Yazılar

Ocak 2026 burç yorumları

♈ Koç (21 Mart–19 Nisan)

Yılın başında kariyeriniz hızla yükseliyor. 3 Ocak’taki Dolunay ev düzeni için ideal. 7’sinde romantik bir buluşma fırsatı var. 17’sinden itibaren sosyal hayatınız hareketleniyor, yeni aşklar gündeme gelebilir. 18’inde iş fırsatları doğabilir. 26’sında Neptün burcunuza geçiyor; önümüzdeki yıllar sezgileriniz ve manevi yönünüz güçlenecek.

 

♉ Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Ocak ayı seyahat için harika. 3’ünde kısa, 18’inde uzun yolculuklar için uygun zaman. 6–7’si romantik kaçamaklara açık. 17’sinden itibaren itibarınız artıyor, 19’unda kariyerinizde ivme kazanıyorsunuz. Neptün içsel sorgulamalarınızı artıracak.

 

♊ İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Mali durumunuzu gözden geçirme zamanı. 3’ünde eşinizle bütçe konuşmaları yapabilirsiniz. 18’inde yeni planlar oluşturun. 17’sinden itibaren seyahat için kozmik destek var. 26’sında Neptün arkadaşlık alanınıza giriyor; sosyal çevreniz daha yaratıcı ve ilham verici olacak.

 

♋ Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

İlişkileriniz bu ay ön planda. 3’ünde sınırlarınızı belirleyin. 17’sinden itibaren finansal konular gündeme gelecek, ortak kazançlar söz konusu olabilir. 18’inde yeni bir aşk fırsatı doğabilir. 26’sında Neptün kariyer alanınıza giriyor; sezgilerinizle yükselme zamanı.

 

♌ Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Ayın başında iş yoğunluğu artıyor. 3’ünde dinlenmeye vakit ayırın. 17’sinden itibaren ilişkilerinizde hareketlilik olacak. 18’inde yeni iş fırsatları doğabilir. 21’inde müzakereler için uygun zaman. 26’sında Neptün uzun yolculuklara kapı açıyor; dünyayı keşfetme zamanı.

 

♍ Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

Aşk hayatınız hareketleniyor, derin bağlar kurma şansı artıyor. 3 Ocak’ta arkadaşlarla keyifli bir buluşma, 18’inde yeni bir aşk veya aile planı gündeme gelebilir. Ay ortasında iş yoğunluğu artıyor, verimliliğiniz öne çıkıyor. 21–22’si terfi veya zam için ideal. Sezgileriniz ay sonunda güçleniyor.

 

♎ Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Ayın ilk haftaları ev işleri ve düzen için uygun. 3 Ocak’ta emeklerinizin karşılığını göreceksiniz. 6–7’si dekorasyon için harika. 17’sinden itibaren aşk hayatınız canlanıyor, 18’inde evde keyifli buluşmalar olabilir. Neptün ay sonunda ilişkilerde derinleşme getiriyor.

 

♏ Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Ocak kısa seyahatlerle başlıyor. 3 Ocak’ta uzun yolculuk planı yapabilirsiniz. 17’sinden itibaren ev tadilatları gündeme gelebilir. 18’inde önemli haberler var. 27’si ev dönüşümü için güçlü bir gün. Neptün ay sonunda iş alanınıza giriyor; sanat ve yaratıcılık kariyerinizde öne çıkabilir.

 

♐ Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Mali açıdan güçlü bir başlangıç. 3 Ocak’ta bütçe planı yapın, 10’unda savurganlıktan kaçının. 17’sinden itibaren kısa seyahatler gündeme geliyor. 18’inde yeni gelir fırsatları doğabilir. Neptün ay sonunda aşk hayatınızı derinleştiriyor.

 

♑ Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Gezegenler burcunuzda; güçlü bir dönemdesiniz. 3 Ocak’ta ilişkilerde karar zamanı. 17’sinden itibaren finansal kazançlar artabilir. 18’inde yeni görünüm için ideal. Aynı gün müzakerelerde başarı şansı yüksek. Neptün ay sonunda ev hayatınızı dönüştürmeye başlıyor.

 

♒ Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Ayın başında içe dönük bir dönemdesiniz. 3 Ocak’ta rutinlerinizi gözden geçirin. 17’sinden itibaren sosyalleşme ve parlamaya başlıyorsunuz. 18’inde dinlenme ve yenilenme için zaman ayırın. Neptün ay sonunda hayal gücünüzü yükseltiyor, yeni fikirler hızla doğabilir.

 

♓ Balık (19 Şubat–20 Mart)

Ayın başında sosyal hayatınız hareketli. 3 Ocak romantik akşam için uygun, 18’inde arkadaşlarla buluşma zamanı. 17’sinden itibaren daha sakinleşiyorsunuz. 29’unda Neptün para alanınıza giriyor; yeni kazanç yolları bulabilirsiniz ama dikkatli olun.

 

#KoçBurcu #BoğaBurcu #İkizlerBurcu #YengeçBurcu #AslanBurcu #BaşakBurcu #TeraziBurcu #AkrepBurcu #YayBurcu #OğlakBurcu #KovaBurcu #BalıkBurcu #2026BurçYorumları #Astroloji #PauseDergi

Uzmanlar uyarıyor: Zayıflık takıntısı ölümcül olabilir

Günümüzde zayıflık idealinin giderek yaygınlaştığını belirten uzmanlar, kilo verme davranışının bazı bireylerde tehlikeli bir takıntıya dönüşebildiğini söylüyor.

Anoreksiya Nervoza’nın diyet yapıp kilo vermekten ileri bir durum olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Hastaların çoğunun kendilerini kilolu görmeye devam ettiklerini, ancak çevrelerindekilerin durumun ciddiyetini fark edebildiklerini dile getiren Prof. Dr. Erkmen, erken başvuru ve hastalığın kabul edilmesinin tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Hüsnü Erkmen,

Prof. Dr. Hüsnü Erkmen

Takıntılı kilo verme davranışına sahip kişiler vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmalı!

Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları var.” dedi.

Buraya gidenlerin zayıflamak için gittiğini, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ düşüncesinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkmen, “Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur. Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmek çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olur. Atalarımız söylemiş; ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek önemli. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek, bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” uyarısında bulundu.

Anoreksik zayıflık, beyindeki aksamalardan kaynaklanan ciddi bir psikiyatrik hastalık!

Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi.

Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe, bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu.

30 kilonun altı hastane yatışı gerektiren ciddi bir durum!

Anoreksiya Nervoza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi.

“Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti:

“Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.”

Tedavide başarıyı sağlamak için kişinin hastalığı kabul etmesi gerekir!

Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur, bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir.” dedi.

Anoreksiyada da benzer bir durum söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkmen sözlerini şöyle tamamladı:

“Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir.

Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerekir. 1-2 senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”

#Anoreksiya #Psikiyatri #SağlıkHaberi #ZayıflıkTakıntısı #RuhSağlığı #NPİstanbul #ÜsküdarÜniversitesi #ProfHüsnüErkmen #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sarıkamış’ta kristal kar ve müzik dolu kutlama

Sarıkamış’ın eşsiz kristal kar dokusu eşliğinde misafirlerini ağırlayan Duja Chalet Ski Center, 2026’ya müzik, eğlence ve unutulmaz anlarla merhaba dedi. Özenle hazırlanan yılbaşı programı, misafirlere dolu dolu bir gece yaşattı.

Duja Chalet Ski Center

Yılbaşı galasında sahne alması planlanan Celil Nalçakan’ın orkestrası olumsuz hava koşulları nedeniyle İstanbul’dan gelemeyince programda değişiklik yapıldı. Ancak bu durum eğlencenin temposunu düşürmedi. Nalçakan, Duja Chalet bünyesindeki müzisyenlerle sahneye çıkarak samimi ve keyifli kısa bir performans sundu. Sahne enerjisi ve misafirlerle kurduğu sıcak iletişim, gecenin en özel anlarından biri oldu.

Duja Chalet Ski Center

Gece boyunca; özel yılbaşı gala menüsü, canlı müzik performansları, DJ setleri, Kafkas dansları gösterisi, bar ve lounge alanlarında konsept eğlenceler ve gece yarısından sonra devam eden after party programlarıyla kutlamalar kesintisiz sürdü.

 

Profesyonel ekibi ve güçlü organizasyon yapısıyla Duja Chalet Ski Center, misafirlerine eğlenceli, güvenli ve akılda kalıcı bir deneyim sunarken, Sarıkamış’ta kış turizminin en özel adreslerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Duja Chalet Ski Center

#DujaChalet #Sarıkamış #YılbaşıKutlaması #TurizmHaberi #KışTurizmi #SkiCenter #CelilNalçakan #KristalKar #UnutulmazAnlar #PauseDergi

“Dişil enerji açık olduğunda hayata bilgelik, aşk, bolluk, bereket akar.”

Televizyon ekranlarından tanıdığımız, yazarlığıyla ilham veren, wellness ve yoga eğitmenliğiyle binlerce insana dokunan Ece Vahapoğlu, bugün artık “iyi yaşam” kavramının Türkiye’deki en güçlü seslerinden biri. Medya kariyerinden wellness dünyasına uzanan yolculuğunda disiplinini, iletişim gücünü ve sahne deneyimini yeni bir amaca yönlendiren Vahapoğlu, beden–zihin–ruh bütünlüğünü merkeze alan felsefesiyle modern insana dengeyi hatırlatıyor.
Pause Dergi için gerçekleştirdiğimiz özel kapak röportajında; içsel beslenmeden dişil enerjiye, kakao seremonilerinden nefes çalışmalarına kadar uzanan yaşam yolculuğunu, kişisel kırılma noktalarını ve wellness sektörünün geleceğine dair vizyonunu bizimle paylaştı.

Röportaj: Ahu Çağdaş

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Medya kariyerinden wellness alanına geçişteki kırılma noktanız neydi? O dönemki disiplin, bugünkü felsefenize nasıl bir temel sağladı?
Televizyon ve medya benim için güçlü bir iletişim alanıydı; ancak içimde hep insanlara gerçek dönüşüm sağlayan, onlara iyi gelen bir şeyler yapma arzusu büyüyordu. 30’lu yaşlarımda kendi iç yolculuğum başladıktan sonra gördüm ki; başarı sadece dış görünüşte ve şirket cirolarında değil, insanın beden–zihin–ruh bütünlüğünde saklı. Bu farkındalık, hayatımı daha derin bir amaca yönlendirdi. Medyada edindiğim disiplin, sahne duruşu ve güçlü iletişim becerileri ise bugün wellness alanında binlerce insanla buluşmamın temelini oluşturdu. Spor ve sağlıklı yaşam kültürünü yaymak istiyorum.

Savunduğunuz içsel beslenme tam olarak nedir ve günümüzün tükenmişlik hislerine karşı nasıl somut bir çare sunuyor?
İçsel beslenme; sadece tabağa değil, ruhun neye aç olduğuna da bakmaktır. Sevgiye mi? Desteğe mi? Özgürlüğe mi? Bedenimizi kaliteli gıdalarla beslerken ya da beslemezken; zihnimizi olumlu düşüncelerle, ruhumuzu minnetle, sosyal hayatımızı sağlıklı ilişkilerle beslemeyi savunuyorum. Bu yaklaşım modern insanın tükenmişlik haline bir çözüm oluyor.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Kakao seremonisi, modern insanın denge arayışına hangi derinlikleri sunuyor veya hatırlatıyor?
Kakao seremonisi, kalbi açan ve bizi öz şefkatle buluşturan kadim bir ritüel. Ben de uygulayıcısı olarak yaptığım seremonilerde katılımcıları daha üst bir enerji frekansına çıkarıp yukarıdaki ama aslında içimizdeki kaynakla buluşturuyorum. Kalp gözü açıldığı için niyetler daha kolay kabul oluyor. Modern insan hep “yapma” halinde; kakao ise “olma” haline davet ediyor. Unuttuklarımızı hatırlatıyor: Yavaşlık, duygu, sevgi, bağ ve birlik.

Dişil enerjiyi neden bu kadar önemsiyorsunuz?
Oğlum Efe’ye hamile kalmadan önce yaşadığım bir kayıp beni dişil enerjiyi aktive etmek konusunda uyandırdı. Çok araştırdım, okudum, uyguladım. Kitaplar yazdım. Çünkü dişil enerji; yaratıcı, sezgisel ve şefkatli tarafımız. Hızlı ve rekabetçi dünyada kadınlar sürekli eril enerjiyle ilerliyor ve öz doğalarından uzaklaşıyor. İyi yaşamın kalbinde dengelenmiş bir dişil güç var. Son kitabım ‘Dişil Enerji’de de bunun yollarını aktarıyorum. Aynı zamanda daha çok kadına ulaşmak için dişil enerji şifa uygulayıcısı sertifikam da tamamlanmak üzere.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Bunu kaybettiğini düşünen kadınlara öneriniz?
Kendilerine şefkatle dokunsunlar. Öz değerini hatırlasınlar. Toprağa bassınlar. Dans etsinler. Nefes alsınlar. Aynaya bakıp “Ben yeterim” desinler. Dişil enerji, dışarıdan alınan bir şey değil; hatırlanan bir öz. Dişil enerji açık olduğunda hayata bilgelik, aşk, bolluk, bereket akar.

Nefes çalışmalarında bahsedilen iç ses, insanı ilk duyduğunda en çok hangi korku ya da gerçekle yüzleştiriyor?
Sessizlik. Çünkü o sessizlikte kaçtığımız gerçeklerle, ertelenmiş duygularla yüzleşiriz. Zihne düşünceler gelir, odaklanmak güçleşir. İşte tam orada pratik başlar: Sürekli nefese geri dönmek.
Nefes, zihnin fırtınasında bize yönünü bulduran pusula gibi… Korkunun içinden geçtikçe özgürlüğün kapısı açılır.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Hayatınızda hiç tükendiğinizi hissettiğiniz bir dönem oldu mu? O dönemden çıkmanızı sağlayan tek şey neydi?
Evet olmuştur. Üstelik herkes güçlü görürken. Aynı anda çok şeye yetişmeye çalışırken ve hala idealist hedeflerde kalmaya çalışırken yoruldum. Beni ayağa kaldıran şey hem içime dönmek hem de hareket oldu. Her şey üst üste geliyorsa bir dur, sakinleş. Ama sporunu da eksik etme. Bedenimi ve ruhumu iyileştirdikçe sıkıntılar çözüldü.

Kırmızı çizginiz var mıdır?
Hak ettiğim değerin verilmediğini hissettiğim yerde durmam. Saygı, sınırlarıma çektiğim net bir çizgi.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Çabuk sinirlenir misiniz? Nasıl bir yapınız var?
Güçlü bir yapım var ama sabırsız olabiliyorum. Sinirlenince kısa bir süre sesim yükselebilir ama sonra sakinlerim. Eskiden istediğim şeyler istediğim zamanda olsun isterdim; ama hayat gösterdi ki ansızın planlar değişebilir. Anne ve babamı yakın zamanda birden kaybettim. Üstüne kanser olduğumu öğrendim. Çabuk toparladım hep ve yoluma devam ettim. İçimde tutmamayı, söylemeyi ve sınır koymayı öğrendim.

Dijital dünyanın mükemmel görünme baskısını nasıl yönetiyorsunuz? Kamera arkasında, dışarıya yansıtmadığınız en büyük mücadeleniz nedir?
Kamera önünde parlayan hayatlara herkes bakıyor, kamera arkasını az kişi biliyor… Yıllardır TV sektöründe de sosyal medyada da aktif biri olarak görünenle arkasının farklı olduğu zamanları biliyorum. Bazen bu bir anlamda profesyonellik. Ama ben sosyal medyada takipçilerime sürekli mükemmellik yerine gerçeklik iletiyorum. Genel olarak olumlu ve ilham veren şeyler paylaşıyorum. Şikayet etmiyorum. Kimi gün sahnede, kimi gün yorgun — ama her zaman Ece’yim.
En büyük mücadelem? Kendime yeterince şefkat göstermek.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Wellness’ı sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürdünüz. Bu sektörün önümüzdeki 5–10 yılda hangi alanlarda en hızlı büyüyeceği öngörülüyor?
Turizm, kurumsal sağlık, dijital eğitim & uygulamalar ve longevity (uzun yaşam) alanları çok hızlı büyüyecek. Ben de bu alanların hepsinde global projeler üretiyorum. Wellness alanı zaten büyüyor; daha da büyüyecek. İnsanlar da neyin değerli olduğunu ve nereye yatırım yapmak daha iyi onu anladı. Seni yoran tatiller, marka alışverişleri yerine deneyimsel ve seni dinlendiren uzaklaşmalar revaçta.

Türkiye’de wellness halen lüks olarak algılanıyor. Bu algıyı kırıp iyi yaşamı halka yayacak en etkili yol nedir?
Wellness temel bir insan hakkıdır. Ücretsiz toplu aktiviteler, şehir içi sağlıklı yaşam alanları, medya desteği ve toplum sağlığı projeleri bu algıyı kıracak güce sahip. Ben bunun için en az 15 yıldır uğraşıyorum; zamanında kamu ile de çalıştım.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Dağ, kar ve soğukla aranız nasıl?
Doğa beni hep yeniler. Zorlu koşullarda bedenimi keşfetmek zihnimi de güçlendiriyor. Dağda zaman geçirmek bana çok iyi gelir. Havası nefesimi yeniler. Hele bir tırmanış, yürüyüş, rota, hedef varsa her zirve, bana “yapabilirim” duygusunu yeniden hatırlatıyor. Dünyanın en zorlu yarışı Everest Maratonu’nda koşan ilk ve tek Türk olmanın gururunu hala yaşıyorum.

Saç ve makyaj rutininiz?
Doğalım. Gündelik hayatımda çok uzun zamanlar ayırmam. Her zaman bakımlıyım. Cildimi temiz tutarım. Yoga pratiğiyle nefes aldığım gibi yüz yogası da yaparım. Saçlarım düz; yıka çık halimle sokağa çıkabilirim. Makyajı hafif yapmayı severim. Sahne sunuculuklarımda ve hatta TV ekranında bile hafif makyaj tercih ederim.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Alışveriş tarzınız?
Planlı olduğum dönemler olduğu gibi özellikle seyahatlerde bir rahatlayıp spontan bir şeyler satın alıyorum.
Buzdolabımda ise hep: sebze & yeşillikler, yumurta, bitkisel sütler, avokado ve ham kakao bulunur.

Yorgunluğa karşı kişisel sınırlarınız?
Enerjimi korumayı öğrendim. “Hayır” diyebilmek, erken uyku, yoga, nefes, meditasyon ve Efe ile kaliteli zaman — benim en güçlü şarjım.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Bir destinasyonu wellness cenneti yapan unsurlar nelerdir? Keşfettiğiniz bir gezi rotasını paylaşır mısınız?
Sessizlik, doğa, yüksek kalite beslenme ve samimi insan bağlantısı. Yaz aylarında Bodrum’da yazlık evimdeyim.
Yurtdışı favorilerimden biri Bali — insanın ruhunu açan bir enerjiye sahip ve tam yogilere göre. Hatta Mart ayında Bali’de anne–çocuk kampı düzenliyorum.
Bir diğer özel rotam ise Bosna Piramitleri… Bahar aylarında şifası yüksek enerjisiyle orada meditasyon turum olacak.

Önümüzdeki yıllarda Türk wellness sektörünü dönüştürecek global trend?
Longevity — uzun ve güçlü yaşam bilimi.
Beyin, beden ve duygu dönüşümü bilimsel yöntemlerle yaşamın merkezine oturacak.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

10 yıl sonra Ece Vahapoğlu’nu nerede hayal ediyorsunuz?
Dünyanın dört bir yanında, binlerce kadına ilham veren global bilge bir kadın olarak hayal ediyorum. Konuşmalarım, seminerlerim, workshoplarım, kamplarım, kitaplarım ve dijital içeriklerimle dünyadayım.
Doğaya yakın, Efe’yle çokça seyahat eden, aşkı da bulmuş dengede bir yaşamda.

Tek öğüdünüz?
Kendinize dönün. Mutluluk dışarıda değil, içinizde filizleniyor. Ve hep şükredin.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Başarının sırrı nedir?
Tutku + disiplin + şükür.
Ne yapıyorsan kalbinle yap.
Ayrıca sürekli öğrenme hevesi ve ilham vererek paylaşmak — bilgiyi saklamak değil, çoğaltmak başarıyı gerçek kılar.

Yeni TV programınız başladı; nasıl gidiyor?
Ekranda iyi bir programda olmayı özlemiştim. Tam bana göre bir içerikle, programın adında bile ‘mutluluk’ geçen, gazeteciliğimi konuşturabileceğim formatta, seçkin konuklarla samimi ve pozitif bir sohbet. 360TV’de ‘Ece Vahapoğlu ile Mutluluk için’ sert gündemden uzak, ilham ve mutluluk veren bir lifestyle format. Stüdyo dekoru, ekip, izleyici geri dönüşleri her şey çok güzel enerjide.
Eklemek istedikleriniz.
Benim için iyi yaşam bir hedef değil; her gün seçtiğimiz bir yol.
Okuyucuların bu yola sevgiyle adım atmasını diliyorum.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

#EceVahapoğlu #PauseDergi #KapakRöportajı #Wellness #Yoga #İçselBeslenme #DişilEnerji #Mutlulukİçimizde #Lifestyle #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sıkıcı, baskıcı ve sürdürülebilir olmayan diyetlere son!

Her yeni yıl öncesi ‘bu kez çok kararlıyım’ diyerek diyet için kolları sıvıyor ancak bir türlü ideal kilonuza ulaşma mutluluğunu yaşayamıyor musunuz? Üstelik diyet süreciniz sıkıcı, baskıcı kısıtlamalarla psikolojinizi olumsuz etkiliyor, bıraktığınız anda da, verdiğiniz kiloları çok daha hızlı geri alarak en başa mı dönüyorsunuz? Moralinizi bozmayın, zira sürdürülebilir bir diyet ve düzenli egzersizle hem sağlıklı hem kolay kilo vermek mümkün! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kısa sürede hızlı kilo vermeyi vadeden katı diyetler aslında sizi hedefinizden uzaklaştırarak motivasyonunuzu kaybetmenize yol açar. Yeni yılda formda kalmanın asıl yolu; katı, düşük kalorili planlanan geçici diyetler değil, sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazanmak ve düzenli egzersiz yapmaktan geçiyor. Bu nedenle mucize beklemeden, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla hem ideal kilonuza ulaşıp formunuza kavuşabilir, hem de bağışıklık sisteminizin güçlendiğini, enerjinizin yükseldiğini ve yaşam kalitenizin iyileştiğini hissedebilirsiniz” diyor. Peki sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları neler olmalı? Beslenme ve Diyet Uzmanı Çelik, sürdürülebilir ve sağlıklı bir diyet için 7 altın öneride bulundu…

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

  • Yasaklamayın, denge sağlayın

Öncelikle besinleri ‘yasaklı’ diye etiketlemeyin. Aşırı kısıtlayıcı bir şekilde besinleri yasaklı sınıfına koyduğunuzda, olası bir ‘kaçamak’ durumunda suçluluk hissine kapılır ve kontrolünüzü bir süre sonra kaybettiğinizi görebilirsiniz. Ayrıca bir süre bu besinlerden uzak dursanız da, zamanla daha güçlü tüketme arzusuna kapılabilirsiniz. Kısıtlayıcı, kendinizi aç bırakan davranışlar hem metabolizma üzerinde olumsuz bir etki yaratır hem de sağlıksız bir beslenme döngüsüne yol açar. Oysa sağlıklı beslenme, tüm besin gruplarının dengeli porsiyon ve tüketim sıklığı düzenlenerek yönetilmesiyle yaşam tarzı alışkanlığına dönüşür.

  • Tüketmemek için, almayın!

Sürdürülebilir diyette çevresel faktörler çok önemlidir. Paketli ürün, gazlı içecek ve fast-food gibi gıdaları almayın. Elinizin altında olduğunu bilirseniz, hele de stresli dönemlerinizde bir anda kendinizi bu ürünleri tüketirken bulabilirsiniz. Alışverişe çıkmadan önce liste hazırlayın ve özellikle rafine şeker içeren ve yüksek yağlı paketli ürünleri listenize eklemeyin. Bu besinleri yeme istediğiniz kontrol edemeyeceğiniz ulaştığında, mevsimine göre 1 porsiyon taze meyve yanında 2 tam ceviz veya 6-8 adet çiğ badem tüketebilirsiniz. Tatlı isteğiniz çok yoğunsa laktoksuz sütlü bir kahve ve 2 adet kuru kayısı veya kuru erik tüketmek iyi bir tercihtir.

  • Lifli beslenin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Kilo vermekte zorlanan kişilerin yetersiz lif aldıklarını gözlemliyoruz. Oysa bol lifli besinler tokluk süresini artırırken, metabolizmayı hızlandırır. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıllı ürünler, kurubaklagiller, yağlı tohumlar vb lif içeriği yüksek gıdalar sindirim sistemi için oldukça önemlidir. Sağlıklı bir sindirim sistemi ise açlık-tokluk sinyallerinin kontrolüne destek olur. Örneğin; ana yemekte salata yemek ya da ara öğünlerde taze meyve ve yağlı tohum tüketmek ani kan şekeri dalgalanmalarını azaltarak gün içinde ani açlık krizlerinin, dolayısıyla fazla kalori alımının da önüne geçer” diyor.

  • Su tüketimine dikkat edin

Sağlıklı yaşam tarzı denilince olmazsa olmazlardan biri şüphesiz su tüketimi. Yeterli miktarda içilen su, metabolizmanın sağlıklı çalışması ve vücut fonksiyonlarının düzenlenmesi için şarttır.  Ayrıca, yeterli su içilmezse, susuzluk hissi açlıkla karışabilir ve bu durum fazla kalori alımına yol açabilir. Miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte, gün boyunca düzenli aralıklarla su içmek ana hedeflerinizden biri olmalıdır. Vücudunuzda yeterli su bulunduğunu idrarınızın renginin açık olmasından anlayabilirsiniz. Çay ve kahve gibi içecekler suyun yerine geçmez aksine vücuttan su atılmasına neden olur. Suyun yanı sıra kefir ya da ayran gibi içecekler tüketmeniz faydalıdır.

  • Metabolizma hızını artıran besinlerden faydalanın

Yeni yılda öğünlerinize ekleyeceğiniz bazı besinler metabolizmada bazı değişiklikler yaparak  yağ yakımına yardımcı olabilir. Bu da kısıtlayıcı olmadan sürdürülebilir bir tabak içeriği ile sağlıklı beslenme hedefinizi destekler. Hiçbir besinin mucizevi bir etkisi yoktur ama sağlıklı bir beslenme planı içerisinde metabolizma hızınızı artırmaya katkı sağlayabilirler. Örneğin; -tüketmenizde herhangi bir sakınca olmadığı doktorunuz tarafından belirtilmişse- aşırıya kaçmamak şartıyla kırmızı biber, tarçın, zencefil, zerdeçal gibi baharatlar, turunçgiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, kahve ve yeşil çay tüketmeniz destek olacaktır.

  • Proteine çok önem verin

Yeterli ve dengeli protein alımı metabolizmanın korunması ve tokluk hissinin artırılması açısından kritik öneme sahiptir. Ancak protein alımını tek öğünde fazla miktarda değil, gün içerisine yayarak gerçekleştirin. Bu yöntem, özellikle iştah kontrolü ve gün boyu enerjinin dengeli kalmasına yardımcı olur. Yumurta, et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal kaynaklı proteinlerle birlikte bitkisel protein açısından zengin kurubaklagillerin tüketilmesi kas kütlesinin korunmasına da katkı sağlayarak ağırlık kaybı sürecinde yağ kaybını destekler.

Burada önemli olan bir diğer konu; bu gıdaların yağlı kısımlarını ayırmak (örneğin; tavuğun derisi, kırmızı etin beyaz yağlı kısımları gibi) ve doğru pişirme yöntemleriyle (kızartma değil ızgara ya da buğulama, haşlama) tüketmektir.

  • Sosyal hayat

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik “Yeni yılda sürdürülebilir diyet için, sosyal hayatla beslenme arasındaki dengeyi kurabilmek kritik önem taşır. Dışarıda yediğiniz bir yemek ya da tatlı tek başına ağırlık artışının ya da sağlıksız beslenmenin nedeni olamaz. Sosyal ortamlardan kaçınmanız gerekmez. Sonrasında katı kısıtlamalara gitmek, öğün atlamak ise kan şekeri dengenizi bozarak daha da acıkmanıza neden olur. Yapılması gereken; gerçekçi ve uzun vadede sürdürülebilir bir denge oluşturmaktır. Dengeli ve sürdürülebilir yaklaşım için yapılması gereken şey; rutininize geri dönmek, yeterli protein, lif ve sağlıklı karbonhidratların olduğu dengeli tabak modeli oluşturmak, yeterli su içmek ve hareketi artırmak olmalıdır. Bu sayede hem metabolik dengeyi korur hem de beslenmeyle olan ilişkinizin cezalandırıcı değil, destekleyici olmasını sağlayabilirsiniz” diyor.

#İdealKilo2026 #SağlıklıBeslenme #SürdürülebilirDiyet #KolayKiloVerme #EgzersizVeBeslenme #FormdaKal #YaşamKalitesi #EnerjiVeBağışıklık #PauseDergi #YeniYılKararları

 

Yılbaşı sofrasında sağlık ve denge

Egepol Hastaneleri Uzman Diyetisyeni Cansu Kahraman, yılbaşında asıl amacın vücudu yormayan, bağışıklığı destekleyen ve sindirimi zorlamayan bir sofra kurmanın önemli olduğunu söyledi.

Zengin yılbaşı sofralarının yüksek kalori açısından risk oluşturduğunu belirten Kahraman,  fonksiyonel beslenme yaklaşımına göre “ne yediğimiz” kadar, “vücudumuzun bu yiyeceklere nasıl yanıt verdiğine de dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman

Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman

GÜNE HAFİF BAŞLAYIN

Uzman Diyetisyen Cansu Kahraman, yılbaşı akşamında genellikle planlanandan daha fazla yemek tüketildiği için günün ilk öğünlerini hafif tutmanın faydalı olduğunu vurguladı.

Kahraman, kahvaltıda yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, pancar, yeşillik, tercih edilmesini ve hamur işinden uzak durulması gerektiğini söyledi.

Cansu Kahraman, şu bilgileri verdi:Uzun süren yılbaşı gecelerinde en sık yapılan hatalardan biri, basit karbonhidrat ağırlıklı beslenmektir. Beyaz unlu ürünler ve şekerli tatlılar kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açar. Bunun yerine; protein, sağlıklı yağ ve lif içeren tabaklar tokluk süresini uzatır ve gece boyunca enerji düşüşlerini engeller. Hindi, balık, kırmızı et zeytinyağlı sebzeler ve bol yeşillik bu dengenin temelini oluşturur. Fonksiyonel beslenmede bağırsağın rolü büyüktür. Alkol, ağır soslar ve fazla şeker, bağırsak florasını olumsuz etkileyerek şişkinlik ve gaz şikayetlerini artırır. Sofrada yoğurt, kefir, fermente sebzeler ve sarımsak, soğan gibi prebiyotik kaynaklara yer vermek sindirim sistemini destekler”

ALKOLÜN MİKTARI KADAR, ZAMANLAMASI DA ÖNEMLİ

Alkolün türünden çok, ne kadar ve ne ile birlikte tüketildiğinin de önemli olduğuna dikkat çeken Cansu Kahraman sözlerine şöyle devam etti: “Aç karnına alınan alkol, kan şekeri düşüşüne ve ertesi gün halsizliğe yol açar. Her kadeh alkol alımı arasında su içmek, yanında protein ve lif tüketmek vücudun yükünü azaltır. Tatlı yılbaşının vazgeçilmezi olabilir; ancak şerbetli ve yoğun şekerli seçenekler yerine, bitter çikolata, hurma, meyve bazlı veya sütlü tatlılar tercih edilebilir. Tarçın ve kakao gibi kan şekerini dengeleyici baharatlar bu noktada önemli destekçilerdir. Yılbaşı sonrası aç kalmak veya “detoks” adı altında tek tip beslenmek yerine; bol su, sebze ağırlıklı tabaklar ve hafif yürüyüşlerle vücudu dengeye almak çok daha etkilidir. Fonksiyonel beslenme, kısa süreli çözümlerden değil, sürdürülebilir alışkanlıklardan yanadır. Yeni yıl dileklerimiz sağlıklı, dengeli ve iyi hissettiğimiz bir bedenle başlar. Sofrada yasaklar değil; bilinçli tercihler olmalıdır”

#YılbaşıSofrası #FonksiyonelBeslenme #SağlıklıYaşam #BağışıklıkGücü #EgepolHastaneleri #DiyetisyenÖnerisi #PauseDergi

LÖSEV’den lösemili çocuklara yılbaşı coşkusu

LÖSEV, her yıl olduğu gibi bu yıl da lösemili çocuklar ve aileleri için anlam dolu yılbaşı etkinlikleri düzenledi. İstanbul’un iki yakasında gerçekleştirilen partilerde çocuklar müzik, dans, sihirbaz gösterileri ve sürpriz hediyelerle doyasıya eğlendi. Etkinliklerde dilekler ağaçlara asıldı, yeni yıl pastası kesildi.Vakfın yetkilileri, “Uzun soluklu bir mücadele olan lösemi ve kanserde moral ve motivasyon her şeyden önce gelir. Çocuklarımızı ve ailelerini yalnız bırakmıyoruz, dayanışma ruhuyla umut dolu bir gelecek için yanlarındayız” açıklamasında bulundu.

27 yıldır lösemili çocukların tedaviye erişiminde karşılaştıkları zorluklara çözüm üreten LÖSEV, bugün aldığı bağışlarla hem çocuklara hem de yetişkin kanser hastalarına destek olmaya devam ediyor.

LÖSEV, maddi yardımların ötesinde, manevi desteklerle hastaların moral ve motivasyonunu yüksek tutuyor. LÖSEV’e destek olmak isteyen herkes 0312 447 06 60 numaralı telefonu arayarak ya da tek tıkla www.losev.org.tr adresinden online bağışta bulunabiliyor.

#LÖSEV #YeniYılCoşkusu #LösemiliÇocuklar #UmutVeDayanışma #AktüelHaber #PauseDergi

Otokar Tunland V9’un 4×2 versiyonu satışta

Türkiye’nin öncü otomotiv üreticisi Otokar, pick-up segmentindeki ürün yelpazesini genişletiyor. Full-size boyutu, mild-hibrit motoru ve üst düzey konforuyla dikkat çeken Foton Tunland V9’un 4×2 versiyonu, rekabetçi fiyatıyla kullanıcılarla buluşuyor.

Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar’ın geliştirdiği Tunland V9 serisi, 4×4 versiyonuyla aynı premium özellikleri taşıyan yeni 4×2 modeliyle şehir içi kullanımda da pick-up keyfini yaşatmayı hedefliyor.

Premium Konfor Avantajlı Fiyatla

Tunland V9 4×2, kaslı duruşu ve keskin LED farlarıyla güçlü bir görünüm sergilerken; panoramik cam tavan, ısıtmalı-soğutmalı sürücü koltuğu ve gelişmiş yalıtım mühendisliğiyle SUV konforunu pick-up segmentine taşıyor. 14.6 inç HD multimedya ekranı, sesli komut teknolojisi, şerit takip ve yorgunluk algılama sistemleriyle sürüş güvenliği artırılıyor.

Güçlü Hibrit Motor ve 8 İleri Şanzıman

2.0 litrelik dizel motorla entegre çalışan 48V hibrit sistem, toplamda 450 Nm tork üretiyor. Elektrik motoru anlık güç taleplerine yanıt vererek yakıt verimliliğini yükseltiyor. Küresel ölçekte kendini kanıtlamış ZF 8 ileri otomatik şanzıman ve çok noktadan bağlantılı süspansiyon sistemi, SUV standartlarında yol tutuş sağlıyor.

Güvenlik ve Teknoloji Bir Arada

Tunland V9 4×2; Adaptif Hız Sabitleyici, Şerit Takip Asistanı, Otomatik Acil Frenleme, 6 hava yastığı ve aktif güvenlik sistemleriyle segment standartlarını yükseltiyor. Türkiye pazarında 8 farklı gövde rengi ve iki premium iç mekân kombinasyonuyla satışa sunuluyor.

#Otokar #TunlandV9 #PremiumPickup #SUVKonforu #HibritMotor #ZFŞanzıman #OtomobilHaberi #EkonomiHaberi #PauseDergi

Mustafa Batıbeniz’den gelecek kurgusu

Disiplinlerarası çalışmalarıyla dikkat çeken sanatçı Mustafa Batıbeniz, yeni kişisel sergisi “Sömürgecilik Sonrası İnsansıları” ile Lefkoşa’daki ARUCAD Art Space’te sanatseverlerle buluşuyor.

Kıbrıs’ın sömürgecilik sonrası hafızasından yola çıkan sergi, sinema, mimari ve modadan ilham alan hibrit insansı figürlerle alternatif bir evren kuruyor. Mutasyon geçirmiş bedenler, mimariyle kaynaşan formlar ve retro-fütüristik atmosfer; kimlik, beden ve hafıza üzerine düşündürüyor.

Sergi, 23 Aralık 2025 – 31 Ocak 2026 tarihleri arasında ARUCAD Art Space’te ziyaret edilebilir.

#MustafaBatıbeniz #SömürgecilikSonrasıİnsansıları #ARUCADArtSpace #LefkoşaSanat #ÇağdaşSanat #PauseDergi

Moda ve teknoloji bir arada

Fiat, sınırlı sayıda üretilen 500e Giorgio Armani Collector’s Edition’ı Türkiye’de satışa sundu. 2.019.900 TL’den başlayan fiyatıyla showroomlarda yerini alan model, Armani’nin haute couture estetiğini Fiat’ın ikonik şehir otomobiliyle buluşturuyor.

Özel Verde Scuro (koyu yeşil) ve Grej (gri-bej) renk seçenekleri, GA logolu jantlar ve zarif monokrom tasarım öne çıkıyor. Tam LED farlar, cam tavan, JBL ses sistemi ve 10,25 inç dokunmatik ekran gibi teknolojik donanımlar dikkat çekiyor. 87 kW gücündeki elektromotor, 320 km menzil sunarken Seviye 2 sürüş destek sistemi güvenliği artırıyor.

#Fiat500e #GiorgioArmani #CollectorEdition #ElektrikliOtomobil #ModaVeOtomotiv #PauseDergi