Yazılar

Mikkel Krause Frantzen “Depresyonun Estetiği ve Politikası – Yerinde Saymak”

Danimarkalı başarılı yazar, edebiyat eleştirmeni ve akademik araştırmacı Mikkel Krause Frantzen’in Depresyonun Estetiği ve Politikası – Yerinde Saymak adlı çalışması, Ayrıntı Yayınları etiketiyle Türkçede yayımlandı!

Frantzen adeta bir çığır açan kitabında, Michel Houellebecq ve David Foster Wallace’ın romanları; Claire Fontaine adıyla işbirliği yapan sanatçı ikilinin enstalasyon ve video çalışmaları ile Lars von Trier’in Melankoli filmi olmak üzere dört kültürel eser üzerinden, günümüz Batı dünyasında depresyonun psikopatolojisini inceliyor. Akıcı ve ilgi çekici bir üslupla kaleme aldığı Depresyonun Estetiği ve Politikası’nda başarılı akademisyen, depresyonun sadece bireysel değil, aynı zamanda kültürel ve felsefi bir sorun olduğunu öne sürüyor. Depresyonun karmaşıklığını, zaman ve toplumla olan ilişkisini de irdeleyen kitap, depresyonun tedavi olasılığına dair önemli soruları gündeme getiriyor.

İnsülin direncine karşı etkili yöntemler!

Kendinizi sürekli yorgun hissediyor, yemek sonrası koltukta uyuyakalıyor, gün içerisinde iştahınız bir açılıyor bir kapanıyor, başınızın ağrısından mı yakınıyorsunuz? Bu tür şikayetlerinizin altında insülin direnci sorunu yatıyor olabilir! Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Bal “İnsülin direncinin görülme sıklığı dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda hızlı artış gösteriyor. Özellikle genç yaşlarda da artık insülin direnci sorunu ile çok sık karşılaşıyoruz. Bunun altında yatan temel etkenler ise sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik. İnsülin direnci olan kişilerde kan şekerini dengede tutmak için salgılanması gereken insülin miktarı artar. Bu artış vücutta enflamasyona yol açar ve zaman içinde Tip 2 diyabet dediğimiz ciddi hastalığa evrilebilir. Ayrıca bu kişilerde kolesterol yüksekliği, yüksek tansiyon ve damar tıkanıklığı gibi hastalıklar da daha sık görülmektedir” diyor. Günlük yaşam alışkanlıklarında yapılacak bazı basit değişikliklerle önemli bir fayda sağlanabileceğini belirten Dr. Betül Bal, insülin direncini dengede tutmak için alınması gereken 6 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Betül Bal

Dr. Betül Bal

  • Kahvaltıda protein tüketin

Günün ilk öğünü olan kahvaltıyı kesinlikle poğaça, börek ve simit gibi karbonhidrat yüklü hamur işleriyle değil; protein, yağ ve karbonhidrat açısından dengeli şekilde besinlerle yapın. Özellikle protein ve lif açısından zengin ve düşük glisemik indeksli bir öğün yapmak gün içerisinde iştah kontrolüne yardımcı olur.

  • Yemekten sonra 15 dakika yürüyün

Gün içerisinde hareket miktarınızı artırın. Özellike masa başı çalışıyorsanız; mutlaka arada bir düzenli olarak kalkıp ofis içinde yürüyün. Öğle tatilinde dışarıda kısa da olsa yürüyüş yapın. Örneğin; öğün sonrası yapılan 15 dakikalık kısa yürüyüşler bile yemekle vücuda alınan besinlerin hücresel düzeyde enerji olarak kullanımına olanak sağlar, böylece insülin salgısını azaltır.

  • Yemeğe salata veya sebze ile başlayın

Yemeğe salata/sebze yiyerek başlamak lif alımınızı artırarak ardından gelen besinlerin oluşturacağı kan şekeri yükseltici etkiyi azaltır, böylece insülin salgınızın dengede olmasına yardımcı olur. Ayrıca lif alımı tokluk süresini de uzatacağı için gün içerisindeki kan şekeri ve insülin dalgalanmalarını azaltır. İştah kontrolüne yardımcı olur.

  • Çok sık atıştırmayın

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Bal “Gün içerisinde çok sık atıştırmak, öğün aralarında sık sık ara öğün yapmak insülin direnci olan kişilerde istediğimiz bir beslenme şekli değildir. İnsülin direncinde amacımız vücuda olabildiğinde az insülin salgılatmaktır. Dolayısıyla eğer yaşam tarzınız, yaşınız ve sağlık durumunuz elverişli ise beslenme uzmanı eşliğinde olmak şartıyla ‘aralıklı oruç’ deneyebilirsiniz.

  • Aç karnına tatlı yemeyin

Tatlı tüketirken dikkatli olun. Şerbetli, hamurlu ve yağda kızartılan tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih edin. Yemekten önce tatlı tüketmekten kaçının. Küçük porsiyonlarda ve yemek sonrası tüketmek, aç karnına tatlı tüketmekten daha az insülin salgısına neden olacaktır.

  • Düzenli egzersiz yapın

İnsülin direnci olan kişiler mutlaka her gün düzenli olarak egzersiz yapmalıdır. Egzersiz hücrelerin insüline karşı hassas olmasına yardımcı olur. Haftada en az üç gün mutlaka bir saat tempolu yürümeye çalışın.

Zeynep Mansur “Devler Ligi ile çalıştım“

Yeni şarkısını ve klibini görücüye çıkaran Zeynep Mansur, iddiasını “Devler ligi ile çalıştım.” diyerek ortaya koydu.

Zeynep Mansur, DMC’den çıkan yeni şarkısı ‘Yıllar Sonra‘ müzikseverlerle buluştu. Sözleri Rafet El Roman, müziği Can Sanıbelli’ye ait şarkıya Ayşen, Mustafa Ceceli, Feyyaz Kuruş vokal yaptı.

Mansur’un yakın dostu Cihan Nacar, şarkıcının isteğini kırmayarak, klip yönetmenliğini yaptı. Ayyıldız sponsorluğunda gerçekleşen klipte Zeynep Mansur, giydiği mayolarla güzelliğini gözler önüne serdi.

Düzenlemesi Mustafa Ceceli tarafından yapılan şarkı için Zeynep Mansur “Devler ligi ile çalıştım. Çok keyif aldım. Heyecanlıyım.” diyor.

Atiye’den sokak hayvanlarına destek

Evinde 1 köpeği iki köpeği ile yaşayan Atiye, hayvan barınaklarını sürekli ziyaret ediyor. Çocukluğundan beri hayvanlarla içli dışlı bir yaşam sürdüren Atiye, yasa hakkında sosyal medya hesaplarında hem üzüntüsünü dile getirdi hem de yasanın acilen iptali için toplumsal duyarlılığa katkı sağladı. Hayvan kelimesi yerine yaşayan dostlarım tanımını kullandığını dile getiren Atiye, öldürülen değil yaşayan dostlar istiyorum dedi.  Atiye, evinde bir Sibirya kurdu köpeği iki tanede kedisi ile yaşıyor. Çocuklarına da bu sevgiyi aşılayan Atiye, ayda bir iki seferde İstanbul’daki barınakları ziyaret ediyor

Tatilcileri coşturdu

Emre Altuğ, Bodrum Üzüm Kızı’nda sahne aldı. Yaz akşamına damgasını vuran konser, hayranları tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Altuğ, sahne performansında en sevilen şarkılarını seslendirerek izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. “Erkekler de Yanar”, “Çifte Kavrulmuş” ve “Şaşkın” gibi hit parçalarıyla hayranlarını coşturan sanatçı, sahne enerjisiyle de takdir topladı. Konser boyunca samimi ve sıcak tavırlarıyla dikkat çeken Emre Altuğ, “Sizi bu gece 90’lara götüreceğim” diyerek Bodrum’daki bu özel geceyi unutulmaz kıldı.

Kaptan Amerika, ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’dan ilk teaser

Beklenmedik bir saldırı sonrasında Kaptan Amerika’nın kalkanı çetin bir görev için ortaya çıkıyor. Marvel Studios’un en sevilen kahramanlarından Kaptan Amerika, ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’ ile sinemalara geri dönüyor. Anthony Mackie’nin Kaptan Amerika’ya hayat verdiği, Oscar adayı oyuncu Harrison Ford’un ise Thunderbolt’u canlandırdığı film, 14 Şubat 2025’te sinemaseverlerle buluşacak.

 

 Marvel Sinematik Evreni’nin serüvenleri en heyecanla beklenen kahramanlarından Kaptan Amerika’nın son filmi için geri sayım başladı. İlk teaser afiş ve tanıtımı yayınlanan ‘Kaptan Amerika: Cesur Yeni Dünya’, 14 Şubat 2025’ten itibaren en zorlu serüvenine seyircileri dahil edecek.

Tam 10 sene önce ‘Kaptan Amerika 2: Kış Askeri’yle kalkanın Anthony Mackie’ye geçtiği serinin son filminde Mackie, rolünü tekrarlayarak sinemaseverleri en güç görevlerinden birine ortak edecek. Usta oyuncu Harrison Ford’un, yeni seçilen ABD Başkanı Thaddeus ‘Thunderbolt’ Ross karakteriyle Marvel Sinematik Evreni’ne ilk kez adım attığı filmde Sam, kendini uluslararası hayati bir olayın tam merkezinde buluyor. Gerçek deha Kaptan Amerika, dünya çapında yeni düşmanlar edinmeden hain bir küresel komplonun arkasındaki nedeni keşfetmeye çalışıyor.

Anthony Mackie ve Harrison Ford’a Danny Ramirez, Shira Haas, Xosha Roquemore, Carl Lumbly, Giancarlo Esposito, Liv Tyler ve Tim Blake Nelson’ın eşlik ettiği filmin yönetmen koltuğunda Julius Onah oturuyor.

Bodrum’da lüks ve eğlence Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum’da devam ediyor

Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum, konserler, canlı müzik performansları, dinamizm dolu içeriklerle donatılmış aktiviteleri ve yaratıcı lezzetlere sahip restoranlarıyla ağustos boyunca tatilin her anını keyifli kılıyor.

Güne Olives Restaurant’ta kahvaltı eşliğinde piyano dinletisiyle başlayan misafirler, Barbarossa’da DJ müziği ile tatlı saatler geçiriyor. İtalyan mutfağının en güzel örneklerini sergileyen Mammadrau’da haftanın altı gecesi farklı DJ performansları ile ritm dolu saatler yaşanıyor. Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum DJ müziğinin yanı sıra canlı orkestralarla da hafızalarda iz bırakacak saatlere imza atıyor. Geniş repertuarı ile dikkat çeken Emir Ersoy ve Orkestrası 17 Ağustos’ta misafirlerle buluşurken Küba’nın sıcak ritimlerini ve enerjisini sahneye taşıyan Havana Band, 20 Ağustos akşamı muazzam performansıyla konukların karşısına çıkıyor.

Otel, günün her anını enerji dolu geçirmek isteyenlere yönelik yoga ve fitness programlarıyla da güzel bir yaz vadediyor.  Barbarossa Beach Restaurant’ın önündeki ferah alan, keyifli buluşma noktası olan chill out lounge ve plaj gibi cezbedici noktalarında güne yayılan yoga, hit kardiyo, fonksiyonel training, voleybol gibi birbirinden özel aktiviteleri hayata geçiriyor.

Kempinski Hotel Barbaros Bay, Ege mutfağının lezzetlerini sunan Barbarossa Beach Restaurant, Asya-Pasifik mutfağının egzotik lezzetlerini yaratıcı bir yorumla buluşturan Saigon Restaurant, deniz ürünlerinden iştah açıcı tatlılara kadar zengin seçenekler servis eden Villa Rossa Restaurant ve İtalyan mutfağının en güzel örneklerinin yer aldığı Mammadrau Restaurant ile nefis tatları konuklarının beğenisine sunuyor.

IVECO, taşımacılık sektörünü karbondan arındıracak

İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) tarafından IVECO ile ortaklaşa yapılan bir analiz, biyo-CNG’nin atık toplama için en uygun çözüm olduğunu doğruluyor.

“Kuyudan tekerleğe” diye adlandırılan bu analiz döngüsel ekonomiye de mükemmel bir örnek.

IVECO, İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) Atmosfer Kirliliği Enstitüsü tarafından yürütülen çalışma ile biyo-CNG’nin atık toplama için en uygun çözüm olduğunu doğruladı.

Kentsel alanlarda atık toplayan araçlarda kullanılan dizel ve sıkıştırılmış doğal gaz gibi geleneksel yakıtlarla karşılaştırıldığında kentsel katı atıkların organik kısmından elde edilen sıkıştırılmış biyometan kullanımının çevresel etkilerinin değerlendirildiği araştırmanın ana destekleyicisi IVECO oldu.

Araştırma için, Avrupa’daki çok sayıda metanla çalışan araçlar nedeniyle CNG yakıt ikmal istasyonlarının yaygın dağılımının bulunduğu İtalya pazarı referans alındı. Gerçekleştirilen çalışma yöntemine “Kuyudan-Tekerleğe” analizi deniyor. Bu da şu anlama geliyor; yakıtların saf bir karşılaştırmasının yapılması için tesislerin, altyapı inşasının ya da bakımın dikkate alınmadan, bir yakıt üretiminin ve kullanımının etkileri baz alınan analiz. Bu analizle, üretim zincirinde CO2

Sapanca, Dedeman Village markası ile buluştu

Türkiye’nin en büyük yerli otel zinciri Dedeman Hotels & Resorts International; Dedeman Village Sapanca ile geleneksel misafirperverlik anlayışını ikinci kez Sapanca’ya taşıdı.

Dedeman ve yatırımcı şirket Mersoy Turizm iş birliği ile Dedeman kalitesini Sapanca’ya taşıyan Dedeman Village Sapanca misafirlerini ağırlamaya başladı.

9 ana markasıyla, misafirlerinin farklı ihtiyaçlarına göre alternatifler sunan marka; Dedeman Village markasını da, bu vizyon doğrultusunda Sapanca’ya taşıyarak, konsept ve özellikleri açısından otel ile birebir uyumlu bir deneyim sunuyor.

Ahşabın ön planda

İstanbul’a sadece 1 saat uzaklıkta yer alan Dedeman Village Sapanca, ahşap kullanımının yoğun olduğu mimarisinin yanı sıra, yer yer taşın da eşlik ettiği tasarımı ile dikkat çekiyor. 24 üniteden oluşan ve tamamen ahşap olan otel; 5 adet Karadeniz tipi serender ev, 1 adet standart bungalov ve değirmen konseptli 1 adet taş ev deluxe, 5 adet ısıtmalı havuzlu bamboo house, 7 adet jakuzili delta house, 4 adet family House ve 1 adet balayı süitinden oluşuyor.

 Su sporları, yürüyüş parkurları, ATV turları, gölde yelken, dağda trekking imkanları sunan otel, macera dolu aktiviteler için vazgeçilmez bir tercih. Doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen misafirleri için, bisiklet turları, doğa yürüyüşleri ve piknik alanları gibi çok sayıda seçenek sunan Dedeman Village Sapanca, organik ürünlerle hazırlanan yöresel yemekler ve göl balığı lezzetini de tatmak isteyenler için eşsiz bir seçenek.

Küresel sağlık sorunu: Karaciğer yağlanması

Uzmanlar, rutin kontrollerde, özellikle karaciğer enzim düzeylerinde ve bazı metabolik parametreleri içeren tetkiklerde sorun görülmesi durumunda ultrason ile karaciğerdeki yağlanmaya bakılmasının önemli olduğunun altını çiziyor. Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Yiğit, karaciğer yağlanmasının neden olduğunu, kimlerde görüldüğünü, belirtilerini ve tedavi sürecini anlattı.

Karaciğer yağlanması nedir?
Basitçe karaciğerinizdeki yağ oranının normalden daha fazla miktarda olması şeklinde tanımlanabilir. Artan obezite ve metabolik hastalıklar nedeniyle de her geçen gün daha fazla görülmekte olan küresel bir sağlık sorunudur. Yağlı karaciğer hastalığı veya hepatik yağlanma olarak da duyabileceğiniz bu hastalık, karaciğerin temel hücreleri hepatositlerde yağ birikimi ile seyreder ve genellikle uzun bir süre hastalarımızda önemli bir şikayete yol açmaz.

Kimlerde görülür?
Karaciğer yağlanması sinsi seyirli ve ilerleyici olabilen bir hastalıktır. Günümüzde dünyada ve ülkemizde en sık görülen kronik karaciğer hastalıklarından bir tanesi olarak kabul edilmektedir. Yaşam tarzı (hastanın beslenme düzeni, fiziksel aktivite, sosyoekonomik durum) ve çevresel faktörler hastalığın görülme sıklığını, şiddetini ve seyrini etkilemektedir.

Güncel bir çalışma sonucu, ülkemizde alkol ilişkili olmayan yağlı karaciğer hastalığının klinikte gördüğümüz iki yetişkin hastamızdan bir tanesinde olabileceğine işaret etmektedir.

Çoğunlukla metabolik bir hastalığı olan fazla kilolu bireylerde rastladığımız karaciğer yağlanmasına Tip 2 Diyabet, hipertansiyon, metabolik sendrom, kolesterol yüksekliği, insülin direnci ve kalp damar hastalıklarının da sıklıkla eşlik ettiğini görmekteyiz.

Bu nedenle özellikle Tip 2 diyabetli veya prediyabetli hastalar, insülin direnci ve obezitesi olan hastaların belli aralıklarla karaciğer yağlanması açısından taranmasını ve araştırılmasını önermekteyiz.

Metabolik hastalıkların dışında yoğun alkol kullanımı, kronik viral hepatitler, doğumsal yağ metabolizma bozuklukları, kolesterol depo bozuklukları, tiroid bezinin az çalışması, hipofiz bezi yetmezliği gibi hastalıkların ve bazı ilaçların kronik kullanımının da karaciğerde yağlanma artışına yol açabilmektedir.

Dr. Mehmet Yiğit

Dr. Mehmet Yiğit

Karaciğer yağlanmasının belirtileri ve seyri
Genellikle, hastaların erken dönemde belirgin bir şikayet olmamaktadır; ancak yağlanma ilerledikçe; hastalarda halsizlik, iştahsızlık, sağ üst karın ağrısı, bulantı, kusma ve sarılık gibi şikayetler olabilir. Karaciğer yağlanması zamanında tedavi edilmediğinde; hepatit, hepatik fibroz, siroz ve karaciğer kanseri gibi yüksek riskli hastalıkların görülme riskinde artışa yol açabilir.

Rutin kontrollerde, karaciğer enzim düzeyleri ve metabolik parametreleri içeren tetkiklerde sorun görülmesi durumunda ultrason ile karaciğere yağlanma açısından bakılması önemlidir.

Aynı zamanda ultrasonun yanı sıra tomografi veya MR gibi görüntüleme işlemleri de tanı ve takipte kullanılmaktadır. Son zamanlarda ‘FibroScan görüntüleme yöntemi’ ile herhangi bir girişim yapmadan hastanın karaciğerindeki yağlanma ultrason dalgaları kullanılarak daha hassas bir şekilde ölçümünü sağlamaktadır.

Karaciğer yağlanması tedavisinde neler yapılmalı?
Metabolik ilişkili karaciğer yağlanmasında, bu zamana kadar çok sayıda ilaç denenmiştir; maalesef, halen dünyada karaciğer yağlanması tedavisi için onay almış spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle hastalarda yaşam tarzı değişikliği, diyet ve egzersiz ile kilo kaybı hedeflenmelidir.

Özellikle enerji içeriği yüksek gıdalar, yüksek fruktozlu gıdalar, işlenmiş et ve paket ürünler ile tatlandırılmış içeceklerden kaçınmalarını önermekteyiz. Ayrıca düzenli olarak haftada toplam 150 dakika yapılan aerobik veya direnç egzersizinin, günde 2 bardak kahve tüketiminin de karaciğer yağlanmasında fayda sağlayabileceği çalışmalarda görülmüştür.