Yazılar

Gai Maraque yaza sezonuna hazır

Giyim sektöründe 11 yıllık tecrübesiyle Ankara cemiyet ve iş dünyasının yakından tanıdığı başarılı girişimci Neşe Aykut, iki yıl önce kurduğu Gai Maraque markasıyla moda dünyasında kendine özgü bir yer edindi. Bugüne kadar birçok ünlü ismi giydiren ve kişiye özel üretimleriyle dikkat çeken Aykut, geçtiğimiz günlerde Ankara’daki mağazasında düzenlediği “Yaza Merhaba” davetiyle yeni koleksiyonunu tanıttı.

Ankara ve İstanbul’un tanınmış isimlerinin katıldığı özel gecede zarafet ve şıklık ön plandaydı. Yeni sezonun öne çıkan tasarımlarının sergilendiği etkinlikte, konuklar hem modanın hem de sosyal sorumluluğun bir arada olduğu bir deneyim yaşadı. Etkinlik kapsamında, bugüne özel olarak sokak hayvanları yararına bağış da yapıldı.

Neşe Aykut, açılış konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Bu markayı kurarken ilhamım, sadece moda değil; özgünlük, zarafet ve sorumluluk duygusuydu. Bugün burada sadece yeni koleksiyonumuzu tanıtmakla kalmıyor, aynı zamanda iyilik dolu bir amaçla da buluşuyoruz. Bu birliktelikler bize güç veriyor.”

Ankara’da köklü bir müşteri kitlesine ulaşan Gai Maraque, önümüzdeki dönemde İstanbul’da da yeni bir mağaza açmayı hedefliyor. Markanın özgün çizgisi ve özel tasarım anlayışı, moda tutkunlarının ilgisini çekmeye devam edecek.

Bireylerin sadece %33’ü “Bugünkü hayatımdan memnunum”, %50’si “Yorgunum” diyor

Ipsos Türkiye Tüketici Panelleri Bölüm Lideri

Pelin Halaçoğlu Arnau Kuri

Pandemi ve bıraktığı izlerle geçen birkaç yılın ardından 2021’in sonundan itibaren Türkiye’de alışverişi konuşurken hep enflasyonun yarattığı ekonomik baskıyı ve tüketicinin bu gerçekle verdiği yaşam mücadelesini vurguluyoruz: Türkiye’de haneler 2022 ve 2023 yılını sürekli artan fiyatlara karşın ihtiyaçlarını en uygun şekilde karşılayabilmenin yollarını aradı ve adeta bu konuda profesyonelleşti. 2024 yılına geldiğimizde ise yeniden düşen bir enflasyon ve fiyatların frenlenmeye başladığı bir Türkiye vardı haneler için.

Türkiye’ye dair karşımıza sıklıkla çıkan veriler genelde karanlık bir tablo çiziyor: Ipsos’un Gündeme Dair raporuna göre 2024’ün sonlarında Türkiye’de bireylerin sadece %33’ü “Bugünkü hayatımdan memnunum”, %50’si “Yorgunum” diyor ve bu en baskın duygu. 2025 Mart’ta yayınlanan Ipsos Mutluluk Raporu’na göre Türkiye 12 yıl öncesine göre mutluluk skorunda 40 puan kaybetti, ülkenin ancak yarısı “mutluyum” diyebiliyor. Ipsos Consumer Touch 2024 raporuna göre Türkiye’deki bireylerin %68’i “2024 yılında hane harcamalarımı azaltmak durumda kaldım” dedi, sadece %12’si “Sene içerisinde masraflarımı dengeleyip tüm giderlerime yetişebiliyorum” diyebildi. İlginç olan ise bu umut kıran, karanlık tablonun içinde pek çok fırsatın yetiştiği bir Türkiye var bir yandan karşımızda. O veya bu şekilde Türkiye’deki haneler, en azından hızlı tüketim ürünleri alışverişinde gemisini suyun üstünde tutmayı başarıyor.

Bu makalede haneleri köşeye sıkıştıran noktaların 2024’teki görüntüsünü değerlendirerek hanelerin bu köşelerden nasıl dönerek kendilerine alanlar yarattığını kısa soru cevaplarla inceleyeceğiz.

  • Enflasyon hanenin sepetine aynı şekilde yansıdı mı?

2024 sonunda geçmiş iki yıldan daha düşük bir enflasyon açıklandı ve bunu hane harcamalarında da görmek mümkün. Her ne kadar tüketici kendisi için önem arz eden, kendi sepetinde daha fazla yer kaplayan ürün fiyatlarına bağlı olarak enflasyonu farklı şiddette hissetse de, en sık alınan, günlük ürünler açısından enflasyonun açıklanan değerlerle paralel olduğunu söylemek mümkün: 2024 yılında Ipsos Hane Paneli’nde hanelerin en çok harcama yaptığı üç markette hem 2023 hem 2024 yılında devamlılığı olan ve en sık alınan toplam 87 üründeki tüketici alış fiyatı değişimleri incelendiğinde ortalama %48’lik bir fiyat artışına karşılık gelen ve ürün bazlı oldukça farklı seviyelerde gerçekleşen bir fiyat değişimi göze çarpıyor:

87 ürünün fiyat değişim seviyesine göre dağılımı:

  • Bir rafta karşımıza çıkan fiyatlar ne kadar güvenilir?

Fiyat hareketlilikleriyle ilgili en önemli değişimler biri de aynı ürünün satılabildiği farklı fiyat seviyelerinde makasın daralması: Geçtiğimiz yıl aynı ürünün farklı noktalarda çok farklı fiyatlardan satışa sunulduğunu ve alışverişçinin iyi fiyatı yakalayabildiği zaman ürünü çok daha ucuza getirerek enflasyondan kaçabildiğini, tüketimini düşürmeden harcamasını kısıtlayabildiğini görmüştük. Tabii tam tersi şekilde enflasyonun üzerinde bir harcamayla sonuçlanan alımlar da son derece sık yaşanabiliyor, toplamda harcama artışını enflasyonun çok üzerine taşıyabiliyordu. 2024 yılında fiyat artışlarının bir nebze dizginlenmesi ve artan rekabet ile fiyat makaslarının azaldığı söylenebilir: Geçen yıla göre 25 temel kategorideki aylık en yüksek ve en düşük fiyat ortalamalarına bakıldığında dört kategori haricinde fiyatlardaki sapmanın azaldığı, bu dört kategoride de promosyonel hareketler nedeniyle dip fiyatların daha sık yaşanmasına bağlı olarak makasın açıldığı görülüyor.

Her kategoride en çok satın alınan 10 ürün üzerinden aylık fiyat ortalamalarına göre en düşük ve en yüksek fiyatlar arasındaki % fark:
2023 2024
BİSKÜVİ-KRAKER 63 49
BULAŞIK DETERJANLARI 86 43
ÇAMAŞIR DETERJANLARI 63 56
ÇAYLAR 76 45
ÇİKOLATA KAPLAMALAR 59 75
ÇİKOLATALAR 56 88
CİPSLER 74 54
DİŞ MACUNLARI 80 78
EV TEMIZLİĞİ MADDELERİ 69 44
GAZLI MEŞRUBATLAR 79 38
KÂĞIT ÜRÜNLERİ 42 65
MADEN SULARI 35 56
MAKARNALAR 33 33
MARGARİNLER 53 42
PEYNİRLER 65 30
SABUNLAR VE DUŞ JELLERİ 74 57
SALÇALAR 15 15
ŞAMPUANLAR 49 60
SIVI YAĞLAR 26 55
SUTLER 44 27
TEREYAĞLAR 58 39
TOZ-KESME ŞEKERLER 32 30
TUZ 58 43
UNLAR 40 39
YOĞURTLAR 54 48
  • Hepimiz mi kısıtlı harcıyoruz?

Tüm bunlar etkisinde enflasyonun hanelere farklı şiddette yansıması durumu bu sene de geçerliliğini koruyor: Ortalamada haneler 2024 yılında bir önceki yıla göre toplam hızlı tüketim ürünü harcamalarını %68 artırdı. Ancak hane bazlı olarak artışlar incelendiğinde oldukça farklı sonuçlar önce çıkıyor: 2024 yılını Türkiye’deki hanelerin %32’si enflasyon artışını çok aşmadan, %43’ü ise ortalama enflasyon değerini de aşarak kapadı. Buradaki en önemli bulgu ise harcamasını çok artıran ile az artıran arasında demografik farklar olmaması. Bir başka deyişle, sosyo-ekonomik statü, alışveriş sorumlusunun eğitimi ya da hanenin kalabalıklığı ile harcamanın az ya da çok artması arasında bir ilişki bulunmuyor. Ancak bekleneceği gibi harcamasını daha az artırarak yılı geçirenler genel olarak kısıtlı bir bütçeyle hareket etmeye çalışarak hem dışarıda yeme-içmelerini hem de tekstil ve e-ticaret gibi harcamalarını da daha az artırıyor, toplamda geçen yıla göre 33 kez daha az hızlı tüketim ürünü alışverişi yapıyor ve görece daha fazla harcama yapanlara göre özellikle et ürünleri alımında, kişisel bakım ve temizlik ürünleri harcamalarında daha çok kısıtlamaya gidiyor.

Hanelerin harcama artışı seviyelerine göre gruplaması:

  • Alışverişten kaçıyor muyuz?

Pandemi sürecinde şiddetle azalan ve sonraki yıllarda düşük seviyesi devam eden alışveriş sıklığı 2024 yılında yeniden yükselmeye başladı: Haneler 2023 yılında yılda 202 kez hızlı tüketim ürünü alışverişi yaparken bu 2024 yılında 219 kez oldu. Bu, 2019’dan bu yana gördüğümüz en yüksek değer! Bu hareket toplamda daha fazla ürün alımıyla sonuçlanmasa da alışveriş hareketliliğinin artması önemli bir gelişme.Azar azar alımlar da olsa daha sık alışverişe gitmek aynı zamanda ziyaret edilen perakendeci sayısını da yükseltiyor: 2024 yılında ortalama bir hane 15 farklı alışveriş noktasından hızlı tüketim ürünü alıyor, bu sayı beş yıl önce 13’tü.

  • Kredi kartı kurtarıcı oluyor mu?

Türkiye’de kredi kartı sahipliği ve kullanımı şüphesiz artıyor. Türkiye’deki haneler 2024 yılında hızlı tüketim ürünü harcamalarının %46’sını kredi kartıyla gerçekleştirdi. Aylık trend olarak bakıldığında bu oran yıl boyunca, özellikle de yılın ikinci yarısıyla birlikte artıyor ve Eylül ayından itibaren kredi kartı nakitten daha fazla kullanılıyor.

Kredi kartı kullanımının hem ödemeyi anında yapmamak hem de harcamanın cüzdana etkisini somut olarak görmemek gibi alışverişi kolaylaştırıcı etkileri var. Tabii öte yandan borçlanmayı artması önemli bir stres faktörü oluşturuyor: 2024 yılı Ipsos Türkiye’yi Anlama Kılavuzu çalışmasına göre bireylerin %85’i “Kredi kartı borcumun tamamını ödeyemiyorum” diyor.

  • Kanal ve ürün tercihleri hanelerin fiyatlarla baş etmesinde nasıl rol oynuyor?

Geçtiğimiz yıl market markalı ürünlerin de yüksek fiyat artışı görmesiyle markalı ürünlerle fiyat makasının kapandığını ve bu durumun buradaki büyümeye ket vurduğunu görmüştük fakat 2024 yılında “iyi fiyat için indirim marketi” geleneği geri gelmiş görünüyor: 2024 yılında indirim marketlerine yönelim önemli bir artış gösterdi. Bununla birlikte yerel ve ulusal zincirler de harcamadan aldıkları payı büyüterek hane alışverişlerinde modern kanal harcamasının ağırlığını arttırıyor.

Modern kanala en büyük hareketliliği getiren kategoriler ise genel olarak atıştırmalık ürünler altında topladığımız kek, bisküvi, kraker, cips, çikolata kaplama grubu oldu. Aslında bu kategoriler hızlı tüketim ürünleri büyümesine bu sene hazır yemek, içecek ve bakım ürünleriyle birlikte damga vuran kategoriler oldu. Bu kategorilerde alım miktarının artmasına bağlı olarak yüksek harcama artışları gerçekleşti. Bir başka deyişle, bu kategorilere gerçek anlamda bir tüketici yönelimi oldu.

  • Büyüyen kategoriler neyin sinyalini veriyor?

Özellikle hızlı tüketim ürünleri için alımların ardında somut ihtiyaçlar aramaya daha eğilimliyiz; yemeğin pişmesi gerekiyor, karnın doyması, için ferahlaması, çamaşırın yıkanması, evin temizlenmesi… Ancak özellikle de kaynaklar sınırlı olduğunda hangi ürünlerin seçildiği bu ihtiyaçların ötesinde motivasyonları gözler önüne seriyor. Daralan bütçelerin içinde genişleyen hayaller, umut kıran büyük göstergelerin arasında evlerin içinde yeşeren umutlar var. Pandemiyle birlikte başlayan ev içi tüketim canlılığı ekonomik baskıyla birlikte yeni bir boyut kazanıyor. Bu yeni bir bilgi olmasa da hanelerin hangi kategorilere daha fazla yöneldiği evde değişen yaşam tarzı ve ürünlere yaklaşımla ilgili ipuçları veriyor.

  • Pratiğin peşinde

Örneğin, görece yüksek birim fiyatlı ve de elzem olmayan ürünler sayılabilecek hazır yemek, haşlanmış bakliyat, dondurulmuş yemeye hazır ürünler ve dondurulmuş sebzeler 2024 yılında daha fazla haneye ulaşıyor. Bu hem pratik yemek hazırlığının önem kazandığını hem de dışarıda yapılacak yemek harcamalarına ev içinde alternatif yaratma motivasyonunu gösteriyor.

Pratikliğin önemi sadece mutfakta kendini göstermiyor: Ev işlerini kolaylaştıran akıllı teknolojiler de haneler tarafından giderek daha fazla benimseniyor. Her ne kadar bu ürünlerin tüketiciye erişiminde sosyo-ekonomik statü farkları belirgin olsa da yine de fiyat seviyelerinden beklenmeyecek derecede homojen bir yayılımları olduğu söylenebilir. 2024 yılında Türkiye’de yaklaşık her 10 haneden üçünde airfryer, altısında Türk kahvesi makinesi, ikisinde robot süpürge var. Hanelerin yarıdan fazlasında profesyonel saç şekillendirici, tıraş makinesi var ve sahiplikler üç yıl öncesine göre önemli artışlar gösteriyor. Tabii burada tüketicinin bu ürünlere neye göre kıyaslayarak değer biçtiği önemli bir nokta, “robot süpürge sayesinde temizlikçiyi daha seyrek çağırabiliyorum”, “saç düzleştirici sayesinde kuaföre daha az gidiyorum” diyen tüketiciler için değer oldukça yüksek olabilir!

Hanede sahiplik oranları, 2024% TOPLAM TÜRKİYE
AIR FRYER 29
DKEY/ŞARJLI SÜPÜRGE 27
ROBOT SÜPÜRGE 18
ÇAMAŞIR KURUTMA MAKİNESİ 18
HAMUR YOGURMA MAKİNESİ 11
SAÇ DÜZLEŞTİRİCİ 54
SAÇ MAŞASI 43
TIRAŞ MAKİNESİ 63
LAZER EPİLASYON ALETİ 14

Akıllı teknolojilerin yanı sıra tercih edilen temizlik ürünlerinde de yıl boyunca pratiklik kazandı: Islak yüzey temizlik mendilleri piyasaya çıkışlarından bu yana hane erişim rekorları kırarken “anında etki”, “her yüzeyde kusursuz temizlik”, “kuaförden çıkmış gibi”, “ütü yapılmış gibi” söylemlerini benimseyen ürünler de son derece başarılı oldu ve tüketiciyi pratik yolla arzu edilen etkiye ulaştırma vaadinin iyi çalıştığını kanıtladı.

  • Yeniliklere her zaman yer var

Kısıtlı harcama ortamı markalar için yenilikleri erteleme refleksini devreye sokabiliyor. Oysa ki veriler bu konudaki yaklaşımda çok daha dikkatli bir analizin gerektiğini ortaya koyuyor: 2024 yılında kişisel bakım ve temizlik kategorilerindeki büyümenin %15’ini yeni piyasaya çıkan ürünler meydana getirdi. Yeni ürünlerin toplam hızlı tüketim ürünleri büyümesine katkısı ise %8 oranında gerçekleşti.

Özellikle 2024 yılı yeniliklerinin önemli bir ortak özelliği de piyasa ortalamalarının üzerinde fiyatlarla pazara giriş yapan yeni ürünlerin yüksek rağbet görebilmesi oldu. Bunun en güzel örneklerinden biri Dubai Çikolatası dalgasıydı: En uygun fiyatlısı bile kategori birim fiyatının yaklaşık iki katı seviyesinde olan Dubai çikolataları sadece pazarda kendine yer edinmekle kalmadı, pazarda fıstığa ilgiyi tetikleyerek birim fiyatı en yüksek çikolata olan fıstıklı çikolata dünyasına da yüksek bir büyüme gelmesini sağladı.

Yüksek fiyatlı da olsa bazı ürünlere kucak açmamıza bir örnek de Gurme etiketi: “Gurme” serisi olarak lanse edilen ürünler zaten yüksek olan ve 2024’te daha da yükselen fiyat endekslerine karşın yüksek büyüme yakaladı. Bu etiketi taşıyan ürünler bulundukları kategorilerde ortalama %64 kadar daha pahalı olmalarına karşın hanelerin %49’u tarafından satın alındı.

Yılın devamında yaşanacaklar bu gidişata farklı etkilerde bulunabilecek olsa da şimdilik 2025’in ilk üç ayında gördüğümüz hareketler 2024’ün izlerinden ilerleyen bir yıla işaret ediyor.

  • Alışveriş sıklığı artmaya devam ediyor ve ilk kez pandemi öncesi dünyamızı yakalıyor
  • 2025’e yön verecek anahtar kelimeler 2024’ün mirası üzerinden ilerliyor:
  • Tüketici hayatının kolaylaşmasını istiyor ama kaliteli bir kolaylaşma
  • Çünkü kaynaklar sınırlı ve bu da tüketici tarafında karşılığını alma beklentisini yükseltiyor, tüketici ödediğine değer bir karşılık bekliyor ve bir nevi ürünlerle daha çok ödeşmek” istiyor. 
  • Satın aldıklarından güçlenme hissi toplumumuzda var, bu da kaynaklar kısıtlı olsa da tüketimi kamçılıyor, alışverişin önünü açıyor. Tabii geleceğin belirsizliği ve umut vaad etmemesi sadece bugünü düşünerek hareket etmeyi ve yine harcamayı pozitif etkiliyor:
  • Türkiye’de insanların;
  • %68’i “Başarımı sahip olduğum şeylerle ölçüyorum” diyor. Bu oran araştırmanın yapıldığı 30 ülkenin ortalamasında ise çok daha düşük, %46!
  • %58 ise “Önemli olan bugün hayatın tadını çıkarmaktır, yarın kendi yolunu bulur” diyor. Bu söylem geçtiğimiz yıl %38 idi!

Türkiye tüm bu gelişmelerle hane alışverişlerinin yine suyun üzerinde kaldığı ve makro göstergelerin sönümlendirdiği ışıklara ve sildiği renklere karşın kendi dünyasında parlamayı ve renklenmeyi sürdürdüğü bir yıl yaşadı. Işık ve renkler şüphesiz bir yerlerde var ancak özellikle son yıllarda bunları suyun yüzünde yakalamak mümkün olmuyor, her zamankinden biraz daha fazla derine bakmaya, detaylı analizlere yönelmeye ihtiyaç oluşuyor. Biz de bunu yapmaya ve alışverişçi içgörülerini yakalayıp sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Yaş ilerledikçe pankreas kisti riski de artıyor…

Sindirim sisteminin kritik organlarından biri olan pankreasta ortaya çıkan kistler genellikle belirti vermiyor ve çoğu kez başka tetkikler sırasında rastlantısal olarak fark ediliyor. Kistler büyüdükçe karında şişkinlik, zayıf hastalarda dışarıdan hissedilme gibi belirtilere sebep olabiliyor. Ortalama bir pankreas kistinde kanser riski 10 binde 1 iken özellikle boyutu 2 cm’i aşan kistlerde bu oran 10 binde 20’lere kadar çıkabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Emre Bozkurt, bazı kistlerin zamanla kötü huylu tümöre dönüşebileceğine dikkat çekerek, “Pankreasta oluşan kistik tümörler farklı türlerde olabilir ve her birinin tedavi yöntemi farklılık gösterebilir. Bu nedenle karmaşık bir hastalık grubunu oluştururlar. Özellikle kansere dönüşme potansiyeli taşıyan tümörlerde erken teşhis ve tedavi hayati önem taşır. Çünkü bazı kistlerde kansere dönüşüm oldukça nadir iken, bazı gruplarda daha yüksek olmaktadır. Düzenli kontroller ve uygun tetkikler sayesinde bu kistlerin etkili bir şekilde yönetimi mümkündür” diyor.

Doç. Dr. Emre Bozkurt

Doç. Dr. Emre Bozkurt

Bazı kist tipleri kadınlarda daha çok görülüyor

Hem sindirim hem de endokrin sistemlerde hayati bir rolü olan pankreasta yer alan salgı bezinin içinde ya da dış yüzeyine doğru, zaman zaman 10 cm’den daha büyük olabilen içi sıvı içerik dolu kistler oluşuyor. Bu kistler iyi huylu olabileceği gibi bazen kötü huylu oluşumlara da dönüşebiliyor. Bu nedenle ilk tanı anındaki boyut, içerik ve duvar yapısı gibi bazı özellikler takip planlaması açısından önem taşıyor. Günümüzde MR gibi görüntüleme yöntemlerinin yaygın şekilde kullanımı daha sık pankreas kisti tanısı konulmasını sağlıyor. 50 yaş ve altı bireylerde yüzde 9 olan pankreasta kist saptanma olasılığı 80 yaş üstü bireylerde yüzde 40’lara ulaşıyor. Belirli kist tipleri belli yaş, cinsiyet ve klinik, radyolojik özellikler ile ilişkilendiriliyor. Bazı kistler (solid pseudopapiller neoplazi) 20-30’lu yaşlarda kadınlarda daha sık görülürken, bazıları (seröz kistadenom ile müsinöz kistik neoplaziler) ağırlıklı olarak 50’li yaşlardan sonra saptanıyor ve kadınlarda daha çok görülüyor.

Bu belirtiler pankreas kistine işaret ediyor

Genellikle belirti vermeyen pankreas kistleri büyük olduklarında karında şişkinlik, zayıf hastalarda dışarıdan hissedilme gibi belirtilere sebep olabiliyor. Mide, oniki parmak bağırsağı ve safra yolları gibi çevre organlara basıya bağlı ağrı, yemeklerden sonra bulantı ve sarılık gibi belirtilere de yol açıyor. Bunun dışında tekrarlayan pankreatit atakları, sırt ağrısı, kilo kaybı, sindirilmemiş gıdalar içeren dışkı ve diyabet hastalığı gelişmesi gibi bulgular da kistlere eşlik edebiliyor. Pankreas kistleri saptanması halinde kan tetkikleri ve kistin özelliklerine göre MR ve endoskopik ultrason gibi görüntüleme yöntemlerinden, bazen de Bilgisayarlı Tomografi’den yararlanılıyor.

İyi huylu ve kötü huylu kisti ayırt etmek çok önemli

Pankreas kistlerinin temelde iyi huylu, kötü huylu olma potansiyeli olan ve kötü huylu olmak üzere üç gruba ayrıldığını belirten Genel  Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Emre Bozkurt, “Önemli olan iyi huylu kistleri tanıyabilmek ve aynı zamanda tedavinin gecikmesine engel olmak için kötü huylu olma potansiyeli olan veya kötü huylu olan alt grupları bu iyi huylu kistlerden ayıt etmektedir. İyi huylu kistler yalnızca hastada şikâyete yol açarsa tedavi edilmesi gerekir. Kötü huylu olma potansiyeli olanların uzun süreli yapılandırılmış takip programları ile takip edilmesi, kötü huylu olanların ise zaman kaybedilmeden tedavisi oldukça önemlidir” diyor.

Ameliyatla alınan kistlerdeki kanser olasılığı yüzde 15

Cerrahi olarak tedavi edilen hasta grubunda ameliyatların çoğunun, ileri zamanlarda kistlerde kanser gelişme ihtimali nedeniyle yapıldığını aktaran Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Emre Bozkurt, “Ameliyatlar büyük oranda koruyucu amaçla yapılmaktadır. Ancak cerrahi olarak tedavi edilen hastalardaki kistlerde kanser saptanma olasılığı ise %15’lerdedir. Bu şu anlama geliyor; kistler çıkarılmadan bir süre daha takip edilse, bazı kistlerde kanser gelişebilir.  Bu özel gruptaki kist hastalarında yapılan cerrahi müdahaleler, ileride gelişebilecek ve oldukça ölümcül olabilen pankreas kanserinden koruyucudur. Bu nedenle bu hastalarda tedavi için erken tanı kritik öneme sahiptir. Kistler, hastanın hiçbir şikâyeti olmadan rastlantısal olarak saptansa bile ilk değerlendirme ve niteliğinin ayırt edilmesi de çok önemlidir” sözleriyle uyarıda bulunuyor.

Hastanın ve kistin durumuna göre ameliyat kararı alınıyor

Ameliyat kararı da ameliyatın tipi de kistin kansere dönüşme ihtimali, hastada oluşturduğu belirti ve şikayetler, hastanın genel sağlık durumu ile ameliyata uygunluk gibi durumlara göre değerlendiriliyor. Bu değerlendirmeye bağlı olarak Whipple ameliyatı, pankreasın sol tarafının, boyun-gövde kesiminin ya da yaygın hastalık durumunda pankreasın tamamının çıkarıldığı ameliyatlar tercih edilebiliyor. İyileşme ve günlük yaşantıya dönüş süresi ameliyatın tipine göre değişiklik gösteriyor. Ameliyattan sonra pankreas dokusunda yeniden kistik hastalıklar gelişebileceği için hastaların, patoloji sonuçlarının da göz önünde bulundurularak takip edilmesi gerekiyor.

İyilik İçin Sanat Derneği 10. yılını sergi ile kutladı

İyilik İçin Sanat Derneği, genç sanatçıları desteklemek, onlara üretim alanları sağlamak ve çağdaş sanatın gelişimine katkıda bulunmak amacıyla çıktığı yolculukta 10. yılını anlamlı bir sergiyle kutladı.

Derneğin her yıl düzenlediği ve genç sanatçıların bir yıl boyunca yürüttüğü üretim sürecini görünür kılan “Pasajda Bir Yıl” projesinin 5. Dönem sergisi, Galeri Deniz’de sanatseverlerle buluştu.

Yepyeni ikonik MICRA altıncı nesliyle geri dönüyor

B segmentine damga vuran Nissan MICRA, yepyeni görünümü, tamamen elektrikli altıncı nesili ile yollara geri dönüyor. İddialı kişiliğini sıfır emisyonlu mobilite ile birleştiren yepyeni MICRA, önceki beş jenerasyonunun başarısı, 40 yılı aşan popülerliği ile ikonik kompakt model olma iddasını farklı ve yeni karakteri ile devam ettirme iddiasını sürdürecek. Yeni Nissan MICRA 2025 yılı sonunda Avrupa’da ve 2026 yılında da Türkiye’de satışa sunulacak.

İddialı tasarım

Nissan’ın Londra’daki Avrupa Tasarım Merkezi’nde (NDE) tasarlanan Yepyeni MICRA, SUV benzeri bir tasarım, sade ve düzenli yüzeyler ve baştan sona ince detaylarla premium bir dış görünüme sahip olacak.

Tamamen Yeni MICRA, ister sade, güçlü ve ince bir görünüm, ister öne çıkmayı sevenler için cesur ve baş döndürücü bir görünüm olsun, her ihtiyaca uygun olarak 14 dış renk ile sunulacak. Ayrıca, gövde rengini siyah veya gri tavanla birleştirme seçeneği sunan iki tonlu renkler de her zevkten sürücü için ayırt edici bir görünüm sağlayacak.

Nissan MICRA

İç mekan zarafeti

Japonya’nın en ünlü simgesi Fuji Dağı’nın kalıplanmış bir taslağı da dahil olmak üzere ince gizli tasarım özellikleriyle Japon mirasına da işaret ediyor. “Kabinde yaşam, farklı kaplamalar, aydınlatma ve daha fazlası ile müşteri tercihlerine göre net ve farklı bir ambiyans yaratacak şekilde tasarlandı. Farklı renklerin, malzemelerin ve kaplamaların özenle seçilmesi kabine farklı kişilikler kazandırıyor.

Nissan MICRA

Kompakt ve Kullanışlı

4 metrenin altında uzunluğu ve 1,8 metreden daha az genişliği ile Yeni MICRA, ağırlığının çok üzerinde bir performans sergiliyor ve şehir hayatının dar virajları ve yoğun yollarına mükemmel uyum sağlıyor. 2,54 metrelik dingil mesafesi iç mekanda daha fazla alan sağlarken, yolda dinamik bir duruş, çeviklik ile optimum denge sağlıyor.

Nissan MICRA

408km’ye varan menzil ve etkileyici hızlı şarj ile kusursuz elektrikli araç sürüşü

İlk kez tamamen elektrikli bir model olarak sunulan tamamen Yeni MICRA, günlük yaşam için mükemmel olan EV sürüşü sunuyor. 40kWh ve 52kWh olmak üzere iki batarya seçeneği bulunan model, bir şehir otomobili için önemli bir güç ve menzil sunuyor:

Pil kapasitesi* 40kWh* 52kWh*
Maksimum güç 90kW 110kW
Maksimum tork 225Nm 245Nm
Menzil 310km 408km
Ağırlık 1400kg 1524kg

Tamamen Yeni MICRA sınıfındaki en iyi hızlı şarj seçeneklerinden birini de sunuyor.

Nissan MICRA

Singer MOMENTO ile harikalar yarattı

Dikiş makinesi markası Singer, tasarımı özgürleştiren ve yaratıcılığa ilham veren yeni hobi kesim makinesi MOMENTO’yu, özel bir davetle tanıttı.

Etkinlik, Ece Vahapoğlu’nun enerjik sunumuyla başlayan tanıtımda Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak’ın ürün hakkında bilgi verdi.

Etkinlik, Ece Vahapoğlu’nun enerjik sunumuyla başladı ve sahneye davet edilen Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak’ın konuşmasıyla devam etti.

Parlak “MOMENTO, sadece bir hobi kesim makinesi değil; aynı zamanda kişisel tasarımları gerçeğe dönüştürmeyi kolaylaştıran yaratıcı bir asistan. Hobi tutkunlarından profesyonel tasarımcılara kadar geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden MOMENTO ile özgün fikirlerin hayata geçmesini destekliyoruz.” şeklinde konuştu.

Modacı Tuvana Büyükçınar, Singer MOMENTO ile yaptıklarını konuklara gösterirken, ürün hakkında da bilgi verdi. Büyükçınar, “Ürün, yaratıcılığı besleyen ve fikirleri gerçeğe dönüştüren bir teknoloji sunuyor. Moda dünyasında her zaman hayalleri gerçeğe dönüştürmek için farklı yollar arıyoruz. MOMENTO, bunu çok daha kolay ve erişilebilir kılıyor. Sadece moda değil; ev tekstilinden aksesuara kadar pek çok alanda hayal gücünü pratiğe dönüştürmeyi mümkün kılıyor. Bence MOMENTO, üretmek isteyen herkesin yanında olması gereken ilham verici bir yol arkadaşı.” dedi.

Lansman kapsamında Büyükçınar, MOMENTO ile şık ve özgün bir ceket tasarladı. Ceketin tasarım süreci de özel olarak hazırlanan bir video ile izleyicilerle paylaşıldı.

MOMENTO, Cam, ahşap, vinil, kâğıt, karton, keçe ve kumaş gibi pek çok farklı yüzeye uygulama yapabilme özelliğiyle dikkat çeken MOMENTO, malzeme çeşitliliği açısından da kullanıcılarına sınırsız bir yaratıcılık alanı sunuyor.

Hyundai INSTER şimdi Türkiye’de

Hyundai Motor Türkiye, uzun zamandır beklenen A – SUV segmentindeki kompakt elektrikli modeli INSTER’ı satışa sundu.

Hyundai, INSTER modelini satışa sunmasıyla birlikte Hyundai, tamamen elektrikli SUV segmentindeki varlığını güçlendiriyor. INSTER, sıradan bir model olmanın çok ötesinde, dikkat çekici tasarım konsepti, kendinden emin duruşu, etkileyici iç mekanı ve çok yönlülüğü ile küçük bir SUV’un da son derece etkileyici olabileceğini kanıtlıyor. Tamamen elektrikli modelin genel tasarım konsepti, Hyundai’nin EV kimliğini somutlaştıran, özellikle dış kısımdaki piksel ışık özelliğinde belirgin olan ayırt edici bir tasarımla karakterize edilen, fütüristik ve yüksek teknolojili unsurların bir karışımı olarak öne çıkıyor. İç tasarım ise heyecan verici ve ilgi çekici kullanıcı deneyimleri yaratmaya odaklanıyor.

Hyundai INSTER

INSTER, 2021’de satışa sunulan ve yalnızca Kore’de üretilen benzinli CASPER’ın tasarım mirasını baz alıyor. Hyundai’nin Kore dışındaki diğer pazarlar için stratejik olarak geliştirdiği INSTER’in stili, daha fazla iç alan ve sağlam bir yol tutuşu sunmak için uzatılmış gövdeden oluşuyor. Geniş bir dingil mesafesi ile desteklenen otomobil, her ne kadar A segmentinde yer alsa da kendinden çok daha büyük araçlarla yarışır bir iç mekan konforu sunuyor. Böylelikle, tam olarak A segmenti ile B segmenti kompakt modeller arasında konumlanıyor.
INSTER’ın dış görünümü, düz, temiz yüzeyler ve uyumlu ön ve arka stil ile sağlam ancak kompakt bir SUV gövde profiline sahip. Yüksek teknolojili görünümü, fütüristik LED gündüz farı imzası ve piksel desen LED ön sinyal lambaları, stop lambası ve tamponu ile diğer küçük EV’lerden farklılaşarak cesur ve göz alıcı bir izlenim yaratıyor. Aracın ön ve arka tarafındaki eklentiler ise sağlam görünümünü artırıyor ve ek koruma sağlıyor.

Hyundai INSTER

Piksel desenine sahip parlak siyah ön ızgara ve uyumlu ön ve arka kapı kemer çizgileri, şık ve tutarlı tasarıma katkıda bulunuyor. Tavan raylarının tasarımı ise hem stil hem de işlevsellik katıyor. Hyundai’nin Kore kökenleri, hanji kağıdının doğal tonlarından esinlenen INSTER’ın renk paletinde yansıtılıyor. Geleneksel olarak, bu özel kağıt, yerel kağıt dut ağacının iç kabuğundan el yapımı olarak yapılıyor.

Ferah iç mekan
INSTER’in iç mekanı da genişletilmiş 10,25 inç dijital gösterge paneli, 10,25 inç bilgi-eğlence dokunmatik ekranı ve daha geniş bir ferahlık hissi yaratan sıkıştırılmış bir konsolda kablosuz şarj yuvası ile sürücü için yükseltilmiş rahatlık sağlıyor. Piksel teması, direksiyon simidindeki grafiklerle tekrarlanarak modelin yüksek teknoloji imajını güçlendiriyor. Harita cepleri ile ekstra depolama alanı sağlanıyor. Aracın standart iç mekan rengi ise bej olarak hazırlanıyor. İlk sıra, kabinde daha iyi hareket kabiliyeti için geliştirilmiş bir geçiş yolu sunarak sürücü ve ön yolcu koltukları arasında kolay erişim sağlıyor. Sürücü koltuğu da dahil olmak üzere tüm koltuklar, artırılmış çok yönlülük için düz bir şekilde katlanabiliyor. Arkadaki 50/50 kayan ve yatırılabilen koltuklar, daha fazla konfor ve daha geniş bacak mesafesi için geriye taşınmış.

Hyundai INSTER

Üstün bir şarj deneyimi
INSTER, standart olarak 11 kW’lık bir yerleşik şarj cihazıyla donatılmış. DC hızlı şarj cihazı kullanıldığında, INSTER yaklaşık 30 dakikada %10 ila %80 oranında şarj edebiliyor. INSTER’ın menzili ise 49 kWh bataryasıyla 360 kilometre (WLTP). DC hızlı şarj kapasitesi, uzun mesafelerde seyahat ederken kısa duraklamalara olanak tanıyor. Araç, özellikle daha soğuk iklimlerde şarj performansını artıran bir batarya ısıtma sistemiyle donatılmış. Yüksek verimli ısı pompası, enerji kullanımını optimize ederek aracın genel performansına ve menziline katkıda bulunuyor.

Hyundai INSTER

Performans
Otomobil, 84,5 kW (115 PS) güç üretirken tek bir motorla hareket ediyor ve maksimum tork değeri ise 147 Nm. Aracın 100 km’deki ortalama enerji tüketimi ise 15,3 kWh olarak veriliyor.
INSTER, McPherson destekli ön süspansiyon ve birleştirilmiş burulma kirişli arka aks ile hassas bir sürüş sunuyor. Bu sistem, rahat kullanım için Kolon tipi Motor Tahrikli Hidrolik Direksiyon ile tamamlanmış. Araç, engebeli yollarda, hız tümseklerinde ve otoyollardaki bozuk zeminde darbeleri emerek dengeli ve keyifli bir sürüş sunuyor. Buna ek olarak INSTER, güç dağıtımı, otomatik tutma, tam durma özellikli akıllı hız kontrolü ve adaptif rejeneratif frenleme gibi gelişmiş özellikler sunuyor. Güçlendirilmiş gövde sızdırmazlığı ve kalın kapı camı gibi gelişmiş yalıtım donanımları da yol gürültüsünü ve titreşimleri önemli ölçüde azaltıyor. INSTER, tam kapalı arka tampon ve aktif hava kapağı gibi aerodinamik iyileştirmelerle 0,309’luk bir sürtünme katsayısına ulaşıyor.

Bu belirtiler böbrek taşını işaret eder

Çağımızın en önemli sağlık problemlerine neden olabilen obezite, düzensiz beslenme ve hareketsiz yaşam, böbrek taşı oluşumu riskini de artırıyor. Geçmiş dönemlerde erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla görülen böbrek taşları, günümüzde kadınlar ve çocuklarda da sık görülmeye başladı. Hiçbir belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebilen böbrek taşı çoğu zaman hastaların başka bir şikayet için gittikleri doktor kontrollerinde ortaya çıkıyor. Toplumda her 10 kişiden birinin hayatının bir döneminde karşılaştığı böbrek taşı sorunu; yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, hareketli yaşam ve ideal kiloya dikkat edilmesi ile kontrol altına alınabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Yılmaz Salman, böbrek taşlarının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. Mehmet Yılmaz Salman

Doç. Dr. Mehmet Yılmaz Salman

Toplumun %15’i hayatının bir döneminde böbrek taşı ile karşılaşıyor

Tüm dünya nüfusunun %15’inden fazlasında görülen böbrek taşı, coğrafi faktörler ve yaşam koşulları nedeniyle ülkemizde de bu oranlarda görülmektedir. Böbrek taşının en önemli sebepleri şunlardır;

  • Genetik faktörler: Birinci derece akrabalarında böbrek taşı öyküsü olanlarda taş riski daha yüksektir.
  • Yetersiz sıvı tüketimi:
  • Beslenme: Hayvansal besinler, tuz, şeker ve oksalat içeren gıdalar böbrek taşı riskini artırır.
  • Obezite ve hareketsiz yaşam: Günümüzün en önemli sağlık problemlerinden birisi olan fazla kilo ve hareketsiz yaşam böbrek taşı da neden olur.
  • Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları: Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve bazı hastalıklar böbrek taşı riskini artırır.
  • Yaş ve cinsiyet: Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla görülen böbrek taşı riski 30 yaşından sonra artar ve günümüzde kadınlar ve çocuklarda da sık görülmeye başlamış durumdadır.
  • Coğrafi ve iklimsel faktörler: Ülkemiz gibi sıcak iklimlerde yaşayan bireylerde böbrek taşı oluşma riski daha fazladır.
  • Böbrek taşı geçmişi: Böbrek taşı geçmişi olan hastalarda ilk taş düşürüldükten sonraki 5 yıl sonra tekrarlama riski %50’nin üzerindedir. 

Böbreğin içinde bekleyen taş dayanılmaz ağrılarla kendisini belli edebilir

Böbrek taşı denilince çoğu kişinin akla aniden başlayan dayanılmaz bel ağrıları gelir. Ancak böbrek taşları kendini belli etmeden, hiçbir belirti vermeden böbrek içerisinde senelerce saklı kalabilmektedir. Hiçbir ağrı şikayeti olmayan hastalar, çoğu zaman farklı bir hastalık nedeniyle doktora başvurduğunda çekilen ultrason ya da tomografide böbrek taşı hastası olduğunu öğrenmektedir. Hastalarda dayanılmaz ağrılara neden olan taşın kendisi değil, idrar kanalındaki idrar akışını engellenmesidir. Böbrek taşı ilk olarak kristal şeklinde (halk arasında kum olarak isimlendirilir) oluşur. Sağlıklı bir böbrekte ve günlük yeterli miktarda su tüketen kişilerde bu kristaller idrar ile atılarak birikim yapmazlar. Fakat kişinin böbrek yapısı idrar akışını yavaşlatacak şekilde ise ya da yeterli akım oluşacak kadar sıvı tüketimi yoksa bu kristaller böbrekte birikerek ve birleşerek taşa dönüşebilmektedir. İdrar akışını engelleyecek boyuta geldikten sonra hastanın yaşam konforunu olumsuz etkileyen böbrek taşları kendilerini bu belirtilerle gösterir;

  • Şiddetli ağrı
  • İdrarda kan
  • İdrar yaparken yanma
  • Sık idrara çıkma
  • Farklı idrar kokusu
  • Mide bulantısı
  • Ateş veya üşüme

 Hastaya özel yöntemlerle böbrek taşı tedavi edilebiliyor

Bu belirtiler, taşın idrar yollarında tıkanıklığa neden olması veya enfeksiyon gelişmesi durumunda daha belirgin hale gelebilir. Bu taşların oluşma sebeplerinin belirlenmesi tedavi başarısı açısından çok önemlidir. 2 cm’den küçük boyutlardaki böbrek taşları, vücut dışı şok dalga tedavisi (ESWL) ya da idrar kanalından girilerek böbreğin içine kıvrımlı aletlerle ulaşılan ve taşın lazer ile kırılıp toz haline getirildiği Retrograd intrarenal cerrahi (fleksible üreteroskopi) yöntemi ile tedavi edilmektedir. 2 cm’den büyük taşlarda ise bel bölgesinden açılan 1 cm’lik kesi ile böbreğin içine girilerek taşların kırılması ile böbrekten temizlenebilmektedir. Tekrarlayan böbrek taşlarında tedavi sonrasında taşların oluşma nedenleri belirlenerek hastaya özel tedavi programları uygulanır. Doktor kontrolünde uygulanan bu tedaviler dışında hastanın kilo kontrolü, dengeli beslenmesi, fiziksel aktivite durumu, yeterli su alımı, önerilen miktarda tuz ve şeker tüketmesi önemlidir.

Ruken Adıbelli “Plastik Reformasyon”

Plastik atıkların yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sanatsal bir değer taşıyabileceğini gözler önüne seren sanatçı Ruken Adıbelli’nin “Plastik Reformasyon” sergisi, Parex desteğiyle 27 Mayıs – 1 Haziran tarihleri arasında Yapı Kredi bomontiada GALERİ’de sanatseverlerle buluşuyor.

İleri dönüştürülen atık plastik poşetlerle, boya kullanılmadan üretilen eserler, plastiğin yalnızca bir atık değil; farkındalık yaratacak bir anlatım aracı olabileceğini gösteriyor.

19 Mayıs bayramını denizde kutladılar

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Didim’de denizle buluştu. Duja Hotels’in ana sponsorluğunda, Didim Yelken Kulübü ve Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü (TAYK) iş birliğiyle düzenlenen yat yarışı hem spor hem de milli bayram coşkusunu Ege’nin mavi sularına taşıdı.

Organizasyonun açılışı, Duja Hotels ev sahipliğinde Duja Didim’de düzenlenen özel bir kokteyl ile gerçekleştirildi. Sporcular, davetliler ve destekçiler keyifli bir atmosferde bir araya gelerek yarış heyecanını paylaştı.

Duja Hotels ve D-Marin’in değerli katkılarıyla hayata geçirilen organizasyon, Didim açıklarında gerçekleşen renkli ve rekabet dolu mücadelelerle hafızalarda yer etti. Katılımcılar Destek A ve Destek B gruplarında yarıştı. Destek A Grubunun şamnpiyonu Zeyla isimli tekne olurken, destek B grubunda ise Kayık Orsa birinci oldu.

Didim Yelken Kulübü ve TAYK yetkilileri, gençleri denizle buluşturmayı ve yelken sporunu geniş kitlelere tanıtmayı hedefleyen bu tür organizasyonların, Duja Hotels gibi spora ve sporcuya gönülden destek veren markalar sayesinde daha da güçlendiğini vurguladı.