Yazılar

Marmaris’in Saklı cenneti NUUP’ta gastronomi şöleni devam ediyor

NUUP, Marmaris’in yemyeşil doğası ile ünlü Çamlı Köyü’nde, yüksek standartları, sade ve şık tasarımı, konforu, lezzeti ve huzuru buluşturduğu hizmet anlayışı ile misafirlerini ağırlıyor.

Bünyesinde, 28 odalı NUUP Hotel’in de bulunduğu tesis, seçkin menüsü ile hizmet veren fine-dining restoran Sento by NUUP, eşsiz tatlılar ve zengin kahvaltı seçenekleri sunan NUUP Patisserie, yaratıcı atölyelere ev sahipliği yapan ve özgün tasarımların satışa sunulduğu Krei Atelier ve bahçeden tabağa taptaze ürünlerin yetiştirildiği NUUP Farm ile, misafirlerine birçok ayrıcalıklı deneyimi bir arada sunuyor.

Şef Tacan Oruç

Şef Tacan Oruç

Gastronomi deneyimi

Gault&Millau Modern Cuisine ödüllü Şef Tacan Oruç ve ekibinin özgün tarifleri ile sezona güçlü bir giriş yapan sento by NUUP, tamamen doğaya saygılı bir yaklaşımı benimsiyor. NUUP Farm bahçelerinden, yerel üretici ve kooperatiflere, ormanın mucizelerinden, denizin sunduklarına kadar tüm ürünlerin 50 kilometre karelik bir alandan temin edildiği sento by NUUP mutfağında, şık ve lezzetli sunumlar, Casual Dining porsiyonlarda “Fine Aegean Cuisine” konsepti ile servis ediliyor. Misafirler menüden istediği lezzeti seçebildiği gibi, dilerlerse Şef’in ‘Karadan’, ‘Denizden’ ve ‘Tarladan’ olmak üzere sunduğu tadım menülerini deneyimleyebiliyor.

NUUP Hotel

Sento’da kullanılan sunum tabakları da mutfak ekibinin ellerinden çıkıyor. krei Atelier’de günler boyu seramik çamurlarını işleyerek hazırladıkları birbirinden özgün el yapımı tabaklar, sento’da yaratıcılığın tabaktan başladığını kanıtlıyor.

NUUP Hotel

Ekşi Maya mucizesi

200 yıllık ekşi mayalı hamur ile yoğrulan özel ekmeği bu benzersiz gastronomi deneyimini taçlandırıyor. Ünü her geçen gün büyüyen, ekşi maya ekmeğini satın almak ve deneyimlemek için çevre il ve ilçelerden misafirler Nuup Patisserie’yi ziyaret ediyor.

NUUP Hotel

Kahvaltı ile başlayan, saklı cennet içindeki gastronomi yolculuğu, akşam yemeğine kadar şölen tadında devam ediyor. Tesis, asırlardır gölgesinde oturanlara şifa dağıtmış ulu çınarın ev sahipliğinde, kuğuların, renk renk ördeklerin keyifle süzüldüğü gölet etrafında, NUUP Patisserie’nin zengin menüsünden özgün lezzetler sunuyor.

Vakko, Paris Olimpiyatları’nda

Tokyo 2020’nin ardından yeniden Team Türkiye sporcularının seyahat ve seremoni kıyafetlerini tasarlayan Vakko, Paris 2024 için hazırlanan özel koleksiyonda; sporun dinamik ruhunu, Türk bayrağı ve ev sahibi şehir Paris’ten aldığı ilhamla buluşturuyor.
Vakko Tasarım Ekibi tarafından sporcularımızın her aşamada şampiyon gibi görünmeleri ve hissetmeleri hedeflenerek büyük bir özenle tasarlanan Team Türkiye koleksiyonu, tüm sporcuların farklı vücut kompozisyonlarına sahip olmaları gözetilerek, hepsinin ayrı ayrı ölçüleri alındıktan sonra Vakko Özel Dikim terzileri tarafından büyük bir titizlikle hayata geçirildi.

Jehan Barbur’un yeni albümü “Şehirlerden Uzak”

Jehan Barbur, 8. Solo albümü “Şehirlerden Uzak”ı dinleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor. Daha önce yayınlanan altı şarkının da dahil olduğu albümde, beş yeni şarkı bulunuyor.

Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan albümde, sözü bestesi Erdem Ergün’e, Kemal Evrim Aslan’a ve Gözde Öney’e ait üç şarkı da yer alıyor.

Prodüktörlüğünü sanatçının kendisinin üstlendiği albümde, sözü ve bestesi Jehan Barbur’a ait yedi şarkı bulunuyor. Ayrıca bonus track olarak canlı konser kaydı olan ve piyanoda Çağrı Sertel’in Jehan Barbur’a eşlik ettiği “Allı Turnam” kaydı da 2019’da yayınlanan “Ürkerek Söylerim” albümünün bir hatırlatıcısı gibi.

Albüm ve kapak fotoğraflarını Güneş Kazdal’ın çektiği, kayıtları, mix ve masteringi Serkan Özyurt’un yaptığı bu çalışmaya kıymetli müzisyenler, Erkan Oğur, Alp Ersönmez, Kemal Evrim Aslan, Emre Ay, Eylül Biçer, Çağrı Sertel, Mert Önal, Serhat Çiftdal, Evrim Tüzün, Onur Başkurt, Murat Çopur, Abbas Karacan, Erencan Ereren eşlik etti. İlk albümden bugüne hikâyelerini kendine özgü bir dille müziğe aktaran Jehan Barbur’un yeni albümü “Şehirlerden Uzak”, usul bir masalın kapılarını aralıyor.

Aşırı kilolu bireylerde kanser gelişim oranı yaklaşık %60

Konfor alanımızın dışına çıktığımızda, rutinlerimizi değiştirdiğimizde, hayatımıza sağlıklı beslenmeyi, günlük spor yapmayı, kilo kontrolünü özetle bilinçli yaşam şeklini dahil ettiğimizde birçok hastalığa yakalanma olasılığımızı da düşürmüş oluyoruz. Peki tam olarak neler yapmalıyız? Liv Hospital Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz, toplum olarak artık daha bilinçli olduğumuz kanser hastalığı ile ilgili önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz

Prof. Dr. Itır Şirinoğlu Demiriz

Daha bilinçliyiz
Toplumumuz artık kanser tanısında çok daha bilinçli ve uyumlu. Tüm dünyada her bir farklı kanser türü için çok çeşitli, geniş çaplı giderek daha da moleküler yöntemlere evrilerek tanı ve tedavide gelişmeler olumlu yönde ilerlemektedir.

Destek olmak bizlerin elinde
Bizler hekim olarak tanı ve tedavi aşamalarını yönetebildiğimiz kadar aile bireylerinin sağlıklı ömürlerine devam edebilmeleri konusunda da destek olmaya çalışmaktayız. Bu süreçte hareketsiz yaşamdan (sedanter) uzaklaşmak, stres kontrolünde ve sağlıklı beslenmede tavsiyelerde bulunmak da bizlerin görevidir.

Elbette ki hiçbir yöntem yüzde yüz engelleyici değildir ancak bilinçlenmek her şeyden önemlidir.
Neler yapabilirsiniz?
Egzersiz:
Kanser ve egzersiz arasındaki ilişki birçok bilimsel çalışmada kanıtlanmıştır. Hareketsiz kalan bedenin kansere yatkınlığı birden fazla sebep nedeni ile artmaktadır. Örneğin haftalık 4-6 saat yürüyüşler ile hastalık riski %10 azaldığı gibi eğer tedavi sürecinde ise iyileşmeyi, bedenin eski gücüne kavuşmasını da hızlandırmaktadır.

Kilo kontrolü: Aşırı kilolu bireylerde kanser gelişim oranı yaklaşık %60 artmaktadır. Aktif yaşamak, sağlıklı egzersiz politikaları ve elbette sağlıklı beslenme ile kilo kontrolü sağlanması koruyucudur.

Sağlıklı beslenme: Özellikle bağışıklık sistemimizi, barsak mikrobiyotamızı destekleyen gıdalardan ağırlıklı beslenmek çok kıymetlidir. Bu grup dahilinde meyveler, sebzeler, yoğurt gibi probiyotik süt ürünleri ve işlenmemiş proteinler hem kilo kontrolünde etkin hem de kanserden koruyucudur. Tuzlu gıdalar, işlenmiş kimyasal içerikli fast food ürünlerini soframızdan kaldırmalıyız.

Yoga, meditasyon, orman yürüyüşleri: Yaşam koşullarının her geçen gün zorlaştığı günümüz şartlarında kendimize vakit ayırmalı, müzik eşliğinde doğa yürüyüşleri ya da ruhu dinginleştiren yoga gibi meditasyonlara şans vermeliyiz. Stresin tetiklediği sayısızca negatif olay gibi kanser üzerine de etkisi inkar edilemez.

Hepimizin alıştığı şeylerden vazgeçmesi ya da değişiklik yapması konfor alanımızın bozulması gibi

D Maris Bay’de Dieter Bohlen ve Sophie Ellis-Bextor geliyor…

D Maris Bay, ağustos ayında ikinci kez Big Art Festivali’ne ev sahipliği yapacak.

Üç gün sürecek gala programı kapsamında Modern Talking’in efsanevi solisti Dieter Bohlen ve İngiliz popunun divası Sophie Ellis-Bextor sahne alacak.

D Maris Bay, 19-21 Ağustos tarihlerinde OMNIYAT Summer Collection by BIG ART FESTIVAL’in büyük finaline ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Üç gün sürecek gala programı; gastronomi deneyimini üst seviyeye taşıyacak bir açılış partisiyle başlarken, müzik dünyasına damgasını vuran Modern Talking grubunun solisti Dieter Bohlen ve İngiliz pop kraliçesi Sophie Ellis-Bextor büyüleyici sahne performanslarıyla festivale renk katacak.

Big Art Festivali’ne ikinci kez ev sahipliği yapıyor. D Maris Bay’de gerçekleşecek Big Art Festival; 19 Ağustos’ta La Guérite’de özel bir öğle yemeğiyle ve canlı müzik performansları ile başlayacak.

Berkay tam gaz devam ediyor

Başarılı sanatçı Berkay, yaz turnesine hız kesmeden devam ediyor. KerkiSolfej Organizasyonu ve Kral Pop Radyo medya sponsorluğunda Bodrum Antik Tiyatro’da sahne alan Berkay, kendisini dinlemeye gelen binlerce sevenine unutulmaz bir akşam yaşattı. Hit şarkılarının yanı sıra arabesk parçaları da seslendiren Berkay, her şarkısında kendisine eşlik eden hayranlarına “Bu sıcakta bizleri burada yalnız bırakmayıp geldiğiniz için çok teşekkür ederim” dedi. Muhteşem sahne performansını enerjisiyle tamamlayan Berkay, yaklaşık iki saat süren konserini alkışlar eşliğinde sonlandırdı. Yaz turnesine devam edecek olan Berkay, sırasıyla şu şehirlerde sahne alacak.

2 Ağustos: Datça Açıkhava Tiyatrosu

3 Ağustos: Marmaris Amfi Tiyatro

9 Ağustos: Altınoluk Amfi Tiyatro

10 Ağustos: Kuşadası Altın Güvercin Amfi Tiyatro 17 Eylül: Bursa Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu

30 Eylül: Adana Çukurova Üniversitesi Açıkhava Tiyatrosu

Kalp kapaklarınız sağlam mı?

 Günümüzde kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artıyor. İşlenmiş gıdalar, aşırı tuz tüketimi, karbonhidrat ağırlıklı beslenme, yoğun stres, hareketsizlik ve sigara kullanımı gibi birçok etken kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaşmasına neden olurken, kalp kapaklarındaki yıpranma da tehlikeyi artırıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Yaş ilerledikçe kalp kapağı problemleri de artmaktadır. İnsan kalbinin işlevlerini yeterli bir şekilde yerine getirebilmesi için tüm kapakların sağlıklı olması gerekir. Ancak sigara, obezite, kontrolsüz diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi etkenler kalp kapaklarına ciddi zarar vermekte ve sorun çoklu organ yetmezliğine kadar gidebilmektedir” diyor.

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar kalp kapağını bozan sinsi tehlikeleri ve tedavide genilen noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Nefes darlığı, yorgunluk ve çarpıntı… Modern çağın koşuşturmacasında genç-yaşlı pek çok kişi bu sorunlardan bir veya birkaçıyla karşılaşıyor ancak çoğunlukla ‘dinlenirsem geçer’ ya da ‘hemen doktora gitmeye gerek yok’ düşüncesiyle doktora başvurmayı öteleyebiliyor. Hal böyle olunca sorun ileri dönemde; ciddi ritim bozuklukları, kalp yetersizliği hatta akciğer ödemi gibi hayati önem taşıyan boyutlara ulaşabiliyor! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp ve damar hastalıklarının ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığını vurgularken, buna rağmen kalbimize gerekli özeni göstermediğimizi belirterek “İletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte artan farkındalık ve tıbbi teknolojinin ilerlemesiyle de erken teşhisin getirdiği faydalar bu konunun avantajlı yönleridir. Ancak işlenmiş gıdalarla beslenme, düzensiz yaşam, yoğun stres ve sporun hayatımıza yeterince adapte edilemeyişi kalp ve damar sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Ve maalesef tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her geçen gün kalp ve damar hastalıkları giderek artmaktadır” diyor.

Doç. Dr. Onur Taşar

Doç. Dr. Onur Taşar

Çoklu organ yetersizliğine yol açabiliyor!

Kalp kapaklarının da genetik etkenler, sağlıksız yaşam alışkanlıkları ve ilerleyen yaş gibi faktörlerle bozulduğunu ve hayati riske yol açabildiğini belirten Doç. Dr. Onur Taşar şöyle konuşuyor: “Sağlıklı bir insanın kalbinde dört tane kapak sistemi vardır. Yaş ilerledikçe kapak problemleri de artmaktadır. Kalp kapaklarından mitral kapak problemleri doğası gereği genellikle erken aşamalardan itibaren belirti verdiğinden teşhisi hastalık kritik düzeye gelmeden olmaktadır. Ancak bazen ani gelişen ileri düzey kapak yetersizlikleri acil servise başvurmayı gerektirecek ölçüde nefes darlığı hatta şok tablosuna yol açabilmektedir. Erken teşhis edilse de zamanında müdahale edilmeyen hastalarda en nihayetinde kalp, akciğer ve hatta çoklu organ yetersizliği belirtileri ortaya çıkmaktadır.” Mitral kapak hastalıklarının tedavisinin açık kalp ameliyatının yanı sıra, son yıllarda hızla gelişen teknoloji sayesinde  girişimsel kardiyologlar tarafından anjiyografik olarak yani kapalı yöntemle yapılabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Taşar, hangi hastaya hangi tedavi yönteminin uygun olacağına Kardiyoloji -Kalp Damar cerrahisi ortak konseyde karar verildiğini ve başarılı sonuçlar alındığını vurguluyor.

Kalp kapaklarının sinsi düşmanları!

Kapak hastalıklarından bir kısmı genetik olurken, kişinin yanlış yaşam alışkanlıkları ve çevresel faktörler de kapaklara dolaylı şekilde ciddi zarar verebiliyor. Koroner arter hastalığı ile sonuçlanan damar sertliğinin özellikle mitral kapak sisteminin fonksiyonunu bozarak yetersizliğe yol açabildiğini belirten Doç. Dr. Onur Taşar, “Dolayısıyla koroner arter hastalığına yol açan sigara, obezite, kontrolsuz diyabet, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi etmenler kalp kapağına ciddi zarar verebilmektedir” diyor. Doç. Dr. Taşar, kalp kapak hastalıkları tanısı olan bireylerin düzenli kontrollerini yaptırmalarının ve tedavi yöntemini belirlerken mutlaka kapak hastalıkları konusunda deneyimli merkezlere başvurmalarının önemli olduğunu söylüyor.

Kalori değil, porsiyon hesabı yapın!

Yaz mevsiminde artan etkinlikler ve tatil planımız nedeniyle hemen hepimizi zayıflama telaşı sardı. Ancak fazla kilolardan kurtulmanın çözümünü düşük kalorili şok diyetleri uygulamakta arıyorsanız, bu hayalinizden bir an önce vazgeçmenizde yarar var.  Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, “Şok diyetler sizi kısa sürede mutlu etseler de, unutmayın ki hızla verilen kilolar ağırlıklı olarak kas ve sıvı kaybına sebep olduğu için yine hızla geri alınırlar. Daha da kötüsü; şok diyetler uzun süre uygulandığında tip 2 diyabetin başlıca sorumlusu insülin direncinden karaciğer yağlanmasına, kalp hastalıklarından depresyona kadar birçok sağlık sorununu da yol açabilirler” uyarısında bulunuyor.  Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, sağlıklı ve kalıcı kilo vermenin ancak kilo alınmasına sebep olan hatalı beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesiyle mümkün olabildiğine dikkat çekerek, “Sağlıklı kilo kaybı kişiden kişiye değişmekle birlikte, ideal olan haftada ortalama 1-1,5 kilo kaybetmektir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, yaz aylarında sağlıklı ve kalıcı kilo vermenin kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik

Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik

Her sabah mutlaka kahvaltı edin

Genellikle sabahın erken saatlerinde, zamansızlık ve iştahsızlık nedeniyle atlanan, yoğun iş temposuyla da unutulan öğündür kahvaltı. Ancak günün en önemli öğünüdür aslında. Zira, metabolizmanızın çalar saatidir. Bu nedenle uyandıktan sonra bir saat içinde kahvaltı ederek metabolizmanızı erkenden çalıştırmaya başlamanız kan şekerinizin dengede kalmasını sağlayarak gün içinde ani acıkma atakları yaşamanızı önleyecektir.

Bol miktarda sebze meyve tüketin

Gün içerisinde ortalama 1-2 porsiyon meyve ve 4-5 porsiyon sebze tüketmeye özen gösterin. Kahvaltınızda, üzerine yağ eklenmemiş mevsim sebzelerini, öğle ve akşam yemeklerinizde de az miktarda yağ ile hazırlanmış zeytinyağlılar ve bol yeşillikli salataları tüketmeyi alışkanlık haline getirin.  Sebzeler yüksek posa içerikleriyle hem tokluk hissi oluşturacak, hem de düşük kalorili oldukları için zayıflamanızı kolaylaştıracaktır. Meyveler ise uygun porsiyonda yenildiklerinde  kan şekeri dengesi sağlayacakları için gün içinde tatlı krizlerini önleyeceklerdir.

Ara öğünleri atlamayın

Kalıcı kilo vermenin bir başka önemli kuralı ise ara öğünleri atlamamak. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, ara öğünlerin metabolizmaya ‘çalış’ emrini verdiklerine işaret ederek, “Günde 1-2 kez ara öğün yapmayı alışkanlık haline getirmek sağlıklı kilo kaybı ve kilo kontrolü için oldukça önemlidir. Ara öğünler bir sonraki öğüne yarı tok girmenizi sağlayarak porsiyonları kontrol etmenizi kolaylaştıracaktır” diyor.  Ara öğünlerin metabolizmanızın açlık durumuna girmesini ve yavaşlamasını önleyen en önemli ama aynı zamanda en tehlikeli öğünler olduğunu vurgulayan Müzeyyen Çelik, “Dikkat edilmesi gereken nokta,  bu öğünlerde tatlı ve hamur işleri yerine; meyve, yoğurt, kuru yemiş, kremasız ve şurupsuz sütlü kahve gibi alternatifleri tercih etmektir” diyor.

Asla tek yönlü beslenmeyin, çünkü…

Aldığımız kalorinin miktarı kadar, bu kalorinin kaynakları da önemli. Kilo kaybı ve kilo korumada besinlerin kalorilerini saymak yeterli gelmiyor, besin grubu dengesi daha önem taşıyor. Gün içerisinde protein ve karbonhidratı dengeli olarak almak gerekiyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, tek yönlü beslenmenin kan şekerinde dengesizliğe neden olacağı için gün içerisinde yeme isteğini artırabileceği uyarısında bulunarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle her öğünde; süt, et, tahıl, sebze-meyve gruplarından bir tabağa sığacak şekilde porsiyonlar almak çok önemli. Çünkü, tahıl grubunu süt ve et gruplarına göre fazla tüketmek kan şekerinde ani yükselmeye sebep olabilir. Bu da bir sonraki öğüne kadar daha çabuk acıkmanıza ve olması gerekenden daha fazla yemenize, bunun sonucunda kilo almanıza yol açabilir. Genel olarak et grubunu fazla tüketmeniz durumunda ise kan yağı seviyesini yükseltmiş ve sağlıksız beslenmiş olursunuz.”

Kalori değil porsiyon hesabı yapın

Kalıcı ideal kilo vermede neyi yediğimiz kadar, ne kadar yediğimiz ve hangi saatte yediğimizin de önemi var. Porsiyon kontrolü yapmanız, ihtiyacınız olandan fazla enerji almanızı ve mide kapasitenizin gereksiz büyümesini önleyecektir. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, ortalama porsiyonları besin gruplarına göre şöyle anlatıyor: “Et grubu (kırmızı et, tavuk, balık, hindi) avuç içiniz kadar, yani ortalama 100-120 gram olmalıdır. Ancak bu miktar egzersiz durumunuza ve ihtiyaçlarınıza göre değişebilir. Tahıl grubunda; her öğüne ortalama 1,5-2 dilime denk  gelecek kadar ekmek veya 5-6 çorba kaşığı kadar bulgur, kinoa, buğday, tam tahıllı makarna gibi karbonhidratlar tercih edebilirsiniz. Süt grubunu da öğünlerinizde bir kase yoğurt (200 gr) veya bir su bardağı (200 ml) ayran veya cacık bulundurarak tamamlayabilir, tabağınızın kalanını da sebzelerden doldurabilirsiniz.”

Görebileceğiniz her yere su koyun

Vücutta kilo verme sürecinde yağ yakımıyla birlikte toksik madde miktarı da artıyor. Bu maddeler vücuttan su yardımıyla uzaklaştırılıyor. Metabolizmayı arındırmanın ve canlandırmanın altın kuralının ‘su içmek’ olduğuna dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik, su tüketimini artırmak için şu önerilerde bulunuyor: “Susuzluk hissi yalancı  açlık hissiyle karıştırılabildiği için su içerek gereksiz kalori alımının da önüne geçmiş ve iştahınız kontrol etmiş olursunuz. Öncelikle su içmek için susamayı beklemeyin. Çünkü sıcak havalarda terlememiş olsanız dahi vücuttan yüzeysel olarak kaybedilen sıvı miktarı artar. Evinizde, iş yerinizde görebileceğiniz her yere su şişeleri, sürahiler ve su dolu bardaklar koyun. Suyun tadını, içine dilediğiniz meyveyi atarak değiştirebilir, tarçın, zencefil, taze nane yaprakları ekleyerek antioksidan kapasitesini artırabilirsiniz.”

sağlık

Yatmadan 2 saat önce yemeği sonlandırın

Vücudunuza besinleri sindirmesi için zaman tanıyın. Bu nedenle yemek ve içecekleri yatmadan 2 saat önce sonlandırın Gün ışığının ve hormonların etkisiyle saat 18:00‘den sonra metabolizma yavaşlamaya ve uykuya hazırlanmaya başlıyor. Bu nedenle erken saatlerde yenen akşam yemeğinden sonra herhangi bir atıştırmalık tüketmemek,   hem sindirim problemlerini ortadan kaldırıyor hem de kilo verme sürecinin yavaşlamasını önlüyor.

Sporu alışkanlık haline getirin

Sağlıklı ve zinde bir vücut için haftanın en az 3 günü spor yapmayı ihmal etmeyin. Eğer insülin direnciniz ve hipogliseminiz yoksa, sabah aç karnına gerçekleştirilen egzersizler metabolizmanızın daha hızlı çalışmasını sağlayacaktır. Gün içinde yapacağınız spordan önce ve sonra beslenmenize dikkat edin. Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik,    spor öncesinde karbonhidrat, sonrasında ise karbonhidrat ve protein grubunu birlikte tüketmeyi alışkanlık edinmeniz  gerektiğini belirterek, şunları söylüyor: “Çünkü spor öncesi aldığınız karbonhidrat egzersiz esnasında enerjiye çevrilerek; kan şekerinizin düşmesini engelleyecek, sıvı ve mineral kaybının azalmasını sağlayacak ve kaslarda meydana gelebilecek hasarı önlemede yardımcı olacaktır. Spor sonrasında tüketeceğiniz karbonhidrat ve proteinden dengeli öğün ise kas yıkımının azalmasında, protein sentezinin artırılmasında ve karbonhidrat depolarının yeniden doldurulmasında etkili olacaktır. Muz ve kayısı içeriğindeki potasyumdan dolayı kasın dinlenmesini kolaylaştıran meyveler. Dolayısıyla spor sonrasında eğer yemek saatiniz uzayacaksa ½ muz veya 3-4 adet taze kayısı tüketmeniz metabolizmanız üzerinde toparlayıcı etki yapacaktır.”

Yaz aylarında kilo kaybını destekleyen 4 besin

Yaban mersini: A,B,C vitaminleri ile yüksek oranda lif içeren yaban mersini sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlayarak kabızlığı önlemeye yardımcı oluyor. Tokluk hissini artırdığı ve sindirimi hızlandırdığı için ödemin atılmasına ve kilo kaybına  da katkıda bulunuyor. İçeriğindeki antosiyanin ile iltihabı önleyerek mesane sağlığında önem taşıyor.

Kayısı- kavun: Kayısı ve kavun gibi sarı-turuncu renkli meyveler  potasyum açısından oldukça zengindirler. Vücut sıvılarında sodyum – potasyum dengesinin sağlanmasına, içeriğindeki yüksek lif sayesinde bağırsak sağlığının korunmasına ve kilo kaybına yardımcı oluyorlar.

Semizotu: Kalsiyumdan oldukça zengin bir besin kaynağı olan semizotu hem salatası, hem zeytinyağlısıyla yaz aylarında hafif ve lezzetli alternatifler oluşturmasının yanı sıra özellikle karın çevresi yağlanmanın azalmasında da etkili oluyor.

Yeni yaşını dostları ile kutladı

Bodrum Azka Otel Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Kaya yeni yaşını yakın dostları ve otel ekibiyle birlikte kutladı.

Kaya’nın doğum gününü daha önceden  öğrenerek patronlarına sürpriz bir doğum günü kutlaması hazırlayan otel ekibine bu  güzel sürprizi için şaşırarak teşekkür  eden  Bülent Kaya ” Hepinize çok teşekkür ederim  ben genelde doğum günü kutlamam ama bu gerçekten bana sürpriz oldu” diyerek oğlu Azizhan Kaya ile birlikte pastasını  kesti .

26 yıllık mutlu evliliğin sırrı

İş insanı Fatih Öztürk ve eşi Esra Öztürk, birlikte geçirdikleri keyifli tatilin yanı sıra 26. evlilik yıldönümlerini de kutluyorlar. Öztürk çifti, yakın dostlarıyla birlikte özel bir akşam yemeği düzenleyerek mutlu bir şekilde bir araya geldi.

Fatih Öztürk, tatillerinin kendileri için özel bir anlam taşıdığını belirterek, “Eşimle birlikte Bodrum’un tadını çıkarıyoruz ve bu güzel şehirde geçirdiğimiz 26 yılın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Esra Öztürk ise evliliklerinin bu özel yıldönümünde birlikte olmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirdi.

Öztürk çifti, tatillerini dinlenerek ve denizin keyfini çıkararak geçirirken, 26 yıllık evliliklerinin sırrının birbirlerine olan destekleri ve birlikte vakit geçirmekten aldıkları keyif olduğunu vurguladılar.

Fatih ve Esra Öztürk çiftinin Bodrum’daki tatil ve yıldönümü kutlamaları, yakın çevreleri tarafından da sevgi ve tebriklerle karşılandı.