Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Yarım asırlık rock yolculuğu yeni albümde

Türkiye’nin en köklü rock gruplarından 21.Peron, yarım asrı aşan müzikal yolculuğunu yeni albümü “Yeni 1973” ile bugünün dinleyicisine taşıyor. Albüm, çift 33’lük uzunçalar formatında ve tüm dijital platformlarda On Air Music Co. etiketiyle yayımlandı.

1973’te kurulan grup; saykodelik ve progresif rock’ı klasik müzik unsurları ve Anadolu ezgileriyle birleştiren özgün tarzıyla tanınıyor. 1975’te “Ümit Veren Grup” ödülünü alan, 1977’de Petruşka balesini senfonik rock formunda sahneleyen ve 1979 Eurovision Türkiye elemelerinde halk jürisinin birincisi olan 21.Peron, Türkiye rock tarihine damga vurmuş bir grup olarak öne çıkıyor.

Yeni albüm, daha belirgin saykodelik-progresif motifler, çok sesli vokaller ve organik tınılarla dikkat çekiyor. Kapak tasarımı grubun basçısı Cenk Dereli tarafından hazırlandı. Parçalar 2016–2023 yılları arasında İzmir’de kaydedildi, vinil baskı için özel mastering uygulanarak dinamik aralık korundu.

#21Peron #Yeni1973 #TürkRock #SaykodelikRock #ProgresifRock #VinilAlbüm #OnAirMusic

KOAH’nın en önemli nedeni; sigara ve pasif içicilik!

Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH’nın (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) en önemli nedenini sigara, puro, pipo, nargile ve elektronik sigara kullanımı ile pasif içicilik yani bu maddelerin dumanına maruz kalmak oluşturuyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim “Son yıllarda hızla yaygınlaşan KOAH, solunum yollarında kalıcı tıkanıklık ve nefes darlığına yol açan, ilerleyici bir hastalıktır. Belirtileri arasında sürekli ve şiddetli öksürük, balgam ve nefes darlığı bulunan KOAH, günümüzde dünya genelinde 40 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10’unda görülmektedir” diyor. Prof. Dr. Tülin Sevim, 19 Kasım Dünya KOAH Günü kapsamında yaptığı açıklamada, gençler arasında da özellikle sigara ve e-sigara  kullanımının artması sonucu, tehlikenin hızla yaygınlaştığı KOAH hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tek bir sigaranın dumanında 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve 70 tanesi de kanser yapıcı madde sınıfında yer alıyor. Üstelik, yapılan çalışmalar; sigara kullanmayıp, pasif içiciliğe maruz kalmanın da zarara yol açabildiğini ortaya koyuyor. O zararlardan birinin de, dünyada ölüm nedenleri arasında üçüncü sırada yer alan KOAH yani Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olduğunu vurgulayan Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tülin Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan birçok çalışmada; aktif sigara içiminin KOAH gelişimi için en önemli risk faktörü olduğu kanıtlanmıştır. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; pasif içiciliğin de KOAH gelişimine neden olduğu gösterilmiştir. 25 bin 592 hastayı kapsayan bir meta-analizde pasif içicilerde KOAH gelişme riskinin, pasif içici olmayan kişilere göre 2,25 kat arttığı saptanmıştır. Pasif içicilik yılda 1,2 milyon insanın ölümüne yol açmaktadır.”

Prof. Dr. Tülin Sevim

Prof. Dr. Tülin Sevim

Pasif içicilik çocukları da, gençleri de vuruyor!

Pasif içicilik, başkalarının içtiği tütün ürününden (sigara, puro, pipo, nargile vb) kaynaklanan dumanın solunması anlamına geliyor. Pasif içiciliğin özellikle çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar verdiğini belirten Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Sigara dumanına maruz kalındığında; gözlerde tahriş, sulanma, yanma, baş ağrısı, burunda rahatsızlık, öksürük, boğaz ağrısı, nefes darlığı ve astım hastalığının alevlenmesi gibi şikayetler hemen ortaya çıkabilmektedir. Ebeveynleri sigara içen veya sigara içilen ortamlarda bulunan bebek ve çocuklar en riskli gruptur. Pasif içicilik çocukların akciğerlerine ve bağışıklık sistemine büyük zarar vermektedir, ani bebek ölümleri daha sık görülmektedir. Bu çocuklarda akut solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı ve astım atağı yaşıtlarına göre daha sıktır. İleri yaşlarda da akciğer hastalığına yakalanma riskleri daha fazladır. Pasif içicilik erişkinlerde de; kalp hastalığı, felç (inme), akciğer kanseri ve KOAH gibi hastalıklar için risk oluşturmaktadır. Sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kalan kişilerde koroner arter hastalığı riski yüzde 25–30 artmıştır. Bu kişilerde felç riskinin de yüzde 20-30 arttığı bildirilmektedir.”

Elektronik sigaranın yıkıcı tahribatı çok yüksek!

Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin, son 10 yıl içinde tütün endüstrisi tarafından dünya genelinde ‘daha az zararlı’ olarak pazarlandığını ancak yapılan çalışmaların bunun tam tersine işaret ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim şöyle konuşuyor: “Yapılan araştırmalarda; elektronik sigaralarda 16 binden fazla çeşit tatlandırıcı saptanmıştır. Araştırmalarda, elektronik sigarayı denemiş gençlerin ve çocukların, daha sonra sigara içmeye başladığı; daha önce sigara içip bırakan yetişkinlerin ise elektronik sigara kullandıklarında yeniden sigaraya başlama risklerinin 4-6 kat arttığı gösterilmiştir. Elektronik sigara kullanan gençlerin sigara, esrar gibi diğer bağımlılıklara geçiş yaptığı da bildirilmektedir. Bu veriler, elektronik sigaraların, nikotin bağımlılığının sürmesine yol açtığının kanıtıdır. Nikotin, eroin, kokain gibi maddelerle eşdeğer bağımlılık gücüne sahip bir maddedir. Bu ürünlerin, en az geleneksel tütün ürünleri kadar ciddi boyutlarda sağlık zararları vardır.”

Akciğerden kalbe, kanserden inmeye!

Elektronik sigaralarda bulunan toksik kimyasal maddelerin solunum yollarında inflamasyon, bronşit, astım ve EVALI hastalığına neden olduğunu belirten Prof. Dr. Tülin Sevim “EVALI, elektronik sigara/vaping kullanımına bağlı gelişen akut akciğer hasarıdır ve ölüme neden olabilmektedir. Elektronik sigaranın zararları solunum yolları ile sınırlı kalmamaktadır” diyor. Elektronik sigara kullanımının pıhtılaşma bozuklukları, hipertansiyon, kalp hızının artması, ateroskleroz, mide bulantısı, ağız kuruluğu, kas titremesi, baş dönmesi, baş ağrısı, uyku bozuklukları gibi daha birçok soruna yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Sevim sözlerine şöyle devam ediyor: “Deneysel veriler, uzun süreli elektronik sigara kullanımının karaciğer, kalp ve böbreklerde hasara neden olduğunu göstermektedir. Elektronik sigaralarda yer alan aromatikler, sadece kendi başlarına bile, hücre ölümüne yol açabilmektedir. Ayrıca çalışmalarda elektronik sigara kullananlarda akciğer kanserinin kullanmayanlara göre daha sık görüldüğü gözlenmiştir. Dünya genelinde elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, daha önce sigara içmemiş gençler arasında hızla artmaktadır.”

#KOAH #KronikObstrüktifAkciğerHastalığı #DünyaKOAHGünü #SigaraZararlıdır #Pasifİçicilik #AkciğerSağlığı #SolunumHastalıkları #SağlıkHaberleri #AcıbademTaksim #TülinSevim #ToplumSağlığı #Esigara #Nargile #HalkSağlığı

Four Seasons’ta 2026’ya zarif başlangıç

Four Seasons Hotels Istanbul, yılın en büyüleyici günlerinde misafirlerini iki farklı atmosferde ağırlıyor. Tarihi zarafet ve Boğaz’ın büyüsü, yeni yılı unutulmaz kılarken oteller, özel dekorasyonları ve sürprizleriyle misafirlerine eşsiz bir deneyim sunuyor.

Four Seasons Hotel Bosphorus, 31 Aralık’ta Şevval Sam’ın sahne alacağı “Yeni Yıl Galası” ile misafirlerini karşılıyor. Aynı gece AQUA Restaurant’ta “Moonlight Soiree” menüsü eşliğinde Boğaz manzarasında kutlama yapılacak. Özel igloo’lar, buz temalı bar alanları, lazer şovları ve DJ performanslarıyla eğlence zirveye taşınacak. Ayrıca Aralık boyunca Raclette akşamları, “Festive Pop-Up” mağazası ve “Gingerbread House Yapımı” etkinlikleriyle misafirler için farklı deneyimler sunulacak.

Four Seasons Hotel Sultanahmet ise “Silver Spark” konseptiyle düzenlenecek gala yemeğinde seçkin menüsü ve canlı performanslarla yılın son gecesini unutulmaz kılacak. Lingo Lingo Lounge & Bar’daki geri sayım etkinliği ve yılın ilk gününde AVLU Restaurant’ın ikonik brunch’ı misafirlere keyifli bir başlangıç sunacak. Aralık boyunca “Royal Festive Tea Time” ve Noel yemekleri de tarihi atmosferde özel bir deneyim yaşatacak.

#FourSeasonsIstanbul #YeniYıl2026 #Bosphorus #Sultanahmet #ŞevvalSam #YılbaşıGalası #MoonlightSoiree #FestiveSeason #İstanbulEtkinlikleri #LuxuryLifestyle

Hüseyin Tatlı “Artık Şarkılarım Konuşacak”

Arabesk müziğin efsane ismi İbrahim Tatlıses’in kardeşi Hüseyin Tatlı, müzik piyasasına hızlı bir geri dönüş yaptı. “Ah Ulan Ah” ile büyük yankı uyandıran genç sanatçı, Kasım ayının ilk haftasında yayımladığı Kürtçe şarkı “SEV” ile müzikal yolculuğunda yeni bir sayfa açtı.

“Artık konuşan ben değil, şarkılarım olacak” diyerek iddialı bir çıkış yapan Tatlı, arka arkaya gelen projeleriyle müzik camiasında “Yeni bir Tatlıses rüzgârı mı esiyor?” sorularını gündeme taşıdı. Görünen o ki Hüseyin Tatlı, önümüzdeki dönemde magazin dünyasında adından daha çok söz ettirecek.

#HüseyinTatlı #AhUlanAh #SEV #YeniŞarkı #MüzikDünyası #TatlısesRüzgarı #Arabesk #KürtçeŞarkı #Magazin

Ülkemizde her yıl yaklaşık 150 bin bebek prematüre doğuyor!

Prematüre doğum dünya genelinde ve ülkemizde çok önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Yenidoğan bebek ölümlerinin yanı sıra uzun vadeli sağlık sorunlarının başlıca nedenlerinden biri olan prematüre doğumlar, aynı zamanda aileleri, toplumu ve ekonomiyi etkileyen çok yönlü sonuçlara neden olabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada tüm doğumların yaklaşık yüzde 10’u preterm doğum olarak gerçekleşiyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Sorumlu Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, dünyada her yıl yaklaşık 15 milyon bebeğin vaktinden önce dünyaya geldiğine dikkat çekerek, “Türkiye İstatistik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı verileri de ülkemizde prematüre doğum oranının yüzde 10-12 arasında seyrettiğini ortaya koymaktadır. Buna göre, Türkiye’de her yıl 130-150 bin bebek prematüre olarak dünyaya gözlerini açmaktadır” diyor. Yürekleri ferahlatan haber ise geçmişte yaşama şansı çok düşük kabul edilen prematüre bebeklerin artık çok daha yüksek bir oranda hayata tutunabilmeleri.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Neonatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, prematüre bebeğin sağlıklı bir şekilde yaşatılmasının çok büyük bir emek, sabır ve incelik isteyen oldukça uzun bir süreç olduğunu belirterek, “Bu süreçte en önemli kilometre taşları gelişmiş bir yenidoğan yoğun bakım ünitesinin yanı sıra bilgili, tecrübeli, kalplerinde insan ve bebek sevgisi, şefkat, merhamet, sabır, dikkat, özen ve fedakarlık hissi olan hekimler, hemşireler ve yardımcı sağlık personelidir. Yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu olduktan sonra özellikle 3 yaşına kadar olan dönem çok önemli olup, anne ve babanın işbirliği, bakımı, ilgisi ve sevgisi prematüre bebeklerin sağlıklı çocuklar olarak büyümeleri için çok önemlidir” diyor.

Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar

Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar

En önemli nedeni riskli gebelik!

Normal gebelik süresi 37-42 hafta arasında oluyor. Gebeliğin 22. haftası ile 37. haftasından önce doğan bebekler “prematüre bebek” olarak adlandırılıyor. Prematüre doğumların en önemli nedeni ise yüksek riskli gebelikler. Annenin küçük ya da ileri yaşta olması, sık gebelik ve doğum, yetersiz beslenme, yetersiz gebelik izlemi, çoğul gebelikler, enfeksiyonlar, kronik veya gebelikte ortaya çıkan hastalıklar (hipertansiyon, preeklampsi, diyabet vb.) tütün ve bağımlılık yapıcı madde kullanımı gibi etkenler de prematüre doğum riskini arttırıyor.

Yaşam oranlarında belirgin artış görülüyor

Dünyada ve ülkemizde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nın bir yandalı olan Neonatoloji (yenidoğan sağlığı ve hastalıkları) alanında yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler prematüre bebeklerin yaşama şansını belirgin şekilde artırıyor.  Neonatologların sayılarının artması, ülke genelinde fizik-teknik ve personel altyapısının çoğalması, gelişmiş yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin kurulması ve daha pek çok etken, prematüre bebeklerde yaşama şansını yükselten etkenleri oluşturuyor. Türk Neonatoloji Derneği’nin her yıl ülkemizde yaklaşık 60 hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesi verileriyle yaptığı istatistiklere göre; 2024 yılında  prematüre bebeklerde yaşama oranlarında dikkat çeken artışlar kaydedildi.

Gebelik haftasına göre yaşama oranları

Aşağıdaki veriler, gebelik haftası arttıkça yaşam şansının oldukça yükseldiğini ortaya koyuyor.

  • 22-24 hafta: Yüzde 31
  • 25-26 hafta: Yüzde 64
  • 27-28 hafta: Yüzde 82

Doğum ağırlığına göre yaşama oranları

Özellikle 1000 gram üzerindeki bebeklerde yaşama oranlarının yüzde 94’e ulaşması, yenidoğan bakımındaki ilerlemelerin ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

  • <500 gr : Yüzde 19
  • 500-749 gr: Yüzde 47
  • 750-999 gr: Yüzde 74
  • 1000-2499 gr: Yüzde 94

En etkili önlem sağlıklı bir gebelik sağlamak

Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, prematüre bir bebekte gelişebilecek komplikasyonları önlemek veya azaltmak için en önemli önlemin öncelikle sağlıklı bir gebelik sürecini sağlamak olduğunu belirtiyor. Annenin gebelik öncesinde, sırasında ve sonrasında Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimi tarafından düzenli aralıklarla tıbbi izleminin yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, alınması gereken diğer önlemleri şöyle özetliyor: “Anne adayının doğru beslenmesi, alkol ve sigaradan uzak durması, hipertansiyon, enfeksiyon ve diğer tıbbi durumların erken tedavi edilmesi, erken doğum riskinin ortaya çıkması halinde doğumun geciktirilmesi için ilaç tedavisi, olası enfeksiyon varlığında antibiyotik tedavisi, anneye prematüre bebekte gelişebilecek akciğer hastalıklarının riskini azaltan steroid iğnesinin yapılması gibi  yaklaşımlar önem taşımaktadır.”

3 yaşına kadar yaşıtlarına ulaşabiliyor, ancak…

Prematüre bebeklerin büyük çoğunluğu üç yaşına kadar, bir bölümü de ergenlik çağında kendi yaşıtlarının fiziksel ve nörogelişimsel durumuna ulaşabiliyorlar. Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, ancak anne karnındaki dönemde ve yenidoğan döneminde ciddi solunum, nörolojik ve enfeksiyon hastalıklarından etkilenen prematüre  bebeklerde yaşam boyu sürebilecek sorunların görülebileceğini anlatarak, “Bu nedenle, özellikle yüksek riskli prematüre bebeklerin yenidoğan yoğun bakım ünitesinden taburcu edildikten sonra birçok  açıdan multidisipliner bir uzman grubu tarafından düzenli olarak izlenmeleri ve fizik tedavi, beslenme güçlüklerine yönelik tedaviler,  nörogelişimsel tedaviler, görme ve işitme sorunlarına yönelik tedaviler ile özel eğitim gibi gerekli tedavi yaklaşımlarının erkenden başlatılması gerekmektedir” bilgisini veriyor.

Hayati önem taşıyan 7 kural!

Prematüre bebeklerde hastaneden taburculuğun ardından ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken pek çok önemli nokta var. Prof. Dr. Ayşe Korkmaz Toygar, hayati önem taşıyan önerilerini şöyle sıralıyor:

  • Bebeğin günlük bakımında el temizliğine çok dikkat edilmesi.
  • Özellikle üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarından korunması için gerektiğinde maske takılması.
  • Bebeğin öpülmemesi, hasta olan kardeşlerden ve kişilerden uzak tutulması.
  • Bağışıklığın güçlenmesi ve nöropsikolojik gelişimi için mümkünse özellikle anne sütü ile beslenmesi.
  • Düzeltilmiş yaşına uygun şekilde ek gıdalara geçildikten sonra aşırıya kaçmadan temel besin öğelerini alacak şekilde beslenmesi.
  • Evde anne ve babanın birlikte sıcak bir ilgi ve sevgi ortamı oluşturmaları.
  • Taburculuk sonrasında tıbbi izleminin düzenli ve doğru bir şekilde yaptırılması, motor, nörolojik ve gelişimsel fonksiyonların iyileştirilmesine yönelik uygulamaların erkenden başlatılması.

#PrematüreDoğum #HalkSağlığı #Yenidoğan #Neonatoloji #AcıbademÜniversitesi #PrematüreBebek #Sağlık #TürkiyeSağlık #YoğunBakım #AnneBabaDesteği #ÇocukSağlığı #SağlıkHaberleri #ToplumSağlığı #BebekSağlığı

Balat’ın kalbinde üç sergi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restore ederek kültür-sanat merkezine dönüştürdüğü Balat’taki Fener Evleri, üç yeni sergiyle İstanbulluları ağırlıyor. Haliç Sanat 1, 2 ve 3’te açılan sergiler, mekân ve bellek kavramlarını farklı sanatçıların gözünden yorumluyor.

Tansu Kırcı – “Taşın Belleği”: Taşın kolektif hafızasını ve kimlik ile mekân arasındaki ilişkiyi sorguluyor.

Özge Kahraman – “Karanlığın Hafızası”: Mağara metaforu üzerinden hafıza, zaman ve bilinçaltı katmanlarını görünür kılıyor.

Mine Kemertaş – “Boş Ev”: Ev kavramını bireysel ve toplumsal bellek üzerinden yeniden yorumluyor.

Sergiler, 13 Kasım 2025 – 15 Şubat 2026 tarihleri arasında pazartesi hariç her gün 10.00–17.00 saatlerinde ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

#HaliçSanat #İBBKültür #Balat #FenerEvleri #SanatSergisi #TaşınBelleği #KaranlığınHafızası #BoşEv #İstanbulSanat #KültürelMiras #ÜcretsizSergi

Danslarıyla tanınan Nez, bu kez duygularıyla sahne aldı

Uzun bir aradan sonra müzikseverlerle yeniden buluşan Nez, söz ve müziği Sedat Kunduracı’ya ait olan yeni şarkısı “Mümkünlerin Kıyısı”nı Semp Music etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınladı.

İstanbul’da kaydedilen ve kliplenen şarkı, Nez’in doğal halleriyle dikkat çekiyor. Daha önce sahne performansları ve enerjik danslarıyla hafızalara kazınan sanatçı, bu kez şarkının ritmine oturduğu yerden eşlik ederek farklı bir yönünü ortaya koydu. Klipte şarkının duygusuna kendini kaptıran Nez’in zaman zaman gözyaşlarını tutamaması, izleyenlere içten ve samimi bir an yaşattı.

“Mümkünlerin Kıyısı”, güçlü sözleri ve Nez’in yorumuyla müzikseverlere hem hüzünlü hem de umut dolu bir yolculuk sunuyor. Sanatçının bu dönüşü, hayranları tarafından heyecanla karşılandı ve sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.

#Nez #MümkünlerinKıyısı #YeniŞarkı #SempMusic #SedatKunduracı #Magazin #MüzikHaberleri #TürkMüzik #DijitalPlatformlar #NezGeriDöndü

Demir Demirkan’dan Yeni Single: “İki Yürek Bir Ömür”

Rock müziğin usta ismi Demir Demirkan, edebiyat ve müziği buluşturduğu projesinin dördüncü şarkısı “İki Yürek Bir Ömür” ile dinleyicilerle buluştu. Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanan şarkı, sanatçının Zamanda Saklı adlı romanından ilhamla hazırladığı albümün yeni teklisi olarak öne çıkıyor.

Şarkı, romanın iki ana karakteri arasındaki duygusal bağı romantik bir atmosferle anlatırken; söz, müzik, düzenleme ve prodüksiyon tamamen Demir Demirkan imzası taşıyor. Parçanın video klibi ise İmre Haydaroğlu tarafından yapay zekâ teknolojisiyle kısa film estetiğinde hazırlandı. Klip, romanın dünyasını sinematik bir anlatımla yeniden yorumluyor.

#DemirDemirkan #İkiYürekBirÖmür #YeniSingle #SonyMusicTürkiye #ZamandaSaklı #MüzikHaber #YapayZekaKlip #TürkRock #RomantikŞarkı

Çağdaş Suseven’den Duygusal Bir Dönüş: “Sana Sarılmadan Ölmeyeceğim”

Türk Sanat Müziği’nde kendine özgü yorumuyla tanınan Çağdaş Suseven, yeni şarkısı “Sana Sarılmadan Ölmeyeceğim” ile müzikseverlerle buluştu. 2000 yılında yayımlanan “Leyla” ile tanınan sanatçı, bu kez umutsuzluk içinde bile varlığını sürdüren bir sevdanın hikâyesini anlatıyor.

Sözleri Kıvılcım Kalay, müziği Çağdaş Suseven imzası taşıyan eser; içten vokaliyle duygusal bir derinlik ve samimiyet sunuyor. Düzenlemede Kemal İnci ve Gökhan İnci modern dokunuşlarla şarkıya güçlü bir bütünlük katıyor.

Klibin yönetmenliğini Ömer Faruk Soyalp üstlenirken, kapak fotoğrafı Gülçin Usta tarafından çekildi. Ankara’daki tarihi tren garında çekilen klip, şarkının duygusunu görsel olarak da yansıtan özel final sahnesiyle dikkat çekiyor.

#ÇağdaşSuseven #SanaSarılmadanÖlmeyeceğim #TürkSanatMüziği #YeniŞarkı #MüzikHaber #Kemalİnci #Gökhanİnci #ÖmerFarukSoyalp #GülçinUsta #AnkaraTrenGarıKlip

Alança’dan güçlü bir dönüş: “Tutuşursa” yayında

Başarılı şarkıları “Haberin Yok”, “Tek Yol Senmişsin” ve “Başka Bir Dünya” ile müzik dünyasında kendine sağlam bir yer edinen Alança, yeni single’ı “Tutuşursa” ile dinleyicilerle buluştu.

Sözü ve müziği sanatçının kendisine ait olan parça; acı, öfke ve kabullenişi aynı potada eriterek aşkın en yanıcı hâlini anlatıyor. Rock müziğinde özlenen duygusal samimiyeti yeniden hatırlatan şarkı, dinleyiciyi içsel bir yüzleşmeye davet ediyor.

Prodüksiyon, kayıt ve düzenlemede Güney Marlen imzası bulunurken; mix & mastering sürecinde Evren Arkman, davullarda Cemil Can Çolak, gitarda Güney Marlen ve kemanda Alança yer aldı. “Tutuşursa”, Avrupa Müzik etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında.

#Alança #Tutuşursa #YeniSingle #RockMüzik #AvrupaMüzik #MüzikHaber #YeniŞarkı #AlternatifRock #TürkMüziği