Yazılar

Zootropolis 2 sürprizi: Cem Yılmaz stüdyoya döndü!

Walt Disney Animation Studios’un merakla beklenen filmi Zootropolis 2, Türkiye’deki hayranlarına büyük bir sürpriz hazırladı. Usta komedyen Cem Yılmaz, ilk filmde olduğu gibi sevilen tilki karakter Nick Wilde’ı yeniden seslendirdi.

9 yıl aradan sonra mikrofon başında 2016’da vizyona giren ve Türkiye’de de büyük ilgi gören Zootropolis’in devam filminde, Cem Yılmaz yeniden mikrofon başına geçti. Uzun bir aradan sonra animasyon dublajına dönen Yılmaz, stüdyoda keyifli anlar yaşadı.

Hayranların merakla beklediği haber İlk filmin başarısının ardından, devam filminde Nick Wilde’ı kimin seslendireceği merak konusuydu. Beklenen haber geldi ve Cem Yılmaz, hayranlarını sevindiren dönüşünü yaptı.

Cem Yılmaz’dan dublaj yorumu Kayıtların ardından konuşan Yılmaz, animasyon filmlerinde seslendirme yapmaktan büyük keyif aldığını belirterek, “Zootropolis 2 sadece çocukların değil, gençlerin ve yetişkinlerin de keyifle izleyeceği bir film olacak” dedi.

Yeni karakterler ve sürprizler yolda 28 Kasım’da vizyona girecek olan Zootropolis 2, yeni karakterler, eğlenceli sürprizler ve Shakira’nın güçlü sesiyle yılın en heyecan verici animasyon deneyimlerinden biri olmaya hazırlanıyor.

Bu kanserin yüzde 85’inden sigara sorumlu!

Dünyada her yıl 2 milyondan fazla ülkemizde de yaklaşık 41 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konuluyor. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri kadınlarda da meme ve kolorektal kanserlerinden sonra 3. sıklıkta görülüyor. Kansere bağlı ölümlerde ilk sırada yer alan akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara  gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yüzde 85’inin sigara kullanımı nedeniyle geliştiği belirtiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, akciğer kanserinden korunmanın veya riski azaltmanın en etkili yolunun  sigara ile tütün ürünlerinin bırakılması ve mümkün olduğunca pasif içicilikten kaçınılması olduğuna dikkat çekerek, “Sigara ve tütün ürünlerinin bırakılmasıyla akciğer kanseri önlenebilmektedir. Ayrıca çevresel risk faktörlerini kontrol etmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürmek riskin azaltılmasında büyük bir önem taşımaktadır” diyor. Akciğer kanserinin genellikle erken dönemlerinde belirti vermemesi ve en tipik sinyali olan öksürüğün sigara kullanımına bağlanması nedeniyle sıklıkla ileri evrede teşhis edildiğine vurgu yapan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, “Tanının gecikmesi de tedaviden etkin sonuç alınamamasına ve bunun sonucunda hastanın yaşamını yitirmesine neden olabilmektedir. Her kanserde olduğu gibi akciğer kanseri de ne kadar erken teşhis edilirse tam şifa şansı o kadar yükselmektedir. Bazen tarama yöntemleriyle tespit edilen çok erken evre akciğer kanserinde hastalarda sadece ameliyat ile şifa sağlanabilmektedir” diyor.

Prof. Dr. Faysal Dane

Prof. Dr. Faysal Dane

Risk grubundaki 50 yaş ve üzeri kişilere tarama önerisi

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, akciğer kanserine aslında tarama yöntemleriyle erken dönemde tanı konulabildiğini belirterek, “Erken evrede teşhis edilebilmesi için yüksek riskli olarak belirlenmiş; yoğun sigara içen veya geçmişte içmiş olan 50 yaş ve üzeri kişilere her yıl düşük radyasyon dozlu bilgisayarlı akciğer tomografi çekimi yapılması önerilmektedir. Bu sayede henüz belirti vermemiş erken evre akciğer kanserinin yakalanması mümkün olabilmektedir” bilgisini veriyor.

Kadınlarda akciğer kanseri artıyor, çünkü…

Akciğer kanseri, akciğer dokusundaki hücrelerin genetik olarak bazı değişimlere uğradıktan  sonra kontrolsüz çoğalması sonucunda oluşan bir kanser türü. Genel olarak erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 3 ila 3,5 kat daha sık görülüyor. Erkeklerin sigara ve tütün kullanımının kadınlardan çok daha yaygın olmasının bunun başlıca nedeni olduğu düşünülüyor. Ancak, günümüzde kadınlarda sigara kullanımının artmasıyla birlikte akciğer kanseri oranları kadınlarda da yükseliyor ve iki cinsiyet arasındaki fark giderek azalıyor.

Bu kanserin yüzde 85’inden sigara sorumlu!

Akciğer kanserinin en önemli nedeni olarak sigara kullanımı gösteriliyor. Öyle ki akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 85’inin sigarayla ilişkili olduğu belirtiliyor. Sigara dumanında bulunan çok sayıda kimyasal maddenin bir kısmı kanserojen özellik taşıyor. Bu kanserojen maddeler akciğer dokusunda hücrelerin genetik yapısını bozarak akciğer kanserine yol açabiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, sigaranın bırakılması sonrasında akciğer kanseri riskinin azalması için üzerinden uzun bir süre geçmesi gerektiğini anlatarak, “Ayrıca, uzun dönem yoğun sigara içen kişilerde sigaranın bırakılması riski azaltsa da bu risk hiçbir zaman içmeyenler seviyesine düşmez; çünkü akciğerlerde bir miktar hasar mutlaka oluşmuştur. Bu nedenle, sigaraya hiç başlamamak en doğrusudur” diyor.  Prof. Dr. Faysal Dane, sigaranın yanı sıra hava kirliliği, radon gazı veya asbest maruziyeti, genetik faktörler, pasif içicilik ve ev içi duman maruziyetinin de risk faktörleri arasında yer aldığını söylüyor.

Genellikle tesadüfen teşhis ediliyor

Akciğer kanseri şikayete yol açtığında sıklıkla ileri evrede oluyor. Geç teşhis edilmesinin nedeni ise kanserin çoğunlukla uzun süre belirti vermemesi veya öksürük gibi yakınmaların sigaraya bağlanarak önemsenmemesi. Ayrıca yoğun sigara kullanan hastalarda tarama yöntemlerinin olmaması da geç teşhisin bir diğer sebebini oluşturuyor. Erken evrede çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle bu dönemde ancak rastlantısal çekilen bir görüntüleme yöntemi sonrasında fark ediliyor. İleri evrelerde ise uzun süreli öksürük, kan tükürme, nefes darlığı, boyunda şişme, göğüs bölgesinde ağrı, hırıltı veya ses kısıklığı gibi belirtilerle kendini belli ediyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, bu tür belirtilerin mutlaka akciğer kanseri yönünden tetkik edilmesi gerektiğine işaret ederek, “Akciğer grafisi bazı büyük kitleleri veya sıvı toplanmasını gösterebilmektedir. Şüphe olan hastalarda düşük doz bigisayarlı tomografi çekilmesi en uygun olan yöntemdir. Asıl teşhis ise görülen kitleden biyopsi yapılarak alınan numunenin mikroskop altında incelenmesiyle konulmaktadır” diyor.

Tedavide çığır açan gelişmeler yaşanıyor!

Akciğer kanserinin tedavisinde; ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapi yöntemlerine başvuruluyor.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Faysal Dane, kanser tedavisinde çığır açan immünoterapi ve hedefe yönelik ilaçların son yıllarda akciğer kanserinde de uygun hastalarda hem erken evrede hem de ileri evrelerde  kullanılmaya başlandığını vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Eskiden immünoterapi tedavisi bu hastalıkta daha ileri evrede fayda sağlarken, son birkaç yıldır erken evrede de temel oyunculardan biri haline gelmiştir. Aynı şekilde, eğer hastanın tümörü hedefe yönelik ilaçlar için uygunsa,  bu ilaçlara artık hem erken evre hem de ileri evre hastalıkta başvurabilmektedir. Bunların yanı sıra günümüzde hastanın tümöründen alınan bir parçadan kapsamlı gen analizi yapılarak hangi ilacın bu hastanın kanserinde etkili olduğunu tespit etmek mümkün olmaktadır. Tüm bu gelişmeler sayesinde  son yıllarda akciğer kanserinde hastaların yaşam sürelerinde ciddi artışlar kaydedilmiştir.”

Rewind / Slovenya Sergisi CerModern’de açıldı

Türkiye’nin önde gelen çağdaş sanat merkezlerinden CerModern, 6 Kasım – 28 Aralık tarihleri arasında “Rewind / Slovenya – Slovenya Seyahati” sergisine ev sahipliği yapıyor. Küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın üstlendiği sergide Türkiye’den Hakan Esmer, Serdar Leblebici, Özgür Eryılmaz, Semih Kaplan, Slovenya’dan ise ünlü sanatçılar Ive Šubic ve Maja Šubic yer alıyor.

Sergi, “coğrafya, bellek ve kimlik” kavramlarını merkezine alarak iki ülke sanatçıları arasında kültürel etkileşim ve ortak üretim sürecini görünür kılıyor. Ive Šubic’in partizan temalı eserleri ile Maja Šubic’in fresk tekniğini güncel yorumlarla buluşturduğu çalışmaları öne çıkıyor.

Slovenya’nın Škofja Loka kentinde başlayan ortak üretim sürecinin ürünü olan sergi, sanatsal sınırların ötesine geçen bir birlikteliği vurguluyor. CerModern, bu uluslararası buluşmayla kültürel diyaloğa katkı sunmayı sürdürüyor.

Mahsun Kırmızıgül Günay’da unutulmaz bir geceye imza attı

Arabesk müziğin güçlü sesi Mahsun Kırmızıgül, Günay Restaurant sahnesinde dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşattı.

Geçmişten günümüze en güzel şarkılarının yankılandığı gece adeta nostalji ve duygusallığın buluştuğu bir müzik şölenine dönüştü. Kırmızıgül, sevilen şarkılarını kendine has yorumu ve güçlü sahne enerjisiyle seslendirirken, dinleyiciler zaman zaman duygusal anlar yaşadı, zaman zaman da tempolu parçalarla coştu.

Şıklığıyla da dikkat çeken sanatçı, sahnede “Bu sahnede olmak benim için her zaman çok özel. Günay, müzikle büyüdüğüm yerlerden biri.” diyerek duygularını paylaştı. Müzik dolu gecede unutulmaz bir akşam yaşandı.

Çocukluk çağının en çok görülen kanseri yaygınlaşıyor

Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan lösemi, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat, hastalığın özellikle 2-5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü belirterek, anne-babaların sıkı gözlemleri sayesinde erken teşhisin mümkün olduğunu vurguluyor. Çocukluk çağı kanserlerine karşı toplumsal farkındalığın artırılmasının, tedavi başarısında son derece önemli rol oynadığını, bu nedenle her yıl 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında etkinlikler yapıldığını belirten Prof. Dr. Canpolat, löseminin 5 öncü sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Teknolojiyle iç içe, hızlı tüketimin merkezde olduğu modern yaşam, çocuk sağlığını sessiz ama güçlü biçimde tehdit ediyor. Artan hava kirliliği, hazır gıdalar, kimyasal içerikli oyuncaklar ve ekran karşısında geçirilen uzun saatler, çocukluk çağı lösemilerinin görülme oranının son yıllarda artmasına neden oluyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Canpolat bu durumun sadece genetik değil, çevresel faktörlerle de yakından ilişkisi olduğunu belirterek “Özellikle içinde bulundouğumuz modern çağda çevresel faktörlerin çok daha etkili olduğunu görüyoruz. Pestisit içeren gıdalar, hava kirliliği, plastik kullanımındaki artış ve elektromanyetik alanlar derken çocukların bağışıklık sistemi zayıflıyor. Ailelerin bu konuda bilinçli olması, erken farkındalık açısından kritik rol oynuyor” diyor.

Prof. Dr. Cengiz Canpolat

Prof. Dr. Cengiz Canpolat

Sinsice ilerliyor, erken tanı büyük önem taşıyor

Löseminin sinsice ilerleyen bir hastalık olduğu için belirtilerinin de genellikle yorgunluk, solunum yolu enfeksiyonları ya da kansızlık gibi durumlarla karıştırılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Cengiz Canpolat sözlerine şöyle devam ediyor: “Oysa erken tanı, sadece yaşam süresini değil, tedavinin başarısını da kökten etkiliyor. Erken fark edilen her gün, çocuğun bağışıklık sisteminde önemli kazanımlar sağlıyor. Hastalığın ilk evrelerinde tespit edilmesi durumunda çocukların büyük bölümü tamamen sağlığına kavuşabiliyor. Ancak tanı geciktikçe kanserli hücreler çoğaldığından dolayı tedavi süreci uzuyor, ilaç dozları artıyor ve küçük bedenlerinin yükü ağırlaşıyor. Bu nedenle ailelerin en küçük şüphede bile vakit kaybetmeden uzmana danışmaları gerekiyor.”

Tedavide kişiye özel yaklaşımlar öne çıkıyor

Çocukluk çağı kanserleri içerisinde yüzde 30 ile en sık görüleni lösemi. Bilim dünyası çocukluk çağı lösemisinin tedavisinde son yıllarda büyük bir dönüm noktasına ulaştı. Günümüzde artık sadece kanser hücrelerini yok etmek değil, sağlıklı hücreleri koruyarak yaşam kalitesini yükseltmenin hedeflendiğini vurgulayan Prof. Dr. Cengiz Canpolat şöyle konuşuyor: “Geçmişte lösemi tedavisinde kullanılan kemoterapiler, vücuttaki tüm hızlı bölünen hücreleri etkilerdi. Günümüzde ise hedefe yönelik ilaçlarla sadece lösemi hücrelerine yöneliyoruz. Bu sayede saç dökülmesi, mide bulantısı gibi yan etkiler daha az görülüyor ve çocuklar tedavi sürecini çok daha iyi tolere ediyor.”

Lösemide bu belirtileri ihmal etmeyin!

Prof. Dr. Cengiz Canpolat, löseminin üç öncü belirtisini sıralayarak, anne babalara bu belirtileri kesinlikle dikkate almalarını vurguluyor. İşte o belirtiler;

  • Sebepsiz morluklar

Çocuğun cildinde bir çarpma sonucu değil, sebepsiz yere oluşan morluklar erken tanıda çok büyük önem taşıyor. Anne babalar genellikle ‘çocuk bu, sürekli düşüyor’ diyerek bacakların özellikle üst kısımlarında oluşan morlukları geçiştirmemeli. Eğer morluklar sık tekrarlıyor, geç iyileşiyor ya da farklı bölgelerde nedeni belirsiz şekilde ortaya çıkıyorsa mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.

  • Burun ve diş eti kanamaları

Çocuklarda ara sıra burun veya diş eti kanaması normal olsa da, bu durum sıklaştığında önemli bir sinyal olabilir. Özellikle kendiliğinden başlayan, uzun süren ya da tekrarlayan burun kanamaları ve fırçalama sırasında kolayca kanayan diş etleri, kanın pıhtılaşma mekanizmasında bir sorun olduğuna işaret edebilir. Bu nedenle bu belirtileri hafife almamak, dikkatle izlemek ve zaman kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

  • Sık tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar

Bağışıklık sistemi zayıfladığı için çocuk sık sık ateşlenir, basit bir soğuk algınlığı uzun sürer veya tekrarlayan boğaz iltihapları görülür. Bu durum, vücudun savunma mekanizmasının lösemi hücreleri tarafından baskılandığını gösterebilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaştığı için, aileler bu duruma karşı uyanık olmalı, sık tekrarlayan ateş, enfeksiyon ve kol-bacak ağrıları olması durumunda çocuk onkoloji uzmanına başvurmalıdır.

  • Lenf bezlerinde büyüme

Çocukların enfeksiyon sırasında özellikle boyun, koltuk altı ya da kasık bölgesinde lenf bezlerinin büyüyebilir. Ancak tedavi süresi sona erdiğinde lenf bezlerinde hala bir küçülme olmamışsa hatta daha da büyümüşse, üzerine dokununca hassasiyet olmuyorsa ve lenf bezi büyümesine yüksek ateş eşlik ediyorsa mutlaka Çocuk Hematoloji ve Onkoloji bölümüne başvurulmalıdır.

Bitmeyen halsizlik ve yorgunluk

Eskiden enerjik olan bir çocuğun oyunlara ilgisini kaybetmesi, sık sık dinlenmek istemesi ve yüzünde belirgin bir solgunluk oluşması, kansızlıktan çok daha fazlasını işaret edebilir. Lösemi, kemik iliğindeki sağlıklı hücrelerin yerini kanserli hücrelerin almasıyla oksijen taşıma kapasitesini azaltır. Çocuğunuzun günlük yaşamda hareketlilik seviyesini, uyku düzenini iyi takip ederek geçmeyen halsizlik, yorgunluk ve uykuya dalma güçlüğü durumunda doktora başvurun.

Cengiz İmren Almanya yolcusu

Yaptığı söz ve bestelerle gönüllerde taht kuran Cengiz İmren, yönetmenliğini Hayrettin Güneş’in üstleneceği “Ağa mısın, paşa mısın?” isimli yeni şarkısının klip çekimleri için Almanya’ya gidiyor. Daha önceki kliplerinde de Almanya’yı tercih eden İmren, ”Almanya’da çektiğim klipler bana uğurlu geliyor. Çok deneyimli bir yönetmen olan Hayrettin Güneş ile yine harika bir klibi sevenlerimizin beğenisine sunmak için kolları sıvadık. Her bir çalışmam benim çocuğum gibi, en iyisi olması için her zaman elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. ”Ağa mısın, paşa mısın?” da tam bir Cengiz İmren şarkısı oldu. Daha çıkmadan merakla bekleyenlerin olduğunu da biliyorum. Bu çalışmamda dahil 12 şarkım hazır. Yine bir Cengiz İmren resitali sunmaya hazırlanıyorum” dedi.

Braun’dan bir ilk: Akıllı IPL deneyimi

Dünyanın ilk akıllı IPL cihazı Braun IPL Skin i·expert, kişiselleştirilmiş bakım planı ve 400.000 flaş atımıyla evde 2 yıla kadar pürüzsüzlük sunuyor. Akıllı takvim özelliğiyle yaşam tarzınıza uyum sağlayan cihaz, ilk kullanımdan itibaren gözle görülür sonuçlar vadediyor.

Love my body’den Cesur Bir Sezon: “The City is Our Runway”

Love my body, 2025–26 Sonbahar/Kış Koleksiyonu’nda şehir hayatının enerjisini güçlü tasarımlarla buluşturuyor. “The City is Our Runway” mottosuyla yola çıkan koleksiyon; gabardin takımlar, deri detaylar, sıcak trikolar ve zarif elbiselerle modern kadının stilini özgürce ifade etmesini sağlıyor.

Geniş formlu kabanlar, şal ve ekose desenlerle zenginleşen dış giyim seçenekleri, şehirli şıklığı tamamlıyor. 36–50 beden aralığındaki kapsayıcı tasarımlar, her kadına kendini iyi hissettirecek konfor ve estetiği bir araya getiriyor. Bu sezon sokaklar, Love my body kadınının özgüvenli adımlarıyla podyuma dönüşüyor.

KILIAN PARIS’ten Yeni Bir İkon: Angels’ Share on the Rocks

KILIAN PARIS, ikonik Angels’ Share serisine buz gibi taze bir dokunuş ekliyor: Angels’ Share on the Rocks. Kilian Hennessy’nin imzası olan On the Rocks Accord ile konyak esintili bu yeni parfüm, modern ve sofistike bir koku deneyimi sunuyor.

Buzlu cam bardaktan ilham alan şişesiyle dikkat çeken parfüm; acı portakal, greyfurt ve bergamotla açılıyor, amber ve tarçınla derinleşiyor, meşe absolüsüyle zarif bir kapanış yapıyor. Parfümör Benoist Lapouza’nın katkısıyla yaratılan bu koku, şehirli yaşamın cesur ve etkileyici ruhunu yansıtıyor.

L’Oréal’den saç bakımında moleküler devrim

L’Oréal Professionnel’in Absolut Repair Molecular serisine katılan yeni Absolut Repair Molecular Oil, saçtaki 2 yıllık hasarı tek kullanımda onarıyor. %2 Peptit Bağlayıcı ve 5 Amino Asit içeren çift fazlı formülüyle saçın moleküler yapısını yeniden inşa ediyor, 100 saat süren parlaklık ve elektriklenmeye karşı 3 gün koruma sağlıyor*. #ShakeToShine rutininin son adımı olan bu yağ, saç bakımında yeni bir çağ başlatıyor.