Yazılar

Kasım 2025 burç yorumları

♈ Koç

Ayın başında Mars’ın etkisiyle seyahat arzunuz artıyor; 4 Kasım itibarıyla planlara başlayabilirsiniz. Ancak Merkür’ün 9–29 Kasım arasındaki geri hareketi gecikmelere neden olabilir, bu yüzden esnek planlar yapın. 5 Kasım’daki Dolunay bütçenizi netleştirmenize yardımcı olurken, Venüs’ün geçişiyle ortak gelirlerde artış yaşanabilir. 12’sinde öfkenizi kontrol etmek önemli; iletişimde gerginlikler olabilir. 20 Kasım’daki Yeni Ay romantik bir buluşma ya da akıllı bir finans hamlesi için ideal. Ay sonunda Güneş ve Venüs’ün seyahat alanınıza geçişiyle romantik kaçamaklar gündeme gelebilir.

♉ Boğa

Bu ay finansal fırsatlar ön planda. Mars’ın etkisiyle ortak gelirlerde artış olabilir. 5 Kasım’daki Dolunay, gardırobunuzu yenilemek için ideal. Venüs’ün Akrep’e geçişiyle ilişkilerde tutku artıyor. Merkür gerilemesi (9 Kasım) bütçenizi zorlayabilir, dikkatli olun. 20 Kasım’daki Yeni Ay, romantik bir buluşma veya flört için uygun. Ay sonunda Venüs’ün Yay’a geçişiyle gelir artışı ve stil değişimi gündeme gelebilir.

♊ İkizler

Kasım ayında iş hayatı yoğunlaşıyor. Mars ilişkilerde gerginlik yaratabilir, sakin kalmaya çalışın. 5 Kasım’daki Dolunay, kendinize zaman ayırmak için güzel bir fırsat. Merkür gerilemesi (9 Kasım) iletişimde aksaklıklar getirebilir. 20 Kasım’daki Yeni Ay, iş fırsatları ve terfi için umut verici. Ay sonunda ilişkilerde barış ve uyum sağlanabilir.

♋ Yengeç

Mars’ın etkisiyle liderlik sorumlulukları artıyor. Güneş ise romantizme yönelmenizi teşvik ediyor. 5 Kasım’daki Dolunay sosyal hayatı canlandırabilir. Merkür gerilemesi (9 Kasım) ruh halinizi etkileyebilir, iletişimde dikkatli olun. 20 Kasım’daki Yeni Ay, aşk hayatında veya yaratıcı projelerde yeni başlangıçlar için uygun. Ay sonunda işte ve ilişkilerde denge sağlanıyor.

♌ Aslan

Ev hayatı hareketli; aileyle vakit geçirmek ön planda. Mars çocuklarla ilgili konuları gündeme getiriyor. 5 Kasım’daki Dolunay, işte bir dönemin kapanışını işaret ediyor. Merkür gerilemesi (9 Kasım) romantik ilişkilerde gerginlik yaratabilir. 20 Kasım’daki Yeni Ay, sevdiklerinizle keyifli bir yemek için ideal. Ay sonunda ilişkilerde uyum ve romantizm yeniden doğuyor.

♍ Başak

Evde ve çevrenizde yoğunluk var. Mars’ın etkisiyle sorumluluklar artıyor. 5 Kasım’daki Dolunay seyahat için uygun. Merkür gerilemesi (9 Kasım) planlarda aksaklık yaratabilir. 20 Kasım’daki Yeni Ay, güzel haberler getirebilir. Ay sonunda aile içi uyum ve tatil hazırlıkları sizi mutlu edecek.

♎ Terazi

Ay başında Venüs’ün burcunuzdaki konumu cazibenizi artırıyor. Güneş’in para alanında olması finansal gelişmeleri destekliyor. Mars iş motivasyonunuzu yükseltiyor. 5 Kasım’daki Dolunay bütçe düzenlemesi için uygun. Merkür gerilemesi (9 Kasım) harcamalarda dikkat gerektiriyor. 20 Kasım’daki Yeni Ay yeni kazanç fırsatları sunabilir. Ay sonunda romantik bir kaçamak planlayabilirsiniz.

♏ Akrep

Kasım sizin ayınız! Güneş burcunuzda parlıyor, dikkatler üzerinizde. Mars’ın para alanınıza geçişiyle maddi kazançlar artabilir. 5 Kasım’daki Dolunay bir ilişkiyi sonlandırabilir; yeni başlangıçlara yer açın. Venüs’ün burcunuza gelişiyle çekiciliğiniz zirvede. Merkür gerilemesi (9–29 Kasım) harcamalarda dikkatli olmanızı gerektiriyor. 20 Kasım’daki Yeni Ay, görünümünüzü yenilemek için ideal. Ay sonunda finansal fırsatlar artıyor, tatil öncesi bütçeniz rahatlayabilir.

♐ Yay

Mars burcunuza giriyor ve enerjinizi yükseltiyor. 5 Kasım’da bir iş süreci sona erebilir, yeni projelere yer açılıyor. Venüs’ün Akrep’teki konumu gizli duyguları tetikleyebilir. Merkür ve Jüpiter’in gerilemeleri maddi konularda temkinli olmanızı öneriyor. 20 Kasım’daki Yeni Ay, içsel dönüşüm ve kişisel bakım için uygun. Güneş 21’inde burcunuza geçiyor; kendinizi yenilenmiş hissedeceksiniz. Ay sonunda Venüs’le birlikte çekiciliğiniz artıyor, eğlenceye hazırsınız.

♑ Oğlak

Kasım ayı sosyal açıdan hareketli başlıyor. Mars’ın etkisiyle perde arkasında yoğun işler sizi bekliyor. 5 Kasım’daki Dolunay romantik bir akşam için uygun. Venüs’ün desteğiyle yeni tanışmalar mümkün. Merkür gerilemesi iletişimde karışıklıklara neden olabilir, sabırlı olun. 20 Kasım’daki Yeni Ay, arkadaşlarla keyifli bir buluşma getirebilir. Güneş’in içe dönük alana geçişiyle dinlenme ihtiyacınız artabilir. Ay sonunda yalnız kalmak istemezseniz, çevreniz sizi bekliyor olacak.

♒ Kova

Kariyeriniz bu ay ön planda. Güneş başarılarınızı parlatıyor. Mars’ın sosyal çevrenize etkisiyle destek buluyorsunuz. 5 Kasım’daki Dolunay evde düzenlemeler için uygun. Venüs’ün etkisiyle itibarınız artıyor. Ancak Merkür gerilemesi sözlerinizi yanlış anlaşılır hale getirebilir, dikkatli olun. 20 Kasım’daki Yeni Ay yeni bir iş fırsatı getirebilir. Güneş’in Yay burcuna geçişiyle tatil planları gündeme gelebilir. Ay sonunda romantik kutlamalar için güzel fırsatlar doğuyor.

♓ Balık

Kasım ayı seyahat ve keşif arzunuzu artırıyor. Güneş’in 9. evdeki konumu uzak planları destekliyor. 5 ve 20 Kasım’daki Ay fazları yolculuklar için uygun. Ancak Merkür gerilemesi aksaklıklar yaratabilir, alternatif planlar yapın. Jüpiter’in gerilemesi yatırımlarda dikkatli olmanızı öneriyor. 21 Kasım’dan itibaren kariyerinizde parlamaya başlıyorsunuz. Ay sonunda Venüs’ün desteğiyle başarılarınız görünür hale geliyor, takdir toplamaya hazırsınız.

Candan Arıcı ile Formun ve Duygunun Yolculuğu

Pause Sanat ve Pause Dergi olarak sanat röportajlarımıza devam ediyoruz. Sanat denilince akla gelen ilk isimler arsasında yer alan ArtGalerim sahibi ve sanat menajeri Özlem Alıcı’nın bu ay ki konuğu sanatçı Candan Arıcı  oldu.  Sanata dair tüm sorularımızı tüm içtenliği ile cevaplarken yeni sergisi hakkında bilgi verdi. Keyifle okumalar…

Candan Arıcı

Heykel senin için nasıl bir ifade alanı? Seni ilk kez bu disipline çeken şey neydi?

Sanırım herkesin doğuştan, kendini bir biçimde ifade etme yönünde bir eğilimi var. Benimki üç boyutlu formları algılamak üzerine çocukluğumdan beri belirginleşmişti. Bu nedenle heykel benim için form üzerinden kendimi anlatabildiğim bir alan hâline geldi. Aslında çocukken oynadığım oyunlara, o plastik değerlerle kurduğum ilişkilere oldukça yakın bir ifade biçimi bu. Heykelle ifade etme isteğim çok içsel bir yönelim; adeta çocukluk oyunlarımın olgunlaşmış bir devamı gibi.

Eserlerinde biçim ve duygu arasında güçlü bir bağ hissediliyor. Bu dengeyi nasıl kuruyorsun?

Aslında bu sorunun cevabı biraz ilk soruda da gizli. Çünkü ben form üzerinden duygularımı ifade etmeye alışkınım. Bazen bir şeyi anlatmak yerine çizmeyi tercih ediyorum. Heykelde de temalarım çoğu zaman iç dünyamda olup bitenlerin biçime dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Benim için duygu, biçimin kaynağı ve heykel bunun dışavurumu.

Malzeme, heykelin kimliğini  belirleyen en önemli unsurlardan biri. Senin malzeme tercihlerinde sezgisel mi, yoksa düşünsel bir yön mü ağır basıyor?

Eskiden bronz ve sıcak cam gibi kalıcı malzemelerle çalışıyordum. Fakat son yıllarda ekonomik koşullar nedeniyle daha ulaşılabilir malzemelere yöneldim. Yine de gönlümde bronz ve sıcak camın yeri ayrı.

Candan Arıcı
Fiziksel olarak oldukça yoğun bir üretim sürecin var. Bu süreç senin için bir ritüel ya da meditasyon alanına dönüşüyor mu?

Evet, yaratım süreci benim için derin bir odak ve içsel bağ kurma alanı. Hem ruhsal hem zihinsel bir ritüel gibi. Eser bittiğinde bu bağı kesip bir sonraki sürece geçebiliyorum.

Günümüz çağdaş sanat ortamında heykelin konumu sence nasıl değişti? Dijitalleşme çağında heykel hâlâ dokunulabilir bir güç taşıyor mu?

Evet. İnsan dokunma duyusunu koruduğu sürece heykelin fiziksel varlığına olan ihtiyaç da sürecektir.

Son dönem çalışmalarında hangi temalar, duygular veya düşünceler seni en çok etkiliyor?

İnsanın kozmozla bağı, bedensel varlığı ve görülmeyen ‘tin’ tarafı işlediğim ana temalar. Dünya metaforları, balonlar, bulutlar bu nedenle işlerimde sıkça yer alıyor.

Genç heykeltıraşlara ya da bu alana ilgi duyan sanatçılara ne söylemek istersin?

Bu yol çok kişisel ve biricik bir yol. Herkes kendi rüyasının peşinde. Dilenen tek şey üretme şevkimizin hiç kaybolmaması.

Candan Arıcı

Biyografi

1980 yılında Almanya’nın Stuttgart kentinde doğan Arıcı, İstanbul’daki Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Heykel eğitimi aldı. Sanatçı hâlen kentteki atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Arıcı’nın eserlerinde kompozisyonlar, figürün dramatik yapısından yararlanılarak oluşturulur. Malzeme seçimi bakımından sanatçı, heykellerinde bronz ve cam kullanarak formlarına hayat verir. Üç boyutlu çalışmalarına, yaşadığı coğrafyanın metaforik anlatımlarını da dahil eden Arıcı, üretimleri aracılığıyla içsel duygularının ifadesini sorgular.

Dünya Makarna Günü’nü İstanbul’da kutladık

Dünya Makarna Günü

Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği (TMSD) bizi “Gelenekten Geleceğe” temalı, uluslararası bir zirve etkinliğinde bir araya getirdi. Kariyerinin DNA’sında makarna tutkusu olan, dünyanın en genç gurme ve yaşam yazarı olarak, bu “Dünya Makarna Günü Uluslararası” etkinliği benden tam not aldı. 25 Ekim’de Conrad Bosphorus’ta, Boğaz manzarası ve dünyanın en iyi makarnası kombosuyla unutulmaz oldu. Zirvenin kalbi tabii ki 25 Ekim Dünya Makarna Günü ruhuydu. Türkiye’nin durum buğdayından gelen o masum lezzetimiz, resmen yeniden doğdu. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ve Diyetisyen Dilara Koçak’ın sunumunda makarnanın eksik bilinen besin değeri ve sağlık için yararı mercek altına alındı: Makarnanın düşük Gİ’li, lif zengini bir süper kahraman olduğunu bilimle kanıtladı ve dünya mutabakat bildirgesini imzaladılar. Panellerde makarnanın bilimini ve geleceğini konuşurken, Dünya Makarna Günü Elçisi Şef Maria Ekmekçioğlu’nun hazırladığı, hayal dünyasından zenginleştirerek sunduğu lezzetli tatlar harikaydı. Balkabaklı, limonlu ve aklımda kalan diğer lezzetlerle makarna, adeta mutfakta yıldızlaştı. Tam anlamıyla bir makarna şöleniydi bu etkinlik. Makarna konuşuldu, makarna yenildi. TMSD Başkanı Aykut Göymen ve Genel Sekreter Ayça Andıran’ın kusursuz organizasyonu İstanbul’a damgasını vurdu.

La Roche-Posay Saf C Vitamini Serumu

Sonbahar Dönüşümü: Işıltının Sırrı C Vitamini

Sonbahar rüzgarları esmeye başladığında, cilt bakım rutinimiz de hafiften bir ‘upgrade’ istemeye başlar. Yaz güneşiyle biriken yorgunluk, eşitsiz cilt tonu ve ışıltı kaybı, bu mevsimin en belirgin yükleridir. Tıpkı ağaçların yaprak dökmesi gibi, cildin de kendini yenileme dönemine girmesi şart. Bu noktada, antioksidan gücün zirvesi olan C Vitamini, kurtarıcı rolü üstleniyor. Cildin kolajen üretimini destekleyerek hem ince çizgilere karşı savunma oluşturur hem de yorgun cilde anında parlaklık katar. Bu sezonun ‘must-have’ ürünü ise, hassas ciltlerin bile bayıldığı La Roche-Posay Saf C Vitamini Serumu (Pure Vitamin C10) serisi. %10 Saf C Vitamini ve Salisilik Asit içeren bu yeni nesil formüller, cildi tahriş etmeden ölü derilerden arınmayı kolaylaştırıyor, cilt tonunu gözle görülür şekilde eşitliyor. Sabah rutininizin ilk adımı olarak bu ışıltı veren kahramanı rutininize ekleyerek, kışa girerken cildinizin sadece yenilenmiş değil, aynı zamanda içeriden aydınlanmış ve lekelere karşı güçlü bir bariyer kurmuş olmasını sağlayın. Unutmayın: Sonbahar, cildinizin yeni başlangıçlar yapması için en doğru zamandır!

Ahu Çağdaş

Uzun Saçın Gücü: Sessiz Lüks     

Uzun saçlar, geçici akımların ötesinde, her daim zirvedeki tahtını koruyan zamansız bir klasiktir. Onlar, sadece bir stil değil; zarafetin, özgüvenin ve güçlü bir kimliğin sembolüdür. Hollywood’un kırmızı halılarından günlük sokak stiline kadar, uzun saçın yarattığı o doğal şıklık, her dönemin modasına kolayca adapte olur. Ancak güncel trend, sadece uzunlukta değil, saçın kalitesinde gizli. Bu yılın mottosu: Lüks Doku ve Sağlıklı Parlaklık. Mat ve cansız bir uzunluk yerine, hareketli katmanlara sahip, sağlıklı yağlarla beslenmiş, adeta ipek gibi akan bir görünüme yatırım yapıyoruz. Saçın gücünü ve hacmini korumak, artık bir zorunluluk değil, bir sanattır. Doğal dalgalarla tamamlanan bu “silent luxury” görünümü, uzun saçı bir kez daha, en cool ve en güçlü aksesuarımız haline getiriyor.

“Dikkatim dağılıyor, yaptığım işe odaklanamıyorum” diyorsanız yalnız değilsiniz!

Genelde çocuklarda görülen “Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu” (DEHB) yetişkinlerde de odaklanmada zorluk, hiperaktivite ve dürtüsel davranışlar gibi kalıcı sorunların kombinasyonunu içeren bir zihinsel sağlık bozukluğu olarak tanımlanır. Yetişkinlerde DEHB istikrarsız ilişkilere, düşük iş veya okul performansına, düşük özgüvene ve diğer sorunlara yol açabilir.

Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığındaki azalma aslında rahatsızlık belirtilerinde azalma olduğuna işaret eder. Azalma eğilimine rağmen erişkin DEHB’si olan bireylerde bir işe başlayamama, iş yerinde verimsizlik, kötü zaman yönetimi, çok sayıda işe başlanmasına rağmen birçoğunu bitirememe, bir toplantı boyunca oturamama, stresle baş edememe, öfke atakları, aklına ilk geleni söyleme eğilimi, evlilik ve sorumluluklarının idaresi ile ilgili yoğun sorunlar sıklıkla ortaya çıkar. DEHB ister çocukluk ister erişkinlik döneminde olsun sadece kişiyi değil çevrelerini, ailelerini ve ebeveynlerini de etkiler.

Hemen hemen herkes hayatının bir noktasında DEHB’ye benzer bazı semptomlar deneyimlemiştir. Yaşadığınız zorluklar yakın zamanda ortaya çıktıysa veya geçmişte yalnızca ara sıra ortaya çıktıysa, muhtemelen DEHB’niz yoktur. DEHB tanısı belirtilerin hayatınızın birden fazla alanında devam eden sorunlara neden olacak kadar şiddetli olması durumunda konur. Bu kalıcı ve yıkıcı semptomların izi erken çocukluk dönemine kadar uzanabilir.

Bazı DEHB semptomları anksiyete veya duygudurum bozuklukları gibi diğer bozuklukların neden olduğu semptomlara benzer ve yetişkinlerde DEHB belirtileri, çocuklardaki DEHB belirtileri kadar net olmayabilir. Dolayısıyla DEHB’si olan birçok yetişkin çoğu zaman bu durumun farkında değildir ve uzun bir süre DEHB tanısı almayabilir. DEHB’li bir yetişkin odaklanma sorunu yaşadığı için iş yerinde toplantıları unutabilir, projelerin teslim tarihlerini kaçırabilir, dürtülerini kontrol edemediği gibi trafikte ya da sıra beklerken öfke patlamaları yaşayabilir.

Yetişkin DEHB semptomlarına genel olarak bir göz atarsak:

  • Dağınıklık
  • Dürtüsellik
  • Huzursuzluk
  • Önceliklendirme sorunları
  • Zayıf zaman yönetimi ve planlama
  • Odaklanma sorunları
  • Çoklu görevleri yürütememe
  • Aşırı aktivite
  • Sık ruh hali değişimleri
  • Görevleri takip etme ve tamamlama sorunları
  • Öfke patlamaları
  • Stresle başa çıkmada zorluk

DEHB’li birçok yetişkinde aynı zamanda depresyon, bipolar bozukluk veya başka bir duygudurum bozukluğu da olabilir. Duygudurum sorunları mutlaka doğrudan DEHB’den kaynaklanmasa da DEHB kaynaklı tekrarlanan başarısızlıklar ve hayal kırıklıkları ruh halini daha da kötüleştirebilir. DEHB’li yetişkinlerde anksiyete bozukluğuna da oldukça sık rastlanır. Anksiyete bozuklukları aşırı endişeye, sinirliliğe ve diğer semptomlara neden olabilir. DEHB’nin neden olduğu zorluklar ve aksaklıklar kaygıyı daha da kötüleştirebilir. Bunların yanısıra DEHB’li yetişkinler kişilik bozuklukları ve madde kullanım bozuklukları gibi diğer ruhsal bozukluklar açısından da yüksek risk altındadır. Başka ruhsal bozuklukların eşlik etmesi bazen DEHB semptomlarının gizlenmesine, örtük kalmasına ya da ilaçlarla bir bozukluğu tedavi ederken diğerinde bozulmalar ortaya çıkmasına yol açabilmektedir.

DEHB ile ilgili güçlükleri çocukluklarından beri yaşayan kişiler hem erişkinlik döneminde benzer belirtiler sergilerler hem de bazen belirtiler gerilese bile çocukluk döneminde almış oldukları hasarların yansımalarını yaşam boyu taşırlar. Tedavi edilmediğinde süreklilik gösteren bu rahatsızlığın doğru bir şekilde tanısının konup uygun tedavilerin alınması önemlidir. Önlenebilir kayıplara engel olabilmek için rahatsızlık fark edildiğinde tüm imkânlar kullanılarak etkin bir tedavi hızlı ve dikkatli bir biçimde başlatılmalıdır.

Yetişkinlerde DEHB tedavisi çocukluk çağındaki DEHB tedavisine benzer. Nörobiyolojik zemini olan DEHB’nin tedavisi için yapılandırılmış bilişsel davranışçı psikoterapinin yanısıra ilaç tedavisi de uygulanabilir. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku gibi yaşam tarzı değişiklikleri DEHB semptomlarını yönetmede yardımcı olabilir. Destek grupları, bu sorunu yaşayan diğer yetişkinlerle deneyimleri paylaşma ve stratejileri öğrenme fırsatı sunar.

Okuduğunuz bu semptomları yaşadığınızı düşünüyorsanız asla umudunuzu yitirmeyin ve bir ruh sağlığı uzmanından destek almak için hemen şimdi ilk adımı atın. Unutmayın, uygun tedavi ve stratejilerle bu bozukluk ile başa çıkabilir ve başarılı bir yaşam sürdürebilirsiniz.

Kl. Psk. Şehnaz Tuna

25 Ekim 2025

Pera’nın Kalbinden Gelen Bir Hikâye: “Çiçekçi Sokağı” 1 Kasım’da Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde

Teatro Rudius’un ödüllü oyunu “Çiçekçi Sokağı”, 1 Kasım Cumartesi akşamı saat 20.30’da Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde tiyatroseverlerle buluşuyor. Kosta Kortidis’in yazıp yönettiği ve gerçek bir olaydan ilham aldığı oyun, 1900’lerin başında Pera’da yaşanmış bir cinayeti sahneye taşıyor. Aşk, tutku, entrika ve intikam ekseninde gelişen hikâye, komedi ile dramı ustalıkla harmanlıyor.

İki perdelik bu özel yapımda Kortidis’e; Hicran Özgür, Dilara Tabak, Alp Balkan, İlkay Özşen, Ali Alkın Aydın, Çağdaş Başoğlu ve Akın Kaplan eşlik ediyor. Oyunun müzikleri Altuğ Akınsel’e, koreografisi Alkış Peker ve Alper Akalın’a ait. Şarkı sözleri ise yine Kortidis imzası taşıyor.

 Gerçek Bir Cinayetten Sahneye Taşınan Aşk ve Adalet Hikâyesi

“Çiçekçi Sokağı”, 11. Uluslararası Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri’nde Yönetmenlik Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Bu sezon da sahnelenmeye devam eden oyun, Pera’nın çok kültürlü dokusunu ve dönemin atmosferini sahneye taşıyarak izleyicilere hem tarihi hem duygusal bir yolculuk sunuyor.

Despina, Vasilis, Periklis, Zafiris, Şık Manol ve Türkan gibi karakterler aracılığıyla bir kadının, bir cinayetin ve bir adalet arayışının izini süren oyun, geçmişin sırlarını gün yüzüne çıkarıyor. Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde sahnelenecek bu özel gösterimin biletleri Biletinial üzerinden temin edilebilir.

Doğada denge ve farkındalık: DuoX Club Duja Chalet’de başlıyor

Duja Hotels’in yeni wellness ve spor konsepti DuoX Club, 19–21 Aralık 2025 tarihleri arasında Sarıkamış’taki Duja Chalet’de ilk etkinliğiyle misafirlerini ağırlıyor. Doğayla iç içe bir ortamda gerçekleşecek bu özel buluşma, beden, zihin ve ruh dengesini yeniden keşfetmek isteyenlere ilham veriyor.

DuoX Club, iyi oluşu bir hedef değil, bir yaşam biçimi olarak tanımlıyor. Yoga, nefes ve doğa temelli programda katılımcılar, üç gün boyunca dönüşüm odaklı bir deneyim yaşayacak. Etkinlikte Ece Vahapoğlu yoga seanslarıyla, Doruk Taraktaş ise Wim Hof Metodu ile nefesin ve dayanıklılığın gücünü katılımcılara aktaracak.

Duja Chalet Sarıkamış, modern dağ evi konsepti ve huzurlu atmosferiyle bu deneyime ev sahipliği yaparken, DuoX Club ilerleyen dönemlerde Duja Hotels’in diğer lokasyonlarında da farklı temalarla devam edecek.

Detaylı bilgi ve kayıt için: dujachalet.com

İdrar kaçırma konuşmaktan utanılsa da çok yaygın görülen bir sorun!

İdrar kaçırma toplumda çoğu kişinin yaşam kalitesini derinden etkileyen, ancak konuşulmaktan çekinilen önemli bir sağlık sorunu. Genellikle 50 yaşından sonra görüldüğü düşünülen bu durum aslında hemen her yaştaki kişilerin kapısını çalabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, tüm dünyada oldukça yaygın rastlanan idrar kaçırmanın görülme sıklığının ülkemizde de özellikle nüfusun yaşlanmasıyla birlikte daha da arttığını belirterek, “Öyle ki toplum bazlı çalışmalarda kadınların yüzde 9-43’ünde, erkeklerin ise yüzde 7-27’sinde idrar kaçırma sorununa rastlanmaktadır. Bu hastalık aile, sosyal ve iş hayatını olumsuz yönde etkileyebilecek şiddette olabilmektedir. Dolayısıyla, tedavisine erken başlanması, hastalığın daha kolay yöntemlerle kontrol altına alınması ve hastanın hayat kalitesinin artması için çok önemlidir. Günümüzde, idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine göre başvurulan yöntemlerle sorun genellikle ortadan kalkmakta, bazı hastalarda ise en azından hayat kalitesi büyük oranda artmaktadır” diyor.

Prof. Dr. Burak Özkan

Prof. Dr. Burak Özkan

Birkaç farklı türü mevcut

İdrar kaçırma; hastanın kontrolünde olmadan veya idrar yapımı için uygun şartlar oluşmadan idrarın istemsiz olarak kaçması şeklinde tanımlanıyor. Yaşam kalitesini oldukça düşürebilen idrar kaçırmanın birkaç farklı türü bulunuyor. Ani idrar isteğiyle birlikte oluşan sıkıştırma tarzında idrar kaçırmanın yanı sıra karın içi basıncının arttığı durumlar olan öksürmek, hapşırmak ve yerden ağır bir cisim kaldırmakla gerçekleşen stres tipi idrar kaçırma en sık görülen tiplerini oluşturuyor. Bazı hastalarda bu iki mekanizmanın beraber görülebildiğini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, “Bunların dışında geçici bazı durumlara bağlı olan idrar kaçırma, nörolojik hastalıklara bağlı idrar kaçırma, fistüllere bağlı idrar kaçırma veya hastanın idrar yapamadığı için taşma tarzında idrar kaçırma tipleri de mevcuttur” bilgisini veriyor.

Pek çok sebep neden olabiliyor!

İdrar kaçırmaya pek çok sebep yol açabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, en sık görülen etkenleri; “Doğumlar, yüksek bebek ağırlığı, menopoz, fazla kilo, geçirilmiş cerrahiler, üriner sistem enfeksiyonları, kullanılan bazı ilaçlar, depresyon, zihinsel fonksiyonlarda bozukluk, nörolojik rahatsızlıklar, kabızlık, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık” olarak sıralıyor.

Tedaviyle kontrol sağlanabiliyor

İdrar kaçırmanın tedavisinde hedef hastayı tekrar idrar kontrolünü sağlayabilir hale getirmek ve buna bağlı olarak hayat kalitesini arttırıp, idrar kaçırmanın getirdiği ek problemlerden kurtarmak. Tedavi, idrar kaçırmanın tipine, hastanın yaşına, eşlik eden diğer hastalıklarına, genel sağlık durumuna ve altta yatan bir sebep olup olmamasına bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırmanın tıbben çözülebilir bir hastalık olduğuna işaret ederek, “Son yıllarda gelişen tedavi yöntemleri ve yaşam alışkanlıklarında alınan önlemler sayesinde hastaların büyük bir kısmında kontrol tamamen sağlanabilmektedir” diye konuşuyor.

İdrar kaçırmayı azaltan 6 önemli kural!

İdrar kaçırma tedavisinden başarılı sonuç alınmasında altta yatan etkenin tespit edilmesi kritik bir rol üstleniyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özkan, idrar kaçırmanın altında idrar yolu enfeksiyonu, mesane tümörleri, prostat hastalıkları, üreter veya mesane taşları gibi bir patoloji saptanırsa, öncelikle bu sorunun tedavisi edilmesi gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Burak Özkan, yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan düzenlemelerin de son derece önemli olduğunu belirterek, dikkat edilmesi gereken 6 önemli kuralı, “Kilo verilmesi,  idrar kontrol mekanizmalarını güçlendiren pelvik taban egzersizlerinin yapılması, orta seviyede egzersiz programlarının uygulanması, tetikleyici faktörler  olan kahve ile çay tüketiminin sınırlandırılması ve sigaranın bırakılması, içilen sıvı miktarının ayarlanması ve kabızlık sorununun giderilmesi için beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi” olarak sıralıyor. Prof. Dr. Burak Özkan, yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin yanı sıra idrar kaçırmanın tipine ve şiddetine göre ilaç tedavisine, girişimsel yöntemlere veya cerrahi müdahaleye de başvurulabildiğini sözlerine ekliyor.

Genellikle boğaz yapısı nedeniyle gelişiyor, ancak!

Genellikle boğaz yapısına bağlı sebeplerden dolayı gelişen horlama her 4 erişkinden 1’inde görülen yaygın bir sorun. Çoğu zaman sadece çevredekileri rahatsız eden bir durum gibi görülüyor. Ancak, horlamaya Uyku Apne Sendromu eşlik ediyorsa; gündüz uyuklama ve dikkat dağınıklığı, kalp damarlarında tıkanıklık, inme, insülin direnci, tip 2 diyabet ve kanser gibi pek çok önemli sağlık sorunları gelişebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, bu nedenle, özellikle solunum sisteminde hava akımının en az 10 saniye kesilmesi olarak tanımlanan Uyku Apne Sendromu’nun eşlik ettiği horlamaların mutlaka tedavi edilmesi gerektiği uyarısında bulunarak,  “Horlama haftada üç geceden  sık gelişiyorsa, nefes durmaları eşlik ediyorsa, gündüz aşırı uyku hali veya yorgun uyanma sorunu varsa, bir uyku merkezine başvurmak gerekmektedir” diyor. Horlamanın altta yatan sebebe göre tedavi edildiğini belirten Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, “Cerrahi tedavi ve alerjik nezle eşlik ediyorsa, uygun hastada ilaç tedavisine başvurulmaktadır. Uyku Apne Sendromu mevcutsa basınçlı hava uygulayan cihazların kullanımı gereklidir. Bunların yanı sıra kilo vermek, alkol ile tütün ürünü kullanımını bırakmak önem taşımaktadır” bilgisini veriyor.

Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu

Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu

Hava yolunun dar olması

Boğazımızın arkasında bulunan yumuşak damağın sarkık olması, küçük dilin uzayıp büyümesi, alt çenenin küçük ve geride olması, dilin büyük olması, büyük bademcikler, burun kıkırdağında eğrilik ve burun etlerinin büyük olması hava yolunun daralmasına neden olabiliyor. Özellikle alerjik nezle burun etlerinin şişmesine yol açabiliyor. Uygun hastalar cerrahi tedavi açısından değerlendiriliyor. Bademcik, geniz eti, yumuşak damak veya burun operasyonları uygulanabiliyor. Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu,  “Alerjik nezlesi olan hastalarda ilaç tedavisi, burun etlerine yönelik küçültme işlemleri ve alerjenlere karşı önlemlerin alınması gerekmektedir” diyor.

Obezite 

Fazla kilo nedeniyle boyun çevresinin kalınlaşması, kadınlarda 38 cm, erkeklerde 40 cm üzerinde olması, horlama ve Uyku Apne Sendromu için risk taşıyor. Bunun nedeni ise kalınlaşan boynun havayolunu daraltması. Fazla kilolarda hekim ve diyetisyen eşliğinde kilo kaybı öneriliyor. Ayrıca, eşlik eden insülin direnci veya tip 2 diyabet varsa tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri gerekiyor. 

Alkol ve tütün tüketimi

Alkol ve tütün ürünleri havayolundaki kasların gevşemesine neden olarak horlamayı artırıyor.

Hava yolunu genişleten ilaçlar

Hava yolunu genişleten ilaçlar da kasları gevşeterek horlamaya sebep olabiliyor. Bu ilaçlar arasında uyku ilaçları, antidepresanlar, anestezi ilaçları ve ağrı kesiciler yer alıyor.

Çeşitli hastalıklar

Soğuk algınlığı, alerjik nezle, reflü ve hipotiroidi gibi bazı hastalıklar ödem oluşturdukları havayolunun daralmasına neden oluyor.  Bazı nörolojik hastalıklar da kasları gevşeterek horlamaya yol açabiliyor.

Uyku yoksunluğu

Yorgun olduğumuzda ve uyku borcu biriktirdiğimizde horlama artabiliyor.

Bu sendromda her 10 hastadan 9’unda horlama görülüyor

Uyku Apne Sendromu tespit edilen her 10 hastadan 9’unda horlama görülüyor. Göğüs Hastalıkları / Uyku Uzmanı Prof. Dr. Ceyda Erel Kırışoğlu, bu nedenle horlama yakınmasıyla başvuran hastalarda mutlaka Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’nun araştırıldığını belirterek, “Sabah yorgun uyanma, gündüz aşırı uyku hali, uykuda nefes durması, sabah ağız kuruluğu, dikkat eksikliği ve konsantrasyon güçlüğü, Uyku Apne Sendromu’nun tipik bulgularını oluşturmaktadır” diyor.

3D animasyonlu “Mustafa Kemal” filmi

Cumhuriyetin 102. yılı kutlamaları kapsamında, Atatürk’ün gençlik yıllarını anlatan 3D animasyon filmi “Mustafa Kemal” için özel bir kampanya başlatıldı. Film, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı haftası boyunca tüm sinema salonlarında sabit 120 TL bilet ücretiyle izlenebilecek.

Yapımcı Kamuran Ayna, “Hiçbir gencimiz lideriyle buluşmaktan mahrum kalmayacak” diyerek kampanyanın amacını vurguladı. TME Films Dağıtım Müdürü Can Şakar ise, “Cumhuriyetimizin 102. yılı onuruna herkes bu yolculuğa eşlik edebilsin istedik” dedi.

Filmin Konusu Yavuz, Mine ve Nihat’ın geliştirdiği robot Miniya kontrolden çıkınca ekip, zaman makinesiyle geçmişe giderek Mustafa Kemal’in liderlik yolculuğuna tanıklık eder. Atatürk’ten aldıkları ilhamla kendi zamanlarına dönerek robot ordusuna karşı mücadeleye hazırlanırlar.

Film, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin kazanımlarını yansıtan pedagojik bir yapıya sahip. Yönetmenliğini H. Orkun Eser’in üstlendiği, senaryosu Ali Hakan Kaya ve Sinem Doğangönül’e ait olan yapım, yapay zekâ destekli prodüksiyonla hazırlandı.

Yapay zekâ sanatla buluştu: “Türkiye-Flora” ziyarete açıldı

Dijital sanatın öncüsü Refik Anadol’un yapay zekâ destekli eseri “Büyük Doğa Modeli Türkiye-Flora”, Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. Müzenin ikinci yaşını kutladığı bu özel sergi, koleksiyonun ilk yapay zekâ veri heykeli olma özelliğini taşıyor.

Türkiye İş Bankası’nın 100. yılı kapsamında MEXT iş birliğiyle hayata geçirilen proje, 33 milli parktan toplanan ses, görüntü ve tarama verileriyle oluşturulan bir veri tabanına dayanıyor. Yapay zekâ ile eğitilen bu veriler, sanatçının yönlendirmesiyle 10 dakikalık dijital bir heykel formuna dönüştürüldü.

“Türkiye-Flora”, ülkemizin endemik bitki türlerinin kırılgan güzelliğini odağına alırken, müzenin deneyim odasında yer alan üç ekran aracılığıyla izleyicilere etkileşimli bir “Yaşayan Ansiklopedi” sunuyor.

Eser, Beyoğlu’ndaki Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin 3. katında, salıdan pazara belirlenen saatlerde ziyaret edilebilir.