Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Sıradan bir şikayet gibi başlayabiliyor!

Kadın kanserleri her zaman belirgin bir şikayetle ortaya çıkmayıp, sinsice ilerleyebiliyor.  Bazen vücudun verdiği küçük bir sinyal, günlük hayatın yoğunluğu içinde yorgunluk, stres, hormonal değişimler ya da basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilebiliyor. Ancak dikkat! Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Murat Yassa, “Bazı belirtilerin alışılmışın dışında olması, tekrarlaması, giderek artması veya iki haftadan uzun sürmesi mutlaka dikkate alınmalı ve zaman kaybetmeden hekime başvurulmalıdır. Çünkü olası bir kanser başlangıcı için iki hafta bile tedavinin seyrini değiştirebiliyor” diyor.

Özellikle rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanserlerinde görülebilen bazı değişikliklerin mutlaka kanser olduğu anlamına gelmediğini, ancak vücudun normal düzeninde ortaya çıkan ve geçmeyen nedenlerin araştırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Yassa,

“Jinekolojik kanserlerde en büyük fark, tanının hangi evrede konduğuyla belirleniyor. Örneğin; rahim kanseri erken evrede yakalandığında beş yıllık sağ kalım yüzde 90’ın üzerinde. Aynı hastalık ileri evrede yakalandığında bu oran keskin biçimde düşüyor. Erken evre demek, çoğu zaman daha küçük bir ameliyat, daha az ek tedavi ve daha hızlı toparlanma demek” diye konuşuyor.

Doç. Dr. Murat Yassa kadın kanserlerinde 5 erken uyarı işaretini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Murat Yassa

Doç. Dr. Murat Yassa

  • Menopoz sonrası kanama veya adet dışı kanama

Menopoza girdikten sonra görülen her kanama, miktarı ne olursa olsun, muayene gerektirir. Rahim kanseri tanısı alan kadınların yaklaşık yüzde 90’ında ilk belirti menopoz sonrası kanamadır. Menopoz sonrası kanama yaşayan kadınların ise yaklaşık yüzde 9’unda rahim kanseri saptanır. Menopoz öncesinde geçiş dönemindeki adetler arasında kanama, alışılmadık şekilde uzayan veya yoğun ve şiddetli kanamalar da aynı şekilde değerlendirilmelidir.

  • Geçmeyen şişkinlik ve çabuk doyma

Yumurtalık kanserinin erken belirtileri sindirim sistemi şikayetlerine benzer. Karında sürekli şişkinlik, az yemekle doyma, kıyafetlerin bel bölgesinde daralması ve karında dolgunluk hissi bunların başında gelir. Bu şikayetler yeni başladıysa, neredeyse her gün tekrarlıyorsa ve birkaç haftadır sürüyorsa kadın hastalıkları muayenesi de gerekir. Doç. Dr. Murat Yassa “Hastaların önemli bir kısmı aylarca hazımsızlık ilacı kullanıp kadın doğum uzmanına en son geliyor. Şişkinlik geçmiyorsa mutlaka yumurtalıklar da değerlendirilmelidir” diyor.

  • Cinsel ilişki sonrası kanama ve olağandışı akıntı

İlişki sonrası kanama, kanlı veya kötü kokulu akıntı rahim ağzı kanserinin erken dönem belirtileri arasındadır. Rahim ağzı kanseri, yıllar süren öncü lezyon döneminde tarama testleriyle yakalanabildiği için önlenebilir kanserler arasında sayılır. Türkiye’de 30 ile 65 yaş arasındaki kadınlara beş yılda bir HPV testi ulusal tarama programı kapsamında ücretsiz sunulmaktadır. HPV aşısı da rahim ağzı kanserine karşı etkili koruma sağlar.

  • Sürekli kasık ağrısı, sık idrara çıkma ve bağırsak alışkanlığında değişiklik

Kasıkta veya alt karında geçmeyen ağrı ya da baskı hissi, yeni başlayan sık idrara çıkma isteği ve nedeni bulunamayan kabızlık, yumurtalık ve rahim kanserlerinde görülebilen belirtilerdir. Bu şikayetler tek başına çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlıdır. Yeni başlamışsa, giderek artıyorsa ve birden fazlası bir arada görülüyorsa ayrıntılı değerlendirme gerekir.

  • Dış genital bölgede geçmeyen kaşıntı, yara veya renk değişikliği

Vulva kanseri daha nadir görülür, ancak belirtileri uzun süre mantar enfeksiyonu sanılarak ihmal edilir. Haftalarca süren kaşıntı, iyileşmeyen genital yaralar, kalınlaşmış veya renk değiştirmiş cilt alanı ve yeni beliren kabarıklık muayene edilmelidir. Kremle geçmeyen kaşıntıda biyopsi kararı erken verilmelidir.

Belirti yokken de tarama şart!

Yumurtalık ve rahim kanserleri için toplum genelinde uygulanan bir tarama testi bulunmadığından dolayı, belirtilerini bilmek ve düzenli jinekolojik muayeneye gitmek erken tanı için kritik önem taşıyor. Doç. Dr. Murat Yassa, normalin üstünde kilolu olan ve/veya polikistik over sendromu olanlarda da rahim kanseri riskinin ciddi şekilde arttığını, bu nedenle daha sık takip edilmeleri gerektiğini söylüyor. Ailesinde meme, yumurtalık, rahim veya bağırsak kanseri öyküsü olan kadınlar için kalıtsal risk değerlendirmesi ve daha yakın izlem gerekebiliyor. Şikayetlere, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli yorgunluk da eşlik ediyorsa gecikmeden hekime başvurmak büyük önem taşıyor.

Erken tanı, daha küçük ameliyat

Doç. Dr. Murat Yassa, rahim ve yumurtalık kanserlerinde tedavinin temelinin cerrahi olduğunu ve erken evrede yapılan ameliyatın genellikle daha sınırlı kaldığnı belirterek şöyle konuşuyor: “Erken evrede yakalanan rahim kanseri olgularının uygun olanlarında ameliyatı karında kesi açmadan, vajinal laparoskopiyle (vNOTES) tam kapalı izsiz cerrahi yapabiliyoruz. Bu hastalar çoğunlukla ertesi gün eve dönüyor ve daha az ağrı yaşıyor. Ancak bu seçeneğin kapısını açan şey hastalığın erken evrede yakalanmış olması. Belirtiyi erteleyen hasta, hem tedavi şansını hem de daha az zorlayıcı tedavi seçeneklerini kaybediyor.”

 

 

#KadınKanserleri #ErkenTanı #SağlıkHaberi #RahimKanseri #YumurtalıkKanseri #HPVAşısı #Jinekoloji #Acıbadem #MuratYassa #Sağlık

Suluboya Kitabı İnsan Ruhunu Renklerle Anlatıyor

Destek Yayınları, psikiyatri uzmanı ve çok satan Beş Ses Bir Sır kitabının yazarı Aslı Aktümen’in yeni baskısı çıkan Bilinçdışı Öyküler: Suluboya kitabını okurlarla buluşturdu.

On farklı renkle kurulan öyküler; aile sırları, travmalar, aldatılma, bağımlılık ve bastırılmış arzular gibi insan ruhunun karanlık taraflarını görünür kılıyor. Aktümen, psikiyatrist kimliğini edebiyatla birleştirerek karakterlerin bilinçdışına çarpıcı hikâyelerle ışık tutuyor.

Üçüncü baskısıyla yayımlanan kitap, “İnsan geçmişini gerçekten geride bırakabilir mi, yoksa bilinçdışı her şeyi kendi rengine boyamaya devam mı eder?” sorusunun peşine düşüyor.

 

 

#AslıAktümen #Suluboya #BilinçdışıÖyküler #DestekYayınları #KitapHaberi #Psikiyatri #Edebiyat #YeniBaskı #TürkEdebiyatı #OkumaÖnerisi

LOW Türkçede: Umut ve Bilimkurgu Bir Arada

Karakarga Yayınları, Rick Remender’ın yazdığı ve Greg Tocchini’nin çizimleriyle hayat bulan LOW – Cilt 1: Umut Heyecanı’nı Türkçe olarak okurlarla buluşturdu.
Kıyamet sonrası bir gelecekte güneşin ölümcül radyasyonu yüzünden yeryüzü yaşanamaz hale gelirken, insanlığın son toplulukları okyanusların derinliklerine çekiliyor. Enerji kaynakları tükenirken Stel Caine, hâlâ yeryüzünde yaşanabilir bir gelecek olduğuna inanıyor.
Distopya ve bilimkurguyu umudun gücüyle birleştiren eser, güçlü renk paleti ve sıra dışı görsel dünyasıyla çizgi roman severleri benzersiz bir evrene davet ediyor.

 

 

#LOW #RickRemender #GregTocchini #KarakargaYayınları #ÇizgiRoman #Bilimkurgu #Distopya #KitapHaberi #TürkçeBaskı #OkumaÖnerisi

Rüya Ersavcı’dan Yeni Tekli: Yaşlanıyoruz

Sevilen sanatçı Rüya Ersavcı, uzun bir aradan sonra müzikseverlerle buluşuyor. Yeni teklisi Yaşlanıyoruz, hayatın hızına yetişmeye çalışırken büyümenin ve değişmenin tuhaflığını anlatan, yer yer gülümseten bir pop şarkısı olarak dikkat çekiyor.

Söz ve müziği Sezgin İnceel’e, düzenlemesi ise Altay Ekren’e ait olan şarkı; gündelik hayatın içinden yakaladığı detaylarla dinleyicide kolayca karşılık buluyor. Keyifli ve samimi anlatımıyla, büyümenin zor taraflarını gülümseten bir dille aktaran eser, kendinden bir parça bulmak isteyen herkese eşlik ediyor.

Şarkı, YAPIM etiketi (yapim.com) altında 11 Eylül Cuma günü tüm dijital platformlarda yayımlandı.

 

#RüyaErsavcı #Yaşlanıyoruz #YeniTekli #PopMüzik #MüzikHaberi #Sezginİnceel #AltayEkren #YAPIM #DijitalMüzik #Müzik2026

Emre Alkin’den Yeni Roman: Hâlâ Mükemmeli Arayan Kadın

Ekonomi profesörü ve yazar Emre Alkin, Mükemmeli Arayan Kadın’ın ardından bu kez ilişkilerdeki kırılganlıkları ve sosyal medyanın yarattığı yanılsamaları tartışmaya açıyor. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan Hâlâ Mükemmeli Arayan Kadın, dışarıdan kusursuz görünen bir evliliğin içindeki görünmez çatlakları gözler önüne seriyor.

Roman, Gizem ve Kerem’in sosyal medyada “mutlu çift” imajı sürerken aynı evin içinde giderek birbirinden uzaklaşmasını anlatıyor. Alkin, günümüz ilişkilerinde ihanetin ya da ayrılığın tek bir olayla başlamadığını; beğenilme ihtiyacı, iletişimsizlik, yaşlanma korkusu ve sosyal medyanın sunduğu alternatif hayat ihtimalinin birleşerek en sağlam görünen bağları bile kırılganlaştırdığını vurguluyor.

35 yıllık akademisyenlik deneyimini kadın-erkek ilişkileri üzerine çalışmalarıyla birleştiren Alkin, aşkın aslında “mükemmel insanı” bulmak değil, eksiklerle birlikte kalabilmeyi öğrenmek olduğunu hatırlatıyor.

 

 

#EmreAlkin #HâlâMükemmeliArayanKadın #DestekYayınları #YeniRoman #KitapHaberi #Edebiyat #İlişkiler #KadınErkek #RomanÖnerisi #OkumaKeyfi

Üçüncü Göz’den Hafta Sonu Sohbeti Tadında Yazılar

Sahne sanatçısı Ayşegül Aldinç, iki buçuk yıl boyunca kaleme aldığı notlarını Velhasılıkelâm kitabında topladı. İnkılap Kitabevi’nin markası Üçüncü Göz  tarafından yayımlanan eser; sahne hayatının kulisinden gündelik yaşamın absürtlüklerine, çocukluk anılarından sosyal medya çağının hâllerine uzanan yetmişten fazla yazıyla okura keyifli bir “hafta sonu sohbeti” sunuyor.

 

Aldinç’in arkaik kelimelerle günümüzün popüler jargonunu aynı cümlede buluşturan üslubu, kitabı bir güncenin ötesine taşıyor. Velhasılıkelâm, geçmişi yad etmek, bugünü irdelemek ve sanatçının özgün kaleminden hayatın farklı yönlerini keşfetmek isteyenler için özel bir okuma deneyimi vaat ediyor.

 

#AyşegülAldinç #Velhasılıkelâm #İnkılapKitabevi #ÜçüncüGöz #KitapHaberi #YeniKitap #Edebiyat #HaftaSonuSohbeti #OkumaÖnerisi #SanatVeHayat

Yaz Tatilinde Esnek ve Erişilebilir Çözümler Öne Çıktı

Ipsos’un “Gündeme Dair” araştırmasının 2026 yaz tatili verileri, Türkiye’de tatil alışkanlıklarının değiştiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların %24’ü yaz tatili yaptığını belirtirken, %20’si tatil planladığını ifade ediyor. Böylece yıl sonunda tatil yapanların oranının geçtiğimiz yılın üzerine çıkması bekleniyor. Ancak toplumun %56’sı bu yıl tatil yapmayı düşünmüyor.

Ipsos Türkiye Ipsos Türkiye

Ekonomik Baskı ve Tatil Tercihleri

Tatil yapamayanların %91’i ekonomik nedenleri öne çıkarıyor. Tatil yapanların ortalama süresi 10 gün olarak ölçülürken, geçen yıl bu süre 12 gündü. Tatil masraflarını kendi gelirleriyle karşılayanların oranı yüksek olsa da, bankadan kredi kullanarak tatil bütçesini oluşturanların oranı geçen seneye göre arttı.

Ipsos Türkiye Ipsos Türkiye

Alternatif Konaklama Modelleri

Otel konaklamalarında düşüş yaşanırken, ev kiralama, yazlıkta kalma ve kamp gibi seçenekler öne çıkıyor. Tatilciler, ekonomik baskıya rağmen tatillerini tamamen ertelemek istemiyor; bunun yerine tatil süresini kısaltıyor, harcamaları azaltıyor veya borçlanmayı tercih ediyor.

Turizmde Yeni Dönem

Araştırma, turizm sektöründe rekabetin yalnızca düşük fiyat üzerinden şekillenmeyeceğini gösteriyor. Tüketiciler artık daha esnek ve erişilebilir çözümler arıyor. Kısa konaklama, farklı bütçelere göre paketler, esnek ödeme seçenekleri ve alternatif konaklama modelleri önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacak.

IPSOS’UN TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK; VERİLER İLE İLGİLİ ŞÖYLE KONUŞTU; Tatil, toplumun geniş bir kesimi için hâlâ önemli bir ihtiyaç olmayı sürdürürken, ekonomik koşullar bu ihtiyacın ne ölçüde ve nasıl karşılanabildiğini giderek daha fazla belirliyor. Yaz tatili kimi için memlekette veya yaylada vakit geçirmek, kimi için deniz kenarında olmak anlamına geliyor. Çadır, karavan, yazlık, kiralık ev, pansiyon ya da otel… Tatilin biçimi değişse de ortak nokta, gündelik hayatın dışına çıkıp dinlenmek ve zaman geçirmek. Gündeme Dair araştırmamızda son birkaç yıldır topluma yaz tatiline ilişkin sorular yöneltiyoruz. Bunlardan biri de katılımcıların geçtiğimiz yıl yaz tatili yapıp yapmadığı. 2025 yazında, önceki yıllara kıyasla tatil yapanların oranında dikkat çekici bir artış görüyoruz. Bu yılın Ağustos ayına kadar ise toplumun %24’ü yaz tatili yaptığını belirtiyor. Buna, henüz tatil yapmamış ancak yapmayı planlayan %20’lik kesim de eklendiğinde, yıl sonunda tatil yapanların oranının geçtiğimiz yılın üzerine çıkma ihtimali bulunuyor.

Geçen sene yaz tatili yapabilenlerin dörtte üçü, bu sene de tatil yaptığını ya da yapmayı planladığını belirtiyor. Geçen sene yaz tatili yapamayan her on kişiden yedisi ise bu sene de tatil yapamayacağını ifade ediyor. Bu tablo, geçen yıl tatil yapabilenlerle yapamayanlar arasındaki farkın bu yıl da büyük ölçüde devam ettiğini gösteriyor. Yaz tatili yapamayanların %91’inin ekonomik nedenlere işaret etmesi, tablonun temelinde satın alma gücü üzerindeki baskının olduğunu gösteriyor. Toplumun büyük kesiminin tercihi, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da yurt içi yaz tatilleri. Her on kişiden yaklaşık yedisi yaz tatili masraflarını kendi geliriyle karşıladığını belirtiyor. Bu sene bankadan kredi alarak tatil bütçesini karşılayanların oranı ise geçen seneye göre çok daha yüksek. Arkadaşlardan borç alarak tatile çıkanların oranı ise düşüyor. Bu tablo, tatilin hâlâ güçlü bir ihtiyaç ve yaşam kalitesi unsuru olarak görüldüğünü düşündürüyor. Bir diğer dikkat çekici nokta ise otel konaklamalarındaki düşüş.

Yazın tatilciler, otel ya da pansiyon yerine daha yüksek oranda ev kiralamayı, kendi yazlık evlerinde kalmayı ya da kamp yapmayı tercih ediyor. İnsanlar ekonomik baskıya rağmen yaz tatilini tamamen ertelemek istemiyor. Harcamayı kısmak, tatil süresini kısaltmak ve gerektiğinde borçlanmak gibi yöntemlere başvuruyor. Önümüzdeki dönemde turizm açısından rekabetin yalnızca “daha düşük fiyat” üzerinden şekillenmesini beklememek gerekir. Tüketici daha erişilebilir ve daha esnek seçenekler arayacak. Kısa konaklama, farklı bütçelere göre tasarlanmış paketler, esnek ödeme seçenekleri ve alternatif konaklama modelleri bu nedenle daha önemli hale gelebilir. Turizm sektörünün önündeki temel soru da artık yalnızca “İnsanları nasıl yaz tatiline çıkarırız?” değil, “Değişen bütçelerine rağmen onlara nasıl erişilebilir bir tatil deneyimi sunarız?” olacak.

#YazTatili #TurizmHaberleri #TatilAlışkanlıkları #EkonomikBaskı #AlternatifKonaklama #EsnekTatiller #IpsosAraştırma #TüketiciTercihleri #TatilPlanı #Turizm2026

Elektrikli SUV Peaq’a 10 Binden Fazla Sipariş

Škoda, tamamen elektrikli yeni amiral gemisi Peaq ile yedi koltuklu SUV segmentinde menzil rekoru kırdı. Tek şarjla 936 kilometre yol yapan Peaq, resmi WLTP menzil değerini %45 aşarak dikkat çekti.

Rekor Yolculuk

Rekor denemesi, Škoda çalışanları Marek Jež ve Jakub Krs tarafından TÜV SÜD gözetiminde gerçekleştirildi. Seri üretim Peaq 90 modeliyle yapılan yolculukta, araç 100 kilometrede yalnızca 9.2 kWh enerji tüketti. 0.249’luk hava sürtünme katsayısı ve düşük yuvarlanma dirençli lastikler enerji verimliliğini destekledi.

Avrupa Yolculuğu

25 Ağustos’ta Çekya Mladá Boleslav’dan başlayan yolculuk, Almanya üzerinden Hollanda’ya uzandı ve Zandvoort sahil kasabasında tamamlandı. Peaq, 647 km’lik WLTP menzilini 289 km aşarak toplamda 936 km’ye ulaştı.

Talep Artıyor

Škoda Peaq, markanın bugüne kadarki en büyük ve en geniş SUV modeli olarak öne çıkıyor. Yedi koltuklu tamamen elektrikli model; dikey bilgi-eğlence ekranı, gizli kapı kolları ve Dynamic Shade Control teknolojisine sahip panoramik cam tavan gibi yeniliklerle geliyor. Seri üretimin ardından ilk müşterilere ulaşmaya başlayan Peaq için şimdiden 10 binden fazla sipariş verildi.

 

#ŠkodaPeaq #ElektrikliSUV #MenzilRekoru #OtomobilHaberleri #ElektrikliAraçlar #SUV #ŠkodaTürkiye #YeşilTeknoloji #Otomotiv #EnerjiVerimliliği

Şule Gazioğlu Gallery Londra’da İlk Sergisini Açıyor

Şule Gazioğlu Gallery, Londra’daki ilk sergisini İrlandalı ressam Hector McDonnell’ın “Istanbul’s Light” sergisiyle gerçekleştiriyor. 21–26 Eylül 2026 tarihleri arasında Gallery 8’de düzenlenecek sergi, İstanbul’u dışarıdan bakan bir ressamın kişisel gözünden yeniden yorumluyor.

McDonnell’ın eserlerinde İstanbul’un siluetinden çok iç mekânları, gündelik yaşamı ve ışığı öne çıkıyor. Apartman dairelerinden saraylara, kafelerden otel salonlarına kadar farklı mekânlar, şehrin hafızasını ve atmosferini yansıtan resimlere dönüşüyor. Sanatçı, İstanbul’u yalnızca tarihsel mirasıyla değil, ışığı ve yaşanmışlığıyla ele alıyor.

Serginin Öne Çıkan Yanları

  • Işık ve atmosfer: Doğal ışık, yansımalar ve gölgeler aracılığıyla mekânlar yeniden şekilleniyor.
  • Gündelik yaşam: İstanbul’un apartmanları, mutfakları, terasları ve sokakları resimlerde yer buluyor.
  • Uluslararası görünürlük: Galeri, Photo London katılımının ardından Londra’daki ilk sergisiyle uluslararası programını genişletiyor.

#ŞuleGazioğluGallery #IstanbulsLight #HectorMcDonnell #LondraSanat #ÇağdaşSanat #SanatGalerisi #İstanbulSanatı #Gallery8 #UluslararasıSanat #SanatHaberleri

Doğal Malzemelerle Sanat ve Bellek

Ekolojik sanatçı Neslihan Yetişkin, yeni sergisi “Aidiyet Bahçesi” ile 1–15 Eylül 2026 tarihleri arasında Bozcaada Itırlı Bahçe’de sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, bitkilerin başka topraklarda yeniden kök salma biçimlerinden yola çıkarak insanın yer, ev, bellek ve aidiyetle kurduğu ilişkiye odaklanıyor.

Doğal Malzemelerle Sanat

Sergide balmumu batik ve doğal boyama tekniklerini kullanan Yetişkin; keten kumaşları siyah havuç, meşe palamudu, pas ve doğal boyalarla dönüştürüyor. Doğal renklerin zamanla geçirdiği değişim, eserlerin bir parçası haline geliyor. Sergide ayrıca bir çadır enstalasyonu da yer alarak aidiyet kavramını farklı bir boyuta taşıyor.

Mimari Bellek ve Kökler

“Aidiyet Bahçesi”nin dikkat çekici unsurlarından biri, kentsel dönüşüm nedeniyle boşaltılan bir yapının kömürlüğünde bulunan eski mimari çizimlerin kullanılması. Bu çizimler, bitkiler ve köklerle yan yana gelerek değişen kent ve mekânların bellekte bıraktığı izleri sanatla buluşturuyor.

Doğayla Birlikte Üretim

Uzun yıllardır resim, tekstil ve tasarım alanlarında çalışan Yetişkin, kimyasal boyalara karşı geliştirdiği alerji sonrası doğal malzemelere yöneldi. Anadolu’nun kadim boya reçetelerini araştırarak toprak pigmentleri, kök boyalar ve organik malzemelerle kendi renklerini üretiyor. Doğa, sanatçının üretim sürecinde yalnızca malzeme değil, aynı zamanda eserlerin dönüşümüne katkı sağlayan bir ortak haline geliyor.

Bozcaada ile Bağ

Bozcaada, Yetişkin’in sanat yolculuğunda özel bir yere sahip. İlk kişisel sergisini burada açan sanatçı, adanın yanan ormanlarının küllerini eserlerinde kullanmıştı. Çocuklarla yaptığı çalışmalarla da sanatını adanın doğasıyla buluşturmuştu. “Aidiyet Bahçesi” sergisiyle Yetişkin, bu kez köklenme ve aidiyet üzerine yeni bir düşünsel alan yaratıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

#AidiyetBahçesi #NeslihanYetişkin #BozcaadaSanat #EkolojikSanat #DoğalMalzemeler #SanatSergisi #BellekVeAidiyet #BozcaadaFestivali #KültürSanat #YerelYönetim