Yazılar

Sağlıklı beslenme alışkanlıkları çocuklukta kazanılmalı!

Erken yaşlarda obezite, şişmanlık yaşamış bireylerin gelecekte de obezite sorunu yaşama, kronik hastalıklara yakalanma ihtimalinin yüksek olduğunu ifade eden uzmanlar, obezite durumunun özellikle çocukluk döneminde daha da önemli olduğunu, sağlıklı yetişkinliğin temellerinin çocukluk döneminde atıldığını vurguluyor. Çocukluk döneminde yağ hücre sayısının gereğinden fazla artışını durdurmanın önemine işaret eden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Çocukları ilerleyen yaşlarda obeziteden ve kronik hastalıklardan korumak için sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak elzemdir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi, çocukluk döneminde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılmasının önemini anlattı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Beslenme alışkanlıkları bebeklikten itibaren kazanılıyor

Beslenme alışkanlığının bebeklik döneminden itibaren kazanıldığını dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Erken yaşlarda obezite, şişmanlık yaşamış bireylerin gelecekte de obezite sorunu yaşama, kronik hastalıklara yakalanma ihtimali yüksektir. Obezite durumu özellikle çocukluk döneminde daha da önemlidir. Çünkü sağlıklı yetişkinlik temelleri çocukluk döneminde atılır. Tabii ki bu konuda çevresel ve genetik faktörler de etkilidir.” dedi.

Çocukluk döneminde yağ hücre sayısının gereğinden fazla artışı durdurulmalı

Yağ hücreleri artışının 2 tipi olduğunu, bunlardan birinin hücrelerin çapının artması, diğerinin ise yağ hücre sayısının artması (hiperplazi) olduğunu anlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle çocukluk döneminde yağ hücre sayısının gereğinden fazla artışını durdurmak önemli. Bebeklik döneminde formül mamaların fazla tüketilmesi, pilav ve makarna gibi yüksek karbonhidratlı besinlerin çocuğa ana öğün olarak sunulması, hazır besin tüketimi, özellikle hazır meyve suyu ve tatlandırıcılı içeceklerin beslenmede sık yer alması, çocukluk döneminde sık görülen beslenme hatalarındandır.” diye konuştu.

Ailelerin rolü büyük

Çocukluk döneminde ailelerin çocukların besin tercihlerinin şekillenmesinde önemli bir rolü olduğunu da kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Çocuklar için rol model olan anne babaların da beslenme konusunda örnek olması önemlidir. Çocuklara sağlıklı beslenme konusunda dayatma yapmak yerine, besin tercihlerini kendisinin belirleyebileceği hissi verilmeli, uygun ve sağlıklı besin seçenekleri sunulmalıdır. Özellikle yemeğe başlama veya bitirme konusunda ailelerin ısrarcı bir tutum sergilememesi de gereklidir.” dedi.

Besinler çiğneyerek tüketilmeli!

“Çocukları ilerleyen yaşlarda obeziteden ve kronik hastalıklardan korumak için sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak elzemdir.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, “Bu nedenle çocuklara sebze-meyve tüketimi konusunda alışkanlık kazandırmak, besinlerin çiğneyerek tüketilmesi gerektiğini anlatmak, yemek süresinin en az 15 dakika olması gerektiği konularında olumlu yönlendirmeler yapmak, ev dışı yemek yemeyi olabildiğince sınırlandırmak oldukça önemlidir. Çocukların sağlıklı beslenmenin yanında fiziksel aktifliğini de sağlamak hem bedensel hem de ruhsal iyilik halini olumlu yönde etkileyecektir.” dedi

Melis Fis’den “Misket” havası

 

Türk Pop Müziğinin önemli hitlerine sahip genç ismi Melis Fis, haziran ayında çıkardığı ‘Yat Kalk Dua Et’ ile müzikseverlerden tam not almayı başardı. İki aylık süre zarfında son şarkısını geniş kitlelere ulaştıran Melis Fis, hız kesmeden yeni parçası ‘Misket’ yayınlamaya hazırlanıyor. Söz ve müziği Melis Fis’e ait olan parçanın aranjör koltuğunda ise Tarık İster yer alıyor. ‘Misket’ Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Melis Fis, kendine özgü tarzı ve güçlü yorumuyla dikkat çekmeye devam ediyor. ‘Misket’ dinleyicilere neşeli ve enerjik bir müzikal deneyim sunmayı hedefliyor. Şarkının dinamik ritimleri ve keyifli sözleri, Melis Fis’in müzikal yeteneklerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Şarkının klip çekimi de Ankara’da yapılacak ve daha sonrasında müzikseverlerle buluşacak.

Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan yeni hit alarmı “Yine De”

Yüzyüzeyken Konuşuruz, dinleyicilerin uzun zamandır heyecanla beklediği yeni single’ı “Yine De” ile müzikseverlerle buluşacak.

Tüm dijital platformlarda yer alacak şarkının söz ve bestesi Kaan Boşnak, düzenlemesi Yüzyüzeyken Konuşuruz imzası taşıyor.

Vokalde Kaan Boşnak, elektrik gitar ve klavyede Engin Sevik, klavyede Çağahan Öztürk, bas gitarda Ümitcan Tuncer ve davulda Burak Cihangirli’den oluşan grup, “Yine De” ile yine dikkatleri üzerine çekecek. Mastering’i Turgay Poyraz Yıkılmaz tarafından yapılan şarkının videosu ise Tunahan Pekdemir imzası taşıyor.

Yerli sahnenin güçlü isimleri arasında yer alan ve elektronik unsurlara-dans beat’lerine yer verdikleri çalışmaları ile günden güne başarılarına yenilerini ekleyen Yüzyüzeyken Konuşuruz, yeni şarkıları “Yine De” ile de çok kısa zamanda dinleyicinin gönlünde taht kuracak.

Ege lezzetleri Ters Köşe’de

Ege’nin taze lezzetleri ile özgün mezeleri Bodrum Loft’ta yer alan Ters Köşe Balık Restoran’da “farklı meyhane” konseptiyle hayat buluyor.

Ege mutfağının zeytinyağlı mezeleri ve günlük taze balıklarıyla birleştiren Ters Köşe Balık Restoran, menüsü ve muhteşem manzarası ile misafirlerine eşsiz bir tat deneyimi sunuyor.

Ters Köşe Balık Restoran, pazartesi günleri hariç her gün misafirlerine 30’dan fazla soğuk ve sıcak meze sunarak Ege mutfağının incelikleri ve meyhane kültürünün özgün lezzetlerini bir araya getiriyor. Deniz Börülcesi, Şevketi Bostan, Taze Ot Kavurma ve Girit Ezme gibi Ege’nin zeytinyağlı mezelerinin yanında, Köpeoğlu, Acılı Atom ve Levrek Marin gibi klasik meyhane mezeleri de günlük olarak hazırlanıyor.

Ters Köşe Balık Restoran’ın kendine özgü lezzetleri arasında yer alan balık lahmacun, jelibon ve balık köfte, misafirlere alışılmışın dışında, unutulmaz deneyimler yaşatıyor. Yerel balıkçılardan günlük tedarik edilen taze balık ve deniz ürünleri ile zenginleştirilmiş menüsü, deniz mahsullerinin en taze ve lezzetli halini sunuyor.

Bilgi:

Demirbükü, Bodrum/Muğla

(0531) 687 67 50

Instagram: @terskosebodrum

Bodrum’da Girit lezzetleri

Bodrum’un tatil için en çok tercih edilen lokasyonlarından Türkbükü’nde, konumlanan Dürdane Meyhane 1901, ziyaretçilerine unutulmaz bir lezzet ve eğlence deneyimi yaşatıyor.

1800’lerin sonlarından günümüze kadar uzanan, Girit kökenli Dürdane Hanımefendi’nin nesilden nesile aktarılan tarifleri ve canlı müzik performanslarıyla Dürdane Meyhane 1901 kendinizi bir zaman tünelinde hissetmenizi sağlıyor.

Girit’ten Bodrum’a yolculuk
Girit’ten İstanbul’a göç eden Dürdane Hanımefendi’nin ailesi İstanbul’da geleneklerine uygun şekilde 120 yılı aşkın süredir ve halen yaşıyor. 1901 doğumlu Dürdane Hanım’ın, Girit’in yerel lezzetleri ve Anadolu’nun zengin mutfak kültürüyle harmanlayarak yaptığı yemekler ve mezeler, ailede yıllar boyunca nesilden nesile aktarılmış.
Ailede 120 yıl boyunca saklanan bu tarifler, Dürdane hanım’ın torunu Kadir bey’in vasiyetiyle günümüze taşınmış ve Bodrum Gölköy’deki Dürdane Meyhane 1901’de tanıdığınız ve bildiğiniz meyhane konseptiyle hayat bulmuş.

Geleneksel bir meyhane konseptiyle tasarlanan mekân, Türkbükü’de Türk Sanat Müziği ustalarının canlı performanslarıyla dikkat çeken tek meyhane olarak biliniyor.
Her hafta; (hafta içi ve hafta sonu) canlı müzik eşliğinde sofraların şenlendiği Dürdane Meyhane 1901’de her Çarşamba ünlü sanatçı Yılmaz Morgül, her Cumartesi Türk Sanat Müziği’nin ünlü ismi Gökhan Sezen, her Cuma ünlü besteci Bülent Özdemir ve Gökçe ve her Perşembe Umut Akyürek sahne alıyor.

Gölköy Mah. Atatürk Cad. No:126/3 Bodrum Muğla
T: 0 530 656 19 01

Akdeniz mutfakları tek adreste

İstanbul gece hayatının en renkli restoranlarını bir araya getiren Kuruçeşme SORTİE, bünyesindeki restoran çeşitliliğine bir yenisini daha iyi ekledi. NUCA…

Restoranın ismi Akdeniz’in yüksek rakım ve karasal ikliminin en değerli ağaç ve yemişi olan cevizden ilham alınmış, NUCA, Romence ceviz demekmiş.

NUCA

Restoranın kurucusu iş adamı Burak Seti, mekanını anlatırken “İstanbul Boğazının eşsiz güzelliği ile bütünleşmesinden dolayı çok mutluyum, muhteşem bir atmosfer ortaya çıktı, kusursuz ve büyüleyici” …

“Akdeniz ülkeleri Mutfağı, şefin tadım menüsü” adı altında hazırlanan restoranın menüsünü şef Buket Yitmez, “misafirlerimize Akdeniz’i çevreleyen ülkelerin mutfak ve hammadde zenginliğini bir restoran ile anlatmak ve tattırmak istedik” diyerek açıklıyor.

NUCA

“NUCA, Akdeniz mutfak kültüründe Türk mutfağı başta olmak üzere İspanya, İtalya, Portekiz, Yunan, Levanten ve mağrip mutfaklarında en büyük ortak duygu tat, samimiyet, neşe ve sevgi olmuştur.  Biz bu füzyonu sadece tabaklarımızda değil hizmet anlayışımızda da kullandık. Boğaza karşı sıcak bir Akdeniz bahçesinde arkadaşlarımızla hazırlamış olduğumuz sofra samimiyetimizde iyi bir servis aldığınızı ve mutlu olduğunuzu hissettirmek istiyoruz” …

NUCA

Burak Seti, Şef Buket Yitmez

 

“Cevizler” şarkısı ile Maya Perest yazı kucaklıyor

Maya Perest, yeni şarkısı “Cevizler” ile yazı kucaklıyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanacak şarkısında sanatçı, kendi çocukluğu ile bizi buluştururken, büyümenin samimi bir portresini çiziyor.

Gençliğe ve maceraperestliğe bir övgü niteliğindeki “Cevizler”, Maya Perest’in kendi deneyimlerinden esinlenerek bestelediği bir başka şarkısı. Bu sefer bizi Yunan adalarına götüren ritimleriyle “Cevizler”, Ege’nin iki yakasını birleştiriyor. Şarkı buram buram Akdeniz rüzgarı kokuyor! Puslu ama bir o kadar da duru sesiyle dinleyicilerini büyüleyen Maya Perest’in son şarkısı “Cevizler” in prodüktörlüğü Gevende ve Büyük Ev Ablukada’dan bildiğimiz Okan Kaya yaptı. Müzisyenliğinin yanı sıra sanatın bir başka dalı resimde de başarılı çalışmaları olan Maya Perest, bu kez her iki yeteneğini de bir araya getiriyor. Sanat yönetmenliğini ve çizimlerini bizzat kendisinin yaptığı klip sürecinde, yönetmenliği Melike Beşli üstlendi. Jojo Cocktails’in baş animatör olduğu klipte, illüstrasyon ve animasyonlar Maya Perest, Møbula ve Jojo Cocktails tarafından yapıldı.

E-sigaralar, içeriğini bilmediğimiz kimyasalların dışarıya çıkmasına sebep oluyor!

E-sigaranın en az sigara kadar bağımlılık yaptığını ve aynı zamanda bağımlılığa girişi hızlandırdığına dikkat çeken uzmanlar, sigarayı bırakmak için e-sigaraya başlamanın bir bağımlılıktan başka bir bağımlılığa geçiş olduğunu söylüyor.

Bağımlılık yapıcı etkilerin hem normal sigara hem de e-sigaralarda birbirine çok benzer özellikler gösterdiğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “E-sigaraların içerisindeki kimyasal maddelerden dolayı ortaya çıkan akciğer sorunları ve diğer bilmediğimiz ürünlerden kaynaklanan metabolik sorunlar sebebiyle, en az sigaralar kadar zararlı olduğu söylenmektedir.” uyarısında bulundu. E-sigara bağımlılığında da nikotin yoksunluğuna yönelik bir tedavi uygulandığını belirten Prof. Dr. Onur Noyan, ilaçların yanında psikoterapinin de tedavi sürecine dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, dünyanın en yaygın kanserlerinden biri olan akciğer kanserinin farkındalık günü (1 Ağustos) dolayısıyla e-sigaranın bağımlılık üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Onur Noyan

Prof. Dr. Onur Noyan

E-Sigara, bağımlılığın devamını sağlıyor

E-sigaranın en az sigara kadar bağımlılık yaptığını ve aynı zamanda bağımlılığa girişi hızlandırdığına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan, “Sigarayı bırakırken e-sigaraya başlamak bağımlılığın devamını sağlamakta ve bağımlılıktan uzaklaşmayı engellemektedir.” dedi.

Kişinin sigarayı bırakırken daha az zararlı olduğunu düşündüğü e-sigarayı kullanmaya başlamasının nikotin bağımlılığını devam ettirdiğini, bu nedenle de nikotini hayatından çıkartmakta zorlandığını belirten Prof. Dr. Onur Noyan, “Sigaradan e-sigaraya geçişte, nikotin bağımlılığı sürdürülmüş olur. Bağımlılığın azalmasında bir etki göstermez. Bazı vakalarda çok nadir de olsa e-sigaraya geçişle birlikte kişilerin alışkanlıklarının değişebildiği bu sayede de bırakmalarının daha kolay olduğu söylenmektedir, ancak gördüklerimiz şu ana kadar bu tezi desteklemiyor. Sonuç olarak sigarayı bırakmak için e-sigaralardan ziyade, psikoterapi gibi tıbbi bir destek alınmalıdır. Bu bağlamda kullanılabilecek ilaçlarla birlikte nikotin yerine geçebilecek ürünler tercih edilmelidir. Bir plan dahilinde sigara bırakılmalıdır.” şeklinde konuştu.

Bağımlılık yapıcı etkileri ve zararları birbirine çok benzer

Sigaranın tütünün yakılarak nikotin açığa çıkardığını, e-sigaraların ise nikotini yaktığını ya da buharlaştırdığının ifade eden Prof. Dr. Onur Noyan, her ikisinin ortak özelliğinin nikotin içermesi ve bu nikotinin de bağımlılık yapması olduğunu söyledi.

E-sigaralar ile normal sigaraların zararlarının çok benzer olduğunu dile getiren Prof. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bağımlılık yapıcı etkiler hem normal sigara hem de e-sigaralarda birbirine çok benzer özellikler gösteriyor. E-sigaraların içerisindeki kimyasal maddelerden dolayı ortaya çıkan akciğer sorunları ve diğer bilmediğimiz ürünlerden kaynaklanan metabolik sorunlar sebebiyle, en az sigaralar kadar zararlı olduğu söylenmektedir.”

Sigara bağımlılığından e-sigara bağımlılığına geçiş…

E-sigaraların bağımlılık tedavisinde yeri olmadığının altını çizen Prof. Dr. Onur Noyan, “Normal şartlar altında sigaradan daha az bağımlılığa neden olduğu, daha az zararlı olduğu pazarlanarak kullanıma sokulan bu ürünlerin aslında bağımlılıktan kurtulmaya faydalı olmadığı yapılan çalışmalarda görülmektedir. Hem hastaların sigaradan uzaklaşmaları daha zor olmakta hem de kişiler daha başka bir bağımlılığa çare aramaya başlamaktadır.” dedi.

E-sigaraların daha az zararlı olduğuna dair yanlış bir inanç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Onur Noyan, “E-sigaraların içermiş oldukları farklı aromalar ve şirin görünümleri, popüler medyada ünlülerin e-sigara tüketiyor olması, ‘sigarayı bırakmak için kullanıyor’ haberleri çıkması aslında e-sigaralar ile ilgili en büyük mitlerdir. E-sigaralar, en az sigaralar kadar zararlıdır. Sigarayı bırakmak için bir araç olarak kullanılmamalıdır. Sigarayı bırakmak için mutlaka bir uzman desteği alınmalıdır.” uyarısında bulundu.

E-sigara bağımlılığında da nikotin yoksunluğuna yönelik bir tedavi uygulanıyor

E-sigaradaki pasif içicilik riskinin normal sigarayla aynı olduğunu belirten Prof. Dr. Onur Noyan, “E-sigaraların dışarıya çıkarttığı buhar aslında içeriğinde bilmediğimiz kimyasal maddelerin de dışarıya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu kimyasal maddelerin buhar yoluyla dışarı çıkması akciğer enfeksiyonlarından ya da bilmediğimiz yeni akciğer komplikasyonlarına kadar giden bir sürece sebep olmaktadır.” dedi.

Sigara bağımlılığında olduğu gibi e-sigara bağımlılığı tedavisinde de nikotin yoksunluğuna yönelik bir tedavi uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Onur Noyan, sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle nikotin yoksunluğunun daha az hissedilmesi sebebiyle nikotin replasman tedavi dediğimiz nikotin sakızları ya da nikotin spreyleri kullanılmaktadır. Nikotin yoksunluğu ve nikotin isteği ile baş etmek için de bazı ilaçlar tercih edilmektedir. Aynı zamanda ilaçlarla birlikte kişinin nikotin yoksunluğu ile mücadele etmek için gitmesi gereken davranışsal değişiklikler, sigaranın psikolojik yoksunluğuna dair bir farkındalık geliştirmek ve istekle baş etme yöntemlerini içeren bir psikoterapi süreci tedavi planına dahil edilmelidir. Sigarayı bırakmak uzun soluklu bir süreçtir. Hayal kırıklığı ve karamsarlığa kapılmadan bu yolda devam etmek çok önemlidir.”

Yazın ishal deyip geçmeyin!

Yaz aylarında hava sıcaklığı arttıkça tüm canlılar gibi insanların da su ihtiyacı artar. Kaynağı bilinmeyen sular ve soğuk ortamda muhafaza edilmeyen gıdalarla ve dışarıda satılan yiyeceklerin tüketilmesi sonucu çevreden bakteri ve virüs bulaşması da kolaylaşır. Bu da özellikle yaz aylarında artan ishal şikayetine neden olur. Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Öğr. Gör. Ekrem Aslan özellikle yaz aylarında ishalden korunmanın püf noktalarını anlattı.

Dr. Öğr. Gör. Ekrem Aslan

Dr. Öğr. Gör. Ekrem Aslan

İshalin en büyük düşmanı bakteriler ve virüsler

İshalle bağırsak hareketleri artar. Sindirim tamamlanamaz, bu sebeple normalden daha sık ve sulu dışkı çıkarılır. Bakteriler ve virüsler ishal yapan sebepler arasında ilk sırayı alır. En önemli ve yaygın olanı virüslere bağlı olan ishallerdir. Ayrıca çeşitli ilaçlar, antibiyotikler, bazı mide ve bağırsak hastalıkları, bazı hormonal hastalıklar, aşırı stres-heyecan, seyahatler, yeme-içme alışkanlığında değişme, yüzmek için girilen kıyı suları, dere ve göllerde yutulan sular da ishale sebep olur.

Belirtileri nelerdir?

Bir günde üçten fazla dışkı yapmak, dışkının cıvık-şekilsiz veya su kıvamında olması; bulantı, karın ağrısı (özellikle göbek etrafında veya karnın alt bölümünde), ateş, dışkıda kan ve/veya mukuslu görüntü, dışkının yapıldığı halde tam rahatlayamama hissi, fazla su kaybına bağlı olarak susuzluk hissi ve ağız kuruması, baş dönmesi, göz kararması, cildin kuruması, gözlerin çökük gibi görünmesi gibi belirtileri olabilir. Daha ağır vakalarda böbreklerin bozulmasına bağlı idrar çıkaramama, kalp yetmezliği ve şuur kaybı olabilir.

Erken teşhis önemli

Başlangıç olarak meyve sebze yemeyi kesmek ve kaybedilen sıvı miktarını takip edip mümkün olduğunca su, ayran, maden suyu içerek kaybı telafi etmek olmalıdır. Ardınan bir hekime başvurmak gerekir. İshal mikrobik, parazitler, geçici veya besin zehirlenmesi şeklinde olabilir. Tetkik sonucuna göre bir an evvel tedaviye başlanmalıdır.

Nasıl korunabiliriz?

  • Gıda maddelerini satın alırken soğuk zincir şartlarına uygun üretilip muhafaza edildiğinden emin olunmalıdır. Özellikle sebze ve meyvelerde oluşan çürüklere dikkat edilmelidir.
  • Çiğ tüketilen besinlerde daha fazla dikkatli olmak üzere sebzeleri temizleyip, yıkayıp sonra mikroplarını yok etmek için dezenfekte edilmelidir.
  • Pişirilen yiyecekler soğutulmadan tüketilip, tekrarlanan ısıtılma girişimleriyle gıda kalitesi bozulmayıp, ısısının oda sıcaklığına ininceye kadar bekletip buzdolabına konulmalıdır.
  • İçilen suyun klorlanmış veya kaynadığında hijyenik olarak şişelenmiş olduğundan emin olunmalıdır.

Evrim Kuran “Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin Özür Dilerim”

Kuşak Araştırmacısı-Yazar Evrim Kuran’ın yeni kitabı “Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin Özür Dilerim” kitapseverlerden büyük ilgi görüyor. Kuran, bu kitabında “Impostor” fenomenini mercek altına aldı.

Evrim Kuran’ın dördüncü kitabı “Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin Özür Dilerim” kendine has tarzı ve derinlikli anlatımıyla okurlarıyla buluştu.

Evrim Kuran, 3.050 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmanın sonuçlarını anlattığı ve yorumladığı kitabında, Impostor fenomenini akıcı bir anlatımla gözler önüne seriyor. Toplumda geçerli olan başarı tanımlarının sınırlarını sorgulayan Evrim Kuran, kadınların başarılarının keyfini yaşamak yerine kendilerini sürekli sorgulama halini detaylı bir şekilde ele alıyor.

Evrim Kuran Danışmanlık tarafından yapılan “Imposter Araştırması”nın derin analizleri etrafında yazarın kendi yaşam deneyimleri ile güçlendirdiği kitap, Mundi Yayınları’ndan çıktı.