Yazılar

Yılın en sıcak günlerinde en serinletici teklif

Yılın en sıcak günlerinde en serinletici teklif

Yılın en sıcak günlerinde şehrin yorucu rutininden kaçabilir, sevdiklerinizle birlikte serinleyebilirsiniz.

Conrad Istanbul Bosphorus’un benzersiz konumu size bu rahatlatıcı ve yenileyici deneyimde ev sahipliği yapmak için yazın en mükemmel adresi olacak.

Otel toprak tenis kortları, leziz bir akşam yemeği, havuza serinletici bir atlayış veya spa imkânlarını sunuyor.

Yeşillikler arasında kuş seslerinin eşlik ettiği açık havuzunda, sizin için özel tasarlanmış cabananızda sevdiklerinizle baş başa kalarak güneşin tadını çıkarabilir, kendinize uzun zamandır hayalini kurduğunuz kişisel zamanı yaşatırken kalabalıktan uzaklaşabilirsiniz.

Etin yanında mutlaka bol yeşil salata olsun!

Etin yanında mutlaka bol yeşil salata olsun!

Bayramlar toplumumuzda aile ziyaretleri ve özenli sofraların kurulmasıyla önemli bir yere sahip. Ancak Kurban Bayramı’nın geleneksel sofralarında mutlaka yer verdiğimiz kırmızı etin tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, fazla tüketilen kırmızı etin sağlığımızı olumsuz yönde etkileyeceğine dikkat çekerek, “Kırmızı et sindirimi oldukça zor bir besindir. Dolayısıyla aşırı tüketimi sindirimi güçleştireceği için özellikle mideyle ilgili problemi olan kişilerin dikkatli olmaları gerekir. Fazla tüketilmesi ette bulunan doymuş kan yağlarının artmasına ve kalp damar hastalıklarının oluşmasına sebep olabilir” diyor. Fazla tüketilen etin kalori ve yağ alımına bağlı olarak kilo artışına da yol açabileceğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Bu nedenle günlük beslenmede kişinin ihtiyacından fazla et yememesi son derece önemlidir. Ayrıca her ziyarette sunulan iştah kabartıcı ikramları sırf ev sahibini kırmamak için geri çevirmemek; günlük kalori alımını artıracağından kilo alımına neden olmasının yanı sıra aynı zamanda fazla yemeye bağlı şişkinliğe, hazımsızlığa ve nefes darlığına yol açabilir. Dolayısıyla Kurban Bayramı’nda da rutin beslenme programına devam edilmesi gerekir” diyor. Kurban Bayramı’nda dikkat edilmesi gereken beslenme kurallarını anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur

Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur

Güne mutlaka kahvaltı ile başlayın!

Bayram boyunca yeterli ve dengeli bir beslenme şekli oluşturabilmek için belirli aralıklarla öğün oluşturmaya çalışmalı ve sürekli et tüketmemeye özen göstermelisiniz. Sağlıklı beslenmek için bir öğünde tüm besin gruplarından tüketmeniz çok önemli. Güne mutlaka hafif bir kahvaltıyla başlamanızda fayda var.  Bir adet yumurta, beyaz peynir, zeytin, domates, tam tahıllı ekmek ve bol yeşillik içeren hafif bir kahvaltı yaparak sindirim problemini önlemiş olursunuz. Bunların yanı sıra kurban etini dinlendirmeden yemek gün içinde hazımsızlık sorununa neden olacağı için kahvaltıda tüketmemeye de özen gösterin.

Kendi suyu ile pişirin

Bayramda da eti yağsız tarafından pişirmeyi ihmal etmeyin. Kurban Bayramı’nın geleneksel yemeği kavurma yaparken iç yağı, kuyruk yağı ve tereyağı gibi doymuş katı yağları eklemeden, eti kendi suyu ile pişirmenizde fayda var.

Eti akşam öğünlerinde yemeyin!

Et sindirimi zor olan yiyeceklerden biridir.  Akşam saatlerinde çok hareket edilmemesi ve yatma saatine yakın sindirim problemi yaşanması nedeniyle et tüketimi için bu öğünü tercih etmemenizde fayda var.  Eti daha çok gündüz saatlerinde tüketmeli ve sindirimi kolaylaştırmak için yavaş yemeli, bol bol çiğnemelisiniz.

Günde 60-90 gramı geçmeyin!

Yeni kesilen etin sindirimi zor olması nedeniyle hazımsızlık gibi sorunlar oluşabiliyor. Kırmızı eti kesim sonrasında buzdolabında en az 12 saat dinlendirdikten sonra pişirmeli, kalan kısmı küçük parçalar halinde derin dondurucuya kaldırmalısınız. Ayrıca kırmızı eti bayram boyunca her öğün et tüketmek sağlıklı olmayacaktır. En ideali kırmızı eti günde bir öğün tüketmektir. Günlük en fazla 60-90 gram kadar tüketmeli ve etin yanına sağlıklı beslenmeyi tamamlayan sebze, salata, tam tahıllı ekmek ve bulgur gibi sağlıklı karbonhidratları ilave etmelisiniz.

Etin yanında bol limonlu yeşil salata tüketin

Et posalı bir yiyecek grubu olmadığı için aşırı miktarda yenildiğinde ve yanına posa kaynakları ilave edilmediğinde kabızlık problemi yaşanabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, bu nedenle etin yanında posa içeriği yüksek olan sebze, meyve, tahıllı ekmek ve bulgur tüketmeniz gerektiğini belirterek, “Etin yanında yiyeceğiniz sebze ve meyvelerdeki C vitamini kırmızı etin içerisinde yer alan demirin vücutta emilimini artırmaya yardımcı oluyor. Bu nedenle kırmızı etin yanında bol limonlu yeşil salata tüketmeyi alışkanlık edinin” diyor.

Pişirme tekniği de çok önemli

Kırmızı etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme tekniğine de dikkat edilmesi gerekiyor. “Pişirme yöntemi olarak kızartma ve kavurma yerine ızgara, fırınlanmış veya haşlanmış olarak tüketilmesi daha uygundur” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, sözlerine şöyle devam ediyor: “Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da, mangal yaparken pişirme sırasında etlerin kömürleşmemesine, dış kısımlarının pişip iç kısımlarının çiğ kalmamasına özen göstermek olmalı. Zira kömürleşen etler her zaman kanser riski taşıyorlar”

Yüksek ısıda pişirmeyin, çünkü…

Et için en uygun pişirme yöntemi; düşük sıcaklıkta, uzun sürede ve mümkünse kendi suyu ile pişirilmesidir. Zira yüksek ısıda pişirildiğinde etin dış yüzeyi hızlı pişiyor, iç yüzeyi ise çiğ kalıyor. Bu durum da besin zehirlenmelerine neden olabiliyor. Etin kısa sürede, yüksek basınçla, yani düdüklü tencerede yine kendi suyu ile pişirilmesi ise besin değerlerini kaybettirmiyor.

Şerbetli yerine sütlü tatlılar

Kırmızı etin yanı sıra bayram ziyaretlerinde ikram edilen hamur işleri, çikolata ve şerbetli tatlıların da makul miktarda tüketilmeleri gerekiyor. Ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar; yine servis edilen meyve suyu veya gazlı içecekler yerine açık çay veya bitki çaylarını tercih etmelisiniz. Diyabet hastalığınız varsa, özellikle yediklerinize dikkat etmeli ve tedavinizi aksatmamalısınız.

Çay ve kahveyi sınırlandırın

Bayramın yaz aylarına denk gelmesi su tüketimini daha da önemli hale getiriyor. Ancak bayram ziyaretleri boyunca çok fazla çay, kahve, meyve suları veya komposto ikramı olabiliyor ki bunlar su içmenizi azaltabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Sungur, “Çay ve kahve gibi içecekler vücuttaki suyun idrarla atılmasına ve vücudun susuz kalmasına neden olurlar. Dolayısıyla bu içeceklerin suyun yerini tuttuğunu düşünmemek gerekir.  Sağlığınız için bayramda da günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketmeniz çok önemlidir” diyor.

Her gün tempolu yürüyüş yapın

Fiziksel hareket hem kilo kontrolünü sağlıyor hem de bayram süresince yediğimiz besinlerin sindirimini kolaylaştırıyor. Bu nedenle bayramda da mümkünse her gün tempolu olarak 45 dakika veya bir saat yürümeyi ihmal etmeyin.

Boğaların Koşusu

Boğaların Koşusu

Pamplona, ​​İspanya 6 – 14 Temmuz

Her yıl düzenlenen Boğa Koşusu, İspanya’nın Pamplona kentinde yüzyıllardır düzenlenen ve bugün hala kutlanan geleneksel bir etkinliktir. Etkinlik her yıl 6-14 Temmuz tarihleri ​​arasında gerçekleşir.

Sadece İspanya’da değil, dünyanın birçok yerinde kutlanan San Fermin adlı festivalin bir parçasıdır . Festival, 1900’lerin başında İspanya’nın Pamplona kentinde insanların boğalarla kasabada koşmasıyla başladı.

Bugün etkinlik, genellikle geleneksel kıyafetler giyerek ve boğaların boynuzlarına bağlanmış kırmızı eşarplarla koşarak sokaklarda boğaları kovalayan insanlardan oluşuyor. Bugün San Fermin’de yapılan boğa koşuları artık eskisi kadar tehlikeli değil.

Reggae Sumfest

Reggae Sumfest

Montego Körfezi, Jamaika 14 – 20 Temmuz

Reggae festivali Reggae Sumfest , her yıl yaz aylarında,  temmuz ayının ortasında, Jamaika’nın Montego Körfezi’nde düzenlenir . Bu sadece Jamaika’nın en büyük müzik festivali değil, aynı zamanda dünyanın en büyük reggae festivallerinden biridir.

Reggae Sumfest ilk kez 1993 yılında düzenlendi ve aralarında Jimmy Cliff, Damian Marley, Ziggy Marley, Stephen Marley ve Toots & The Maytals’ın da bulunduğu dünyanın en iyi reggae sanatçılarından bazılarına ev sahipliği yaptı.

Festivalde her gece canlı performanslar yer alıyor ve Colorfest Plaj Partisi, Serbest Sokak Dansı ve Partisi, All White Partisi ve Blitz Partisi gibi ek partiler de yer alıyor.

Gastroenteritin 6 önemli belirtileri

Gastroenteritin 6 önemli belirtileri

Gastroenterit, ishal ve kusmaya neden olan çok yaygın bir sağlık sorunudur. Genellikle yaz aylarında bakteriyel veya viral sebeplerden kaynaklanan bu tablo, her yaştan insanı etkiler ve özellikle küçük çocuklarda sık görülür. Halk arasında genel olarak mide ve bağırsak üşütmesi ya da bağırsak bozulması gibi durumlar için kullanılan gastroenterit, sulu ishal ve kramp tarzında gelişen karın ağrısıyla kendini belli ederek bulantı, kusma ve ateşe neden olmaktadır. Bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi düşük kişiler için viral gastroenterit ölümcül sonuçlar doğurabilir. Memorial Kayseri Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Kaplan gastroenterit ile ilgili bilgi verdi.

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Mide gribi olarak biliniyor

Mide üşütmesi ya da mide gribi olarak da tanımlanan viral gastroenterit, sulu ishal ve kramp tarzında gelişen karın ağrısı, bulantı-kusma ve bazen de ateşle kendini gösteren bir mide-bağırsak enfeksiyonudur. Gastroenteritin en yaygın sebebi daha önceden enfekte olmuş bir kişiyle temas veya kontamine yani virüs bulaşmış besin ya da suyu yemek-içmektir. Eğer kişinin başka bir hastalığı yoksa çoğu zaman bu durum bir iki günde kendiliğinden iyileşir. Ancak bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler için viral gastroenterit yani mide üşütmesi ölümlere neden olabilmektedir.

Belirtilere dikkat edilmeli

Gastroenteritin en sık görülen belirtileri şunlardır:

  1. Sulu, genellikle kanlı olmayan ishal (kanlı ishal genellikle farklı, daha şiddetli bir enfeksiyon olduğu anlamına gelir)
  2. Karın krampları ve ağrıları
  3. Mide bulantısı, kusma veya her ikisi
  4. Ara sıra kas ağrıları veya baş ağrısı
  5. Düşük dereceli ateş
  6. Bazen iştah kaybı, mide rahatsızlığı, eklem ve baş ağrısı olabilmektedir.

 

En önemli nedeni norovirüsler

Kontamine yani kirli yiyecek veya su yenilip içildiğinde ya da mikrop bulaşmış biriyle mutfak eşyaları, havlular veya yiyecekler paylaşıldığında viral gastroenteriti kapma olasılığı yüksektir. En sık görülen sebebi ise rota ve norovirüslerdir.

  • Norovirüsler: Hem çocuklar hem de yetişkinlerde dünya çapında gıda kaynaklı hastalıkların en sık sebeplerindendir. Özellikle kapalı alanlarda insanlar arasında yayılma olasılığı yüksektir. Çoğu durumda virüsü kontamine yiyecek veya sudan alırsınız, ancak kişiden kişiye bulaşma da mümkündür.
  • Rotavirüs: Parmaklarını veya virüsle kontamine olmuş diğer nesneleri ağızlarına soktuklarında enfekte olan çocuklarda viral gastroenteritin en yaygın nedenidir. Enfeksiyon bebeklerde ve küçük çocuklarda daha şiddetlidir. Rotavirüs ile enfekte olmuş yetişkinlerin semptomları olmayabilir, ancak hastalığı yine de yayabilirler. Ancak neyse ki bu enfeksiyonun aşısı mevcuttur.
  • Bazı kabuklu deniz ürünleri, özellikle çiğ veya az pişmiş istiridyeler de sizi hasta edebilir. Kontamine içme suyu viral ishalin bir nedeni olmasına rağmen, çoğu durumda virüs fekal-oral yoldan geçer (yani virüslü biri, tuvaleti kullandıktan sonra yediğiniz yiyecekleri ellerini yıkamadan tutar)

Doç. Dr. Mustafa Kaplan

Gastroenterit kimlerde olur?

Gastroenterit her yaştan ve ırktan insanı etkiler. Gastroenterite daha duyarlı olabilecek kişiler ise şunlardır;

  • Çocuk bakım merkezlerindeki veya ilkokullardaki çocuklar özellikle savunmasız olabilir çünkü bir çocuğun bağışıklık sisteminin olgunlaşması zaman alır.
  • Yetişkin bağışıklık sistemleri, yaşamın ilerleyen dönemlerinde zayıflar. Özellikle huzurevlerindeki yaşlı yetişkinler, bağışıklık sistemleri zayıfladığından ve mikroplardan geçebilecek başkalarıyla yakın temas halinde yaşadıklarından savunmasızdırlar.
  • Toplu yerlere gidenler veya yurtlarda yaşayanlar.
  • Enfeksiyona karşı direnciniz düşükse, örneğin bağışıklık sisteminiz HIV / AIDS, kemoterapi veya başka bir tıbbi durum tarafından baskılanmışsa.
  • Her gastrointestinal virüsün en aktif olduğu bir mevsim vardır.

Ne yiyip içtiğinize dikkat edin!

Gastroenteritte hastalardan ayrıntılı öyküleri alınmalı, özellikle yenilen gıdalar ve tüketilen içecekler mutlaka sorulmalıdır. Şüphenilen durumlarda kanda enfeksiyonu gösterir CRP, kan sayımı gibi değerlere bakılmalı ve eğer imkan varsa dışkı incelemesi yapılmalıdır.  Hastaya bu şekilde tanı konulup destek tedavisi ve gerekirse ilaç verilmelidir.

Belirtiler 1-3 gün içinde ortaya çıkar

Gastroenteritte hasta mikrobu kaptıktan sonra genelde 1-3 gün içinde belirtiler ortaya çıkar. Şikayetler genellikle bir veya iki gün sürer, ancak bazen 10 güne kadar devam edebilir. Bu nedenle vakit kaybedilmeden doktora gidilmelidir.

  • 24 saat boyunca vücutta su-sıvı tutma sorunu ortaya çıktıysa
  • İki günden fazla süredir kusma oluyorsa
  • Kanlı kusma söz konusuysa
  • Susuz kalındıysa (aşırı susama, ağız kuruluğu, koyu sarı idrar veya çok az idrar varsa veya hiç idrar yoksa ve şiddetli halsizlik, baş dönmesi veya baş dönmesi varsa)
  • Dışkılamada ishal ile beraber kan varsa
  • 8 C’nin üzerinde ateş varsa hasta mutlaka dikkatle takip edilmelidir.

Ela Excellence Resort Belek’te lezzetli bir tatil

Ela Excellence Resort Belek’te lezzetli bir tatil

Ela Excellence Resort Belek; temmuz ve ağustos aylarında gerçekleştirilecek “Yerel Lezzetler Etkinliği” ile misafirlerine tadına doyulmaz bir tatil deneyimi sunmaya hazırlanıyor.

Uluslararası standartlarda kişiye özel tatil anlayışını benimseyen Ela Excellence Resort Belek, misafirlerine sunduğu çeşitli etkinliklerle tatil keyfini unutulmaz kılıyor.

Yedi ayrı alakart restoranı ile konuklarına unutulmaz tatlar sunan Ela Excellence Resort Belek, Yerel Lezzetler Etkinliği kapsamında şeflerin özenle hazırladığı lezzetleri Temmuz-Ağustos ayı boyunca La Sofa ve Hayat restoranlarında misafirlerin beğenisine sunuyor.

Ela Excellence Resort Belek

Temmuz’un ilk haftası pastane şefi Ramazan Dereli’nin tahinli ve pekmezli çikolatalı kekiyle damakları şımartırken, ikinci hafta Antalya yöresinin ve meşhur 18’in efsane lezzeti acıbadem ve tahinli bağacayı konuklarıyla buluşturuyor.

Üçüncü hafta 1940 yılından beri Antalya’da kendine has dondurmalar üreten Zamora Dondurma’nın özel yanık, naneli ve tahinli dondurmaları ile tatili tatlandırırken, dördüncü hafta Ela Excellence Resort Geleneksel Mutfak Şefi Filiz Mayda’nın tarifiyle Antalya’nın yöresel yörük yemekleri tatile farklılık katıyor.

Ela Excellence Resort Belek

İlk hafta 1937 yılında Antalya’da kurulan 7 Mehmet Restoran farkıyla modern Akdeniz lezzetleri eşliğinde Türk mutfağının mevsimsel dokunuşlarıyla hazırlanan Antalya kültür mirası yemekleri olacak. İkinci hafta 1954 yılından beri Antalya’nın kalbinde olan Parlak Restoran, Türk mutfağına özgü malzemeler ve teknikler kullanılarak hazırlanan yemekler ve özel soslu piliç çevirme yaparken, üçüncü hafta kendine has tariflerinin lezzeti damaklarda iz bırakacak.

Ela Excellence Resort Belek

Etkinlik, Özbekistanlı ve yıllardır profesyonel olarak aşçılık yapan Ela Excellence Resort Özbek Yemekleri Şefi Nisa Nur Büyükörük’ün Türk ve Özbek mutfağının birleşiminden doğan Neolocal Türk kültürü yemekleri ile tamamlanacak.

Anadolu Isuzu, En Değerli Markası listesinde 15 sıra yükseldi

Anadolu Isuzu, En Değerli Markası listesinde 15 sıra yükseldi

Anadolu Isuzu, Brand Finance tarafından yayımlanan “Türkiye’nin En Değerli Markaları 2024” araştırmasındaki konumunu geçtiğimiz yıla göre 15 sıra birden yükseltti.

40. yılında “En Değerli Markalar” listesine 2023’te 77. sıradan giren şirket, 2024’te 62. sıraya çıktı. Anadolu Isuzu ayrıca, bu yıl 125 markayla yürütülen araştırmada; yüzde 47 ile değerini en çok arttıran 4. marka oldu.

Saklanma Festivali

Saklanma Festivali

Zrce Plajı, Hırvatistan 23 – 27 Temmuz 2024

Hideout Festivali, her yıl temmuz ayında Hırvatistan’ın Zrce Plajı’nda düzenlenen 5 günlük bir elektronik festivaldir. Plaj esintilerini, tekne partilerini, havuz partilerini ve 5 farklı açık hava mekanını bir araya getiriyor. Zrce Plajı, gündüzleri güneşlenip havuz partisine katılabileceğiniz, akşamları ise manşetlere çıkabileceğiniz uzun bir plajdır.

Hideout Festival’deki insanların çoğu İngiliz ve kalabalık ortalama 20’li ve 30’lu yaşlarda. Sahilde rahat öğleden sonraların, müzik dinlerken berrak mavi sularda serinlemenin ve güneş doğup gökyüzünü turuncu ve pembeye boyayana kadar gece boyunca sonsuz gibi görünen partilerin tadını çıkarın.

Cesare Catania: Sanatın Metaverse Yolculuğu

Röportaj: Melis BAYRAKTAR

Cesare Catania: Sanatın Metaverse Yolculuğu

İtalyan sanatçı Cesare Catania, geleneksel sanatın digital dünyayla kucaklaştığı bir evrende sınırları zorluyor. Eserleri, renk, form ve kompozisyonun bir araya geldiği bir dünyada izleyiciyi büyülüyor. Sanatçının soyut eserleri, figüratif detayları soyutlamak suretiyle duygusal bir deneyim sunuyor. Renklerin dansı, şekillerin ritmi ve soyut formların anlamı, izleyiciyi içine çeken bir yolculuğa çıkartıyor. Metaverse ile bu soyut dünyaların sınırları daha da genişliyor. Sanatçının eserleri, sanal dünyanın içinde de yeni bir boyut kazanıyor.

Cesare Catania ile sanatın sınırlarını keşfetmek isteyen herkes için ilham verici bir röportaj gerçekleştirdik.

Sanat hayatınız ne zaman ve nasıl başladı?

Sanat hayatım aslında benden habersiz çocukluk yıllarımda başlamıştı. Dedem keman sanatçısıydı. Klasik müziğin yaratıcılığına ve titizliğine karşı tutkum onun sayesinde başladı. 9 yaşımdayken piyano dersleri almaya başladım. Hem müzikal hem de figüratif sanata karşı her zaman bir tutkum oldu. Benim için ikisi birbirinden uzak ya da ayrı şeyler değildi o yıllarda bile. Hayatı algılayışım, kendimi eğlendirme arayışım genellikle kendi yarattığım küçük dünyaların içinde hikayecikler halinde belirdi önümde. Gördüğüm en küçük beni etkileyen şey günlerce hayalimde yaşattığım dünyaları mümkün kılıyordu. Anılarıma dâhil olan herkesin psikolojisi, karakterleri, düşünceleri, görünüşleri vb. birçok şey benim etkilenme ve beslenme alanlarım oldu.  Hayatımın dönüm noktasının bu süreçle başladığına inanıyorum. İlk kayda değer resmim 1995 yılına kadar uzansa da bu tutkumu 10 yılı aşkın bir süre önce mesleğe dönüştürmeye başladım. “Metaphysical Composition” – 2016, in “Artistic Composition” – 2016 , “The Dynamics of Movement” – 2016) , the “Vanity” ve diğer soyut ve sembolik olanlarda – 2014, “Flamingos in the Mirror” – 2015 – the “Tear” – 2012 gibi eserlerim ortaya çıktı.

Eserleriniz oldukça etkileyici bir dile sahip. Bize çalışmalarınızı ve tarzınızın oluşum sürecini anlatır mısınız?

1998 yılında mühendislik fakültesinde okumaya başladım. Ve burada perspektif ve aksonometri alanında uzmanlaştım. Bu bana tüm şekilleri basit üç boyutlu çokgenlere bölerek kendisini çevreleyen sorunları ve gerçekliği gözlemlemeyi öğretti. 144: Jazz Trio” – 2014, “Nice (A Tribute to Matisse and Chagall)” – 2015) ve katı ve eğrisel figürlerin zarif ve uyumlu bir şekilde yan yana gelmesiyle “Summer Readings (Tribute to Pierluigi Nervi)” – 2016 adlı eserlerim bu sayede çıktı ortaya. Yıllar içinde fotoğrafçılığa karşı da özel bir tutkum gelişti. Fotoğraf teknikleri ile oluşturulan yumuşak tonlamalar, ışık oyunları, çekim sırasında ve sonrasında elde edilen duygusal, dramatik ve şiirsel çalışmalara yoğunlaştım. Renk ve biçimsel bozulma gibi çeşitli teknikleri kullanarak soyut sanat örnekleri çıkartmaya başladım.

Bu süreçteki çalışmalarımda hiçbir sınırlamaya yer vermedim. Sanat sonsuzdur ve ifade biçimleri de sonsuzdur. O sebeple, ben sadece üretiyorum ve üretilen her eser kendi içinde kendi varlığını inşa ediyor.  İlhamımı yaşamın acı ve tatlı olan kendisinden ve evrenin bütünlüğünden, renklere olan aşkımdan alıyorum. Yaşam benim ilhamım.

Cesare Catania

Çalışmanız güçlü renklerden ve renk kontrastlarından oluşuyor. Belirli bir eserde hangi rengi kullanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?

Her düşüncenin, arzunun, bilginin, hislenmenin yani her şeyin bir rengi ve tonları var.  Ben, rengin algılanamaz olduğunu kabul edip, yine de ulaşmaya çalışma durumunun gerekliliğini estetik açıdan değerlendiriyor ve iki gerçeklik (renk – nesne) arasındaki en kısa mesafeyi arayarak, yeni bir gerçekliği gün yüzüne çıkarmaya çalışıyorum. Rengi yaşıyorum, arzuluyorum, hayal ediyorum, hissediyorum ve eserlerimle gün yüzüne çıkartıyorum. Dolayısı ile her eser kendi rengine kendisi karar veriyor diyebilirim.

Dijitalleşme ve teknolojiyle birlikte sanat dünyasının dinamiklerinde çok ciddi değişimlerle karşılaştık. Bu değişim rüzgârı eser üretimlerini de etkiledi. Kripto sanat, NFT eserler ve blockchain teknolojisi de bu değişimlerin en önemli örneklerinden oldu. Siz de “Artistic Metaverse” olarak adlandırdığınız bir metaverse sergi düzenlediniz? Nasıl oldu bu süreç?

Hepimizin Covid19 salgını nedeniyle evlere kapandığı Pandemi döneminde “Artistic Metaverse” adını verdiğim ilk Metaverse sergimi gerçekleştirdim. Davetlilerim herhangi bir çaba göstermeden, yalnızca kullandıkları sanal gerçeklik cihazları sayesinde, sergime katılıp, diledikleri tablomu kolayca satın alabildiler. Kendi aramızda bir söyleşi bile gerçekleştirdik. Mikrofon ve sohbet kutusu aracılığıyla eserlerim hakkında sohbet ettik. Bir sanatçı olarak en büyük arzularımdan biri sanat tarihinde ileride yazılacak bir değişime şahit olma arzusuydu. Bu arzumun karşılık bulduğunu gördüm. Ayrıca bu sergimin yeni nesil koleksiyoner ortaya çıkarmak konusunda farklı bir işlevi de oldu.

Harika! Benim de en merak ettiğim konuların başında NFT’lerin yükselişe geçmesi koleksiyonerlik kavramını nasıl etkilediğiydi.

Şöyle ki hayatını tamamen ekranda yaşayan, internetin var olduğu bir dünyada doğan, dijital madencilik yaparak zengin olan, alışverişini kripto parayla yapan, oyun evrenlerinde avatarına tasarım kıyafetler, silahlar, ayakkabılar alan ve bunlara ciddi paralar harcayan insanlarla; nerdeyse tamamen fiziksel dünyada yaşayan insanların yaşamı ele alış biçimleri, estetik zevkleri ve paraya bakışı haliyle birbirinden çok farklı. Tamamen fiziksel dünyada yaşayanların “fiziksel olmayan bir eseri ne yapacağım?” sorusunu yeni nesil “fiziksel bir eseri ne yapacağım?” olarak soruyor. Zira onların evleri, duvarları sosyal medya hesaplarında, ekranlarında. Bu yüzden belki de hiçbir zaman bir sanat eseri almayacaklardı. NFT ise onlar için bu ortamlarda sergileyebilecekleri, varlıklarını, kültürel birikimlerini gösterebilecekleri bir alan yarattı. Fiziksel koleksiyonerlikte de olan sahip olma, bunu paylaşma, kültürel statüsünü sergileme, sanatçının macerasına eşlik etme zevklerini NFT koleksiyonları üzerinde onlar da yaşamaya başladı. Böylece NFT hem sanatçının, sanat piyasasının hem de koleksiyonerlik kavramının gelişmesine, bir alan daha kazanmasına sebep oldu. Tanınmış, fiziksel sanat piyasasında önemli yerlerde olan sanatçıların bu piyasaya ilgi göstermesiyle de hibrit bir ortam oluşmaya başladı.

Cesare Catania

Peki sanatın gerçek değerinin NFT’ler ile belirlenip belirlenemeyeceği konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijital sanatın kripto paralar ile değerinin ölçülmesini doğru anlamak ve detaylandırmak için NFT teknolojisini doğru anlamak gerekiyor. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de göreceli bir değere sahip sanat, NFT ile en azından sanatçının hak ettiği gerçek değeri elde etmesine olanak tanıyor. Gelecekte özgün bir sanat eserini NFT ortamında elinde tutmak ciddi bir kazanç sağlamada bir araç olarak değerlendirilebilir.

Gelecek için başka iş birlikleriniz ve projeleriniz var mı? Son dönem sergilerinden bahsedelim, şu an sanat tutkunlarını burada neler bekliyor?

Şu anda Venedik Bienali’nde, aynı anda hem fiziksel hem de dijital bir heykel olan son sanat eserimin açılışını yapıyorum. Bu Phygital Embrace Versiyonu.

Venedik Bienali ziyaretçileri heykelimi fiziksel bir versiyonda gözlemlemeye ya da artırılmış gerçeklikte onunla “oynamaya” karar verebilirler. Bu vesileyle, yine yapay zeka sayesinde, herkese benzersiz bir dijital kucaklaşma heykeli yapma ve bunu dijital sanat eserleri olarak benimle birlikte imzalama imkanı veren bir yazılım da geliştirdim. İnsanların sanatla oynarken nasıl eğlendiklerini ve sanatın demokratikleşmesinin, sanatsever olsun ya da olmasın, genel halk tarafından nasıl takdir edilen bir süreç olduğunu görmek harika.

Peki Türkiye’deki sanat ortamı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye çok özel bir yer. Yakın zamanda Türkiye’de de sanatsal bir proje geliştirebilmeyi çok istiyorum.

Deniz Seki’den yaz sürprizi

Deniz Seki’den yaz sürprizi

Türk pop müziğinin en güçlü kadın şarkı yazarı ve yorumcularından Deniz Seki, cover yaptığı şarkıyı yakın zamanda yayınlayacağını duyurdu.

Şarkının son final kaydında stüdyoda pasta kesip kutlayan Deniz Seki, duygularını anlatan bir de kısa bir yazıyı paylaştı.

Merhabalar

Çok uzun zaman olmadı ama heyecanımı ve duygularımı paylaşmak istedim. Yeni şarkılar, sözler, melodiler paylaşmak için sabırsızlanıyorum. Şimdi yaza girerken ilk sürprizimi açıklıyorum. Çok sevdiğim bir şarkıyı coverladım. Stüdyoda son hazırlıklar, yakında buluşuyoruz yeniden!!!

Biz büyük ve kalabalık bir aileyiz. Herkesi sevgimle kucaklıyorum. Niran Ünsal. Canım dostum. İşini gücünü bırakarak şarkı okuma zamanında yanımda oldu. Desteğiyle mutlu etti. Menajerim Haluk Şentürk’te stüdyoda yanımdaydı. Hep birlikte yeni şarkı için pasta kesip ufak bir kutlama yaptık. Aranjörüm her zaman ki gibi Murat Yeter, yoldaşım Cemal Günbaş ve fotoğraflarımızı ölümsüzleştiren Ahmet Yürekli… Hepinize sonsuz destekleriniz için binlerce teşekkürler

Sizleri yormayan gülümseten ve eğlendirecek bir şarkı. Bu sıcaklarda içinizi bu şarkı ile ferahlatmak istedim.

Dinlerken hep birlikte müziğin tadını çıkaralım!

Sevgi ve müzikle,

Deniz Seki