Yazılar

Gorillaz’a ilgi büyük

Brit ve Grammy ödüllü efsanevi grup Gorillaz, Türkiye’deki ilk performansları için gördükleri yoğun ilgi sonrası İstanbul konserlerine bir tarih daha ekledi. Pozitif Müzik ve Charm Music organizasyonuyla düzenlenen Pozitif Vibrations kapsamında grup, 16 Temmuz 2026 tarihli konser biletlerinin 6 saat içinde tükenmesinin ardından 14 Temmuz 2026 için de Bonus Parkorman’da sahne alacağını duyurdu.

Saeed Aghanejad “İran’daki sanat ortamı daha içe dönük”

Pause Sanat ve Pause Dergi olarak sanat röportajlarımıza devam ediyoruz. Sanat denilince akla gelen ilk isimler arsasında yer alan ArtGalerim sahibi ve sanat menajeri Özlem Alıcı’nın bu ay ki konuğu sanatçı Saeed Aghanejad oldu.  Saeed Aghanejad sanata dair tüm sorularımızı tüm içtenliği ile cevaplarken yeni sergisi hakkında bilgi verdi.

Keyifle okumalar…

Saeed Aghanejad “İran’daki sanat ortamı daha içe dönük”

 

Çağdaş İran sanatının dikkat çeken isimlerinden Saeed Aghanejad, duygusal yoğunluğu ve sembolik diliyle uluslararası sanat izleyicisinin ilgisini çekiyor. Geleneksel İran estetiğinin izlerini modern bir anlatımla buluşturan sanatçı, kişisel hafızayı, kültürel katmanları ve insanın içsel çatışmalarını resimlerinde yeniden kuruyor.

Bu röportajda Aghanejad’ın sanatsal köklerine, yaratım sürecine ve günümüz dünyasında sanatın rolüne dair görüşlerine yakından bakıyoruz.

İran’daki kültürel miras, sanatsal yaklaşımınızın oluşumunda nasıl bir temel oluşturdu? Bugünkü estetik dilinizin kökleri nereye uzanıyor?

İran, tarih boyunca imgelerin, sembollerin ve ruhsal derinliğin ülkesidir. Benim estetik dilimin kökleri de bu çok katmanlı kültürden besleniyor. Çocukluğumdan itibaren İran minyatürlerindeki detay sevgisi, şiirdeki metaforik yoğunluk ve gündelik hayatta bile hissedilen melankolik zarafet beni şekillendirdi.

Bugünkü işlerimde görülen denge, kırılganlık ve insanın içsel çatışması aslında bu kültürel mirasın modern bir yorumudur.

Eserlerinizde sıklıkla karşımıza çıkan semboller ve metaforlar, kişisel hikâyeleriniz veya toplumsal gözlemlerinizle nasıl bir ilişki kuruyor?

Eserlerimde yer alan semboller ve metaforlar, aslında hem kişisel hafızamın izleri hem de toplumsal belleğin yankılarıdır. İpler, ağırlıklar, gözleri kapalı figürler… Tüm bunlar bir yandan kendi yaşamımda taşıdığım mücadelelerin, diğer yandan ise içinde büyüdüğüm toplumun görünmez baskılarının görsel karşılıklarıdır.

Dışarıdan bakıldığında soyut ya da belirsiz gibi duran bu imgeler, benim için oldukça somut bir duygu yükü taşır. Örneğin eserlerimde sıkça kullandığım düğmeler, kaderin ve kader çizgisinin metaforik bir ifadesidir; insanın hayatında birbirine eklenen, kopan ya da yeniden dikilen ilişkilerin, seçimlerin ve yönelimlerin sessiz temsilcileridir.

Sembollerimi çoğunlukla açık uçlu bırakırım; çünkü bir sanat eserinin tamamlanmasını her zaman izleyicinin kendi hikâyesiyle mümkün kılan bir alan olduğuna inanırım. Yine de bu sembollerin kökleri, daima kişisel yaralarımdan, tanıklıklarımdan ve toplumsal hafızanın derin yerlerinden beslenir.

Bu nedenle her figür, her çizgi ve her işaret; hem bana ait hem de bize ait olan bir hikâyeyi yeniden kurar.

Saeed Aghanejad

İran kültürünün önemli bir parçası olan minyatür, kaligrafi ve geleneksel motifler, çağdaş işlerinizde hangi formlarda karşımıza çıkıyor?

İşlerimde geleneksel estetiği birebir kopyalamaktan çok, onun ruhsal mimarisini taşıyorum.

Minyatürün detay tutkusunu figürlerimdeki ince çizgilerde, kaligrafinin akışkanlığını kompozisyonun ritminde, geleneksel motiflerin simgesel dilini ise arka plandaki dokusal katmanlarda yeniden yorumluyorum.

Bu unsurlar, modern bir hikâyenin içinde nostaljik bir fısıltı gibi yer alıyor.

Çalışmalarınızda göze çarpan güçlü duygusal yoğunluk nasıl doğuyor? Bu atmosferi kurarken sizi en çok etkileyen duygu veya tema nedir?

Duygusal yoğunluk, genellikle “içsel baskı”dan doğuyor.

İnsanın kendini anlamaya çalıştığı o gri alanlar —ne tam karanlık ne tam aydınlık olan yerler— benim için en etkileyici konular.

Bu atmosferi kurarken en çok yalnızlık, arayış ve kontrol – teslimiyet ikileminde biriken duygular beni şekillendiriyor.

Saeed Aghanejad

İran’daki sanat ortamı ile uluslararası alanlarda çalışırken gözlemlediğiniz farklılıklar nelerdir? Bu farklılıklar üretim sürecinizi nasıl etkiliyor?

İran’daki sanat ortamı daha içe dönük, sembolik ve çoğu zaman sansürün gölgesinde ilerliyor. Uluslararası arenada ise ifade özgürlüğü ve disiplinlerarası birliktelik çok daha güçlü.

Bu karşıtlık, üretim sürecimde iki katman oluşturdu:

Biri, içsel ve kapalı bir dil; diğeri, daha açık ve evrensel bir anlatım.

İkisinin birleşimi, bugünkü görsel kimliğimi oluşturdu.

Kompozisyonlarınızdaki renk tercihleri ve boşluk kullanımı oldukça karakteristik. Bu iki öğe sizin için neyi temsil ediyor?

Renkler benim için duygunun sesi, boşluk ise nefes alanıdır. Özellikle mavi tonlarının yoğun kullanımı, hem ruhsal bir derinliği hem de varoluşun belirsizliğini temsil ediyor.

Boşluk ise figürlerin yalnızlığını, çevreden kopuşunu ve izleyicinin kendi sezgisiyle alanı tamamlaması için bırakılan bilinçli bir sessizliği ifade ediyor.

Sanat eserleriniz izleyiciyi çoğu zaman içsel bir sorgulamaya davet ediyor. Sizce izleyici – eser ilişkisi nasıl kurulmalı?

Ben izleyicinin eseri sadece “görmesini” değil, kendi hayatıyla temas ettirmesini önemsiyorum.

Eserle ilişki, sanatçının niyetinden çok izleyicinin içsel yolculuğu üzerinden kurulmalı.

Sanat, iki tarafın da alan açtığı bir karşılaşmadır; ben sadece o kapıyı aralayan kişiyim.

Saeed Aghanejad

Sanatsal yolculuğunuz boyunca karşılaştığınız en kritik zorluk neydi? Bu deneyim estetik anlayışınızı nasıl dönüştürdü?

En büyük zorluk, kendi iç sesimi bulabilmekti. Bir dönem dış beklentiler, sınırlar ve toplumsal baskılar beni şekillendiriyordu. Bu baskıyla yüzleştiğim an, estetik anlayışım da değişti: Daha samimi, daha kırılgan ama daha gerçek oldu. Kendi sınırlarımla yüzleşmek aslında özgürlüğümün başlangıcıydı.

Bugünün dünyasında çağdaş sanatçının toplumdaki rolü sizce nedir? Sanatın dönüştürücü gücüne inanıyor musunuz?

Bir çağdaş sanatçı, toplumun hem tanığı hem de aynasıdır.

Sanatın dönüştürücü gücü vardır; ama bu güç çoğu zaman sessizdir.

Zihni bir milim hareket ettiren bir eser, bir toplumun yıllar sonra değişim göstermesine katkı sağlayabilir.

Ben sanatın bu görünmez ama derin etkisine inanıyorum.

Şu anda üzerinde çalıştığınız yeni projelerden bahsedebilir misiniz? Gelecekteki sanatsal yönelimleriniz hakkında ipuçları verebilir misiniz?

Şu sıralar insanın kaderle kurduğu ilişkiyi ve bu ilişkide ortaya çıkan kırılma anlarını merkeze alan yeni bir seri üzerinde çalışıyorum.

Gelecekte ise insan figürünü giderek daha sembolik bir forma dönüştürmeyi, hatta çizginin tek başına taşıdığı anlatım gücünü öne çıkaran bir pratiğe yönelmeyi planlıyorum.

Bu senenin sonunda Ankara’da kişisel sergim açılacaktır. Yeni yılda “Türkiye’nin Efsaneleri” adlı kitabım yayımlanacak ve Artgalerim’de yeni dönem işlerimi içeren özel bir sergi düzenleyeceğim.

Kısacası, hem estetik hem de kavramsal anlamda daha özgür ve daha içsel bir süreçten geçiyorum.

Saeed Aghanejad

#PauseSanat #PauseDergi #SaeedAghanejad #ÖzlemAlıcı #ÇağdaşSanat #İranSanatı #ArtGalerim #SanatRöportaj

Uluslararası katılımcılarla daha zengin bir program

Türkiye’nin önde gelen sanat etkinliklerinden IAAF İstanbul Sanat Fuarı, bu yıl DenizBank’ın ana desteğiyle 4–7 Aralık 2025 tarihlerinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. Fuar, 3 Aralık’ta özel bir açılışla sanatseverlere kapılarını aralayacak.

Resim, heykel, fotoğraf ve tasarım gibi farklı disiplinlerdeki klasik, modern ve çağdaş eserler, yerli ve yabancı sanatçıların katılımıyla koleksiyonerler ve sanatseverlerle buluşacak. DenizBank’ın kültür ve sanata erişimi artırma misyonu doğrultusunda fuarın kapsamı genişletilirken, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim sunulması hedefleniyor.

Sergilerin yanı sıra söyleşi, panel ve özel koleksiyon sunumları da programda yer alacak. Uluslararası katılımcılar ve yeni galerilerle fuarın önceki yıllara kıyasla daha yoğun geçmesi bekleniyor.

#DenizBank #IAAF #İstanbulSanatFuarı #Sanat #Kültür #ÇağdaşSanat #LütfiKırdar

Evrim Sanat Galerisi’nde romantizmin güncel izleri

Sanatseverlerle buluşma Ressam Devrim Demiral, son dönem çalışmalarını içeren “Romantik” isimli solo sergisiyle 22 Kasım’da Evrim Sanat Galerisi’nde açılış yaptı. Sergi, modernizmin estetik mirasını yeniden değerlendirirken romantizmin güncel yorumlarını odağına alıyor.

Sanatçının yaklaşımı Demiral, eserlerinde romantizmin farklı disiplinlerle ilişkilenerek yeni biçimlere evrilmesini ele alıyor. Sanatçı, “Çağımızın yarattığı hissizleşme romantizmin eleştirel bakışıyla aşılabilir” diyerek serginin çıkış noktasını özetliyor.

Galeriden açıklama Evrim Sanat Galerisi kurucusu Betül Ketenci, “Demiral’ın eserleri romantizmin günümüze uzanan etkilerini güçlü bir şekilde hissettiriyor” sözleriyle serginin önemini vurguladı.

Ziyaret bilgisi “Romantik” sergisi, 10 Aralık 2025’e kadar Evrim Sanat Galerisi’nin yeni adresinde sanatseverleri ağırlamaya devam edecek.

#DevrimDemiral #RomantikSergi #EvrimSanatGalerisi #ÇağdaşSanat #ResimSanatı #İstanbulSanat #Sanatseverler

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Caddebostan Mahallesi Bağdat Caddesi Ergun Apt. No: 244 Kat 2 Daire 8 Kadıköy İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00
Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

Kültürel faktörler yeme davranışlarını etkiliyor

Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin önemli bir araştırma alanı olduğunu belirten uzmanlar, yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışların, kültürel kodlardan etkilenebildiğini söylüyor.

Bulimia nervozanın, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla hem psikolojik hem fiziksel riskler yaratabildiğini aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür.” dedi. Erken teşhis ve multidisipliner tedavinin, komplikasyonları önlemede kritik rol oynadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, ailelerin destekleyici tutumu ve partnerlerin farkındalığının, iyileşme sürecini hızlandırdığını vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Erman Şentürk, yeme bozukluklarının kültürel ve psikolojik etkilerini, bulimia ve anoreksiya nervoza farklarını, tedavi yöntemlerini ve aile ile partner desteğinin önemini anlattı.

Dr. Erman Şentürk

Dr. Erman Şentürk

Beslenme alışkanlıkları büyük ölçüde kültürel normlarla şekilleniyor

Beslenme davranışları ile kültürel faktörler arasındaki ilişkinin, psikoloji ve antropoloji literatüründe önemli bir araştırma alanı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Çeşitli kültürlerde beslenme alışkanlıkları ve yemekle ilgili sosyal pratikler büyük ölçüde kültürel normlar tarafından şekillenir.” dedi.

Türk kültüründe aile ve arkadaşlarla birlikte yemek yemenin önemli bir sosyal etkinlik olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Bol yiyecek sunulması ve bereket vurgusu yaygındır. Buna karşın Kuzey Avrupa kültürlerinde daha minimalist ve işlevsel bir yemek anlayışı görülür. Yemekleri ödül olarak görmek, tıkanırcasına yeme ya da anoreksiya nervoza gibi bozukluklarda görülen besin kaygısı gibi davranışlar, bu kültürel kodlardan etkilenebilir.” şeklinde konuştu.

Bulimia nervoza, kontrolsüz yeme krizleri ve telafi edici davranışlarla ciddi sonuçlara yol açabilir!

Bulimia nervozanın, kontrol edilemeyen yeme krizleriyle başlayan ve bu davranışı telafi etmek için kusma, laksatif kullanımı, aşırı egzersiz ya da katı diyetler gibi yöntemlerin uygulandığı bir yeme bozukluğu olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Bireyler genellikle suçluluk, utanç ve yoğun kilo alma kaygısı yaşarlar. Fiziksel olarak normal kilo aralığında olsalar bile bu kaygı devam eder ve davranışlar çoğunlukla gizli gerçekleşir. Tedavi edilmediğinde hem psikolojik hem fiziksel açıdan ciddi sonuçlara yol açabilir.” dedi.

Bulimia Nervoza ve Anoreksiya Nervoza arasındaki farklara ve benzerliklere değinen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, şunları söyledi:

“Bulimia nervoza; hızlı ve kontrolsüz yeme, ardından telafi edici davranışlar ile karakterize edilir. Bu kişiler genellikle normal kilo aralığındadır. Anoreksiya nervoza ise kişinin düşük kiloda olmasına rağmen kendisini kilolu görmesi ve aşırı kısıtlayıcı beslenme davranışlarıyla tanımlanır. Her iki bozuklukta da beden imajı kaygısı, yoğun kilo alma korkusu ve yeme davranışında bozulmalar görülür. Tedavi edilmediğinde depresyon, anksiyete ve sosyal izolasyon gibi sorunlara neden olabilir.”

Güzellik baskısı gençlerde yeme bozukluklarına yol açabiliyor!

Toplumsal normların, medya etkisinin ve kişisel özgüvenin, insanların dış görünüşe verdiği önemi belirlediğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Güzellik standartlarının yarattığı baskı, özellikle gençlerde beden algısını olumsuz etkileyerek yeme bozukluklarına zemin hazırlayabilir.” dedi.

Yeme bozukluklarının genetik, biyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıktığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Erken teşhis, semptomların şiddetlenmesini önlemek ve ciddi komplikasyonları engellemek açısından kritiktir. Psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve diğer uzmanlardan oluşan multidisipliner bir ekip, hem fiziksel hem ruhsal sağlığın iyileştirilmesinde etkili olur. Komorbid durumların yönetimi de tedavinin önemli bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.

Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir; düzenli takip ve profesyonel destek önemli!

Yeme bozukluklarıyla mücadelede bireyin kendi sağlık durumunu anlaması ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel yardım almasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Erken müdahale, uzun vadeli sorunların önüne geçebilir.” dedi.

Teşhisin genellikle bir psikiyatrist tarafından konduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, şöyle devam etti:

“Fiziksel muayene, kan testleri, elektrolit ölçümleri ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle desteklenir. Psikiyatrik değerlendirme ve yeme davranışının gözlemlenmesi teşhisin temel aşamalarıdır. Medikal tedavi, çeşitli psikoterapi yöntemleri ve diyetisyen desteği tedavinin temel bileşenleridir. Uygulanan yöntem bireyin ihtiyacına göre belirlenir. Tedavi sonrasında nüks riski devam edebilir. Bu nedenle düzenli takip ve profesyonel destek önemlidir. Hastanın kendi durumunu izlemesi ve gerektiğinde yardım alması nüks riskini azaltır. Multidisipliner ekip, tedavinin kişiye özel ve etkili ilerlemesini sağlar. Ekip çalışması hem fiziksel hem psikolojik açıdan bütünsel bir yaklaşım sunar.”

Belirtiler fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir ruh sağlığı uzmanına başvurulmalı!

Ailelerin destekleyici, baskıcı olmayan bir tutum sergilemesinin de önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Erman Şentürk, “Mevcut yeme rutinlerinin aşırı şekilde değiştirilmemesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve stresin azaltılması iyileşme sürecine katkı sağlar. Ailenin hastalık belirtilerini tanıması ve profesyonel yardım aramada destek olması kritik önem taşır.” dedi.

Partnerlerin, kısıtlayıcı tutumlardan kaçınarak, belirtileri fark ederek ve duygusal destek sunarak tedavi sürecine olumlu katkıda bulunabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şentürk, “Yeme bozuklukları ciddi tıbbi sorunlara yol açabileceği için belirtileri fark eden bireylerin en kısa sürede bir ruh sağlığı profesyoneline başvurmaları önerilir. Tedavi süreci sabır gerektirir ve yakın desteği iyileşmenin önemli bir parçasıdır.” uyarısında bulunarak sözlerini tamamladı.

#YemeBozukluğu #Bulimia #Anoreksiya #ErkenTeşhis #Sağlık #Psikiyatri #ÜsküdarÜniversitesi #NPİSTANBUL

Balat’ın kalbinde üç sergi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin restore ederek kültür-sanat merkezine dönüştürdüğü Balat’taki Fener Evleri, üç yeni sergiyle İstanbulluları ağırlıyor. Haliç Sanat 1, 2 ve 3’te açılan sergiler, mekân ve bellek kavramlarını farklı sanatçıların gözünden yorumluyor.

Tansu Kırcı – “Taşın Belleği”: Taşın kolektif hafızasını ve kimlik ile mekân arasındaki ilişkiyi sorguluyor.

Özge Kahraman – “Karanlığın Hafızası”: Mağara metaforu üzerinden hafıza, zaman ve bilinçaltı katmanlarını görünür kılıyor.

Mine Kemertaş – “Boş Ev”: Ev kavramını bireysel ve toplumsal bellek üzerinden yeniden yorumluyor.

Sergiler, 13 Kasım 2025 – 15 Şubat 2026 tarihleri arasında pazartesi hariç her gün 10.00–17.00 saatlerinde ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

#HaliçSanat #İBBKültür #Balat #FenerEvleri #SanatSergisi #TaşınBelleği #KaranlığınHafızası #BoşEv #İstanbulSanat #KültürelMiras #ÜcretsizSergi

Hera Büyüktaşcıyan ve video odaklı grup sergisi Arter’de

Arter, 27 Kasım’dan itibaren iki yeni sergiyi sanatseverlerle buluşturuyor. Hera Büyüktaşcıyan’ın “Hayalet Kuartet” başlıklı kişisel sergisi, sanatçının kimlik, bellek ve doğa kavramlarını mekân ve zamanla ilişkilendiren pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Sergi, Kurtuluş ve Tarlabaşı semtlerinden beslenen eserleriyle kent tarihindeki kırılmalara işaret ediyor.

 Aynı tarihte açılacak olan “Hah!” başlıklı grup sergisi ise, Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından güncel video yapıtlarını bir araya getiriyor. Küratörlüğünü Delfin Öğütoğulları’nın üstlendiği sergi, hicvin iktidar mekanizmalarını eleştirme ve çağdaş koşulları sorgulamadaki rolünü öne çıkarıyor. Türkiye’den ve farklı coğrafyalardan sanatçıların eserleriyle güç eşitsizlikleri, otoriter yönetim biçimleri ve toplumsal normlar sorgulanıyor.

 #Arterİstanbul #HeraBüyüktaşcıyan #HayaletKuartet #HahSergisi #VideoSanatı #ÇağdaşSanat #SanatEtkinliği #İstanbulSanat #Küratörlük #SanatHaber

Avanos’ta sanat ve ışığın buluşması

Renklerin İzinde Kültür ve Sanat Topluluğu, 11. sergisini Avanos Güray Müzesi’nde sanatseverlerle buluşturdu. “Güneşin Dokunduğu Yer” temalı karma sergide, 34 sanatçının farklı disiplinlerde ürettiği 50 eser yer alıyor. Küratörlüğünü Pınar Ülker’in üstlendiği sergi, hem güncel sanat üretimlerini hem de müzenin benzersiz atmosferini bir araya getiriyor.

Kayalara oyulmuş mimarisiyle dikkat çeken Güray Müze, Anadolu’nun çömlek–seramik geleneğini Antik Çağ’dan günümüze taşıyor. Sergi, 16 Kasım’a kadar her gün 09:00–18:30 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Adres: Yeni Mah., Dereyamanlı Cd. 50840 Avanos / Nevşehir

Telefon: (0384) 511 23 74

#GüneşinDokunduğuYer #AvanosSanat #GürayMüze #Renklerinİzinde #SanatSergisi #KültürVeSanat #KapadokyaSanat

Çırağan Sarayı’nda yeni yılın Işıltılı kutlaması

İstanbul’un en görkemli yapılarından Çırağan Palace Kempinski İstanbul, yeni yılı karşılamak için hazırladığı özel programıyla misafirlerini Boğaz’ın büyüleyici atmosferinde unutulmaz bir kutlamaya davet ediyor. Tarihi dokusu, zarif mimarisi ve eşsiz konumuyla şehrin simgesi olan Çırağan Sarayı, bu yıl da yılbaşı coşkusunu ihtişamlı davetler, seçkin lezzetler ve özel deneyimlerle taçlandırıyor.

Çırağan Sarayı

Gazebo’da Yılbaşı Çay Saati Aralık ayı boyunca her gün 15:00–18:00 arasında sunulacak yılbaşı temalı beş çayı, el yapımı tatlılar, tuzlu ikramlıklar ve yılbaşı ruhunu yansıtan sunumlarla misafirlere zarif bir deneyim yaşatıyor. Boğaz manzarası eşliğinde gerçekleşen bu keyifli buluşma, yeni yıl hazırlıklarına şık bir dokunuş katıyor.

Çırağan Sarayı

Çırağan Balo Salonu’nda Gala Yemeği – 31 Aralık 2025 Sarayın ihtişamını yansıtan Çırağan Balo Salonu, yılbaşı gecesinde altı aşamalı özel menü, karşılama kokteyli ve canlı müzik performanslarıyla misafirlerini ağırlıyor. Türk ve dünya mutfağından özenle seçilmiş lezzetlerle donatılan gala yemeği, yeni yıla görkemli bir başlangıç yapmak isteyenler için unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Çırağan Sarayı

Le Fumoir’da Yılbaşı Partisi Palmiye ağaçları altında Boğaz’ın ışıkları eşliğinde düzenlenecek yılbaşı partisi, canlı DJ performansı ve özel kokteyllerle eğlence tutkunlarını bekliyor. Enerjik atmosferiyle Le Fumoir, şehrin en popüler yılbaşı adreslerinden biri olmaya devam ediyor.

Saray’da Yılbaşı Brunch’ı – 1 Ocak 2026 Yeni yılın ilk gününde Çırağan Sarayı’nın zarif salonlarında sunulacak brunch, zengin menüsü ve Boğaz manzarasıyla misafirlere lezzet dolu bir başlangıç vaat ediyor.

Çırağan Sarayı

Yeni Yıl Konaklama Paketi İki gecelik konaklama, gala yemeği ve yılbaşı brunch’ını içeren özel paket, misafirlere Saray atmosferinde masalsı bir deneyim yaşatıyor. Çırağan Palace Kempinski İstanbul, yeni yıla ihtişam ve zarafet içinde adım atmak isteyenleri ağırlamaya hazırlanıyor.

Çırağan Sarayı

#ÇırağanPalace #KempinskiIstanbul #YılbaşıKutlaması #BoğazdaYılbaşı #YeniYıl2026 #İstanbulEtkinlik #LuxuryLifestyle #GalaDinner #BrunchExperience

Art Miami 2025’te Türkiye’den güçlü bir seçki

Türkiye’nin önde gelen çağdaş sanat galerilerinden Gama Gallery, 2–7 Aralık 2025 tarihleri arasında düzenlenecek Art Miami fuarında Türkiye’yi temsil ediyor. Dokuzuncu kez katıldığı bu prestijli etkinlikte galeri, Türkiye’den sanatçıların eserlerini uluslararası sanatseverlerle buluşturarak küresel görünürlüğe katkı sağlıyor.

Dünyanın en önemli modern ve çağdaş sanat fuarlarından biri olan Art Miami, her yıl binlerce sanatseveri ve koleksiyonerleri ağırlıyor. Bu yıl da Miami şehir merkezindeki One Herald Plaza’da gerçekleşecek fuarda Gama Gallery; fotoğraf, resim ve heykel gibi farklı disiplinlerden eserleri sergileyecek.

Seçkide Asaf Erdemli, Cristian Hunter, Efren Isaza, Evren Temel, Kristina Culus, Mehmet Öğüt, Melike Kılıç, Serap Kurtuluş, Yeşim Gedik ve Zarife Gizem İbrahimoğlu gibi sanatçıların yapıtları yer alıyor. Farklı estetik perspektifleri buluşturan bu koleksiyon, ziyaretçilere zengin bir görsel anlatı sunacak.

#GamaGallery #ArtMiami2025 #ÇağdaşSanat #ModernSanat #TürkiyeSanatı #MiamiArtFair #SanatHaberleri