Yazılar

Ece Özdikici “Kimse hayal kurmuyor artık”

Sanatın her dalında iz bırakan Ece Özdikici, oyunculuk deneyimlerinden resim tutkusuna, çocuk atölyelerinden yeni projelerine kadar birçok konuyu Pause Dergisi’yle paylaştı

Nazan Ortaç

Oyunculuk kariyeriniz boyunca tiyatrodan televizyona, oyuncu koçluğuna kadar geniş bir yelpazede çalıştınız. Bu süreçte sizi en çok etkileyen deneyim neydi?

Tek bir deneyim gelmiyor aklıma. Daha çok nelerden etkilendiğimi söyleyecek olursam; mesleğimi ve sektörümü dışarıdan izleyen insanlara manzaranın nasıl göründüğünü hatırlamıyorum. Uzun yıllardır o manzaranın içindeyim. Çok zorlandığımız zamanlar oluyor. Kaygı yaratacak çok unsur var. Benim ve azimle devam eden meslektaşlarımın süreçleri, düşüşleri kalkışları, yeniden başlayışları, çocuksu oyun oynama arzuları beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Çok etkileniyorum bu masum, çocuksu direnişten. Bir de iyi bir eser karşısında çok fazla duyguyu aynı anda yaşıyorum. Heyecanlanıyorum, seviniyorum ona bakabildiğim için, ağlama isteği geliyor, o kadar çok şey yaşıyorum ki… İyi yazılmış, yönetilmiş, oynanmış bir filmde oturamadığımı, heyecandan ayağa kalkıp izlediğimi, bazı resimlere uzun uzun ağlayarak baktığımı hatırlıyorum. Sanat beni çok heyecanlandırıyor.

Ece Özdikici

Oyunculuk kariyerinizde canlandırdığınız karakterlerden hangisi sizi en çok etkiledi ve neden?

Hepsinden ayrı ayrı parçalar kaldı bende. Bazen sanırım oynadığım tüm karakterlerin kolajı olan bir tarafım var diye düşünüyorum. Çok güzel karakterleri tiyatroda da, televizyonda da oynamak kısmet oldu şükürler olsun. Bazılarının çocuksu hallerini sevdim. Juliet gibi. Televizyonda ‘Kadın’ dizisinde oynadığım kabuklu ama yürekli Jale vardı, ona bayılırım. ‘Poyraz Karayel’de Songül’ün deli zekasını, enerjisini, yaşama inadına bayılırım. Bu sezon da devam edecek ‘Salıncakta İki Kişi’ adlı oyunda Gitta karakterini oynuyorum. Seyircilerimizi beklerim. Onun da olaylardan hayatı öğrenerek çıkarması, yoluna devam edebilecek gücü yine kendinden alması oldukça etkileyici. O kadar çok ki…

Bir rolü kabul ederken hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz ve bu süreçte en çok hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

En başta oyun/senaryo, rol, yönetmen/yapım, ekip sıralamasında ilerliyorum. Yolda değişenler oluyor tabii. Ekip arkadaşları, yönetmen ve hatta kabul ettiğiniz karakter değişebilir… Oyunlarda olmaz ama senaryolarda başladığınız karakter çoğunlukla değişiyor.

Aynı zaman ressamsınız ve sergileriniz de var… Resmin hayatınızdaki yerini nasıl anlatırsınız? Resimlerinizde hangi temaları işlemeyi seviyorsunuz?

İtiraf etmeliyim ki, resim yapmaya en adandığım dönemler içimin karanlık evrelerinde umut ışığı ararken oluyor. Bunu yeni yeni kendime itiraf ettim. Şimdi de sizinle ve okuyan herkesle paylaşıyorum. Hep resmettiğim kadınların güçlü bakışları ve rahatsız edici bir tarafları olduğunu söylerler. O rahatsızlık unsurunu ben ekliyorum. Masum peri bakışlı bir kıza görmezden geldiği bir örümcek ekliyorum örneğin. Biraz bakışımı ve resimle olan ilişkimi değiştiriyorum şu sıra. Hayatın her yönü var. Neden mutlu ya da huzurlu, tatmin olmuş anlarda da üretmeyeyim? Şimdi o dönemdeyim. Resimlerime bakan insanların benimle beraber yüklerini hafifleten bir yolculuğa çıksınlar istiyorum.

Ece Özdikici

Çocuklar için drama atölyeleri düzenliyorsunuz. Bu atölyelerde çocuklara hangi becerileri kazandırmayı amaçlıyorsunuz?

Drama atölyeleri değil. Yanlış bilgi olmasın. Yaratıcı atölye adı altında resim ve oyunculuk eğitimini birbirine eşleyerek götürüyorum. Tek bir kursta her iki sanata da değsinler istediğim için böyle bir atölye geliştirdim. Aslında planlarımın arasında yetişkinler için de aynı hedefle bir atölye yapmak var. Biraz üzerine çalışmak istiyorum ilerleyen dönemde.

Çocukların sanata olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz ve onları bu alanda desteklemek için ailelere neler önerirsiniz?

Çocuklar o kadar çok kursa gidiyor ki, önereceğim şey bir kurs, bir etkinlik değil. Elbette isterim benim atölyeme gelsinler, çalışalım. Söylemek istediğim yanlış anlaşılmasın. Çocukların saatlerini doldurmayı, onları meşgul etmeyi bırakın. Şimdi ama bütün gün tablette diyecekler biliyorum. Bunu sınırlandırın ve çocukların sıkılmalarına izin verin Allah aşkına. Sıkıntıdan patlayacak noktada arayışa girecek, eline boya alacak, şarkı söyleyecek. O zaman üretecek. Kimse hayal kurmuyor artık. Çocuklar dahil. İhtiyaç duymuyorlar ki. Bırakın sıkılsınlar, duvara bakarak hayal kursunlar. Sanat, edebiyat başka türlü üremez. Piyano kursuna götürülen kaç çocuk ailesiyle beraber senfoni konserlerine gidiyor? Hayatınıza girmeyen bir şeyi nasıl benimseyebilirsiniz? Bunlar hep heves olarak kalmaya mahkûm.

Sanatçı olarak sizin için en büyük ilham kaynakları nelerdir? Hangi sanatçılardan veya eserlerden etkileniyorsunuz?

En büyük ilhamım doğa. Sonra hassas insanlarla sohbetler, gözlemler… Notlar alıyorum. Görseller topluyorum. Etkilendiğim sanatçıları saymakla bitmez ki. Tüm sanat dallarından ayrı ayrı sanatçılar yüreğime çarpıyor.

Ece Özdikici

Gelecek için hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz ve kendinizi geliştirmek istediğiniz yeni alanlar var mı?

Evet var ama gerçekten benim için yeni bir alan ve oluşturma aşamasının çok başındayım. O yüzden paylaşmak için erken diyebilirim. Yapmış olduğum projeleri geliştirmek için konuşabilirim. Benimle ve çalışmalarımla bağ kuracak insanlarla tanışmak, çalışmak istiyorum. Yaratıcı atölyeyi daha çok çocuk ve okulla buluşturabiliriz. Sanat ile henüz tanışmamış çocuklara bu atölyenin kısa versiyonunu taşıyabilmem için bana destek sağlayacak bir ekip çok güzel olurdu. Kitabım için de aynı şey geçerli. Ben elbette ki daha çok çocuğa ulaşsın istiyorum. Yoksa yazmam ne işe yarar, değil mi? ‘ECE GERİ DÖNÜŞÜMÜ ANLATIYOR’ adlı çocuk kitabımın daha çok çocuk ile buluşması için, aklıma ilk gelen özellikle ilkokul ve anaokulu öğretmenleri oluyor. İnstagram @eceozdikici sayfamda profildeki linkten, ya da @divit_kitabevi sayfasından edinebilirler. Aklıma gelmeyen birçok olasılık mümkün olsun. Yeni sezonda tiyatro ve televizyon için olan projelerimi de yine instagram sayfamdan takip edebilirsiniz. Oyun çıkışı izleyenler arasında bu röportajı okuyup gelen olursa kesinlikle çok mutlu olurum.

Ece Özdikici

“YAZDIĞIM ÇOK FAZLA ÖYKÜ VAR”

 “Ece Geri Dönüşümü Anlatıyor” kitabınızın hikayesi nasıl ortaya çıktı? Bu kitabı yazma sürecinizden bahseder misiniz?

Hayallerimden biri idi çocuk kitabı yazmak ve resimlemek. Dijitallerini de yapmak istiyorum aslında. Yazdığım çok fazla öykü var. Canım sıkıldıkça bir şeyler yazarım ya da çizerim. Diyorum ya sıkılmak ürettirir. Bu öyküyü yıllar evvel yazmıştım. Diğer yazdıklarımın arasından bu öyküyü seçmemin sebebi; dünya için önemli bir konuyu sıkıcılaştırmadan, nasihat vermeden çocuklara anlatabilmek aslında. Baskıdan evvel üzerinde tekrar çalıştım elbette. Resimlerini tablette çalışmadım. Eski usul çalışmayı seviyorum. Kâğıt ve boyalar…

Kitabınızda israf, geri dönüşüm ve doğal kaynakların kullanımı gibi konulara değiniyorsunuz. Bu konulara ilgi duymanızın sebebi nedir?

Çok sayıda bilinçsiz insan var. Dünyaya sadece tüketmeye gelmiş ve her şeyi kendi hizmetine kullanmak hakkıymış gibi yaşayan. Yetişkinlere -eğer açık değillerse- farkındalık kazandırmak çok zor. Öğrenmemek için direnenleri tanıyorum. Halbuki küçük bir alışkanlık değiştirmek ile gerçekten büyük değişime sebep olabilir herkes. Sen, bir fabrika kadar zararlı değilsin diye dünyadan daha az sorumlu değilsin. Büyüklere anlatmaya çalışmaktan yoruldum ne yalan söyleyeyim. Çocukları en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz hepimiz. Benim de katkım bu olsun istedim.

Kitabınızda yer alan resimleri de kendiniz yaptınız değil mi?

Evet. Çok zevkliydi. Her zaman çocuk kitabı resimlemeye devam etmek isterim.

Çevreyle ilgili başka projeleriniz var mı? Yeni kitaplar, atölyeler veya başka çalışmalar planlıyor musunuz?

Tek başıma değil, bir ekiple yapmak isterim. Benim gibi düşünen, üretmeyi seven kişilerle yine sanat atölyeleri yapmak, konularımızı hayatın, gündelik yaşamımızın içinden seçmek ve eğer çocuklar ile çalışacaksam duyarlı, hassas büyümelerini destekleyecek çalışmalar yaptırmak isterim.

Polat  Holding’in kurucusu İbrahim Polat hayatını kaybetti

Polat Holding’in kurucusu ve Galatasaray Kulübü’nün eski başkanı Adnan Polat’ın babası olan İbrahim Polat, vefat etti.

Polat Holding’in kurucusu olan 93 yaşındaki İbrahim Polat’ın vefatıyla ilgili olarak, Galatasaray Kulübü’nden başsağlığı mesajı yayınlandı

Kulübümüzün eski başkanlarından Adnan Polat’ın babası İbrahim Polat’ın vefat ettiği haberini derin üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

Cenaze 28 Temmuz 2024 Pazar günü Teşvikiye Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı Aile Kabristanlığı’na defnedilecek.

Breitling Endurance Pro 38 mm koleksiyonu

Daha önce sadece 44 mm boyutunda sunulan Endurance Pro, şimdi beş farklı renk seçeneğiyle lanse ediliyor.

Breitling Endurance Pro, markanın teknik ve gündelik koleksiyonlarının en iyi taraflarını çok yönlü bir saatte birleştiriyor. Professional serisine ait model, zorlu antrenmanlara karşı dayanıklı tasarımıyla hem erkekler hem de kadınlara şık ve yüksek kaliteli bir atletizm saati sunuyor.

Ultra hafif kasası ve bileğe oturan rahat kauçuk kayışı ile Endurance Pro, profesyonel sporculara ve spor tutkunlarına hitap ediyor. Saat, hafiflik ve sağlamlıkta titanyumun üç kat, paslanmaz çeliğinse neredeyse altı kat üzerine çıkan Breitlight® materyalinden üretiliyor. Antimanyetik, ısı bakımından dengeli ve hipoalerjenik olan Breitlight®, çizilmeye, çekilmeye ve korozyona yüksek bir dirençle cevap veriyor.

Sezen Aksu, Egemen Bostancı’nın adını hatıra ormanı ile yaşatacak

Sezen Aksu, 1986 yılında hayatını kaybeden yakın dostu Egemen Bostancı anısına TEMA Vakfı aracılığıyla Kilis Yeniyurt sahasında 5 bin fidanlık bir hatıra ormanı oluşturdu. Orman Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı iş birliğiyle tesis edilen sahaya meşe türü fidanlar dikildi.

Sezen Aksu, 2008 yılında değerli müzik insanları Şerif Yüzbaşıoğlu, Onno Tunç ve Uzay Heparı’nın adlarına TEMA Vakfı aracılığıyla Antalya Döşemealtı sahasına 4 bin fidan, 2013 yılı boyunca verdiği konserlerinden elde edilen gelirlerin bir bölümüyle de Manisa Salihli Gökköy sahasına 5 bin fidan bağışlamıştı.

Ayrıca Aksu; 2015’de söz yazarı Aysel Gürel anısına Balıkesir Kepsut, 2018’de Adile Naşit anısına Denizli Çal ve Sundurlu, 2019 ‘da Meral Okay anısına Tekirdağ Kızılcaterzi, 2021’de Attila Özdemiroğlu anısına Gaziantep Atmalı sahalarının her biri için 5 bin fidan, 2022’de Oğuz Aral anısına Kırklareli Osmancık sahasına 6 bin fidan ve son olarak da 2023’te Yaşar Gaga anısına Kırklareli Celaliye sahasına 5 bin fidan bağışlamıştı. Egemen Bostancı Hatıra Ormanı ile Sezen Aksu’nun katkılarıyla oluşturulan toplam 9 farklı hatıra ormanında toprakla buluşan fidan sayısı 45 bine ulaştı.

Zen-G’den yeni bir hit “Leylam Ley”

“Delale”, “Alev Alev” ve “İstanbul” şarkılarının başarısının ardından, geçtiğimiz haftalarda yayınlanan “KEJE” isimli şarkısıyla da beğeni toplayan başarılı rap sanatçısı Zen–G’nin yeni şarkısı “LEYLAM LEY” Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanıyor.

Şarkının sözü Zen-G’ye, müziği Zen-G ve Arda Gezer’e, düzenlemesi ise Zen-G, Arda Gezer ve Archie’ye ait. 

Hüzünlü, romantik ve bir o kadar da enerjik olan “LEYLAM LEY”de sanatçı kendi müziğinin ezgilerini yansıtırken; şarkının isminde Sabahattin Ali şiiri ve Zülfü Livaneli bestesi olan unutulmaz eser “Leylim Ley”e yaptığı atıf da dikkatlerden kaçmıyor.

Etem’in yeni şarkısı “Soldurmadım Çiçeğini”

Elektronik müziği ve modern soundları günümüz alternatif pop ve indie türü ile harmanlayıp, deneysel ve karakteristik vokal tarzı ile yeni parçalarını dinleyicilerin beğenisine sunmaya devam eden genç sanatçı Etem’in yeni şarkısı “Soldurmadım Çiçeğini” Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanıyor.

Pop tarzındaki duygusal şarkının sözü ve müziği Etem Bostanoğlu’na; aranje, mix ve masteringi ise Burak Bedirli’ye ait. Etem “Soldurmadım Çiçeğini” 26 Temmuz Cuma günü Sony Music Türkiye etiketiyle tüm müzik platformlarında yerini alıyor.

Canlı ve pürüzsüz bir görünüm

M.A.C, doğal güzelliğini ön plana çıkaracak yenilikçi Glow Play serisi ile karşında. Daha az makyajla en iyi halini yansıtmanı sağlayacak bu seri, yeni formülü ve çok yönlü kullanımı sayesinde dudaklarında ve yanaklarında görmek istediğin ışıltıyı sağlıyor.

Yeni Glow Play Ailesi ile makyajını dudaklardan yanaklara geçerek zahmetsizce uygulayabilirsin. Aynaya bile bakmadan kullanabileceğin bu ürün dağılma yapmazken, aynı zamanda yeni formülü hayvansal içerik içermiyor ve ambalajı geri dönüştürülebilir malzemeden üretiliyor. Üstelik Yenilenen Glow Play ürünlerine “PH Active” formülü eklendi. Dudağının PH’ına göre renk değiştiren yeni dudak balmı favorin olmaya aday.

Yazın böbrek taşı oluşumu artıyor!

Böbrek taşı oluşma riskinin yaz mevsiminde arttığını biliyor muydunuz? Peki son yıllarda sağlıksız yaşam alışkanlıkları nedeniyle yetişkinlerin yanı sıra çocuklarda da hızla yaygınlaştığını? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Özveri, yol açtığı şiddetli sancılarla yaşamı kabusa çeviren böbrek taşının, bazı basit kurallara dikkat edilerek önlenebileceğini belirterek “Özellikle yaz aylarında aşırı sıcakların ve nemin de etkisiyle vücudun kaybettiği sıvının yetersiz su tüketimi nedeniyle yerine konulamaması, tuzlu kuruyemişler, işlenmiş peynir ve et ürünleri gibi yüksek sodyum içeren besinler ve fast-food yiyecekler tüketilmesi, yüksek proteinli diyetler yapılması böbrek taşına zemin hazırlayabilmektedir” diyor. Tedavi edilmeyen böbrek taşının ileride böbrek kaybına bile yol açabildiğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Özveri böbreklere zarar veren 5 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Hakan Özveri

Doç. Dr. Hakan Özveri

  • Yetersiz su tüketimi

Yazın aşırı sıcaklar ve nem terlemeyi artırdığından vücuttan su kaybı da hızlanıyor. Ancak su içme alışkanlığı olmayan hatta suyu zorla içen pek çok kişi, bu nedenle sadece susadıklarında su içiyor ya da su yerine şekerli, gazlı içecekleri tüketiyor. Ancak özellikle yaz aylarında mutlaka günde 2,5 litre su içmek gerekiyor. Şekerli ve gazlı içecekler fayda yerine sağlığa zarar verirken, çay ve kahve içmek de sanıldığının aksine suyun yerine geçmediği gibi diüretik etkileri dolayısıyla vücuttan su atılmasına neden oluyor. Yetersiz su tüketimi böbrek taşı başta olmak üzere bir çok böbrek hastalığına zemin hazırlarken, tedavi edilmediğinde böbrek kaybına bile yol açabiliyor.

  • Aşırı tuz tüketimi

Ülkemizde ne yazık ki tuz tüketimi, olması gereken seviyenin çok üzerinde. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günlük tuz tüketimi kesinlikle 5 gramı (1 çay kaşığı) geçmemeli. Pek çok kişinin yemeklere ayrıca tuz eklediğini, bunun da kalp ve hipertansiyon gibi hastalıkların yanı sıra böbrekte de taş oluşumuna neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Hakan Özveri sebzeden süt ürünlerine dek pek çok yiyeceğin içerisinde tuz bulunduğunu, bu nedenle ayrıca yemeklere tuz eklememek gerektiğini vurguluyor. Son yıllarda fast- food tarzı beslenme, hazır gıdalar ve çeşit çeşit atıştırmalıkların büyük ilgi gördüğünü ancak bu ürünlerin içinde çok yüksek miktarlarda tuz bulunduğunu belirten Doç. Dr. Özveri sağlıklı beslenmenin büyük önem taşıdığını söylüyor.

  • Yetersiz sebze tüketimi

Yaz aylarında dışarıda geçirilen sürenin artması, tatil dönemlerinde özellikle açık büfelerde sebze yemekleri yerine kızartma ve et ağırlıklı beslenme ile kahvaltıda işlenmiş et ürünlerine ağırlık verilmesinin de böbreklere zarar verdiğini vurgulayan Doç. Dr. Hakan Özveri, hayvansal proteinlerin aşırı tüketilmesi durumunda taş oluşumuna neden olduğunu, bu nedenle tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğini söylüyor.

  • Sağlıksız diyet

Özellikle yaza girerken ve yaz mevsiminde tatile çıkmadan önce zayıflama amacıyla yapılan diyetler bir süre sonra sürdürülemeyip bırakılabiliyor hatta bırakıldıktan sonra çok daha fazla kilo olarak geri dönebiliyor. Fazla kilo şüphesiz sağlığın en önemli düşmanlarından biri olduğu gibi böbrek sağlığı için de son derece zararlı. Öyle ki aşırı kilolu ya da obezite tanısı konulan kişilerde böbrek taşı riskinin arttığı görülüyor. Ancak aşırı kilolardan kurtulmak için sürdürülebilirliği olmayan, fayda yerine zarar veren, yüksek proteinli şok diyetlerden ve her türlü ‘bitkisel’ adı altında satılan ürünlerden kaçınmak gerekiyor.

  • Sıcak ve nem nedeniyle eve kapanmak

Aşırı sıcaklar ve yüksek nem adeta göz açtırmıyor ve özellikle riskli gruptaki kişilerin güneşin dik olduğu saatlerde mümkünse evde kalmalarında fayda var. Yine, güneş ışınlarının dik ve yoğun geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında dışarıda spor yapmak da tehlikeli olabileceğinden, günün erken ya da akşam saatleri dışarıda yürüyüş/ spor için uygun zamanlar. Ancak bazı kişiler yazın mevsimsel koşulları nedeniyle dışarıda değil yürüyüş yapmak, hiçbir aktivitede bulunmayarak eve kapanabiliyorlar. Hareketsizlik de sağlığa pek çok açıdan zarar verdiği gibi böbrek taşının görülme sıklığının da artmasına neden olabiliyor. Bu nedenle egzersizi ihmal etmemek, hareketsiz kalmaktan kaçınmak gerekiyor.

Sini Restaurant şimdi bahçede

Sanasaryan Han’da yer alan Sini Restaurant, Bizans, Osmanlı, Akdeniz ve Anadolu lezzetlerinden ilham alan menüsü ile bahçede hizmet vermeye başladı.

Sini Restaurant, şimdi de yeşilliklerle çevrili teras alanı ile konuklarına huzurlu bir kaçış noktası sağlarken, İstanbul’un ve Doğu Akdeniz’in imza lezzetlerini tarihi yarımadadan ilham alarak yaratılan imza kokteyllerle buluşturuyor.

“Secret Garden” alanıyla yaz günlerinde şehirden uzakta hissedeceğiniz keyifli anlara imza atan Sini Restaurant, şık yemek davetleri ve keyifli buluşmalar için ideal bir ortam sağlıyor. İstanbul’un en prestijli restoranlarından biri olan Sini, Executive Chef Alper Adiller’in yerel şaraplarla eşleştirdiği yedi aşamalı seçkin tadım menüsü ile ‘fine dining’ deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

Yaz menüsü yenilendi

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un İtalyan mutfağı sunan restoranı Bellini, yaz menüsünü yeniledi. Yenilenen menü, Bellini’nin deneyimli danışman şefi Giovanni Vaccaro’nun imzasını taşıyor.
Bellini, Çırağan Sarayı’nın tarihi atmosferinde, birinci katta konuklarını ağırlıyor. Sicilyalı şef Giovanni Vaccaro’nun ustalığıyla, İtalyan mutfağının geleneksel lezzetlerini modern dokunuşlarla bir araya getiriyor.
Menüden öne çıkan lezzetler arasında, Dana Carpaccio, Tuna Buttuta, Ricotta Peynirli Kabak Çiçeği, Tempura gibi başlangıçlar dikkat çekiyor. “Guazzetto” Çorbası, Keçi Peynirli Raviolini, Istakozlu ve Sebzeli Siyah Tortelloni, ıstakoz ve fesleğen pesto sosu ile Chitarra Spagetti, sebzeler, gevrek safranlı pilav ve balık sosu ile Karadeniz Levreği, parmesan kabuğu, patates ve ızgara sebzeler ile Dövülmüş Dana Eti de restoranın önde gelen ana yemek lezzetleri arasında yer alıyor. Vaccaro’nun damaklarda ziyafet şöleni yaşatan enfes lezzetlerine Klasik Tiramisu ve Sicilya usulü Cassata gibi tatlılar eşlik ediyor.