Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Yazın boğaz enfeksiyonlarına dikkat

Yaz aylarında gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda boğaz enfeksiyonları daha sık görülüyor. Boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, boğaz enfeksiyonlarına virüsler ve bakterilerin yanı sıra yanlış alışkanlıkların da yol açtığını belirtirken, yazın vazgeçilmez lezzeti dondurmayı tüketirken de bazı kurallara dikkat etmek gerektiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık

Klimayı aşırı soğuk ayarda çalıştırmak

Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor.

Yeterince su içmemek

Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek

Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor.

Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek

KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık “Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır” diyor.

Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek

Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor.

Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek

Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor.

Sigara dumanına maruz kalmak

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık “Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor” diyor.

 

#BoğazEnfeksiyonu #YazSağlığı #Dondurma #KBB #SağlıkHaberi #Klima #SuTüketimi #Hijyen #Uykusuzluk #Sigara #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hareketsiz yaşam ve aşırı kilo hemoroid riskini artırıyor

Hemoroid, halk arasında basur veya mayasıl olarak bilinen, anal kanaldaki normal damar yastıkçıklarının büyüyerek aşağı doğru sarkması sonucu ortaya çıkıyor. Makattan kanama, kaşıntı, ele gelen şişlik, akıntı ve bazı hastalarda ağrı gibi belirtilerle kendini gösteren hemoroid, kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Şikâyetlerin şiddeti; hemoroidin evresine, yerleşimine ve eşlik eden diğer anal hastalıkların varlığına göre değişiklik gösterebiliyor. Bazı hastalarda yalnızca hafif rahatsızlık hissi görülürken, bazı kişilerde günlük yaşamı olumsuz etkileyen ciddi yakınmalar gelişebiliyor. Tedavide klasik cerrahi yöntemlere alternatif olarak uygulanan lazer hemoroid cerrahisi, kesi ve dikiş gerektirmemesi sayesinde iyileşme sürecini kısaltabiliyor ve hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmelerine yardımcı olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, hemoroid ameliyatlarında kullanılan lazer yöntemi hakkında bilgi verdi.

Op. Dr. Ali Can Yalı

Op. Dr. Ali Can Yalı

Hemoroid hastalığı dört evrede değerlendiriliyor

  • Evre 1: Kanama görülebilir, ancak dışarı sarkma yoktur.
  • Evre 2: Dışkılama sırasında dışarı çıkar ve sonrasında kendiliğinden içeri döner.
  • Evre 3: Dışarı çıkar ve elle içeri itilmesi gerekir.
  • Evre 4: Sürekli dışarıdadır ve içeri itilemez.

Hemoroid hastalığında evreleme, tedavi planının belirlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Her evrede uygulanacak yaklaşım farklılık göstermektedir. Erken evrelerde yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavileri yeterli olabilirken, ileri evrelerde girişimsel yöntemler veya cerrahi tedavi gerekebilmektedir. Bu nedenle yalnızca hastanın şikâyetleri değil, muayene bulguları da ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir.

Hareketsiz yaşam ve aşırı kilo hemoroid riskini artırıyor

Toplumda sık görülen hemoroidin birçok nedeni bulunmaktadır. Bu sebepler şöyle sıralanabilmektedir:

  • Kronik kabızlık veya uzun süre ıkınma
  • Liften fakir beslenme
  • Tuvalette uzun süre oturma
  • Gebelik
  • Obezite
  • Ağır kaldırma
  • İleri yaş

Bunlara ek olarak hareketsiz yaşam tarzı, yetersiz sıvı tüketimi ve aile öyküsü de hemoroid gelişme riskini artırabilmektedir. Özellikle masa başında uzun saatler çalışan kişilerde ve düzenli dışkılama alışkanlığı olmayan bireylerde şikâyetler daha sık görülmektedir. Risk faktörlerinin azaltılması, hem mevcut yakınmaların hafiflemesine hem de tedavi sonrasında hastalığın tekrarlama riskinin düşürülmesine katkı sağlayabilmektedir.

Lazer uygulamasıyla hemoroidal damarlar küçültülüyor

Lazer hemoroit cerrahisi, uygun hastalarda hemoroid dokusuna lazer enerjisi uygulanarak damarların küçültülmesini amaçlayan minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Genellikle seçilmiş evre 2 ve evre 3 hemoroitlerde, bazı uygun evre 4 vakalarında da uygulanabilmektedir. Ancak her hemoroit hastası lazer tedavisi için uygun değildir. Bu nedenle tedavi yöntemi, ayrıntılı muayene sonrasında belirlenmelidir. Bu yöntemde amaç, hemoroid dokusunu kontrollü şekilde küçültmek ve çevre dokulara mümkün olduğunca az zarar vermektir. İşlem süresi hemoroidin yapısına ve hastanın klinik durumuna göre değişebilmektedir. Bazı hastalarda aynı seansta ek girişimlere ihtiyaç duyulabilmektedir. Bu nedenle lazer tedavisi, standart bir uygulama değil kişiye özel planlanan bir cerrahi seçenek olarak değerlendirilmektedir.

Lazer tedavisi daha konforlu bir iyileşme süreci sunabiliyor

Uygun hastalarda lazer hemoroid cerrahisi şu avantajları sağlayabilmektedir:

  • Daha az doku hasarı
  • Daha düşük kanama riski
  • Günlük yaşama daha kısa sürede dönüş
  • Anal kanal anatomisinin daha iyi korunması

Bunlara ek olarak bazı hastalarda işlem sonrası bakım süreci daha konforlu geçebilmekte ve hastanede kalış süresi kısalabilmektedir. Ancak her cerrahi yöntemde olduğu gibi lazer tedavisinde de hastalığın tekrarlama riski bulunmaktadır. Tedavinin başarısı; doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik ve hastanın yaşam tarzı alışkanlıklarıyla yakından ilişkilidir. Özellikle kabızlığın önlenmesi, lif açısından zengin beslenme ve düzenli tuvalet alışkanlığı kazanılması tedavi sonuçlarını olumlu yönde etkileyebilmektedir.

Başarılı sonuçlar için doğru hasta seçimi belirleyici oluyor

Lazerle hemoroid cerrahisi, uygun hastalarda güvenli ve konforlu bir tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır. Ancak en doğru tedavi yöntemi; hemoroidin evresi, hastanın şikâyetleri, muayene bulguları ve eşlik eden sağlık sorunları değerlendirilerek genel cerrahi uzmanı tarafından belirlenmelidir. Her hastada aynı tedavi yönteminin uygulanması mümkün olmayabileceği için kişiye özel planlama yapılması büyük önem taşımaktadır. Doğru hasta seçimi yapıldığında lazer tedavisi, hem şikâyetlerin azaltılmasına hem de iyileşme sürecinin daha rahat geçirilmesine katkı sağlayan etkili bir seçenek olabilmektedir.

 

 

 

#Hemoroid #LazerTedavi #GenelCerrahi #SağlıkHaberi #BasurTedavisi #Minimalİnvaziv #YaşamKalitesi #Kabızlık #Obezite #Sağlık #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ariya ve X-Trail ile elektrikli ürün gamı genişliyor

Nissan, Avrupa’da elektrikli araç satışlarında önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. 2010’da tanıtılan öncü LEAF ile başlayan süreçte toplamda 1 milyon 250 bin elektrikli araç satışı gerçekleşti. Bu rakamın yaklaşık 350.000’i tamamen elektrikli (EV) modellerden oluşuyor.

Yeni modeller Barselona’da tanıtıldı

Barselona’da düzenlenen özel sürüş etkinliğinde güncellenen %100 elektrikli Ariya ve Nissan’a özgü e-POWER hibrit teknolojisiyle donatılan X-Trail basına tanıtıldı. Nissan’ın elektrikli ürün gamı; yeni EV MICRA, üçüncü nesil LEAF, Ariya ve e-POWER X-Trail ile daha da güçlendi.

Gelecek planları

2026 yılı içinde bir A-segment EV, 2027’nin başında ise tamamen elektrikli JUKE ürün gamına katılacak. Böylece Avrupalı müşteriler beş farklı tam elektrikli Nissan modeli arasından seçim yapabilecek.

Avrupa pazarında güçlü konum

Nissan AMIEO Bölge Başkan Yardımcısı Clíodhna Lyons, “Her müşteri elektrifikasyona farklı şekilde yaklaşıyor. Biz de %100 elektrikli, e-POWER hibrit ve farklı teknolojilerle esnek çözümler sunuyoruz” dedi. Avrupa’da elektrikli araçların toplam yeni araç tescillerindeki payı 2025’te %61,3’e yükselirken, hibrit modeller %34,5’lik payla benzinli araçları geride bıraktı. Nissan’ın genişleyen ürün gamı bu dönüşümle uyumlu şekilde büyümeye devam ediyor.

#Nissan #ElektrikliAraçlar #LEAF #Ariya #XTrail #JUKEEV #OtomobilHaberi #Elektrifikasyon #IntelligentMobility #AvrupaPazarı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kompakt SUV modeli global pazarda başarıya ulaştı

Škoda Türkiye, kompakt SUV modeli Karoq’un üretiminde önemli bir kilometre taşını geride bırakarak 1 milyonuncu aracı banttan indirdi. Çek Cumhuriyeti’ndeki Kvasiny fabrikasında üretilen 1 milyonuncu Karoq, 1.5 TSI 110 kW motorlu ve Graphite Gri renkli versiyon oldu.

2017’den bu yana güçlü SUV performansı

2017’de tanıtılan Karoq, geniş yaşam alanı, pratik kullanım özellikleri ve zengin donanımıyla markanın en önemli SUV modellerinden biri haline geldi. Bugün yaklaşık 60 ülkede satışta olan Karoq, Škoda’nın SUV ürün gamında en çok tercih edilen üçüncü model konumunda bulunuyor.

Motor ve şanzıman seçenekleri

Karoq, farklı pazarlarda talebe göre 1.0 TSI, 1.4 TSI, 1.5 TSI ve 2.0 TSI benzinli motorların yanı sıra 2.0 TDI dizel motor seçenekleriyle sunuluyor. Önden çekişli ve dört tekerlekten çekişli versiyonları bulunan modelde müşterilerin yüzde 73’ü otomatik şanzımanı tercih ediyor. En çok tercih edilen gövde rengi yüzde 16 ile Büyülü Siyah olurken, Graphite Gri ve Ay Beyazı diğer popüler seçenekler arasında yer alıyor.

Ödüllü SUV modeli

Karoq bugüne kadar Red Dot Ürün Tasarımı Ödülü, 2018 Çek Cumhuriyeti’nde Yılın Otomobili ve 2023 What Car? “En İyi Fiyat/Fayda Oranına Sahip Aile SUV’u” gibi birçok uluslararası ödüle layık görüldü. Škoda, Karoq’un yeni nesli üzerindeki geliştirme çalışmalarını sürdürürken, halefinin 2027’nin sonu ile 2028’in başında tanıtılması planlanıyor.

#ŠkodaKaroq #SUV #Otomotiv #ÜretimRekoru #KompaktSUV #SkodaTürkiye #OtomobilHaberleri #Karoq1Milyon #GraphiteGri #SkodaSUV #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ekran karşısında 20 dakikada bir mutlaka…

Okulların tatil olmasıyla birlikte çocuklarda telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirilen süre artarken, yaz mevsimine özgü çevresel faktörler de göz sağlığı açısından önemli riskler oluşturuyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu “Çocukların gözleri gelişim sürecinde olduğu için uzun süreli ekran maruziyeti ve çevresel faktörler nedeniyle yaz döneminde göz kuruluğu, kızarıklık, kaşıntı ve alerjik göz şikayetleri daha sık görülüyor. Ayrıca koyu renk camlı gözlüklerin koruma sağladığı şeklinde toplumda yaygın bir inanış var. Oysa güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmiyor” diyor. Dr. Çolakoğlu, çocuklarda göz sağlığını tehdit eden 6 yaz riskini sıraladı, alınması gereken önlemlere yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Emel Çolakoğlu

Dr. Emel Çolakoğlu

Ekran süresinde artış

Tatilde çocukların telefon, tablet ve bilgisayar kullanım sürelerinin artması göz yorgunluğu, kuruluk, yanma, batma ve odaklanma problemlerine yol açabiliyor. Bu nedenle ekran süresini birlikte planlamanız, ayrıca ekran karşısında her 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakarak gözlerini dinlendirmesi konusunda alışkanlık kazandırmanız büyük önem taşıyor.

Havuz ve deniz

Havuzdaki klor ve hijyen sorunlarının yanı sıra deniz suyundaki tuz, kum ve mikroorganizmalar gözlerde tahriş, kızarıklık, yanma ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Özellikle havuzda, mümkünse denizde de gözü tam saran koruyucu yüzme gözlüğü kullanılması gözlerin tahriş edici etkenlerden korunmasına yardımcı oluyor. Havuz veya denizden çıktıktan sonra gözlerin temiz suyla durulanması, kirli ellerle gözlere temas edilmemesi, ortak havlu kullanılmaması ve gözlerin ovuşturulmamasına özen gösterilmesi gerekiyor.

Kontakt lensle deniz ya da havuza girmek

Kontakt lensler, denizde ya da havuzda bulunabilen bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmaların lens yüzeyine tutunmasını kolaylaştırarak kornea enfeksiyonu riskini artırabiliyor. Ayrıca klorlu ve tuzlu su, lensin yapısını bozarak gözlerde tahriş, batma ve rahatsızlık hissine yol açabiliyor. Yüzme sırasında kontakt lens kullanılmaması, zorunlu durumlarda ise tek kullanımlık lenslerin tercih edilmesi ve sudan çıktıktan hemen sonra çıkarılarak atılması büyük önem taşıyor.

Güneş ışınları

Dr. Emel Çolakoğlu “Yoğun ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak gözlerde tahriş ve rahatsızlığa yol açarken, korunmasız UV maruziyeti, katarakt başta olmak üzere bazı göz hastalıklarının gelişme riskini artırabiliyor” diyor. Çocuğun dışarı çıkarken UV korumalı güneş gözlüğü kullanması, güneşe çıplak gözle bakmaması ve çok güneşli ortamlarda şapka takmasının göz sağlığını korumada önemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Çolakoğlu “Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmez. Bu nedenle UV400 veya yüzde 100 UV koruması sağlayan gözlükler tercih edilmelidir” diye konuşuyor.

Yaz alerjileri

Yaz aylarında polenler, çimenler, toz, küf sporları ve diğer çevresel alerjenler çocuklarda alerjik göz şikayetlerini artırabiliyor. Bu durum gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, batma ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Çocukların gözlerini ovuşturması, şikayetlerin şiddetlenmesine ve göz yüzeyine zarar verebileceğinden dolayı bundan kaçınmak büyük önem taşıyor.

Klima

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu “Aşırı sıcakların etkisiyle klimalı ortamlarda uzun süre bulunmak gözyaşı filminin daha hızlı buharlaşmasına neden olup gözlerde kuruluk, batma, yanma, kızarıklık ve yabancı cisim hissi gibi şikayetlere yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüze veya göze üflemesi bu etkileri artırabiliyor. Bu nedenle klimanın hava akımının doğrudan çocukların yüzüne gelmemesine dikkat edilmeli, çok kuru ortamlardan kaçınılmalı ve çocukların gün boyunca yeterli sıvı tüketmeleri sağlanmalıdır” diyor.

 

 

#ÇocukGözSağlığı #YazAlerjisi #UVKoruması #GözKuruluğu #EkranMaruziyeti #GüneşGözlüğü #KontaktLens #HavuzVeDeniz #KlimaEtkisi #SağlıkÖnerileri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kol altı botoksuyla terlemeye etkili önlem!

Yurt genelinde etkisini artıran kavurucu sıcaklar, yaz aylarının en sık karşılaşılan sorunlarından biri olan aşırı terlemeyi yeniden gündeme getirdi. Özellikle koltuk altı bölgesinde yaşanan yoğun terleme; kıyafetlerde oluşan izler, kötü koku endişesi ve sürekli ıslaklık hissi nedeniyle birçok kişinin günlük yaşantısını olumsuz etkileyebiliyor. Ancak çözüm mümkün! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral “Aşırı terleme, sanıldığının aksine yalnızca kozmetik bir problem değil, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Birçok kişi aşırı terlemenin çözümü olmadığını düşünerek yıllarca bu sorunla yaşamaya çalışıyor. Oysa son yıllarda teknolojide ve tıpta yaşanan gelişmeler sayesinde aşırı terleme artık tedavi edilebiliyor” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral, yazın kabusu aşırı terlemenin tedavisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte aşırı terleme şikayetleri de daha görünür hale geliyor. Tıpta “hiperhidroz” olarak adlandırılan aşırı terleme; koltuk altı, avuç içi, ayak tabanı ve yüz bölgesinde normalden fazla ter üretilmesiyle ortaya çıkarken, özellikle yaz aylarında koltuk altı bölgesinde meydana gelen yoğun terleme nedeniyle dermatoloji kliniklerine başvuranların sayısı artıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral, günlük yaşamı zorlaştıran bu sorunun, yalnızca fiziksel rahatsızlığa değil, sosyal ve psikolojik problemlere de yol açabildiğini belirtirken, “Yaz aylarında çok daha belirgin hale gelen aşırı terleme, kişinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebilen ve özgüven kaybına neden olabilen bir sorun. Kıyafetlerde oluşan ter izleri, ıslaklık, kötü koku endişesi ve sürekli rahatsızlık hissi nedeniyle birçok kişi sosyal ortamlardan uzaklaşıp, yıllarca bu sorunla yaşamaya çalışıyor. Ancak aşırı terleme sorununa yönelik günümüzde artık etkili ve konforlu tedavi seçenekleri bulunuyor” diyor.

Dr. Burçak Bozdemir Aral

Dr. Burçak Bozdemir Aral

Kol altı botoksu büyük konfor sağlıyor

Aşırı koltuk altı terlemesinde etkili yöntemlerin başında, son yıllarda hızla yaygınlaşan botoks uygulamasının geldiğini vurgulayan Dr. Aral, bu uygulama sayesinde ter bezlerini uyaran sinir iletilerinin geçici olarak bloke edilebildiğini ve böylece ter bezlerinin aşırı çalışmasının önüne geçilebildiğini söylüyor. Kol altı botoksunun 10-15 dakika gibi kısa bir sürede uygulanabildiğini belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, “İşlem sırasında çok ince uçlu iğneler kullanılıyor ve kişi aynı gün günlük yaşamına dönebiliyor. Cerrahi bir girişim olmaması, iyileşme süreci gerektirmemesi ve etkili sonuçlar sağlaması nedeniyle özellikle yaz aylarında sık tercih edilen uygulamalar arasında yer alıyor” diyor.

Etkisi birkaç gün içinde başlıyor

Kol altı botoksunun etkisinin genellikle uygulamadan sonraki birkaç gün içinde görülmeye başladığını, tam etkinin ise yaklaşık iki hafta içinde ortaya çıktığını belirten Dr. Aral sözlerine şöyle devam ediyor: “Uygulamanın etkisi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 6 ila 9 ay boyunca devam edebiliyor. Amaç terlemeyi tamamen ortadan kaldırmak değil, kişinin yaşam kalitesini bozan aşırı terlemeyi kontrol altına almak oluyor. Hastalarımızın önemli bir kısmı işlem sonrasında kıyafet seçiminde daha özgür hissettiğini, sosyal ortamlarda daha rahat davrandığını ve özgüvenlerinin arttığını ifade ediyor.”

Terleme sadece sıcak havadan kaynaklanmıyor

Aşırı terlemenin her zaman sıcak hava koşullarıyla ilişkili olmadığını vurgulayan Dr. Burçak Bozdemir Aral, genetik yatkınlığın yanı sıra bazı hormonal değişikliklerin, stresin ve çeşitli sağlık sorunlarının da terleme şikayetlerini artırabildiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle özellikle günlük yaşamı etkileyecek düzeyde terleme sorunu yaşayan kişilerin uzman değerlendirmesinden geçmeleri gerektiğini belirten Dr. Aral, “Aşırı terleme kader değil. Öncelikle altta yatan nedenin araştırılması ve kişiye uygun tedavinin planlanması gerekiyor.” diyor.

Bakteriler nedeniyle kötü kokuya yol açabiliyor!

 Aşırı terlemenin beraberinde kötü koku problemini de artırabildiğini belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, koltuk altı bölgesindeki nemin bakterilerin çoğalması için uygun ortam oluşturduğunu söylüyor. Terleme miktarının azalmasıyla birlikte kötü koku şikayetlerinde de belirgin düzelme görülebildiğini ifade eden Dr. Aral şöyle konuşuyor: “Özellikle yaz aylarında kişiler sadece terlemeden değil, ter kokusundan dolayı da sosyal kaygı yaşayabiliyor. Terleme kontrol altına alındığında bu şikayetlerde de önemli ölçüde rahatlama sağlanabiliyor.”

Vücudun doğal terleme mekanizmasını bozmuyor

Kol altı botoksu yaptırmayı düşünen kişilerin en sık merak ettiği konulardan birini; vücudun doğal terleme mekanizmasına zarar verip vermediği oluşturuyor. Bu konuda toplumda bazı yanlış inanışlar bulunduğunu belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, “Kol altı botoksu yalnızca uygulama yapılan bölgedeki aşırı terlemeyi azaltıyor, diğer bölgeleri ekilemiyor. Vücut sadece koltuk altından terlemediği için sıcaklık düzenleme mekanizması ve doğal terleme fonksiyonları devam ediyor. Terlemenin vücudun toksinlerden arınmasındaki rolü değişmiyor” diye konuşuyor. Kol altı bölgesindeki aşırı terlemenin kontrol altına alınmasının vücudun genel işleyişini olumsuz etkilemediğini vurgulayan Dr. Aral, uygun hastalarda uygulanan botoks tedavisinin güvenli ve etkili bir yöntem olduğunu belirtiyor.

 

#AşırıTerleme #Botoks #KolAltıBotoksu #Dermatoloji #Sağlık #YazSorunları #TerlemeTedavisi #Özgüven #YaşamKalitesi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

 

En Hızlı Fabia: 7.4 Saniyede 0-100 km/s

Škoda, Türkiye’deki ürün gamına heyecan verici yeni bir model ekledi: Fabia Monte Carlo 130 Edition. Markanın 130. yılına özel olarak geliştirilen bu özel seri, Fabia ailesinin bugüne kadar üretilen en hızlı modeli olma unvanını taşıyor.

Škoda Fabia Monte Carlo 130 Edition

177 PS güç ve 250 Nm tork üreten 1.5 TSI EVO2 motor, özel kalibre edilmiş 7 ileri DSG şanzıman ile birleşerek sportif sürüş karakterini öne çıkarıyor. Model, 0-100 km/s hızlanmasını 7.4 saniyede tamamlarken 228 km/s maksimum hıza ulaşıyor. Türkiye’de 2.524.000 TL başlangıç fiyatıyla ve ÖTV avantajıyla satışa sunulan Fabia Monte Carlo 130 Edition, Škoda yetkili satıcılarında yerini aldı.

Škoda Fabia Monte Carlo 130 Edition

Motor Sporlarından İlham Alan Tasarım

  • Parlak siyah tavan, ön spoyler, arka difüzör ve “130 Edition” logoları özel kimliği vurguluyor.
  • 18 inç Libra alaşım jantlar, kırmızı fren kaliperleri ve çift egzoz çıkışı sportif görünümü tamamlıyor.
  • Kabinde spor koltuklar, üç kollu direksiyon ve paslanmaz çelik pedallar sürüş odaklı atmosfer yaratıyor.
Škoda Fabia Monte Carlo 130 Edition

Zengin Donanım ve Güvenlik

Fabia Monte Carlo 130 Edition; anahtarsız giriş, çift bölgeli otomatik klima, ambiyans aydınlatma, geri görüş kamerası, kablosuz şarj ünitesi ve Škoda Surround Ses Sistemi gibi donanımlarla geliyor.

Škoda Fabia Monte Carlo 130 Edition

Güvenlik tarafında ise Ön Bölge Frenleme Asistanı, Şerit Takip Sistemi, Sürücü Yorgunluk Tespit Sistemi, Çoklu Çarpışma Freni, E-Call Acil Durum Çağrı Sistemi ve Full LED farlar gibi gelişmiş teknolojiler sunuluyor.

Škoda Fabia Monte Carlo 130 Edition

#Škoda #FabiaMonteCarlo #130Edition #OtomobilHaberleri #EnHızlıFabia #ŠkodaTürkiye #DoğuşOtomotiv #YüceAuto #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yaz Aylarında Kadınlarda Sık Görülen Sorunlar

Yaz aylarında deniz, havuz ve açık hava aktiviteleri günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Ancak yapılan bazı küçük hatalar, bazı sağlık sorunlarının daha sık görülmesine neden olarak tatil keyfini olumsuz etkileyebiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, kadınlarda özellikle yaz aylarında çok sık görülen bazı sorunlara karşı basit ama etkili önlemler alınabileceğini, olası bir sorunda ise mutlaka doktora başvurmak gerektiğini belirterek “Kadınların yaz döneminde yaşadığı bazı şikayetler basit gibi görünse de yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Erken dönemde alınan önlemler ise birçok sorunun gelişmesini önleyebiliyor” diyor. Doç. Dr. Baran, yaz aylarında kadınlarda en sık görülen 4 önemli sorunu ve yaz hastalıklarından korunmada 7 altın kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran

Vajinal enfeksiyonlar

Yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, mantar enfeksiyonları başta olmak üzere vajinal enfeksiyonların daha sık görülmesine zemin hazırlayabiliyor. Özellikle uzun süre ıslak mayo veya bikiniyle kalmak, dar ve hava almayan kıyafetler tercih etmek risk oluşturabiliyor. Kaşıntı, yanma, kötü kokulu akıntı veya rahatsızlık hissi gibi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden hekime başvurmak gerekiyor. Enfeksiyon riskini azaltmak için mayo ve bikinilerin yüzme sonrasında değiştirilmesi, pamuklu iç çamaşırlarının tercih edilmesi ve genital bölgenin kuru tutulması kritik önem taşıyor.

İdrar yolu enfeksiyonları

Yetersiz sıvı tüketimi, uzun yolculuklar ve tuvalet ihtiyacının ertelenmesi yaz aylarında idrar yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığını artırabiliyor. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, kasık ağrısı ve idrarda kötü koku gibi belirtiler enfeksiyonun habercisi olabiliyor. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar böbreklere kadar ilerleyebildiği için belirtilerin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Gün içinde yeterli miktarda su içmek, hijyen kurallarına dikkat etmek ve idrarı uzun süre tutmamak koruyucu önlemler arasında yer alıyor.

Adet düzensizlikleri

Mevsim değişiklikleri, yoğun sıcaklar, tatil dönemindeki uyku ve beslenme alışkanlıklarının değişmesi bazı kadınlarda adet düzenini etkileyebiliyor. Adet tarihinin gecikmesi ya da beklenenden erken başlaması çoğu zaman geçici nedenlere bağlı olsa da sık tekrarlayan düzensizliklerde altta yatan başka bir sağlık sorunu bulunabiliyor. Bu nedenle adet döngüsündeki belirgin değişikliklerin takip edilmesi önem taşıyor. Düzenli uyku, dengeli beslenme ve stres yönetimi hormonal dengenin korunmasına katkı sağlıyor.

Genital bölgede tahriş ve cilt problemleri

Aşırı terleme, sürtünme ve nemli ortamlar yaz aylarında genital bölgede kızarıklık, tahriş ve hassasiyete yol açabiliyor. Özellikle sentetik kumaşlar ve dar kıyafetler bu şikayetleri artırabiliyor. Kaşıntı ve tahrişin uzun sürmesi enfeksiyonlarla karıştırılabildiğinden, belirtilerin devam etmesi halinde uzman görüşü almak gerekiyor. Günlük hijyene dikkat edilmesi, terleten kıyafetlerden kaçınılması ve cildin hava almasının sağlanması şikayetlerin önlenmesine yardımcı oluyor.

YAZ HASTALIKLARINDAN KORUNMADA 7 ALTIN KURAL!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Şafak Yılmaz Baran, keyifli bir yaz tatili geçirmek ve yaz hastalıklarından korunmak için 7 altın kuralı şöyle sıralıyor;

  • Islak mayo ve bikiniyle uzun süre kalmayın.
  • Susamayı beklemeden su için.
  • Tuvalet ihtiyacınızı ertelemeyin.
  • Dar ve sentetik kıyafetleri uzun süre kullanmayın.
  • Genital bölgenin hijyenini abartmayın.
  • Uyku ve beslenme düzeninizi tamamen bozmayın.
  • Kaşıntı, yanma, sık idrara çıkma veya ciltte tahriş gibi belirtiler varsa, doktora başvurmayı ertelemeyin.

 

#YazSağlığı #KadınSağlığı #VajinalEnfeksiyon #İdrarYoluEnfeksiyonu #AdetDüzensizliği #CiltTahrişi #YazHastalıkları #SağlıkHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye’de Çeyrek Milyon Qashqai Sahibi Var

Nissan, Avrupa’da 4 milyon ve Türkiye’de çeyrek milyona yakın satış ile SUV segmentindeki liderliğini pekiştirdi. 2006’daki lansmanından bu yana Qashqai; pratik tasarımı, günlük kullanım kolaylığı ve Avrupalı müşteriler için geliştirilen teknolojileriyle markanın en büyük başarı hikâyelerinden biri haline geldi.

Üç nesildir gelişimini sürdüren Qashqai, e-POWER hibrit teknolojisi, ProPILOT sürücü destek sistemleri ve sezgisel dijital çözümleriyle günlük sürüşü daha güvenli ve konforlu hale getiriyor. Model, bugüne kadar farklı ülkelerde kazandığı 20 Yılın Otomobili ödülü dahil 110’dan fazla uluslararası ödül ile güvenilirliğini kanıtladı.

Türkiye’deki yaklaşık 250 bin Qashqai sahibine yönelik hazırlanan yeni YouTube video serisi, aracın gizli kalmış özelliklerini keşfetmeyi ve teknolojilerden en iyi şekilde yararlanmayı amaçlıyor.

 

 

#NissanQashqai #SUV #ePOWER #ProPILOT #OtomobilHaber #SatışRekoru #NissanTürkiye #Qashqai2026 #ElektrikliSürüş #Otomotiv #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Elektrikli Mobiliteye Marka Bağımsız Destek

Škoda Türkiye, elektrikli mobilite alanındaki yenilikçi mobil şarj istasyonları ile Türkiye’deki elektrikli araç kullanıcılarının yolculuklarını kesintisiz hale getiriyor. Marka bağımsız olarak sunulan hizmet, 2026 yılının ilk altı ayında ulaştığı kullanıcı sayısı ve gerçekleştirdiği şarj işlemleriyle dikkat çekici bir performans ortaya koydu.

Mobil şarj istasyonlarıyla 1000’den fazla destek

2026’nın ilk yarısında toplam 1.070 mobil şarj işlemi gerçekleştirildi ve 456 farklı elektrikli araç kullanıcısına yerinde destek sağlandı. Bu süreçte 26 bin 893 kWh enerji aktarımı yapılırken, mobil istasyonlar Türkiye genelinde 31 bin kilometreden fazla yol kat etti.

Marka bağımsız hizmetle elektrikli mobiliteye katkı

Škoda mobil şarj istasyonları yalnızca Škoda kullanıcılarına değil, tüm elektrikli araç sahiplerine açık. İlk altı ayda yapılan şarj işlemlerinin yüzde 70’inden fazlası farklı marka araçlara sunuldu. Bayram döneminde 248 hizmet verilerek aylık talep rekoru kırıldı; Mayıs ayında ise 353 şarj işlemiyle bugüne kadarki en yüksek aylık performansa ulaşıldı.

Mobil şarj hizmetinden yararlanan kullanıcıların ortalama yaşı 41 olurken, en yoğun grubu 30-44 yaş aralığı oluşturdu. Yüce Auto-Škoda, yılın ikinci yarısında da mobil şarj hizmetinin erişilebilirliğini artırmayı ve müşteri deneyimini geliştirmeyi hedefliyor.

#ŠkodaTürkiye #MobilŞarj #ElektrikliAraçlar #OtomobilHaberleri #YeşilEnerji #SürdürülebilirUlaşım #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity