Yazılar

Gökhan Türkmen sırtına yaptığı dövmeleri paylaştı

Gökhan Türkmen, geçtiğimiz günlerde yeni dövmesini sosyal medya hesabında paylaştı. Vücudunun çeşitli yerlerinde dövmeler bulunan Türkmen, tüm sırtına yaptırdığı özel tasarlanan dövmelerin fotoğrafını çekip sevenleri ile paylaştı. Uğur Haseki’nin yaptığı dövmeleri paylaşan Türkmen, ‘ellerine sağlık kardeşim nefis oldu.’ notuyla mutluluğunu dile getirdi.

Uzun yol sonrası otomobilinizde neleri kontrol etmelisiniz?

Uzun yolculuklar hem sürücüler hem de araçlar için yorucu olabilir. Yola çıkmadan önce gerekli hazırlıkları yapmak ne kadar önemliyse, yolculuk sonrasında da aracınızın bakımını ve kontrolünü yapmak o kadar önemlidir. Yolculuk boyunca maruz kaldığı farklı koşullar, aracınızın bazı bileşenlerinde aşınmalara ve yıpranmalara neden olabilir. Bu nedenle, uzun bir yolculuğun ardından aracınızın güvenliğini ve performansını sağlamak için belirli kontrolleri yapmak büyük önem taşır.

Lastikler ve Hava Basıncı

Uzun yolculuklar, lastiklerde aşınmaya ve basınç düşmesine yol açabilir. Bu nedenle, lastiklerinizi düzenli olarak görsel olarak kontrol etmeli ve lastik basıncını üretici önerilerine göre ayarlamalısınız. Doğru lastik basıncı, yakıt tasarrufu sağladığı gibi sürüş güvenliğini de artırır. Düşük basınçlı lastikler, yol tutuşunu azaltır ve fren mesafesini uzatır, bu da kazalara sebep olabilir. Ayrıca düzenli kontroller, lastiklerin ömrünü uzatarak maliyetleri düşürür. Bu basit adımlar daha güvenli ve ekonomik bir sürüş deneyimi sunar. Unutmayın, yolculuk öncesi yapacağınız küçük kontroller büyük farklar yaratabilir.

Motor Yağı ve Diğer Sıvılar

Motor yağı, soğutma sıvısı, fren sıvısı ve direksiyon hidroliği gibi araç sıvılarını kontrol etmelisiniz. Uzun yolculuklarda motor yağı seviyesi düşebilir veya diğer sıvılar eksilebilir. Bu sıvıların yeterli seviyede olduğundan emin olun ve gerekirse tamamlamalısınız. Motor yağı, motorun sağlıklı çalışması için kritik öneme sahiptir. Düşük seviyelerde motorun aşırı ısınmasına ve zarar görmesine neden olabilir. Soğutma sıvısı, motorun uygun sıcaklıkta çalışmasını sağlar, fren sıvısı fren sisteminin etkinliğini korur ve direksiyon hidroliği, direksiyonun düzgün çalışmasına yardımcı olur. Bu kontroller, aracınızın performansını ve güvenliğini korur.

Fren Sistemi

Frenlerin doğru çalışması hayati önem taşır. Fren pedalının tepkisini kontrol etmeli ve fren balatalarında aşınma olup olmadığını gözlemlemelisiniz. Frenlerin ses çıkarması veya normalden farklı bir şekilde tepki vermesi durumunda bir uzmana başvurmalısınız. Fren sisteminin düzgün çalışması, sürüş güvenliğini doğrudan etkiler. Fren pedalının sert veya yumuşak olması, fren balatalarının aşınmış veya bitmiş olabileceğini gösterebilir. Ayrıca fren disklerinde veya balatalarında herhangi bir anormallik fark ederseniz, hemen profesyonel bir kontrol yaptırmak önemlidir. Düzenli fren kontrolleri, potansiyel sorunları önceden tespit ederek kazaları önler ve güvenli bir sürüş sağlar.

Farlar ve Aydınlatma Sistemi

Farlar, sinyal lambaları, stop lambaları ve diğer aydınlatma sistemlerinin doğru çalışıp çalışmadığını kontrol etmelisiniz. Uzun yolculuklar sırasında bu sistemlerde arıza meydana gelebilir. Arızalı bir aydınlatma sistemi hem sizin hem de diğer sürücülerin güvenliğini tehlikeye atabilir. Özellikle gece veya kötü hava koşullarında, doğru çalışan aydınlatma sistemleri hayati önem taşır. Farların ve sinyal lambalarının düzgün çalışması, yolun ve diğer araçların görünürlüğünü artırır. Stop lambalarının çalışması, arkadan gelen sürücülere fren yaptığınızı bildirir. Düzenli kontroller ve gerekli onarımlar, güvenli sürüş deneyimini destekler ve kazaların önlenmesine yardımcı olur.

Genel Temizlik ve Bakım

Uzun bir yolculuktan sonra aracınızın içi ve dışı kirlenmiş olabilir. Aracınızı temizlemek sadece estetik açısından değil, aynı zamanda araç içindeki hava kalitesini ve sürüş konforunu artırmak için de önemlidir. Toz, kir ve diğer kalıntılar araç içindeki havayı olumsuz etkileyebilir, bu nedenle düzenli temizlik sağlıklı bir sürüş ortamı sağlar. Ayrıca camları ve aynaları temizleyerek görüşünüzü iyileştirmelisiniz. Temiz camlar ve aynalar, daha net bir görüş sağlar, bu da sürüş güvenliğini artırır. Araç temizliği, düzenli bakımın bir parçası olarak, aracınızın ömrünü uzatır ve genel performansını korur.

Generali Sigorta

Bodrum Touch Sanat’ta iki sergi birden

Ahmet Yeşil’in “İz/ler Üzerine” Sergisi ve Gülten İmamoğlu’nun “Evrenin Tözü” Sergisi Bodrum Touch Sanat’a sanatseverlerle buluştu.
Ahmet Yeşil’in “İz/ler Üzerine” Sergisi “iz/ler” kavramının eksenindeki çalışmalarını bir araya getiriyor. Eserlerinde oldukça geniş bir renk paleti kullanan sanatçı, ip ya da urgan gibi formların kıvrımlandığı ve katlandığı bir görsellikte sanatın geleneksel sınırlarına meydan okuyor. Bu benzersiz üslubu ile Ahmet Yeşil, ilk bakışta sıradan gibi görünen malzemeleri ve izlenimleri düşündürücü görsel deneyimlere dönüştürüyor. Kıvrımlı formlarla izleyicileri resimsel alanı keşfetmeye davet ediyor.

Gülten İmamoğlu’nun “Evrenin Tözü” Sergisindeki eserleri ise varlık, yaratılış, zaman, yaşam, doğum, ölüm, aşk, tutku ve kolektif bilinç gibi felsefenin kalbinin attığı sonsuz soruların mitsel köklerine inerken, yaşamın anlamını taçlandırmanın yollarını arıyor.  Sanatçının bu sergi için özenle oluşturduğu seçkisinde Evrenin Tözü’ne dair ipuçlarını yakalamak sanatseverlere kalıyor.

Touch Sanat : Hebil Caddesi No:11/43 Göltürkbükü Bodrum

İletişim için: 0536 846 2559

Her boyun ağrısı, fıtık değildir!

Ofis hastalıkları arasında en sık görülenlerden birini boyun fıtığı oluşturuyor. Özellikle Covid-19 pandemisi döneminde evden çalışma, saatlerce masa başında ekrana kilitlenme ve hareketsizlik derken son yıllarda boyun ağrılarından yakınanların sayısı hızla arttı. Acıbadem Taksim Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce “Sürekli bilgisayar ekranına bakma işlemi boyun hareket ve omurga duruşunu ciddi oranda bozarak boyun fıtığına zemin hazırlamaktadır. Masa başı çalışma olarak tanımladığımız sürekli aynı pozisyonda oturmak ve ayrıca bu esnada duruş bozukluğuna maruz kalmak da boyun fıtığının sebepleri arasında yer almaktadır” diyor. Buna karşın her ağrının boyun fıtığı anlamına gelmediğini ve tedavinin çoğunlukla ameliyat gerektirmeden yapılabildiğini belirten Doç. Dr. İsmail Yüce, pek çok kişinin hayatını kabusa çeviren, aynı zamanda verimlilik kaybına da yol açabilen boyun fıtığı hakkında bilinmesi gereken 6 önemli noktayı yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. İsmail Yüce

Doç. Dr. İsmail Yüce

  • Her ağrı, fıtık anlamına gelmez!

Boyun fıtığında ilk akla gelen boyun ağrısı olmakla birlikte aslında tek başına boyun ağrısı nadiren boyun fıtığı kaynaklıdır. Boyun ağrısı çoğunlukla boyun çevresi kaslarından ve omurga diziliminin gerekli eğimde olmamasından kaynaklanır. Bu sorun yaygın olarak ‘boyun düzleşmesi’ olarak tanımlanır.

  • Bu şikayetler eşlik ediyorsa!

Boyun ağrısına eşlik eden kol ya da kollarda ağrı, uyuşma, his ya da kas gücü kaybı şikayetleri var ise ağırlıklı olarak boyun fıtığını düşündürür ve gerekli tetkikler yapılarak kesin tanı konulur.

  • Risk faktörlerine dikkat!

Boyun fıtığı ani ve kontrolsüz şiddetli hareket ya da travma ile kısa sürede meydana gelebilmektedir. Bu nedenle ani hareketlerden ve boyun eklemlerine zarar verecek hareketlerden kaçınmak gerekir. Masa başı çalışma ve özellikle bilgisayar karşısında uzun zaman geçirmek de hareket ve omurga duruşunu bozacağı için zamanla fıtık oluşumuna yol açmaktadır.

  • Masa başında birkaç saniyelik egzersiz bile fayda sağlıyor

Boyun sağlığı için düzenli boyun egzersizlerini ihmal etmemek gerekir. Ofis ortamında da masanızda oturarak basit boyun egzersizlerini birkaç saniye kolaylıkla yaparak boyun sağlığınıza destek sağlayabilirsiniz. Doktorunuzun vereceği egzersizleri düzenli yaparak boyun fıtığının önüne geçebilirsiniz. İlerlemiş ve tedavi edilmemiş boyun fıtığı kalıcı hasara hatta felce bile neden olabilir.

  • Ne zaman ameliyat gerekir?

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İsmail Yüce “Öncelikli olarak boyun fıtığı olan hastalarımızın çok azını ameliyat ederek tedavi ediyoruz. Konservatif tedaviler dediğimiz cerrahi dışı tedaviler ilk seçeneklerimiz olmaktadır. Boyun çevresi kaslarını güçlendirici egzersizler ve fizik tedavi uygulamaları, bunların arasında ilk sıralarda yer alır. Cerrahi tedavinin öncelikli sebepleri şiddetli, dayanılmaz, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ve hayat kalitesini bozan ağrı, kol ya da kollarda güçsüzlük, his kaybı şikayetleridir” diyor.

  • Kapalı ameliyat (Minimal invaziv cerrahi) iyileşme süresini kısaltıyor

Boyun fıtığında minimal invaziv cerrahi denilen kapalı ameliyat ile omurgaya yabancı cisim koymadan sadece bası oluşturan disk bölümünün çıkarılabildiğini belirten Doç. Dr. Yüce şöyle konuşuyor: “Minimal invaziv cerrahi tedavilerde omurgalar arasına materyal konulmadığı ve boyun omurga dinamiği bozulmadığı için ameliyat sonrasında boyunluk kullanımı gerekmemektedir. Ameliyatın ertesi günü hasta taburcu edilmekte ve yaklaşık 20 gün sonra normal hayatına dönebilmektedir. Kol ya da kollarda güçsüzlük cerrahi tedavi sonrasında devam ediyor ise fizik tedavi süreci tedaviye dahil edilecektir.”

Tatlı krizine çözüm

Tatlıya düşkünlük ve tatlı yeme isteğine karşı koyamamak sıklıkla rastlanan bir durum. Tatlı krizinin masum bir kaçamak gibi görünse de fazla şekerin vücuda verdiği zarar nedeniyle sağlığı tehdit ettiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Tatlı krizleri toplumda kendi alt kültürünü oluşturacak ölçüde yaygın görülüyor bu da ciddi bir sorunun habercisi. Tatlı krizinin nedenleri; stres, regl dönemi, genetik yapı, uyku bozuklukları ve kişinin kendini şartlandırması olarak sıralanabilir” dedi. Prof. Dr. Nevrez Koylan tatlı yeme isteğini yönetebilmenin yollarını paylaştı.

Tatlı krizlerinin genellikle öğün aralarında, akşam saatlerinde veya stresli dönemlerde daha yoğun bir şekilde kendini hissettirdiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Yoğun tatlı yeme isteği, kan şekeri düzeyinin ani düşüşü veya beyindeki ödül sistemiyle ilgili olabilir. Tatlı krizleri bir kısmı fizyolojik ve bir kısmı da psikolojik olmak üzere pek çok nedenden ötürü ortaya çıkabilir. Sağlıklı bir beslenme programı, düzenli egzersiz ve stres kontrolü gibi yöntemlerle tatlı krizlerini kontrol altında tutmak mümkün” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Nevrez Koylan, sağlıklı bir yaşam sürdürmek için aşırı tatlı yeme isteğiyle baş edebilmeyi kolaylaştıran 8 öneriyi sıraladı:

Prof. Dr. Nevrez Koylan

Prof. Dr. Nevrez Koylan

Beslenme alışkanlarınıza dikkat edin

Karbonhidrat, protein ve yağ dengesi sağlandığında kan şekeri seviyesi daha stabil olur ve tatlı isteği azalır. Yüksek proteinli gıdalar da daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar ve kan şekeri dalgalanmalarını önler. Lifli gıdalar ise sindirimi yavaşlatarak kan şekeri seviyesinin dengelenmesine yardımcı olur. Ayrıca gün içinde küçük ama sık öğünler yemek de kan şekerini dengede tutmaya yardımcı olur ve tatlı krizlerini azaltır.

Ruhsal gerilimlerinizi kontrol altında tutmayı öğrenin

Stres, tatlı krizinin başlıca nedenlerinden biridir. Stresten kurtulmak veya stresi yönetebilmek için çeşitli teknikler bulunabilir. Stresi veya diğer olumsuz duyguları kontrol altında tutmak duygusal açlığın da ortadan kalkmasına yardımcı olabilir. Bu konuda kendinizi eğiterek farkındalık kazanmaya çalışın. Gerekli olan durumlarda bir uzmanın yardımına başvurun.

Hayatınızdan hareketi çıkarmayın

Egzersiz, tatlı krizlerini yenmek için etkili bir yöntemdir. Fiziksel aktivite, kan şekeri seviyesini düzenler ve endorfin salgılanmasını artırarak tatlı isteğini azaltır.

Tatlı ihtiyacınızı sağlıklı meyvelerden giderin

Kişi hayatından tatlıyı tamamen çıkartmak yerine doğal tatlandırıcılar ve düşük kalorili tatlılar tercih edebilir. Bu çok daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme alışkanlığıdır.

Uyku düzeninize önem verin

Yetersiz uyku, hormon dengesizliklerine dolayısıyla da tatlı krizlerine neden olabilir. Bu yüzden yeterli, düzenli ve kaliteli bir uyku tatlı krizlerini önlemeye yardımcı olur.

Vücudunuzu susuz bırakmayın

Yeterli su tüketimi tatlı krizlerini azaltabilir. Bunun sebebi vücudun susuz kalması durumunda ortaya çıkan belirtilerin tatlı isteğiyle karıştırılabiliyor olmasıdır.

Mineral eksiklerine dikkat edin

Krom ve magnezyum eksikliği tatlı yeme isteğine yol açabileceği için yeterli düzeyde tüketilmesine dikkat edilmeli.

Gerekli noktada psikolojik destek alın

Tatlı krizleriyle baş edilemediği durumlarda iki temel uzmandan yardım alınabilir. Birincisi, bir diyetisyenden beslenme alışkanlarınızı değiştirmek için yardım talep edebilirsiniz. İkincisi de sorunun psikolojik boyutu için bir psikologdan terapi desteği alabilirsiniz.

Domatesin bilinmeyen faydaları

Sağlık açısından birçok faydası olan domates Türk mutfağının da olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Zengin besin içeriği ve antioksidan özellikleri ile kalp, cilt ve göz sağlığını koruyor, sindirim ve bağışıklık sistemini destekliyor. Domatesi taze, mevsiminde ve organik tüketmek gerekiyor. Domatesin pişirilmesi veya işlenmesi, içinde bulunan değerli bir antioksidan olan likopenin de faydalarını artırıyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Sinem Türkmen, domatesin sağlığa faydaları ve bu mevsimde konserve domates yapılırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Domates (Solanum lycopersicum), patlıcan, biber ve patatesle birlikte patlıcangiller familyasına ait bir meyvedir. Çoğunlukla sudan oluşur, karbonhidrat içeriği ise oldukça düşüktür. Domates, C, A, K vitamini, potasyum ve folat açısından zengindir. Ayrıca diyet lifi ve antioksidanlar içerir. Domatese güzel kırmızı rengini likopen adı verilen bir antioksidan vermektedir. Kırmızı rengin dışında mor, sarı, turuncu ve yeşil renkte olan domates türleri de bulunmaktadır.

Uz. Dyt. Sinem Türkmen

Uz. Dyt. Sinem TürkmenUz. Dyt. Sinem Türkmen

Zengin antioksidan içeriği ile kanserden korunmaya yardımcı

Antioksidanlar hücrelere zarar verebilecek ve bağışıklık sistemini etkileyebilecek serbest radikaller adı verilen moleküllerle savaşır. Domates likopen açısından zengin bir besindir. Likopen; akciğer, mide veya prostat kanseri olma olasılığını azaltabilir. Olgun domateslerde daha bol bulunan likopen, domates pişirildiğinde daha da etkili hale gelmektedir. Çünkü ısı, meyvenin kalın hücre duvarlarını parçalar ve likopenin vücut tarafından daha kolay erişilebilir hale gelmesini sağlar. Bu nedenle; domates suyu, domates salçası ve domates sosları likopenin en zengin besin kaynaklarıdır. Bilimsel çalışmalar, domates ve domates ürünleri ile prostat, akciğer ve mide kanseri vakalarının daha az görülmesi arasında bağlantı olduğunu göstermiştir. Birçok çalışma, özellikle pişmiş domates olmak üzere, yüksek miktarda domates tüketen erkeklerin prostat kanseri riskinin azaldığını bulmuştur. Genellikle sebze ve meyvelere sarı veya turuncu bir renk veren bir antioksidan olan beta karoten, vücutta bağışıklık sisteminin olmazsa olmazı A vitaminine dönüştürülür. Yapılan çalışmalar domates kabuğunda bulunan naringenin adlı flavonoidin, vücuttaki iltihabı azalttığı ve çeşitli hastalıklara karşı koruma sağladığını göstermiştir. Güçlü bir antioksidan bileşik olan klorojenik asit, kan basıncı yüksek seviyelerde olan kişilerin kan basıncını düşürebilir.

Domates cildi güzelleştiriyor, kalbi koruyor

Domateslerin çiğ ve pişmiş olmak üzere çeşitli formlarda düzenli olarak tüketilmesi olası faydalarından tam olarak yararlanılmasını sağlayacaktır. Domatesin sağlığa faydalarından bazıları şunlardır:

Kalp Sağlığı: Likopen ve diğer antioksidanlar, damarları koruyarak kolesterol seviyelerini düşürür ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Domatesin potasyum içeriği de kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir. 80 gr’lık bir domates porsiyonu yetişkin bir bireyin günlük potasyum ihtiyacının yaklaşık %5’ini karşılar. Potasyum açısından zengin besinler tüketmek daha düşük felç riskiyle ve daha düşük kalp hastalığı oranlarıyla ilişkilendirilebilir. Likopen ayrıca LDL “kötü” kolesterol seviyesini ve kan basıncını düşürmeye de yardımcı olabilir. Orta yaşlı erkekler üzerinde yapılan bir çalışmada, kandaki yüksek likopen ve beta-karoten seviyelerinin kalp krizi ve felç riskini azalttığı görülmüştür.

Göz Sağlığı: Domates, lutein, zeaksantin ve vücutta A vitaminine dönüşen beta-karoten içerir. Bu bileşikler, göz sağlığını destekler, gözlerin yorulmasını önlemeye ve göz yorgunluğundan kaynaklanan baş ağrılarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

Cilt Sağlığı: İçeriğindeki likopen ve diğer antioksidanlar, cilt hücrelerini serbest radikallerden koruyarak cildin daha sağlıklı ve genç kalmasına yardımcı olabilir. Domates, aynı zamanda güneş yanıklarına ve UV ışınlarına karşı koruma sağlar. Bir çalışmaya göre, 10 hafta boyunca her gün 40 gram domates salçasını (16 mg likopen sağlar) zeytinyağı ile birlikte tüketen kişilerde %40 daha az güneş yanığı görülmüştür.

Sindirim Sistemi: Domates, diyet lifi açısından zengin olduğundan, sindirim sisteminin düzgün çalışmasına yardımcı olur ve kabızlık riskini azaltır. Orta boy bir domates, sindirim için gerekli ve faydalı olan çözünmeyen ve çözünen liften oluşan 1,5 gram lif sağlar. Sağlıklı yetişkin kadınlar günde 25 gram lif, erkekler için 38 gram almayı hedeflemelidir. Domatesler hem çözünebilir hem de çözünmeyen lif kaynağıdır. Çözünebilir lif, sindirim sırasında jel benzeri bir doku oluşturmak için suyu tutar. Çözünmeyen lif dışkıya hacim kazandırır. Bu değişikliklerin her ikisi de dışkının kolondan daha kolay geçmesini sağlar.

Bağışıklık Sistemi: Domates bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olan antioksidanlar olan C vitamini ve beta-karoten kaynağıdır. Orta boy bir domates sağlıklı bir yetişkinin C vitamini ihtiyacının %28’ini sağlayabilir. Araştırmalar, domates suyunun virüsleri savuşturma da dahil olmak üzere bağışıklık hücrelerinin seviyelerini önemli ölçüde artırdığını bulmuştur. Çalışmalar domates ve domates ürünlerinin içerdikleri vitaminler ve antioksidanlar sayesinde çeşitli kanser türlerine yakalanma riskini azaltabileceğini göstermektedir.

Domates konservesi yaparken bunlara dikkat edin

Domatesin Türk mutfağında hemen her yemekte kullanılması domatesin konserve formunda da çok tüketilmesini beraberinde getirmektedir. Özellikle yaz aylarında pek çok insan domates konserveleri için hazırlıklara başlamaktadır. Ancak domates konservesi yaparken bazı önemli noktalara dikkat edilmelidir. Konserve yapılmadan önce en önemli noktaların başında kavanozların steril hale getirilmesi gelmektedir.

  • Büyük bir tencerenin içerisinde konserve yapmak için kullanılacak kavanozlar ve kapaklar ortalama yarım saat kadar kaynatılmalıdır. Kavanozların cam ve daha önce kullanılmamış olması gerekmektedir. Cam kavanozların kaynatılma işlemi hem steril hem basınçlı hale gelmesi için yapılmaktadır. Bu sayede konservenin daha uzun süre taze kalması sağlanmaktadır.
  • Ardından, kavanozlar temiz bir bezin üzerine dizilerek soğutulmalı ve iyice kurulanmalıdır.
  • Hazırlanan karışım sıcakken kavanozlara konmalıdır. Bu sayede kavanoz vakumlanır, havayla teması kesilir ve ürününüz daha uzun süre saklanır.
  • Konservenin dayanma süresini artırmak amacıyla kavanozun 1/5′ini boş bırakılmalıdır. Konservenin bozulmaması için kavanozun sıkıca kapatılması önemlidir. Kavanoz kapağının içeri doğru çökmesi gerekmektedir. Eğer kapak atarsa veya sızıntı yaparsa ürün güvenle saklanamaz, bu nedenle kapak mutlaka değiştirilmelidir.
  • Kapaklarını kapadıktan sonra kavanozlar ters çevrilir. Üzerlerine bir havlu ile örtülerek 1 gün oda sıcaklığında bekletilir.
  • Daha sonra kavanozları düz çevrilerek serin ve güneş almayan bir yerde muhafaza edilir.

Ayvalık’ın yeni mekânı LoCanda

Ayvalık’ın en yeni mekânı LoCanda Rahmi M. Koç Müzesi’nde kapılarını açtı. Ege’nin incisi Ayvalık’ın endüstriyel mirasını günümüze taşıyan Rahmi M. Koç Müzesi, LoCanda ile de ziyaretçilerine ve dışarıdan gelen misafirlere keyifli bir mola olanağı sunuyor.

Ege’nin incisi Ayvalık’ın en yeni mekânı LoCanda’nın deneyimli şefleri, konukları Ege’nin yöresel tatlarından ve dünya mutfağının seçkin örneklerine uzanan bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor.

Ayvalık Rahmi M. Koç Müzesi, Ayvalık’ın endüstriyel mirası içerisinde önemli bir yeri olan 200 yıllık tarihi bir zeytinyağı fabrikasında hizmet veriyor. 2021 yılında RMK Kültür Faaliyetleri A.Ş. tarafından satın alınan bina, yapının özgün malzeme ve yapım teknikleri korunarak onarıldı ve titizlikle yürütülen restorasyon çalışmasının ardından kültür sanat odaklı bir konseptle Ayvalık’a kazandırıldı.

Adres: Sakarya Mahallesi, 26031 Sokak, No:8 Ayvalık/Balıkesir

Telefon: 0266 312 34 00

Hasan Sever “Çocukluğun Gölgesi”

Yazar Hasan Sever’in üç ciltten oluşan yeni romanı Çocukluğun Gölgesi’nin Poyraz – Bozkış alt başlıklı ilk cildi Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

Edebiyat açısından henüz bakir sayılabilecek bir coğrafyada, Elbistan-Malatya bozkırında geçen Çocukluğun Gölgesi, yine Türkçe edebiyatta yeterince işlenmemiş olan, bozkır insanlarının kültürel birikimlerini kendi çabalarıyla hayatta tutma mücadelesini anlatıyor. Birbirine paralel iki hikâye üzerinden ilerleyen roman, 12 Eylül öncesi yaşanan toplumsal ve siyasal çalkantılarla 78 Kuşağı’nı da ele alıyor.

1 milyon 800 bininci Daily yollarda

Hafif ticari araç üreticisi IVECO, İtalya’nın Mantua Kenti’ndeki Suzzara Fabrikası’nda 1.800.000’inci aracını üretti.

1 milyon 800 bininci araç, İngiliz süpermarket Tesco’nun, filosunu “karbon sıfır” hedefleri kapsamında sipariş ettiği 151’inci eDAILY oldu.

Daily, müşterilerin işi ne olursa olsun özel ihtiyaçlarına mükemmel uyum sağlıyor. Daily, bu güçlü yönleri sayesinde pazarda kalıcı bir başarı elde etti, 7 tonluk modeliyle yüksek taşıma kapasiteli segmentinde liderlik pozisyonunu korudu. Ve doğal gazlı hafif ticari araç sektöründe referans oldu. Daily, şimdi de tüm ürün gamında tamamen elektrikli hale gelerek sürdürülebilir ulaşım çözümlerinde lider konumunu daha da güçlendirdi.

Sıcak çarpmasına bağlı ölüm oranları giderek artıyor!

Anne babaların “Aman güneşin altında durma, şapka tak, öğlen sıcağında evden çıkma, güneş kremi sür” uyarıları, yaz aylarının giderek daha da sıcak geçtiği günümüzde daha da anlamlı bir hale geliyor. Üstelik sadece bebek ve çocuklar değil, özellikle kronik hastalıkları olanlar ve ileri yaştaki kişiler “sıcak çarpması” tehdidiyle daha fazla karşı karşıya kalıyor. Sıcak çarpmasına karşı alınacak başlıca önlemler ise “Günün en sıcak saatlerini gölge ve serin ortamda geçirmek, bol su içmek, hafif ve rahat giysiler giymek” olarak sıralanıyor. Yüksek sıcaklıklarda vücudun ısı düzenleme mekanizmalarının yetersiz kalarak aşırı ısınmasına “sıcak çarpması” denildiğini belirten Acıbadem Maslak Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kayra Aydoğan Taşcı “Yaz sıcaklarında vücudun kendini soğutmaya çalışırken maruz kaldığı baskı; kalp ile diyabet gibi hastalıkların kötüleşmesine, felce ve böbrek hasarına yol açabiliyor. Sıcak çarpması şiddetli tablolarda ölümcül de olabiliyor. Dolayısıyla yüksek vücut ısısı, aşırı terleme, kafa karışıklığı, konuşma bozukluğu, sersemlik hissi, artmış kalp hızı, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi belirtilerde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması yaşamsal öneme sahip. Sıcak çarpması tedavisinde vücut sıcaklığını mümkün olan en kısa sürede normal seviyelere indirmek; beyin, kalp ile böbrekler gibi hayati organların fonksiyonlarını korumak ve hasarı önlemek hedefleniyor” diyor.

Dr. Kayra Aydoğan Taşcı

Dr. Kayra Aydoğan Taşcı

Çocuk ve yaşlılarda sıcak çarpması riski artıyor!

Küresel sıcaklıkların ve nemin artması nedeniyle 65 yaş üstü kişilerde sıcağa bağlı ölümlerin geçtiğimiz yıllarda yüzde 85 oranında arttığı belirtiliyor. Bu nedenle ciddi bir sağlık sorunu olan sıcak çarpmasında, erken tanı ve acil müdahale büyük önem taşıyor. Vücudun ısı dengeleme ve terleme mekanizması çocuklarda henüz gelişmediği; yaşlılarda ise zayıfladığı için bu gruplar ile kalp hastalığı, yüksek tansiyon, diyabet ve obezite gibi kronik hastalıkları olan bireyler daha fazla risk altında oluyor. Sıcak havalarda efor sarf eden, açık havada çalışan, seyahat yoluyla sıcak havaya aniden maruz kalan kişilerin yanı sıra kan damarlarını daraltan, adrenalini bloke ederek kan basıncını düzenleyen, vücuttaki sodyum ve suyu atan veya psikiyatrik semptomları azaltan ilaçlar kullanan kişilerin de sıcağa karşı daha fazla önlem almaları gerekiyor.

SICAK ÇARPMASINA KARŞI 5 KRİTİK ÖNLEM!

Sıcak çarpmasını önlemenin tedaviden daha etkili olduğunun altını çizen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kayra Aydoğan Taşcı, gündelik hayatta alınabilecek bir dizi önlem sıralıyor. İşte o önlemler:

Bu saatler arasında sokağa çıkmayın!

Güneşin etkisinin yoğun olduğu öğle saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçının. Çok sıcak havalarda 11.00 – 16.00 saatleri sıcağa maruz kalma açısından en tehlikeli saatlerdir. Günün bu en sıcak kısmını kapalı alan aktiviteleriniz ve dinlenmeniz için kullanın.

Hafif, açık renkli ve bol kıyafetler giyin

Koyu renkli ve kalın veya üzerinize sıkı oturan giysiler vücudunuzun düzgün bir şekilde soğumasına izin vermez. Koyu renkler güneş ışığından gelen ısıyı emer, açık renkler ise yansıtır. Dolayısıyla hafif, açık renkli ve bol giysiler giymeyi alışkanlık edinin. Nefes alabilen kumaşlardan yapılmış, dışarıdayken içinde rahat edeceğiniz türden giysiler seçin. Bebek ve çocuklar daha az terledikleri için aşırı ısınma riski altında oluyorlar, bu da sıcakta serinleme yeteneklerini sınırlıyor. Bu nedenle özellikle sıcak havalarda bebekleri aşırı giydirmemeye dikkat edin.

Sıcak havalarda yorucu aktivitelerden kaçının!  

Sıcak havalarda asla yorucu aktiviteler yapmayın. Egzersiz veya fiziksel çalışmayı sabahın erken saatleri veya akşam gibi günün daha serin saatlerinde planlamaya çalışın. Sıcak havalarda yorucu aktivitelerden kaçınamıyorsanız, bol sıvı tüketin ve serin bir yerde sık sık dinlenin.

Bol bol su tüketin

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kayra Aydoğan Taşcı, sıcak çarpmasından korunmak için bol miktarda su içmeniz gerektiğine dikkat çekerek, “Susuz kalmamak vücudunuzun terlemesine ve normal vücut ısısını korumasına yardımcı olacaktır. Özellikle sıcak havalarda egzersiz sırasında yeterli su alımına dikkat edin. Her gün 2 – 2.5 litre su içmeyi de asla ihmal etmeyin” diyor.

Güneş kremini her iki saatte bir yenileyin

Güneş yanığına karşı korunun. Zira, güneş yanığı vücudun kendini soğutma yeteneğini etkiliyor. Bu nedenle açık havada; geniş kenarlı bir şapka, güneş gözlüğü ve yüksek SPF’li güneş kremiyle kendinizi koruyun. Güneş kremini bolca ve her iki saatte bir sürün. Eğer yüzüyor veya terliyorsanız, kremi daha sık uygulayın.

 Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!

  • Yüksek vücut ısısı
  • Artan kalp hızı
  • Baş ağrısı ve baş dönmesi
  • Mide bulantısı
  • Kas krampları
  • Susama hissinde artış
  • Aşırı terleme
  • Kafa karışıklığı
  • Zihinsel durum değişikliği
  • Konuşma bozukluğu
  • Sersemlik ve huzursuzluk hissi