Yazılar

‘Çevrimiçi egzersiz’ yaparken dikkat!

‘Çevrimiçi egzersiz’ yaparken dikkat!

Özellikle pandemi dönemiyle birlikte, teknolojideki hızlı gelişmelerin de etkisiyle hayatımıza giren çevrimiçi egzersiz programlarına ilgi son yıllarda giderek artıyor. Ancak dikkat! Gerek vücudumuzun genel sağlığı gerekse kilo vermek amacıyla yapılan çevrimiçi egzersizler, kontrolsüz olduğunda fayda yerine zarar verebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu “Son zamanlarda çevrimiçi egzersiz, yoga ve pilates programları sonrası boyun, bel ağrısı ve kollarında/ bacaklarında uyuşukluk şikayetleriyle başvuran hastaların sayısında artış yaşanıyor. Özellikle herhangi bir kas iskelet sistemi hastalığı ya da şikayeti olanların egzersiz programı için öncelikle hekime danışmaları hayati önem taşımaktadır” diyor. Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu çevrimiçi, kontrolsüz egzersizin yol açabildiği sorunları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Modern hayatın yoğun koşuşturmacasında dışarıda spor yapmaya fırsat bulamayanlar teknolojinin nimetlerinden faydalanarak çevrimiçi egzersizlere yöneliyor. Ancak hastaların bulundukları mekandan kolaylıkla katılabildikleri denetimsiz sağlık kuruluşları ya da çevrimiçi grup egzersiz programları birçok ciddi sorunu da beraberinde getirebiliyor! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu “Sağlığımız için hareketsiz (sedanter) yaşamdan kaçınmak ve fiziksel aktivitelere, düzenli egzersize özen göstermek şüphesiz çok önemli ancak kontrolsüz yapıldığında en faydalı sporlar bile zarar verici bir hal alabiliyor. Özellikle son zamanlarda pilates ve yoga gibi çevrimiçi yapılabilen kontrolsüz egzersizler nedeniyle kas-iskelet sistemlerinde yaralanmayla başvuran hastalarla çok sık karşılaşıyoruz” diyor. Düzenli egzersiz yapmanın; aşırı kilo ve obeziteden diyabete, kalp damar hastalıklarından kas ve iskelet sistemine dek birçok hastalığa fayda sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Kartaloğlu, buna karşın vücudumuzun ana destek yapılarından biri olan ve aynı zamanda oldukça karmaşık bir yapıya sahip bulunan omurgamızın en küçük bir yanlış hareketten bile büyük zarar görebildiğini vurguluyor.

Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu

Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu

Hem yapısal hem sinirsel iletişimi düzenliyor!

Özellikle pilates ve yoganın hem fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlığa iyi gelmesi hem de diğer egzersizlere göre uygulanabilirliğinin daha kolay olduğu düşüncesiyle bazı kurallara gerektiği kadar dikkat edilmeyebildiğini belirten Doç. Dr. Kartaloğlu, bu konuda toplumsal farkındalığın yeterli olmaması dolayısıyla çevrimiçi programlarda kontrolden uzak gelişigüzel uygulanabildiğini, bunun da omurgalara ciddi zararlar verebildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Omurgamız kollarımızla ve bacaklarımızla sürekli bir iletişim halindedir.  Aynı zamanda omurilik adı verilen, beynimizden gelen emirleri vücudumuzun geri kalanına ileten ve oradan gelen bilgileri beyne taşıyan hayati bir yapıdır. Yani hem yapısal destek sağlar hem de sinirsel iletişimi düzenler. Omurgamızın sağlığı genel vücut sağlığımız için büyük önem taşır. Omurgamızı etkileyen herhangi bir sorun, genel hareket kabiliyetimizi, dengemizi ve koordinasyonumuzu doğrudan etkiler!”

Pilates ve yoga sağlığa faydalı, ama!

Özellikle son yıllarda ilginin giderek arttığı pilates, yoga vb egzersiz programlarının sağlık açısından birçok yararı olsa da, özellikle boyun ya da bel fıtığı gibi omurga problemleri olan kişiler üzerinde yapılacak detaylı bir değerlendirme ve kişiye özel planlama gerektirdiğini belirten Doç. Dr. Kartaloğlu “Yapılan çalışmalar; bu açıdan bakıldığında, boyun fıtığı olan hastalarda pilates, yoga vb esnasında yanlış yapılan hareketlerin boyun ağrısını artırabildiğini ortaya koymaktadır. Bulgular, kontrolsüz yapılan egzersizlerin, omurilik sinirlerinin geçtiği deliklerin boyutunu azaltarak sinir köklerini sıkılaştırabildiğini ve dolayısıyla boyun ağrısını tetikleyebildiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle mutlaka bir uzman eşliğinde kişiye özel şekilde programlama yapılmalıdır. Kemik erimesi, bel fıtığı, skolyoz, kireçlenme ve iltihaplı romatizma gibi hastalıkların tedavisi pilates, yoga veya herhangi bir egzersiz değildir. Herhangi bir kas iskelet sistemi hastalığınız veya şikayetiniz var ise tedavi ve egzersiz programı için öncelikle hekime danışmanız hayati önem taşımaktadır” diyor.

Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi

Boyun ve bel fıtığını tetikliyor!

Özellikle boyun fıtığı olan kişilerde yapılan çalışmaların, ileri doğru baş hareketi gibi hareketlerin boyun ağrısı ve diğer komplikasyonlara yol açabildiğini gösterdiğini vurgulayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Işıl F. Kartaloğlu şöyle konuşuyor: “Yapılan çalışmalar; pilates, yoga ve kontrolsüz yapılan egzersiz programlarının, yanlış veya aşırı uygulanması durumunda özellikle mevcut boyun ve bel sorunları olan kişiler için risk oluşturabileceğini gösteriyor. Özellikle omurga ve kas iskelet sistemi sorunları olan kişilerin, herhangi bir fiziksel egzersiz programına başlamadan önce mutlaka Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hekimine danışmaları gerekir.”

Danış Bodrum yeni sürprizlerle kapılarını açıyor

Danış Bodrum yeni sürprizlerle kapılarını açıyor

Açıldığı günden bu yana Bodrum’un çekim merkezi olan Danış Restaurant & Beach kapılarını 1 Haziran itibari ile açılıyor. Yaza damgasını vuracak olan mekan yenilen yüzü ve menüsü ile hayli iddialı. İstanbul ve Bodrum şubelerine bir yenisini daha eklemeyi planyan başarılı işletmeci Danış Ulaç, farklı bir lokasyonda karşımıza çıkacak. Yerel üreticiler ve tedarikçiler ile çalışan mekan Mezopotamya’nın otantik lezzetlerini geçmişten günümüze uzanan bir lezzet yolculuğuna dönüştürüyor.

Gündoğan Küçükbük’te  yer alan Danış Restaurant, güne geniş kahvaltı seçeneği ile başlayıp, akşam modern ocakbaşı konsepti ile devam ediyor.

Genç Şef Berat Ulaç’ın etnik kökenli mutfağı modern bir şekilde hazırladığı özel menüsü ile Danış Restaurant’ta buluşacaksınız.

Adres: Küçükbük, Küçükbük mah, Fevzi Çakmak Cd. No:32 D:1, 48965 Bodrum/Muğla

Telefon: 0532 620 80 45

Hollanda Uluslararası Blues Festivali

Hollanda Uluslararası Blues Festivali

Grolloo-Hollanda 13-15 Haziran

Hollanda Uluslararası Blues Festivali Avrupa için çok yeni bir festival. 2016 yıllından buyana yapılmakta olan festival Blues severleri Hollanda’da buluşturuyor. Hollanda’nın küçük bir köyü olan Grolloo müziğe ev sahipliği yapacak. Hem oyunun ustalarının hem de yeni yeteneklerin yeteneklerini dünyaya sergileyebilecekleri, blues türünün önde gelen festivali olmayı hedefliyor.

Özeren’den “Yalan”

Özeren’den “Yalan”

Özeren, uzun bir aradan yeni şarkısıyla iddialı bir şekilde dönüyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan “Yalan” hem sözleriyle hem de sound’u ile dikkatleri ilk anda üzerine çekecek nitelikte.

Sözü ve bestesi Özeren ve Okan Coşkun imzası taşıyan şarkının düzenlemesinde de Okan Coşkun imzası dikkat çekiyor.

Özeren’in müzikal kariyerinde de özel bir yerde konumlanan “Yalan” 3 Mayıs’ta tüm dijital platformlarda, videosu da Sony Music Türkiye youtube kanalında yayında olacak.

Sık, dolgun ve pürüzsüz cilt

Sık, dolgun ve pürüzsüz cilt

Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücutta üretilen kolajen miktarı azalmaya başlıyor. Yaşlanmayla birlikte ciltte kolajen kaybı meydana geliyor, cilt esnekliğini kaybediyor ve hasar görmeye açık hale geliyor. Elastikiyetini kaybeden ciltte ise kırışıklıklar oluşmaya başlıyor. Kolajen üretiminin azalmasıyla mücadele etmek, cildinizin genç ve sağlıklı görünümünü korumak için iki yeni formül geliştiren Avon; ANEW Skin Renewal Power Cream ve Power Serum ile, 7 günde gözle görünür sonuçlar elde etmeye yardımcı oluyor.

Cilt bakım rutininde güçleri birleştirin ve 7 günde yılların kolajen kaybını geri kazandırmaya yardımcı olmak için geliştirilmiş Avon’un şimdiye kadarki en yüksek Protinol konsantrasyonuna sahip Anew Power Krem ve Serum’u keşfedin. Bu Krem ve Serum ikilisinin Protinol™ gücü, belirgin bir şekilde pürüzsüz bir cilt hissi için cilt  yüzey tabakasının yenilenmesine yardımcı olur.

Anew Power Krem Fiyatı:  334,99 TL

Anew Power Serum  Fiyatı:  349,99 TL

Lösemi sadece genetik bir hastalık değil!

Lösemi sadece genetik bir hastalık değil!

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de çocukluk çağı kanserlerinde başı çeken löseminin son yıllarda görülme sıklığı giderek artıyor. Öyle ki çocukluk döneminde tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 35’ini lösemi oluşturuyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Ülkemizde her yıl 1200- 1500 çocuğa lösemi tanısı konulmakla birlikte, bildirilmeyen vakalar da göz önüne alındığında, yaklaşık olarak yılda 2000 çocuğa yeni teşhis konulduğu tahmin edilmektedir. Son yıllarda tedavilerdeki ilerlemelere rağmen lösemi sıklığında artış olması, bu hastalığın sadece genetik etkilenme sonucu değil, çevresel etmenlere de bağlı olabileceğini destekliyor” diyor. Lösemi tedavi edilmediğinde ölümcül bir hastalık olmasına karşın, bilimsel gelişmeler ışığında, uygulanan güncel tedavi protokolleriyle tam iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık haline geldiğini, tedavide etkin sonuç alınmasında ise erken teşhisin kilit rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, lösemi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen

Bebeklik döneminde aşırı izolasyona dikkat!

Annelerin bebeklik döneminde enfeksiyonlara karşı aşırı korumacı olmaması ve bebeklerini ‘hasta olur’ endişesiyle cam bir fanus içerisinde büyütmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Bebeklik döneminde enfeksiyonlardan korunma amaçlı aşırı izolasyona bağlı olarak enfeksiyonların geç çocukluk döneminde geçirilmesi, bağışıklık sisteminin anormal yanıt vermesine yol açabilir. Bu durumun da lösemi riskini arttırabildiği düşünülmektedir” diyor.

Erken teşhis büyük öneme sahip!                                                                                                                                                Lösemi teşhisinde gecikme olması tedavi sürecinde zorluklara ve hayati risklere sebep olabiliyor. Lösemi genellikle ani başlayan belirtiler ile ortaya çıksa da bir kısmı sinsi ve yavaş ilerliyor, aylar süren seyir izleyebiliyor. Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, bazı belirtilerin sadece lösemi hastalığına özgü belirti olmamakla birlikte, hekime mutlaka başvurulması gereken uyarıcı işaretleri olduğunu belirterek, erken teşhisin tedavide kritik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

Bu belirtilerde zaman kaybetmeyin!

Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Sema Aylan Gelen lösemiye işaret edebilen bazı belirtilerin ebeveynlerce çok iyi gözlemlenmesi ve doktora danışılması gerektiğini vurgulayarak bu belirtileri “Kemik ağrısı ve eklem ağrısı, uzamış ve verilen tedavilere yanıt vermeyen inatçı ateş, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, solukluk, ciltte kırmızı beneklenmeler, vücutta artan morluklar, anormal ve/veya durdurulamayan kanama (burun, diş eti kanamaları veya kız hastalarda her zamankinden farklı aşırı ve uzamış adet kanamaları), lenf bezlerinde şişme” şeklinde sıralıyor.

Kemik ağrısına dikkat!

Erişkinlerden farklı olarak, sağlıklı olan bir çocuğun yorulmaya veya aşırı hareketli olmasına bağlı olarak; bacak ağrısı, bel ağrısı veya eklem ağrısından şikayetçi olmayacağını vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Eğer çocukta kemik ağrısı varsa ‘çok hareketli ondandır’ diyerek ihmal edilmemeli, mutlaka ciddiye alınmalı ve nedeni araştırılmalıdır” diyor.

Tedavi edilebilen bir hastalık, ama!

Doç. Dr. Sema Aylan Gelen löseminin umutsuz değil, aksine günümüzde uygulanan güncel tedavi yöntemleri sayesinde gün geçtikçe artan tedavi başarısıyla yüksek oranlarda iyileşmenin sağlanabildiği bir hastalık olduğuna dikkat çekerek şöyle konuşuyor: “Tedavi, löseminin tipine ve tanımlanan risk gruplarına göre; kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler, psikososyal destek ve kemik iliği nakli bileşenlerinden oluşuyor. Çocukluk çağında görülen lösemilerde uzun dönem sağ kalım yükselmiş durumdadır.”

Acıbadem Ataşehir Hastanesi

Her hastaya kemik iliği nakli gerekmiyor!

Lösemi hücrelerini yok etmenin temel yolunun kemoterapi olduğunu belirten Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Akut lenfoblastik lösemi hastalarının yaklaşık yüzde 10’unda, akut miyeloblastik lösemide ise yüzde 30-50’sinde kök hücre nakli gerekir. Yüksek risk grubundaki hastalar ve kanserin nüks ettiği hastalar kemik iliği nakli adayıdır” diyor.

Çevresel etkenlere dikkat!

Löseminin sadece genetik bir hastalık olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Sema Aylan Gelen “Günümüzde gıdalardaki katkı maddeleri, radyasyon, çevresel kirlenme, plastik ve deterjan kalıntılarının yeme içme yoluyla çocuğa bulaşabilmesi gibi çevresel etkenlere bağlı olarak da hastalık gelişebiliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar; son yıllarda tedavilerdeki ilerlemelere rağmen lösemi sıklığında artış olmasının, bu hastalığın sadece genetik etkilenme sonucu değil, çevresel etmenlere de bağlı olabileceğini destekliyor” diye konuşuyor.

Kendinizi suçlamayın!

Ailelerin çocuklarına lösemi teşhisi koyulmasını kolay kabul edemeyebildiklerini, önce inkar sonra kendilerini suçlama gibi duygulara kapılabildiklerini belirten Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, bunun tedavi sürecinde hem ailelere hem çocuklara zarar verebildiğini söylüyor. Genetik ya da çevresel faktörler gibi birçok etkenin lösemiye neden olabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Sema Aylan Gelen, ailelerin çocuklarını iyi gözlemlemeleri ve geçmeyen şikayetlerde mutlaka doktora başvurmayı ihmal etmemeleri gerektiği konusunda uyararak, teşhis ve tedavi sürecinde ise sıkı bir diyalogla ve sağduyulu olmayı koruyarak hareket etmelerinin son derece önemli olduğunu söylüyor.

Algida Mutluluk Müzesi açıldı

Algida Mutluluk Müzesi açıldı

Mutluluk kavramını somutlaştıran deneyim alanları sunan Algida, Mutluluk Müzesi’ni açtı.

Uzman Klinik Psikolog İnanç Sümbüloğlu, Mutluluk Öğrenilebilir Odası’nı karikatürleriyle donatan Erdil Yaşaroğlu ve 90’larda, 2000’lerde ve 2010’larda çocuk olmak anlatımıyla Mirgün Cabas’la bir araya geldi. Algida Mutluluk Müzesi 8 Mayıs’a kadar İstanbul Kanyon’ da, mutluluk peşindeki ziyaretçileri bekliyor.

İstanbul Kanyon -2 katında bulunan ve ücretsiz olan Mutluluk Müzesi, kalp şeklinde bir Algida dünyasının 3 farklı deneyim alanı sunan bölümünden oluşuyor. Mutluluğun öğrenilebilir olduğuna inanan Algida müzede, mutluluk duygusunun ardındaki bilimsel gerçekleri, animasyon filmler ve karikatürlerle anlatıyor. Müzeye girildiğinde, mutluluğun Erdil Yaşaroğlu’nun karikatürleriyle karakterize edildiği Mutluluk Öğrenilebilir Odası’na varılıyor. Odada farkındalık, nezaket, sosyal bağlar, hareket ve yaratıcılık temalarında Erdil Yaşaroğlu’nun ikonik karakterlerinin yer aldığı karikatürler ekranlara yansıyarak mutluluğun 5 anahtarını hatırlatıyor. Bu alanda ziyaretçilerin gönüllerince boyayabilecekleri “Bir Yaz Günü” çizimi de yer alıyor.

Zerdeçalın bilinmeyen faydaları

Zerdeçalın bilinmeyen faydaları

Ana vatanı Çin ve Hindistan olan zerdeçal; öksürük, soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere deri hastalıklarından eklem rahatsızlıklarına kadar çok geniş bir alanda kullanılıyor. Zerdeçalın vücutta enfeksiyonu önleme, doku ve sistemlerin sağlığını koruma gibi birçok avantajının bulunduğunu paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Zerdeçal ile özellikle de karabiberle birlikte kullanılması zerdeçal içindeki faydalı kurkumin maddesinin 2000 kat daha aktif olmasını sağlar” dedi.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, zerdeçalın faydalarını paylaştı:

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren,

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Alzheimer hastalığının gelişimini yavaşlatır

Alzheimer, protein plaklarının birikimine bağlı olarak beyin hücrelerinin ölümünden kaynaklanan ilerleyici bir bilişsel hastalıktır. Zerdeçal bitkisinde bulunan kurkumin hem oksidatif stresi azaltarak hem de protein birikimini önleyerek Alzheimer hastalığının gelişimi ve ilerlemesini yavaşlatamaya yardımcı olur.

İnsülini destekler

Zerdeçal, diyabet hastalarında insülinin dengelenmesine destek olur. Vücutta insülin duyarlılığını artıran kurkuminin, enzimatik tepkimeleri etkileyerek fayda sağladığı düşünülüyor. Yapılan bir çalışmada kurkuminin antidiyabetik etkisinin onaylanmış bazı şeker ilacı gruplarıyla neredeyse karşılaştırılacak kadar kuvvetli olduğu ortaya çıkmıştır.

Kardiyovasküler hastalıklardan korur

Kurkumin, kardiyovasküler hastalıklardan korunmada büyük faydalar sağlayabilir. Yapılan çalışmalar zerdeçalın; kalp yetmezliği, kalp kası hastalıkları, ilaca bağlı kalp toksisitesi, kalp krizi, inme ve şeker hastalığı ile ilişkili kardiyovasküler semptomlar gibi hastalıklara karşı korumada destekleyici olduğunu belirlemiştir.

Uçuk ve griple mücadelede önemli bir yeri vardır

Kurkumin, uçuk ve grip de dahil olmak üzere çeşitli virüslerle savaşmanıza yardımcı olabilir.

Regl öncesi semptomları hafifletir

Zerdeçal, adet öncesi semptomları hafifletmeye yardımcı olur.

Obeziteden korunmaya destek olur

Zerdeçal obeziteye sahip kişiler için de önemli faydalara sahiptir. Kurkumin adipoz doku denilen yağ kaplı hücrelerden oluşan yapının inflamatuar salgılarını azaltarak obeziteden korunmayı destekler.

Prostat kanserinde kontrolsüz çoğalmayı engelleyebilir

Zerdeçal büyüme faktörü ve nükleer faktör gibi birçok hücre yoluna müdahalede bulunarak prostat kanserinde hücrelerin kontrolsüz çoğalmasına etki ederek kontrollü hücre ölümlerinin sağlanmasına yardımcı olabilir.

Depresyonla mücadeleye yardım eder

Kurkumin majör depresif bozukluğa iyi geldiği gözlemlenmiştir. Zerdeçalın bu etkiye nörobiyolojik maddelerin miktarlarını azaltarak, arttırarak veya metabolize olmalarını sağlayarak sebep olduğu düşünülüyor.

Kas kramplarına ve eklem ağrılarına iyi gelir

Zerdeçal, adet öncesi semptomları hafifletmesinin yanında kas kramplarını da azaltabilir. Ayrıca eklem ağrısını, sertliğini ve iltihaplanmayı hafifletmeye destek olur.

Hazımsızlığı önler

Zerdeçal hazımsızlık semptomlarının giderilmesine yardımcı olur. Hazımsızlığı gidermenin yanında metabolizmayı düzenleme, proteinlerin sindirimini kolaylaştırma, midenin asitlere karşı dayanıklılığını sağlama, mide mukozasını kaplayan mukusu arttırma, mide suyunun asitlik derecesini ayarlama gibi süreçlere de yardımcı olur.

Yaraları iyileştirir

Kurkuminin yara iyileşmesi üzerine olumlu etkileri bulunur. 

Yeni bir bahar ayında, yeniden bahçedeyiz!

Yeni bir bahar ayında, yeniden bahçedeyiz!

Swissôtel The Bosphorus’un en sevilen mekanlarından olan Chalet Garden, Mayıs itibariyle kapılarını açıyor.

Swissôtel içerisinde yer alan ve kış aylarında İsviçre Alpleri’nin ruhunu sonuna kadar yaşamanızı sağlayan Chalet, havaların ısınmasıyla birlikte bahçe keyfini başlatıyor.

Swissôtel The Bosphorus

Şef Soner Kesgin’in hazırladığı menüsünde poke bowl’lar, paylaşımlı tabaklar ve atıştırmalıklar yanı sıra pizza dog, klasik frankfurter, bratwurst, burger gibi seçenekler ve bu özel lezzetlere eşlik eden imza kokteyl ve içecek seçenekleri yer alıyor.

Her gün saat 17.00’da açılan Chalet Garden’da haftanın 3 günü farklı sanatçıların canlı performanslarıyla eğlence ikiye katlanıyor.

Swissôtel The Bosphorus

Mayıs Etkinlik Programı:

2 Mayıs Perşembe – Bedük

3 Mayıs Cuma – Elif Pırıltı

9 Mayıs Perşembe – Yaşlı Amca

10 Mayıs Cuma – Ezgi Alaş

11 Mayıs Cumartesi – Tezgah

16 Mayıs Perşembe – Ege Çubukçu

17 Mayıs Cuma – Ceren Akın

23 Mayıs Perşembe – Evdeki Saat

24 Mayıs Cuma – Fırat Akarsel

30 Mayıs Perşembe – Safiye

Kale Tasarım ve Sanat Merkezi ‘İyi Bak Dünyana’

Kale Tasarım ve Sanat Merkezi ‘İyi Bak Dünyana’

Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), ‘İyi Bak Dünyana’ hareketiyle kadın sanatçıları destekliyor.

KTSM iş birliğinde Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi ve Ankara Galeri Nev ortak çalışmasıyla Deniz Artun küratörlüğünde gerçekleşen “Bir Denizkestanesinin Anıları-Melike Abasıyanık Kurtiç” sergisi, Ankara’daki Erimtan Müzesi’nde ziyarete açıldı.

Çağdaş Türk seramik sanatının önemli isimlerinden Kurtiç’in kapsamlı bir retrospektifine ev sahipliği yapmaya hazırlanan sergi, 1 Eylül’e kadar sürecek.

‘İyi Bak Dünyana’ hareketiyle dünyanın sanatla daha iyi bir yer olacağını vurgulayan Kale Tasarım ve Sanat Merkezi (KTSM), Türkiye’nin değerli kadın seramik sanatçılarını desteklemeyi sürdürüyor. KTSM iş birliğinde Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi ve Ankara Galeri Nev ortak çalışmasıyla gerçekleşen “Bir Denizkestanesinin Anıları-Melike Abasıyanık Kurtiç” sergisi, Erimtan Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu.