Yazılar

“İçimizde Büyüyen Orman” Sergisi Pera’da Açıldı

İlayda Babacan Art Projects (IBAP) tarafından hayata geçirilen “İçimizde Büyüyen Orman” başlıklı grup sergisi, 13 Şubat – 15 Mart 2026 tarihleri arasında Pera’daki Casa Foscolo Hotel’de gerçekleşiyor. Küratörlüğünü İlayda Babacan’ın üstlendiği sergide, sanatçılar Atilla Galip Pınar, Caner Şengünalp ve Damla Özdemir’in eserleri izleyiciyle buluşuyor.

Neo-klasik mimarisiyle kültürel bir miras olan Casa Foscolo Hotel, tarihi dokusunu koruyarak yerli ve yabancı sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Sergi, kutsalın, doğanın ve bedenin birbirine karıştığı bir alan açarken, ormanı yalnızca bir doğa imgesi değil; insanın içinde kök salan, dallanan ve dönüşen bir varoluş metaforu olarak yorumluyor.

İzleyiciyi içsel doğanın bir sığınak mı yoksa yüzleşme alanı mı olduğu üzerine düşünmeye davet eden sergi, çağdaş sanatın yeni dönemine dair güçlü bir küratoryal vizyon sunuyor.

#İçimizdeBüyüyenOrman #IBAP #CasaFoscoloHotel #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #İstanbulSanat #AtillaGalipPınar #CanerŞengünalp #DamlaÖzdemir #İlaydaBabacan #PeraSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Andrea Bocelli, Romanza’nın 30. Yılında İstanbul’da

Dünyanın en ikonik seslerinden Andrea Bocelli, müzik tarihine damga vuran Romanza albümünün 30. yılına özel hazırlanan Romanza 30th Anniversary World Tour kapsamında 30 Mayıs 2026’da İstanbul’da sahne alacak. Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda gerçekleşecek konser, Mticket iş birliği ve NTRteam organizasyonu ile düzenleniyor.

Bocelli, İstanbul konserinde “Con Te Partirò”, “Vivo per Lei” ve “Time to Say Goodbye” gibi hafızalara kazınmış eserlerin yanı sıra Romanza albümünden seçilen parçaları seslendirecek. Zengin orkestra düzenlemeleri ve özel sahne atmosferiyle birleşen bu konser, İstanbul’da unutulmaz bir müzikal kutlama niteliği taşıyacak.

Romanza albümü, yayımlandığı 1997’den bu yana dünya çapında 20 milyondan fazla satış rakamına ulaşarak müzik tarihinin en çok satan İtalyanca albümü oldu. Bocelli’nin uluslararası yükselişini simgeleyen bu albüm, İstanbul konserinde yeniden hayat bulacak.

#AndreaBocelli #Romanza30 #İstanbulKonseri #KlasikMüzik #RomanzaAnniversary #BeşiktaşStadyumu #Mticket #NTRteam #Sanat #KonserHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Payam Latifi “Halı Altına Süpürülenler”

Sanatçı Payam Latifi, kimlik, köken, görünmezlik ve sevme/sevilme hâllerini İran halılarının görsel şöleni altında çağdaş ve soyut bir anlatıyla yeniden kuruyor. “Halı Altına Süpürülenler” sergisi, izleyiciyi desenlerin, renklerin ve düğümlerin altına bakmaya; gizlediklerimiz ve tamir ettiklerimizle yüzleşmeye davet ediyor.

Latifi, halı ve camı malzeme olarak kullanarak zıtlıklar üzerinden soyut bir evren kuruyor. Camın kırıldığı yerden ışığın yansıdığı bu evren, kişisel ve kolektif bir yüzleşmeyi beraberinde getiriyor. “Esaret” ve “özgürleşme” ikiliğini İran halıları ve cam kırıkları üzerinden görünür kılan sergi, 17 Şubat – 17 Mart 2026 tarihleri arasında Çankaya Belediyesi Fikret Otyam Sanat Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak.

#PayamLatifi #HalıAltınaSüpürülenler #ÇağdaşSanat #SergiHaber #FikretOtyamSanatMerkezi #SanatVeKimlik #İranHalıları #SoyutSanat #SanatEtkinliği #AnkaraSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sanat ve Koku Buluşması: “The Grand Excess”

Uluslararası esans üreticisi MG International Fragrance Company, çağdaş sanatçı Lal Batman’ın “The Grand Excess” başlıklı kişisel sergisine özgün bir koku çalışmasıyla eşlik ediyor. 29 Ocak’ta başlayan sergi, 14 Şubat’a kadar PİLEVNELİ Dolapdere’de sanatseverlerle buluşuyor.

Sergide Lal Batman, sosyal medyanın parıltılı yüzünü sorgularken geçmişin zarafetini günümüzün yapay ihtişamıyla yüzleştiriyor. Antik Mısır ve Yunan dönemlerinden 18., 19. ve 21. yüzyıllara uzanan tarihsel katmanlar; Güney Amerika, Uzak Doğu, Orta Doğu ve Batı kültürlerinin estetik anlayışlarıyla birleşiyor.

Eserlerde mürekkep, akrilik, doğal ve cam taşlar ile incilerin oyma dokulu kâğıtlar üzerinde buluştuğu özgün bir üretim dili öne çıkıyor. Bu görsel anlatıya, sanatçının hikâyesinden ilhamla MG International Fragrance Company tarafından tasarlanan özel bir koku eşlik ediyor. Sergi alanında kurgulanan bu kompozisyon, izleyiciyle kurulan etkileşimi derinleştirerek sanatın çok boyutlu doğasını vurguluyor.

Koku kompozisyonunda; sümbülteberin çiçeksi yoğunluğu, Tahiti gardenyasının yumuşak dokusu, Sumatra paçulisinin topraksı derinliği, Laos öd ağacının tütsümsü karakteri, Çin osmanthusunun kayısımsı alt tonu, Endülüs labdanumunun kehribar sıcaklığı ve Seylan tarçınının baharatlı vurgusu yer alıyor. Böylece sergi, görsel olduğu kadar duyusal bir deneyime dönüşüyor.

MG International Fragrance Company, bu iş birliğiyle kokunun bir sanat formu olarak mekânsal deneyimin ayrılmaz bir parçası olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.

#TheGrandExcess #LalBatman #MGInternational #PilevneliDolapdere #SanatVeKoku #ÇağdaşSanat #SergiDeneyimi #FragranceArt #İstanbulSanat #MultisensoryArt #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Griple mücadelede “Anne yemekleri” çok önemli, çünkü…

Kış aylarında çocuklarda grip (influenza virüsü) oldukça sık görülürken, özellikle okul ve kreş ortamlarında hızla yayılıyor. Dünya genelinde veriler, 10 yaş altındaki çocuklarda influenza virüsünün, solunum hastalıklarına bağlı hastaneye yatışların yaklaşık yüzde 15’ini oluşturduğunu gösteriyor.  İnfluenza gribinin temel semptomları olan yüksek ateş, halsizlik, kuru öksürük, boğaz ve kas ağrıları özellikle küçük yaştaki çocuklarda daha şiddetli seyrederken, ebeveynlerde ciddi kaygıya yol açabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, griple mücadelede sadece tıbbi tedavinin değil, doğru ve dengeli beslenmenin de kritik bir önem taşıdığına dikkat çekerek, “Yeterli sıvı alımı ve doğru beslenme, bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasına, şikayetlerin hafiflemesine ve komplikasyonların azalmasına yardımcı olur. Hastalık döneminde vücudu dinlendirmek için iyi bir uyku, bol sıvı ve yeterli protein ile bağırsak mikrobiyotasını destekleyen gıdaların alınması son derece değerlidir” diyor.

Influenza virüsünde en önemli kurallardan birinin çocuğu zorlamadan az ve sık aralıklarla sıvı ağırlıklı beslemek olduğunu belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini, çinko ve probiyotikler mucizevi sonuçlar yaratmazlar ama vücudun doğru çalışmasına destek olurlar.  C vitamininden zengin gıdaların yanı sıra mikrop öldürücü ve bağışıklığı destekleyici etkileri nedeniyle sarımsak ile soğan içeren yemeklerin tüketilmesi, üzerlerine antiviral özelliği olan karabiber serpilmesi önemlidir. C vitamininden zengin limon da çorbaların ve salataların üzerine sıkılıp kolayca tüketilebildiği için avantaj sağlar” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Coşkun Çeltik

Prof. Dr. Coşkun Çeltik

C vitamini bağışıklığı destekliyor

Vücuttaki kolajen üretimini artıran ve bağışıklık hücrelerinin işlevlerini destekleyen C vitamini grip tedavisinde önemli bir destek sağlıyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “C vitamini grip virüsünü azaltmaz ve bağışıklığı güçlendirmez. Ancak, akut hastalık döneminde şikayetlerin daha hızlı hafiflemelerine yardımcı olabilir” diyor.  Yüksek doz C vitamininin ekstra bir faydası olmadığını; bu nedenle gıdalarla doğal yoldan alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Portakal, mandalina, limon, biber, avokado, kivi ile kuşburnu C vitamini açısından zengindir.  Çocuğun mümkünse meyvelerin kendisini tüketmesi önemlidir. Meyve suyu olarak verilecekse günlük iki bardağın geçmemesi daha iyi olur; çünkü aşırı şeker yükü metabolizmayı olumsuz etkiler” bilgisini veriyor.

Çinko enzimlerin çalışması için çok önemli

Çinko, vücudumuzda çok sayıda enzimin yardımcısı olduğu için influenza virüsünün sınırlanmasını sağlıyor, hatta dokuya tutunmasını engelliyor. Bu nedenle, çinko içeren gıdaların tüketilmesi de faydalı oluyor. Hindi, tavuk, kıyma, yoğurt, badem, ceviz, fıstık, kaju, kabak çekirdeği ve nohut çinkodan zengin gıdaları oluşturuyor.

Omega – 3 yağ asitleri vücuttaki yangıyı azaltıyor

Omega-3 yağ asitleri vücuttaki enflamasyonu, yani aşırı yangıyı azaltırken,  bağışıklık hücrelerini de destekliyor. Dolayısıyla, yüksek omega-3 (EPA/DHA) içeren balıkların hastalık döneminde haftada 1-2 kez tüketilmesinde fayda var. Somon, sardalye, uskumru ve hamsi özellikle kış mevsiminde omega-3 oranı yüksek deniz balıkları arasında yer alıyor.  “Balıkların kızartma olarak değil fırında pişirilmesi en ideal seçimdir. Bu sayede kızartmayla ortaya çıkan kötü trans yağlardan da uzak durulmuş olur” bilgisini veren Prof. Dr. Coşkun Çeltik, çok yağlı gıdaların hastalık dönemlerinde bulantıyı tetikleyebileceği için dikkatli olunması gerektiğini anlatıyor. Bitkisel omega-3 kaynaklarından olan ceviz de tercih edilebiliyor.

Probiyotikler bağırsak mikrobiyotası için önemli

Kefir gibi fermente süt ürünleri bağırsak mikrobiyotasını destekleyerek bağışıklık yanıtına dolaylı katkı sağlayabiliyor; ancak inek sütü alerjisi, laktoz intoleransı, irritabl bağırsak hastalığı olan çocuklarda sorun oluşturabiliyor. Ayrıca, fazla probiyotik tüketimi de bazen gaz sorununu artırarak olumsuz etkilere neden olabiliyor.   Günde 1-2 öğün, en fazla 200 ml (bir su bardağı) kadar probiyotik kaynağı tüketmek genellikle yeterli geliyor. Laktozu tolere edemeyen çocuklarda doğal yoğurt alternatif olabiliyor. Hastalık döneminde probiyotik etkisi nedeniyle en güzel olanı ise doğal kefir tüketmek.

Protein kaynakları dokuları onarıyor

Protein; bağışıklık hücrelerinin çalışmalarında, antikor üretiminde ve dokuların onarımında son derece önemli bir rol üstleniyor. Tüm enfeksiyon durumlarında fazla enerji tüketimine bağlı olarak bir tür metabolik yıkım süreci gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Coşkun Çeltik,  “Bu süreci geri döndürmek için karbonhidratla birlikte protein almak şarttır. Hastalık döneminde yağlı et ve kızartma yemekleri yerine daha hafif ve sulu yiyecekler tercih edilmelidir.  Örneğin, yoğurtlu pirinç pilavı, yumurta, lor peyniri, tavuk ve hindi beyaz eti, tavuk çorbası, kıymalı çorbalar veya deniz balıkları verilebilir. Alınan protein, pirinç, yulaf, patates, muz ve elma gibi besinlerle desteklenmelidir” diyor.  Prof. Dr. Coşkun Çeltik, gaz ve karın ağrısını tetikleyebilecekleri için baklagilleri çok tercih etmediklerine, bu dönemde bal ile pekmezin de iyi enerji verdikleri için avantaj sağladıklarına vurgu yapıyor.

Sağlıklı yağlar iltihabı hafifletiyor

Sağlıklı yağlar vücuttaki iltihabı azaltarak bağışıklık hücrelerinin çalışmalarına destek oluyor. Sağlıklı yağlar denildiğinde ise aklımıza ilk olarak zeytinyağı geliyor. Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, ancak zeytinyağının kesinlikle gıdaları kızartma amaçlı kullanılmaması gerektiği uyarısında bulunarak, “Çünkü, zeytinyağı çabuk yanar ve bunun sonucunda birçok toksik madde açığa çıkararak hücrelere zarar verebilir. Dolayısıyla, zeytinyağının yemeği ocaktan indirmeye yakın ilave edilmesi önemlidir” diyor. Ayrıca, avokado, ceviz, fındık ve badem yağları da iyi yağlar grubunda yer alıyorlar. Ek olarak, bu gıdaların kendilerinin tüketilmesi lif açısından da katkı sağlıyor ve enerji veriyor.

Bol bol sıvı alması şart!

Çocuk Gastroenterolojisi Uzmanı Prof. Dr. Coşkun Çeltik, enfeksiyon döneminde çocuğun mutlaka bol sıvı alması gerektiğine de vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Ateş, hızlı solunum ve terleme nedeniyle sıvı kaybı artar. Bu da halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusma yapabilir. Ağırlıklı olarak su olmak üzere, belli ölçülerde ayran, elma suyu ve limonata gibi içecekler ile çorbalar sıvı eksikliğini tamamlayabilir. Bulantıyı tetiklememek için sıvıların yavaş, az az ve sık alınması gerekir. Bazen ılık, ballı ve limonlu ıhlamur çayı da solunum sorunlarının azaltılması için iyi bir alternatif olabilir. Ancak sıvı alımı çok azsa ve kusma başladıysa bir sağlık kurumuna başvurulması elzemdir.”

Anne yemekleri çok önemli, çünkü…

İşlenmiş gıdalar, içeriğinde yağ oranı çok yüksek olduğu için hekimler tarafından hurda gıdalar olarak tanımlanıyor. Paketli atıştırmalıklar, şekerlemeler, gazlı içecekler, meyve oranı düşük olan şekerli içecekler, salam, sosis ve sucuk gibi ürünler yağ oranı çok yüksek olmalarının yanı sıra birçok katkı ve koruyucu kimyasal maddeleri de içerebiliyor, gereksiz şeker ile tuz yükü getiriyorlar. “Tüm bunlar çocuğun midesini rahatsız edebilir ve iştahını daha da bozabilir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Coşkun Çeltik, “Özellikle yüksek şekerli içecekler ve yiyecekler kısa süreli enerji verseler de ani insülin yükselmesine sebep olup,  kan şekeri dengesizliğine ve beslenmenin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca reflü ve kusmaya da neden olabilir. Dolayısıyla, anne yemekleri dediğimiz sulu, temiz ve sevgi yüklü yemekler çocuklar için son derece önemlidir” diyor.

#Grip #ÇocukSağlığı #DoğruBeslenme #AnneYemekleri #Bağışıklık #Cvitamini #Çinko #Omega3 #Probiyotik #Protein #SağlıklıYaşam #KışAyları #Influenza #BeslenmeÖnerileri #DoğalGıdalar #Sarımsak #Soğan #Limon #Karabiber #SıvıTüketimi #Zeytinyağı #SağlıklıYağlar #HastalıktaBeslenme #ÇocukBeslenmesi #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Nissan Ariya Konsepti: Güneş Enerjisiyle Ekstra Menzil

Nissan, Temiz Enerji Günü kapsamında tanıttığı güneş enerjisiyle çalışan Ariya konsepti ile elektrikli mobilitenin geleceğine dair vizyonunu ortaya koydu. Kaput, tavan ve bagaj kapağına entegre edilen 3,8 m²’lik yüksek verimli fotovoltaik paneller, güneş ışığını doğru akıma çevirerek aracın menzilini artırıyor. Gerçek koşullarda yapılan testlerde, sistemin güneşli bir günde 23 kilometreye kadar ek menzil sağladığı açıklandı.

Nissan Ariya

Dubai ve Barselona’daki mühendislik ekiplerinin geliştirdiği bu yenilikçi sistem, sürücülere şarj altyapısına daha az bağımlı bir deneyim sunuyor. Test sonuçlarına göre Barselona’da günlük ortalama 17,6 km, Londra’da 10,2 km, Yeni Delhi’de 18,9 km ve Dubai’de 21,2 km ek menzil elde edilebiliyor. Bu performans, sürücülerin şarj sıklığını %35–65 oranında azaltarak maliyet avantajı sağlıyor.

Proje, Nissan’ın Hollandalı güneş enerjisi mobilite girişimi Lightyear ile yaptığı işbirliği sonucu hayata geçirildi. Hollanda–Barselona arasında gerçekleştirilen 1.550 km’lik test sürüşü, güneş enerjisi entegrasyonunun yıllık şarj istasyonu ziyaretlerini 23’ten 8’e düşürebileceğini gösterdi.

Nissan AMIEO ePowertrain Başkan Yardımcısı Shunsuke Shigemoto, “Güneş enerjisiyle çalışan Ariya konsepti, inovasyon ve sürdürülebilirliğin el ele ilerlemesi gerektiğini somutlaştırıyor. Bu teknoloji, müşterilerimize daha fazla özgürlük, daha az şarj bağımlılığı ve daha temiz bir gelecek sunuyor” dedi.

Nissan, bu konsepti 2050 yılına kadar karbon nötrlüğü hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Güneş enerjisiyle şarj teknolojisi, elektrikli araçların kendi enerjilerini üretmesini sağlayarak mobilitenin geleceğini yeniden tanımlıyor.

Nissan Ariya

#Nissan #Ariya #GüneşEnerjisi #ElektrikliAraçlar #TemizEnerji #Sürdürülebilirlik #OtomotivTeknolojisi #KarbonNötr #Mobilite #GeleceğinAraçları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Aşı Tedaviden Daha Etkili

İleri yaşla birlikte bağışıklık sisteminin zayıfladığını belirten Özel Sağlık Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sarhan Sakarya, erişkinlerde uygulanan aşılamayla hastalıkların önüne geçilebileceğini söyledi.

Özellikle 65 ve üstü yaşlardaki bireylerin bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve hastalıkların daha ağır seyredebildiğini dile getiren Sakarya, “Erişkinlerde aşılama, çocuklukta kazanılan bağışıklığın zamanla zayıflaması ve ileri yaşla birlikte grip, zatürre, zona gibi hastalıkların daha ağır seyretme riski nedeniyle hayati önem taşır. Çocuk doğduğunda bağışıklık yanıtı hiç yok denilecek kadar azdır; anneden aldığı kadardır. 30 yaşlarına geldiğinde, bağışıklık en güçlü dönemine girer. Birey 65 yaşına geldiğinde ise yeniden çocukluk dönemindeki bağışık yanıta sahip olur. İşte bu dönem bizim için çok tehlikelidir. 65 yaşa girmiş bir insanda birçok altta yatan enfeksiyon hastalığını çağıran hastalıklar olabilir” diye konuştu.

Prof. Dr. Sarhan Sakarya,

Prof. Dr. Sarhan Sakarya

HASTALIK RİSKİNİ DE AZALTIYOR

Erişkinlerde aşılama ile hastalık riskinin de azaltılabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Sarhan Sakarya, sözlerine şöyle devam etti: “Bir erişkin, tetanoz aşısını ne zaman olduğunu bilmiyorsa mutlaka tetanoz aşısı olması gerekli. Çünkü yaşadığınız çevredeki her yerde bu mikropla karşılaşabilirsiniz. Özellikle akciğer ve kalp hastalıkları, diyabet ve böbrek hastalıkları gibi farklı rahatsızlıkları olan kişiler, pnömoniye (zatürre), influenzaya (grip) veya RSV dediğimiz enfeksiyonlara karşı mutlaka gerekli aşıları olmalıdır. Erişkinlerde aşılama, tedavi etmekten daha ucuz ve de hastalıkların daha kolay atlatılabildiği bir yöntemdir. Aşılama tedavisi, enfeksiyon hastalıklarından ve belli yaştan sonraki ölümcül enfeksiyonlardan kurtulmak için tek çıkar yoldur. Tedavi süreçlerinin bu konuda uzman hekimlerce yürütülmesi gerekmektedir”

#ErişkinAşılaması #SağlıkHaberi #Bağışıklık #EnfeksiyonRiskineDikkat #ProfSarhanSakarya #Grip #Zatürre #Zona #SağlıklıYaşam #AşıHayatKurtarır #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Romantizmin ve Gastronominin Buluştuğu Sofralar

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da Sevgililer Günü: Romantizmin ve Gastronominin Buluştuğu Sofralar

Boğaz’ın büyüleyici manzarası, saray ihtişamı ve seçkin gastronomi deneyimleriyle Çırağan Palace Kempinski İstanbul, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü çiftler için unutulmaz bir kutlamaya dönüştürüyor.

Ayrıcalıklı Konaklama Paketleri

Çiftler için hazırlanan iki özel konaklama paketi, romantik akşam yemekleri ve zengin kahvaltı menüleriyle Sevgililer Günü’nü taçlandırıyor. Osmanlı ve Türk mutfağının asırlık lezzetlerini sunan Tuğra Restoran ile Anadolu mutfağının çağdaş yorumlarını romantik atmosferde buluşturan Rüya İstanbul, çiftlere zarif ve unutulmaz anlar yaşatıyor.

Romantik Gastronomi Deneyimleri

Tuğra Restoran: Michelin Guide tavsiyesi ve Gault & Millau ödülleriyle öne çıkan mekân, sekiz aşamalı özel menüsüyle romantizmi sofistike bir gastronomi yolculuğuna dönüştürüyor. (Kişi başı 9.600 TL)

Bellini: İtalyan mutfağının zarif tatlarını Boğaz manzarası eşliğinde sunarak romantik bir akşam vaat ediyor. (Kişi başı 7.800 TL)

Gazebo: 9–15 Şubat tarihleri arasında Sevgililer Günü’ne özel beş çayı menüsüyle aşk dolu sohbetlere eşlik ediyor. (Kişi başı 3.800 TL)

Saray Zarafetiyle Sevgililer Günü

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, romantizmi Boğaz’ın eşsiz manzarasıyla buluşturarak çiftlere ihtişamlı bir Sevgililer Günü deneyimi sunuyor.

#ÇırağanPalaceKempinski #SevgililerGünü #RomantikAkşam #GurmeLezzetler #TuğraRestoran #Bellini #Gazebo #İstanbulBoğazı #Romantizm #14Şubat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çağlar Çabuk’tan Liderlikte Hataların Gücü

Yazar Çağlar Çabuk, yeni kitabı Hatasız Lider Olmaz ile liderlik kavramına farklı bir perspektif getiriyor. Tarih boyunca Spartaküs’ten Jül Sezar’a, Jan Dark’tan Gandi’ye, Lincoln’den Gorbaçov’a kadar birçok liderin yalnızca başarılarıyla değil, hatalarıyla da tarihe yön verdiğini ortaya koyan eser; liderliği kusursuzluk miti üzerinden değil, hata–farkındalık–dönüşüm ekseninde ele alıyor.

Kitap, liderliğin insani yönünü öne çıkararak hataların inkâr edilmediği, aksine kabul edilip öğrenme ve gelişim alanına dönüştürüldüğü bir yaklaşım sunuyor. Çabuk, “Liderlik, hata yapmayan insanların değil; hatasını fark eden, onun sorumluluğunu alan ve dönüşebilen insanların yolculuğudur” sözleriyle kitabın çıkış noktasını özetliyor.

Okuru düşündürücü sorularla liderliğe yeniden bakmaya davet eden Hatasız Lider Olmaz, tarihin kırılma anlarını ve liderlerin zaaflarını mercek altına alarak, liderliğin gerçek yüzünü keşfetmek isteyenler için raflarda yerini aldı.

#HatasızLiderOlmaz #ÇağlarÇabuk #KitapHaberi #Liderlik #TarihVeLiderler #YeniKitap #OkumaÖnerisi #Farkındalık #Dönüşüm #LiderlikYolculuğu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Vitaminler Bilinçsiz Kullanıldığında Zararlı”

Yaşlanmanın, kaçınılmaz değişimlere yol açtığını belirten uzmanlar, bağışıklık sistemi dâhil tüm organ sistemlerinin bu durumdan etkilendiğini söylüyor.

İlerleyen yaşla birlikte bağışıklık sisteminin yanıt verme kapasitesi azaldığına dikkat çeken Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir.” dedi. Bu sürecin doğru beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yavaşlatılabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, özellikle protein, lif, sebze-meyve tüketimi ile D vitamini, B12 ve kalsiyum gibi temel eksikliklerin giderilmesinin büyük önem taşıdığını aktardı. Prof. Dr. Atamer ayrıca vitaminlerin bilinçsiz kullanımının fayda yerine zarar verebileceğinin altını çizdi ve takviyelerin mutlaka hekim kontrolünde alınması gerektiğini hatırlattı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Yaşlanma, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık riskinin artmasına neden olur!

İnsan ömrünün uzadığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Toplumun yaş ortalaması giderek artıyor. Yaşlanma ile tüm organ sistemlerinde olduğu gibi bağışıklık sisteminde de bir takım değişiklikler oluyor.” dedi.

Bağışıklık sisteminin görevinin bizi enfeksiyonlardan, kanserden ve otoimmün hastalıklardan korumak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bağışıklık sistemi fonksiyonlarındaki yaşlanmaya bağlı azalma ile bu hastalıklar daha sık görülmeye başlar. Yaşlanmanın bir sonucu olarak bağışıklık sistemi belli bir oranda baskılanır. Bazı özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin sayısı oransal olarak azalsa da esas sorun bağışıklık sisteminin fonksiyonlarındaki bozulmalar sonucu yanıt vermesi gereken durumlarda yetersiz veya orantısız yanıt vermesidir. Yaşlılarda bağışıklık sisteminin yetmezliği tanısının konulması daha zor olabilir.” şeklinde konuştu.

Zamanla bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür!

Bağışıklık sistemimizin tüm yaşantımız boyunca görev yaptığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tüm sistemlerde olduğu gibi bağışıklık sistemimizde de değişiklik oluşur.” dedi.

Yaşlanmanın insan yaşamının doğal ve değişmez bir süreci olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, “Bu süreçte zamana bağlı olarak bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür. Tüm bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir. Zamana bağlı ortaya çıkan değişiklikler fonksiyon kaybına neden olur. Organ sistemlerinde genel kontrol mekanizmaları azalır.” açıklamasını yaptı.

Beslenme, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabilir!

Beslenmenin, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle Omega-3, B 12 vitamini, kalsiyum ve demir gibi eksiklikler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.” dedi.

Bu nedenle ileri yaşlarda bağışıklık sistemi için sofrada mutlaka tam tahıllar, karbonhidratlar, yeterli miktarda protein ve yeterli miktarda sebze ve meyve bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, “Vitamin ve mineral takviyelerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair yapılan çalışmalar vardır. İleri yaşlarda özellikle D vitamini, B 12 vitamini ve kalsiyum eksikliği sık görülebilir, bu nedenle takviye olarak alınması gerekebilir. A, E vitaminleri, folik asit ve C vitamini de yeterli miktarda alınmalı. Bunun dışında yeterli düzeyde spor yapılmalı, dengeli beslenme ihmal edilmemeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Vitamin kullanımı, hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmeli!

Halk arasında çok vitamin almanın bağışıklığı güçlendirdiği ifadesinin yanlış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü gerektiğinden fazla alınan vitaminlerin bir kısmı vücutta depolanarak vücuda zarar verebilir, fazlası ise idrar ile atılır.” dedi.

Vitamin kullanımının tamamen hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan bireylerde kullanılan ilaçlar nedeniyle beslenmenin buna göre düzenlenmesi gerekir. Kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflayabilir.

Bu nedenle güçlendirici tarzda gıdalar tüketilmeli. İlaç kullanan kişilerde ilaca bağlı olarak besin emilimi ve bağışıklık sistemi etkilenebilir. Örneğin tansiyon ilacı kullananlarda idrar kaybı olduğu için yeterli miktarda sıvı tüketilmesi faydalıdır. Yeterli D vitamini alınması gerekir ve fiziksel hareket çok önemlidir. Yaşlılık döneminde günlük kalori ihtiyacı azalır. Bu kişiler daha az yemek yeme eğilimindedir. Oysa bu dönemde üç ana, üç ara öğün şeklinde beslenilmeli. Protein ve lif içeriği yüksek besinler ile sebze ve meyve yeterli miktarda tüketilmeli. Günlük su tüketimi ise en az iki litre olmalı.”

#YaşlanmaVeBağışıklık #SağlıklıYaşam #DoğruBeslenme #VitaminDengesi #BilinçliTakviye #GüçlüBağışıklık #YaşlanmaGerçeği #BeslenmeSanatı #HekimKontrolü #DengeliYaşam #SağlıkVeSanat #YaşAlmakDoğaldır #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity