Yazılar

Akciğer hastalıkları son yıllarda hızla artıyor!

Geceleri uykudan uyandıran inatçı öksürüğünüz, göğüs ağrınız varsa, kendinizi sürekli halsiz hissediyor, değil merdiven- yokuş çıkmak oturduğunuz yerde bile nefes alamıyor gibi oluyorsanız dikkat! Ülkemizde son yıllarda KOAH ve astım başta olmak üzere akciğer hastalıklarının hızla arttığını belirten Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai “Bilimsel araştırmalara göre, 35-40 yaşından sonra her yıl akciğer kapasitemizin yaklaşık yüzde 1’i kaybolur. Yani, 50 yaşındaki bir kişinin akciğer kapasitesi, 40 yaşındaki haline göre yaklaşık yüzde 10 daha az olabilir. Bu kayıp sigara içilmesi ve sigara dumanına maruz kalınması başta olmak üzere yanlış yaşam alışkanlıkları ve bazı çevresel etkenlerle çok daha hızlanır. Ama bazı püf noktalarına dikkat ederek akciğerlerimizi yenilememiz ve yıpranma sürecini yavaşlatmamız mümkün olabilir” diyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Naurzvai, yeni yılda akciğerlerinizi 7 adımda yenilemenin püf noktalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Nurgül Naurzvai

Dr. Nurgül Naurzvai

  • Sigaradan ve sigara dumanından uzak durun

Sigara, nargile, puro ve elektronik sigara akciğerlerin en büyük düşmanıdır. Sadece içenler değil, pasif içiciler de büyük risk altındadır. Bilimsel araştırmalar; sigara dumanının, akciğerlerdeki hücrelerde onarılmaz hasarlar bıraktığını, onları hızla yaşlandırdığını ve kendini yenileme kapasitesini azalttığını ortaya koymaktadır. Bu zararlı maddelerden kaçının, içilen ortamlardan da uzak durun. Eğer sigara içiyorsanız bırakmak için bir adım atın, içmiyorsanız da sigara dumanına maruz kalmayın, pasif içici olmayın.

  • Her gün sebze ve meyve tüketin

Fast-food yiyecekler, aşırı yağlı ve işlenmiş gıdalar, yeterince sebze-meyve tüketmemek akciğerleri savunmasız bırakır. Antioksidan eksikliği, akciğer hücrelerinin daha çabuk yaşlanmasına yol açar. Akciğerlerimizin düşmanı olan serbest radikallerle savaşmanın en iyi yolu, antioksidanlardan zengin beslenmektir. C ve E vitamini gibi antioksidanlar, taze sebze ve meyvelerde bolca bulunur. Özellikle portakal, kivi, brokoli, havuç, ıspanak gibi besinler akciğer sağlığı için çok faydalıdır. Bilimsel çalışmalar; bu tür besinlerin akciğer hücrelerini koruduğunu ve yaşlanmayı yavaşlattığını gösteriyor. Her gün tabağınızda renkli sebze ve meyvelere yer verin.

  • Hareket edin, nefesinizi açın

Hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, egzersiz yapmamak, sürekli oturmak akciğer kapasitesini düşürür. Akciğerler de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir; hareketsizlik onları zayıflatır ve yaşlandırır. Düzenli egzersiz yapmak, akciğer kapasitesini artırır, dokuların oksijenlenmesini sağlar. Yürüyüş, yüzme, bisiklet, dans… Hangisini seviyorsanız onu yapın! Haftada en az 3 gün, 30 dakika tempolu yürüyüş bile akciğer sağlığınıza çok önemli katkıda bulunur.

  • Bağışıklığınızı güçlü tutun

Sürekli stresli olmak ve yeterince uyumamak, bağışıklık sistemini zayıflatır, vücudu hastalıklara açık hale getirir. Akciğerler de bundan olumsuz etkilenir ve yaşlanma süreci hızlanır. Akciğerlerimiz, mikroplara ve virüslere karşı ilk savunma hattımızdır. Yeterli uyku, dengeli beslenme ve stresi yönetmeyi öğrenmek bağışıklık sistemini güçlü tutar.

  • Kirli havadan uzak durun

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nurgül Naurzvai “Hava kirliliği, egzoz dumanı, fabrika gazları, tozlu ve kimyasal ortamlarda çalışmak akciğerleri yıpratır, yaşlanmasını hızlandırır. Büyük şehirlerde yaşıyorsanız, hava kirliliği maalesef kaçınılmaz bir gerçek. Mümkünse sabah erken saatlerde ya da trafiğin az olduğu zamanlarda dışarı çıkın. Evi sık sık havalandırmak akciğerleri korumaya fayda sağlar” diyor.

  • Temizlik deterjanlarına maruz kalmayın

Evde ve işyerinde parfüm, oda spreyi, toz, küf ve kimyasallara uzun süre maruz kalmak akciğerlere büyük zarar verir. Temizlik yaparken aşırı kimyasal kullanmayın, rutubetli, tozlu ve küflü ortamlarda bulunmayın, gerekirse maske takın. Özellikle astım ve KOAH hastaları için bu alışkanlıklar çok zararlıdır.

  • Aşılarınızı yaptırın

Dr. Naurzvai “Sık sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmek ve tedaviyi ihmal etmek, grip ve bronşit gibi hastalıkları önemsememek, doktora gitmemek, ilaçları yarım bırakmak akciğerlerde kalıcı hasara ve yaşlanmaya yol açabileceğinden dolayı, bu tür olası alışkanlıklarınızı mutlaka terk edin. Ayrıca grip ve zatürre aşılarını yaptırmak, ellerin temizliğine dikkat etmek, kalabalık ve kapalı ortamlarda uzun süre kalmamak da akciğer sağlığı açısından çok önemlidir. Doğru yaşam alışkanlıkları kazanmak, akciğerlerimizi genç ve sağlıklı tutmanın en önemli yoludur” diyor.

#AkciğerSağlığı #KOAH #Astım #SigaraBırak #NefesAl #SağlıklıYaşam #Egzersiz #Antioksidan #Bağışıklık #HavaKirliliği #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Böğürtlen Öpücüğü” raflarda yerini aldı

Şair Ünal Ersözlü, Yakın Yayınları etiketiyle yayımlanan yeni kitabı “Böğürtlen Öpücüğü” ile okurlarla buluştu. 78 bölümden oluşan ve 184 sayfalık tek bir şiir olarak kurgulanan eser, modern epik şiirin izini süren bütünlüklü bir anlatı sunuyor.

Aşk, zaman, bellek ve anlam arayışını zengin bir imge dünyasında buluşturan kitap, çağdaş Türk şiirinde özgün bir okuma deneyimi olarak öne çıkıyor. Ersözlü, bugüne kadar aldığı ödüller ve gazetecilikten beslenen üretim hattıyla edebiyat dünyasında kendine özgü bir dil kurmayı sürdürüyor.

#ÜnalErsözlü #BöğürtlenÖpücüğü #ŞiirKitabı #ÇağdaşTürkŞiiri #YakınYayınları #KültürSanat #EdebiyatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

2026’da sağlığınızı koruyun: Tarama testlerini ihmal etmeyin

Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Kanserle mücadelede en kritik unsur, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Araştırmalar 2026’nın ilk günlerinden itibaren kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Uzun yaşam, sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor

Kanser, modern çağda ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Tarihsel ve arkeolojik bulgular, kanserin binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu göstermektedir. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedeninin, tıptaki ilerlemeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğu bilinmektedir. İnsanlar artık daha uzun yaşamakta; bu durum, kanser riskinin daha geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olmaktadır. Son iki yüzyılda ortalama yaşam süresi belirgin biçimde artmıştır. Ancak asıl belirleyici olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir. Daha uzun yaşayan toplumlarda kanserin daha sık görülmesi, korunma ve erken tanı stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale gelmesine yol açmıştır.

Erken tanı mümkün ama katılım düşük

Günümüzde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde arttı. Buna rağmen tarama programlarına katılım oranları hala düşük seviyelerde seyrediyor. Birçok kişi, kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçınmakta ve tarama testlerini ertelemektedir. Oysa erken tanı sayesinde hastalık kontrol altına alınabilmekte ve tedavi süreci çok daha etkili şekilde yönetilebilmektedir.

2026’da kanser tarama testlerinizi yaptırın!

Kanser çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve erken evrede saptandığında ise tedavi şansı belirgin şekilde artar. Ailede kanser öyküsü bulunuyorsa, son dönemde nedeni açıklanamayan bazı şikayetler ortaya çıktıysa ya da yaş itibarıyla risk grubuna girildiyse “bir şeyim yok” denilmemeli ve vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurulmalıdır. Kanser tarama testlerinin, hastalık ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesinde hayati bir rol üstlendiği unutulmamalıdır.

Kadınlar için önemli testler:

  • 40 yaş sonrası düzenli mamografi
  • 21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları
  • 50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri

Erkekler için önemli testler:

  • 50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi
  • 50 yaş sonrası kolonoskopi
  • Uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi

Bunların dışında, kadın erkek fark etmeksizin yaşı kaç olursa olsun her bireyin yılda bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırması, genel sağlık durumunun izlenmesi açısından faydalı olabilir. Aile öyküsü ve bireysel risk durumuna göre karaciğer ve tiroit ultrasonu gibi kişiye özel taramalar planlanmalıdır. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde taramaların daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılması büyük önem taşımaktadır.

 “Ben sağlıklıyım” yetmez “Biz sağlıklı mıyız?” demeliyiz!

Bilimsel çalışmalarda, kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla değil; günlük yaşamda benimsenen alışkanlıklarla da yakından ilişkili olduğu ortaya konulmaktadır. Hareketsizlik, düzensiz ve dengesiz beslenme, aşırı kilo alımı ve kronik stres gibi faktörlerin etkisinin yalnızca bireyle sınırlı kalmadığı, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların aile içinde birlikte uygulanmasının, uzun vadede koruyucu bir etki sağladığı kabul edilmektedir.

Akdeniz diyetini ve aktif yaşamı benimseyin

Beslenme alışkanlıkları açısından Akdeniz diyetinin, kanser riskini azaltıcı etkileri bilimsel çalışmalarla da desteklenmektedir. Sebze ve meyve tüketiminin artırılması, zeytinyağı ve balık ağırlıklı beslenmenin tercih edilmesi; bunun yanında düzenli fiziksel hareketin sağlanması, yeterli ve kaliteli uykunun desteklenmesi ile stresin yönetilmesi, korunmada önemli bir rol oynamaktadır. Bu yaklaşımın geçici bir diyet programı olarak değil, sürdürülebilir bir yaşam biçimi olarak benimsendiğinde daha etkili sonuçlar elde edildiği görülmektedir.

#KanserdenKorunma #ErkenTanı #TaramaTestleri #SağlıklıYaşam #AkdenizDiyeti #KanserFarkındalık #MemorialHastanesi #ProfMustafaÖzdoğan #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sarıkamış’ta kristal kar ve müzik dolu kutlama

Sarıkamış’ın eşsiz kristal kar dokusu eşliğinde misafirlerini ağırlayan Duja Chalet Ski Center, 2026’ya müzik, eğlence ve unutulmaz anlarla merhaba dedi. Özenle hazırlanan yılbaşı programı, misafirlere dolu dolu bir gece yaşattı.

Duja Chalet Ski Center

Yılbaşı galasında sahne alması planlanan Celil Nalçakan’ın orkestrası olumsuz hava koşulları nedeniyle İstanbul’dan gelemeyince programda değişiklik yapıldı. Ancak bu durum eğlencenin temposunu düşürmedi. Nalçakan, Duja Chalet bünyesindeki müzisyenlerle sahneye çıkarak samimi ve keyifli kısa bir performans sundu. Sahne enerjisi ve misafirlerle kurduğu sıcak iletişim, gecenin en özel anlarından biri oldu.

Duja Chalet Ski Center

Gece boyunca; özel yılbaşı gala menüsü, canlı müzik performansları, DJ setleri, Kafkas dansları gösterisi, bar ve lounge alanlarında konsept eğlenceler ve gece yarısından sonra devam eden after party programlarıyla kutlamalar kesintisiz sürdü.

 

Profesyonel ekibi ve güçlü organizasyon yapısıyla Duja Chalet Ski Center, misafirlerine eğlenceli, güvenli ve akılda kalıcı bir deneyim sunarken, Sarıkamış’ta kış turizminin en özel adreslerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Duja Chalet Ski Center

#DujaChalet #Sarıkamış #YılbaşıKutlaması #TurizmHaberi #KışTurizmi #SkiCenter #CelilNalçakan #KristalKar #UnutulmazAnlar #PauseDergi

“Dişil enerji açık olduğunda hayata bilgelik, aşk, bolluk, bereket akar.”

Televizyon ekranlarından tanıdığımız, yazarlığıyla ilham veren, wellness ve yoga eğitmenliğiyle binlerce insana dokunan Ece Vahapoğlu, bugün artık “iyi yaşam” kavramının Türkiye’deki en güçlü seslerinden biri. Medya kariyerinden wellness dünyasına uzanan yolculuğunda disiplinini, iletişim gücünü ve sahne deneyimini yeni bir amaca yönlendiren Vahapoğlu, beden–zihin–ruh bütünlüğünü merkeze alan felsefesiyle modern insana dengeyi hatırlatıyor.
Pause Dergi için gerçekleştirdiğimiz özel kapak röportajında; içsel beslenmeden dişil enerjiye, kakao seremonilerinden nefes çalışmalarına kadar uzanan yaşam yolculuğunu, kişisel kırılma noktalarını ve wellness sektörünün geleceğine dair vizyonunu bizimle paylaştı.

Röportaj: Ahu Çağdaş

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Medya kariyerinden wellness alanına geçişteki kırılma noktanız neydi? O dönemki disiplin, bugünkü felsefenize nasıl bir temel sağladı?
Televizyon ve medya benim için güçlü bir iletişim alanıydı; ancak içimde hep insanlara gerçek dönüşüm sağlayan, onlara iyi gelen bir şeyler yapma arzusu büyüyordu. 30’lu yaşlarımda kendi iç yolculuğum başladıktan sonra gördüm ki; başarı sadece dış görünüşte ve şirket cirolarında değil, insanın beden–zihin–ruh bütünlüğünde saklı. Bu farkındalık, hayatımı daha derin bir amaca yönlendirdi. Medyada edindiğim disiplin, sahne duruşu ve güçlü iletişim becerileri ise bugün wellness alanında binlerce insanla buluşmamın temelini oluşturdu. Spor ve sağlıklı yaşam kültürünü yaymak istiyorum.

Savunduğunuz içsel beslenme tam olarak nedir ve günümüzün tükenmişlik hislerine karşı nasıl somut bir çare sunuyor?
İçsel beslenme; sadece tabağa değil, ruhun neye aç olduğuna da bakmaktır. Sevgiye mi? Desteğe mi? Özgürlüğe mi? Bedenimizi kaliteli gıdalarla beslerken ya da beslemezken; zihnimizi olumlu düşüncelerle, ruhumuzu minnetle, sosyal hayatımızı sağlıklı ilişkilerle beslemeyi savunuyorum. Bu yaklaşım modern insanın tükenmişlik haline bir çözüm oluyor.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Kakao seremonisi, modern insanın denge arayışına hangi derinlikleri sunuyor veya hatırlatıyor?
Kakao seremonisi, kalbi açan ve bizi öz şefkatle buluşturan kadim bir ritüel. Ben de uygulayıcısı olarak yaptığım seremonilerde katılımcıları daha üst bir enerji frekansına çıkarıp yukarıdaki ama aslında içimizdeki kaynakla buluşturuyorum. Kalp gözü açıldığı için niyetler daha kolay kabul oluyor. Modern insan hep “yapma” halinde; kakao ise “olma” haline davet ediyor. Unuttuklarımızı hatırlatıyor: Yavaşlık, duygu, sevgi, bağ ve birlik.

Dişil enerjiyi neden bu kadar önemsiyorsunuz?
Oğlum Efe’ye hamile kalmadan önce yaşadığım bir kayıp beni dişil enerjiyi aktive etmek konusunda uyandırdı. Çok araştırdım, okudum, uyguladım. Kitaplar yazdım. Çünkü dişil enerji; yaratıcı, sezgisel ve şefkatli tarafımız. Hızlı ve rekabetçi dünyada kadınlar sürekli eril enerjiyle ilerliyor ve öz doğalarından uzaklaşıyor. İyi yaşamın kalbinde dengelenmiş bir dişil güç var. Son kitabım ‘Dişil Enerji’de de bunun yollarını aktarıyorum. Aynı zamanda daha çok kadına ulaşmak için dişil enerji şifa uygulayıcısı sertifikam da tamamlanmak üzere.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Bunu kaybettiğini düşünen kadınlara öneriniz?
Kendilerine şefkatle dokunsunlar. Öz değerini hatırlasınlar. Toprağa bassınlar. Dans etsinler. Nefes alsınlar. Aynaya bakıp “Ben yeterim” desinler. Dişil enerji, dışarıdan alınan bir şey değil; hatırlanan bir öz. Dişil enerji açık olduğunda hayata bilgelik, aşk, bolluk, bereket akar.

Nefes çalışmalarında bahsedilen iç ses, insanı ilk duyduğunda en çok hangi korku ya da gerçekle yüzleştiriyor?
Sessizlik. Çünkü o sessizlikte kaçtığımız gerçeklerle, ertelenmiş duygularla yüzleşiriz. Zihne düşünceler gelir, odaklanmak güçleşir. İşte tam orada pratik başlar: Sürekli nefese geri dönmek.
Nefes, zihnin fırtınasında bize yönünü bulduran pusula gibi… Korkunun içinden geçtikçe özgürlüğün kapısı açılır.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Hayatınızda hiç tükendiğinizi hissettiğiniz bir dönem oldu mu? O dönemden çıkmanızı sağlayan tek şey neydi?
Evet olmuştur. Üstelik herkes güçlü görürken. Aynı anda çok şeye yetişmeye çalışırken ve hala idealist hedeflerde kalmaya çalışırken yoruldum. Beni ayağa kaldıran şey hem içime dönmek hem de hareket oldu. Her şey üst üste geliyorsa bir dur, sakinleş. Ama sporunu da eksik etme. Bedenimi ve ruhumu iyileştirdikçe sıkıntılar çözüldü.

Kırmızı çizginiz var mıdır?
Hak ettiğim değerin verilmediğini hissettiğim yerde durmam. Saygı, sınırlarıma çektiğim net bir çizgi.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Çabuk sinirlenir misiniz? Nasıl bir yapınız var?
Güçlü bir yapım var ama sabırsız olabiliyorum. Sinirlenince kısa bir süre sesim yükselebilir ama sonra sakinlerim. Eskiden istediğim şeyler istediğim zamanda olsun isterdim; ama hayat gösterdi ki ansızın planlar değişebilir. Anne ve babamı yakın zamanda birden kaybettim. Üstüne kanser olduğumu öğrendim. Çabuk toparladım hep ve yoluma devam ettim. İçimde tutmamayı, söylemeyi ve sınır koymayı öğrendim.

Dijital dünyanın mükemmel görünme baskısını nasıl yönetiyorsunuz? Kamera arkasında, dışarıya yansıtmadığınız en büyük mücadeleniz nedir?
Kamera önünde parlayan hayatlara herkes bakıyor, kamera arkasını az kişi biliyor… Yıllardır TV sektöründe de sosyal medyada da aktif biri olarak görünenle arkasının farklı olduğu zamanları biliyorum. Bazen bu bir anlamda profesyonellik. Ama ben sosyal medyada takipçilerime sürekli mükemmellik yerine gerçeklik iletiyorum. Genel olarak olumlu ve ilham veren şeyler paylaşıyorum. Şikayet etmiyorum. Kimi gün sahnede, kimi gün yorgun — ama her zaman Ece’yim.
En büyük mücadelem? Kendime yeterince şefkat göstermek.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Wellness’ı sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürdünüz. Bu sektörün önümüzdeki 5–10 yılda hangi alanlarda en hızlı büyüyeceği öngörülüyor?
Turizm, kurumsal sağlık, dijital eğitim & uygulamalar ve longevity (uzun yaşam) alanları çok hızlı büyüyecek. Ben de bu alanların hepsinde global projeler üretiyorum. Wellness alanı zaten büyüyor; daha da büyüyecek. İnsanlar da neyin değerli olduğunu ve nereye yatırım yapmak daha iyi onu anladı. Seni yoran tatiller, marka alışverişleri yerine deneyimsel ve seni dinlendiren uzaklaşmalar revaçta.

Türkiye’de wellness halen lüks olarak algılanıyor. Bu algıyı kırıp iyi yaşamı halka yayacak en etkili yol nedir?
Wellness temel bir insan hakkıdır. Ücretsiz toplu aktiviteler, şehir içi sağlıklı yaşam alanları, medya desteği ve toplum sağlığı projeleri bu algıyı kıracak güce sahip. Ben bunun için en az 15 yıldır uğraşıyorum; zamanında kamu ile de çalıştım.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Dağ, kar ve soğukla aranız nasıl?
Doğa beni hep yeniler. Zorlu koşullarda bedenimi keşfetmek zihnimi de güçlendiriyor. Dağda zaman geçirmek bana çok iyi gelir. Havası nefesimi yeniler. Hele bir tırmanış, yürüyüş, rota, hedef varsa her zirve, bana “yapabilirim” duygusunu yeniden hatırlatıyor. Dünyanın en zorlu yarışı Everest Maratonu’nda koşan ilk ve tek Türk olmanın gururunu hala yaşıyorum.

Saç ve makyaj rutininiz?
Doğalım. Gündelik hayatımda çok uzun zamanlar ayırmam. Her zaman bakımlıyım. Cildimi temiz tutarım. Yoga pratiğiyle nefes aldığım gibi yüz yogası da yaparım. Saçlarım düz; yıka çık halimle sokağa çıkabilirim. Makyajı hafif yapmayı severim. Sahne sunuculuklarımda ve hatta TV ekranında bile hafif makyaj tercih ederim.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Alışveriş tarzınız?
Planlı olduğum dönemler olduğu gibi özellikle seyahatlerde bir rahatlayıp spontan bir şeyler satın alıyorum.
Buzdolabımda ise hep: sebze & yeşillikler, yumurta, bitkisel sütler, avokado ve ham kakao bulunur.

Yorgunluğa karşı kişisel sınırlarınız?
Enerjimi korumayı öğrendim. “Hayır” diyebilmek, erken uyku, yoga, nefes, meditasyon ve Efe ile kaliteli zaman — benim en güçlü şarjım.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Bir destinasyonu wellness cenneti yapan unsurlar nelerdir? Keşfettiğiniz bir gezi rotasını paylaşır mısınız?
Sessizlik, doğa, yüksek kalite beslenme ve samimi insan bağlantısı. Yaz aylarında Bodrum’da yazlık evimdeyim.
Yurtdışı favorilerimden biri Bali — insanın ruhunu açan bir enerjiye sahip ve tam yogilere göre. Hatta Mart ayında Bali’de anne–çocuk kampı düzenliyorum.
Bir diğer özel rotam ise Bosna Piramitleri… Bahar aylarında şifası yüksek enerjisiyle orada meditasyon turum olacak.

Önümüzdeki yıllarda Türk wellness sektörünü dönüştürecek global trend?
Longevity — uzun ve güçlü yaşam bilimi.
Beyin, beden ve duygu dönüşümü bilimsel yöntemlerle yaşamın merkezine oturacak.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

10 yıl sonra Ece Vahapoğlu’nu nerede hayal ediyorsunuz?
Dünyanın dört bir yanında, binlerce kadına ilham veren global bilge bir kadın olarak hayal ediyorum. Konuşmalarım, seminerlerim, workshoplarım, kamplarım, kitaplarım ve dijital içeriklerimle dünyadayım.
Doğaya yakın, Efe’yle çokça seyahat eden, aşkı da bulmuş dengede bir yaşamda.

Tek öğüdünüz?
Kendinize dönün. Mutluluk dışarıda değil, içinizde filizleniyor. Ve hep şükredin.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

Başarının sırrı nedir?
Tutku + disiplin + şükür.
Ne yapıyorsan kalbinle yap.
Ayrıca sürekli öğrenme hevesi ve ilham vererek paylaşmak — bilgiyi saklamak değil, çoğaltmak başarıyı gerçek kılar.

Yeni TV programınız başladı; nasıl gidiyor?
Ekranda iyi bir programda olmayı özlemiştim. Tam bana göre bir içerikle, programın adında bile ‘mutluluk’ geçen, gazeteciliğimi konuşturabileceğim formatta, seçkin konuklarla samimi ve pozitif bir sohbet. 360TV’de ‘Ece Vahapoğlu ile Mutluluk için’ sert gündemden uzak, ilham ve mutluluk veren bir lifestyle format. Stüdyo dekoru, ekip, izleyici geri dönüşleri her şey çok güzel enerjide.
Eklemek istedikleriniz.
Benim için iyi yaşam bir hedef değil; her gün seçtiğimiz bir yol.
Okuyucuların bu yola sevgiyle adım atmasını diliyorum.

Ece Vahapoğlu, Ahu Çağdaş

#EceVahapoğlu #PauseDergi #KapakRöportajı #Wellness #Yoga #İçselBeslenme #DişilEnerji #Mutlulukİçimizde #Lifestyle #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

LÖSEV’den lösemili çocuklara yılbaşı coşkusu

LÖSEV, her yıl olduğu gibi bu yıl da lösemili çocuklar ve aileleri için anlam dolu yılbaşı etkinlikleri düzenledi. İstanbul’un iki yakasında gerçekleştirilen partilerde çocuklar müzik, dans, sihirbaz gösterileri ve sürpriz hediyelerle doyasıya eğlendi. Etkinliklerde dilekler ağaçlara asıldı, yeni yıl pastası kesildi.Vakfın yetkilileri, “Uzun soluklu bir mücadele olan lösemi ve kanserde moral ve motivasyon her şeyden önce gelir. Çocuklarımızı ve ailelerini yalnız bırakmıyoruz, dayanışma ruhuyla umut dolu bir gelecek için yanlarındayız” açıklamasında bulundu.

27 yıldır lösemili çocukların tedaviye erişiminde karşılaştıkları zorluklara çözüm üreten LÖSEV, bugün aldığı bağışlarla hem çocuklara hem de yetişkin kanser hastalarına destek olmaya devam ediyor.

LÖSEV, maddi yardımların ötesinde, manevi desteklerle hastaların moral ve motivasyonunu yüksek tutuyor. LÖSEV’e destek olmak isteyen herkes 0312 447 06 60 numaralı telefonu arayarak ya da tek tıkla www.losev.org.tr adresinden online bağışta bulunabiliyor.

#LÖSEV #YeniYılCoşkusu #LösemiliÇocuklar #UmutVeDayanışma #AktüelHaber #PauseDergi

Sütaş’ın mutlu inekleri şehirde

Sütaş, 50. yılını BASE iş birliğiyle hayata geçirdiği “Dikkat İnek Çıkabilir!” projesiyle kutluyor. Sanatçıların özgün yorumlarıyla tasarlanan 50 inek heykeli, ilk olarak Galataport İstanbul’da sergilenmeye başladı.

Türkiye’nin 20 farklı ilinden seçilen sanatçılar, Sütaş’ın doğal ve neşeli dünyasının simgesi olan ikonik inekleri kendi bakış açılarıyla yeniden yorumladı. Sergi, 23 Aralık–5 Ocak tarihleri arasında Galataport’ta görülebilecek; ardından 2026 yılı boyunca farklı şehirlerde kamusal alanlara renk ve estetik katmaya devam edecek.

#Sütaş50Yıl #DikkatİnekÇıkabilir #BASEArtProject #Galataportİstanbul #SanatŞehirde #PauseDergi

Defender Dakar Rallisi’ne hazırlanıyor

Borusan Otomotiv’in distribütörlüğünü üstlendiği Defender, 2026 Dakar Rallisi’ndeki ilk yarışına özel bir belgesel serisiyle hazırlanıyor. Warner Bros. Discovery imzası taşıyan üç bölümlük yapım, Defender Ralli takımının zorlu hazırlık sürecini kamera arkası görüntülerle ekrana taşıyor.

“Stock” kategorisinde yarışacak Defender D7X-R, OCTA’dan alınan gövde mimarisi ve 4.4 litrelik çift turbo V8 motoruyla modifiye edilerek Dakar’a hazırlandı. Belgeselde Stéphane Peterhansel, Sara Price ve diğer ünlü pilotlar yer alırken, Emmy ödüllü oyuncu Gillian Anderson anlatımı üstleniyor. İlk bölüm, 3 Ocak 2026’da Eurosport ve TNT Sports ekranlarında yayınlanacak.

#DefenderDakar #DakarRally2026 #DefenderRalliTakımı #BorusanOtomotiv #WarnerBrosDiscovery #OffRoad #PauseDergi

“Taş kuşağında” olmak riski artırıyor!

Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, bunun başlıca nedeninin Türkiye’nin “Taş kuşağı” ülkeleri arasında yer alması olduğunu belirterek, “Taş kuşağı ülkelerinin en önemli özelliği sıcak bir iklime sahip olmalarıdır. Uzun süreli sıcak havalarda vücutta artan sıvı kaybına ek olarak yeterince su içilmemesi ve aşırı tuz tüketimi gibi bazı hatalı beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diyor.

Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Genellikle 30-50 yaş arasındaki bireyleri etkileyen böbrek taşları çok şiddetli yan ağrısına neden olmalarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde idrar yolu enfeksiyonu, böbrekte şişme ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir” diye konuşuyor. Prof. Dr. Ali Tekin,  bu noktada böbrek taşlarında erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, çok önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Prof. Dr. Ali Tekin

Prof. Dr. Ali Tekin

Görülme sıklığı giderek artıyor!

İdrarda bulunan mineraller ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi tuzların kristalleşerek birikmeleri sonucu oluşan böbrek taşına pek çok etken yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı,  aşırı tuz tüketilmesi ve hayvansal proteinden zengin beslenme gibi beslenme hataları, obezite, metabolik sendrom, aile öyküsü, bazı metabolik hastalıklar (hiperkalsiüri, hiperoksalüri, vb), bazı ilaçlar (vitamin D, kalsiyum takviyeleri, vb) ile idrar yolu enfeksiyonları, en önemli faktörleri oluşturuyor.  İdrarda taş oluşumunu önleyen sitrat gibi maddelerin yetersiz olması da süreci hızlandırıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, son yıllarda böbrek taşının görülme sıklığında artış gözlendiğine işaret ederek, “Bu artışın sebepleri arasında iklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı yer almaktadır. Benzer nedenlere bağlı olarak böbrek taşı görülme yaşında da bir düşüş söz konusudur” bilgisini veriyor.

Kışın yetersiz su tüketimi riski artırıyor!

Kış aylarında böbrek taşlarının oluşum riskinin arttığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Tekin,  bunun en önemli sebebinin ise soğuk havalarda susuzluk hissinin azalması nedeniyle yetersiz su tüketimi olduğunu söylüyor. Susuzluğun idrarda bulunan minerallerin yoğunlaşmalarına ve çökerek kristal oluşumuna neden olduklarını aktaran Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Bu kristaller zamanla birikerek taş halini almaktadır. Dolayısıyla, kış aylarında böbrek taşı oluşumunu önlemek için günde ortalama 2 – 2.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca, düzenli olarak fiziksel egzersiz yapılması, aşırı tuzlu, şekerli ve fast food ağırlıklı gıdaların tüketiminden ise kaçınılması gerekmektedir” ifadelerini kullanıyor.

En yaygın belirtisi çok şiddetli yan ağrısı!

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, böbreklerde oluşan taşların özellikle üreter adı  verilen ve böbrek ile mesane arasında yer alan kanala düştüklerinde en sık “renal kolik” denilen çok şiddetli yan ağrısına yol açtıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Ali Tekin, şiddetli ağrıya “İdrardan kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, sürekli idrar varmış hissi, idrar yolunda yanma, bulantı ve kusma”  gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini belirtiyor.

Erken tanı ve tedavi çok önemli!

Böbrek taşlarında erken tanı ile hem hastada sorunlar yaşanması önlenerek yaşam konforu artırılıyor hem de tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek fonksiyon kaybı ve cerrahi müdahale gibi olası riskler önemli ölçüde azaltılıyor. Böbrek taşlarının tedavisinde; üriner (boşaltım) sistemin taşlardan tümüyle temizlenmeleri hedefleniyor. Özellikle 5-6 mm’den küçük böbrek taşları bol sıvı tüketimi ve fiziksel egzersizler (Yürüyüş, zıplama vs) gibi basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor. Doktor tavsiyesiyle kullanılacak olan bazı ilaçlarla bu süreç kolaylaştırılabiliyor. Daha büyük taşlarda ise taşın lokalizasyonuna göre, medikal tedaviler, ESWL (beden dışı şok dalga tedavisi) veya kapalı endoskopik cerrahi tedaviler ile (URS, RIRS, PCNL, vb.) üriner sistem taşlardan tümüyle temizlenebiliyor.

Ameliyatlar endoskopik kapalı yöntemle yapılıyor

Böbrek taşlarının tedaviyle düşürülemediği durumlarda, geçmeyen veya tekrarlayan ağrılarda, böbrek fonksiyon kaybı riskinin arttığı tablolarda ve 2 cm’den büyük böbrek taşlarında ameliyat gündeme geliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, günümüzde ameliyatların neredeyse tümünün, açık cerrahiye gerek kalmadan, endoskopik kapalı yöntemlerle yapıldığına değinerek, “Böbrek taşı ameliyatları, ciddi teknolojik gelişmelerle birlikte, son 20-25 yılda büyük değişim geçirdi. Aşırı büyük taşlar hariç, taşları normal idrar yolundan endoskopik kapalı girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Sadece 2-3 mm’lik ince esnek aparatlarla böbreğe kadar ulaşıp, yeni nesil lazerler ile taşları yok edebiliyoruz. Kapalı yöntemler sayesinde hastalarımız ameliyatlardan sonra aynı gün evlerine dönebilmektedirler” diye konuşuyor.

Önlemek tedaviden çok daha kolay!

Teknolojik gelişmeler sayesinde böbrek taşı tedavisi büyük ilerleme kaydetse de önleyici tedbirler alınmazsa hastaların hemen hemen yarısında 5-10 yıl içerisinde tekrar taş gelişimi kaçınılmaz oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, aslında hastaların çoğunda böbrek taşlarının düzeltilebilir sebeplerden kaynaklandığını hatırlatarak “Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunu önlemek her zaman tedavi etmekten daha kolaydır” diyor.

#BöbrekTaşı #Üroloji #SağlıkHaberleri #TaşKuşağı #SuTüketimi #BeslenmeAlışkanlıkları #ErkenTanı #SağlıklıYaşam #TürkiyeSağlık #AliTekin

Sağlıklı yaş almaya genç yaşta başlanmalı!

Modern yaşamda hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı, bilgisayar başında geçirilen uzun saatler, elektromanyetik alanlar, fast- food tüketim, düzensiz uyku ve stres gibi etkenler gençlerde de erken tükenmişlik, bağışıklık çökmesi ve hücresel yaşlanmayı artırıyor. Bu nedenle günümüzde artık genç yaştan itibaren sağlıklı yaş alma yaklaşımının benimsenmesi gerekiyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya “Sağlıklı yaş almak, artık yalnızca ileri yaşların değil, gençlerin hatta ergenlerin de sorumluluğudur. Artık hasta olmamak için değil, sağlıklı kalmak için çaba sarf etmeliyiz. Bugüne dek bilinen doğrular son dönemde tamamen değişti; çağımızda kişiye özgü, bütüncül bir yaklaşım gerektiği anlaşıldı. Yani sağlıklı yaş almak bir orkestra gibidir; gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığımız vb bunların hepsi uyum içinde çalışmalıdır” diyor. Sağlıklı yaş almak için bazı bildiklerimizi unutmamız gerektiğini vurgulayan Dr. Küçükkaya, sağlıklı yaş almada doğru bilinen yanlışları ve yeni yaklaşımları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Belgin Küçükkaya

Dr. Belgin Küçükkaya

  • SU TÜKETİMİ

Günde 2 litre su içmelisiniz: YANLIŞ!

DOĞRUSU: İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya “Su ihtiyacı kişiye ve güne göre değişir. Günlük su tüketimi; kilo, cinsiyet, yaşam tarzı ve kronik hastalığa göre kişiye özgüdür. Sabit bir şekilde günde 2 litre (8 bardak) su içmek herkese uygun değildir. Sağlıklı bir yetişkin için günlük su ihtiyacı ortalama 2-3 litre arasında değişebilir ancak böbrek hastalığı, kalp yetmezliği gibi diğer durumlarda bu miktar tehlikeli olabilir. Bu nedenle kişinin su tüketim planı da doktor tarafından belirlenmelidir. İdrar rengi yeterli su tüketiminde çok önemli bir göstergedir. İdrar açık renk olmalıdır, koyu ise yeterli su içilmemiş demektir” diyor.

  • UYKU

Günde 7-8 saat uyumak şarttır: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Uyku ihtiyacı kişiye, yaşa ve yaşam tarzına göre değişir. Kimileri 5 saat uyuyarak dinç uyanırken, kimileri 9 saate ihtiyaç duyar. Önemli olan erken yatmak ve 7-8 saat uyumak değil, uykuda olunan saatler ve uykunun kalitesidir. 22:00- 06:00 saatleri arasında vücut kendini yeniler, metabolizma, hücre onarımı, yağ yakımı ve bağışıklık bu süreçte güçlenir. O nedenle bu saatlerde mutlaka uykuda olmak gerekir. Dr. Küçükkaya “Ayrıca horlama, uyku apnesi gibi sorunlar sağlıklı uyku döngüsünü bozduğu için mutlaka tedavi edilmelidir. Doğru saatte, doğru oksijenle kesintisiz uyumak, kronik hastalıkların riskini de azaltır” diyor.

  • EGZERSİZ

Günde 10 bin adım atmak idealdir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yapılan araştırmalar; 10 bin adımın herkese uygun olmadığını gösteriyor. Hedef; yaşa, cinsiyete, kiloya, sağlık durumuna ve kapasiteye göre kişiselleştirilmiş, sürdürülebilir hareket hedefleri koymaktır. Dr. Küçükkaya “Protezi olan birine 10 bin adım önerilemez, düşme riski olan yaşlıya yoğun tempo koşu yaptırılamaz. Kimine günde 5 bin-7 bin adım gibi daha düşük ama düzenli aktivite, kimine 5-6 km koşu uygundur. Açık havada, bol oksijenli alanlarda yürüyüş beden ve ruh sağlığını birlikte destekler. Derin nefes egzersizleri, esneme hareketleri ve kültür-fizik çalışmaları da çok önemlidir” diyor.

  • BESLENME

Sağlıklı beslenmek kalori kısmak demektir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sağlıklı beslenme doğru besinleri, doğru zamanda ve dengede tüketmektir. Sürekli kalori kısıtlamak metabolizmayı yavaşlatır, kas kaybı ve hücresel yıpranmaya yol açar. Dr. Küçükkaya “25 yaşındaki bir genç ile 45 yaşındaki bir kadının beslenme gereksinimleri farklıdır. Diyabeti olanla olmayan, erkek ile kadın, aktif yaşam süren ile masa başı çalışan aynı beslenme planını uygulayamaz. Bilimsel çalışmalarda en sağlıklı model olarak öne çıkan Akdeniz tipi beslenmeye geçilmelidir. Paketli gıda, işlenmiş ürünler, asitli ve şekerli içecekler ile fast food tüketimden kaçınılmalı, mevsim sebze ve meyveleri tüketilmelidir” diyor.

  • VİTAMİN TAKVİYESİ

Her gün vitamin takviyesi almak gençleştirir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Vücutta eksik olan vitamin tamamlandığında işe yarar, fazlası ise zarar verir. Dr. Küçükkaya şöyle konuşuyor: “Hücresel gençliği artıran şey dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır. Omega, magnezyum, çinko vb vitamin ve mineral takviyelerinin vücutta yeterli düzeyde olması önemlidir ancak bu takviyeler kandaki değerlere göre doktor tarafından tahliller yapıldıktan sonra belirlenmelidir. Ayrıca ‘doğal’ veya reçetesiz satılıyor diye tüm takviyeler güvenli demek değildir. Gelişigüzel vitamin kullanmak karaciğer/böbrek hasarı, ilaç etkileşimleri veya yanlış test sonuçlarına hatta organ yetmezliğine yol açabilir.”

Düzenli doktor takibi çok önemli

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, sağlıklı yaş almanın bir orkestra gibi olduğunu, gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığımız vb bunların hepsinin uyum içinde çalışması gerektiğini belirterek şöyle diyor: “Tüm sürecin koordinasyonu için düzenli tahlil, tarama ve kontrol şarttır. Genetik altyapıdan kaynaklanabilecek hastalıklar (Alzheimer, kanser, kalp ve damar hastalıkları vb) artık çok genç yaşta tespit edilebiliyor. Kontroller aksatılmamalı, kullanılan ilaçlar doktor önerisi olmadan kendi kendine bırakılmamalıdır.”

Özellikle, püf noktası, olmazsa olmazlar

  1. Kaliteli ve doğru saatlerde uyumak

Gece 10-sabah 6 arası. Bu uyku saatlerine çok dikkat etmeli çünkü vücudumuzun rejenerasyon dediğimiz saatleridir tamir ettiği. Yapılan çalışmlaar; bu saatlerde rejenerasyon hormonlarımızın, metabolizma hormonlarımızın ve yağ yakmanın bu saatlerde olduğunu göstermektedir. Ve kronik hastalıkları engelleyici yoyllardan bir tanesi gece sağlıklı bir uykuya sahip olmaktır. Hem saaatler hem de horlama olmadan doğru saat doğru uyku ve doğru oksijen. Horlama, uyku apnesi şikayetlerimizi doğru saatlerde olsa bu durumlar doğru bir uykuya

  1. Doğru beslenme; yaşımız, 15 erken ile 45 kadın aynı değil, sahip olduğumuz hastalıklar, cinsimiz, diyabetle olmayan kişi aynı beslenmez, uyumlu olacak dengeli ve düzenli beslenme. En büyük şansımız akdeniz diyeti tüm çalışmalarda akdeniz diyeti . seçtiğimiz gıdalar kesinlikle paket ve işlenmiş gıda olmamalı. Ne yediğimiz değil, nerden, yapılan çalışmalar fast food paket gıdaların tehlikesini çok gösteriyor. Olabildiğince doğal kaynaklardan elde edilen gıdalara ulaşmak. Ve sıvılara ulaşmak. Kolalı içecekler ıce tealer . evinizde posasıyla lifiyle tüketelim.
  2. Doğru egzersiz; saatine göre, yaşına göre, cinsine göre, herkesin egzersiz zamanı saati tipleri farklıdır. En çok doktorla ilerlemeli. Çünkü protezi vardır onbin adım at diyemezsin ya da yaşlıdır düşmeye meyillidir, farklı kronik hastalıkları vardır koşturamazsınız yüzün plates yapın dersiniz. Mutlaka doktor takibiyle ve öneriyle. Gençler protein tozu, bazılarına al diyoruz bazılarına alma probleme neden , doğru doktor: iç hastalıklar fonksiyonel tıp yeterli. Hepsini kapsıyor. Gerçk iç hastalıkları hekimi. Özellikle doğal ortamda bol oksijenli, yürüme bandında değil, sahil kenarında ruhen de mutlu edecek yürüyüş en güzel sporlardan biridir. Ama kişinin yaşı, kilosu, altta yatan farklı hastalıklarına göre adım sayısı da değişiyor, yürüme sıklığı da değişiyor. 10 bin adım demode. Bazılarına 5 bin adım diyoruz, ama bazılarına göre 5-6 km koşabiliyorsun diyoruz. Kişiselleştirilmiş. Daha da yeni durumlar, sadece yürümek de değil kültür fizik hareketleri (derin nefes alma egzersizleri, esneme egzersizleri, yürümek kadar değerli, kaslarımızı esnetmezsek yürüdüğümüz zaman kas krampları ve kas ağrılarına gidiyor) bir de destekleyici takviyeler. Çünkü artık ortamlarda birçok gıdalar besleyiciliğini kaybettiği için omega magnezyum çinko gibi hem bağışıklık sistemini artırmak hem de egzersizleri yapabilmek için doktor kontrolü ve önerisiyle, çok takviye var çok kafa karıştırıcı biyo yararlanımları aynı değil, yapılan tetkiklerle karar veriyoruz.piyasada gelişigüzel organ yetmezliğine . takviye ve vitamin.
  3. Düzenli doktor takibi: bütün bunları koordine edebilmek için verilere ihtiyacımız var. verilere takiplerimizde tahlillerimizle yapabiliyoruz. Kronik hastalığı da tedavisini aksatmamalı. İlacını bırakmamalı.

#HücreselGençleşme #SağlıklıYaşAlma #HücreselYaş #GençYaştaSağlık #YaşamTarzı #BütüncülSağlık #SağlıktaYeniDoğrular #İçHastalıkları #SağlıklıGelecek #Wellbeing