Yazılar

Eğlence denize iniyor

Eğlence denize iniyor

Türkiye’de inşa edilen, 44 metre uzunluğa sahip 1000 kişilik kapasitesi ile Alezzi Yacht eğlence sektörüne hızlı bir giriş yapıyor.

Eğlenceyi denize indiren Alezzi Yacht, restoran ve kulüp olarak İstanbul Boğaz’ında hizmet verecek.

3 Kata sahip olan Alezzi alt katında Fine Dining bir hizmet sunarken, orta kat ve açık alan teras katında uluslararası boyutlarda partiler vermeyi planlıyor. Modern mobilyaları, led ekranları, ışık robotları, ateş ve sis makinaları ile ışıl ışıl İstanbul akşamlarında boğazın hakimi olmak için gün sayıyor.

Alkol bağımlılığı iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı!

Alkol bağımlılığı iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı!

Alkol bağımlılığının iradesizlik değil, önemli bir beyin hastalığı olduğunu ifade eden uzmanlar, alkol bağımlılığının; kişinin haftalar, aylar ve yıllar içerisinde planladığı miktarlardan daha fazla tüketmeye başlamasıyla ortaya çıktığını söylüyor. ‘Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır’ demenin uygun olmadığını dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Her gün alkol tüketilmesi bağımlılık için geçerli bir kriter değildir. Kişi, aralıklarla alkol tüketerek alkol bağımlısı olabilir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, 1-7 Mart Yeşilay Haftası dolayısıyla, alkol bağımlılığı konusunu değerlendirdi.

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin

Dr. Alptekin Çetin

Alkol bağımlılığı nedir?

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol bağımlılığı önemli bir beyin hastalığıdır. İradesizlik falan değildir. Alkol bağımlılığı; kişinin haftalar, aylar ve yıllar içerisinde planladığı miktarlardan artık daha fazla tüketmeye başlaması, gündelik hayatını etkileyecek düzeylere gelmesiyle beraber ortaya çıkıyor. Bu bir süreç. Bir günde, haftada ya da ayda olan bir şey değil.” dedi.

“Herkesin bu hastalıkla ilgili yaşadığı deneyimler birbirinden farklı”

Alkol bağımlılığının, kişinin alkole temas etmesi, alkolle beraber keyif alması, alkolün hoşuna gitmesi, alkolün kaygısına, sıkıntısına iyi gelmesiyle ya da hoşuna gitmesiyle beraber kullanımı tekrarlaması sonucu aylar yıllar içerisinde ortaya çıkan bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Herkesin bu hastalıkla ilgili yaşadığı deneyimler birbirinden farklıdır. Yani 6 ayda hasta olacaksınız, bağımlılık ortaya çıkacak diye bir şey yoktur. Kişinin genetik yapısı, kalıtsal özellikleri, yaşamış olduğu başka hastalıklar, ruhsal hâli, sosyal çevresi, ortamda bulunan alkol, yakın çevresinde kullanılan alkol, genetik olarak birinci dereceden akrabalarında yaşanmış bir alkol bağımlılığının olması bağımlılık eşiğini değiştiriyor. Bu kişiden kişiye farklılık gösteriyor.” diye konuştu.

Alkol bağımlılığının pek çok belirtisi var

Alkol bağımlılığı belirtilerine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, şöyle devam etti:

“Pek çok farklı belirtiler var. Öncelikle kişinin sosyal hayatında ciddi sorunlar, ciddi düzensizlikler ortaya çıkmaya başlıyor. Yani, belli başlı sorumluluklarını kişi artık yerine getiremez hâle gelebiliyor. Vaktinde işine gidemeyebiliyor, işindeki performansı sağlıklı olmayabiliyor ya da aile bireylerine ayırdığı vakit istediği düzeyde olamayabiliyor. Sağlığı ile ilgili ciddi problemler ortaya çıkmasına rağmen bu problemlerle uygun bir şekilde baş edemiyor olabilir. Maddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Çok fazla para harcamaya başlıyor ve buna rağmen bu harcamalar devam edebiliyor. Kişinin dikkatini çekebilecek pek çok bu tarz sorunlar olabiliyor.”

“Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır demek uygun değil”

Alkol bağımlısı kişilerin illaki alkol kokmuyor olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Alkol kokuyorsa alkol bağımlılığı vardır demek uygun bir şey değildir. Sosyal hayatın içinde durum değişebiliyor. Yoksunluk krizi oluşturabilir ama oluşturmayabilir de. Kişi uzun süreli devamlı alkol tükettiğinde, belli sebeplerle alkolden uzak kalırsa yoksunluk krizi ortaya çıkabilir.” dedi.

Yoksunlukta ne olabilir?

Yoksunluk durumuna da dikkati çeken Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Dışarıdan kişilerin dikkatini çeken durumlar olabilir veya kişinin kendisinin yaşadığı sorunlar olabilir. Kaygısı artabilir. Uykusuzluk ortaya çıkabilir. Titremeler olabilir. Genellikle çevrede en çok dikkat çeken bu olur. Terlemeler olabilir. Sıkıntısı artabilir. Kimi zaman daha hoş durumlarda öfkeli ve saldırgan hâle gelebilir. Daha da uç durumlarda, daha ciddi nörolojik tablolarda ortaya çıkabilir. Yani kişi epileptik nöbet geçirebilir. Beyin ciddi anlamda alkolle baskılandığı için alkolün bir anda kesilmesiyle beraber epileptik nöbet ortaya çıkabilir.” şeklinde konuştu.

Dr. Alptekin Çetin

Kimler alkol bağımlısı?

Belli içme sıklığının alkol bağımlılığı riskini ortaya çıkardığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kadınlar ve erkekler için haftalık tüketim birimlerinin belirlendiği bilimsel çalışmalar vardır. Bunlar bizim için riskli tüketim olarak adlandırılıyor ama bazen danışanlarımızdan duyuyoruz, ‘Ben her gün alkol tüketmiyorum ki ben bağımlı değilimdir.’  Hayır, her gün alkol tüketilmesi bağımlılık için geçerli bir kriter değildir. Kişi, aralıklarla alkol tüketerek alkol bağımlısı olabilir. Bunun için farklı farklı ölçütler, değerlendirmeler vardır.” dedi.

Alkol bağımlılığı erken bunamaya neden olabiliyor

Alkolün, beyin hücrelerinin ölümüne neden olabildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Beyinde küçülme oluyor. Bu da erken bunama hastalığının habercisidir. Erken bunama riskini ortaya çıkarır. Beyin kanamalarına daha yatkınlık olabilir. Ayrıca sadece beyin değil karaciğer de çok önemlidir. Alkol karaciğerde büyümeye neden olabiliyor. Karaciğerde büyüme olduktan sonra siroz süreci ortaya çıkabiliyor. Kaslar da çok etkileniyor. Ellerde, ayaklarda güçsüzlükler ortaya çıkabiliyor. Pankreas ciddi anlamda etkileniyor. Vücuttaki pek çok organ alkol ile beraber zarar görebiliyor.” diye konuştu.

Daha çok tüketmek için arkadaşlarından uzaklaşıyor

‘Alkol sosyalleştiriyor’ sözünü gerçeği yansıtmadığını, bağımlı kişilerin sosyal yaşantıdan yavaş yavaş çekilmeye başladığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Kendi içine kapanıyor. Arkadaşlarından, sosyal çevresinden, ailesinden uzaklaşıyor. Yalnızlaşmaya başlıyor. Yalnızken belki daha çok alkol tüketiyor. Sosyal anlamda ciddi bir etkilenme oluyor. İş hayatı, arkadaş çevresi etkileniyor.” dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, bağımlılık başlangıcı için genç yetişkin dönemin risk olduğunu ifade ederek, “18-25 yaş arasındaki yoğun alkol tüketimi alkol bağımlılığı açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Ama hastalarımıza bakacak olursak her yaş grubunda alkol bağımlılığını sık görebiliyoruz. Sosyal bir sınıf ise yoktur. Alkol bağımlılığı her sosyal sınıfta görülebiliyor.” şeklinde konuştu.

Alkol bağımlılarının profesyonel yardım alması gerektiğini de söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Alptekin Çetin, “Bazı danışanlarımıza ayaktan tedavi uygulayabiliyoruz ama bazılarında alkol kullanımının beyne ve vücuda ciddi etkileri varsa, kişi alkolden uzak kalamıyorsa, alkolden uzak kaldığında ciddi yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyorsa o zaman yatış sürecini planlamak gerekiyor.” dedi.

L’Oréal Professionnel, Çığır Açan Öncü Bakımlar

L’Oréal Professionnel, Çığır Açan Öncü Bakımlar

L’Oréal Professionnel, profesyonel saç bakım kategorisinde çığır açan öncü onarıcı bakımlarını Zorlu PSM Sky Lounge’da gerçekleştirdiği etkinlik ile paylaştı.

Saçın moleküler yapısını yeniden düzenleyen ilk saç bakım serisi Absolut Repair Molecular’ı ve işlem görmüş saçlar için geliştirilen Metal Detox serisinin yeni ürünü Şampuan Öncesi Bakım’ı “Hair&Repair” etkinliği ile tanıttı.

İki ayrı seans olarak gerçekleştirilen etkinlikte ilk olarak sektör profesyonelleri bir araya geldi. L’Oréal Professionnel Marka Müdürü Selen Tütüncüoğlu’nun marka sunumu ve  Metal Detox serisinin yeni ürünü Şampuan Öncesi Bakım’ını tanıtmasıyla başlayan ilk bölüm, etkinlik için özel olarak İstanbul’a gelen L’Oréal Professionnel Global Renklendirme Elçisi Harriet Stokes ile gerçekleştiren soru cevap ile devam etti. Absolut Repair Molecular ve Metal Detox serilerinin kişisel saç ihtiyaçlarına göre farklılaşan rutinlerinin konuşulduğu etkinlikte sektör profesyonelleri, L’Oréal Professionnel Eğitim Müdürü Merve Ertürk, L’Oréal Professionnel Le Collectif Üyesi ve MM Bahçecik Kuaför Ortağı Doğan Kopal, ünlü sunucu ve model Özge Ulusoy tarafından gerçekleştirilen söyleşiyi ilgiyle dinledi.

L'Oréal Professionnel

İspanya Orta çağa dönüyor

İspanya Orta çağa dönüyor

Setmana Orta Çağ Festivali İspanya- 19-28 Nisan

Aziz Jordi (San Jorge, Saint George) ve ejderha efsanesi bir kez daha Montblanc, İspanya orta çağ festivalinde hayata geçirildi.

Bu festival Aziz Jordi Orta Çağ efsanesi ile ilgili kültürel etkinlikler (San Jorge, Saint George) ve ejderha ile mücadeleyi anlatıyor. Ateş püskürten ejderha prensesi kurtarmak için Aziz Jordi tarafından öldürülüyor. Ejderhanın dökülen kanı şimdi Gülbahçe’sine dönüyor.

23 Nisan’da Aziz Jordi Bayramı artık erkeklerin sevdikleri kadınlara kırmızı gül verdiği bir bayrama dönüyor.

Kırmızı güllerle bezeli sokakları görmek harika bir manzara. Kasaba, geleneksel standartlar ve armalarla donatılırken, ortaçağ askerleri ve soylu şövalyeler sokaklarda geziniyor.

Festival olayları aziz ve ejderha arasındaki mücadele tekar tekrar canlandırılıyor.

The Penninsula İstanbul ilk iftarına hazır

The Penninsula İstanbul ilk iftarına hazır

Kapılarını geçtiğimiz yıl açan çiçeği burnunda otel The Peninsula Istanbul, ilk iftar sınavına hazır.

Tarihi Yolcu Salonu’nun görkemli hatırasından izler taşıyan The Lobby’de, iftariyelikler ve soğuk mezeler büfede sunulurken sıcak başlangıç ve ana yemek seçenekleri à la carte olarak servis ediliyor.

The Peninsula Istanbul

Geleneksel Türk tatlıları ve baklava büfesi, zarif sunumları ile hem göze hem damaklara hitap ediyor

Birbirinden farklı lezzetlere yer verilen iftar menüsünde, ara sıcaklardan Kızarmış Bamya ile içli köfte dikkat çekerken, ana yemeklerden Tire Köftesi ve Çökertme Kebabı iştah açıcı tatlar arasında ön plana çıkıyor. Bu lezzetlere serin şerbetler ve ev yapımı limonata eşlik ediyor. Tatlı büfesinde sunulan güllaç, lokma, süt helvası, zerde, vişneli ekmek kadayıfı gibi Ramazan dönemine yakışır geleneksel tatlı çeşitleri de iftarın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.

The Peninsula Istanbul

The Lobby restoranda gerçekleşecek iftar sofralarının keyifli atmosferine klasik Türk Müziği dinletisi eşlik ediyor.

Ramazan menüsünün yanı sıra, otel misafirlerine özel oda servisi ile sahur menüsü de sunuyor.

Hasan Can Kaya’dan Avustralya’da sahne aldı

Hasan Can Kaya’dan Avustralya’da sahne aldı

Hasan Can Kaya, ‘Stand Up Party’ adını taşıyan şovuyla Avustralya’da iki gösteriyle hayranlarının karşısına çıktı.

Hasan Can Kaya dünya turnesi kapsamında Avustralya’nın Sidney ve Melbourne şehirlerinde iki farklı gösteri gerçekleştirdi. Binlerce kişiyle buluşan gösterileri büyük ilgi gören ünlü komedyeni izleyenler gösteriye doyamadı. Gösteri bittikten sonra dahi alkışlarla Hasan Can Kaya’nın gösterisine devam etmesini isteyen hayranları kahkahaya boğuldu.

Yaptığı doğaçlamalarla milyonları güldüren Hasan Can Kaya, gösterileri için gittiği Avustralya’da turistik ve tarihi yerleri de ekibiyle birlikte ziyaret etti. Kaya’nın hayvanat bahçesinde Avustralya’da yaşayan koala ve kangurularla çektirdiği fotoğraflar ise sosyal medyada büyük ilgi gördü.

FIA Başkanı Sulayem, Marmaris’te

FIA Başkanı Sulayem, Marmaris’te

Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Başkanı Mohammed Ben Sulayem; Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu Onursal Başkanı Serkan Yazıcı ve TOSFED Başkanı Eren Üçlertoprağı ile buluşmak için Marmaris’e geldi.

TOSFED ve FIA’nın üst yönetimleri arasında gün boyu süren karşılıklı istişarelerin yanı sıra, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da yoğun programı arasında FIA Başkanı’nı kabul etmesi, otomobil sporlarının ülkemizdeki gelişimi ve geleceği açısından çok önemli bir adım oldu.

Ziyaretle ilgili bir açıklama yapan TOSFED Başkanı Eren Üçlertoprağı ‘Uzun zamandır yönetim kurulunda yer aldığımız FIA’nın Başkan seviyesinde ülkemize yaptığı ziyaret ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da FIA Başkanı’nı kabul etmesi, hepimizi onurlandıran bir gelişme oldu. Bir bakıma otomobil sporlarının hem ülkemizdeki gelişim eğrisi, hem de FIA’nın Türkiye’ye ne kadar önem verdiğini yansıtan bir adım olarak gördüğümüz görüşmeler son derece verimli geçti. Ülkemiz ve Federasyonumuzun organizasyon düzenleme kapasitesini her zaman takdir eden FIA Başkan Mohammed Ben Sulayem ile dünyanın önde gelen şampiyonaları Formula 1 ve Dünya Ralli Şampiyonası’nı yeniden ülkemize kazandırabilmek üzere istişarelerde bulunduk” dedi.

Tırnaklarımız sağlığımız hakkında önemli ipucu veriyor!

Tırnaklarımız sağlığımız hakkında önemli ipucu veriyor!

Tırnaklarımız parmak uçlarına destek vererek dokunma ve taşımayı sağlayan önemli yapılar olduğu gibi kozmetik olarak da hayatımızın merkezinde yer alıyorlar. Bakımlı olmanın en önemli göstergelerinden biri olan tırnaklarımız aynı zamanda pek çok ciddi hastalığın işareti de olabiliyor.  Acıbadem International Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl,  bu nedenle tırnaklarda aniden oluşan veya giderek artış gösteren değişimlerde hekime başvurmak gerektiğine dikkat çekerek, “Yaygın görülen pek çok önemli hastalık tırnakların renginde, şeklinde veya yüzeyinde  oluşan değişimlerle kendini belli edebilir. Değişimlerin dikkate alınması, çeşitli dermatolojik veya sistemik hastalıkların tanı konulmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle kişinin tırnak değişimini açıklayacak protez tırnak ve yapıştırıcı kullanmak gibi belirgin bir aktivasyonu yoksa dermatoloji hekimine başvurmasında fayda vardır.” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, tırnaklarda oluşan değişimlerin işaret edebilecekleri bazı hastalıkları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. Şenay Ağırgöl

Dr. Şenay Ağırgöl

Sarı tırnak

Tırnak ve çevresindeki dokuların giderek kalınlaşırken tırnakların sarı renk almaya başlaması ‘sarı tırnak sendromu’ olarak ifade ediliyor.  “Tüm tırnakları etkileyen sarı renk önemlidir ve bu tablo akciğer hastalıkları, lenfödem ile kronik sinüzitle ilişkili olabilir” bilgisini veren Dr. Şenay Ağırgöl, şöyle devam ediyor: “Deri hastalıklarında sarı renk değişikliği en sık mantar nedeniyle görülür. Mantar ilerlediği zaman tırnağın sertliğini bozar. Tırnak yumuşak ve kırılgan hale gelerek kalınlaşır, ardından dökülür. Erken fark edilirse kolayca tedavi edilebilir,  ancak kalınlık artınca aylar süren ilaç tedavisi kullanmak gerekir”

Kaşık tırnak

Tırnak bombeliğinin değişerek tırnak ortasının çökük, kenarlarının kalkık hale gelmesi ‘kaşık tırnak’ olarak ifade ediliyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, kaşık tırnağın en sık demir eksikliği anemisi nedeniyle oluştuğunu vurgulayarak, “Ayrıca tiroit, tip 2 diyabet ve plummer vinson gibi yemek borusu hastalıklarında veya kanserlerde de kaşık tırnak oluşabilir. Tırnaklar kaşık şeklini almaya başladıysa, en azından vücuttaki demir miktarına baktırmakta fayda vardır.”  diyor.

Tırnakta bombeleşme

Normalde iki tırnak birbirine değdirilince elmas deseni görülürken, tırnağın bombeliği arttığında bu görüntü bozuluyor. Tırnakta bombeleşme; akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları, akciğer kanseri, kalp zarı enfeksiyonları, doğumsal kalp hastalığı, akciğer absesi, inflamatuar bağırsak hastalıkları, siroz ve sindirim sistemi kanserlerinin belirtisi olabiliyor. Tek taraflı bombelik artışı da aynı taraftaki damarlarda oluşan bir soruna işaret edebiliyor.

Teri tırnağı

Tırnak yatağının uç kısmında az bir bölümünün ince bant şeklinde kırmızı ve kahverengi, diğer kısmının ise tamamen beyaz renk alması ‘teri tırnağı’ olarak adlandırılıyor. Karaciğer hastalıkları, siroz, otoimmün hepatit, romatoit artrit, reiter sendromu, tip 2 diyabet, kalp hastalıkları veya böbrek yetmezliğinin belirtisi olabiliyor. Teri tırnağının ilerleyen yaşla birlikte görülme sıklığının arttığını belirten Dr. Şenay Ağırgöl, “Tırnak dip kısımları beyaz ve ucu ay şeklinde bir görünüm aldıysa hekime başvurmak gerekir” diyor.

 Yüksük tırnak

Tırnak üzerinde minik çukurcukların oluşturduğu yüksük tırnak genellikle cilt hastalıkları sebebiyle oluşuyor. En yaygın nedenlerinden biri olan el egzamaları uzun süre devam ederse ve tedavi edilmezse tırnak yapısını da bozabiliyor.  Ayrıca sedef, sarkoidoz, lupus ve liken hastalıklarında da çukurcuklar görülebiliyor. Tüm tırnakları etkileyen yüksük tırnak şiddetli bir saçkıran nedeniyle de gelişebiliyor.

Dr. Şenay Ağırgöl

Beyaz tırnak

Beyazlık tırnağın tamamını kaplayabileceği gibi çizgisel veya noktasal şekilde olabiliyor. Beyaz tırnaklar çoğunlukla manikür ve tırnak yeme gibi sorunlardan kaynaklansalar da bazen altta sistemik veya genetik bir hastalık yatabiliyor. Arsenik ve ağır metal zehirlenmeleri,  vitamin eksiklikleri, böbrek yetmezliği, sinir hastalıkları, polisitemia vera, hemokromatozis,  kindler sendromu ile lupus hastalıklarının yanı sıra organ nakli ve ilaçların yan etkileri sebep olabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, deri hastalıklarında da sedef, liken, tırnak mantarı, saçkıran ve vitiligo hastalıklarının beyaz tırnağa yol açabileceğini vurgulayarak, “Her beyaz tırnak hastalık değildir, ancak hekimin değerlendirmesinde fayda vardır” diyor.

Kırılgan tırnak

En çok el tırnaklarında görülen ‘kırılgan tırnak’ genellikle vücutta su ve yağ içeriği azaldığı zaman oluşuyor.  Dermatoloji Uzmanı Dr. Şenay Ağırgöl, travmalar, liken, saçkıran ve darier hastalığı, egzama gibi cilt hastalıkları ile tiroit hastalıkları, beslenme bozuklukları ve romatizmal hastalıklar gibi sistemik hastalıkların, çinko ile C vitamini, E  vitamini eksiklikleri ile ilaçların yan etkilerinin de tırnakların kırılmasına neden olabileceğini belirterek,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Kırılgan tırnaklarda öncelikle buna yol açan hastalık varsa, tedavi edilmelidir. Destekleyici ve takviye edici gıdalar verilebilir. Demir, çinko ile biotin tırnak kırılganlığını azaltmada etkili olabilir. Tırnak nemlendiricileri ve kısa süreli tırnak cilası uygulamak da tırnağı destekleyebilir”

Tırnak ayrılması

Tırnak plağı tırnak yatağından ayrılınca, araya renk yapan bakterilerin  girmesi nedeniyle tırnak yeşil veya kahverengi renk alabiliyor. Mantarlar da bu açıklıktan tırnağa eklenebiliyor ve bunun sonucunda tırnak kalınlaşabiliyor. Tırnak ayrılması genellikle travma, tırnak mantarı ve egzama gibi etkenler sonucu oluşsa da bazen sebebi bulunamıyor. Dr. Şenay Ağırgöl, tırnak ayrılmasının tedavisinde travma, su ve deterjandan kaçınmanın en önemli basamak olduğunu belirterek, “Ayrılan bölgelere enfeksiyon eklenmemesi için dikkat edilmelidir. Tırnak yatağı sert şekilde temizlenmemelidir. Temizlik yaparken plastik eldiven altına pamuklu eldiven takılmalıdır. Tırnaklar düzelene kadar kalıcı tırnak uygulamalarından kaçınılmalıdır”  diye konuşuyor.                          

Reklam yüzü titizliği ile tanınan Pınar Altuğ  oldu

Reklam yüzü titizliği ile tanınan Pınar Altuğ  oldu

DeepFresh Yüzey Temizlik Havlusu reklam filmleri için Pınar Altuğ Atacan ile kamera karşısına geçti.

DeepFresh Yüzey Temizlik Havlusu için Mert Vidinli’nin moderatörlüğünde, Aksan Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kutanoğlu ve Pınar Altuğ Atacan’ın yanı sıra cemiyet hayatından birçok ismin katılımıyla Le Baron’da davet düzenlendi.

Karbonat ve beyaz sirke içeriği, mis gibi beyaz sabun kokusuyla iz bırakmayan temizlik sağlayan DeepFresh Yüzey Temizlik Havlusu’nun Pınar Altuğ Atacan’ın yer aldığı yeni reklam filmleri yayına girdi.

Günümüzde DeepFresh ve Savon de Royal markalarıyla bilinen Aksan Kozmetik, ihtiyaç duyulan tüm yüzeylerde etkili ve pratik temizlik sağlayan yeni ürünü DeepFresh Yüzey Temizlik Havlusu’nun reklam filmlerinde titizliğiyle bilinen oyuncu Pınar Altuğ Atacan ile iş birliği gerçekleştirdi.

Aksan Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kutanoğlu, şunları aktardı: “DeepFresh altında çok sayıda ve çeşitte ürün gamına sahibiz. Bugün burada bulunma sebebimiz olan DeepFresh Yüzey Temizlik Havlusu, beyaz sirke ve karbonattan oluşan özel doğal formülü ve beyaz sabun kokusuyla iz bırakmayan temizlik ihtiyacını karşılamak adına reyonlardaki yerini aldı. DeepFresh Yüzey Temizlik Havlusu’nu kimle tanıtalım diye düşünürken yolumuz Pınar Altuğ Atacan ile kesişti. Kendisine fikrimizi aktardık, teklifimizi yaptık. O da bizi kabul ederek kamera karşısına geçti ve çok keyifli sahnelere imza attı. Kendisine emeği için çok teşekkür ediyorum.”

Gürültü kalıcı duyma kaybına yol açar

Gürültü kalıcı duyma kaybına yol açar

Yüksek ses müzik dinlemek bazen enerjimizi atma anlamında bize kendimizi iyi hissettirse de kalıcı işitme hasarlarına sebep olabiliyor. Özellikle son dönemlerde kablosuz kulaklıkların hayatımıza kullanım pratikliğinden dolayı dahil olması kulaklıklarla ikiz yaşamamıza sebebiyet verdi. Bununla birlikte kalıcı sorunlara da davetiye çıkardı. Elbette sadece kulaklıklar değil, yüksek sese maruziyet iş ortamı, sosyal ortamlar, trafik gibi farklı ortamlarda olabilir. “Yüksek ses nedeniyle iç kulaktaki hücreler hasara uğrar; bu hasarın miktarı sesin şiddetine ve maruziyet süresine göre değişir.” diyen Liv Hospital KBB Uzmanı Op. Dr. Irmak Uçak, yaşlanmaya bağlı gelişen işitme kayıplarından sonra, ikinci en sık görülen işitme kaybının gürültüye bağlı işitme kayıpları olduğunu belirterek konu hakkında bilgiler verdi.

Dr. Irmak Uçak

Dr. Irmak Uçak

Gürültüye bağlı oluşan işitme kayıpları önlenebilir
Gürültüye bağlı işitme kayıpları, yaşlanmaya bağlı gelişen işitme kayıplarında sonra, ikinci en sık görülen işitme kaybı şeklidir. Gürültüye bağlı işitme kayıpları önlenebilir bir sağlık problemidir.

Sesin şiddeti ve maruziyet süresi önemlidir
Yüksek sese maruziyet iş ortamı, sosyal ortamlar, trafik gibi farklı ortamlarda olabilir. Yüksek ses nedeniyle iç kulaktaki hücreler hasara uğrar; bu hasarın miktarı sesin şiddetine ve maruziyet süresine göre değişir.

Geçici çınlamalar genellikle 48 saat içerisinde düzelir
Birçok insan hayatlarının bir döneminde yüksek sesli ortamlarda bulunduktan sonra, kulak çınlaması ve işitmede azalma hissetmiştir. Kalıcı bir hasar oluşmamışsa, yüksek sese maruziyet sonrası gelişen işitme kaybı ve çınlamalar genellikle 48 saat içerisinde düzelmektedir.

Yüksek ses, ani patlayıcı veya kronik gürültü şeklinde olabilir
Yüksek sese bağlı işitme kayıpları akustik travma veya kronik gürültüye bağlı işitme kaybı şeklinde görülebilir:

  • Akustik travmalar; genellikle kısa süreli, ani patlayıcı sesler sonucunda ortaya çıkarlar. İşitme kaybı ani başlar, genellikle tek taraflıdır veya işitme kaybı asimetriktir.
  • Kronik gürültüye bağlı işitme kayıpları genellikle yıllar içerisinde yavaş ilerler, bu nedenle fark edilmeleri daha zordur. İşitme kaybı çift taraflıdır ve genellikle simetriktir.

Devamlı sese maruziyet daha riskli
Aralıklı şekilde maruz kalınan gürültü, devamlı şekilde maruz kalınan gürültüye kıyasla daha az işitme kaybına neden olur. Bu nedenle gürültülü ortam çalışanlarının saatlerinin buna göre düzenlenmesi işitme kaybı riskini azaltabilir.

Kalıcı işitme kayıplarında işitme cihazı kullanılır
Medikal ya da cerrahi olarak kesin bir tedavi seçeneği bulunmamakla birlikte gürültüye bağlı işitme kaybı, çoğunlukla önlenebilir bir hastalıktır. Gürültüye bağlı kalıcı işitme kaybı geliştiğinde ise kullanılan tek tedavi şekli işitme cihazıdır.

Koruyucu kulaklık ve tıkaç kullanımı önemli
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), işitme bozukluğunu önlemek için gürültüye maruz kalma seviyelerinin gün içinde 70 desibeli, 1 saatlik süre boyunca ise 85 desibeli aşmamasını önermektedir. Düzenli olarak 85 desibelin üzerindeki gürültünün yakınında bulunmak işitme kaybına neden olabilir.

Çok yüksek gürültülü ortamlarda kulak tıkaçları, koruyucu kulaklıklar veya ikisi birden kullanılmalıdır. Kulak tıkaçları 15-30 desibel, koruyucu kulaklık 30-40 desibel ses zayıflatma etkisine sahiptir. Koruyucu kulaklık ve tıkaçlar kulak kanalından sesi azaltmada etkilidir ancak kafa kemikleri ile iç kulağa iletilen ses de göz önünde bulundurulmalı ve yüksek sese maruziyetten mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.

Yüksek sesli oyuncaklar risk yaratabilir
Gürültüye bağlı işitme kaybının en yaygın nedenleri arasında yüksek sesli müziğe, ağır makinelere veya elektrikli aletlere ve silah ateşine maruz kalma yer alır. Çok yüksek ses çıkaran oyuncak tabanca gibi oyuncaklarla oynayan çocuklarda yüksek frekanslarda işitme kaybı görülebilir.

İşitme kaybı kalıcı ve geri döndürülemez olabilir
Gürültüye bağlı işitme kaybı kalıcı ve geri döndürülemez olabilir. Bu nedenle aşırı yüksek seslere maruz kalmayı önlemek veya sınırlandırmak önemlidir. Ani işitme kaybı, devam eden çınlama veya kulakta ağrı varsa vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmalıdır.