Yazılar

Hüseyin Tatlı “Artık Şarkılarım Konuşacak”

Arabesk müziğin efsane ismi İbrahim Tatlıses’in kardeşi Hüseyin Tatlı, müzik piyasasına hızlı bir geri dönüş yaptı. “Ah Ulan Ah” ile büyük yankı uyandıran genç sanatçı, Kasım ayının ilk haftasında yayımladığı Kürtçe şarkı “SEV” ile müzikal yolculuğunda yeni bir sayfa açtı.

“Artık konuşan ben değil, şarkılarım olacak” diyerek iddialı bir çıkış yapan Tatlı, arka arkaya gelen projeleriyle müzik camiasında “Yeni bir Tatlıses rüzgârı mı esiyor?” sorularını gündeme taşıdı. Görünen o ki Hüseyin Tatlı, önümüzdeki dönemde magazin dünyasında adından daha çok söz ettirecek.

#HüseyinTatlı #AhUlanAh #SEV #YeniŞarkı #MüzikDünyası #TatlısesRüzgarı #Arabesk #KürtçeŞarkı #Magazin

Ülkemizde her yıl yaklaşık 150 bin bebek prematüre doğuyor!

Prematüre doğum dünya genelinde ve ülkemizde çok önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Yenidoğan bebek ölümlerinin yanı sıra uzun vadeli sağlık sorunlarının başlıca nedenlerinden biri olan prematüre doğumlar, aynı zamanda aileleri, toplumu ve ekonomiyi etkileyen çok yönlü sonuçlara neden olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada tüm doğumların yaklaşık yüzde 10’u preterm doğum olarak gerçekleşiyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlu Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, dünyada her yıl yaklaşık 15 milyon bebeğin vaktinden önce dünyaya geldiğine dikkat çekerek, “Türkiye İstatistik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı verileri de ülkemizde prematüre doğum oranının yüzde 10-12 arasında seyrettiğini ortaya koymaktadır. Buna göre, Türkiye’de her yıl 130-150 bin bebek prematüre olarak dünyaya gözlerini açmaktadır” diyor. Yürekleri ferahlatan haber ise geçmişte yaşama şansı çok düşük kabul edilen prematüre bebeklerin artık çok daha yüksek bir oranda hayata tutunabilmeleri.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, prematüre bebeğin sağlıklı bir şekilde yaşatılmasının çok büyük bir emek, sabır ve incelik isteyen oldukça uzun bir süreç olduğunu belirterek, “Bu süreçte en önemli kilometre taşları gelişmiş bir yenidoğan yoğun bakım ünitesinin yanı sıra bilgili, tecrübeli, kalplerinde insan ve bebek sevgisi, şefkat, merhamet, sabır, dikkat, özen ve fedakarlık hissi olan hekimler, hemşireler ve yardımcı sağlık personelidir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu olduktan sonra özellikle 3 yaşına kadar olan dönem çok önemli olup, anne ve babanın işbirliği, bakımı, ilgisi ve sevgisi prematüre bebeklerin sağlıklı çocuklar olarak büyümeleri için çok önemlidir” diyor.

Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar

Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar

En önemli nedeni riskli gebelik!

Normal gebelik süresi 37-42 hafta arasında oluyor. Gebeliğin 22. haftası ile 37. haftasından önce doğan bebekler “prematüre bebek” olarak adlandırılıyor. Prematüre doğumların en önemli nedeni ise yüksek riskli gebelikler. Annenin küçük ya da ileri yaşta olması, sık gebelik ve doğum, yetersiz beslenme, yetersiz gebelik izlemi, çoğul gebelikler, enfeksiyonlar, kronik veya gebelikte ortaya çıkan hastalıklar (hipertansiyon, preeklampsi, diyabet vb.) tütün ve bağımlılık yapıcı madde kullanımı gibi etkenler de prematüre doğum riskini arttırıyor.

Yaşam oranlarında belirgin artış görülüyor

Dünyada ve ülkemizde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nın bir yandalı olan Neonatoloji (yenidoğan sağlığı ve hastalıkları) alanında yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler prematüre bebeklerin yaşama şansını belirgin şekilde artırıyor.  Neonatologların sayılarının artması, ülke genelinde fizik-teknik ve personel altyapısının çoğalması, gelişmiş yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin kurulması ve daha pek çok etken, prematüre bebeklerde yaşama şansını yükselten etkenleri oluşturuyor. Türk Neonatoloji Derneği’nin her yıl ülkemizde yaklaşık 60 hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesi verileriyle yaptığı istatistiklere göre; 2024 yılında  prematüre bebeklerde yaşama oranlarında dikkat çeken artışlar kaydedildi.

Gebelik haftasına göre yaşama oranları

Aşağıdaki veriler, gebelik haftası arttıkça yaşam şansının oldukça yükseldiğini ortaya koyuyor.

  • 22-24 hafta: Yüzde 31
  • 25-26 hafta: Yüzde 64
  • 27-28 hafta: Yüzde 82

Doğum ağırlığına göre yaşama oranları

Özellikle 1000 gram üzerindeki bebeklerde yaşama oranlarının yüzde 94’e ulaşması, yenidoğan bakımındaki ilerlemelerin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

  • <500 gr : Yüzde 19
  • 500-749 gr: Yüzde 47
  • 750-999 gr: Yüzde 74
  • 1000-2499 gr: Yüzde 94

En etkili önlem sağlıklı bir gebelik sağlamak

Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, prematüre bir bebekte gelişebilecek komplikasyonları önlemek veya azaltmak için en önemli önlemin öncelikle sağlıklı bir gebelik sürecini sağlamak olduğunu belirtiyor. Annenin gebelik öncesinde, sırasında ve sonrasında Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimi tarafından düzenli aralıklarla tıbbi izleminin yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, alınması gereken diğer önlemleri şöyle özetliyor: “Anne adayının doğru beslenmesi, alkol ve sigaradan uzak durması, hipertansiyon, enfeksiyon ve diğer tıbbi durumların erken tedavi edilmesi, erken doğum riskinin ortaya çıkması halinde doğumun geciktirilmesi için ilaç tedavisi, olası enfeksiyon varlığında antibiyotik tedavisi, anneye prematüre bebekte gelişebilecek akciğer hastalıklarının riskini azaltan steroid iğnesinin yapılması gibi  yaklaşımlar önem taşımaktadır.”

3 yaşına kadar yaşıtlarına ulaşabiliyor, ancak…

Prematüre bebeklerin büyük çoğunluğu üç yaşına kadar, bir bölümü de ergenlik çağında kendi yaşıtlarının fiziksel ve nörogelişimsel durumuna ulaşabiliyorlar. Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, ancak anne karnındaki dönemde ve yenidoğan döneminde ciddi solunum, nörolojik ve enfeksiyon hastalıklarından etkilenen prematüre  bebeklerde yaşam boyu sürebilecek sorunların görülebileceğini anlatarak, “Bu nedenle, özellikle yüksek riskli prematüre bebeklerin yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu edildikten sonra birçok  açıdan multidisipliner bir uzman grubu tarafından düzenli olarak izlenmeleri ve fizik tedavi, beslenme güçlüklerine yönelik tedaviler,  nörogelişimsel tedaviler, görme ve işitme sorunlarına yönelik tedaviler ile özel eğitim gibi gerekli tedavi yaklaşımlarının erkenden başlatılması gerekmektedir” bilgisini veriyor.

Hayati önem taşıyan 7 kural!

Prematüre bebeklerde hastaneden taburculuğun ardından ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken pek çok önemli nokta var. Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, hayati önem taşıyan önerilerini şöyle sıralıyor:

  • Bebeğin günlük bakımında el temizliğine çok dikkat edilmesi.
  • Özellikle üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarından korunması için gerektiğinde maske takılması.
  • Bebeğin öpülmemesi, hasta olan kardeşlerden ve kişilerden uzak tutulması.
  • Bağışıklığın güçlenmesi ve nöropsikolojik gelişimi için mümkünse özellikle anne sütü ile beslenmesi.
  • Düzeltilmiş yaşına uygun şekilde ek gıdalara geçildikten sonra aşırıya kaçmadan temel besin öğelerini alacak şekilde beslenmesi.
  • Evde anne ve babanın birlikte sıcak bir ilgi ve sevgi ortamı oluşturmaları.
  • Taburculuk sonrasında tıbbi izleminin düzenli ve doğru bir şekilde yaptırılması, motor, nörolojik ve gelişimsel fonksiyonların iyileştirilmesine yönelik uygulamaların erkenden başlatılması.

#PrematüreDoğum #HalkSağlığı #Yenidoğan #Neonatoloji #AcıbademÜniversitesi #PrematüreBebek #Sağlık #TürkiyeSağlık #YoğunBakım #AnneBabaDesteği #ÇocukSağlığı #SağlıkHaberleri #ToplumSağlığı #BebekSağlığı

Elif Onay’dan yeni şarkı: “İnatla”

Alternatif pop sahnesinin dikkat çeken isimlerinden Elif Onay, yeni teklisi “İnatla” ile müzikseverlerle buluştu. Söz ve müziği Ateş Atilla, düzenlemesi ise Nurettin Çolak imzası taşıyan şarkı; duygusal pop ve R&B arasında zarif bir denge kuruyor.

Bir ayrılığın ardından gelen kabullenemeyişi, yarım kalmış duyguları ve özlemi işleyen “İnatla”, geçmişin yankılarını bugünün sessizliğiyle buluşturarak kırılgan ama güçlü bir duygu dünyası sunuyor. Elif Onay, özgün vokali ve samimi anlatımıyla alternatif müzik sahnesindeki yükselişini sürdürüyor.

#ElifOnay #İnatla #YeniŞarkı #AlternatifPop #TürkMüziği #RNB #MüzikHaber #YeniTekli #AteşAtilla #NurettinÇolak

Demir Demirkan’dan Yeni Single: “İki Yürek Bir Ömür”

Rock müziğin usta ismi Demir Demirkan, edebiyat ve müziği buluşturduğu projesinin dördüncü şarkısı “İki Yürek Bir Ömür” ile dinleyicilerle buluştu. Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanan şarkı, sanatçının Zamanda Saklı adlı romanından ilhamla hazırladığı albümün yeni teklisi olarak öne çıkıyor.

Şarkı, romanın iki ana karakteri arasındaki duygusal bağı romantik bir atmosferle anlatırken; söz, müzik, düzenleme ve prodüksiyon tamamen Demir Demirkan imzası taşıyor. Parçanın video klibi ise İmre Haydaroğlu tarafından yapay zekâ teknolojisiyle kısa film estetiğinde hazırlandı. Klip, romanın dünyasını sinematik bir anlatımla yeniden yorumluyor.

#DemirDemirkan #İkiYürekBirÖmür #YeniSingle #SonyMusicTürkiye #ZamandaSaklı #MüzikHaber #YapayZekaKlip #TürkRock #RomantikŞarkı

Çağdaş Suseven’den Duygusal Bir Dönüş: “Sana Sarılmadan Ölmeyeceğim”

Türk Sanat Müziği’nde kendine özgü yorumuyla tanınan Çağdaş Suseven, yeni şarkısı “Sana Sarılmadan Ölmeyeceğim” ile müzikseverlerle buluştu. 2000 yılında yayımlanan “Leyla” ile tanınan sanatçı, bu kez umutsuzluk içinde bile varlığını sürdüren bir sevdanın hikâyesini anlatıyor.

Sözleri Kıvılcım Kalay, müziği Çağdaş Suseven imzası taşıyan eser; içten vokaliyle duygusal bir derinlik ve samimiyet sunuyor. Düzenlemede Kemal İnci ve Gökhan İnci modern dokunuşlarla şarkıya güçlü bir bütünlük katıyor.

Klibin yönetmenliğini Ömer Faruk Soyalp üstlenirken, kapak fotoğrafı Gülçin Usta tarafından çekildi. Ankara’daki tarihi tren garında çekilen klip, şarkının duygusunu görsel olarak da yansıtan özel final sahnesiyle dikkat çekiyor.

#ÇağdaşSuseven #SanaSarılmadanÖlmeyeceğim #TürkSanatMüziği #YeniŞarkı #MüzikHaber #Kemalİnci #Gökhanİnci #ÖmerFarukSoyalp #GülçinUsta #AnkaraTrenGarıKlip

İstanbul Genç Bale Topluluğu Don Kişot ile sahneye çıkıyor

Türkiye’nin ilk klasik Genç Bale Topluluğu, ikinci sezonunda Miguel de Cervantes’in ölümsüz eseri Don Kişot balesini sahneye taşıyor. Ludwig Minkus’un bestesi ve Marius Petipa’nın koreografisiyle, Kuzey Makedonya Opera ve Balesi sanat yönetmeni Olga Pango tarafından sahneye konan eser; İspanyol kültürünün renkli etkileriyle klasik bale dünyasının en ihtişamlı yapıtlarından biri olarak öne çıkıyor.

Topluluk, Türkiye, Rusya, Makedonya, Japonya, Kanada, Belçika ve Almanya’dan genç yetenekleri bir araya getiriyor. Prömiyer, 22 Kasım saat 20.00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde gerçekleşecek. Kitri rolünde Anastasia Limenko, Basil rolünde ise Artur Mkrtchyan sahne alacak. Don Kişot balesi ayrıca 22 Kasım öğlen ve 23 Kasım’da iki temsille daha izleyiciyle buluşacak.

Topluluk, Aralık ayında ise geçtiğimiz sezon büyük ilgi gören Fındıkkıran balesini aynı sahnede yeniden sanatseverlere sunacak.

#İstanbulGençBale #DonKişotBalesi #SüreyyaOpera #KültürSanat #BaleSanatı #Fındıkkıran #GençSanatçılar #İstanbulEtkinlik

Avanos’ta sanat ve ışığın buluşması

Renklerin İzinde Kültür ve Sanat Topluluğu, 11. sergisini Avanos Güray Müzesi’nde sanatseverlerle buluşturdu. “Güneşin Dokunduğu Yer” temalı karma sergide, 34 sanatçının farklı disiplinlerde ürettiği 50 eser yer alıyor. Küratörlüğünü Pınar Ülker’in üstlendiği sergi, hem güncel sanat üretimlerini hem de müzenin benzersiz atmosferini bir araya getiriyor.

Kayalara oyulmuş mimarisiyle dikkat çeken Güray Müze, Anadolu’nun çömlek–seramik geleneğini Antik Çağ’dan günümüze taşıyor. Sergi, 16 Kasım’a kadar her gün 09:00–18:30 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Adres: Yeni Mah., Dereyamanlı Cd. 50840 Avanos / Nevşehir

Telefon: (0384) 511 23 74

#GüneşinDokunduğuYer #AvanosSanat #GürayMüze #Renklerinİzinde #SanatSergisi #KültürVeSanat #KapadokyaSanat

Art Miami 2025’te Türkiye’den güçlü bir seçki

Türkiye’nin önde gelen çağdaş sanat galerilerinden Gama Gallery, 2–7 Aralık 2025 tarihleri arasında düzenlenecek Art Miami fuarında Türkiye’yi temsil ediyor. Dokuzuncu kez katıldığı bu prestijli etkinlikte galeri, Türkiye’den sanatçıların eserlerini uluslararası sanatseverlerle buluşturarak küresel görünürlüğe katkı sağlıyor.

Dünyanın en önemli modern ve çağdaş sanat fuarlarından biri olan Art Miami, her yıl binlerce sanatseveri ve koleksiyonerleri ağırlıyor. Bu yıl da Miami şehir merkezindeki One Herald Plaza’da gerçekleşecek fuarda Gama Gallery; fotoğraf, resim ve heykel gibi farklı disiplinlerden eserleri sergileyecek.

Seçkide Asaf Erdemli, Cristian Hunter, Efren Isaza, Evren Temel, Kristina Culus, Mehmet Öğüt, Melike Kılıç, Serap Kurtuluş, Yeşim Gedik ve Zarife Gizem İbrahimoğlu gibi sanatçıların yapıtları yer alıyor. Farklı estetik perspektifleri buluşturan bu koleksiyon, ziyaretçilere zengin bir görsel anlatı sunacak.

#GamaGallery #ArtMiami2025 #ÇağdaşSanat #ModernSanat #TürkiyeSanatı #MiamiArtFair #SanatHaberleri

İstanbul ve Bodrum’da Inari Omakase’den gurme yılbaşı deneyimi

İstanbul ve Bodrum’daki dört lokasyonuyla hizmet veren Inari Omakase, yılbaşı gecesi için hazırladığı özel menüsüyle misafirlerine rafine bir gastronomi deneyimi sunuyor. Geleneksel Uzak Doğu tekniklerini modern yorumlarla buluşturan restoran, yılın en özel gecesini çok katmanlı bir lezzet hikâyesine dönüştürüyor.

Inari Omakase

Menü; tatlı–ekşi dengesiyle zenginleştirilen edamame ile başlıyor, ardından orkinos, somon ve Hamachi üçlüsünü buluşturan tartar ile devam ediyor. Somon ceviche turunçgillerin canlılığıyla sofralara tazelik katarken, keçi peyniri ve yılan balığını bir araya getiren ravioli tabağı aromatik yoğunluk sunuyor.

Ana yemeklerde misafirler iki farklı yorum arasında seçim yapabiliyor: kırmızı şarap ve soya ile pişirilmiş dana kaburga ya da taze otlar ve kapari kremasıyla servis edilen bütün çipura. Finalde ise beyaz çikolata ve tahinle hazırlanan, kabak baharatlarıyla zenginleştirilmiş dondurma eşliğinde kremsi tatlı yer alıyor.

Inari Omakase

Alternatif olarak, restoranın en sevilen tatlarından oluşan “All Time Favourites” menüsü de yılbaşı gecesi için sunuluyor. Inari Omakase, Japon gastronomisini sadece tabakta değil, bütünsel bir deneyim olarak kurgulayarak misafirlerini zarif bir yılbaşı akşamına davet ediyor.

#InariOmakase #YılbaşıMenüsü #GurmeLezzetler #RestoranHaberleri #İstanbulYemeİçme #BodrumGastronomi #FineDining #JaponMutfağı

Ülkemizde her yıl yaklaşık 300 bin kişi zatürreye yakalanıyor!

Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanması sonucu oluşan bir hastalık. Dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen enfeksiyonlardan biri olan zatürre aynı zamanda en önemli ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Öyle ki ülkemizde her yıl yaklaşık 300 bin kişiye zatürre tanısı konuluyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı verilerine göre; hastaneye en çok yatış gerektiren bir enfeksiyon olan zatürre ölüm sebepleri arasında ilk 10’uncu sırada olmaya devam ediyor.  Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle görülme sıklığı artan zatürrenin özellikle ileri yaşta ve kronik hastalığı olan kişilerde son derece ciddi ve ölümcül seyredebileceğine dikkat çekerek, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkilemektedir. Bunun sonucunda akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ile karaciğer yetmezlikleri gelişebilmektedir. Özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde bu organlar çok daha kolay hasar görmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran,  dolayısıyla zatürreden korunmanın yaşamsal önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu enfeksiyondan en etkili korunma yöntemi ise özellikle 65 yaş üstü ve/veya altta kronik hastalığı olanların düzenli yıllık grip aşısı ve 1 kez zatürre aşısı yaptırmalarıdır” diyor.

Prof. Dr. Reha Baran

Prof. Dr. Reha Baran

Kapalı alanlarda hızla bulaşıyor

Sonbahar ve kış aylarında zatürrenin görülme sıklığı belirgin şekilde artış gösteriyor. Bu artışın nedenleri arasında grip (influenza), RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), koronavirus gibi solunum yolu virüslerinin bu mevsimlerde daha yaygın olmaları yer alıyor. Virüsler akciğerlerin savunmasını zayıflatıyor ve bakterilerin yerleşip iltihap yapmalarını kolaylaştırıyor. Soğuk havada kapalı ortamlarda uzun süre zaman geçirilmesi de damlacık yoluyla bulaşan mikroorganizmaların hızla yayılmalarını kolaylaştırıyor. Aynı zamanda soğuk hava burun ve solunum sistemindeki savunma mekanizmalarını zayıflatıyor. Güneş ışığının az olması da D vitamini düzeylerinin düşmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu etkenler zatürrenin görülme sıklığını dolaylı olarak artırıyor. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik hastalıklar da soğuk havalarda kötüleşerek zatürrenin gelişimini kolaylaştırıyor.

Mikroplar oksijen seviyesini düşürüyor! 

Bakterilerin, virüslerin ve nadir olarak mantar enfeksiyonlarının akciğerlere ulaşmasıyla gelişen zatürre bulaşıcı ve hızlı ilerleyebilen bir hastalık. Çoğunlukla solunum yoluyla bulaşan zatürrenin bulaşma riski ise virüs veya bakterilerin türüne göre değişiyor. Hasta bir kişi öksürürken veya hapşırırken damlacıklar havaya karışıyor. Sağlıklı kişi bu damlacıkları soluduğunda mikroplar burun, boğaz veya soluk borusundan akciğerlere ulaşıyor. Normalde akciğerler kendini iyi koruyor; burun, soluk borusundaki tüyleri ve mukus ise mikropları dışarı atarken, bağışıklık hücreleri de mikropları yutuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, “Ancak grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonu sonrasında, sigara kullanımında, bağışıklık sistemi zayıfladığında, aşırı yorgunlukta veya beslenme bozukluğunda mikroplar akciğerin hava Ancak grip ulaşmaktadır” uyarısında bulunuyor. Vücudun burada çoğalan mikropları yok etmek için iltihap karşıtı hücrelerini bölgeye gönderdiğini belirten Prof. Dr. Reha Baran, “Bu savaş sırasında alveoller, yani akciğer dokuları sıvı iltihap hücreleri ve bakterilerle dolmaktadır. Bunun sonucunda, vücutta oksijen seviyesi düşerken; ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi sorunlar başlamaktadır” diyor.

Hafif öksürük ve ateş erken belirtisi olabilir!

Zatürre basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp, hızla ağırlaşabilen bir hastalık. Başlangıcında genellikle 38-40 derece ateş, titreme ve öksürük görülüyor. Önce kuru özellik sergileyen öksürük daha sonra sarı, yeşil veya pas renginde balgamlı hale geliyor.  Nefes alırken göğüste batar tarzda ağrı, halsizlik, yorgunluk, hafif egzersizlerde veya konuşurken hissedilen nefes darlığı, özellikle virüs zatürrelerinde kas-eklem ağrıları, diğer belirtilerini oluşturuyor.  Prof. Dr. Reha Baran, bu dönemde hekime başvurmanın yaşamsal önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Risk grubunda olanlarda ise sadece hafif öksürük ve ateş bile erken zatürre belirtisi olabilmektedir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, erken tanı konulduğunda enfeksiyonun akciğerin tamamına yayılmadan durdurulabildiğine işaret ederek, “Bu sayede solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonlar önlenirken, hastaneye yatış ihtimali azalmaktadır. Özellikle yaşlılarda ve kronik bir hastalığı olanlarda erken tedavi ölüm riskini önemli ölçüde düşürmektedir” diye konuşuyor.

Bol sıvı alımı ve istirahat önemli!

Zatürrenin tedavisinde amaç enfeksiyonu yok etmek, akciğer fonksiyonunu düzeltmek ve nefes darlığı ile organ yetmezliği gibi komplikasyonları önlemek. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, bakteri kaynaklı zatürrelerde tedavinin temelini antibiyotiklerin oluşturduğunu belirterek, “Viral zatürrelerde ise antibiyotik etkisizdir. Bu durumda; bol sıvı alımı, istirahat, ateş düşürücü ilaçlar ve gerekiyorsa oksijen desteği önemlidir.  İnfluenza (grip) kaynaklı gelişen zatürrelerde özel bir antiviral ilaçlar ve covid-19 gibi enfeksiyonlarda ise kortizon kullanılabilir” bilgisini veriyor.

Zatürreden korunmak için 8 kritik kural!

  • Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın.
  • Sigara ve alkolü mutlaka bırakın.
  • Ellerinizi sık sık sabunlu suyla en az 2 dakika boyunca yıkamayı alışkanlık edinin.
  • Kapalı ortamlarda bulunmaktan kaçının, eğer mecbursanız mutlaka maske kullanın.
  • Hastalar ile yakın temasta bulunmamaya özen gösterin.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmek için dengeli beslenin, özellikle protein ve C vitamini yönünden zengin besinler tüketin, yeterli süre uyuyun, düzenli egzersiz yapın, stresi yönetmeye çalışın, kronik bir hastalığınız varsa düzenli olarak kontrolünü yaptırın.
  • Odanızı her gün üç kez olacak şekilde 15’er dakika havalandırın. Ayrıca, nem oranı çok düşük ortamlarda bulunmamaya dikkat edin.
  • Soğuk havada burundan nefes alın. Burun, soğuk havayı akciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve nemlendirir.

#Zatürre #Pnömoni #AkciğerSağlığı #GripAşısı #ZatürreAşısı #KronikHastalık #65YaşÜstü #KışHastalıkları #SağlıklıNefes #KoruyucuSağlık