Yazılar

Çeşme lezzetleri bu kitapta buluştu

İbrahim Çeçen Vakfı tarafından Çeşme Yarımadası’nın tarihsel zenginliği ve lezzet kültürünü geleceğe taşımamak amacıyla hazırlanan “Yarımada Yolculuğunda Eskimeyen Lezzetler” kitabının tanıtım etkinliğine ev sahipliği yaptı.

IC Çeşme Marina’da “Yarımada Yolculuğunda Eskimeyen Lezzetler” kitabının tanıtım etkinliği düzenlendi. İbrahim Çeçen Vakfı Başkanı Günseli Çeçen’in ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte tarihçi ve seyahat yazarı Saffet Emre Tonguç ile yazar Serda Büyükkoyuncu, Çeşme Yarımadası’nın tarihine ve gastronomi kültürüne dair bilgiler verdi.

Davette açılış konuşmasını gerçekleştiren İbrahim Çeçen Vakfı Başkanı Günseli Çeçen, kitabın hazırlanmasında, Çeşme’nin doğal güzelliklerini ve kültürel zenginliğini yansıtmak üzere 2010 yılında IC Holding tarafından bölgeye kazandırılmış olan IC Çeşme Marina’dan ilham aldıklarını söyleyerek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Paylaşmanın ve kalıcı değerler yaratmanın, cesaret ve gönül işi olduğuna inanıyoruz. ‘Yarımada Yolculuğunda Eskimeyen Lezzetler’ de bu inancımızın bir sonucu. Kitabın yazım hikayesi 2010’lara dayanıyor. Çeşme’nin doğası ve kültürel zenginliği ile bütünleşen IC Çeşme Marina’nın kuruluşuyla birlikte Vakfımız da bu topraklardaki değerleri nasıl koruyabileceğine, bunları gelecek nesillere nasıl aktarabileceğine odaklandı. Böylece, Çeşme Yarımadası’na özgü tatların ve bunları yaratan uygarlıkların günümüze taşınması fikri ortaya çıktı.” açıklamasında bulundu.

Kitabın satışından elde edilen gelirle İbrahim Çeçen Vakfı tarafından gastronomi öğrencilerine burs verilecek ve İzmir Ticaret Borsası Eğitim, Kültür ve Sosyal Entegrasyon Vakfı’nın (BORSAV) gastronomi kültürünün sürdürülmesine ilişkin gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk çalışmaları desteklenecek.

İzmit pistinde drift attı

İzmit pistinde drift attı

İş insanı, sanata ve spora verdiği destekleriyle tanınan Bülent Kaya oğullarına destek için pistlere geri döndü. Kaya’nın büyük oğlu başarılı pilot Azizhan Kaya babasını alarak Gebze’de yarış pistine sokarak kardeşi Kayahan ile birlikte dirft yaptılar.

Bülent Kaya; Bugün bu soğuk ve yağışlı havada gençlerimize destek olmak için buradayız. Gençler bu spor branşını yapabilmek için kendinden çok ödün veriyorlar. Hem emek hem maddi olarak, aslında dünyada çok fazla kitlesi olmasına rağmen bizim ülkemizde gerek tesis eksikliği, gerek maddi eksiklikten dolayı gençler bu spor dalına yeterli ilgiyi gösteremedi. Bundan dolayı bu konu ile ilgili yetkililerinin ve sponsorların ailecek dikkatini çekmek için oğullarım ile drift yaptım. Gençlerimizin yeteneklerini, caddede, yollarda değil pistlerde göstermelerini istiyorum dedi.

Azizhan Kaya motosporlarının Türkiye’de daha fazla ilgi ve dikkat çekmesi için böyle bir etkinliğe imza attığını dile getirirken, yeni motosporları branşı olarak kurulan Moto Sport Drift’in aslında profosyonel anlamda pistlerde yapıldığında gençleri sokak aralarından uzak tutarak bu tarz yerlerde profosyonelce yapıldığını göstermek istedik. Arkadaşım İlkerhan Aydoğmuş’un yapmış olduğu arabayla ilk defa bu drift branşını deniyorum. İlker arkadaşım bu konuda çok başarılı. İlk defa denememize rağmen çok eğlenceli ve keyifliydi ama göründüğü gibi değil tabii gerçekten. Bu işin perde arkası da var. Bu spor çünkü çok maliyetli ve fazla emek istiyor, devlet büyüklerimizin kesinlikle destek vermesi gerekiyor.

Dünyada her yıl 600 milyon kişi besin zehirlenmesinden hastanelik oluyor!

Besin zehirlenmesi ülkemizde ve dünya genelinde özellikle yaz aylarında daha sık görülen önemli bir sağlık sorunu. Kış mevsiminde hastanelerde yaygın görülen influenza ve gribin yerini; yaz aylarında Stafilokok, Salmonella, E.Coli gibi bakteriler ile Rotavirüs ve Norovirüs gibi virüslerin yol açtığı besin zehirlenmeleri alıyor. Acıbadem Beylikdüzü Cerrahi Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık otoriteleri tarafından yapılan tahminlere göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 600 milyon kişinin besin zehirlenmesi yaşadığına dikkat çekerek, “Besin zehirlenmeleri nedeniyle yılda yaklaşık 420 bin kişi de hayatını kaybediyor; bunların çoğunu çocuklar, yaşlılar ve kemoterapi veya immünoterapi gibi bağışıklığı zayıflatan ilaç kullanan hastalar oluşturuyor” diyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; ülkemizde de 2015-2020 yılları arasında besin kaynaklı hastalıklar nedeniyle hastanelere 18 milyon 314 bin 239 kişi başvurmuş ve 1714 kişi yaşamını yitirmiş.

Dr. Murat Karakoç

Dr. Murat Karakoç

Sıcak havada mikroplar hızla çoğalıyor

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, besin zehirlenmesinin yaz aylarında daha sık görülmesinde hava sıcaklığının büyük etkisi olduğuna işaret ederek “Yaz mevsiminde hava sıcaklıklarının artması nedeniyle  bakteri, virüs ve parazitler gibi mikroplar daha hızlı çoğalmakta ve besinlere daha kolay bulaşmaktadır. Ayrıca yaz aylarında piknik, barbekü, plaj gezileri gibi açık hava etkinliklerinin artması, özellikle turistik ve kalabalık bölgelerde hijyen koşullarına uyulmaması, çiğ ve az pişmiş gıdaların tüketilmesi de besin zehirlenmesi sıklığını arttırmaktadır” diyor.

Bu belirtilerde asla zaman kaybetmeyin!

Besin zehirlenmesinin belirtileri, bozulmuş gıdaların tüketiminden sonra birkaç saat veya birkaç gün içinde ortaya çıkıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, belirtilerin hafif veya şiddetli olabileceğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hafif belirtiler bulantı, günde 5’ten daha az sıklıkta oluşan kusma ve ishal, karın ağrısı ve kramplar, hafif ateş, baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk ile iştahsızlık gibi sorunlardır. Şiddetli bulgularda ise sürekli kusma, şiddetli karın ağrısı ve kramplar, 38°C’nin üzerinde seyreden yüksek ateş, kanlı ishal, şiddetli dehidratasyona bağlı azalmış idrar, ağız kuruluğu,  baş dönmesi, bayılma, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi semptomlar görülebilir”

 Kalıcı sağlık sorunlarına yol açmasın!

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, şiddetli belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü besin zehirlenmesi önemli bir problemdir. Ciddi tablolarda özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ölümle sonuçlanabilir. Bazı patojenler ciddi ve kalıcı sağlık problemlerine neden olabilir. Örneğin, E. Coli bakterisinin O157 suşunun yol açtığı besin zehirlenmesi sonrasında kalıcı böbrek yetmezliği gelişebilir ve hastanın ömür boyu diyaliz tedavisi alması gerekebilir. Yersina enterocolitica, Shigella, Salmonella bakterisi gibi bazı patojenlerin sebep olduğu enfeksiyonların ardından reaktif artrit gibi çeşitli eklem romatizmaları gelişebilir” diyor.

BESİN ZEHİRLENMESİNE KARŞI 10 ETKİLİ ÖNLEM!

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, besin zehirlenmesine karşı almamız gereken önlemleri şöyle anlatıyor:

Besinleri satın alırken dikkat!

Alışveriş yaparken bazı kurallara dikkat etmeniz büyük bir öneme sahip. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, alışveriş sırasında almanız gereken önlemleri şöyle özetliyor: “Son kullanma tarihi geçmiş gıdaları satın almayın. Paketli ürünlerin ambalajlarının sağlam ve hasarsız olduğundan emin olun. Şişmiş veya hasar görmüş konserve ürünlerini kullanmayın. Et ve et ürünlerini güvenilir yerlerden satın alın. Kırık, çatlak, dışkıyla kirlenmiş yumurtalardan kaçının. Özellikle et, et ürünleri ve tavuk gibi sık besin zehirlenmesi yapan ürünlerin üretildikleri yerden depolara ve satış noktalarına sevkiyatı sırasında -18°C altında muhafaza edilerek soğuk zincirin korunması önemli. Dondurulmuş besinlerin soğuk zincirinin kırılmamış olmasına dikkat edin.”

Çiğ ete ve yumurtaya dokunduktan sonra mutlaka…

Yemek hazırlamadan önce ellerinizi sabunlu sıcak suyla en az 20 saniye yıkamaya özen gösterin. Tırnaklarınızı kısa ve temiz tutmayı alışkanlık edinin. Çiğ veya az pişmiş kırmızı et, beyaz et ve balıkla temas sonrası özellikle ellerinizdeki çatlaklar aracılığıyla parazitler ve bakteriler bulaşarak kist hidatik, toxoplazma, brusella, tüberküloz, camylobacter ve salmonella gibi çeşitli enfeksiyonlara yol açabiliyor. Bu nedenle çiğ et ve balığa dokunduktan sonra ellerinizi yine sabunlu sıcak suyla yıkamayı asla ihmal etmeyin.

Mutfak gereçlerini sıcak suyla yıkayın

Mutfak tezgahlarını, kesme tahtalarını ve diğer mutfak ekipmanlarını sıcak su ve sabunla düzenli olarak temizlemeniz çok önemli. Her kullanımdan sonra, özellikle de çiğ et, yumurta ve balık ile temasın ardından tüm araç ve gereçler ile tezgah yüzeylerini deterjanlı sıcak suyla iyice yıkamalısınız.

Çiğ etleri pişirmeden önce yıkamayın

Kırmızı eti, balığı ve tavuk etini pişirmeden önce yıkamayın. Özellikle tavuk etinde fazla miktarda mikroorganizma bulunuyor. Yıkama esnasında lavaboya, tezgah yüzeyine, musluğa ve ellerimize bulaşan bu mikroorganizmalar enfeksiyona yol açabiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, balıkları da pişirme öncesinde yıkamanın doğru olmadığına dikkat çekerek, “Çünkü balığı yıkamak Salmonella ve E.Coli gibi enfeksiyonları etrafa bulaştıracağı gibi, sağlığımız açısından önemli olan ve balıkta çok bulunan Omega-3 gibi yağ asitlerinin ve faydalı enzimlerin kaybına yol açar. Ayrıca balıkta bulunan ve pişirme sırasında lezzeti arttıran doğal sıvıların da kaybına neden olur” diye konuşuyor.

Bu besinleri asla temas ettirmeyin!

Farklı besinlerin birbiriyle temas halindeyken çeşitli mikroorganizmaların ve zararlı maddelerin geçiş yapmaslarına çapraz bulaş deniyor. Çapraz bulaşı önlemek için çiğ besinleri pişmiş yiyeceklerden ayrı tutmanız gerekiyor. Ayrıca çiğ kırmızı et, tavuk eti, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünlerini de sebzeler ile asla temas ettirmemeniz gerektiği uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, “Bu sayede etlerde bulunan zararlı mikroorganizmaların sebzelere geçmesini engellemiş olursunuz” diyor.

Et ve sebzeleri aynı bıçakla kesmeyin

Besin zehirlenmesine karşı almanız gereken bir başka önlem ise etleri, et ürünleri ile sebzeleri ayrı tezgahlarda ve farklı bıçaklarla kesmek olmalı. Etler ile temas eden bıçakları, tezgahı, mutfak araçlarını da sıcak ve sabunlu suyla yıkamalısınız.

Besinleri doğru sıcaklıkta pişirin

Et, tavuk, balık ve yumurta gibi besinlerin yeterince pişmiş olmaları da besin zehirlenmesinden korunmada büyük öneme sahip. Bu besinlerin iç sıcaklıklarının bir termometre ile kontrol edilmesi gerektiğini belirten Dr. Murat Karakoç, “Örneğin besinlerdeki iç sıcaklık tavuk için en az 74°C, kırmızı et için de en az 63°C olmalıdır. Besinlerin her tarafının iyice piştiğinden emin olunmalı, büyük tencerelerde pişirilen yemekler sık sık karıştırılarak sıcaklığın her tarafa yayılması sağlanmalıdır” diyor.

Oda sıcaklığında en fazla 2 saat tutun

Yiyecekleri piştikten sonra oda sıcaklığında en fazla iki saat tutun, özellikle et ürünlerini daha sonra buzdolabında 4°C altında saklamaya özen gösterin. Bunların yanı sıra pişmiş yiyecekleri buzdolabında çiğ besinlerden uzak tutmanız da çok önem taşıyor.

Oda sıcaklığında çözülmeye bırakmayın

Dondurulmuş besinleri özellikle de et ürünlerini oda sıcaklığında çözülmeye bırakmamanız gerektiği uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Karakoç, “Böyle durumlarda çözülen yüzey kısımlarda Salmonella, E.Coli, Stafilokokkus aures gibi çeşitli bakteriler kolay bir şekilde üremekte ve besinlerle kontamine olarak besin zehirlenmesine yol açmaktadır” diyor. Ayrıca dondurulmuş besinleri sıcak su altında çözmeye çalışmak da tehlike oluşturuyor. Bu ürünleri buzluktan aldıktan sonra buzdolabının alt raflarında çözülmeye bırakmalı veya mikrodalga fırınlar kullanmalısınız.

Kuru gıdaları karanlıkta saklayın

Bulgur, buğday, pirinç, nohut, fasulye gibi bakliyatlar ve kuru gıdalar sıcak ve nemli ortamda saklanmamalı. Bakliyatlar ile kuru gıdaları güneş görmeyen karanlık bir yerde ve 20°C sıcaklığın altında, ağzı hava almayan kapalı cam kaplar içinde saklamaya dikkat edin. Özellikle pirinç içeren yemekleri bir günde tüketilecek miktarda yapmanız gerektiğine işaret eden Dr. Murat Karakoç, “Pirinçli yemek tekrar tüketilecekse en fazla  bir defa daha ısıtma yapılarak yenilebilir. Böylece Bacillus cereus gibi bakterilerin yol açacağı gıda zehirlenmesinden de korunmuş olunur” diyor.

Sucuk & Bratwurst’un ‘Sand Carstle’ eseri MOMO Bodrum’da

Mercedes-Benz ve Pilevneli Gallery iş birliğiyle, dünyaca ünlü sanatçı topluluğu Sucuk & Bratwurst’un “Sand Carstle” eseri, yaz sezonu boyunca MOMO Bodrum’da ziyaretçilerle buluşuyor.

Mercedes-Benz’in ikonik G-Serisi şeklindeki dev bir kum kalıbını sembolize eden eser, çocukluk yıllarının neşesini ve yaratıcılığını yetişkinliğin rafine stiliyle birleştiriyor.

Pilevneli Gallery iş birliğiyle sergilenen “Sand Carstle” isimli eser, hareketli ve sabit üç boyutlu ve dijital eserleriyle tanınan Sucuk & Bratwurst imzasını taşıyor. Mercedes-Benz’in sürdürülebilirlik vizyonu ile uyumlu olarak çevre dostu malzemeler ve tekniklerle hayata geçirilen eser, markanın yenilikçi ve estetik yönünü yansıtırken çocukluk anılarına atıfta bulunan tasarımıyla sanat tutkunlarını geçmişe yolculuğa çıkarıyor.

Aralıklı oruç vücudu yeniliyor

Aralıklı oruç, yiyecek tüketimini belirli saatlerle sınırlandırarak metabolizmayı ve genel sağlığı iyileştirmeyi amaçlıyor. Aralıklı oruç; kilo verme, kan şekeri kontrolü, kalp sağlığı, beyin fonksiyonları ve yaşam süresi üzerinde olumlu etkiler sağlayabiliyor. Ancak aralıklı oruç herkes için uygun olmayabiliyor. Sağlık durumu, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarına göre uygulanmadan önce bu konuda bir uzmana danışılması öneriliyor. Memorial Wellness Beslenme Danışmanlığı Bölümü’nden Uzm. Dyt. Yeşim Temel Özcan, “Birlikte iyileşiyoruz” kitabında da detaylarını paylaştığı aralıklı oruç hakkında bilgi verdi.

Uzun yıllar boyunca az ve sık yeme modeli benimsendiği için aralıklı oruç yeni keşfedilmiş gibi algılansa da; insan metabolizmasında ve genetiğinde, “açlık” atalarımızdan gelen ve vücudun ihtiyacı olan bir uygulamadır. Yani; aralıklı oruç aslında bir diyet değil, insan metabolizmasının normal çalışma sistemine uyum sağlamasıdır. Ancak günümüze bu sistemi adapte ederken bazı yöntemler belirlenmiştir. Bu yöntemlerin temeli; belirli zaman dilimlerinde yemek yeme ile açlık arasında dönüşümlü bir şekilde davranmaya dayalıdır. Ne yediğimiz kadar, ne zaman yediğimiz veya ne kadar süre yemediğimiz de çok önemlidir.

Dyt. Yeşim Temel Özcan,

Dyt. Yeşim Temel Özcan

Vücudun yenilenmesi ve onarılması için etkili bir uygulama

Vücudumuz temelinde bağışıklık sistemi ve sindirim sistemine enerji harcamaktadır. Beslenmek, temel bir ihtiyacımız olsa da; yemek yerken vücudumuza yabancı maddeler aldığımız için bu vücut için bir strestir. Dolayısıyla yemek yerken vücudumuzda inflamasyon yani bir diğer ismi ile iltihap/yangı oluşur ve devreye bağışıklık sistemimiz girerek tehlikeli olarak gördüğü besin maddelerine hızla yanıt verir. Ancak tam tersi açlık durumundayken; bağışıklık sisteminin uğraşmak zorunda olacağı tehlike etmenleri devrede olmadığından, asıl görevi olan hasarlı hücreleri bulup onları temizleme işini daha iyi yapar. Yani; otofaji yapar. Tam da bu nedenle aralıklı olarak uygulanan açlıklar, vücudun yenilenmesi ve onarılması için oldukça etkili bir yöntemdir.

Aralıklı oruç çeşitli yöntemlerle uygulanabiliyor

Aralıklı oruçta en yaygın uygulamalardan biri 16/8 yöntemidir. Bu yöntemde, günde 16 saat boyunca açlık durumu sürerken, geri kalan 8 saatlik süre içinde yemek yeme izni vardır. Örneğin, bir kişi gece yemeğini yedikten sonra sabah kahvaltısını atlayarak, öğle yemeğinden sonra akşam yemeğine kadar olan sürede yemek yeme hakkını kullanabilir. Diğer bir popüler yöntem ise 5:2 yöntemidir. Bu yöntemde, haftanın 5 günü normal bir şekilde beslenilirken, diğer 2 gün sadece çok az kalori alınarak oruç tutulur. Ancak şunu söylemeliyim ki; etkili bir otofaji için en az 14 saatlik bir açlık olması gerekir. Daha önce hiç aralıklı oruç yapılmadıysa, öncelikle kişinin kendini zorlamadan yavaş yavaş açlık süresini uzatması, sonrasında bu saatlere çıkılması daha mantıklıdır.

Aralıklı oruç yağ yakımını hızlandırıyor

Aralıklı oruç, vücuttaki birçok biyolojik süreci etkileyerek çeşitli sağlık faydaları sağlamaktadır. Bunlardan biri insülin hassasiyetinin artmasıdır. Açlık durumunda vücut, insülin düzeylerini düşürür ve bu da yağ yakımını artırır. Ayrıca, aralıklı oruç yapmak, hücresel onarım ve yenilenmeyi teşvik eder, inflamasyonu azaltır, beyin sağlığını geliştirir, kalp sağlığını destekler ve yaşlanmayı yavaşlatır. Öte yandan, aralıklı açlık doğru uygulandığında kilo kaybına da yardımcı olabilir. Ayrıca bazı araştırmalar bu yöntemin metabolizmayı iyileştirebileceğini göstermektedir. Bunun yanı sıra bazı insanlar açlık durumundan sonra yemek yediklerinde daha bilinçli ve sağlıklı beslenme eğilimine girebilmekte ve kendilerine uygun sürdürülebilir bir beslenme programı oluşturabilmektedir.

Aralıklı oruçta dikkat edilmesi gereken noktalar

Aralıklı oruç uygularken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Çünkü bu beslenme stilinin herkes için uygun olmayabilir. Aralıklı açlık, bazı insanlar için faydalı olabilirken, bazıları için uygun olmayabilir. Örneğin; çocuklar, hamileler, emziren anneler veya geçmişte yeme bozuklukları yaşamış kişiler için bu yöntem uygun olmayacaktır. Özel sağlık durumuna sahip kişilerin, bu yöntemi uygulamadan önce bir sağlık uzmanına danışmaları önemlidir. Ayrıca, oruç uygulanacaksa olumlu bir sağlık etkisi görebilmek için bu planın dengeli uygulanması önemlidir. Aralıklı oruçta yeterli su tüketimi ve dengeli beslenme çok önemlidir. Aralıklı oruç, kilo verme ve sağlığın iyileştirilmesi amacıyla etkili bir yöntem olabilir. Ancak, herkesin vücut yapısı ve sağlık durumu farklı olduğundan, bu yöntemi uygulamadan önce dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve gerektiğinde uzman bir görüş alınması önemlidir.

Yaz aylarında gebeliği rahat geçirme önerileri

Yaz mevsiminde hamilelerin bazı unsurlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Medical Park Tokat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Neşet Gümüşburun, “Sıcak havalarda vücut daha fazla su kaybeder. Bu nedenle bol su içmek önemlidir. Hamilelik döneminde yeteri kadar sıvı alınamaması durumunda dehidratasyon denilen sıvı kaybı gelişir. Günde en az 8-10 bardak su içmeye çalışın. Ayrıca taze meyve suları, bitki çayları ve sulu meyveler de sıvı alımını artırabilir” dedi.

Gebelik döneminde yaz aylarında sıcak havalarda sağlıklı kalmak ve bebeğinizin iyi gelişimini desteklemek için bazı önemli noktalara dikkat etmeniz gerekiyor. Medical Park Tokat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Neşet Gümüşburun, yaz aylarında gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken unsurlarla ilgili bilgilendirmede bulundu.

Dr. Neşet Gümüşburun

Dr. Neşet Gümüşburun

GÜNDE 8-10 BARDAK SU İÇİLMELİ

İşte gebelikte yaz aylarında yapmanız gerekenler ve beslenme önerileri:

SıvI tüketimine önem verilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Gümüşburun, “Sıcak havalarda vücut daha fazla su kaybeder. Bu yüzden bol su içmek önemlidir. Hamilelik döneminde yeteri kadar sıvı alınamaması durumunda ‘dehidratasyon’ denilen sıvı kaybı gelişir. Bu sorunda anne adayının kan basıncı düşer, kandaki şeker ve tuz düzeyleri bozulur ve nabız hızlanır. Sıvının yerine konulmaması durumunda da şok tablosuna kadar giden değişimler söz konusu olur. Doğum sancıları başlayabilir. Tabii ki bebek de bu durumdan olumsuz etkilenir. Günde en az 8-10 bardak su içmeye çalışın. Ayrıca taze meyve suları, bitki çayları ve sulu meyveler de sıvı alımını artırabilir” diye konuştu.

BESLENME TARZINA DİKKAT EDİLMELİ

Gebelik döneminde dengeli ve yeterli beslenmenin çok önemli olduğunu dile getiren Op. Dr. Gümüşburun, şu bilgileri paylaştı:

“Büyük öğünler yerine daha sık ve hafif yemekler tercih edin. Bu, mide rahatsızlıklarını azaltabilir. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve, tam tahıl ürünleri ve kepekli ekmek tüketerek posa miktarını artırmalısınız. Ayrıca haftada iki kez kurubaklagil yemeklerini de beslenmenize ekleyebilirsiniz. Yaz hamileleri beslenme konusunda şanslıdır. Çünkü doğal ve sağlıklı sebze ile meyveye ulaşmak daha kolay olur. Ancak ev dışında geçirdiğimiz zaman fazla olduğu için dışarıda daha fazla yemek yeriz. Haliyle ishal ve besin zehirlenmeleri gibi tablolar da çok görülür. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için dışarıda yediğiniz gıdaların temiz, etlerin de iyi pişmiş olmasına dikkat edin. Balık mevsimi olmadığı için deniz ürünlerinin taze olduğundan emin olun. Su ihtiyacının artmasıyla mineral ve tuz ihtiyacı da buna paralel olarak artar. Bu nedenle hamilelikte tuz alımını kısıtlasanız da, tümüyle kesmeyin. Daha fazla tüketmemek kaydıyla günde 1 şişe maden suyu içmenizde de fayda vardır”

GÜNEŞTEN KORUNMAK ÖNEMLİ

Güneş ışınlarına maruz kalmaktan kaçınılması gerektiğine değinen Op. Dr. Gümüşburun, “Hamilelikte kandaki düzeyi yükselen östrojen hormonları, cildi güneş ışıklarına karşı daha da hassaslaştırır. Bunun sonucunda ciltte lekelenmeler ortaya çıkar. Bu yüzden güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği 11.00-17.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamak gerekir. Mutlaka çıkmanız gerekiyorsa, cildinize 30 dakika öncesinden gebeliğe uygun olan güneş koruyucu kremler kullanmalı, güneş altında da uzun süre kalmamalısınız. Ayrıca şapka ve güneş gözlüğü kullanarak kendinizi zararlı güneş ışınlarından koruyun” dedi.

 ASTIMI OLANLAR KLİMA KULLANMAMALI

Serin ortamları tercih edilmesinin daha doğru olacağını ifade eden Op. Dr. Gümüşburun, “Özellikle öğle saatlerinde güneşin en sıcak olduğu zamanlarda dışarıda fazla kalmamaya çalışın. Serin ve gölgeli yerlerde vakit geçirin. Hamilelik döneminde klima kullanırken bazı tedbirleri almak çok önemli. Klimaların periyodik bakımları düzenli yapılmalı, bakteri filtreleri kullanılmalı, ortam sıcaklığı aşırı düşük olmamalı ve klimanın kullanıldığı ortamlara belirli aralıklarla temiz hava girmesi sağlanmalı. Solunum yolu enfeksiyonu olan veya astımı olan anne adayları ise klima kullanımından kaçınmalılar” şeklinde konuştu.

YÜZME ALIŞKANLIK HALİNE GETİRİLMELİ

Yüzme ve sporun öneminden bahseden Op. Dr. Gümüşburun, şunları söyledi:

“Yaz mevsiminde bol bol yüzmeyi alışkanlık haline getirin. Suyun kaldırma gücü, suda rahat hareket etmenizi sağlayarak bacak ve sırt kaslarınızın güçlenmesine yardımcı olur. Ancak yüzerken dikkat etmeniz gereken aşırı efor harcamamak, temiz bir ortamda yüzmek, öğlen saatlerinde değil güneşin daha az etkili olduğu saatleri seçmek ve güneş koruyucu kremler kullanmak gibi kurallara da uymanız gerekir. Havuz yerine deniz tercih edilmelidir. Düzenli yüzme imkânınız yoksa yürüyüş de iyi bir tercih olur. Güneşin etkisinin azaldığı akşam saatlerinde 45 dakika – 1 saat boyunca, sizi çok yormayan bir tempoda yürüyüş yapmak sırt ve bacak kaslarını güçlendirir, sırt ağrılarını azaltır ve bacak damarlarında dolaşıma yardımcı olarak ödem gelişimini azaltır” dedi.

UZUN SEYAHATLERDE VARİS ÇORABI TERCİH EDİLEBİLİR

Hamilelik döneminde kısa seyahatler yapılması gerektiğini belirten Op. Dr. Gümüşburun, “Çünkü uzun seyahatlerde çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Uzun seyahatlerde gelişebilecek en önemli problem ise dolaşım bozukluğu ve damar içi pıhtılaşmadır. Bunun için uzun seyahatlerde varis çorabı kullanmalı ve imkân varsa sık molalar vermeli, her 2 saatte bir kalkıp dolaşmalısınız” ifadelerini kullandı.

TATİL PLANLAMASI YAPILABİLİR

Hamilelik döneminde de tatil yapılabileceğini vurgulayan Op. Dr. Gümüşburun, “Hamilelik döneminde tatilden mahrum kalmak zorunda değilsiniz, doğru planlamalar yaparak rahat bir tatil geçirebilirsiniz. Tatilinizi mümkün olduğunca 32’nci hafta öncesinde planlayın, gideceğiniz yerdeki sağlık imkânlarını da araştırın. Sağlık kuruluşlarına rahatlıkla ulaşamayacağınız yerleri tercih etmeyin. Unutmayın ki, her gebelik farklıdır ve doktorunuzun önerilerine uymak önemlidir” dedi.

‘Persona’ sergisi sanatseverlerle buluştu

Bodrum Loft, Avrupa’nın önde gelen galerilerinden Thaddaeus Ropac işbirliğiyle hayat geçirdiği “Persona” sergisini sanatseverlerle buluşturdu.

Persona sergisi için Bodrum Loft’da düzenlenen açılış kokteyline iş, cemiyet, kültür, sanat camiasının önemli isimleri katıldı.

Küratörlüğünü Artsa Danışmanlık’ın kurucusu Selcan Atılgan’ın üstlendiği ve 4 Temmuz – 1 Eylül 2024 tarihleri arasında açık kalacak “Persona” sergisi, vizyoner sanatçılar Erwin Wurm, Tony Cragg, Tom Sachs ve Sylvie Fleury’nin eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Teoman’ın 30 yıllık gitarı açık arttırmaya çıkıyor

Teoman, Bosphorus Art Society (B.A.S.) “Cash on the Table” müzayedesi kapsamında ilk kez online olarak gerçekleşecek olan müzayedeye jest yaparak gitarını bağışladı.

Müzik yolculuğunda hep yanında olan ve tüm bestelerini bu gitarla yapan Teoman, açık artırma ile gitarına veda edecek. Elde edilen tüm gelir Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağışlanarak çocuklar için harcanacak.

8 Temmuz 2024 Pazartesi (yarın) akşam 21:21’de online olarak gerçekleşecek olan müzayedeye katılmak ve eserler hakkında detaylı bilgi almak için www.cashonthetableauction.com adresi ziyaret edilebilir.

Bodrum’da Sıla kuyruğu

Bodrum’da Sıla kuyruğu

Pop müziğin en sevilen kadın sanatçılarından Sıla, yaz turnesine hız kesmeden devam ediyor. Konserden konsere koşan sanatçı, önceki akşam Bodrum Antik Tiyatro’ya akın eden hayranlarıyla unutulmaz bir konser yaşattı.

KerkiSolfej organizasyonu ve Kral Pop Medya sponsorluğundaki konserinin biletleri saatler öncesinden tükenirken, hayranları Bodrum Antik Tiyatro’nun girişinde uzun kuyruklar oluşturdu. Konser boyunca tüm şarkılarına eşlik eden Sıla hayranlarının sesleri Bodrum’da yankılandı. Çok sevilen yeni şarkısı ‘Mesela’ya coşkuyla eşlik eden dinleyici, sanatçıyı alkış yağmuruna tuttu. Sıla Bodrum konserinin hemen ardından 6 Temmuz’da vereceği Çeşme konserini milli takımızın çeyrek finale yükselmesi ve Hollanda ile olan maçı nedeniyle 2 Ağustos’a ertelemişti. Sanatçı yaz boyunca çeşitli illerde düzenlenecek konserlerde sevenleriyle şarkılar söylemeye devam edecek.

Ünlü ekran yüzünün yeni kanalı belli oldu

Televizyon dünyasının başarılı ismi Yasin Ercağlayan artık Ekol TV’de. Birçok ulusal kanalda spiker ve moderatör olarak görev yapan Erçağlayan, medyada büyük bir atak yapan Ekol TV ekranlarında olacak.  Başarılı gazeteci Ekol TV’de ana haber ve televizyon programı sunacak.

Yasin Erçağlayan kimdir?

Ankara’da dünyaya gelen Yasin Erçağlayan, babasının asker olmasından dolayı ilk, orta ve lise eğitimini farklı illerde tamamladı. Mesleğe ilgili olması bu işteki becerisi ile birleşince 1992 yılında Kanal 6 ve İnterpress medya grubunda genç yaşta muhabir olarak gazeteciliğe başladı.  Daha sonra mesleki tecrübesine İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Bölümü eğitimini ekledi. İstanbul Fm, Tv8, BTV Avrupa, Power Group (Power FM, Power Türk, Power XL, PowerTürk TV), TGRT Haber, TGRT, TvNet ve 24 TV’de editör- haber spikeri, Moderatör, Program sunuculuğu ve seslendirmen (Voice over) olarak görev yaptı.  Kariyerinde 30 yılı geride bırakan Yasin Erçağlayan, kısa bir süre öncesine kadar mesleki hayatını CNNTürk ekranlarında Haber spikeri- moderatör olarak sürdürmekteydi.