Yazılar

13 Haziran’da Lifepark’ta Rock’ın Karanlık Prensi Sahne Alıyor

Rock müziğin efsane ismi Alice Cooper, 13 Haziran 2026 Cumartesi akşamı İstanbul Lifepark’ta sahne alacak. Neo Events organizasyonuyla gerçekleşecek konser, Cooper’ın yarım asrı aşan kariyerine saygı niteliğinde olacak.

“School’s Out”, “Poison” gibi klasiklerin yanı sıra son albümlerinden parçalar da seslendirilecek. Gotik sahne dili, teatral performansı ve kara mizahıyla tanınan Cooper, Lifepark’ın doğayla iç içe atmosferinde unutulmaz bir gece yaşatacak.

Daha önce Hollywood Vampires projesiyle İstanbul’da sahne alan sanatçı, bu kez solo performansıyla hayranlarıyla buluşacak. Sahne önü ve VIP biletler tükendi; genel satıştaki biletlerin de kısa sürede tükenmesi bekleniyor.

Kapılar 17.00’de açılacak, Alice Cooper ise saat 21.00’de sahneye çıkacak.

Yasemin Meriç Kazdal “Maskeler ve Aynalar, Nemesis”

Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal’dan kendini tanıma ve savunma mekanizmaları üzerine çarpıcı bir kitap. Sakin Ebeveyn kitabının ardından insanın kendini anlama yolculuğuna dair vaka örnekleri ve Kazdal’ın yıllara varan profesyonel deneyimlerinin aktarıldığı Maskeler ve Aynalar, Nemesis Kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı.
Kazdal, terapi odasında yıllarca gözlemlediği savunma mekanizmalarını “duygusal kalkanlar” olarak tanımlıyor ve bu kalkanların bizi hem koruyan hem de gelişimimizi engelleyen taraflarını hikâyelerle anlatıyor.

Tedavi edilmezse ciddi problemlere yol açabilir!

Böbreklerimizin hemen üstünde küçük üçgen şeklinde yer alan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbrek üstü bezleri yaşantımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyorlar.  Öyle ki vücudumuzun enerji üretiminden kan basıncının düzenlenmesine, kalp-damar sağlığından stres yönetimine kadar pek çok kritik göreve sahip hormonları salgılıyorlar. Dolayısıyla, bu bezlerde oluşan kitlelerin bazı türleri, zamanında teşhis ve tedavi edilmediğinde vücutta ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.  Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, böbreküstü bezinde gelişen kitlelerin çoğunun belirti vermediğine ve genellikle başka bir sebeple başvurulan görüntüleme yöntemlerinde tesadüfen bulunduğuna dikkat çekerek, “Böbrek üstü bezlerinde oluşan kitleler genellikle tehlikeli değildir. Ancak, özellikle pheochromocytoma ve kortizol ile aldosteron hormonu salgılayan kitleler ciddi kardiyovasküler, metabolik ve elektrolit sorunlara yol açabilmektedir. Ayrıca, büyük olan veya sürekli büyüyen kitlelerde de kanser riski artmaktadır. Bunların yanı sıra bu kitleler özellikle akciğer, meme veya böbrek kanserlerinin yayılmaları sonucu da gelişebilmektedir. Dolayısıyla, bazı kitleler ciddi ve acil müdahale gerektirebilmektedir” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, bu nedenle böbrek üstü bezinde oluşan her kitlenin mutlaka uygun tanı yöntemleriyle değerlendirilmesinin ve ihtiyaç halinde tedavi edilmesinin yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunuyor.

Prof. Dr. Melih Kara

Prof. Dr. Melih Kara

Bazı risk faktörleri tetikleyebiliyor!

Böbrek üstü bezinde oluşan kitleler büyük oranda sebepsiz olarak ortaya çıkıyor. Ancak, bazı risk faktörleri kitle gelişimini tetikleyebiliyor. Prof. Dr. Melih Kara, ileri yaşın risk faktörlerinden biri olduğunu belirtirken, “Ayrıca, önceden kötü huylu tümör varlığının, genetik sendromların (MEN2, von Hippel-Lindau, SDH mutasyonları gibi) ve sürekli kullanılan bazı ilaçların riski artırdığı bilinmektedir. Bu bulgular, böbrek üstü bezi kitlelerinde çok çeşitli faktörlerin rol oynadığını ve tanı ile tedavi süreçlerinde kişiye özel değerlendirmelerin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır” diye konuşuyor.

Çoğunlukla iyi huylu oluyor, ancak…

Vücudumuzun sağlıklı çalışmasında kritik bir rol üstlenen kortizol, aldosteron, androjen, adrenalin ile noradrenalin gibi hormonların üretimini ve salgılanmasını sağlayan böbrek üstü bezlerinde kitleler oluşabiliyor. Adrenal tümörler olarak adlandırılan bu kitleler, temelde hormon üreten ve üretmeyen olarak iki gruba ayrılıyor.  En sık görülen tipi olan adrenokortikal adenom genellikle iyi huylu oluyor ve hormon üretmiyor. Ancak, çoğu sorun oluşturmasa da böbrek üstü bezinde oluşan kitlelerin bazı türleri ise vücutta önemli sağlık problemlerine neden olabiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, böbrek üstü bezinde oluşan ve hormon salgılayan kitlelerin yol açabildikleri problemleri şöyle sıralıyor:

“Aşırı kortizol üreten kitleler Cushing sendromuna neden olabilmektedir. Bunun sonucunda; obezite, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz ve ciltte kolay morarma gibi sorunlar gelişebilir. Aşırı aldosteron üreten kitlelerde ise dirençli hipertansiyon veya hipokalemi nedeniyle kas krampları ile halsizlik gibi şikayetler oluşabilir. Pheochromocytoma hormonu üretiyorsa; dirençli hipertansiyon, taşikardi, tekrarlayan baş ağrısı, geçici yüksek tansiyon atakları görülebilir.”

Sıklıkla belirti vermiyor, tesadüfen yakalanıyor

Böbrek üstü bezlerinde oluşan kitleler genellikle herhangi bir belirti vermedikleri için hastalar tarafından fark edilmiyor. Günümüzde BT ve MR gibi ileri görüntüleme tekniklerinin yaygınlaşması sayesinde, farklı nedenlerle yapılan taramalarda böbrek üstü bezi kitleleri daha sık tespit ediliyor. Ancak, eğer hormon etkisi varsa hipertansiyon ve metabolik bozukluklar sık görülen ilk belirtilerini oluşturuyor. İlerleyen aşamalarda hormon fazlalığına bağlı olarak sistemik komplikasyonlar da gelişebiliyor.

Ameliyat genellikle tedavinin temelini oluşturuyor

Tedavi planı, böbrek üstü bezi kitlesinin türüne, büyüklüğüne, hormon salgılayıp salgılamadığına ve hastanın genel sağlık durumuna göre düzenleniyor. Küçük, iyi huylu ve hormon salgılamayan kitlelerde BT veya MR gibi görüntüleme yöntemleriyle yapılan düzenli takip yeterli gelebiliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, cerrahi müdahalenin genellikle tedavinin temelini oluşturduğunu belirterek, “Özellikle belirgin olarak fazla hormon salgılayan tümörlerde, kanser şüphesi taşıyan veya büyük boyutlu (>4 cm) tümörlerde cerrahi yönteme başvurmak gerekmektedir” bilgisini veriyor.

Minimal yaklaşımlar tercih ediliyor

Son yıllarda, cerrahi yöntemlerde, sağladıkları pek çok avantaj nedeniyle minimal invaziv (laparoskopi / retroperitoneal / robotik)  yaklaşımlar tercih ediliyor. Daha küçük portlar, tek port uygulamaları, gelişmiş görüntüleme teknikleri ve  yapay zeka destekli alet tanıma gibi teknolojik yeniliklerin uygulandığı minimal invaziv yöntemler hem cerrahların hem hastaların yüzünü güldürüyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, “Bu teknolojilerle gerçekleştirilen ameliyatlar hastaların daha kısa sürede taburcu olmalarını sağlamakta, iyileşme sürecini hızlandırmakta ve estetik açıdan daha iyi sonuçlar sunmaktadır. Bu etkileri sayesinde de hastaların yaşam kaliteleri artmaktadır” diye konuşuyor.

Laparoskopik yöntem altın standart olarak görülüyor

Laparoskopik adrenalektomi (Transperitoneal lateral yaklaşım) uzun süredir böbreküstü bezi tümörü ameliyatlarının altın standardı olarak kabul ediliyor. Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Melih Kara, “Tercih ettiğimiz ilk seçenek olan ve cerraha iyi görünür bir alan sağlayan bu yöntem geleneksel açık cerrahiye göre daha iyi sonuçlar, hastalarda daha az ağrı, hastanede daha kısa kalış süresi ve daha hızlı iyileşme sunmaktadır” diyor. Özellikle küçük tümörlerde ve obezite hastalarında başvurulan posterior retroperitoneal (PR) laparoskopik yöntemin de doğrudan sırt bölgesinden böbreküstü bezine ulaşılmasını sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Melih Kara,  “Bu sayede karın boşluğu açılmadığı için ameliyat süresi kısalmakta ve ağrı şikayeti azalırken, günlük yaşama dönüş daha hızlı olmaktadır. Robotik adrenalektomi yöntemi ise 3 boyutlu görüntüleme ve daha esnek aletler sayesinde zorlu anatomilerde ve büyük veya derin yerde yer alan tümörlerde kolaylık sunmaktadır. Bazı çalışmalarda, bu etkisiyle daha az kan kaybı ve kısa yatış süresiyle sonuçlandığı bildirilmektedir” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Kaya Başaran “Savcı ve Mahkûm”

İş insanı ve yazar Kaya Başaran’ın kaleme aldığı Savcı ve Mahkûm, kısa sürede en çok satanlar listesine girerek büyük ilgi gördü. Alaska Yayınları’ndan çıkan kitap, sürükleyici hikâyesiyle sadece okuyucuların değil, dizi yapımcılarının da dikkatini çekti.

Adalet ve vicdan temalarını işleyen roman, genç bir savcı ile haksız yere mahkûm edilen bir adamın kesişen hayatlarını konu alıyor. Kaya Başaran’ın edebi başarısı, televizyon dünyasında da ses getirmeye hazırlanıyor.

Nurullah Kadirioğlu “Şehir, Zaman, Kadın”

Gazetecilik kariyerine TRT’de başlayan, uzun yıllar televizyonculuk ve akademisyenlik yapan Nurullah Kadirioğlu’nun şiir kitabı “Şehir, Zaman, Kadın” okuyucuyla buluştu.
Kadirioğlu, şiirlerinde insanın gerçekliği anlama çabasını iki yönlü bir yolculuk olarak ele alıyor: Biri bilinmeyenleri çözmeye çalışan aklın yolculuğu, diğeri ise insanın kendini, varlığını ve değerini anlama yolculuğu. Şair, sanatın ve şiirin özgürleşme isteğinden doğduğunu vurguluyor.
Şair, “İkinci yeni alkol vesaire” dizesiyle yaşanmışlıklara göndermede bulunurken, “hadi bana yahû” çağrısıyla da aşka ve hayata bir davet çıkarıyor.

Ali Emre “Sarnıç”

Ali Emre’nin “Sarnıç” başlıklı kişisel sergisi, İBB Miras dokunuşuyla koruma altına alınan Gülhane Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor.

Resimlerinde özgün bir dil geliştiren sanatçı, sergi için sarnıcın atmosferine özel olarak ürettiği çalışmalarda balıkları ve suyun hareketini merkeze alıyor. Sanatçının denizle kurduğu kişisel bağın ve sahille iç içe geçen yaşamının izlerini taşıyan eserler, hem sanatçının hem de mekânın hafızasına bir yolculuk sunuyor. İBB Kültür ve İBB Miras’ın katkılarıyla gerçekleşen “Sarnıç” sergisi, 18 Ocak’a kadar pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Gülhane Sanat’ta ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

Tapmışım kısa sürede beğeni topladı

Kaan Dolgun’un, söz ve müziği Sedat Kunduracı imzası taşıyan yeni şarkısı ‘’Tapmışım’’ Semp Music etiketiyle tüm dijital platformlarda ki yerini aldı. Yönetmenliğini Ferit Çetinkaya’nın üstlendiği klip çekimleri İstanbul’da bulunan bir platado gerçekleşti. Yayınlandığı andan itibaren olumlu tepkiler alan “Tapmışım” şarkısı dijital platformlarda büyük ilgi gördü. Çalışmasının beğenilmesinden oldukça memnun olan Kaan Dolgun, art arda çıkaracağı şarkılarla yine müzik severlerle buluşmayı hedefliyor.

Buray’ın “Deli Kız” rüzgarı “Kaçsana Bana” ile devam ediyor

Buray, “Deli Kız” ile kalplere dokunan hikayesini, şimdi ikinci bölümüyle sürdürüyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan “Kaçsana Bana (Deli Kız Part II)”, ilk görüşte aşkla başlayan bir hikayenin derinleştiği, duyguların yoğunlaştığı, çekimin giderek arttığı bir aşk öyküsü… Hem melodisiyle hem de sözleriyle içine dinleyeni içine çeken güçlü bir devam şarkısı.

Sözleri Gözde Ançel, bestesi Buray ve Gözde Ançel imzası taşıyan ve dinleyiciyi aşkın karmaşık sokaklarında dolaşmaya çağıran şarkı için Buray, “Deli Kız şarkısıyla başladı aslında serüvenimiz… İlk görüşte aşk! Evinin yakınlarında ama hayatının uzağında biri… Yıllardır tanıyor gibi, ama adını bile bilmiyor… “Komşu kızı aşkı” derler ya benzer bir hikaye. Ansız karşılaşmalar, hayaller, ortak zaman dilimlerinde buluşamama, araya giren başka engeller, bazen gizli kaçamaklar ve büyüdükçe büyüyen, imkansıza yaklaşan bir aşk… Biz bu şarkıyı Gözde Ançel ile senaryo yazar gibi ele aldık. Bu nedenle “Kaçsana Bana”yı dizimizin ikinci bölümü olarak düşünebilirsiniz” diyor.

Melis Fis  yeni şarkısı ‘’Hayranım’’

Melis Fis, uzun süredir üzerinde çalıştığı yeni şarkısı ‘Hayranım’ ile sevenlerine çok özel bir armağan sunuyor.

Çocukluk yıllarından beri birilerine hayran olmanın büyüsünü yaşayan Melis Fis, bu kez kendi hayranlarına olan sevgisini ‘’Hayranım’’ ile müziğe dönüştürüyor.

Yoğun konser temposu ve turne koşuşturması arasında kısa aralıklar buldukça stüdyoya giren sanatçı, şarkının kayıtlarını büyük bir heyecanla tamamladı.

Söz ve müziği Melis Fis’e ait olan “Hayranım”, modern pop altyapısı ve zengin prodüksiyonuyla dinleyicide enerjik bir atmosfer yaratıyor. Şarkının düzenlemesini ise Sezer Dinç üstleniyor.

Müzik listelerinde üst sıralarda yer alan ve radyo ile televizyon kanallarında sıkça çalınan Melis Fis, kapalı gişe konserleri ve etkileyici sosyal medya gücüyle genç kuşağın en çok ilgi gösterdiği isimlerden biri olarak öne çıkıyor.

 

Cemre Esel’den yeni tekli “Canavar”

Alternatif pop sahnesinin dikkat çekici isimlerinden Cemre Esel, söz ve müziği kendisine ait yeni şarkısı “Canavar” ile dinleyicileri duygusal bir yüzleşmeye davet ediyor.

Karanlık bir rüya atmosferinde geçen şarkı, insanın kendi içindeki canavarlarla yüzleşmesini anlatıyor. Melodik dokusuyla içsel çatışmaları görünür kılan “Canavar”, Cemre Esel’in özgün vokaliyle birleşerek derin bir etki yaratıyor.

Düzenleme, mix ve mastering koltuğunda yine Burak Bedirli imzası bulunan şarkı, sanatçının önceki teklisi “Deli Sanıyorlar Beni”den sonra duygusal olarak daha yoğun, daha olgun bir anlatım sunuyor. Cemre Esel, kırılganlık ve gücün sınırında dolaşan “Canavar” ile modern alternatif pop unsurlarını buluşturuyor. Şarkı, sonbaharın melankolik atmosferine mükemmel bir eşlikçi oluyor.