılan ağrı; ayakta ya da parmaklarda uyuşma ve güçsüzlük, bel fıtığının tipik belirtilerini oluşturmaktadır” diye konuşuyor.
Tedaviyle ağrı kontrol altına alınıyor
Bel fıtığının tedavisinde temel hedef; omurganın hareketliliğini yeniden kazandırmak, sinir üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmak, böylece ağrıyı azaltmak oluyor. Toplumdaki yaygın inanışın aksine, tüm bel fıtığı hastalarının sadece yüzde 5-10’u ameliyat gerektiriyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ferda Özdemir, sinir hasarı olmayan tabloların yüzde 80-90’ında; ilaç, fizik tedavi ve egzersizlerden oluşan konservatif tedaviyle ağrının kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek, şunları söylüyor: “Bel fıtığında erken teşhis, iyiliğin korunmasında ve hastalığın ilerlemesinin önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Özellikle düzenli yapılan egzersizlerle kaslar güçlenmekte, omurga daha iyi desteklenmekte ve sinir baskısı azalmaktadır. Bu etkiler sayesinde ağrı uzun süreli olarak önemli ölçüde hafiflemekte hatta bazı hastalarda geçmektedir.” Ancak hasta hatalı duruş, hareketsizlik ve ağır kaldırma gibi istenmeyen hataları yapmaya devam ederse ağrının tekrar başlayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ferda Özdemir, “Düzenli egzersiz yapmak, doğru oturma ve yük kaldırma tekniklerine dikkat etmek, omurgayı destekleyen kasları güçlendirmek ve kilo kontrolü sağlamak bel fıtığından korunmada önemli faktörlerdir” diyor.
Neşe Sapmaz’dan Fenerbahçe üzerine çarpıcı yazı: futbol dünyasında yankı uyandırdı!
/in ikili haber /tarafından HANEDANTürk basın dünyasında kalemiyle iz bırakan eski gazeteci ve yogi Neşe Sapmaz, futbolda gündemi sarsan gelişmelere kayıtsız kalmadı. Özellikle son dönemde Fenerbahçe’nin yaşadığı çalkantıları mercek altına alan etkileyici bir yazı kaleme aldı. Cesur ve derin analizleriyle dikkat çeken bu yazı, kısa sürede büyük ses getirdi.
Neşe Sapmaz, futbolun sadece sahada oynanan bir oyun değil, aynı zamanda strateji, psikoloji ve büyük bir kültürel yapı olduğunu vurgularken, Fenerbahçe’nin karşı karşıya olduğu sorunları kendine has üslubuyla ele aldı. Hem futbol tutkunlarının hem de spor dünyasının yakından takip ettiği bu yazı, geniş bir okuyucu kitlesine ulaşarak sosyal medyada hızla yayıldı.
Futbolun dinamiklerini ve kulüplerin iç dengelerini ustalıkla irdeleyen Sapmaz, Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu durumu derinlikli bir bakış açısıyla ele alırken, okuyucularına ezber bozan analizler sundu. Yazının yankıları sadece spor camiasında değil, iş dünyasında ve medya çevrelerinde de büyük ilgi uyandırdı.
Yazının linki: https://nesesapmaz.com/27052025.html
