Yazılar

Çağan Şengül’den yeni tekli “Sevmedim mi?”

Son zamanların başarılı ve hızla yükselen isimlerinden olan Çağan Şengül’ün başarısı artarak devam ediyorken, sanatçı sevenlerinin karşısına yeni teklisi “sevmedin mi?” ile çıkmaya hazırlanıyor.

“Çok Yazık”, “Dört Duvar”, “Yokmuş Sevenim Senden Önce”, “Yansın” gibi önemli parçaların sahibi olan sevilen isim, 2024 yazının önemli duygusal hitlerinden birine imza atacak. Uzun süre hafızalarda kalacak olan yeni parçanın sözleri Çağan Şengül’e aitken, bestede Çağan Şengül’e Ömer Faruk Küçükberber eşlik ediyor. Parçanın düzenlemesi ise başarılı prodüktör Burak Bedirli imzası taşıyor. Sevilen sanatçının yeni parçası “sevmedin mi?” Sony Music Türkiye etiketiyle 26 Temmuz itibarıyla tüm dijital platformlarda, klibi ise Çağan Şengül Youtube kanalında yayında.

Enfeksiyondan korunmaların yolları

Özellikle sıcaklık ve nem oranının arttığı yaz aylarında terlemenin artış göstermesiyle enfeksiyon riski de artıyor. Bu bağlamda da genital bölgenin pH değeri korunarak; ağrı, akıntı, yanma, kaşıntı, kanama gibi durumlarla karşılaşılma riskinin en aza indirilmesi gerekiyor. Peki özellikle nelere dikkat edilmeli? Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Çağlar Çetin yanıtladı.

Doç. Dr. Çağlar Çetin

Doç. Dr. Çağlar Çetin

Ağrı, kaşıntı ve yanmanız mı var?
Genital enfeksiyonlar (vajinit) genital bölgenin iç kısmındaki mukozanın iltihaplanmasıdır.Genital enfeksiyonlarda sıklıkla karşılaştığımız belirtiler:

  • Kaşıntı: Genital bölgenin içinde veya dışında yoğun kaşıntı ve tahriş
  • Akıntı: Normalden farklı olarak kötü kokulu, koyu kıvamlı ve farklı renkte akıntı.
  • Yanma: Genital bölgede kaşıntıya eşlik eden sıklıkla idrar yaparken veya cinsel ilişki sırasında hissedilen yangı.
  • Ağrı: Cinsel ilişki sırasında veya idrar yaparken genital bölgede hissedilen ağrı.
  • Kanama: Özellikle idrara çıkıldığında genital lekelenme tarzında kanamalar da genital enfeksiyon belirtisi olabilir.

pH’ı bozan durumlar neler?
Genital bölge mukozası mükemmel bir düzen ve dengeye sahip floradan oluşmaktadır. Sağlıklı bir kadının genital bölge mukozasında Lactobacillus türü yararlı bakteriler baskın olarak bulunmaktadır.  Bu floradaki yararlı bakteriler genital Ph’nın (3.8-4.5) dengede kalmasını ve genital ortamın asiditesini düzenlemektedir.

  • Genital bölgenin havasız kalması,
  • Korunmasız sık cinsel ilişki,
  • Antibiyotik kullanımı,
  • Bazı hormonal ilaçların kullanılması,
  • Bağışıklık sisteminin bozulması,
  • Parfümlü günlük pedlerin sık kullanımı genital ortamın dengesini bozup yararlı mikroorganizmaların sayısının azalmasına sebep olur. Bunun sonucunda da genital pH bozulur ve karşımıza genital enfeksiyonlar çıkmaya başlar.

Neden yaz aylarında enfeksiyon sıklığı artış gösterir?
Yaz mevsiminde sıcaklık ve nem oranının artmasına bağlı olarak terlemenin artması ile;

  • Genital bölgenin yeterince havalanmaması,
  • Yaz aylarında ev dışında daha fazla zaman geçirilmesi,
  • Hijyenik olmayan tuvaletlerin daha sık kullanılması,
  • Deniz ve havuz sonrası ıslak mayo ve bikini ile kalınması,
  • Havuza ve denize girerken hijyen kurallarına yeterince uyulmaması, kadınlarda genital ve idrar yolu enfeksiyonlarının artmasına sebep olmaktadır.

Özellikle havuzlarda hijyenin yeterli düzeyde sağlanamaması ve su sirkülasyonunun yetersiz olması, bakteri virüs ve mantar gibi hastalıkların bulaşma riskini artırabilmektedir.

İşte size genital bölgenin dengesini sağlayacak 11 öneri

  • genital temizlik mutlaka önden arkaya doğru yapılmalıdır. Aşırı temizlik, genital bölgenin kontrolsüz ve sık yıkanması hijyen olmaktan çıkıp enfeksiyonlara zemin hazırlar.
  • Mümkünse pamuklu iç çamaşırları tercih edilmeli ve günlük değiştirilmelidir.
  • Gereksiz yere ve sık antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Renkli kokulu tuvalet kağıtları ve ve parfüm içerikli günlük pedler genital bölgenin düşmanıdır. Mümkün oldukça kaçınılması gerekir.
  • Genital bölgenin hava almasını zorlaştıran ve nem dengesini bozan dar kıyafetler kullanılmamalıdır.
  • Adet dönemlerinde vajinal tampon kullanılıyorsa sık değiştirilmelidir. Uzun süre kaldığında ciddi enfeksiyonlara yol açmaktadır.
  • Genital duş asla önerilmemektedir. Genital bölgenin içerisini su ile yıkamak genital asit-baz dengesini bozarak fırsatçı enfeksiyonlara sebep olabilmektedir.
  • Tek eşli ve uzun süreli ilişkiniz yoksa cinsel yolla bulaşan bazı hastalıklar açısından mutlaka prezervatif kullanılmalıdır.
  • Adet dönemlerinde cinsel ilişkiden kaçınılması gerekmektedir.
  • Özellikle yaz aylarında ıslak mayo ve bikini ile uzun süre kalınmamalı, deniz veya havuzda çıktıktan sonra mutlaka değiştirilmelidir.
  • Bağışıklık sisteminizi zayıflatan sigara, alkol ve stresten uzak durulmalıdır. Bazı enfeksiyon çeşitlerine karşı genital florayı koruyan probiyotikler tüketilmelidir.

Hepatitte aşı hayati önem taşıyor

28 Temmuz Dünya Hepatit Günü. En temel sağlık problemlerinden biri olan viral hepatitlere dikkat çekmek ve farkındalığı artırmak amacı ile her yıl 28 Temmuz; Dünya Hepatit Günü olarak anılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün Hepatit B ve Hepatit C’yi ortadan kaldırma hedefini içeren “Viral Hepatit Küresel Stratejisi”; 2030 yılına kadar 300 milyonun üzerinde insanın hayatını değiştirmeyi hedefliyor.  Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Binnur Şimşek hepatitle ilgili merak edilenleri anlattı.

Prof. Dr. Binnur Şimşek

Prof. Dr. Binnur Şimşek

Karaciğer kanserine yol açabiliyor
Günümüzde dünyada 300 milyon kişi hepatit B, 100 milyona yakın da hepatit C taşıyıcısı birey bulunuyor. Ülkemizde ise yaklaşık 3 milyon hepatit B ve 500-700 bin kişi de hepatit C taşıyıcısı bulunduğunu biliyoruz. Her iki hastalık da temel olarak kan yolu ile bulaşıyor ve farkında olunup tedavi edilmez ise, karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine yol açarak ölümle sonuçlanabiliyor.

Hepatitlerden korunmak için bunları unutmayın!

  • Aşılanın,
  • ⁠Hijyen şartlarını önemseyin (diş tedavisi, ameliyatlar, anjşyografiler, hemodiyaliz, iğne ile yapılan müdahaleler gibi tıbbi müdahalelerin steril şartlarda yapılması),
  • ⁠Dövme-tatoo gibi iğneli girişimlerin bulaştırıcı olabileceğini ve
  • ⁠Korunmasız cinsel temasın da hepatit bulaşına neden olabileceğini unutmayın.

Tedavisi nasıl yapılıyor?
Özellikle hepatit B ve hepatit C türleri, kronik enfeksiyona sebep olarak karaciğer sirozu ve karaciğer kanseri gibi ciddi komplikasyonlara ve ölümlere yol açabiliyor. Tüm dünyada karaciğer kanserlerinin yüzde 70’i bu iki virüse bağlı olarak ortaya çıkıyor. Ayrıca hepatit A, D, E virüsleri de karaciğerde hasar ortaya çıkarabilen diğer virüslerdir. Bunlardan Hepatit A ve E genellikle kronik hepatit haline dönüşmüyor, hepatit D ise sadece hepatit B taşıyıcısı olan kişilerde hastalığa yol açıp hızlıca karaciğer sirozu ve kanseri gelişimine sebep oluyor. Antiviral ilaçlar adını verdiğimiz mevcut tedavi rejimleriyle günümüzde hepatit C tedavisindeki başarı oranı çok yüksek olup, kür sağlanabilmesi mümkün. Hepatit B için ise uzun süreli uygulanacak etkin, güvenilir tedavi yöntemleri mevcuttur. Önemli olan nokta; kişinin bu virüsü taşıdığını bilmesi ve zamanında (Karaciğerde kalıcı hasar veya kanser gelişmeden) tedavisi yürütecek hekime başvurmasının sağlanmasıdır. Hepatitlerden aşılama ile korunmanın sağlanması gerekir. Hepatiti B ve hepatit A’nın yüzde yüze yakın oranda koruyuculuk sağlayabilen aşıları mevcut, mutlaka her bireye uygulanması sağlanmalıdır.

Özellikle “merdiven altı “ sterilizasyona dikkat etmeyen yerlerde yapılacak girişimlerin hepatit bulaştırıcılığının yüksek olduğunu ve bu anlamda sağlık kuruluşu seçerken dikkat etmeniz gerektiğini unutmayın.

Dünya olimpiyatlara kitlendi mi?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos’un gerçekleştirdiği Ipsos Global Advisor araştırma verilerinden derlenen bulgular bu dosyada yer almaktadır. Ülkemizin de içinde olduğu 33 ülkede gerçekleştirilen araştırmanın katılımcıları; çoğu ülkede 16-74 yaşları arasında ve Kanada, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 18-74 yaşları arasındaki 24,531 yetişkini kapsamaktadır

Yapılan çalışmada;

  • Dünya; ‘Paris Yaz Olimpiyatları’yla ne kadar ilgili?
  • “Paris Olimpiyatları Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olacak.” ifadesine ne derece katılım gösteriliyor.
  • Çalışmaya katılan ülkelerin genel ortalamasına bakıldığında; dünyanın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olduğunu düşünenlerin ortalaması yüzde kaç?
  • Olimpiyatlar ülke toplumlarını bir araya getirir mi?
  • Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde toplumlar ülkeleri ile gurur duyuyorlar mı? Türkiye’nin bu konudaki düşüncesi olumlu / olumsuz ne yönde? Toplumun yüzde kaçı ne düşünüyor?
  • Bu seneki olimpiyatlarda en çok ilgilenilen spor dalı sizce hangisi gibi konularda, bireylerin ifade, görüş tutum ve düşüncelerini içeren bültenimizi bilgilerinize paylaşırız. 

PARİS YAZ OLİMPİYATLARI İLE NE KADAR İLGİLİSİNİZ?

Bu sene Paris’te gerçekleşecek olan yaz Olimpiyatlarına olan ilgi, 2020 Tokyo Olimpiyatları’na olan ilgiye göre çok daha yüksek.  Hemen hemen tüm ülkelerdeki ilgi düzeyi artarken, Türkiye’de bireylerin ilgisi önceki olimpiyatlara olan ilgi ile benzer seviyede (%56)

Ipsos Global Advisor

 PARİS OLİMPİYATLARI DÜNYA2NIN BİR ARAYA GELMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR  FIRSAT MI? 

Paris Olimpiyatları’nın Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olacak ifadesine katılanların oranı % 75. Otuz üç  ülke ortalamasında toplumların %75’i Paris Olimpiyatları’nın, Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat olduğu görüşünde buluşuyor.  Türkiye’de de bu oran %78 ancak  2020 Tokyo Olimpiyatları’nda bu oran 3 puan daha yüksekti.  Bu konuda en düşük katılımı gösteren ülkeler Japonya ve Fransa…

 Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLAR ÜLKEMİ BİR ARAYA GETİRİR…

Bu ifadeye 33 ülkenin ortalamasında katılım yüksek olsa da (%72), Polonya, Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan bireylerin bu konudaki görüşleri daha olumsuz. Türkiye’de ise Olimpiyatların ülkemizi bir araya getirceği konusunda hem fikir olan kişilerin oranı %77 ile genel ortalamanın üzerinde…

Ipsos Global Advisor

OLİMPİYAT TAKIMLARIMIZ ÜLKEMLE GURUR DUYMAMI SAĞLIYOR…

Her 10 kişiden 8’I,  Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde ülkeleri ile gurur duyduklarını belirtiyor. Türkiye’de, gurur duyduğunu belirtenlerin oranı, ülkeler ortalamasının üzerinde.  Avrupa ülkelerinde yine bu konuda olumlu görüş bildirenlerin oranı daha düşük.

 Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLAR GELECEK NESİLLERE SPOR YAPMALARI İÇİN İLHAM VERİYOR.

Olimpiyat oyunlarının gelecek nesillere spor yapmaları için  ilham vereceğine katılanların oranı %80 ve bu oran,  yıllar içinde değişmiyor.

Türkiye’de bu ifadeye katılım oranı, ülkeler ortalamasının üzerinde ancak Tokyo Olimpiyatları döneminde bu konudaki katılım oranı daha yüksek.

Ipsos Global Advisor

OLİMPİYATLARDA EN ÇOK İLGİLENDİĞİNİZ SPOR DALI…

İlgilenilen spor dalları her ülkenin başarılı olduğu ya da daha çok ilgilendikleri spor dallarına göre farklılık gösteriyor. Türkiye Kadın Voleybol Takımı’mızın başarısından dolayı, bu seneki olimpiyatlarda en çok ilgilenilen spor dalı ülkemizde voleybol olarak öne çıkıyor. Futbol ve basketbol ise ilgi duyulan diğer 2 spor dalı.  Okçuluktaki başarımızdan dolayı, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ilgi daha yüksek.

Ipsos Global Advisor

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; “ Paris 2024 Olimpiyatları’nın heyecanı uzun zamandır içimizde taşıyoruz. Dünyanın birlik ve bütünlük ruhuna ihtiyacı olduğu bu zamanlarda, sporun birleştirici gücü hepimize iyi gelecek.  Ipsos, Olimpiyat Oyunlarına dair ülkelerdeki bakış açısında ilişkin 33 ülkede 24 binden fazla kişi ile bir araştırma gerçekleştirdi. Global Advisor Araştırması’nın sonuçlarına göre, oyunlara ilgi pandemi gölgesinde gerçekleşen Tokyo Olimpiyatları’na kıyasla daha yüksek. Hem 2021 hem de 2024 araştırmalarında yer alan ülkelerde, Türkiye hariç tümünde Tokyo Olimpiyatları’na göre ilginin arttığını görüyoruz. Türkiye’de ise üç yıl önceki ilgi seviyesi ile bu seneki ilgi aynı (%56).

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Genel olarak tüm ülkelerde Paris Olimpiyatları’nın insanlar üzerinde olumlu, birleştirici bir etkisi olduğu düşünülüyor. Her dört kişiden üçü (%75) oyunların, Dünya’nın bir araya gelmesi için önemli bir fırsat sunduğunu söylüyor. Türkiye’de de bu oran %78, ancak 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda 3 puan daha yüksekti.  “Olimpiyatlar ülkemi bir araya getirir.” ifadesine katılan kişiler, 33 ülke ortalamasında yüksek oranda olsa da (%72), Polonya, Almanya, Fransa ve Belçika gibi Avrupa ülkelerinde yaşayan bireylerin bu konudaki görüşleri daha olumsuz. Türkiye’de ise her on kişiden sekizi Olimpiyatların ülkemizi bir araya getirceği konusunda hem fikir. Müsabakaların başlaması ve başarılı sonuçların gelmesiyle bu oranın daha da artacağını, heyecan yükselirken birlik ruhunun ülkemizi saracağını öngörebiliriz. Türkiye 18 branşta 102 sporcusu ile madalya arayacak.  Dünyada ve Türkiye’de her on kişiden sekizi, Olimpiyatlara katılan takımları sayesinde ülkeleri ile gurur duyduklarını belirtiyor.

Olimpiyat Oyunları, sahip olduğu ruhla en büyük ilham kaynaklarından biri. Bir sporcunun yarıştığı en yüksek düzeydeki müsakabaları seyreden bir çocuğun bu başarıdan etkilenmemesi çok zor. Araştırmamızın sonuçlarına göre de on kişiden sekizi, Olimpiyat Oyunları’nın gelecek nesillere spor yapmaları konusunda ilham verdiğini söylüyor.  “Bu seneki Olimpiyatlarda en çok ilgilendiğiniz 3 spor dalını belirtir misiniz?” sorusuna verilen cevaplar, her ülkenin başarılı olduğu ya da daha çok ilgilendikleri spor dallarına göre farklılık gösteriyor. Türkiye Kadın Voleybol Takımı’mızın başarısından ötürü, Türkiye’de en çok ilgilenilen spor dalı voleybol. Türkiye, futbol ve basketbol alanında temsil edilmiyor ancak bu iki spor, ülkemizde en çok ilgi duyulan sporlar arasında. Okçuluktaki başarımızdan dolayı da diğer ülkelerle karşılaştırıldığında Türkiye’de ilgi daha yüksek.

Olimpiyatlar, sadece sporun değil, aynı zamanda birlik, beraberlik ve ilhamın da simgesi. Türkiye olarak, sporcularımızın başarısıyla gurur duyuyor, onların azmi ve çabasıyla ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceklerine inanıyoruz. Sonuçlar ne olursa olsun, onların ülkemiz için gösterdiği her çaba, bizler için büyük bir gurur kaynağı.Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda yarışacak tüm sporcularımıza gönülden başarılar diliyorum.

Zorlu yol koşullarında güçlü çekiş: Traction+ Teknolojisi

Egea Cross, yeni bir özelliğe daha kavuştu. Traction+ çekiş sistemi Egea Cross’un tüm versiyonlarında standart donanım oldu.

Egea Cross’un SUV özelliğini destekleyen, sürüş performansını zorlu zeminlerde ve arazi koşullarında daha da ileri taşıyan bu sistemle kullanıcılara keyifli bir sürüş deneyimi vaat ediliyor.

Yeni genel güvenlik standartlarının tamamını karşılayan ve ilave güvenlik özellikleri eklenen Egea Cross modellerinde Şerit Takip Asistanı, Otomatik Acil Durum Freni, Trafik İşareti Tanıma Sistemi, Geri Görüş Kamerası ve Yorgunluk Asistanı giriş seviyesinden itibaren tüm versiyonlarda standart olarak sunuluyor.

Türkiye otomotiv pazarının en çok tercih edilen otomobillerinden biri olan, tasarımı, yerden yüksekliği, ileri teknolojik özellikleri ve sürüş dinamikleriyle müşterilerin beğenisini toplayan Egea Cross modelinde Traction+ çekiş sistemi standart donanım olarak devreye alındı.

Egea Cross’un SUV özelliğini destekleyen, sürüş performansını zorlu zeminlerde ve arazi koşullarında daha da ileri taşıyan bu sistemle kullanıcılara keyifli bir sürüş deneyimi vaat ediliyor.

Dilek Uzunoğlu Örs ‘Hyatt ve Dönüşüm’’

Grand Hyatt İstanbul, Grand Art kapsamında geri dönüştürülebilir sanatın yenilikçi isimlerinden Dilek Uzunoğlu Örs’ün eserlerinden oluşan ‘‘Hyatt ve Dönüşüm’’ sergisine ev sahipliği yapıyor.

3 Ağustos’da sanatseverlerle buluşacak olan bu özel koleksiyon, izleyicilere hem sanatsal bir şölen hem de çevresel farkındalık sunmayı amaçlıyor.

Dilek Uzunoğlu Örs, eski gazete ve dergiler, ambalaj malzemeleri ve hayatımızda artık işlevini yitirmiş her tür atık malzeme ile çalışarak, alışılmadık renk ve dokularla eserler yarattığı 6. kişisel sergisi “Hyatt ve Dönüşüm” ile sadece fiziksel materyallerin değil, aynı zamanda düşünce ve yaşam biçimlerinin de dönüştürülebileceği vurgusunu yapıyor.

Sanatçı, atık malzemelerin yeni ve anlamlı eserlere dönüşmesi gibi, insanların da yaşamlarında dönüşüm ve yenilenme sürecine girebileceklerini ifade ediyor.

Anne adaylarına uyarı: “Uzman tavsiyesinden uzaklaşmayın”

“Sen iki canlısın, çok ye”, “Aman çay kahve içme”, “Hamileyken cinsel ilişki olmaz” … Her ne kadar iyi niyetli olsa da bu ve benzeri sözler anne adaylarına hamilelik sürecinde toplum tarafından yüklenen, doğru sanılan yanlış bilgiler. Ne yazık ki yaygın olarak karşılaşılan bu iddialar anne adaylarında gereksiz kaygı ve endişelere yol açarken bebekler için de potansiyel riskler oluşturabiliyor. Günümüzde hem dijital ortamdan hem de çevrelerinden duydukları yanlış önerilere göre hareket eden anne adaylarının, uzman tavsiyelerinden uzaklaşarak sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığının altını çizen Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Aktoz, “Hamilelik boyunca anne adaylarının kafasını karıştıran pek çok soru var. Örneğin; vajinal muayenenin riskli olduğu söyleniyor, ancak bu doğru değil. Vajinal muayene hem rahim boyutunu, rahim ağzının durumunu ve diğer organların sağlığını değerlendirmeyi sağlar hem de vajinal enfeksiyonların veya diğer komplikasyonların erken teşhis edilmesine yardımcı olur. Doktor önerisi ve yönlendirmesi doğrultusunda yapılmasında sakınca yoktur. Anne adayları hamilelik sürecinde hekimleriyle düzenli iletişimde olmalı ve kulaktan dolma bilgiler yerine hekimden bilgi almalıdır” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, hamilelik dönemine dair doğru bilinen yanlışları sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Fatih Aktoz

Doç. Dr. Fatih Aktoz

Hamilelik belirtileri her kadında aynıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Her kadın hamilelik sürecini farklı yaşıyor. Bazı kadınlar hamilelikte tipik belirtiler olan sabah bulantısı, meme hassasiyeti ve yorgunluk yaşarken diğerleri bu belirtileri hafif yaşıyor veya hiç yaşamıyor. Belirtiler kişiden kişiye ve hamilelik dönemine göre değiştiği için bireysel deneyimlere dayanarak genellemelerden kaçınmak gerekiyor.

Görünüşe bakarak cinsiyet tahmin edilebilir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumumuzda anne adaylarının geçirdikleri fiziksel değişimlere dayanarak bebeğin cinsiyetini tahmin etme eğiliminin bulunduğuna değinen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Aktoz şunları söylüyor: “Halk arasında yaygın bir alışkanlık olsa da bilimsel olmadığı için bu yöntemi ciddiye almamak gerekir. Göbek şekli, bulantı şiddeti, anne adayının cilt durumu gibi belirtiler ve hamilelik sürecinde yaşanan her türlü fiziksel değişim, bebeğin sağlığı ve gelişimiyle ilgili olsa da cinsiyete dair bir yanıt vermez. Bebeğin cinsiyeti ancak ultrason veya genetik testler gibi bilimsel olarak doğrulanmış tetkikler sonucu öğrenilebilir.”

Hamilelikte cinsel ilişki zararlıdır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Hamilelikte cinsel ilişki normal şartlarda güvenli kabul ediliyor ve bebeğe zarar vermiyor. Bebek rahim içindeki sıvı ve rahim kasları tarafından iyi bir şekilde korunduğu için cinsel ilişki hamileliğin normal seyrine zarar vermiyor. Ancak düşük riski ya da plasenta previa (bebeğin eşinin önde olması) gibi bazı istisnai durumlarda hekimin tavsiyesine kulak vermek ve anne adayının sağlık durumuna uygun hareket etmek gerekiyor.

Bu dönemde cinsel istek yok olur. YANLIŞ!

 DOĞRUSU: Hamilelik sürecinde cinsel istek seviyesi kişiden kişiye değişse de yok olmuyor. Bazı kadınlar hamilelikleri boyunca artan hormon seviyeleri nedeniyle daha fazla cinsel istek duyarken, bazılarının ise fiziksel değişiklikler veya diğer faktörlerden dolayı cinsel isteği azalıyor. Bu durum, her kadının bireysel deneyimlerine ve fiziksel rahatlığına bağlı olarak değişiyor. Ancak bu süreçte cinsel isteği desteklemenin ve sağlıklı bir cinsel yaşam sürdürmenin yolu partnerler arasında açık ve anlayışlı iletişimden geçiyor.

Egzersiz yapılmamalıdır. YANLIŞ!
DOĞRUSU:
Hamilelik sürecinde düzenli hafif egzersizin anne adayının genel sağlığı için faydalı olduğu biliniyor. Özellikle yürüyüş, yüzme, yoga veya hamilelik egzersiz programları gibi düşük etkili aktiviteler kasları güçlendiriyor, esnekliği artırıyor ve bağışıklığı yükseltiyor. Bu tür egzersizler, kan dolaşımını iyileştirerek ve ruh halini dengeleyerek hamilelik sürecini daha rahat geçirmeye yardımcı oluyor. Ancak her kadının sağlık durumu farklı olduğundan, egzersiz programını doktor gözetiminde uygulamak; riskli sporlardan kaçınmak ve herhangi bir sorun veya rahatsızlık hissi durumunda doktora danışmak gerekiyor.

Yüzmek tehlikelidir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Aktoz, “Deniz veya havuz suyu, hamilelik sırasında cildin serinlemesine ve rahatlamasına yardımcı olabilir. Ancak aşırı sıcak suya maruz kalmaktan kaçınmak ve güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak için güneş kremi kullanmak gibi bazı önlemler alınmalıdır. Yüzme havuzlarının hijyenik olduğundan emin olunmalıdır. Havuzlarda kullanılan klor, doğru miktarda kullanıldığında zararlı değildir. Ancak havuzdan çıktıktan sonra kimyasalları ciltten uzaklaştırabilmek adına mutlaka duş alınmalıdır. Sıcak su yerine serin ve ılık su tercih edilmelidir” diyor.

 Hamilelikte iki kişilik yemek gerekir. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumumuzda anne adaylarını beslemek gibi yaygın bir alışkanlık olsa da “iki kişilik yemek” doğru değil. Aşırı yemek, hem anne ve bebeğin sağlığına zarar verebileceği hem de gereksiz kilo alımına neden olabileceği için porsiyon kontrolüne dikkat etmek gerekiyor. Çünkü anne adayları bu süreçte sadece kendi beslenme ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda bebeğin de sağlıklı bir şekilde gelişimini destekliyor. Kaliteli proteinler, vitaminler ve mineraller açısından zengin besinleri tercih etmek gerekse de sağlıklı ve dengeli beslenmek önem taşıyor.

Balık, çay ve kahve yasaktır. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Balık, çay ve kahve tüketimi konusunda kesin yasaklar bulunmasa da dikkatli olmak gerekiyor. Omega-3 yağ asitleri ve protein açısından önemli bir besin kaynağı olan balığı haftada iki-üç porsiyon tüketmek ancak mezgit, levrek, somon ve hamsi gibi cıva düzeyi düşük olan türleri seçmek gerekiyor. Kafein tüketimi risk oluşturabileceği için çay ve kahve gibi kafein içeren içecekler sınırlı tüketilmeli, günde iki-üç fincandan fazla kahve ya da dört-beş çaydan fazla tüketmemeye özen gösterilmeli.

Hamilelikte ilaç kullanılmaz. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Fatih Aktoz, “Bazı durumlarda anne adayının sağlığını korumak veya tedavi etmek için ilaç tedavisi gerekir. Örneğin, bazı kronik hastalıkların yönetimi veya hamilelik sırasında ortaya çıkan enfeksiyonlar için ilaç kullanımı gerekebilir. Doktor, anne adayının sağlık durumunu değerlendirir, potansiyel riskleri ve faydaları tartar ve en uygun tedavi seçeneğini belirler. Ancak herhangi bir şüphe olduğunda, mutlaka doktora danışılmalı ve kendi başına ilaç kullanımından kaçınılmalıdır” diyor.

Vajinal muayene yapılmaz. YANLIŞ!

DOĞRUSU: Hamilelik sürecinde anne adayının ve bebeğin sağlığını değerlendirmek için önemli bir araç olduğundan dolayı vajinal muayene güvenli yapılabilir. Vajinal muayene hem rahim boyutunu, rahim ağzının durumunu ve diğer organların sağlığını değerlendirmeyi sağlıyor hem de vajinal enfeksiyonların veya diğer komplikasyonların erken teşhis edilmesine yardımcı oluyor. Ancak vajinal muayenenin, doktor önerisi ve yönlendirmesi doğrultusunda ve her zaman steril bir ortamda ve dikkatli bir şekilde yapılması gerekiyor.

Nicolas Lefebvre: “Her biri farklı bir hikâye anlatıyor ve bu birleşimler sanatı daha zengin kılıyor”

Sanat dünyasının sınırlarını zorlayan, arkeolojik eserleri doğal unsurlarla harmanlayan ve Ankh haçı sembolüyle doğurganlık ile kadınlığı kutlayan eserleriyle tanınan Nicolas Lefebvre ile Pause Dergi için buluştuk. Paris’ten Tokyo’ya uzanan sergileriyle dikkat çeken  Lefebvre, ekolojik yöntemlerle sanatına yeni bir soluk getirmeyi hedefliyor. Kendisiyle kariyerinden, ilham kaynaklarından ve gelecek projelerinden konuştuk.

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Melis BAYRAKTAR

Kariyerinizi nasıl başlattınız ve bugüne nasıl geldiniz?

Sanat tarihine olan ilgimle École du Louvre’da eğitim aldım. Jacques Lacoste ile tanışmam ve onunla iş birliği yapmam kariyerimde önemli bir dönüm noktası oldu. Lacoste beni 1950’lerin Fransız tasarımcısı Jean Royère’in mobilyalarını seçmek için Lima,Peru’ya gönderdi. Bu deneyim, antik sanata olan ilgimi artırdı ve yerel el yapımı eserlerin büyüsünü keşfetmemi sağladı. Paris’e döndükten sonra, antikacı Axel Vervoordt ve müzayedeci Maître Binoche ile çalışma fırsatı buldum. Kendi antik nesne koleksiyonumu zenginleştirdim ve çağdaş sanat ortamında ilgi çeken çalışmalar yaptım. 2006 yılında Paris’teki ilk sergim büyük ilgi gördü. 2008’de Fransa’nın güneyine taşınarak kendi galerimi açtım. 2015 yılında Londra’daki White Space Gallery’de “Representing the Figure” sergisine katıldım. 2016’daki “Le Cheval” adlı eserim Mısır mitolojisindeki Ankh haçıyla eşdeğer görüldü. 2017 Paris Sanat Fuarı’ndaki heykellerim ise Afrika sanatını ön plana çıkardı. Bu eserler ünlü tripartit montajlarına sahipti.

 Tripartit montajlarınızın anlamı nedir?

Tripartit montaj, üç farklı bileşenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bir sanat tekniğidir. Heykellerimde bu tekniği kullanarak, neon, dalgalı demir ve diğer malzemelerden oluşan bileşenlerle eserin estetik ve anlamını oluşturuyorum. Her biri farklı bir hikâye anlatıyor ve bu birleşimler sanatı daha zengin kılıyor.

2019’da gerçekleştirdiğiniz “À quatre mains” sergisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

2019’da Galerie 127’de fotoğrafçı Sara Imloul ile iş birliği yaparak “À quatre mains” adlı sergiyi gerçekleştirdik. Bu sergi, Essaouira’dan bulunan nesnelerle heykellerin bir araya geldiği bir çalışmaydı. Imloul, eserleri kalotiple fotoğraflayarak antik bir sürecin sepia tonuyla yaşlanmış gibi görünmesini sağladı.

Evet, gördüm ben o sergiyi zaman ve mekanın sınırlarının olmadığı çağdaş bir arşiv ortaya çıkmış. Harika bir deneyim olmalı!

Teşekkürler!

Melis BAYRAKTAR

SANATIN TOPLUMSAL VE ÇEVRESEL KONULARI DA ELE ALMASI GEREKTİĞİNE İNANIYORUM

Peki sanatınızın temelini oluşturan malzemeyi nasıl seçiyorsunuz?

Malzeme seçimi, sanatımda kritik bir rol oynar. ‘Ready-made’ eserler üretiyorum. Bu eserler, antik ve temel sanattan alınan farklı kültürlerin ve dönemlerin karışımını içeriyor. Eski Mısır gözü, Kolomb öncesi pense, Amazon başlığı, Nijerya sikkeleri, Khmer aynası ve Berberi çadır kazığı gibi unsurlardan ilham alıyorum. Sanatın sadece estetik değil, aynı zamanda toplumsal ve çevresel konuları ele alması gerektiğine inanıyorum. Malzemeler, hikayeyi ve mesajı güçlendiriyor.

 “Mama” serginizden bahseder misiniz?

Evet, “MAMA” sergisi benim için çok özel bir yere sahip. Yaklaşık 10 yıldır üzerinde çalıştığım büyük ve güzel bir proje. Kadının toplumdaki yerine, doğaya olan bağlılığına ve doğurganlığın kutsallığına dair güçlü mesajlar taşıyor. Bu sergiyle, izleyicilere anneliğin evrensel ve zamansız değerini yeniden hatırlatmayı amaçladım. Farklı dönemlerden ve medeniyetlerden nesneler ve unsurlarla dünya çapında bir sergi oldu.

Eserlerinizde Mısır mitolojisindeki sembolleri kullanmanızın özel bir nedeni var mı?

Mısır mitolojisindeki semboller, derin anlamlara sahiptir. Ankh Haçı, yaşamın sembolüdür ve yaşamı, sonsuzluğu ve ölümsüzlüğü temsil eder. Ana Tanrıça Sembolü ise dişi ilkesini temsil eder ve doğurganlık, bereket ve annelikle ilişkilidir. Bu semboller, antik dönemde farklı kültürlerde farklı tanrıçaları temsil etmek için kullanılmıştır. Çalışmalarıma 25 yaşındayken başladım ve annemi yeni kaybetmiştim. Tanrıça figürü benim için bir bağlantı gibiydi ve sezgilerimi dinleyerek bu figürü seçtim. Eserlerimde her zaman üç farklı unsuru bir araya getiriyorum; Antik Mısır yaşam sembolü olan “ankh” içindeki üçlüden esinlenerek.

Melis BAYRAKTAR

Yeni nesil eserleriniz geçtiğimiz aylarda Paris’te düzenlenen “Assemblages” adlı sergide yer aldı. Bize bu serginizden bahsedebilir misiniz?

26 Nisan-3 Mayıs 2024 tarihleri arasında Christie’s müzayede evi tarafından düzenlenen ve Chenel galerisi ile iş birliği içinde gerçekleşen “Assemblages” sergisinde, Roma, Yunan ve Mısır’dan topladığım Roma büstleri, arkaik bronzlar ve porfir parçaları gibi antikaları mercan ve sünger gibi doğal elementlerle bir araya getirerek dönüştürdüm. Hem tarihi kalıntıları, hem doğal parçaları, hem de çağdaş sanatı temsil eden bu eserlerim, tarihlenmesi veya sınıflandırması zor olan küçük ve hassas nesnelerden oluşuyor.

Christie’s serginizden neler öğrendiniz?

Christie’s sergisi, eserlerimin farklı kültür ve tarihlerden nesnelerle nasıl bir araya getirildiğini sergilemek için mükemmel bir platform sundu. Sergi, sanatseverler arasında büyük ilgi gördü ve eserlerimin uluslararası bir izleyici kitlesine ulaşmasını sağladı. Bu deneyim, sanatımın evrenselliğini ve farklı kültürlerle olan bağlarını daha da pekiştirdi.

Sanatınızın gelecekteki yönü hakkında bize bir ipucu verebilir misiniz?

Bu yıl bronz eserler yapmaya başladım. Farklı patinalarla üç bronz eser yaptım. Bu, yeni bir süreç ve ekolojik bir yöntemle nesnelere yeni bir hayat veriyorum. Farklı kültürlerden ve zaman dilimlerinden nesneleri bir araya getirerek ilham alıyorum.

Önümüzdeki günlerde yeni kitabınız çıkıyor. Bize yeni kitabınızdan bahsedebilir misiniz?

Yeni kitabım, sanat yolculuğumun ve eserlerimin arkasındaki ilham kaynaklarının derinlemesine bir incelemesini sunuyor. Kitapta, antik ve çağdaş sanatın kesişim noktalarını, kullandığım malzemelerin hikayelerini ve sanatın toplumsal ve çevresel etkilerini ele alıyorum.

Okuyucular, sanatımın arkasındaki derin anlamları ve sembolleri keşfetme fırsatı bulacaklar.

Melis BAYRAKTAR

Geçmiş Sergileriniz:

– Haziran-Eylül 2019: San Remo, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU

– Eylül 2019: Paris, MERCI’de performans

– Eylül 2019: Şanghay, GALLERY ART CN

– Ekim 2019: Tokyo, POMMERY için performans ve sergi

– Kasım 2019: Lizbon, Homa sanatçı grubu sergisi

– Aralık 2019: Ocak 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU

– Eylül 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile ART PARIS

– Aralık 2020: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU’da solo sergi

– Mayıs 2021: Lizbon, Julie Le Halleux & Marie-Eve Macgoey tarafından düzenlenen LISBON BY DESIGN Sanat Fuarı

– Mayıs 2021: Amsterdam, ADORABLE ART + DESIGN GALERIE ile KUNST RAI ART

– Ağustos 2021: Ile-de-Ré, VISUS GALLERY’de sergi

– Eylül 2021: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile ART PARIS

– Kasım 2021: Strasbourg, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile St.Art Fuarı

– Eylül 2022: Lizbon, Küratör Rita Gomes Cardoso ile “Aligned minds” sergisi @ CISTERNA GALLERY

– Kasım 2022: Singapur, Clementine de Forton & Marina Oechsner de Coninck ile “I think I see it” sergisi @ 63 SPOTTS ART GALLERY

– Kasım 2022: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU’da solo sergi “Nicolas Lefeuvre: oeuvres récentes”

– Şubat 2023: Brüksel, GALERIE JEAN-FRAN ile Brafa Sanat Fuarı.

– Nisan 2023: Şubat, San Remo, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile “I think I see it” sergisi.

– Haziran 2023: Seul, V&E ART ile DAEGU ART FAIR.

– Ekim 2023: Taipei, V&E ART ile Art Taipei.

– Ocak 2023: Brüksel, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile Brafa Sanat Fuarı.

– Nisan 2023: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile PAD DESIGN & ART sergisi.

– 22-27 Kasım 2024: Paris, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile LA BIENNALE PARIS’te sergi.

– 19 Eylül- 17 Ekim 2024: Lizbon, “Palacio Verride”de solo sergi, LISBON ART OFFICE ile birlikte

– Eylül 2024: Seul, V&E ART ile KIAF’ta sergi.

– Temmuz-Ağustos 2024: La Bisbal, CLEMENTINE DE FORTON ile birlikte Castell d’Emporda’da sergi.

– 7-13 Haziran 2024: Paris, La Pagode’da “LE PRINTEMPS ASIATIQUE” sergisi, GALERIE JEAN-FRANCOIS CAZEAU ile birlikte.

Şarkı sözleri viral oldu

Arda Tekin ‘Sana Kıyamam’ isimli şarkısını Musicom Prodüksiyon etiketiyle yayınladı. Şarkının sözlerinde geçen ‘Ben YK değilim bela okumam, ben ibo değilim sana kızamam, ben Tilbe değilim trip atamam’ bölümü kısa sürede sosyal medyada viral oldu. Şarkı yayınlandığı andan itibaren yüzlerce yorum ve beğeni alırken sosyal medya kullanıcıları da şarkının o bölümünü kullanarak eğlenceli videolar çektiler.

Heyecanlanan beklenen konserin tarihi yaklaştı

7 Eylül Cumartesi günü İstanbul’un en iyi festival alanı Lifepark’ta gerçekleşecek olan K-Pop festivali, DreamCatcher ve PurpleKiss’in büyüleyici performanslarına ev sahipliği yapacak. Geniş bir hayran kitlesi kazanan bu gruplar, enerjik sahne şovlarıyla unutulmaz anlar yaşatacak.

DreamCatcher: 2017 yılında çıkış yapan Güney Koreli bir K-Pop kız grubudur. Rock ve elektronik müziği başarılı bir şekilde harmanlayarak kendi tarzını oluşturmuşlardır. Hit parçaları arasında “OOTD,” “DejaVu,” “Chase Me,” “Good Night” ve “Fly High” bulunur. Türkiye’de de büyük bir sevgi ve ilgiyle takip edilen DreamCatcher, Lifepark’da sahne enerjisiyle unutulmaz anlar yaşatacak.
PurpleKis: Güney Koreli bir başka popüler K-Pop grubu olan PurpleKiss, festivalde DreamCatcher ile birlikte sahne alacak. PurpleKiss, etkileyici vokalleri ve dinamik sahne performanslarıyla dikkat çekiyor. Grup, kısa sürede geniş bir hayran kitlesi edindi ve bu festivale katılarak hayranlarına unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Biletler Biletix’te.