Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Pınar Yahşi’den “YOL” Fotoğraf Yolculuğu

Karaköy’deki ArtHan Galeri, tarihinde ilk kez iki kişisel sergiyi eşzamanlı olarak sanatseverlerle buluşturuyor. Küratörlüğünü Nuray Özler Yolcu’nun üstlendiği programda, farklı disiplinlerde çalışan iki sanatçının üretimleri aynı mekânda algı, beden ve dönüşüm ekseninde buluşuyor.

Pınar Yahşi’nin “YOL” sergisi, varıştan çok yolda olma haline odaklanan fotoğraflardan oluşuyor.

Şükriye Karaçay’ın “HAYALCİ HÜCRE” sergisi ise cam ve kurşun heykellerle güçlü bir anlatı sunuyor.

Sergiler, 15–31 Ocak 2026 tarihleri arasında Kurşunlu Han – Karaköy’de izlenebilecek.

Çalışma saatleri: Hafta içi ve Cumartesi 11.00–19.00, Pazar kapalı.

#ArtHanGaleri #YOLSergisi #HAYALCİHÜCRE #KaraköySanat #ÇağdaşSanat #Fotoğraf #Heykel #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yeni Yılda Kapsamlı Konser Takvimi Sanatseverleri Bekliyor

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, 2025 yılını üç gün üst üste kapalı gişe gerçekleşen yeni yıl konserleriyle tamamladı. Orkestra, 2026’ya ise sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünü öne çıkaran güçlü bir repertuvarla giriyor.

2025 yılı boyunca 43 bin 306 dinleyiciye ulaşarak Eskişehir’in kültür hayatında belirleyici bir rol üstlenen orkestra, yeni yılda da anma konserleri, tematik programlar, sahne yapıtları ve evrensel başyapıtları bir araya getiren kapsamlı bir takvim sunacak.

Kapalı Gişe Yeni Yıl Konserleri

Orkestra Şefi Ender Sakpınar yönetiminde sahnelenen yeni yıl konserlerinde solistler Eylem Demirhan, Ayşe Şenoğul, Aydın Uştuk ve Burak Dabakoğlu yer aldı. Klasik müziğin usta bestecilerinden oluşan seçkin program, üç gün boyunca salonu dolduran sanatseverler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.

Konserleri izleyen Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, yaptığı konuşmada sanatın toplumsal gücüne vurgu yaparak:

“2025 zorlu bir yıl oldu; ancak sanatın birleştirici ve iyileştirici gücüyle 2026’ya umutla giriyoruz,” dedi.

2026’nın İlk Konseri

Yeni yılın ilk konseri 8 Ocak Perşembe akşamı Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Eskişehir Senfoni Orkestrası, nitelikli repertuvarı, güçlü solistleri ve kentle kurduğu derin bağ ile 2026’da da kültür sanat yaşamına değer katmayı sürdürecek.

 

OCAK-ŞUBAT-MART 2026 PROGRAMI

8 Ocak 2026 Perşembe

Hasan Ferit Alnar’ın 120. Doğum Yılı Kutlama Konseri

Orkestra Şefi: Orçun Orçunsel

Solistler: Tahir Aydoğdu (Kanun), İbrahim Aydoğdu (Viyolonsel)

Program:          H.F. Alnar – Prelud ve İki Dans

H.F. Alnar – Kanun Konçertosu

H.F. Alnar – Viyolonsel Konçertosu

15 Ocak 2026 Perşembe

Orkestra Şefi: Orhun Orhon

Solist: Gülsin Onay (Piyano)

Program:          W.A. Mozart – KV.467 Piyano Konçertosu No:21

  1. Faure – Op.80 Pelleas ve Melisande Süiti
  2. Mendelssohn – Op.32 Güzel Melusine Uvertürü

22 Ocak 2026 Perşembe

Uğur Mumcu’yu Anma Konseri

Orkestra Şefi: Rengim Gökmen

Solistler: Tayfun Bozok (Keman), Derya Bozok (Keman)

Program:          A. Schnittke – Konçerto Grosso No:1

  1. Livaneli – Senfonik

30-31 Ocak – 1 Şubat 2026 (Cuma / Cumartesi / Pazar)

Orkestra Şefleri: Aytuğ Ülgen / Orhun Orhon

Program:          C.R. Rey – Lüküs Hayat

5 Şubat 2026 Perşembe

6 Şubat Depremi Kayıplarımızı Anma Konseri

Orkestra Şefi: İbrahim Yazıcı

Solist: Elvin Hoxha Ganiyev (Keman)

Program:          M. Karlowicz – Op.8 Keman Konçertosu

  1. Brahms – Op.90 Senfoni No:3

12 Şubat 2026 Perşembe

Sevgililer Günü Konseri

Orkestra Şefi: Ender Sakpınar

Program:          Film Müzikleri

19 Şubat 2026 Perşembe

Orkestra Şefi: Burak Tüzün

Solist: Deniz Yakın (Keman)

Program:          P.I. Çaykovski – Op.35 Keman Konçertosu

P.I. Çaykovski – Op.13 Senfoni No:1

27-28 Şubat – 1 Mart 2026 (Cuma / Cumartesi / Pazar)

Orkestra Şefleri: Aytuğ Ülgen / Orhun Orhon

Program:          C.R. Rey – Lüküs Hayat

5 Mart 2026 Perşembe

Dünya Emekçi Kadınlar Günü Konseri

Orkestra Şefi: Öykü Yanık

Solistler: Gülen Ege (Keman), Pınar Basalak (Viyola)

Program:          G. Verdi – La Traviata Operası Uvertürü

  1. Bruch – Op.88 Keman & Viyola Konçertosu
  2. Dvořák – Op.95 Senfoni No:9 “Yeni Dünyadan”

12 Mart 2026 Perşembe

Tıp Bayramı Konseri

Orkestra Şefi: Rengim Gökmen

Solistler: Arcan İsenkul (Viyola), Ezgi Görkem Yıldırım (Soprano)

Program:          Y. Tura – Viyola Konçertosu

  1. Ravel – Şehrazad

P.I. Çaykovski – Op.32 Franceska da Rimini Senfonik Şiiri

18 Mart 2026 Çarşamba

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. Yılı

Orkestra Şefi: Burak Tüzün

Solistler: Hülya Kazan (Soprano), Serdar Rasul (Viyolonsel)

Program:          C. Atilla – Senfoni No:2 “Gelibolu – 57. Alay”

27-28-29 Mart 2026 (Cuma / Cumartesi / Pazar)

Dünya Tiyatrolar Günü

Orkestra Şefleri: Aytuğ Ülgen / Orhun Orhon

Program:          C.R. Rey – Lüküs Hayat

#EskişehirSenfoni #KültürSanat #KlasikMüzik #SanatınGücü #EskişehirEtkinlikleri #YeniYılKonseri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Aziz Nesin’in Öyküleri İş Sanat’ta

İş Sanat’ın edebiyat dinletileri, bu kez Aziz Nesin’in toplumsal sorunları mizahi bir incelikle ele alan öykülerine yer veriyor. “Bar Fedaisi” başlıklı dinleti, 26 Ocak Pazartesi akşamı saat 20.30’da İş Kuleleri Salonu’nda gerçekleşecek.

Nesin’in “İntikam”, “Sınır Üstündeki Ev”, “Bar Fedaisi”, “Nasıl Buldunuz?” ve “Çamaşır Günü” adlı öyküleri; Tilbe Saran, Metin Belgin, Bülent Emin Yarar ve Hakan Gerçek tarafından seslendirilecek. Metni Atilla Birkiye hazırlarken, müzik direktörlüğünü Serdar Yalçın, sahne uyarlamasını ise Mehmet Birkiye üstleniyor. Dinletiye çello, keman ve piyano eşlik edecek.

Etkinlik ücretsiz olup, rezervasyonlar Biletix üzerinden yapılabiliyor.

#AzizNesin #İşSanat #BarFedaisi #KültürSanat #EdebiyatDinletisi #İstanbulEtkinlikleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Böğürtlen Öpücüğü” raflarda yerini aldı

Şair Ünal Ersözlü, Yakın Yayınları etiketiyle yayımlanan yeni kitabı “Böğürtlen Öpücüğü” ile okurlarla buluştu. 78 bölümden oluşan ve 184 sayfalık tek bir şiir olarak kurgulanan eser, modern epik şiirin izini süren bütünlüklü bir anlatı sunuyor.

Aşk, zaman, bellek ve anlam arayışını zengin bir imge dünyasında buluşturan kitap, çağdaş Türk şiirinde özgün bir okuma deneyimi olarak öne çıkıyor. Ersözlü, bugüne kadar aldığı ödüller ve gazetecilikten beslenen üretim hattıyla edebiyat dünyasında kendine özgü bir dil kurmayı sürdürüyor.

#ÜnalErsözlü #BöğürtlenÖpücüğü #ŞiirKitabı #ÇağdaşTürkŞiiri #YakınYayınları #KültürSanat #EdebiyatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

2026’da sağlığınızı koruyun: Tarama testlerini ihmal etmeyin

Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Kanserle mücadelede en kritik unsur, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Araştırmalar 2026’nın ilk günlerinden itibaren kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Uzun yaşam, sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor

Kanser, modern çağda ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Tarihsel ve arkeolojik bulgular, kanserin binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu göstermektedir. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedeninin, tıptaki ilerlemeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğu bilinmektedir. İnsanlar artık daha uzun yaşamakta; bu durum, kanser riskinin daha geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olmaktadır. Son iki yüzyılda ortalama yaşam süresi belirgin biçimde artmıştır. Ancak asıl belirleyici olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir. Daha uzun yaşayan toplumlarda kanserin daha sık görülmesi, korunma ve erken tanı stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale gelmesine yol açmıştır.

Erken tanı mümkün ama katılım düşük

Günümüzde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde arttı. Buna rağmen tarama programlarına katılım oranları hala düşük seviyelerde seyrediyor. Birçok kişi, kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçınmakta ve tarama testlerini ertelemektedir. Oysa erken tanı sayesinde hastalık kontrol altına alınabilmekte ve tedavi süreci çok daha etkili şekilde yönetilebilmektedir.

2026’da kanser tarama testlerinizi yaptırın!

Kanser çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve erken evrede saptandığında ise tedavi şansı belirgin şekilde artar. Ailede kanser öyküsü bulunuyorsa, son dönemde nedeni açıklanamayan bazı şikayetler ortaya çıktıysa ya da yaş itibarıyla risk grubuna girildiyse “bir şeyim yok” denilmemeli ve vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurulmalıdır. Kanser tarama testlerinin, hastalık ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesinde hayati bir rol üstlendiği unutulmamalıdır.

Kadınlar için önemli testler:

  • 40 yaş sonrası düzenli mamografi
  • 21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları
  • 50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri

Erkekler için önemli testler:

  • 50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi
  • 50 yaş sonrası kolonoskopi
  • Uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi

Bunların dışında, kadın erkek fark etmeksizin yaşı kaç olursa olsun her bireyin yılda bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırması, genel sağlık durumunun izlenmesi açısından faydalı olabilir. Aile öyküsü ve bireysel risk durumuna göre karaciğer ve tiroit ultrasonu gibi kişiye özel taramalar planlanmalıdır. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde taramaların daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılması büyük önem taşımaktadır.

 “Ben sağlıklıyım” yetmez “Biz sağlıklı mıyız?” demeliyiz!

Bilimsel çalışmalarda, kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla değil; günlük yaşamda benimsenen alışkanlıklarla da yakından ilişkili olduğu ortaya konulmaktadır. Hareketsizlik, düzensiz ve dengesiz beslenme, aşırı kilo alımı ve kronik stres gibi faktörlerin etkisinin yalnızca bireyle sınırlı kalmadığı, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların aile içinde birlikte uygulanmasının, uzun vadede koruyucu bir etki sağladığı kabul edilmektedir.

Akdeniz diyetini ve aktif yaşamı benimseyin

Beslenme alışkanlıkları açısından Akdeniz diyetinin, kanser riskini azaltıcı etkileri bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Sebze ve meyve tüketiminin artırılması, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi; bunun yanında düzenli fiziksel hareketin sağlanması, yeterli ve kaliteli uykunun desteklenmesi ile stresin yönetilmesi, korunmada önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımın geçici bir diyet programı olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsendiğinde daha etkili sonuçlar elde edildiği görülmektedir.

#KanserdenKorunma #ErkenTanı #TaramaTestleri #SağlıklıYaşam #AkdenizDiyeti #KanserFarkındalık #MemorialHastanesi #ProfMustafaÖzdoğan #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ocak 2026 burç yorumları

♈ Koç (21 Mart–19 Nisan)

Yılın başında kariyeriniz hızla yükseliyor. 3 Ocak’taki Dolunay ev düzeni için ideal. 7’sinde romantik bir buluşma fırsatı var. 17’sinden itibaren sosyal hayatınız hareketleniyor, yeni aşklar gündeme gelebilir. 18’inde iş fırsatları doğabilir. 26’sında Neptün burcunuza geçiyor; önümüzdeki yıllar sezgileriniz ve manevi yönünüz güçlenecek.

 

♉ Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Ocak ayı seyahat için harika. 3’ünde kısa, 18’inde uzun yolculuklar için uygun zaman. 6–7’si romantik kaçamaklara açık. 17’sinden itibaren itibarınız artıyor, 19’unda kariyerinizde ivme kazanıyorsunuz. Neptün içsel sorgulamalarınızı artıracak.

 

♊ İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Mali durumunuzu gözden geçirme zamanı. 3’ünde eşinizle bütçe konuşmaları yapabilirsiniz. 18’inde yeni planlar oluşturun. 17’sinden itibaren seyahat için kozmik destek var. 26’sında Neptün arkadaşlık alanınıza giriyor; sosyal çevreniz daha yaratıcı ve ilham verici olacak.

 

♋ Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

İlişkileriniz bu ay ön planda. 3’ünde sınırlarınızı belirleyin. 17’sinden itibaren finansal konular gündeme gelecek, ortak kazançlar söz konusu olabilir. 18’inde yeni bir aşk fırsatı doğabilir. 26’sında Neptün kariyer alanınıza giriyor; sezgilerinizle yükselme zamanı.

 

♌ Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Ayın başında iş yoğunluğu artıyor. 3’ünde dinlenmeye vakit ayırın. 17’sinden itibaren ilişkilerinizde hareketlilik olacak. 18’inde yeni iş fırsatları doğabilir. 21’inde müzakereler için uygun zaman. 26’sında Neptün uzun yolculuklara kapı açıyor; dünyayı keşfetme zamanı.

 

♍ Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

Aşk hayatınız hareketleniyor, derin bağlar kurma şansı artıyor. 3 Ocak’ta arkadaşlarla keyifli bir buluşma, 18’inde yeni bir aşk veya aile planı gündeme gelebilir. Ay ortasında iş yoğunluğu artıyor, verimliliğiniz öne çıkıyor. 21–22’si terfi veya zam için ideal. Sezgileriniz ay sonunda güçleniyor.

 

♎ Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Ayın ilk haftaları ev işleri ve düzen için uygun. 3 Ocak’ta emeklerinizin karşılığını göreceksiniz. 6–7’si dekorasyon için harika. 17’sinden itibaren aşk hayatınız canlanıyor, 18’inde evde keyifli buluşmalar olabilir. Neptün ay sonunda ilişkilerde derinleşme getiriyor.

 

♏ Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Ocak kısa seyahatlerle başlıyor. 3 Ocak’ta uzun yolculuk planı yapabilirsiniz. 17’sinden itibaren ev tadilatları gündeme gelebilir. 18’inde önemli haberler var. 27’si ev dönüşümü için güçlü bir gün. Neptün ay sonunda iş alanınıza giriyor; sanat ve yaratıcılık kariyerinizde öne çıkabilir.

 

♐ Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Mali açıdan güçlü bir başlangıç. 3 Ocak’ta bütçe planı yapın, 10’unda savurganlıktan kaçının. 17’sinden itibaren kısa seyahatler gündeme geliyor. 18’inde yeni gelir fırsatları doğabilir. Neptün ay sonunda aşk hayatınızı derinleştiriyor.

 

♑ Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Gezegenler burcunuzda; güçlü bir dönemdesiniz. 3 Ocak’ta ilişkilerde karar zamanı. 17’sinden itibaren finansal kazançlar artabilir. 18’inde yeni görünüm için ideal. Aynı gün müzakerelerde başarı şansı yüksek. Neptün ay sonunda ev hayatınızı dönüştürmeye başlıyor.

 

♒ Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Ayın başında içe dönük bir dönemdesiniz. 3 Ocak’ta rutinlerinizi gözden geçirin. 17’sinden itibaren sosyalleşme ve parlamaya başlıyorsunuz. 18’inde dinlenme ve yenilenme için zaman ayırın. Neptün ay sonunda hayal gücünüzü yükseltiyor, yeni fikirler hızla doğabilir.

 

♓ Balık (19 Şubat–20 Mart)

Ayın başında sosyal hayatınız hareketli. 3 Ocak romantik akşam için uygun, 18’inde arkadaşlarla buluşma zamanı. 17’sinden itibaren daha sakinleşiyorsunuz. 29’unda Neptün para alanınıza giriyor; yeni kazanç yolları bulabilirsiniz ama dikkatli olun.

 

#KoçBurcu #BoğaBurcu #İkizlerBurcu #YengeçBurcu #AslanBurcu #BaşakBurcu #TeraziBurcu #AkrepBurcu #YayBurcu #OğlakBurcu #KovaBurcu #BalıkBurcu #2026BurçYorumları #Astroloji #PauseDergi

Uzmanlar uyarıyor: Zayıflık takıntısı ölümcül olabilir

Günümüzde zayıflık idealinin giderek yaygınlaştığını belirten uzmanlar, kilo verme davranışının bazı bireylerde tehlikeli bir takıntıya dönüşebildiğini söylüyor.

Anoreksiya Nervoza’nın diyet yapıp kilo vermekten ileri bir durum olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi. Hastaların çoğunun kendilerini kilolu görmeye devam ettiklerini, ancak çevrelerindekilerin durumun ciddiyetini fark edebildiklerini dile getiren Prof. Dr. Erkmen, erken başvuru ve hastalığın kabul edilmesinin tedavide başarıyı belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, Anoreksiya Nervoza’nın estetik bir tercih değil, erken müdahale edilmezse hayati risk taşıyan ciddi bir psikiyatrik hastalık olduğu konusunda detaylı açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Hüsnü Erkmen,

Prof. Dr. Hüsnü Erkmen

Takıntılı kilo verme davranışına sahip kişiler vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmalı!

Günümüzde herkesin ‘daha zayıf olmalıyım’ düşüncesine sahip olduğunu dile getiren Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Her mahallede, her sokakta, küçük şehirlerde bile spor salonları var.” dedi.

Buraya gidenlerin zayıflamak için gittiğini, ‘spor yapayım kalori kaybedeyim’ düşüncesinde olduklarını kaydeden Prof. Dr. Erkmen, “Böyle bir durumda olan birisi varsa, çok fazla vakit geçirmeden bir psikiyatri uzmanına başvurmaları uygun olur. Basit işlerde bile başlangıçta işi bitirmek çok daha kolayken zaman geçtikçe daha zor olur. Atalarımız söylemiş; ağaç yaşken eğilir. Bir fidanı herkes eğebilir, büyük ağaç olduğu zaman kimse eğemez. Bunun için çok vakit kaybetmemek önemli. Aklınıza gelen her türlü tıbbi olayda vakit kaybetmemek, bir an evvel doktora başvurmak gerekir.” uyarısında bulundu.

Anoreksik zayıflık, beyindeki aksamalardan kaynaklanan ciddi bir psikiyatrik hastalık!

Anoreksiyanın genellikle huzursuz aile ortamında büyüyen kişilerde daha fazla göründüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Anoreksiyaya sahip kişilerin kendilerini güzel bulmalarının temelinde psikiyatrik sorunlar olabilir.” dedi.

Bazı kadınların kalçalarını ve göğüslerini yok ederek kadınlık yönlerini reddetmeye çalıştıklarını, bazılarının da ‘ne kadar zayıf o kadar iyi’ algısını ön plana taşıdıklarını belirten Prof. Dr. Erkmen, “Sonuç olarak bu beyindeki bir takım aksamalardan ortaya çıkan bir zayıflamadır. Basitçe, bir insanın diyet yapıp kilo vermesinden çok daha ileri bir şeydir. Her kilo verdiğinde anoreksik olduğunu zannetmemek demektir. Hatta bazen aşırı kusmaya bağlı olarak bir sebeple diş hekimine giderse, diş hekimleri dişlerinin arka kısımlarının aşınmış olduğunu fark ederler. Kusarken çıkarılan asit dişleri tahrip eder ve bir süre sonra dişler dökülmeye başlar. Kesinlikle bir güzellik ortaya çıkmaz. Aksine olabildiğince çirkin bir tablo ortaya çıkar. İyi beslenemedikleri için saçlar dökülebilir.” şeklinde konuştu.

30 kilonun altı hastane yatışı gerektiren ciddi bir durum!

Anoreksiya Nervoza’da zayıflama hızının başlangıçta yavaş olduğuna ve giderek arttığına değinen Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, bunun nedeninin de hiçbir şekilde gıda almayıp, aldıklarında da kusarak çıkarma, ishalle çıkarma veya aşırı spor yapma gibi eylemler olduğunu söyledi.

“Bu hastaların çok ilginç olan tarafı da her türlü gıdanın ne kadar kalori vereceği hakkında çok ciddi bilgileri vardır.” diyen Erkmen, sözlerine şöyle devam etti:

“Onlar bir ekmek, bir tabak et kaç kalori bilirler. Dolayısıyla da ona dikkat ederek yemek yemeye başlarlar. Başlangıçta diyet gibi görünebilir ama ne yazık ki sonu çok tatsız bir şekilde gelir. İşin kötü olan tarafı da herkes bunun kötü bir zayıflık olduğunu fark eder. Hastalar ise ‘daha şişmanım biraz daha kilo vermem gerekiyor’ gibi kendilerinin daha şişman olduğunu iddia ediyor olabilirler. Ancak ne yazık ki iş kötüye gidiyor manasına gelir. Özellikle 30 kilonun altına düşerse ciddi tehlike vardır. Hastaneye yatırmak gerekir. Belki zorla besleme metotları uygulanabilir.”

Tedavide başarıyı sağlamak için kişinin hastalığı kabul etmesi gerekir!

Tedavi süresi ve başarı oranının hastadan hastaya değişiklik gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Hüsnü Erkmen, “Çok kötü hastalığa tutulmuş bir insan ameliyat olur, bir bakarsın bir şey olmadan güzel bir şekilde yaşar ya da çok basit bir hastalıktan dolayı da ölebilir.” dedi.

Anoreksiyada da benzer bir durum söz konusu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Erkmen sözlerini şöyle tamamladı:

“Dereceleri vardır. Mantıklı miktarda zayıfladıktan sonra ‘bu işin tadı kaçtı ben burada durayım’ diyenler de var, sonuna kadar gidenler de var. Otuz kilonun altına düşmüş, çocuk ağırlığında neredeyse ama hala yemek yememeye, kusmaya veya başka şeyler yapmaya çalışabilir. Yaşamı kısaltan bir hastalıktır. Belli bir tanıyı geçtikten sonra bir ölüm olmasa bile vücut her türlü hastalığa açık hale gelir. Başka türlü bir hastalığa tutulabilir.

Tedavide başarıyı sağlamak içinse kişinin hastalığı kabul etmesi ve tedavi için erken başvurması gerekir. 1-2 senedir devam eden bir şey halinde gelinirse ve hasta iyi uyum sağlarsa tedaviye iyileşir. Ancak eğer ilaçlarını kullanmaz ve kilo vermek için aynı davranışlarına devam ederse bu iş kötüye doğru gider ne yazık ki.”

#Anoreksiya #Psikiyatri #SağlıkHaberi #ZayıflıkTakıntısı #RuhSağlığı #NPİstanbul #ÜsküdarÜniversitesi #ProfHüsnüErkmen #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kilo Kontrolünde doğal destek: Lahana turşusu

Lahana turşusunun sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çeken Beslenme Uzmanı Kübra Şahin, “Lahana turşusu düşük kalorili ve posa açısından zengindir. Bu özellikleri sayesinde tokluk hissi sağlar ve aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olur.” dedi.

Kübra Şahin, “Turşuda bulunan probiyotik bakteriler bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesine destek olur. Sağlıklı bir bağırsak florası bağışıklık sistemi için de oldukça önemlidir. Lahana turşusunun içerdiği vitamin ve mineraller de genel metabolik işlevler için gerekli desteği sağlar.” diye konuştu.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Kübra Şahin, lahana turşusunun probiyotik değeri ve sağlık üzerindeki etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Beslenme Uzmanı Kübra Şahin

Beslenme Uzmanı Kübra Şahin

Turşu geleneksel bir fermantasyon yöntemi

Turşunun Türk mutfağındaki yerinin son derece köklü olduğunu belirten Kübra Şahin, “Hem tarihsel hem de sosyo-kültürel açıdan değerlendirildiğinde oldukça önemli ve köklü bir yere sahiptir.  Turşu yapımı ve tüketimi Türk toplumunun beslenme alışkanlıklarının ayrılmaz bir parçasıdır. Türk mutfak kültüründe hem besinsel hem de kültürel açıdan zengin bir mirasın temsilcisidir. Geleneksel koruma yöntemi sayesinde soğuk kış aylarında taze sebzeye erişimin sınırlı olduğu dönemlerde, turşular önemli bir besin kaynağı olmuştur. Uzun süre saklanabilmesi amacıyla kullanılan geleneksel bir fermantasyon yöntemidir. Fermente bir ürün olduğu için probiyotik özellikler taşıdığı da bilinmektedir. Türk sofralarında hemen her yemekle birlikte turşu sunmak yaygın bir gelenektir.” dedi.

Lahana turşusu geniş coğrafyada benimsenmiş

Lahana turşusunun Türk mutfağında özel bir yere sahip olduğunu belirten Kübra Şahin, bu popülerliğin hem tarımsal hem de ekonomik nedenlere dayandığını söyledi. Şahin, “Lahana, fermantasyona son derece uygun bir yapıya sahiptir ve turşu olarak uzun süre bozulmadan saklanabilir. Özellikle sonbahar ve kış aylarında Türkiye’nin birçok bölgesinde bol miktarda yetişmesi, Karadeniz’den İç Anadolu’ya, Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada lahana turşusunun yaygınlaşmasını sağlamıştır. Maliyetinin düşük olması, halk arasında kolayca temin edilip işlenmesine olanak sağlamıştır. Lahana turşusu, özellikle etli yemekler, kuru fasulye, nohut, pilav gibi ana yemeklerle uyumlu bir lezzete sahiptir.” diye konuştu.

Probiyotik değeriyle öne çıkıyor

Lahana turşusunun probiyotik açıdan son derece değerli bir besin olduğunu vurgulayan Kübra Şahin, fermantasyon sürecinin bu noktadaki belirleyici rolünü şöyle açıkladı:

“Lahana turşusu, laktik asit fermantasyonu ile oluşur. Bu süreçte faydalı bakteriler devreye girer ve lahana üzerindeki doğal şekerleri fermente ederek laktik asit üretir. Bu durum hem turşunun korunmasını sağlar hem de yararlı bakteri içeriğini artırır.”

Lahananın yüksek posa içeriğinin bağırsak sağlığı üzerindeki etkilerine de değinen Şahin, “Lahana, yüksek posa içeriği sayesinde bağırsak florası için uygun bir ortam oluşturur. Posa, probiyotik bakterilerin beslenmesi için gerekli olan prebiyotik etkiyi sağlar. Bu da sindirim sisteminde iyi bakterilerin çoğalmasını destekler.” ifadesinde de bulundu.

Diğer turşulara göre daha dayanıklı

Lahana turşusunun fermantasyon sürecinin diğer sebze turşularından farklı olduğuna işaret eden Şahin, “Lahana turşusu, salatalık veya havuç turşusuna kıyasla daha uzun süre fermantasyona dayanabilmektedir. Salatalık ve havuç turşuları daha kısa sürede olgunlaşırken, dokuları da daha çabuk yumuşamaktadır.” şeklinde konuştu.

Kilo kontrolü ve metabolizma için destekleyici

Lahana turşusunun sağlık üzerindeki etkilerine de değinen Kübra Şahin, özellikle kilo kontrolü ve bağırsak sağlığı açısından önemli faydalar sunduğunu belirtti. Şahin, “Lahana turşusu düşük kalorili ve posa açısından zengindir. Bu özellikleri sayesinde tokluk hissi sağlar ve aşırı yemeyi önlemeye yardımcı olur. Posa içeriği sindirimi yavaşlatarak kan glikozu dalgalanmalarını dengeler ve ağırlık kontrolüne katkı sağlar.” dedi.

Probiyotiklerin metabolizma üzerindeki rolüne dikkat çeken Kübra Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Turşuda bulunan probiyotik bakteriler bağırsak mikrobiyotasının dengelenmesine destek olur. Sağlıklı bir bağırsak florası bağışıklık sistemi için de oldukça önemlidir. Ayrıca fermente besinlerin, mikrobiyom üzerinden enerji harcamasını ve yağ metabolizmasını olumlu yönde etkileyebildiğine dair araştırmalar bulunmaktadır. Lahana turşusunun içerdiği vitamin ve mineraller de genel metabolik işlevler için gerekli desteği sağlar.”

#LahanaTurşusu #SağlıklıBeslenme #Probiyotik #ToklukHissi #KiloKontrolü #TürkMutfağı #FermenteBesin #BeslenmeUzmanı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kış aylarında sağlık için Check-Up önerisi

Dondurucu soğukların hakim olduğu kış günlerinde, kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslerin çok kolay bulaşması nedeniyle, solunum yolu enfeksiyonları hızla artıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Kış ayları yalnızca soğuklarla değil; solunum yolu enfeksiyonlarının artması, kronik hastalıkların alevlenmesi, bağışıklığın zayıflaması ve kalp-damar hastalıklarının sıklaşmasıyla da bilinir. Bu nedenle kış aylarında yapılacak kapsamlı bir check-up, pek çok sağlık riskini erkenden fark etmeye ve mevsimsel hastalıklardan korunmaya fayda sağlar. Kış öncesi bazı testlerin yapılması; özellikle 50 yaş üzeri kişiler, kronik hastalığı olanlar, sigara içenler, fazla kilolu bireyler ve sık enfeksiyon geçirenler için kritik önem taşır” diyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja sağlıklı bir kış için yaptırılması gereken tetkikleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Edvin Murrja

Dr. Edvin Murrja

  • Temel kan testleri

Özellikle kışın sık görülen halsizlik, sık hastalanma vb şikayetlerin nedeninin basit bir kan testiyle ortaya çıktığını belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tam Kan Sayımı (Hemogram): Anemi, enfeksiyon veya bağışıklık sorunları açısından önemlidir. CRP / Sedimantasyon: Vücutta gizli enfeksiyon ya da inflamasyonu gösterir. Kan Şekeri, insülin direnci, HbA1c: Diyabet eğilimi veya kontrolsüz diyabeti tespit eder. Elektrolitler (Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum): Su dengesi ve kalp ritim bozukluğu açısından önemlidir.”

  • Karaciğer ve Böbrek Fonksiyon Testleri

Karaciğer ve böbrekler, vücudun filtre sistemi olarak görev yapar. Ancak bu organlardaki sorunlar çoğunlukla sinsice ilerler. Kışın ilaç kullanımının artması, yetersiz su tüketimi ve  beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler bu iki organı zorlayabilir. Yapılacak testlerle, olası sorunların erken dönemde fark edilerek önlem alınabileceğini belirten Dr. Murrja bu testleri şöyle sıralıyor: “ALT, AST: Karaciğer yağlanması veya hasarını gösterir. Üre – Kreatinin: Böbrek fonksiyon bozukluklarını erken yakalamada kritik önem taşır.”

  • Kolesterol Testleri

Kış aylarında hareket azalırken, yüksek kalorili ve yağlı besinlere yönelim artabildiğinden,  kolesterol seviyeleri olumsuz etkilenebilir. Kolesterol testleri, kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan kişilerin erken dönemde belirlenmesini sağlar. Özellikle fark edilmeyen yüksek kolesterol, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Dr. Murrja; “LDL (kötü kolesterol), HDL (iyi kolesterol) ve Trigliserid değerleri kalp-damar sağlığının en temel belirteçleridir” diyor.

  • Tiroit Fonksiyonları

Üşüme, kilo alma, halsizlik, unutkanlık ve ruh hali değişimleri kışın sık görülür. Bu şikayetlerin nedeninin bazen tiroit bezinin düzensiz çalışması olabildiğini belirten Dr. Murrja şöyle konuşuyor: “Tiroit fonksiyon testleri, metabolizmanın dengede olup olmadığını gösterdiğini ve şikayetlerin kaynağını netleştirmeye yardımcı olur. Kış aylarında özellikle Hashimoto tiroiditi ve hipotroidi belirtileri daha kolay alevlenebilir. TSH ve fT4 düzeylerinin tespiti çok önemlidir.”

  • Vitamin ve Mineral Değerlendirmesi

Kışın güneş ışığı azaldığından D vitamini eksikliği sık görülür. D vitamininin yanı sıra B12, demir ve magnezyum gibi değerlerin de eksikliği enfeksiyonlara daha açık hale gelinmesine neden olabilir. Dr. Edvin Murrja vitamin ve mineral değerlerine yönelik testler yaptırılmadan gelişigüzel vitamin ve mineral kullanımının fayda yerine çok ciddi zararlara yol açabileceğini vurgulayarak şöyle diyor: “Vitamin D, B12-Folat, Demir ve Ferritin değerlerine mutlaka bakılmalı, eksiklik varsa doktor önerisiyle takviye kullanılmalıdır.”

  • Akciğer Değerlendirmesi

Soğuk hava, grip ve benzeri solunum yolu enfeksiyonları akciğerleri doğrudan etkiler. Sigara içenler veya sık öksüren, nefes darlığı yaşayan, sık enfeksiyon geçirenler için akciğer değerlendirmesi büyük önem taşır. Erken yapılan kontrollerin, olası risklerin büyümeden kontrol altına alınmasında kritik önem taşıdığını belirten Dr. Edvin Murrja “Akciğer Grafisi ve Fiziksel muayene mutlaka yaptırılmalıdır” diyor.

  • Kardiyovasküler Tarama

Soğuk hava damarların büzülmesine neden olarak kalbin daha fazla efor sarf etmesine yol açar. Bu durum özellikle kalp-damar hastalığı riski taşıyanlar için önemlidir. Kardiyovasküler taramalar, kalbin yükünü ve damar sağlığını ortaya koyarak olası riskleri önceden gösterir. Dr. Murrja “Kışın hipertansiyon ve kalp krizi riski arttığından, tansiyon takibinin düzenli yapılması, EKG ve gerekli kişilerde EKO hayati önem taşır. Özellikle de göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi şikayetler varsa geciktirilmeden yapılmalıdır” diye konuşuyor.

#SağlıklıYaşam #KışSağlığı #CheckUp #Tetkik #AcıbademHastanesi #DrEdvinMurrja #KalpDamarSağlığı #Bağışıklık #KışAyları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sarıkamış’ta kristal kar ve müzik dolu kutlama

Sarıkamış’ın eşsiz kristal kar dokusu eşliğinde misafirlerini ağırlayan Duja Chalet Ski Center, 2026’ya müzik, eğlence ve unutulmaz anlarla merhaba dedi. Özenle hazırlanan yılbaşı programı, misafirlere dolu dolu bir gece yaşattı.

Duja Chalet Ski Center

Yılbaşı galasında sahne alması planlanan Celil Nalçakan’ın orkestrası olumsuz hava koşulları nedeniyle İstanbul’dan gelemeyince programda değişiklik yapıldı. Ancak bu durum eğlencenin temposunu düşürmedi. Nalçakan, Duja Chalet bünyesindeki müzisyenlerle sahneye çıkarak samimi ve keyifli kısa bir performans sundu. Sahne enerjisi ve misafirlerle kurduğu sıcak iletişim, gecenin en özel anlarından biri oldu.

Duja Chalet Ski Center

Gece boyunca; özel yılbaşı gala menüsü, canlı müzik performansları, DJ setleri, Kafkas dansları gösterisi, bar ve lounge alanlarında konsept eğlenceler ve gece yarısından sonra devam eden after party programlarıyla kutlamalar kesintisiz sürdü.

 

Profesyonel ekibi ve güçlü organizasyon yapısıyla Duja Chalet Ski Center, misafirlerine eğlenceli, güvenli ve akılda kalıcı bir deneyim sunarken, Sarıkamış’ta kış turizminin en özel adreslerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Duja Chalet Ski Center

#DujaChalet #Sarıkamış #YılbaşıKutlaması #TurizmHaberi #KışTurizmi #SkiCenter #CelilNalçakan #KristalKar #UnutulmazAnlar #PauseDergi