Yazılar

Sokaklar çiçeklerle süsleniyor

Sokaklar çiçeklerle süsleniyor

Bollenstreek Çiçek Festivali – Hollanda 20 Nisan

İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana Hollanda, Bollenstreek’te bahar çiçeklerinin güzelliğini kutlamak için bir araya geldi. Hollanda Altın Çağı boyunca, çiçeklerin, özellikle de Lale’nin, bir ampul için 3,000’den fazla lonca değerinde olduğu söylenirdi. Bugün çiçekler Hollanda kültürünün kökü olmaya devam ediyor. Bu yılki şenlik teması, sadece o kültürü onurlandırıyor! Bu çiçek festivalinde çarşambadan pazara bazı etkinliklerin tadını çıkarabilirsiniz, ancak asıl etkinlik cumartesi günkü çiçek geçit törenidir.

Hyatt Regency İzmir İstinyepark lezzetli iftar sofraları kuruyor

Hyatt Regency İzmir İstinyepark lezzetli iftar sofraları kuruyor

Hyatt Regency İzmir İstinyePark’ın geniş aileler ve kalabalık gruplar için hazırladığı Ramazan ayına özel hizmetleriyle misafirlerini bekliyor.

Ramazan ayı boyunca kalabalık iftar buluşmalarının adresi olmaya hazırlanan Hyatt Regency İzmir İstinyePark sizi Ramazan ruhunu yaşamaya davet diyor.

Ramazan ayı boyunca gün ışığı alan ferah salonlarında 10 kişi ve üzeri gruplara, kişi başı 1.500 TL’den başlayan iftar menüleri ile Hyatt Regency İzmir İstinyePark misafirlerini bekliyor.

Hyatt Regency İzmir İstinyePark, pazartesiden perşembe gününe olan tüm rezervasyonlar için % 15 indirim uyguluyor. Haftanın kalan günlerinde Hyatt Regency İzmir İstinyePark’da konaklama seçen misafirler % 20 indirimden faydalanabiliyor.

Doğada caz tınıları

Doğada caz tınıları

Cully Caz Festivali – Cenevre 3-13 Nisan

İsviçre’nin en büyük caz festivallerinden biri olmasına rağmen, Cully Caz Festivali samimi ve davetkar atmosferini korudu. Cully büyüleyici bir köydür Cenevre Gölü kıyılarında şarap yetiştiren bir bölgede yer almaktadır.

1983’ten beri, köylüler caz uzmanlarını bu dokuz günlük şarap ve müzik kutlamasına davet ediyor. Üç aşamada biletli konserler ve 100’den fazla ücretsiz konser olacak. Ücretsiz konserler, köye yayılmış bazı kafelerde ve şarap mahzenlerinde, burada şarap tadabilir ve gelecek vadeden İsviçreli caz müzisyenlerini dinleyebilirsiniz. Cazı seviyorsanız veya bu müzik türünü daha fazla keşfetmek istiyorsanız Cully Caz Festivali’ne gidin.

Londra’yı kahve kokusu saracak

Londra’yı kahve kokusu saracak

Londra Kahve Festivali – Londra 11-14 Nisan

İşte her yıl İngiltere’nin başkenti, muhtemelen dünyanın en sevilen içeceği odaklanır. Londra Kahve Festivali her yıl 20.000’den fazla kişiyi ağırlar. Kahve festivali dünyanın en büyük bir büyük festivali arasında. Favori içecek markalarının birbirinden farklı lezzette kahvelerini tatma şansı bulacaksınız.

250 kahve ve gurme tezgahları, gösteriler, atölye çalışmaları ve kahve kokteylleri, canlı müzik ve DJ. Daha neler var neler.

Ramazan’da kaçınılması gereken 6 hata

Ramazan’da kaçınılması gereken 6 hata

Ramazan ayında normal beslenme düzeni değişiyor, iftar ve sahur ile öğün sayısı sınırlanıyor. Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin hem fiziksel sağlığı koruduğunu hem de oruç tutarken enerji seviyesinin daha yüksek kalmasını sağladığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, kaçınılması gereken 6 hatayı paylaştı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Yeterli su için!

İftar ve sahur arasında geçen sürede mutlaka 10-15 bardak su içilmeli. Fazla çay ve kahve içmek su tüketimine engel olur. Bu nedenle bir fincandan fazla çay-kahve tüketmemeye özen gösterilmeli.

Her gün pide yemeyin!

İftar sofralarının vazgeçilmezi olan pide tüketimine sıklık ve miktar olarak dikkat edilmeli. Bir avuç içi büyüklüğünde pide bir dilim ekmeğe eş değerdir. Diyette olduğu gibi Ramazan’da da yasak değil, denge var. Ramazan’da bizleri uzun süre tok tutan, lif kaynağı, kan şekerini dengeleyen tam tahıllı veya çavdar ekmeği tüketilebilir. Bu sebeple pide tüketiminde miktar kadar tüketim sıklığı da önemli. Yani haftada 2 ya da en fazla 3 gün iftarda ana yemeklerle pide tüketilebilirken, diğer günler tam tahıllı besinlere tam buğday ekmek veya çavdar ekmeği veya buğday, bulgur gibi besinlere yer verilmeli.

Sahura kalkmadan oruç tutmayın!

Sahur ve iftar arasındaki açlık süresi düşünülerek sahur mutlaka yapılmalı ve besin içeriğine dikkat edilmeli. Sahurda uzun süre tok tutan, sindirimi kolay protein kaynaklarına yani süt, yumurta, peynir ve kan şekerini dengeleyen tam tahıllı ekmeğe yer verilmeli. Böylece sahur yapan kişiler gün içinde tok kalarak su tüketimiyle de sıvı kaybını en aza indirir. Sahur yapılmadığı taktirde gün içinde kan şekerinde düşme, baş ağrısı, sindirim problemleri, halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, mide bulantısı gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

İftardan sonra tatlı tüketimine dikkat edin!

İftardan sonra hızlı yükselen ve sonrasında düşen kan şekeriyle vücut tatlı ihtiyacı hisseder. Vücuttaki sağlıklı dengeyi oluşturabilmek için iftardan 1-2 saat sonra bir ara öğün yapılmalı. Bu ara öğün 1-2 porsiyon meyve ve süt grubu yani süt, kefir, yoğurttan oluşmalı. Böylece tatlı ihtiyacı karşılanabilir ve Ramazan’da kilo artışı engellenebilir. Haftada 1-2 gün sütlü tatlılar iftardan sonraki bu ara öğün yerine tercih edilebilir.

İftarda hızlı yemeyin!

Sindirim problemlerinin en çok yaşandığı öğün iftardır. Nedeni ise iftar öğününün çok hızlı tüketimi ve hiç ara verilmemesidir. İftar öğünlerinden sonra hazımsızlık şişkinlik, ağrı ve kramp gibi şikayetleri azaltmak için iftarı başlangıç ve ana yemek olmak üzere ikiye bölünmeli. Başlangıç olarak çorba tüketin ve 15-20 dakika sonra ana yemeğe geçilmeli. Ana yemek esnasında ise yemekleri yavaş yavaş, iyi çiğneyerek tüketilmeli.

Yemekten hemen sonra yürüyüş yapmayın!

Yemekten hemen sonra sindirim başlar ve yemekten hemen sonra yapılan yürüyüş sindirim problemi yaratırken reflüye sebep olacaktır. Bu sebeple yemekten en az 30 dakika sonra yürüyüş yapılmalı.

Kayhan Yıldızoğlu hayatını kaybetti

Kayhan Yıldızoğlu hayatını kaybetti
Türk Tiyatrosu ve Yeşilçam’ın usta oyuncusu Kayhan Yıldızoğlu 90 yaşında hayatını kaybetti. Acı haberi kızı Sibel Aybar ve sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit duyurdu.
“Çiçek Taksi”, “Selena” gibi yapımlarla tanınan usta oyuncu Kayhan Yıldızoğlu yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti.
Kayhan Yıldızoğlunun vefatı sonrasında açıklama yapan kızı Sibel Aybar; “Ölüm nedeni yaşlılığa bağlı. Cenazemiz Pazartesi günü öğlen namazında Levent’ten kaldırılacak. Babamın isteği doğrultusunda annesinin yanına Feriköy’e defnedilecek” dedi.
Yeşilçam’ın usta oyuncusu Hülya Koçyiğit yaptığı açıklamada; “Türk sineması, tiyatrosu; sanat dünyası bir duayenini daha kaybetti bugün. Hayranı olduğum zarif bir beyefendi idi. Usta aktör Kayhan Yıldızoğlu’nun vefatı haberi ile büyük bir üzüntü içindeyim. Her fırsatta büyük bir mutlulukla efendice yaşadığını dile getiren büyük ustaya Allahtan rahmet, sevenlerine sabır diliyorum. Başımız sağ olsun.” dedi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kayhan Yıldızoğlunun vefatıyla ilgili bir taziye mesajı paylaştı:
Sinemamızın büyük bir ustasının daha aramızdan ayrılmasının üzüntüsünü yaşıyoruz. Sinemamızın duayeni, unutulmaz bir sanatçı Kayhan Yıldızoğlu. Gönüllerimizde müstesna bir yere sahip olan kıymetli sanatçımıza Allahtan rahmet, yakınlarına, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı diliyorum.
Yıldızoğlu tesadüfen tanıştığı Muhsin Ertuğrul sayesinde tiyatro ile tanıştı. Katıldığı seçmeler sonrası Yıldızoğlu, 20 yıl boyunca İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda görev aldı.
İlk filmini 1966 yılında çeviren Kayhan Yıldızoğlu, 180’e yakın filimde rol almış, ayrıca televizyon dizilerinde oynamıştır. Türk Sineması’nda genellikle rahip, doktor, komiser, profesör, haydut, eşkiya ve benzeri yardımcı rollerde oynamıştır.
Kayhan Yıldızoğlu, 2016 yılında Türker İnanoğlu’nun yapımcılığını yaptığı müzikalde Nükhet Duru, Caner Cindoruk, Cezmi Baskın gibi oyuncularla birlikte rol almıştı. Usta sanatçı bu müzikalin ardından son olarak 2019 yılında Cüneyt Arkın ve Gönül Yazar ile birlikte 110 kişilik dev bir kadronun yer aldığı ‘Pera’ müzikalinde rol aldı.

Kapalı gişe 

Kapalı gişe

BKM’nin yapımcılığını üstlendiği, Uğur Yücel’in sahnede devleştiği Neyzen, 50 oyunla Türkiye’den onbinlerce tiyatroseverle buluştu. Geçtiğimiz sezondan beri kapalı gişe devam eden ‘Neyzen’in ekibi 50. oyun sonrasında pasta keserek başarılarını kutladı.

Baharı bungalovlarda karşılayalım

Baharı bungalovlarda karşılayalım

Mart ayının bu yıl sıcak geçmesi bungalov tatili sevenleri harekete geçirdi. Doğayla iç içe ahşap evlerde minimal bir tatil sunan bungalovların yer aldığı en popüler rotaları, Türkiye’nin Lider Seyahat Sitesi ENUYGUN derledi.

Havaların ısınmasıyla Türkiye’de son yıllarda popülerleşen trendi bungalov tatile ilgi artıyor. Mart ayının bu yıl mevsim normallerinin üzerinde sıcaklıkta seyretmesi, genellikle nisan-mayıs ayları için yapılan bungalov tatili organizasyonlarını öne çekiyor.

Sapanca

İstanbul’a yakınlığı ve yemyeşil atmosferiyle doğa tatillerinin gözdesi Sapanca’da pek çok bungalov bulunuyor. İsterseniz göle yakın isterseniz doğa içinde bir bungalov seçerek Sapanca’da keyifli bir tatil yapabilirsiniz. İzin almadan sadece hafta sonu tatilinde şehirden uzaklaşmak için de tercih edilen Sapanca bungalovlarında kalacaksanız Sakarya İl Ormanı Tabiat Parkı, Maşukiye ve Sapanca Gölü çevresi gezdiğiniz yerler olmalı.

Mart ayı için Sapanca bungalovlarının gecelik fiyatları 2.500 TL’den başlıyor.

Şile

Şile, son yıllarda bungalov tesisler açısından da seçeneklerin arttığı bir nokta haline geldi. Denize yakın, yetişkinlere ve çocuklara yönelik aktivite alanlarını da içeren Şile bungalovlarında keyifli bir tatil yapabilirsiniz.

Bungalov tatiliniz için Şile’yi tercih edecekseniz ve aracınız yoksa araç kiralama seçeneğini değerlendirerek Ağva’yı gezebilir, Şile Çarşı’da vakit geçirebilirsiniz.

Şile’de Mart ayı için bungalov tesislerin gecelik fiyatı 1.090 TL’den başlıyor.

Yedigöller

Bolu’da Milli Park olarak korunan Yedigöller bölgesi de ENUYGUN’un listesine giren ülkemizin popüler bungalov rotalarından biri. Abant Gölü’nü de içine alan bu doğa harikası bölgede doğa yürüyüşleri yapabilir, bölgede bitki çeşitliliğini inceleyebilirsiniz. 100’den fazla çeşitle aynı zamanda bir kuş cenneti olan bölgede meraklılar kuş gözlemciliği de yapabilirler.

Yedigöller’de bungalov tesislerin gecelik fiyatı 4.800 TL’den başlıyor.

Olimpos

Ülkemizin ilk bungalovlarına ev sahipliği yapan Antalya’nın köyü Olimpos, aynı zamanda antik bir yerleşim. Doğa, kültür, dinlenme ve eğlenmenin iç içe olduğu, yeni arkadaşlar edinebileceğiniz Olimpos bungalovları sizi baharda da kendine çekecek rotalar arasında. Bahar tatiliniz için Olimpos bungalovlarını tercih ederseniz Yanartaş, Tahtalı Dağı ve Olimpos Örenyeri görmeniz gereken yerlerden.

Olimpos’ta Mart ayı için bungalov tesislerin gecelik fiyatı 1.750 TL’den başlıyor.

Ayder

Enuygun.com’un sıradaki önerisi Karadeniz’den. Yaylalarıyla ünlü Karadeniz’in tüm şehirlerinde sevilen bir tatil konsepti olan bungalovlar, doğa gezilerini sevenler için ideal bir konaklama seçeneği. Doğal çevreyle uyumlu, yöresel lezzetleri tadabileceğiniz Karadeniz bungalovları, sizleri yaylaların yüksek oksijenli havasına davet ediyor.

Sonbahara giriş yaptığımız bugünlerde sevdiklerinizle veya kendinizle baş başa kalıp doğanın tadını çıkarmak isterseniz Ayder Yaylası’ndaki bungalovlara doğru yola çıkabilirsiniz.

Ayder Yaylası’nda bungalov tesislerin gecelik fiyatı 2.100 TL’den başlıyor.

İğneada

Bünyesindeki bungalov konaklama birimleriyle her geçen gün popülerleşen İğneada, sessiz ve sakin bir doğa tatili düşleyenler için mükemmel seçeneklerden biri.  İğneada ormanları ve gölü ile ön çıkan yürüyüş, balık tutma ve yüzme gibi açık hava aktivitelerine uygun oluşuyla beğeni kazanan bir destinasyon. Türkiye’nin ilk bungalov ve glamping tesislerinin bulunduğu İğneada’ya giderseniz doğal bir yaşam alanı olan ve 500’den fazla bitki türüne ev sahipliği yapan Longoz Ormanları Milli Parkı’nı gezmelisiniz.

İğneada’da mart ayı için bungalov tesislerin gecelik fiyatı 2.100 TL’den başlıyor.

Ayvalık

Bahar mevsiminde güzelliğiyle göz kamaştıran Ayvalık, bungalov tatili yapmak isteyenler için de uygun rotalar arasında yer alıyor. Eğer bahar tatiliniz için Ayvalık’ı tercih ederseniz deniz manzaralı bungalov evlerde konaklayabilir, keyifli bir hafta sonu tatili yapabilirsiniz. Cunda Adası, Şeytan Sofrası, Aşıklar Tepesi bölgedeyken gezmeniz gereken yerler.

Ayvalık’ta bungalov tesislerin gecelik fiyatı 8.500 TL’den başlıyor.

Edinburg’u ateşe verdiler

Edinburg’u ateşe verdiler

Beltane Ateş Festivali – Edinburg 30 Nisan

Beltane Ateş Festivali değişen mevsim işaretlemedir.  Eski bir Kelt festivalinin yeniden yorumlanması ve modernize edilmesidir.

Kendi türünün en büyüğü olan 1988, yerel bir topluluk etkinliği olarak başladı. Küçük bir yerel etkinlikten, şu anda binlerce katılımcı çeken bir etkinlik haline geldi. Doğum, büyüme ve ölümün doğal döngüsünün bir kutlaması.

Kışı kovalanacak. Mayıs Kraliçesi ve Yeşil Adam liderliğindeki alay, hedefine doğru ilerlerken davullar çalmaya başlar.

Davul, tiyatro, ateş, gösterileri bu festivalde yaşanacak.

Kadınlar, kadınların %64’ü hayatın her alanında şiddete uğradığını, %67’si şiddetin cezası kaldığı görüşünde

Kadınlar, kadınların %64’ü hayatın her alanında şiddete uğradığını, %67’si şiddetin cezası kaldığı görüşünde

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu IPSOS DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ve IPSOS GÜNDEME DAİR iki farklı araştırmadan derlenen dosya veriler bu dosya içeriğinde bulunmaktadır.

SEKİZ MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ… Kadın ve erkek eşitliğine inanan bireylerin oranı son 3 yıl içinde değişmiyor. Bugün kadın erkek eşitliğine inanların oranı %56 ve kadınlar nezdinde bu oran %50’ye geriliyor.

Ipsos Türkiye

EŞİT HAKLAR…  “Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi söz konusu olduğunda, ülkemde işler yeterince iyiye gitti.” ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz?’’ Sorusunun yanıtlarında dikkat çeken ise şöyle; her ne kadar bu konuda tüm ülkelerde bir ilerleme kaydedildiği görülse de bireylerin sadece %54’ü olumlu görüş bildiriyor. Hemen hemen her ülkede erkeklerin bu konudaki görüşleri kadınlara göre çok daha olumlu. Türkiye’deki durum ülkeler ortalamasına yakın ve son 5 seneye göre olumlu görüşlerin 11 puan arttığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİK VAR MI? “Türkiye’de bugün genel olarak kadın ve erkeğe eşit davranılıyor.” ifadesine katılıp katılmadığınızı belirtir misiniz?  Sorusuna ise bireylerin vermiş olduğu yanıtlara bakıldığında; Türkiye’de kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünen bireylerin oranı son 3 sene içinde pek değişmiyor. Eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı ise seneler içinde azalıyor. Bu konuda fikri olmayanların oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİK KONULARINDA ERKEKLERİN GÖRÜŞLERİ NASIL? …

Dünyanın lider Araştırma Şirketi Ipsos’un  yapmış olduğu araştırmada; Kadın ve erkeklere aile içinde eşit davranılmaktadır.” ifadesine katılıp katılmadığınızı belirtir misiniz? Sorusuna verilen yanıtlarda; her 10 kişiden sadece 3’ü ailede kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünüyor. Kadınların bu konudaki düşünceleri erkeklere göre daha olumsuz olsa da erkeklerin bu konudaki görüşleri çok farklı değil. 2022 yılına göre bu konularda eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı azalıyor ancak kadınlara hem iş yerinde hem de aile içinde eşit davranılmadığını düşünenler hala çoğunlukta.

Ipsos Türkiye

KADINLARIN GÖRÜĞÜ ŞİDDET KARŞISINDA CEZALAR YETERLİ Mİ ?

Kadınların %64’ü, hayatın her alanında kadınların şiddete maruz kaldığını ve %67’si kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığı görüşünde. Kadına yönelik şiddet, kadınların temel hak ve özgürlüklerini açık bir şekilde ihlal eden ve kadın ile erkeğin arasında erkek lehine olan bir güç dengesizliği yani cinsiyet eşitsizliği sonucu ortaya çıkmaktadır. Keza kadının aile içindeki eşitsizliğe dayanan konumu ve ev içindeki ataerkil zihniyet yüzünden kadının emeğinin değersiz sayılması ve emeğinin sömürülmesine müsait varlık olarak algılanması sonucu kadın aile içinde şiddete maruz kalabilmektedir.

Ipsos Türkiye

Kadınlara iş hayatında eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı %40’ın üzerinde. Aynı işe eşit ücret alınmadığını söyleyenlerin oranı ise %41.

kadınlar hayatta olduğu gibi üretim sürecinin de önemli bir parçası olmasına karşın çalışma hayatından dışlanmakta ve ayrımcı uygulamalarla karşılaşmakta olduğu ne yazık ki tüm dünyada izlenmektedir. İşgücü piyasasında cinsiyete dayalı ayrımcılığın temelinde cinsiyete dayalı mesleki katmanlaşma yer alıyor denilse yanlış olmaz. Günümüzde de halen birçok toplumda, cinsiyete dayalı iş bölümü ya da toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle Kadınlara ve erkeklere farklı roller verilmektedir. Bu rollerin temelini oluşturan, ataerkil bakış açısının baskın olduğu toplumlarda kadınlar çocuk ve yaşlı bakımı, vermek, temizlik gibi ev işlerini yapmakla sorumlu tutulmaktadır. Kadının çalışma hayatına girmesi başta eşin ve toplumun ondan beklediği sorumluluklarda bir değişikliğe yol açmamakta, dolayısıyla kadınların iş/aile dengesinin sağlanması sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle kadınlar göz önünde olmayan, pasif ve niteliksiz pozisyonlarda ve “kadın işi” olarak adlandırılan işlerde çalışmayı tercih etmekte (cinsiyete dayalı yatay mesleki katmanlaşma) ya da işverenler tarafından bu pozisyonlara yönlendirmekte, bazen de işten çıkarılmakta ya da işi bırakmak zorunda kalmaktadır. Yönetici pozisyonunda ya da beyaz yakalı çoğunluğun ise tüm çabalara rağmen beklenen rakamlarda olmadığı açıktır. Kadınlar işe alımda ayrımcılığa maruz kalıyor diyenlerin oranı toplumun yarısından fazla…

Ipsos Türkiye

 KADINLAR AİLESİNDEN VEYA EŞİNDEN İZİN ALMADAN ÇALIŞMA HAYATINA KATILAMIYOR.  Dünyada; ülkelerin gelişmişlik seviyesindeki en önemli ölçütü, kadınların işgücüne katılım oranı olarak kabul edilmektedir. Bütün bu çabalara rağmen araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında  bugün halen ailesinden yada eşinden izin almadan çalışma hayatına katılamayan kadınların var. Toplumun %57’si kadınların eşlerinden izin almadan iş hayatına katılamadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİĞİ TEŞVİK ETMEK ALINABİLECEK SORUMLULUKLAR OLDUĞUNU BELİRTENLER… “Kadın-erkek eşitliğini teşvik etmek için benim alabileceğim aksiyonlar var” ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz?’’ sorusuna bireylerin vermiş olduğu ifade ve yanıtlardan elde edilen veriler okunduğunda, Türkiye’de bireylerin kendilerinin de bir şey yapabileceği konusuna katılımları ülkeler ortalamasının üzerinde ve kadınlar bu konuda daha da istekli…Tüm ülkelerin ortalamasında her 3 kişiden 2’si kadın erkek eşitliğini sağlamak için kendilerinin de alabileceği aksiyonlar olduğunu düşünüyor. Diğer taraftan her 4 kişiden biri de bu konuda kendisinin yapabileceği bir şey olmadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

ERKEKLER KADIN HAKLARINI DETSKELEMEK İÇİN HAREKETE GEÇMEDİKÇE, KADINLAR BENİM ÜLKEMDE EŞİTLİĞİ SAĞLAYAMAYACAK… Sorusuna verilen yanıt; 31 ülke ortalamasında her  3 kişiden 2’si erkeklerin  kadın erkek eşitliğini savunması gerektiğini düşünüyor ve bu oran yıllar içinde pek değişmiyor. Kadınların bu konuya katılım oranı daha yüksek %69 vs %61. Türkiye’de ise bu konuya destek verenlerin oranı ülkeler ortalamasından 5 puan daha yüksek (%70) ve yine dünya genelinden farklı olarak hem erkeklerin hem de kadınların görüşleri benzer.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Eduardo Galeano’nun şahane kitabı Kadınlar’dan iki küçük alıntı;

“1929 yılında bugün, yasa ilk kez olarak Kanada’daki kadınların birey olduklarını kabul etti. O güne kadar onlar kendilerini öyle görüyorlardı, ama yasa öyle görmüyordu. Bireyin yasal tanımı kadınları içermiyor, diye hüküm vermişti Yüksek Adalet Mahkemesi.” Çok çarpıcı. Dünya’nın en gelişmiş toplumlarından biri olarak değerlendirilen Kanada’da sadece 100 yıl önceki hal bu.

“1816’da Buenos Aires Hükümeti Juan Azurdy’a erkeksi cesaretinden ötürü yarbay rütbesi verdi… Neredeyse 2 asır sonra, başında bir kadın bulunan Arjantin Hükümeti onu kadınsı cesaretine duyduğu saygıya istinaden generallik rütbesine yükseltti.” Kadını takdir ederken dahi erkeklik üzerinden bir değerlendirme yapmak…  Kadınların bugün geldikleri (ve maalesef hala hiç de tatmin edici olmayan) noktaya ne kadar geriden başlayarak, nasıl uzun mücadeleler sonunda ulaşabildiklerini anlamak açısından tokat etkisi yapan iki anektod. Toplumların temel konularda gelişebilmesi için tüm bireylerin mücadelesi gerekir. Eşitlik çok temel, hatta belki de en temel konudur, eşitlikten bahsetmeye başladığımızda cinsiyet eşitliğini ilk sıralardan birine koymamız gerekir, ve sadece kadınların mücadelesi ile ilerlemek imkansızdır. Ipsos’un 31 ülkede gerçekleştirdiği araştırmada “Erkekler kadın haklarını desteklemek için harekete geçmedikçe kadınlar benim ülkemde eşitliği sağlayamayacak.” ifadesine katılanların oranı yüksek (%65) olmasına rağmen her dört kişiden biri de bu düşünceye katılmıyor, araştırmaya Türkiye’den katılanlar arasında da benzer bir oran var. Aynı araştırmada “Kadın-erkek eşitliğini teşvik etmek için benim alabileceğim aksiyonlar var” ifadesine katılıp katılmadıkları sorulduğunda da benzer yanıtlar ile karşılaşıyoruz. Bu konuda tam bir görüş birliği maalesef henüz oluşmamış görünüyor.

Sidar Gedik

Tam bir toplumsal konsensüs oluşmamasının bir sonucu olarak kadın-erkek eşitliği için alınması gereken yol uzun olmaya devam ediyor. ‘’Kadın ve erkek eşitliğine inanıyor musunuz?’ ’sorusuna evet yanıtını verenlerin oranı ülkemizde son 2 yılda %2 azalmış durumda (%56). Kadınların yarısı da eşitliğe inanmıyor. Bunu eşitlik olmamalı fikri savunuluyor diye okumamak lazım, her şeye rağmen gelinen noktada hala bir eşitlik olmadığı çıkarımı daha doğru. Bu çıkarımı yaparken dayanağım toplumun ancak yarısının (%54) Türkiye’de bugün genel olarak kadın ve erkeğe eşit davranıldığı düşüncesinde olması.  Gerek aile içinde, gerekse çalışan kadınlar için (kadınlarda iş gücüne katılım ancak %35 !!!) eşitsizliğe maruz kalma hali hala hüküm sürüyor. Ancak %27’lik bir kesim kadın ve erkeklere aile içinde eşit davranıldığını düşünüyor, bu oran son yıllarda değişmedi.

Her ne kadar son senelerde kayda değer şekilde ilerleme ölçüyor olsak bile kadınların çoğunluğu (%57’si) çalışmak istediğinde ailesinden veya eşinden izin almaya hala mecbur. Bu izni alabilenler için de süreç o kadar kolay ilerlemiyor, araştırmaya katılanların yarısından fazlası (%53) işe alımlarda kadınların ayrımcılığa uğradığını düşünüyor. Ya tüm engelleri aşıp da bir işe girdikten sonra ne oluyor, eşitsizlik orada da devam ediyor, iş yerinde kadınlara ve erkeklere eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı %44. Eşit işe eşit ücret konusunda da iç açıcı bir tablo yok, katılımcıların %41’i kadınların aynı iş için erkeklerden daha düşük ücret kazandığını belirtiyor. (Bu soruda da son yıllarda iyiye doğru yavaş bir gidiş olduğunu not etmeyi atlamamak gerek.) Kadınlar eğitimde fırsat eşitsizliği, ekonomik bağımsızlıktan yoksunluk, hayatın pek çok farklı alanında şiddete uğrama gibi derin sorunlar ile karşı karşıya olmaya devam ediyorlar. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamak önemli, böyle özel günler gündem yaratmak, farkındalık oluşturmak için faydalı elbette. Ancak bu sorunların üstesinden gelebilmek için tüm toplum olarak mücadele etmeliyiz.

Senem Tuğcuoğlu’nun Pause Dergi’deki yazısından bir alıntı ile bitirmek istiyorum, “Kadınların hakları için; kadınlar, erkekler, anneler, babalar, yasalar tüm tarafların el ele vermesi gerekir. Kadının da her birey gibi okuryazar olma, iş hayatında ve siyasette söz sahibi olma, tercihlerine göre baskı görmeden yaşama, başkalarının tasarrufları yüzünden şiddete, dayatmaya maruz kalmama hakları var. Kadının tercihlerinin değil de kadına yüklenen imajın masaya yatırılması gerekir. Kadın da erkek de kendi tercih ve imkanları doğrultusunda evde kalmayı, iş hayatında rol almayı veya bunları birlikte yürütmeyi seçebilir. Öncelikle biz hakları teslim edelim!”