Yazılar

Pera’da sanat dolu 20 film

Pera Müzesi, 20. yılına özel hazırladığı “Bütün O Sanat” başlıklı film programıyla sinema ve sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiriyor. 18 Ocak 2026’ya kadar sürecek gösterimlerde, biyografilerden belgesellere, dans ve müzikten toplumsal hafızaya uzanan 20 film yer alıyor.
Programda Nan Goldin, Antonio Ligabue, Mozart, Caravaggio, Pina Bausch gibi sanatçılara odaklanan yapımların yanı sıra Mihri Hanım’ın yaşamını anlatan “Kim Mihri” ve Márta Mészáros’un otobiyografik “Günceler” üçlemesi de izleyiciyle buluşuyor. Film gösterimleri Pera Müzesi Oditoryumu’nda, indirimli müze biletiyle izlenebiliyor.

#PeraMüzesi #BütünOSanat #PeraFilm #SanatVeSinema #20YılaÖzel #KültürSanat #MihriHanım #KimMihri #DansVeBelgesel #Sinemada

Sanat Gösterim Programı:
Rio, Kuzey Bölgesi (83’)
12 Kasım Çarşamba, 19.00
10 Ocak Cumartesi, 15.00

Açılış Gecesi (144’)
19 Kasım Çarşamba, 19.00
4 Ocak Pazar, 15.00

Caravaggio (93’)
21 Kasım Cuma, 19.00

Columbus (100’)
22 Kasım Cumartesi, 15.00

Ölümün Beşinci Safhası (123’)
22 Kasım Cumartesi, 17.00

Asit Bulutlarının Üzerinde (70’)
23 Kasım Pazar, 15.00
10 Aralık Çarşamba, 19.00

Saklanmak İstiyordum (120′)
26 Kasım Çarşamba, 19.00

Anna’nın Buluşmaları (128’)
29 Kasım Cumartesi, 15.00

Amadeus (160’)
24 Aralık Çarşamba, 19.00

Hayatın Tüm Acıları ve Güzellikleri (113’)
26 Aralık Cuma, 19.00
Nefret (102’)

27 Aralık Cumartesi, 15.00
Pina (103’)

3 Ocak Cumartesi, 15.00
Barton Fink (116’)

3 Ocak Cumartesi, 17.00
Dahomey (68’)

7 Ocak Çarşamba, 19.00
Kim Mihri (89’)*

11 Ocak Pazar, 15.00
Kanlı Düğün (67’)

14 Ocak Çarşamba, 19.00
Sevgililerime Günce (141’)

17 Ocak Cumartesi, 17.00
Anne ve Babama Günce (119’)

“Tork” sergisiyle dönüşüm başlıyor

İstanbul’un Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi’nde konumlanan AOS51, endüstriyel kültürü çağdaş sanatla buluşturan yeni bir sanat mekânı olarak dikkat çekiyor. 7 Kasım – 28 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleşen “Tork” sergisi, bu dönüşümün ilk adımı.

İlayda Babacan küratörlüğünde hazırlanan sergi, dokuz sanatçının üretimlerini bir araya getiriyor: Atilla Galip Pınar, Aysel Alver, Barış Cihanoğlu, Caner Şengünalp, Damla Özdemir, Gazi Sansoy, Kerim Yetkin, Nurdan Likos ve Özcan Uzkur. Sergi, fiziksel bir kavram olan “tork”u; direnç, denge ve dönüşümün sanatsal metaforu olarak ele alıyor.

AOS51’in metalik atmosferi, eserlerle bütünleşerek izleyiciye güçlü bir karşılaşma alanı sunuyor. “Tork”, yalnızca bir grup sergisi değil; üretim süreçlerinin çağdaş sanatla yeniden yorumlandığı bir düşünsel zemin.

#TorkSergisi #AOS51 #SanayidenSanata

Bulut’tan efsane çıkış: “Yıldızların Altında”

Rock müziğin yeni ve güçlü sesi Bulut, kariyerine unutulmaz bir eserle adım attı. Türk müzik tarihinde klasikleşmiş “Yıldızların Altında” şarkısını yeniden yorumlayan sanatçı, nostalji ile modern rock tınılarını buluşturarak dinleyicilerin karşısına çıktı.

Aranjesini de kendisi üstlenen Bulut, parçaya genç bir ruh ve güçlü rock enerjisi kattı. Modern unsurlarla harmanlanan bu yorum, sanatçının sahne duruşunu ve müzikal vizyonunu yansıtarak dikkat çekiyor.

Dinleyicilerini yıldızlı bir gecenin büyüsünde geçmişin sıcaklığına ve geleceğin heyecanına davet eden “Yıldızların Altında” , GROW etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Sonbahar hamilelerine özel öneri

Sonbaharla birlikte artan mevsimsel hastalıklar, hamilelerde bazı risklerin daha sık ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Gebelikte bağışıklık sistemi anne adaylarını virüslere karşı daha savunmasız hale getirir. Influenza (grip) gebelerde bazen beklenenden daha ağır seyredebilir, solunum güçlüğü ve yüksek ateş gibi belirtilerle anne sağlığını tehdit edebilir. Düşük, erken doğum, su kesesinin erken açılması ve yenidoğanın enfeksiyonu gibi durumların riskini artırabilir” diyor. Bu nedenle sonbahar döneminde anne adaylarının alacakları bazı önlemlerle, hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlığını korumalarının mümkün olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, sonbahar hamilelerine özel 8 önerisini sıraladı, önemli açıklamalar yaptı.

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

  • Grip aşınızı ihmal etmeyin

Hamilelikte ve emzirme döneminde en etkili korunma yöntemlerinden biri olan grip aşısı, canlı virüs içermediğinden gebelikte güvenle uygulanabilir ve hem anne adayını hem de doğumdan sonraki ilk aylarda bebeği korur. Ancak hamileliğin ilk 3 ayı bebeğin organ gelişim dönemi olduğu için gerekmedikçe beklenmelidir. İkinci veya üçüncü trimesterde olan ve sonbahar-kış dönemine giren anne adaylarının aşılarını doktor önerisiyle yaptırmaları önemlidir.

  • Ellerinizi sık yıkayın 

Ellerin sık sık sabunla yıkanması enfeksiyona karşı korur. Su ve sabun olmadığında alkol içeren el antiseptikleri tercih edilebilir. El yıkamak, influenza dahil pek çok virüsten korunmanın en etkili yollarından biridir. Gripli bir hastayla veya salgılarıyla temas edilmesi halinde de ellerin yüze, göze veya buruna temasından kaçınılmalı ve eller mutlaka sabunla yıkanmalı veya alkol içeren bir mendille silinmelidir.

  • Kalabalık ortamlardan uzak durun

Sonbaharda kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması virüslerin yayılmasını kolaylaştırır. Hamilelerin alışveriş merkezleri, toplu taşıma araçları veya kalabalık toplantılarda mümkünse kısa süre bulunması, bulaş riskini azaltır. Hasta kişilerden mümkünse uzak durulması, gereken durumlarda maske kullanılması, kapalı ortamlarda en azından 1 metre mesafe uzaklıkta bulunulması önemlidir.

  • Dinlenmeye zaman ayırın ve stresi azaltın

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Stres, bağışıklık sistemini baskılayan önemli bir faktördür. Gebelikte stres düzeyini azaltmak, hem annenin hem bebeğin sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etki yaratır. Güne hafif yürüyüşlerle başlamak, nefes egzersizleri yapmak ya da sevdiğiniz aktivitelerle zaman geçirmek bedeni ve zihni rahatlatır” diyor.

  • Ev ve iş ortamınızı temiz tutun ve havalandırın

Soğuk günlerde evde daha çok vakit geçirilir, fakat kapalı ortamlar mikroorganizmalar için ideal üreme alanıdır. Günde birkaç kez kısa süreli pencere açarak ortamı havalandırın. Düzenli olarak evde ve/veya işte yüzeyleri dezenfektan ile temizleyin. Nem oranının çok düşmesi solunum yollarının kurumasına yol açabilir; bu durumda nemlendirici cihazlardan faydalanabilirsiniz.

  • Beslenmenizi bağışıklık dostu hale getirin

Bağışıklık sisteminin güçlü olması için doğru beslenme son derece önemlidir. C vitamininden  zengin meyve ve sebzeler (portakal, kivi, brokoli), çinko içeren kuruyemişler ve omega-3 yönünden zengin balıklar bağışıklık direncini artırır. Yoğurt ve kefir gibi probiyotik kaynakları bağırsak sağlığını destekleyerek enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Ayrıca yeterli su tüketimi ve taze gıdalarla beslenmek de vücudun doğal savunma mekanizmasını güçlendirir.

  • Yeterli ve kaliteli uykuya özen gösterin

Gebelik döneminde hormonal değişiklikler uyku düzenini zorlayabilir; ancak dinlendirici bir uyku hem anne hem bebek sağlığı için önemlidir. Günde 7–8 saat kaliteli uyku, bağışıklığın güçlü kalmasına yardımcı olur. Uyumadan önce ekran maruziyetini azaltmak, ılık bir duş almak veya gevşeme egzersizleri yapmak uykuya geçişi kolaylaştırabilir.

  • Şüpheli belirtilerde doktora başvurun

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran “Ateş, öksürük, kas ağrısı, halsizlik gibi belirtiler fark edildiğinde ihmal edilmemelidir. Hamilelikte enfeksiyonlar daha hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle belirtiler başladığında zaman kaybetmeden hekiminize başvurun. Doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın; uygun tedaviyle hem siz hem de bebeğiniz güvende kalırsınız” diyor.

Yüzyüzeyken Konuşuruz’dan yeni hit: “Duy Beni”

Alternatif müziğin en özgün gruplarından Yüzyüzeyken Konuşuruz, yeni teklisi “Duy Beni” ile dinleyicileri nostaljik ama taze bir yolculuğa davet ediyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanacak, prodüktörlüğünü Mert Medeni’nin yaptığı şarkının sözü ve bestesi Kaan Boşnak, düzenlemesi Yüzyüzeyken Konuşuruz imzası taşıyor.

“Duy Beni”, Yüzyüzeyken Konuşuruz’un kendine has hikaye anlatımını korurken, Türkçe rock’ın altın dönemlerine bir selam niteliği taşıyor. Gitar rifleri, melodik bas yürüyüşleri ve duygusal vokal performansıyla dikkat çeken parça, grubun müzikal evriminde yeni bir sayfa açıyor.

70’ler prensibiyle çalışılmış analog tınılarını duyduğumuz bu şarkıyı modern prodüksiyonla buluşturan grup, geçmişle bugünü aynı duyguda birleştiriyor.

Ford Trucks yeni F-MAX’i Kayseri’de kullanıcılarla buluşturdu

Ford Trucks’ın ağır ticari araç segmentindeki referans modeli F-MAX’in yeni yüzü, Türkiye turu kapsamında 7 Kasım’da Kayseri Ambar Nakliyeciler Sitesi’nde kullanıcılarla buluştu. Etkinlikte lojistik sektör temsilcileri ve sürücüler aracı yakından inceleyip test etme fırsatı bulurken, yarışmalar ve etkinliklerle çeşitli hediyeler de dağıtıldı.

25 Eylül 2025’te Ford Otosan Sancaktepe Ar-Ge Merkezi’nde tanıtılan Yeni F-MAX, yüzde 11,3’e varan yakıt tasarrufu sağlayan Ecotorq GEN2 motoru, modern tasarımı ve teknolojik donanımlarıyla dikkat çekiyor. Dijital Ayna Sistemi, kişiselleştirilebilir 12” gösterge paneli, 12.4” multimedya ekranı, kablosuz şarj ve anahtarsız çalıştırma gibi özellikler sunan model, uzun yol taşımacılığında performans, konfor ve güvenliği bir arada sağlıyor.

Yeni F-MAX Türkiye Turu Programı

Tanıtım etkinlikleri, Kayseri’nin ardından aşağıdaki takvime göre devam edecek:

  • 11 Kasım 2025: Konya, Kamyon Garajı
  • 13 Kasım 2025: İzmir, Işıkkent
  • 17 Kasım 2025: Bursa, Karacabey Kooperatifi
  • 22-23 Kasım 2025: Edirne, Kapıkule Sınır Kapısı
  • 24 Kasım 2025: Edirne, Hamzabeyli Sınır Kapısı

Hyundai IONIQ 9: 620 km menzilli elektrikli SUV Türkiye’de

Hyundai, elektrikli araç ailesinin yeni amiral gemisi IONIQ 9’u Türkiye’de satışa sundu. Üç sıralı tamamen elektrikli SUV, Progressive ve Calligraphy olmak üzere iki farklı versiyonla tüketicilere sunuluyor.

E-GMP platformu üzerine geliştirilen IONIQ 9, 110,3 kWh batarya kapasitesiyle 600–620 km menzil sağlıyor. Ultra hızlı şarj desteği sayesinde %10’dan %80’e yalnızca 24 dakikada şarj olabiliyor.

Geniş iç hacmi, lounge benzeri tasarımı, masaj fonksiyonlu koltukları ve 908 litreye ulaşan bagaj kapasitesiyle premium bir yaşam alanı sunan model, gelişmiş sürücü destek sistemleri ve 10 hava yastığıyla güvenliği ön planda tutuyor.

Hyundai, IONIQ 9 ile elektrikli mobilitede premium SUV segmentinde güçlü bir adım atmayı hedefliyor.

Spor yaparken çabuk yoruluyorsa, dikkat!

Çocuklarda düztabanlık ebeveynleri endişelendiren sorunların başında geliyor. Ebeveynler, “Çocuğumun ayağı düz, ne yapmalıyım?” sorusuyla sıkça hekimlerin kapısını çalıyor. Aslında düztabanlık çoğu zaman normal gelişim sürecinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik, sanıldığından çok daha yaygın görülüyor. Öyle ki dünyada ve ülkemizde yaklaşık her 10 çocuktan 7’sinde erken yaşlarda, bir başka deyişle 3 yaşından önce  düztabanlık görülüyor.  Bu oran yaş ilerledikçe azalıyor, çünkü ayak kemeri çocuk büyüdükçe ve kaslar güçlendikçe doğal olarak gelişmeye devam ediyor. Acıbadem International Hastanesi Pediatrik Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Emre Sarıekiz,  çocuklarda düztabanlığın çoğu zaman kendiliğinden düzeldiğine dikkat çekerek, “Dolayısıyla her düztabanlık tedavi gerektirmez. Gereksiz korkuya kapılmak yerine doğru takip çok daha değerlidir. Ayağın kemik ve kas gelişimi genellikle 6–7 yaşına kadar devam eder. Bu yaşlara dek gözlem ve egzersiz yeterlidir. Ancak, çocuğun ayağında ağrı, yürüyüşünde anormallik veya hızlı deformite gelişimi gibi uyarı işaretlerinde ebeveynlerin mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmaları çok önemlidir” diyor.

Dr. Emre Sarıekiz

Dr. Emre Sarıekiz

3 yaş altındaki çocuklarda düztabanlık normal

Düztabanlık, ayak tabanında normalde bulunması gereken kavisin azalması veya tamamen kaybolması durumu olarak tanımlanıyor. Ayak kemerinin çökmesiyle birlikte basma sırasında ayağın tamamı yere temas ediyor. Bu durum doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebiliyor. Küçük çocuklarda ayak kemeri henüz tam gelişmemiş oluyor ve ayak tabanında bulunan yağ dokusu kemeri gizliyor. Yürümeyle birlikte kaslar güçlendikçe zamanla ayak kemeri oluşuyor. Bu nedenle, 3 yaşın altındaki çocukların yüzde 70-80’inde düztabanlık görülüyor. Dr. Emre Sarıekiz, ayak kemerinin genellikle 5–6 yaşından sonra belirgin hale geldiğini belirterek, “Dolayısıyla erken dönemde yapılan düztaban tanısı çoğu zaman geçici bir durumun yanlış yorumlanmasından ibarettir” diye konuşuyor.

Fazla kilolu çocuklarda risk 2 kat artıyor!

Çocuklarda düztabanlığa pek çok etken neden olabiliyor. Bunlardan en önemlilerinden biri ise obezite. Son yıllarda çocukluk çağı obezitesinin artmasına paralel olarak düztabanlığın daha sık görüldüğüne dikkat çekiliyor.  Pediatrik Ortopedi ve Travmatolaji Uzmanı Dr. Emre Sarıekiz, “Zira, fazla kilolar ayağa binen yükü artırarak kemerin çökmesine yol açabilmektedir Dolayısıyla, obezite sorunu olan çocuklarda düztabanlık riski normal kilolu çocuklara göre yaklaşık iki kat daha fazladır” diyor. Ailede düz tabanlık olması, uygun olmayan ayakkabı kullanımı,  çok yumuşak veya desteksiz tabanlar, tarsal koalisyon olarak adlandırılan ve ayak kemerini oluşturan eklemlerdeki anomaliler, eklem bağlarının gevşek olması ve kas dengesini bozan serebral palsi gibi nöromüsküler hastalıklar da düztabanlığa yol açan diğer etkenleri oluşturuyor.

Çocuğunuzda bu belirtiler varsa, dikkat!

Fizyolojik düztabanlıkta ağrı, şekil bozukluğu veya fonksiyon kaybı olmuyor. Çoğu çocukta bu durum geçici bir özellik olarak kabul ediliyor.  Dr. Emre Sarıekiz, dolayısıyla 3–4 yaşındaki bir çocukta belirgin ağrı veya yürüme sorunu yoksa endişelenmeye gerek olmadığını ifade ederek, “Bu dönemde ayağın gelişimini izlemek, gereksiz tedavilerden çok daha önemlidir” diyor.  Ancak bazı durumlarda mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurulması gerektiği uyarısında bulunan Dr. Emre Sarıekiz, “Erken dönemde tanı koymak önemlidir, çünkü düztabanlık, yapısal bir kemik veya kas bozukluğuna bağlı olabilir. Böyle tablolarda erken müdahale ileride cerrahi ihtiyacını azaltabilir” bilgisini veriyor. Dr. Emre Sarıekiz, ebeyenlerin dikkate almaları gereken belirtileri şöyle sıralıyor:

  • Yürürken topuğunu içe basıyorsa
  • Ayağında yorgunlukla artan ağrı veya şişlik oluyorsa
  • Spor aktivitelerinde çabuk yoruluyorsa
  • Ayakkabı tabanının iç kısmında düzensiz aşınma varsa

Tedavi yöntemleri: Egzersiz, tabanlık, uygun ayakkabı

Tanıda çoğu zaman fizik muayene yeterli geliyor. Gerekirse ayak taban basınç analizi veya röntgene başvuruluyor. Dr. Emre Sarıekiz, kas dengesini ve postürü korumanın tedavide temel yaklaşımı oluşturduğunu söyleyerek, “Ayak iç kavisini destekleyen basit egzersizler, uygun ayakkabı kullanımı ve kilo kontrolü çoğu tabloda yeterli olmaktadır. Özellikle ayak kemerini destekleyen kaslar için yapılan kas güçlendirme egzersizleri oldukça etkilidir. Ayağın doğal gelişimine izin veren, sert olmayan ama iç kemer desteği bulunan ayakkabıların tercih edilmesi de önemlidir” diyor.

Ameliyat nadiren gündeme geliyor

Pediatrik Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Emre Sarıekiz, cerrahi tedavinin sadece ciddi yapısal deformitelerde veya ağrının tüm konservatif tedavilere rağmen kronikleştiği nadir durumlarda gündeme geldiğini vurguluyor. “Yani, ameliyat son çare olarak düşünülmektedir. Her çocuk için değil, gerçekten gerekli durumlar için geçerlidir” diyen Dr. Emre Sarıekiz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ameliyat genellikle kemik hizalamasını ve ayak kemerini yeniden düzenlemeyi içermektedir. Ayak kemeri yeniden şekillendirilir, yük dağılımı dengelenir ve bu sayede çocuğun ağrısız şekilde yürümesi sağlanır. Tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ameliyat sonrasında iyi bir rehabilitasyon süreci ve doğru taban desteği de çok önemlidir. 4-6 hafta süren iyileşme sürecinin ardından çocuk yavaş yavaş normal aktivitelerine dönebilmektedir.”

Didem Zeynep Gürpınar “Inspirational Art Collection”

Renklerle Terapi: “Inspirational Art Collection” Serisinin 2. Kitabı Raflarda. Sanatçı Didem Zeynep Gürpınar, “İlham Verici Sanat Koleksiyonu” boyama kitabı serisinin ikinci kitabını sanatseverlerle buluşturdu.

Yeni kitapta 90 eser (45 resim ve 45 çizim) yer alıyor. Yağlı boya, sulu boya, akrilik ve pastel gibi farklı tekniklerle hazırlanan çalışmalar, her yaştan okuyucuyu renklerin dünyasına davet ediyor.

Bir psikiyatristin değerlendirmesiyle desteklenen kitap, boyamanın stres azaltıcı, odak artırıcı ve duygusal dengeyi güçlendirici etkilerine dikkat çekiyor.

Gürpınar, kitabın amacını şöyle özetliyor: “Gerçek hayata kısa bir mola verip sanatın büyülü dünyasında kaybolmak isteyen herkes için hazırladım. Her sayfa hayal gücünü geliştirecek bir yolculuk sunuyor.”

Dikkat! Şekerli ve işlenmiş gıdalar bağışıklığı baskılıyor!

Sonbaharla birlikte okulların açılması, havaların bir soğuyup bir ısınması ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması derken, çocuklarda enfeksiyonların ve alerjik hastalıkların sıklığında artış yaşanıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı “Zayıflayan bağışıklık sistemi ateş, öksürük, hapşırık, burun akıntısı, bulantı, kusma ve ishal gibi viral ve bakteriyel enfeksiyonlara kolaylıkla davetiye çıkarıyor. Ancak bağışıklık sistemini; günlük yaşantıda alınacak bazı basit önlemlerle güçlendirmek mümkün olabilmektedir” diyor. Dr. Şanlı, çocuklarda bağışıklığı güçlendirmenin 9 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Manolya Hüma Şanlı

Dr. Manolya Hüma Şanlı

  • Özellikle toplu taşıma araçlarında maske takmak

Son dönemde influenza ve covid gibi kış enfeksiyonlarının bulaşma ihtimalinin fazla olduğu toplu taşıma koşullarında öncelikli olacak şekilde düzgün maske kullanımı çok önemlidir. Hijyenik maske kullanımının, üst solunum yolu enfeksiyonlarının bulaş riskini ciddi oranda azalttığı su götürmez bir gerçektir.

  • Yeterli ve kaliteli uyumak

Yapılan çalışmalar; saat 22.00-02.00 arasında derin uykuda olmanın, çocuklarda büyüme, gelişme ve bağışıklık sistemi için büyük önem taşıdığını ortaya koymaktadır. Yaşa göre değişmekle birlikte çocuklarda 9-12 saat uyku gerekir. Özellikle karanlıkta, gece uykularında oluşan melatonin, antioksidan özelliği ile vücuttaki bakteri ve toksinlerle savaşır, vücutta doku iyileşme hızını artırır.

  • Bol su içmek

Yeterli su tüketimi; zararlı toksinleri vücuttan atarken, cilt, solunum sistemi, mide, bağırsaklar, böbrekler ve kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudumuzun tüm fonksiyonları için büyük önem taşır. Yetersiz su tüketimi; eklem ağrıları, öksürük, kabızlık, idrar yolu enfeksiyonu, tansiyon düşüklüğü, baş ağrısı ve halsizlik gibi bir çok soruna yol açabilmektedir.

  • Hijyene dikkat etmek

El ve yüz yıkamak, diş fırçalamak, duş almak, ayak hijyenine dikkat etmek çok önemlidir. Özellikle yemek öncesi ve tuvalet sonrası elleri iyice yıkamak enfeksiyonlardan korunmada temel kuraldır. Temiz hava almak ve özellikle sigara dumanından kaçınmak da çocukların bağışıklık sistemi için büyük önem taşımaktadır.

  • Stresi yönetmeyi öğrenmek

Dr. Şanlı “Günümüzde çocuklarda yaygınlaşan aşırı stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyonlara kolay yakalanmaya ve iyileşmenin gecikmesine neden olur. Aynı zamanda alerjik hastalıkları artırır, mide ve bağırsak sistemini bozar. Uyku bozukluğu yaparak büyüme hormonu ile tiroid hormonunun çalışma dengesini bozar. Kalp hızını artırarak hipertansiyona zemin hazırlar. Çocuklarla etkinlikler, aile içi pozitif iletişim, arkadaş ilişkileri vb iyileştirilmesi, stresi yönetmeyi öğrenmesi bağışıklık sistemini güçlendirir” diyor.

  • Düzenli egzersiz yapmak

Düzenli egzersiz, kan dolaşımını artırarak solunum ve dolaşım sisteminin daha etkin çalışmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Çocuklar için günlük 1 saat fiziksel aktivite önerilir. Yürüyüş, koşu, bisiklete binme, yüzme veya açık havada oyun gibi aktiviteler çok faydalıdır. Egzersiz alışkanlığı kazanmak, çocukların zihinsel sağlığını da destekler.

  • Aşılarını düzenli yaptırmak

Dr. Şanlı “Çocukları sadece hastalandığında değil, sağlıklı oldukları dönemde de çocuk doktoru kontrollerine götürmeliyiz. Rutin aşılarını ihmal etmemeli, doktorumuzun önerdiği özel aşı dediğimiz diğer aşılarla beraber; özellikle her yıl yenilenen grip aşısını geciktirmeden yaptırıp sağlıklı bir bağışıklık sisteminin oluşması için ilk adımı atmalıyız. Aşılar, bağışıklık sistemini mikroplara karşı önceden “hazırlayarak” en güçlü korumayı sağlar” diyor.

  • Gereksiz antibiyotikten kaçınmak

Gereksiz antibiyotik kullanımı düzgün bağışıklık sistemini çökertir, yararlı hücre rezervini yok edip zararlı bakterilerin çoğalmasına, vücut direncinin düşmesine neden olur ve ek hastalıklara davetiye çıkarır. Grip ve nezle gibi virüs enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyotik fayda sağlamaz. Bu nedenle doktorunuz gerekli görmedikçe antibiyotik kullanmayın.

  • Dengeli ve sağlıklı beslenmesini sağlamak

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Hüma Şanlı “Dengeli ve sağlıklı beslenme bağışıklık hücrelerinin gelişimini destekler; besinlerden sağlanabilecek protein, demir, çinko, A, C, D ve E vitaminleri ve mineraller bağışıklık hücrelerinin üretimi ve işlevi için gereklidir. Büyüme ve bağışıklık için son derece kıymetli olan balı gibi omega-3’den zengin gıdalar ve fermente ürünler de sofrada mutlaka yerini almalıdır. Şekerli ve işlenmiş gıdalar bağışıklığı baskılar, aşırı şeker ve trans yağ içeren besinler iltihaplanmayı artırır, normal bağışıklık yanıtını bozar bu da hastalıklara yatkınlığı artırır. Tek tip beslenen (örneğin sadece makarna, fast food yiyen) çocuklarda vitamin eksiklikleri görülür ve bu da soğuk algınlığı, grip, zatürre gibi enfeksiyonlara karşı direnci azaltır” diyor.