Yazılar

Meksika’da can alan kuş gribi endişelendirdi!

Meksika’da can alan kuş gribi endişelendirdi!

Tavuk eti ve yumurta tüketiminin hastalığa sebep olması mümkün değil!

Kuş gribinin 2 çeşidinin bulunduğunu ifade eden uzmanlar, biri yüksek potansiyelli, diğerinin düşük potansiyelli olduğunu ve şu anda gündemde olan Meksika’daki vakanın düşük potansiyelli olduğunu söylüyor.

Meksika’da görülen vakanın endişeleri artırdığına işaret eden Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Yiyecek olarak tavuk eti ve yumurta tüketiminin hastalığa sebep olması mümkün değil; çünkü bu ürünler tüketilmesi sırasında ısı ile işlem görüyor. Bu sayede virüs etkisiz hale geliyor.  Çiğ yumurta tüketimi önerilmiyor çünkü virüsün bu şekilde bulaşma ihtimali var. Virüs dış ortamlarda hassas olmasına rağmen ısıda 56 derecede 30 dakikada ölüyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından dikkat çekilen ve Meksika’da bir kişinin ölümüne neden olan kuş gribi hakkında bilgi verdi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Dr. Dilek Leyla Mamçu

‘Tavuk Vebası’ olarak da bilinen kuş gribi normalde insanlara bulaşmıyor 

‘Tavuk Vebası’ olarak da bilinen kuş gribinin, Avian İnfluenza virüsünün sebep olduğu bir hastalık olduğunu hatırlatan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Genellikle kanatlı hayvanlarda, özellikle kuşlarda ve evcil kanatlı hayvanlarda görülüyor. Kuş gribi, insanlarda da hastalık yapan influenza virüsüne benzer bir yapıya sahip ve bu sebeple hayvanlardaki hastalığın adına kuş gribi deniliyor. Kuş gribi normalde insanlara bulaşmaz ancak hayvanlar arasında birtakım belirtilerle bulaşıyor. Bu belirtiler arasında hayvanın ateşi çıkması, tüylerinin kabarması, çabuk iştahsızlık ve halsizlik gibi şikayetler yer alıyor. Ayrıca, yumurta veriyorsa hayvanın verimi düşüyor ve bu belirtileri gösteren hayvanlar genellikle kitleler halinde ölüyorlar.” dedi.

Kuş gribinin iki çeşidi var

Kuş gribinin 2 çeşidinin bulunduğunu ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Biri yüksek potansiyelli olan, diğeri düşük potansiyelli olan. Şu anda gündemde olan Meksika’daki vaka düşük potansiyelli olanı. Hastalık hayvanlarda veteriner hekimler tarafından özellikle endemik görüldüğü ülkelerde kolayca teşhis ediliyor. 2018 yılında dünyada Kuş Gribi salgını meydana gelmiş, özellikle uzak doğudan başlamıştı. Yaklaşık 860 insan vakası bildirilmiş ve 454 ölüm gerçekleşmişti. Bu durum, kanatlı endüstrisi için ciddi bir tehlike oluşturmuş ve pandemi endişelerini artırmıştı. Meksika’da görülen vaka da bu endişeleri artırdı ancak Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre bu vakanın düşük potansiyelli olduğu ve çok hızlı bulaşmayacağı düşünülüyor. Pandemi endişesi ise devam ediyor.” şeklinde konuştu.

Kişiden kişiye solunum yoluyla bulaşıyor

Kuş gribini insanlara bulaşması durumunda, hastalığın genellikle kişiden kişiye solunum yoluyla bulaştığına dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “İlk etapta hastalık insanları etkilemez fakat kuşlardan geçtiği için mesleki maruziyeti yüksek olanlar, özellikle tavuk çiftliklerinde çalışanlar ve aileleri risk altında. Yiyecek olarak tavuk eti ve yumurta tüketiminin hastalığa sebep olması mümkün değil; çünkü bu ürünler tüketilmesi sırasında ısı ile işlem görüyor. Bu sayede virüs etkisiz hale geliyor.  Çiğ yumurta tüketimi önerilmiyor çünkü virüsün bu şekilde bulaşma ihtimali var. Virüs dış ortamlarda hassas olmasına rağmen ısıda 56 derecede 30 dakikada ölüyor. Bu nedenle virüse maruz kalınan alanların temizlenmesi ve kıyafetlerin yüksek ısıda yıkanması gibi önlemler alınmalı.” şeklinde uyarılarda bulundu.

Kuş gribine karşı bir aşı yok

Hastalığın insanlardaki belirtilerinin grip belirtileriyle benzerlik gösterdiğine de vurgu yapan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Genellikle hapşırık, öksürük, baş ağrısı ve boğaz ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösterir. Hastalık ağır seyrettiğinde hasta daha çabuk kötüleşebilir. Bu nedenle hastanın daha önce ciddi hastalıklar geçirip geçirmediğinin belirlenmesi önemli. Kuş gribine karşı şu anda etkili bir tedavi yöntemi bulunmuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün uyguladığı aşı da insan influenza virüsüne karşı olan aşı. Kuş gribine karşı bir aşı bulunmuyor. Bu belirtileri gösteren kişiler özellikle mesleki maruziyet durumunda veya riskli bölgelere seyahat etmişlerse en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak test yaptırmalı. Erken teşhis çok önemli ve hastalığın izole edilmesi gerekiyor.” şeklinde sözlerini tamamladı.

The Marmara Bodrum, 2024 yazına yenilenerek merhaba diyor

The Marmara Bodrum, 2024 yazına yenilenerek merhaba diyor

The Marmara Bodrum, 2024 yazında da kusursuz hizmet anlayışıyla misafirlerini ağırlamaya hazır.

Tuti Restoran

2024 Michelin tavsiye listesinde yer alan Tuti Restoran’ın yeni menüsüyle misafirlerine lezzet şöleni yaşatmaya devam ediyor. Executive Şef Hakan Süve ve mutfak ekibinin özenle hazırladığı menüler, Bodrum’un yerel mutfağından izler taşıyor ve bölge bahçelerinden günlük, taze ve doğal ürünler kullanılarak oluşturuluyor.

Yeni yaz sezonunda klasikleşen Tuti Restoran menüsüne eşsiz tatlar ekleniyor. Soğuk ve sıcak mezelerde İzmir Sakız Enginarı, Mavi Kuyruk Karides, Milas Erişte, İstiridye Kokoreç, Cevizli Ege otlu Kalamar Dolma, Karadut ve Reyhan Sorbe ile Aydın Atça Çilek Sorbesi, tatlılarda ise Vanilyalı Akça Armut öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor. Ana menü de ise Trança, Ege soğan mıhlaması ve tere birleşimi ile lezzetli bir seçenek sunuyor.

Tuti Restoran, “slow food” ve “yaveş gari” sorumluluk projelerinden elde edilen bilgilerle Bodrum’un teknik ve hikayelerini taşıyan yemekler sunuyor.

The Marmara Bodrum

Pera 77 Pop Up Jazz ve Lıkır Lıkır Geceleri

The Marmara Bodrum, yaz boyunca canlı müzik performansları ve birbirinden özel sanatçı sahneleriyle Bodrum’u yaşamak isteyen herkese unutulmaz anılar biriktirme fırsatı sunuyor. Bodrum’da keyifli vakit geçirmek isteyen müzik severleri eğlenceye çağırıyor. İstanbul’un sevilen caz müzik sahnesi Pera 77, bu yaz Bodrum’da Pera 77 Pop Up ile caz müzik temsilcilerini The Marmara Bodrum’un eşsiz manzarasında takipçileriyle buluşturuyor.

Etkinlik takvimi ise oldukça dolu. Seran Bilgi 23 Haziran, 21 Temmuz ve 18 Ağustos’ta; Dilek Sert Erdoğan 7 Temmuz, 4 Ağustos ve 1 Eylül’de Pera 77 Pop Up’ta sahne alacak. Bu muhteşem performanslar, iki haftada bir tekrarlanacak ve katılımcılara eşsiz müzik deneyimleri sunacak.

The Marmara Bodrum

The Marmara Bodrum’un yeni konseptli yaz partileri “Lıkır Lıkır Geceleri”, her ayın 2. ve 4.  Çarşamba gecelerinde gerçekleşecek olan bu büyüleyici etkinlik serisi, Bodrum’un nabzını tutacak ve misafirlerine unutulmaz anlar yaşatacak

Yaz boyunca sürecek olan bu parti serisi, müzik sektöründe 40. yılını kutlayan efsanevi Tarık Koray’ı ve birbirinden başarılı DJ’leri ağırlayacak. The Marmara Bodrum, 2024 yaz sezonunda muhteşem müzik performanslarıyla Bodrum gecelerini aydınlatacak ve ısıtacak.

Adres: Yokuşbaşı, Suluhasan Cad. The Marmara Bodrum No:18, 48400 Bodrum/Muğla

Telefon: (0252) 313 81 30

Yaman Sandal babasının izinde…

Yaman Sandal babasının izinde…

Yaman Sandal ve Emin Eker ilk teklileri “Yaklaş Yanıma” ile müzik dünyasına hızlı bir giriş yaptı. Hareketli melodisi ve bambaşka tarzı ile “Yaklaş Yanıma” ile yaza merhaba diyen ikili, yeni şarkılarının hazırlığına da hız kesmeden başladı.

Okul yıllarında müziğe ilgileri ile bir araya gelen Yaman ve Emin, kendilerine has ROP (Rap ve Pop) adını verdikleri tarzda hazırladıkları parçalarında İngilizce ve Türkçe karışık sözler kullandı. Mix-mastering’inde Deniz Bars Kasap imzası olan parçanın söz ve bestesi de Yaman ve Emin’in ortak çalışması. “Yaklaş Yanıma”nın klibi ise Serkan Türkoğlu yönetmenliğinde Dalaman’da çekildi.

Göz alıcı kirpikler için M·A·CStack Legit Lift Primer

Göz alıcı kirpikler için M·A·CStack Legit Lift Primer
M·A·CStack Legit Lift Lash Primer ve ikonikleşmiş Chestnut rengindeki zengin kahverengi dudak kaleminden ilham alınarak yaratılan yeni kestane rengi M·A·CStack Maskara’yı seninle buluşturuyoruz.

Yenilikçi formülü sayesinde tüm maskaralarla uyumlu bir şekilde çalışarak kirpiklerine ekstra hacim, uzunluk, kaldırma ve tutuş sağlar. Anketlerimize göre, tüketicilerin yüzde doksan üçü primer kullanımıyla birlikte maskaranın göz çevresine bulaşmasının gözle görülür şekilde azaldığını ve yüzde doksan ikisi kirpiklerin daha uzun, dolgun ve kalkık göründüğünü onaylıyor.

Legit Lift Primer’ımızın üstün ipeksi-serum dokusu, hint yağı ve pro-vitamin B5 ile zenginleştirilmiş ve patentli ClayWax Kompleksi’nden türetilmiştir. Eşsiz formülü sayesinde çekici ve topaklanmayan kirpikler sunar.

Yenilenen mimarisi ve ismi ile misafirlerini ağırlamaya başladı

Yenilenen mimarisi ve ismi ile misafirlerini ağırlamaya başladı

Fethiye, Kabak Koyu’nda yer alan Sea Valley Bungalows, yenilenen mimarisi ve yeni ismi ile misafirlerini ağırlamaya başladı.

35 yıldır Türkiye turizmine artı değer sağlayan Liberty Hospitality Group bünyesinde hizmet veren Fethiye’deki Sea Valley Bungalows yenilendi. Kapsamlı yeniliklerin yanı sıra hizmet alanlarının da genişletildiği otelin ismi de değişti.

Ahşap bungalovlar ve çevre dostu uygulamalarla misafirlere daha otantik ve huzurlu bir doğa deneyimi sunulması amaçlandı. Böylece otelin ismi de macera ve doğa ile özdeşleşmiş bir kavram olan ‘Lodge’ olarak değişti.

Four Seasons Hotel Bosphorus’da yaz eğlenceleri başlıyor

Four Seasons Hotel Bosphorus’da yaz eğlenceleri başlıyor

Four Seasons Hotel Bosphorus, yaz aylarını zengin yeme içme alanları, müzik ve eğlenceli programlarla karşılıyor.

Otel buluşma noktası terasında yer alan restoranlarında yaratıcı lezzetleri ve renkli programları ile misafirlerine farklı deneyimler yaşatıyor. Boğaz’ın mavi sularına karşı yüzme keyfi sunan açık havuz ise şehirden uzaklaşmadan serinlemeye imkan sağlıyor.

Four Seasons Hotel Bosphorus, İstanbul’un dinamizmini ve yaz aylarının enerjisini, hazırladığı eğlenceli programlarla misafirlerine yansıtıyor. Otel, farklı zevklere hitap eden canlı müzik performanslarını ferah terasındaki zengin lezzet duraklarında yaşamaya davet ediyor. Pazar günlerine keyif katan brunch, MEST Band’in performansı eşliğinde aile ve arkadaşları bir araya getiriyor.

Four Seasons Hotel Bosphorus

YALI Teras DJ performansları

YALI Teras, gün boyu özel lezzetlerle konuklarını buluşturuyor. Mekân hafta ortasından itibaren sanatçıların özel canlı performansları ile akşamları daha da keyifli hale getiriyor.

Çarşamba DJ performansı

Perşembe DJ ve Hülya Uysal ile saksafon performansı

Cuma akşamları DJ ve Hazal Bozarslan ile keman performansı

Cumartesi DJ performans

 Boğaz’ın kıyısında OCAKBAŞI

Yaz mevsiminde terastaki yerini alan, misafirlerine ocakbaşı lezzetlerini Boğaz’ın mavilikleri eşliğinde farklı bir deneyimle sunan mekân geleneksel kebap, et seçenekleri ve meze çeşitleriyle dikkat çekiyor.

Four Seasons Hotel Bosphorus

Açık havuz

Four Seasons Hotel Bosphorus, Boğaz’ın maviliklerine karşı yüzme keyfi sunan açık havuzundaki eşsiz atmosferiyle ve lezzet dolu menüleriyle misafirlerine yazın keyfini yaşatıyor. Otelin terasında konumlanan açık havuz, sabah 08:00’den, akşam 19:00’a kadar hizmet veriyor.

Açık Hava Sineması

Four Seasons Hotel Bosphorus, bu yaz sezonunda da Boğaz kıyısında, açık havada sinema keyfi yaşatmaya hazırlanıyor. Bir Four Seasons Bosphorus klasiği haline gelen ve büyük ilgi gören açık hava sinema keyfi, temmuz ve ağustos boyunca her pazartesi akşamı saat 21.00’de sinema tutkunlarını bir araya getiriyor.

Temmuz ayında ‘Barbie’, ‘Skyfall’, ‘Wonka’ ve ‘Gran Turismo’ film severlerle buluşurken; ağustos ayında Karayip Korsanları: Salazar’ın İntikamı’, ‘Muhteşem Gatsby’, ‘Büyük Budapeşte Oteli’ ve ‘Amelie’ Boğaz’ın eşsiz atmosferinde seyredilecek filmler arasında…

Four Seasons Hotel Bosphorus

Deniz ürünleri ile lezzet noktası AQUA

Balık ve deniz ürünlerini yaratıcılıkla sunan şık restoranı AQUA, benzersiz menüsü ile deniz ürünlerinde iddiasını ortaya koymaya devam ediyor. Michelin Rehberinin tavsiye edilenler listesinde yer alan AQUA’nın özenli servisi eşliğinde, Executive Chef Görkem Özkan ve ekibi tarafından her daim taze ve mevsimsel malzemelerle hazırlanan menüde; havyar, ahtapot, karides, istiridye, ıstakoz gibi deniz ürünleri, bu mutfağın tutkunlarına iştah kabartan bir deneyim sunuyor.

Yağ birikmesi, şişlik ve ağrı lipödem habercisi olabilir!

Yağ birikmesi, şişlik ve ağrı lipödem habercisi olabilir!

Yazın ilk günleriyle birlikte toplumda ‘ağrılı selülit’ olarak bilinen lipödem hastalığı şikayetleri artmaya başlıyor. Kol, bacak ve kalçalarda aşırı yağ birikmesi ve buna eşlik eden ağrı ile şişlikler şeklinde görülen lipödem yazın tetikleniyor. Bunun nedeni ise ödem ve şişliklerin sıcak havalarda artması. Vücudun her iki tarafını simetrik olarak etkileyen lipödem hastalığına diyet ya da egzersiz çare olmuyor, sistematik tedaviye ihtiyaç duyuluyor. Lipödem estetik bir sorun olmasının yanı sıra kronik sağlık problemlerine neden olan bir hastalık. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan, erken fark edilip tedavi edilmezse lipödemin ilerleyeceğine ve kişinin hareket yetisi ile yaşam kalitesini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekerek, “İleri evrelerinde eklem ağrıları, yürüme güçlüğü, hareketsizlik nedeniyle bazı hastalıkların kontrolünün zorlaşması, tekrarlayan şişlik ve enfeksiyon görülebilir. Ancak lipödem konusunda farkındalığın az olması, hastaların sorunlarını ‘selülit’ zannederek hekime geç başvurmaları sonucu tanı genellikle geç konulmaktadır. Erken teşhis için kol ve bacaklarda şişlik varsa ve dokunulduğunda bu şiş bölgeler ağrıyorsa veya kolay morarıyorsa mutlaka hekime başvurmalıdır” diyor.

Prof. Dr. Şule Arslan

Prof. Dr. Şule Arslan

Menopoz döneminde şiddetlenebiliyor!

Batı ülkelerindeki çalışmalar kadınların yüzde 11-18’inde lipödem görüldüğünü ortaya koyuyor, ancak farkındalığının sınırlı olması nedeniyle bu oranların gerçekte daha fazla olduğu düşünülüyor. Çoğunlukla kadınlarda görülen, ergenlik dönemi sonrası veya 30’lu yaşlarda belirginleşen lipödem semptomları menopoz ile birleştiğinde şiddetlenebiliyor. Gelişiminde genetik yatkınlık ve hormonal faktörler etkili olan; özellikle hormon tedavileri, doğum kontrol hapları ve hamilelik dönemlerinde gelişimi artan lipödem erkeklerde nadiren görülüyor.

Akşama doğru şişlikler artabiliyor

Lipödem belirtileri, vücutta anormal yağ birikimi olan bölgelerde ortaya çıkıyor. En sık görülen şikayetler vücutta simetrik şişlik ve ağrı/hassasiyet olarak sıralanıyor. Ayaklar daha az etkileniyor; ağrılar dokunma, basınç veya hareket sırasında artabiliyor. Bacaklar kolaylıkla morarabiliyor, akşama doğru lipödemli bölgelerde şişlik daha çok görülebiliyor.  Prof. Dr. Şule Arslan, hastaların ağrılarını bazen bacakta yanma hissi şeklinde ifade ettiklerini belirterek, “Morarma yakınması olan hastalar bir çarpma hatırlamadıkları halde kol ve bacaklarının kolaylıkla morardığını dile getirmektedirler” diyor.

pause journal

Ailede varsa risk artıyor!

Genetik yatkınlık, ergenlik, hamilelik, doğum kontrol hapı kullanımı gibi hormonal faktörler, inflamasyon, hareketsiz yaşam tarzı ve beslenme gibi etkenler lipödem gelişiminde rol oynuyor. Aile geçmişinde lipödem olan bireylerde bu hastalığa daha sık rastlanırken, teşhis konulan hastalarda vücut kitle indeksi genellikle normalden yüksek gözlemleniyor ve kilo alımı semptomların kötüleşmesine neden oluyor.

Fizik tedavi ağrıları azaltıyor

Genetik ve hormonal faktörlerle bağlantılı olduğu için lipödemden kaçınmanın kesin bir yolu olmadığına dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Şule Arslan “Ancak, yaşam tarzıyla ilgili bazı değişiklikler hastalığın gelişimini önleyebilir. Uygun diyet, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve aşırı alkol tüketmemek, kilo kontrolü ile stres yönetimi bunlara örnek olarak verilebilir. Uzun süre ayakta kalma veya seyahat etme durumlarında, bası çorapları veya bandajları, şişliği ve ağrıyı azaltabilir” diyor. Tedaviyle semptomlar ile hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması ve hastalığa bağlı sağlık sorunlarının engellenmesi amaçlanıyor. Tedavide multidisipliner ve bütüncül bir yaklaşımın önem kazandığını vurgulayan Prof. Dr. Şule Arslan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Komplet dekonjestif terapi ve cerrahi girişimler temel tedavi iken; egzersiz, düşük tuzlu diyet, bası giysileri kullanımı da etkili koruyucu tedavi olarak kabul görmektedir. Fizik tedavi ise hareket kısıtlamalarını azaltmak, kasları güçlendirmek ve ağrıyı hafifletmekte fayda sağlamaktadır.”

Gion Matsuri Festivali

Gion Matsuri Festivali

Kyoto, Japonya1 – 31 Temmuz

Gion Matsuri veya Gion Festivali, Japonya’nın Kyoto kentinde her yıl temmuz ayında düzenlenen bir festivaldir. Kyoto’nun en ünlü festivallerinden biridir ve her yıl on binlerce insanı şehre çekmektedir.

800 yılı aşkın süredir devam eden bu festival, Japonya’nın önemli bir somut olmayan kültürel mirası olarak belirlendi. Festival, Heian Dönemi’nde (794-1185) bir zamanlar iktidarın merkezi olan Higashiyama bölgesinde düzenleniyor. Gion Matsuri ilk kez, hüküm süren imparatorun vebayı önleyeceği umuduyla Yasaka Tapınağı’nda ibadet emri vermesiyle düzenlendi.

Gion Festivali sırasında Kyoto’nun farklı yerlerinde birçok etkinlik düzenleniyor. Yasaka Tapınağı’nda geleneksel danslar sergileniyor, Shimogamo Tapınağı ve Kamigamo Tapınağı’nda tiyatro gösterileri yapılıyor ve Ulusal Tiyatro’da daha fazla tiyatro gösterisi yapılıyor.

Benim İçin Bu Hayatta Hiçbir Şey Tesadüf değildir

Benim İçin Bu Hayatta Hiçbir Şey Tesadüf değildir

Yaşam amacını hayatın akışı ile birleştirmeyi başarmış, ilkeli, değerleri olan, empati kurabilme yönü ile hayranlık uyandıran, insani gelişime odaklı birçok projede varlığını tutkulu gayretleri ile hissettiren, benim de çok sevdiğim Dilara Akın bu ayki kapak söyleşi konuğumuz oldu. Dünyanın kaotik dönemlerinde bile; hayalleri doğrultusunda ilerlemeyi sürdüren sevgili Dilara Akın, ilham verici deneyimlere sahip çok güzel bir örnek. Sosyal değerlerle düşünülen projelerde; insanlara, eğitime, sağlığa, sanata dokunmayı hayat amacı seçen Akın ile TİKAV’ı (Türkiye İnsan Kaynakları Eğitim ve Sağlık Vakfı), Loft Art’ı, deneyimlemelerini, ilgi ve meraklarını, sanatı, özel hayatını, sizler sevgili okurlarımız için konuştuk. Keyifle okumalar dileriz.

Dilara Akın

Bilmeyen okuyucularımız olabilir onlar için soruyorum; kendinizden biraz bize bahseder misiniz?

Asker bir ailenin kızıyım. Babam çok yoğun çalışan bir kara havacı, Skorsky kulanan bir subaydı. Çok fazla Doğu görevi oldu. Çok fazla yer gezdik. Farklı farklı yerlerde okuduk üç kardeş. Erzurum’da, Kıbrıs’ta, Konya’da, Malatya’da birbirinden değişik okullarda okudum.

Dilara Akın

TİKAV ile yolunuz nasıl başladınız, yolunuz nasıl kesişti? 

Çok derin, çok duygusal bir insanım aslında ama çok güçlü dururum ama o dönem büyük oğlum Oğuz doğdu… Lohusalık dönemimde; anneliğin tüm hassasiyeti üzerimde… Nasıl üzülüyorum; sütüm yok, mama veriyorum, öyle bir çaresizleştim ki… Empati kurdum. Çok ağladım ve dua ettim. Sürekli “Allah’ım ne olur beni çocuklarına yetemeyen annelerle buluştur” diye her an dua ederdim. Bir rüya gördüm; yemyeşil bir vadideyim, bir sürü çocuk ve kelebekler var. bembeyaz kıyafetlerimizle eğleniyoruz.  Onlarla çiçek topluyoruz, dolaşıyoruz. Üstüme atlıyorlar, kelebekler geliyor, sonra yaşlı bir kadın aramızdan sesleniyor “sakın gitme onların sana ihtiyacı var” diyor. O sabah çok tuhaf uyandım. Sultan Yılmaz, o dönemde bizim vakıf başkanımız. Beni aradı ve Dilara Hanım vakfa gelseniz ve destek verseniz ne kadar iyi olur diye. Hemen kalktım oraya gittim. Benim için bu hayatta hiçbir şey tesadüf değildir. Her şey bir işaret ve sebeptir. Bana göre, hiçbir şey öylesine olamaz…Sultan Yılmaz ile oturduk. Ağzımdan bir kelime nasılsın dedim, o sırada telefon çaldı.  Dışkapı Hastanesinden aradılar. Çocuk Lösemi bölümü… Hemen gidelim dedim.  Yetkilileri dinledik, “herkes geliyor, hediye veriyor çocuklarla fotoğraf çekiyorlar ve gidiyorlar” dediler. Hastaneyi gördük. Ne yapabiliriz dedik “Annemle Ben” projesini yaptık. Hastaneyi baştan aşağı yeniledik. Anne ve çocuklar tek kişilik yataklarda yatıyorlardı ve anlatamayacağım kamusal pek çok şey yenilendi… Projede yaklaşık 12 iş adamı gönüllü yaptık. Her ay gönüllülerimizden biri, çocukların hastanenin belirlenen ihtiyaçlarını karşıladı. Ondan sonra tabi vakıftan kopamadım. O proje ile başlayan bir ilişki kurduk. Bir rüyayla başladı. Sanırım 2015 yılıydı ve ben vakfa öyle başladım.

Dilara Akın

Eğitimi, insani gelişimi desteklemek adına kurulmuş olan TİKAV’ dan kısaca bahseder misiniz?

Okuyucularımıza doğru anlatalım diye soruyorum bu soruyu size… 25 yıllık bir vakıf… Eğitim ve sağlığı destekliyoruz ki insani gelişime katkı sağlayabilelim.  Vakıf projelerinin merkezinde; kadınlar, çocuklar ve gençlere hizmet eden çalışmalar var. Ulusal & uluslararası projeler var.

Nedir bunlar kısaca anlatır mısınız?

Ulusal projelerimiz; Annemle Ben, Hijyen Sağlıktır projemiz var. Bu Güneş, rüzgâr ve hidroelektrik santrallerinin olduğu bölgelerdeki köylere gidip, oradaki kadınlardan, çocuklara kadar insanlara verilen eğitmenlerimizle anlatıyoruz. Evde okullu olduk projemiz yine çok etkili oldu. Orda kadınlar özellikle kırsalda hep evde, yemek yapıyor, bulaşık yıkıyor, evin bütün yükü kadının üstünde, çocuk o arada büyüyor. Çocuk anneyle evde ne yapabilir? Verimli daha nasıl vakit geçirilebilir? Çocuklarla nasıl iletişim kurulur gibi konuları ele aldık. Bu arada; tahta kışlıklardan bebekler, el işi uğraşları eğitimleri de verildi. İnanın o kadınlar; o kaşıklarla uğraşırken onlara da oyun gibi geldi. Çok mutlu oldular. Çünkü kendi çocuklukları da yok ki… O da ortaya çıktı. Bir şekilde o kayıp zamanları da yakalamaya, dokunmaya çalışıyoruz.

Dilara Akın

Vakıfta seminer ve eğitim faaliyetleri de var mı?

Eğitimler var. Elazığ’da Fırat Üniversitesinde bir programımız var. Mülakatla seçilen öğrencilere dört sene eğitim veriyoruz.  Çoğu mühendis olan öğrencilere diksiyon eğitiminden İngilizce prezentasyona kadar çok geniş bir yelpazede eğitim veriyoruz.  Dijitaldeki Ayak İzimiz projemiz var. Sosyal medya kullanımı nasıl olmalı, nasıl tehlikeler var? Bunlardan kendimizi nasıl koruyabiliriz? Nasıl kullanmalıyız? Bunları anne- babalara, daha çok anne ve kız çocuklarına anlatıyoruz. Depremden sonra oradaki öğrencilere burs veriyoruz. Dört yıl boyunca devam edecek.

The Duke of Edinburgh’s International Award adıyla yürütülen Edinburgh Dükü Uluslararası Gençlik Ödül Programının, Türkiye’de ki temsilcisiyiz. Gönüllü Hizmet, Fiziksel Gelişim, Beceri Geliştirme, Macera ve Keşif Yolculuğu bölümleriyle tüm dünyada 140’tan fazla ülkede, 14-24 yaş arasındaki gençlerin bireysel gelişimine katkı yapmayı amaçlayan bir program… Burada çocukları 4 kategoride kendi iradeleriyle bir karar almak ve bunu sürdürmekle ilgili bir sorumluluk veriyoruz yerine getirdiğinde İngiltere’den bir rozet veriliyor. Gönüllülük esasına dayalı toplumsal hizmet bilincinin geliştirilmesini hedefleyen Program, ülkemizde 1995 yılında uygulanıyor.

Dilara Akın

Sanat Çalışmaları nasıl başladı?

Hamdi bey ile arada sanat konuşuyorduk.  Kendisinin eğitim ve sanata özel ilgisi var. Ben de sanat severim. Bir gün bana bir proje görevi verdi. Aslında başta beklentiyi karşılayabilir miyim diye endişem oldu.  Ama belirttiğim gibi Hamdi Bey çok vizyoner, muhteşem bir insan… Kendisine çok hayranlık duyarım. Beni her zaman cesaretlendirdi. “Beklentiyi karşılayamayacağın bir şey yok.  Yapılacaklar belli… Yapabilirsin” dedi. O arada arkadaşlarımdan da müthiş bir baskı vardı. Kabul et yaparsın diye bir heyecan oldu. Nispetiye On binasında bir yerimiz var. Hamdi bey burayı bağımsız sergi alanı haline dönüştürmek istiyorum dedi. Bir gittim her taraf inşaat… Hiçbir şey yok.  Sonra Ayşe Ceber sanat direktörümüz ile birlikte; ikimiz bir sergi çıkardık. Çok çok beğenildi. Çerçevesi şöyle; eğitim ve sağlığın yanına bir de sanat eklemiş olduk. Burada temsiliyeti olmayan, bağımsız sanatçılara alan açıyoruz. Onları görünür hale getirmek için, onlara fırsat eşitliği sağlamak için yılda dört kez sergi açıyoruz. Sosyal medyada tanıtımlarını yapıyoruz. Eserlerinin satışlarını yapıyoruz. Satışın küçük bir kısmı da TİKAV bursiyerlerine bağışlanıyor. Kâr amacı gütmeyen bir platform burası galeri değil. Bir de usta sanatçıların yılda bir kere prestij sergileri yapıyoruz.

Dilara Akın

Loft ART Bodrum? 

Bodrum buralardan tamamen bağımsız. Türkiye turizmine destek sağlamak ve otelimizi tanıtımı için ağırlama yaptığımız bir alan. Uluslararası sanatçıların eserleriyle katıldığı çok beğeni alan sergiler oldu. Perotti sonra koenic vardı. Bu sene Ropac gelecek.

Peki anda kalırsak “Özkan Arı + 18’i” dinleyebilir miyiz?

Hikayesi nasıl, sizde bıraktığı etki ne oldu? Özkan Arı’nın bir eserini karma sergiye almak istemiştik. Sonra öğrendik ki; hocanın Nevşehir’de güzel sanatlar atölyesi var. Biz onu akademi olarak takdim etmek istedik; çünkü birinci sınıftan da dördüncü sınıftan da öğrencileri var. İnanılmaz teknikler kullanıyorlar. Çok etkilendim ve biz onlara bu teklifi götürdük. Eserler çok iddialıydı ve iki buçuk ayda öğrenciler, gece gündüz çalışarak, üniversitede koltuklarda uyuyarak, sabah kalkıp beşte çalışarak hazırlanmışlar. Büyük bir motivasyon oldu öğrenciler için… Çok mutlu oldular. Düşünün ülkenin bir noktasındasınız, elinizde fırçanız çalışıyorsunuz öğrenci olarak. Okuldan mezun olmayı, belki bir resim öğretmeni ve veya ressam olacağını düşünüyorsunuz. Daha o birinci ya da ikinci sınıfta okurken biri seni fark ediyor, görüyor ve diyor ki gel İstanbul’da sana bir sayfa açıyorum. Onların o mutluluklarını, duygularını anlatmak mümkün değil. Bu süreç bana çok duygu yükledi ve gerçekten yapmak istediğiniz şeyi her iki tarafa da inandırdı da… Nasıl mutlu olduklarını görmenizi isterdim. Loftart olarak doğru şey yaptığımızda inandık, karşılıklı beslendik. Bu karşılıklı bir iletişim, o yüzden nitelikli ve sürdürülebilir olması gerekiyor. O yüzden sosyal sorumluluk, gönüllü olmak bunu sürdürülebilir kılmak en önemli olanı. Eli fırça tutan ve bundan acayip tatmin olan bir gencin gündemlerden etkilenip, beni de kimse görmüyor deyip sanatını bırakıp kırsalına geri dönemsini istemiyorum. İnşallah o bana denk gelir ve geri dönmez fırçasını bırakmaz.

Dilara Akın

En beğendiğiniz sanatçılar kimler diye sorsam ya da en çok etkilendiğiniz eserler?

Dönem dönem değişiyor. Anın ruhu diye bir şey var ya… Ben şu anda, bu hislerle İstanbul manzaraları iyi geliyor. Onun dışında; Mark Jackal’ı çok severim. O eserlerinde anlattığı aşk hikayelerini çok severim. Genel olarak da beni en çok portreler, insan yüzleri beni çok etkiler…

Kaotik dönemleri nasıl değerlendiriyorsunuz. Sanat ve sanatçı açısından gözlemleriniz nasıl?

Farklılıklarla beslenmeyi, keşfetmeyi çok severim. Mesela kaos benim için; çok aslında yapıcı yönü yüksek bir durumdur. Böyle zamanlarda insanların belki ilham veren duyguları yükseliyor, motive oluyor bile olabilirler. Kendilerini daha fazla ifade edebilir, farklı beslenebilir değişik işler çıkarabilirler. Dünyada yaşananlardan etkilenip, depresyona girer girer vazgeçersiniz ya da bunu alır kullanırsınız… Sosyal sorumlulukta da öyle artık kaos var yapacak bir şey yok değil, empati yapıp vaz geçmemek.

Dilara Akın

Bulunduğunuz anı dönemi nasıl değerlendiriyorsunuz dengeler açısından?

“Ben” felsefesini konuşuyoruz aslında… Her şey bir alma dengesi üzerine kurulu ama şu an bana göre bu denge bozuk… Herkes almaya adamış kendini. Bunu da alayım, onu da alayım, o da benim olsun, bu da benim olsun iye hareket edince o zaman dünyanın dengesi bozuluyor. Biraz da vermeniz lazım. Vermekten kastım maddi değil. Para vermek değil. Emek, sevgi, tutum, davranış, duygu, samimiyet…

Sade ve şık bir tarzınız var.  Alışveriş her kadın için vazgeçilmezdir. Moda ve alışveriş sizin için ne ifade ediyor?

Çok alışveriş yapan bir insan değilim.  Acil gerekli spesifik bir şey varsa gidip alıyorum. Modayla hiç alakam yoktur. Siyah çok seviyorum. Kendim olduğumu hissettiğim, sade, doğal olmayı seviyorum.  Zamansız şeyleri seviyorum. Kıyafetlerimi temiz kullanırım. Yıllarca kullanırım. Benim dolabımda on senelik belki daha fazla kıyafetler var.  İki kere giyeceğim bir şeyi almam. O’nu başkasına vererek değerlendiririm diye düşünmek bile bana yanlış geliyor bana… Gittiniz zaman ayırdınız, aldınız kombin yaptınız yine bir vakit, verdiğiniz zaman ve ödediğiniz paraya hepsine çok yazık…

Dilara Akın

Seyahat etmeyi sever misiniz? Spor yapar mısınız? Kendiniz ruhunuzu nasıl yenilersiniz?

Seyahat etmeyi çok severim. Seyahat etmeyi çok seviyorum. Üç gün otursam hemen başlarım bienal mi var? nerede sergi var? Vakfa giderim beni köylere gönderin. Giresun’a mı gitsem. Çok hızlı hazırlanırım. Mevsimine göre hazırlarım. Eşim hadi Amerika’ya gidiyoruz dese bir saat içinde hazırlanırım. Çocukların bavulları da dahil olmak üzere… Çok organize bir insanımdır. Bulunduğum her yerde organize etmeyi de severim.

Dilara Akın

Ruhunuzu enerjinizi nasıl yenilersiniz?

Spor yaparım hafta içi vakit buldukça… Pilates, bazen kardiyo yapıyorum, at binerim, kürek çekiyorum. Bunları yapıyorum çünkü enerjim hiç bitemiyor. Bitmeyince de gece uykusuz kalıyorum. Dua etmeyi çok severim. Özellikle kendimle kaldığımda, kimse olmadığında, sessizce dua ederim. Allah’ın yaratıcı gücüne inanıyorum ve her şeyi ondan istiyorum. Dünyaya iyilik diliyorum. Müzik dinlemeyi severim. Sakin yaşamayı severim. Onun dışında spiritüel bir şeyler yapmıyorum.

Özel bir güzellik rutinim yok… Beslenmeme dikkat ederim. Cildimi iyi temizlemeye dikkat ederim. Onun dışında bir iki serum verdiler. Ne olduklarını, ismini bile bilmem, onları sürerim… Bir buçuk senedir şekeri, süt ve süt ürünlerini, gluteni hayatımdan çıkardım. On kilo verdim. Kilolu biri değilim ama vücudum kendine geldi. Ödem gitti. Sabahları yorgun uyanmıyorum. Vücudunuz size iyi geleni kendi dilinde söylüyor zaten. Cildiniz parlıyor, ödeminiz gidiyor, şişlik olmuyor, yorgun uyanmıyorsunuz.

Dilara Akın

Sizce başarının sırrı nedir?

Çok çalışmak… Hiçbir şey ayağınıza gelmiyor. Öyle kaderde varsa, şansta varsa diye bir şey yok. Her şey etrafınızda var. Siz göreceksiniz. Siz çabalayacaksınız. Kaldıracaksınız kendinizi. Bence içinizdeki o motivasyon, yaşama sevincini hiç kimsenin durdurmasına izin vermeyeceksiniz. Bir kere hayattasınız. Siz varsanız her şey var.  O yüzden başarı bu. Sizin başlatmanız ile ilgili bir şey. Sonucunda olur ya da olmaz artık o zaman düşünürünüz. Orada ne başarı var ona da bakmak lazım. Belki iş hayatında kazanmıyorsunuz ama olgunlaştınız ya da biriyle tanıştınız ve hayatınızı bakış açınızı değiştirdi. Orada başarı nedir ona da bakmak lazım çok yönlü…  Bir kere hayattasınız.

 

#DilaraAkin #Akfen #LoftArt #tikav

Dominic Pettman “Libido Zirvesi”

Dominic Pettman “Libido Zirvesi”

Kültür, eleştiri ve medya teorisinde uzmanlaşmış araştırmacı ve akademisyen Dominic Pettman’ın Libido Zirvesi: Seks, Ekoloji ve Arzunun Çöküşü adlı çalışması, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı!

“Libidonuzun karbon ayak izi ne?” sorusundan yola çıkan kitabında Pettman, libidoyla, bir diğer deyişle insan arzuları, dürtüleri, güdüleri ve cinselliğiyle özdeşleşmiş tüm duygularla çevre arasındaki ilişkiyi çeşitli düşünürlerin çalışmalarından da yararlanarak ele alıyor. İnsan libidosunun ve doğal dünyanın birbirlerini karşılıklı olarak etkilediğine dikkat çeken yazar, bu önemli konuyu hem eğlendiren hem de düşündüren bir anlatımla ele aldığı Libido Zirvesi’nde bu etkileşimin yol açtığı çevre tahribatı, insan cinsel dürtüsünün ve hatta doğurganlığın kaybı gibi sonuçları irdeliyor.