Yazılar

“Farkındalığı yüksek bir hayat kurun”

Genç yaşta başlayan oyunculuk yolculuğundan televizyon ve dijital projelere uzanan kariyerinde Berkay Akdemir; motivasyonunu, set disiplinini ve güçlü karakterlere duyduğu tutkuyu PAUSE Dergi’ye anlattı…

Röportaj: Nazan Ortaç

Berkay Akdemir

Oyunculuk yolculuğunuz oldukça genç yaşta başlamış. Bu mesleği seçtiğiniz ilk anı hatırlıyor musunuz?

Konservatuvara girmeden önce 9 Eylül Üniversitesi’nde maliye okudum. Aslında içimde çocukluğumdan beri hep olan o dürtüyü ablamın da beni cesaretlendirmesiyle tiyatroyla ilgilenmeye başlayarak açığa çıkartmış oldum. Daha sonrasında konservatuvar okumamla birlikte oyunculuk profesyonel olarak mesleğim haline geldi.

Televizyon dizileriyle geniş kitlelere ulaştınız, dijital projelerle de farklı bir izleyiciye hitap ediyorsunuz. Sizce bu iki alanın oyuncuya sunduğu en büyük fark ne?

Bence iki alan da kendine has heyecanlar barındırıyor. Televizyonda her hafta seyirciyle temas edip seyircilerin hem sosyal medyada hem sokakta geri dönüşlerini almak; seyirciyle birlikte devamını bilmediğimiz bir hikâyenin içinde yolculuk ediyor olmak çok güzel. Dijitalde ise hikâyenin ve karakterin başını sonunu bütünüyle bilerek oynamak ve seyirciyle buluşmasını heyecanla beklemek başka heyecan veren bir deneyim.

“Yükselen yıldız” olarak anılmak size motivasyon mu sağlıyor yoksa ekstra bir baskı mı yaratıyor?

Kesinlikle bana büyük bir motivasyon sağlıyor. Kendime inandığım bu yolda insanların da bana inanıyor olması beni çok cesaretlendiriyor.

Berkay Akdemir

Kariyerinizde şimdiye kadar sizi en çok zorlayan rol hangisiydi ve neden?

‘Kızılcık Şerbeti’ dizisindeki İbrahim karakterini oynarken yer yer zorlandığım anlar oldu. Nursema’yı camdan attığım sahneden sonra sokakta başıma bir şey geleceğinden neredeyse emindim (gülüyor)!

Canlandırdığınız karakterlerde özellikle dikkat ettiğiniz, “olmazsa olmaz” dediğiniz bir detay var mı?

Benim için karaktere uygun kostümü giymek olmazsa olmazdır. Sette zaman zaman kostüm sorumlusu olan arkadaşlarla fikir ayrılığına düşebiliyoruz. İyi hissedeceğim kostümü giymek için sonuna kadar mücadele ediyorum, onları bezdirdiğim anlar yaşanmış olabilir (gülüyor).

Set disiplininiz ve role hazırlanma süreciniz nasıl ilerliyor? Rutininiz var mı?

Set ortamında set arkadaşlarımla eğlenmeyi her ne kadar çok sevsem de konsantrasyonumu olabildiğince korumak adına set içinde yalnız kaldığım alanlar yaratmaya özen gösteriyorum. Oynadığım bir karaktere çalışırken genellikle karakterin çocukluk yıllarını ve aile yapısını hayal etmeye çalışıyorum. Karakterimin geçmişine yönelik detaylı sorular sormaya çalışıyorum. Yani karakterimin çocukluğunu bilmek benim için role hazırlanırken bir rutin haline geldi diyebilirim.

Berkay Akdemir

İzleyiciler sizi genellikle belirli bir karakter tipiyle özdeşleştiriyor mu, bu durumdan memnun musunuz?

İbrahim karakterini oynadıktan sonra genellikle sert ve kötü karakterlerle özdeşleştiriliyorum. Sonrasında oynadığım roller de bu yönde oldu ama son dijital projemde oynadığım komiser rolüyle bunu kıracağımı düşünüyorum. Her role çalışmak, oynamak benim için ayrı keyifli. Beklemede kalın; kariyer yolculuğumda beni bambaşka rollerde de göreceksiniz (gülüyor).

Dijital platformların yükselişi sizce oyuncular için nasıl yeni kapılar açıyor?

Mesleğimizi icra edebileceğimiz alanların genişliyor ve çeşitleniyor olması tabi ki bizim için mutluluk ve heyecan verici.

Oyunculuk eğitimi mi yoksa sahada öğrenmek mi sizin için daha belirleyici oldu?

Aslında ikisi de eşit oranda belirleyici oldu diyebilirim. Konservatuvar yıllarımda çok değerli hocalardan eğitim gördüm ve onlarla çalışabildiğim için çok şanslıyım. Aynı şekilde sette de çok değerli oyuncuları izleme ve onlarla oynama şansı elde ettim bu set pratiği de benim için oldukça geliştirici oldu olmaya da devam ediyor.

Berkay Akdemir

Oyunculuk yolculuğunuzda size ilham veren, hayranlık duyduğunuz oyuncular kimler?

İlham veren ve hayranlık duyduğum çok isim var tabii ki! Andrew Scott, Benedict Cumberbatch, Demet Evgar, Halit Ergenç şu an aklıma gelen güncel isimler diyebilirim.

Önümüzdeki dönemde kendinizi nasıl projelerde görmeyi hedefliyorsunuz?

Güçlü hikâyeler, güçlü karakterlerle izleyiciyle güzel bağlar kurduğumuz uzun soluklu projelerle kariyerime devam etmek istiyorum. Yakın zamanda bir tiyatro oyunu yapmak için çalışıyorum.

Genç yaşta sektöre girmek isteyen ama çekinceleri olanlara ne söylemek istersiniz?

Uzaktan cazibeli görünen ama içine girdikçe var olabilmenin oldukça zor olduğu bir sektör. Maalesef şans faktörü de oldukça önemli bir etken. Ama bence oyunculuk sanatı ve hikâye anlatıcılığı yaşamın direkt olarak içinden beslenen ve yaşamın oldukça öz bir dışavurumu. Onlara hayatın içinde farkındalığı yüksek ve tadına varan bir yaşam kurmaları için tavsiyede bulunabilirim. Bunun oyunculuk üzerinde etkisi benim gözümde çok büyük. Bunun dışında kendilerini eğitmeyi hiç bırakmamalarını, hayallerinin peşinden sonuna kadar gidip kendi şanslarını yaratmalarını tavsiye ederim.

#BerkayAkdemir #PauseDergi #OyunculukYolculuğu #GençOyuncular #DijitalProjeler #TelevizyonDizileri #KızılcıkŞerbeti #İbrahimKarakteri #SetDisiplini #KarakterHazırlığı #YükselenYıldız #AndrewScott #BenedictCumberbatch #DemetEvgar #HalitErgenç #Tiyatro #OyunculukTutkusu #Farkındalık #SanatVeYaşam #KariyerYolculuğu #Motivasyon #GüçlüKarakterler #İlhamVerenHikayeler #DijitalPlatformlar #YeniProjeler #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Şubat 2026 burç yorumları

♈ Koç (21 Mart–19 Nisan)

Ayın başındaki Dolunay, yaratıcılığınızı açığa çıkarıyor ve projelerde ilerleme sağlıyorsunuz. Sosyal hayatınız hareketleniyor, yeni çevreler ve davetler gündeme geliyor. 6’sında Merkür ve Venüs’ün burç değiştirmesiyle gizli konuşmalar, perde arkası ilişkiler öne çıkabilir. 13’ünde Satürn burcunuza girerek ciddi sorumluluklar getiriyor; bu dönem disiplin ve kararlılık isteyecek. 17’sindeki Güneş Tutulması yeni arkadaşlıklar ve sosyal çevreler sunarken, 18’inden itibaren içe dönme ihtiyacı artıyor. Ay sonunda Merkür retrosu dinlenme ve sabır gerektiriyor.

♉ Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Şubat ayı kariyerinizde hızlı bir yükseliş dönemi. Güneş’in etkisiyle liderlik fırsatları doğuyor. 1’inde Dolunay ev düzeni ve huzuru öne çıkarıyor. Uranüs’ün hareketiyle radikal değişimlere açıksınız; gardırobunuzu yenileyebilir, yeni bir tarz deneyebilirsiniz. 6’sında Merkür ve Venüs sosyal hayatınızı canlandırıyor. 17’sindeki Güneş Tutulması iş fırsatlarını getiriyor, kariyerinizde dönüm noktası olabilir. 22’sinde romantizm öne çıkıyor, özel planlar yapabilirsiniz. Ay sonunda Merkür retrosu sosyal çevrede yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

♊ İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Seyahat ve yeni deneyimler için ideal bir ay. 1’inde Dolunay ve 17’sinde Güneş Tutulması gezme isteğinizi artırıyor. Merkür ve Venüs iletişim gücünüzü yükseltiyor, iş hayatında ilerleme sağlıyorsunuz. 13’ünde Satürn sosyal çevrenizi yeniden şekillendiriyor; güçlü bağlantılar kurma zamanı. 18’inde kariyerinizde liderlik fırsatları doğuyor. 26’sında Merkür retrosu dikkat gerektiriyor; iletişimde yanlış anlaşılmalara açık bir dönem.

♋ Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

Mali konular ön planda. 1’inde Dolunay gelir kaynaklarını etkiliyor, bütçenizi gözden geçirmeniz gerekebilir. 6’sında Merkür ve Venüs seyahat isteği doğuruyor ama önce bütçenizi kontrol edin. 13’ünde Satürn kariyerinizde güçlü bir dönem başlatıyor; sorumluluklar artıyor. 17’sinde sürpriz bir kazanç olabilir. 18’inde Güneş seyahat fırsatlarını aydınlatıyor. 26’sında Merkür retrosu seyahatlerde aksiliklere yol açabilir.

♌ Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Dolunay ile yenilenme zamanı. Eski alışkanlıkları bırakın, yeni bir benliğe adım atın. İlişkiler gözden geçiriliyor, size uymayanları geride bırakın. 6’sında Merkür ve Venüs ortak kaynaklar konusunu gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn eğitim ve seyahat fırsatlarını kalıcı hale getiriyor. 17’sinde yeni bağlantılar doğabilir, romantik veya iş ilişkisi olabilir. 18’inde mali durumunuz iyileşiyor. 26’sında Merkür retrosu sözleşmelerde dikkat gerektiriyor.

♍ Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

İş yoğunluğu artıyor, ayın başında dinlenmeye zaman ayırın. 6’sında Merkür ve Venüs ilişkilerde uyum getiriyor. 13’ünde Satürn finansal düzenlemeler için fırsat sunuyor; bütçenizi dengeleyin. 17’sinde yeni iş veya terfi gündeme gelebilir. 18’inde kazançlarınızı kutlayın. 26’sında Merkür retrosu iletişimde dikkat gerektiriyor.

♎ Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Romantik fırsatlar öne çıkıyor. 1’inde Dolunay sosyal hayatı canlandırıyor, yeni bağlantılar mümkün. 6’sında iş hayatında uyum sağlanıyor. 13’ünde Satürn ilişkilerde bağlılık veya ayrılık getirebilir. 17’sinde yeni başlangıçlar doğabilir. 22’sinde Venüs romantizmi artırıyor. 18’inde liderlik öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu iş ortamında dikkat gerektiriyor.

♏ Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Ev ve aile konuları ön planda. 1’inde kariyer fırsatı doğuyor. 6’sında Merkür ve Venüs aşk hayatınızı canlandırıyor. 13’ünde Satürn iş yükünü artırıyor. 17’sinde evle ilgili sürpriz gelişmeler olabilir. 18’inde romantizm öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu yanlış anlaşılmalara dikkat gerektiriyor.

♐ Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Seyahat ve hareketlilik öne çıkıyor. 1’inde Dolunay tatil fırsatı sunuyor. 6’sında Merkür ve Venüs aile ihtiyaçlarını gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn aşk hayatınızı ciddileştiriyor. 17’sinde yeni bağlantılar doğabilir. 18’inde ev ve aile konuları öne çıkıyor. 26’sında Merkür retrosu küçük tartışmalara yol açabilir.

♑ Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Mali durumunuz iyileşiyor. 1’inde Dolunay bütçenizi netleştiriyor. 6’sında Merkür ve Venüs kısa seyahatler getiriyor. 13’ünde Satürn aile sorumluluklarını artırıyor. 17’sinde yeni gelir kaynağı doğabilir. 18’inde fikirlerinizi güçlü şekilde ifade ediyorsunuz. 26’sında Merkür retrosu iletişimde dikkat gerektiriyor.

♒ Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Ayın ilk haftaları sizin için parlıyor. 1’inde Dolunay ilişkilerde özgürleşme getiriyor. 6’sında Merkür ve Venüs finansal konuları gündeme getiriyor. 13’ünde Satürn bilgi ve öğrenme alanında yeni bir dönem başlatıyor. 17’sinde radikal değişim isteği doğabilir. 18’inde kazançlar artıyor. 26’sında Merkür retrosu alışverişlerde dikkat gerektiriyor.

♓ Balık (19 Şubat–20 Mart)

Ay sakin başlıyor, içe dönme ihtiyacı artıyor. 1’inde Dolunay alışkanlıkları gözden geçirmenizi sağlıyor. 6’sında Merkür ve Venüs burcunuza girerek kendinizi ifade etmenizi kolaylaştırıyor. 13’ünde Satürn finansal disiplin gerektiriyor. 17’sinde kendinizi şımartın. 18’inde Balık mevsimi başlıyor, enerjiniz yükseliyor. 26’sında Merkür retrosu sözlerinize dikkat gerektiriyor.

#Balık #İfade #Finans #Tutulma #Koç #Dolunay #YeniBaşlangıçlar #MerkürRetrosu #Satürn #Kova #Özgürlük #Bilgi #Oğlak #Finans #Aile #Yay #Seyahat #Aşk #Akrep #Aile #Kariyer #Tutulma #Romantizm #Terazi #Aşk #Romantizm #Başak #İşHayatı #Finans #Aslan #Yenilenme #İlişkiler #Tutulma #Satürn #Yengeç #Finans #Kariyer #İkizler #Seyahat #Kariyer #Boğa #Kariyer #Değişim #Tutulma #Romantizm

Yeni Keşifim: Ceylan Splendor Otel

Yeni Yılı Divan Brasserie’de Karşılarım…

Ahu Çağdaş

Eğer İstanbul’daysam yeni yıla Divan Brasserie Bebek’te girmeyi seviyorum. Denize sıfır konumu, boğazın o ferahlatan manzarası ve içime çektiğim o deniz kokusuyla benim için burası özel bir yer. Çok çok küçük yaşlardan beri sık sık geldiğim bu mekânda, Muhammed Al Şef’in lezzetli reçetelerinden oluşturulan menü ve o harika manzara eşliğinde sunulanlar her zaman çok keyifli. E haliyle Ailece yılbaşını karşılama geleneğimizi bu yıl da sürdürdük. Yeni yıla yine burada girdik. Her zamanki zarif servisle gece çok keyifli geçti. Yeni seneye tam da istediğim gibi, Boğaz’ın yanında, mavi suların sesi ile başladım. Güzel başladım umarım hepimiz için de güzel devam eder.

Ahu Çağdaş

Sömestr Tatilinde Uludağ’a gidilir

Her sömestr tatilimde; kayak için gittiğim favori rotam. Bu yıl da daha ilk günden itibaren yağan karla şartlar harikaydı. Bol bol kayak yaptım, arkadaşlarımla keyifli ve dolu dolu vakit geçirdim.

Fahriye Evcen ve Burak Özçivit’le tanıştım. Çok kibar ve çok tatlılardı.

Akşamları ise günün yorgunluğunu şömine başında atmak bu Uludağ kaçamağının en güzel tamamlayıcısı oldu.

Ahu Çağdaş

Yeni Keşifim: Ceylan Splendor Otel

Chalet tarzı dekorasyon çok severim. Dağ yaşamının gerçeğini, özünü yansıtan, yakalayan bir stil. Çevredeki manzaranın güzelliğinden ilham alan bu dekorasyon anlayışı, sıcak ve samimi bir ortam yaratıyor.

Bu yıl açılan Ceylan Splendor Otel, dağ evi tarzı mimarisi ve zevkli tasarımıyla beni ilk anda etkiledi. Ortamın sıcaklığı ve detaylara verilen özen, otelin her köşesinde hissediliyor. Gün içinde fırsat buldukça öğle yemekleri ve cafe keyfi için uğradık; akşamları ise çoğu zaman yemeğimizi burada yemeyi tercih ettik. DJ performansı da oldukça iyiydi. Atmosfer keyifliydi. Her şey “tam yerinde” hissi veriyordu.

Ahu Çağdaş

Saçlarıma önem veririm

Doğru renk ve kesim; görünümün tamamını etkilediğini ve değiştirdiğine inanırım. Özellikle de highlight uygulaması, kuaförün tekniği ve seçilen rengin aynısının sonuca taşınmış olmadı büyük önem taşıyor. Ten rengine, saçın doğal tonuna ve kesime uyum sağlamayan her işlem, saçı olduğundan daha yıpranmış ve renksiz gösterebiliyor.

Uzun zamandır highlight çalışma örneklerine denk geldiğim; Gani Sezencan dikkatimi çeken uygulamalar yapıyordu. Uludağ’a geçerken kendisini ziyaret etmek, salonunu bir görmek istedim. Gizli müşteri şeklinde ilerledim. Gani bey ve tüm ekibi yarım günümü alsalar da; özenli ve başarılı bir iş çıkardılar. Hem renk geçişleri doğal ve yumuşak, hem de kesim tam istediğim gibi oldu. Emekleri için teşekkür ederim.

Ahu Çağdaş

#DivanBrasserie #Bebek #BoğazManzarası #YeniYılKutlaması #Uludağ #SömestrTatil #KayakKeyfi #FahriyeEvcen #BurakÖzçivit #CeylanSplendorOtel #ChaletDekorasyon #DağEviStili #DJPerformansı #SaçBakımı #Highlight #GaniSezencan #AhuÇağdaş #İstanbulLezzetleri #KışTatili #StilVeGüzellik #KeyifliAnlar #YeniKeşifler

#DivanBrasserie #Bebek #BoğazManzarası #YeniYılKutlaması #Uludağ #SömestrTatil #KayakKeyfi #WinterVibes #CeylanSplendorOtel #ChaletStyle #MountainLife #DJNight #SaçBakımı #HighlightHair #GaniSezencan #PauseDergi #AhuÇağdaş #TravelAndStyle #LuxuryLifestyle #NewYearMood #WinterEscape

#DivanBrasserie #İstanbul #YeniYılDeneyimi #Uludağ #KışTurizmi #KayakSezonu #CeylanSplendorOtel #ChaletDekorasyon #KonaklamaDeneyimi #SaçBakımı #ProfesyonelStil #GaniSezencan #PauseDergi #AhuÇağdaş #TurizmVeLifestyle #MarkaDeneyimi #KültürVeStil #YeniYıl2026

#PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“VII” Tadım Menüsü: Vegan Fine Dining’de Şiirsel Bir Deneyim

Türkiye’nin ilk vegan fine dining lokantası Telezzüz, şef Bahtiyar Büyükduman liderliğinde hazırlanan yeni kış menüsü “VII” ile misafirlerini sanat ve gastronomi arasında şiirsel bir yolculuğa çıkarıyor. Yedi duraktan oluşan menü, insanın içsel çatışmalarından ve evrensel zaaflarından ilham alarak tabaklara çok katmanlı bir anlatı taşıyor.

Telezzüz

Her bir durak; arzular, zaaflar ve duygular üzerinden şekillenen özgün tabaklarla misafirleri farklı bir deneyime davet ediyor. Şampanya, pancar ve gül aromasıyla baştan çıkarma duygusunu işleyen tabaktan, altın yapraklı vegan foie gras yorumuna kadar uzanan menü; kış mevsimine güçlü bir gastronomi anlatısı katıyor.

Telezzüz

À La Carte Seçkilerle Zenginleşen Kış Sofrası

“VII” tadım menüsüne eşlik eden à la carte seçenekler, kereviz çorbasından mantar pateye, isli sarma ve pırasalı muska böreğine kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Ana yemeklerde ise glaze kereviz, koji havuç, kremalı fasulye ve lahana & kale şiş gibi yaratıcı yorumlar öne çıkıyor.

Telezzüz

Telezzüz, sanatla gastronomiyi buluşturan bu menüyle misafirlerine yalnızca bir yemek değil, aynı zamanda içsel bir yolculuk deneyimi sunuyor.

Telezzüz

#Telezzüz #VII #FineDining #VeganGastronomi #GurmeDeneyim #KışMenüsü #BahtiyarBüyükduman #LezzetYolculuğu #Gastronomi #Mekan #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Telezzüz

Beş Kadın Sanatçıdan Toprakla Şiirsel Bir Buluşma

Beş kadın sanatçının toprakla kurdukları güçlü ve şiirsel bağdan ilham alarak hazırladıkları eserler, “Toprak Konuşursa” sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor. 29 Ocak’ta The Best Art Gallery’de açılacak sergi, doğa, hafıza ve aidiyet üzerine sessiz ama derin bir diyalog sunuyor.

Sanatçıların sabır, hafıza ve ateşi bir araya getirerek toprağı bir anlatı diline dönüştürdüğü eserler, izleyiciyi dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyor. Her parça, zaman ve emeğin izlerini taşırken sessizliği anlamlı, görülmeyeni ise hissedilir hale getiriyor.

Açılış kokteyli 29 Ocak saat 18.00’de gerçekleşecek olan sergi, Atiye Sokak, Genç Apartmanı No:1 Kat:3 Daire:10, Teşvikiye adresindeki The Best Art Gallery’de sanatseverleri bekliyor.

 

#ToprakKonuşursa #SanatSergisi #KadınSanatçılar #TheBestArtGallery #İstanbulSanat #ToprakVeSanat #Sanatseverler #ÇağdaşSanat #SanatEtkinliği #29OcakSergi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

İki hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat!

Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde 3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel  ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş,  genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini  belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında  kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor.

Dr. Özkan Yükselmiş

Dr. Özkan Yükselmiş

2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat!

Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı, belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor.

Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.  Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.

Bel fıtığının 7 önemli nedeni!

Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor:

Genetik yatkınlık:  Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor.

Yaşa bağlı yıpranma: Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor.

Hareketsiz bir yaşam:   Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran  önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor.

Yanlış duruş ve uzun süre oturma:  Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.

Ağır kaldırma ve ani hareketler: Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Fazla kilo: Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor.

Sigara: Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor.

Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor!

Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle  ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor.

Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle  tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor.

Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli!

Ameliyatsız tedavinin başarısında  hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, “Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor.  Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, “Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor.

#BelAğrısı #BelFıtığı #SağlıklıYaşam #FizikTedavi #Rehabilitasyon #OmurgaSağlığı #HareketsizYaşam #Obezite #EgzersizDoğruTeknik #AcıbademHastanesi #SağlıkBilinci #GençlerdeBelFıtığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Romantik Gala, Brunch ve Spa ile Sevgililer Günü Şehrin Kalbinde

Raffles İstanbul, Sevgililer Günü’nü şehrin kalbinde eşsiz deneyimlerle kutlamaya hazırlanıyor. 14 Şubat akşamı Long Bar’da gerçekleşecek özel gala yemeği, altı aşamalı menü, sınırsız premium şarap seçkisi ve Barbaros & Orkestrası’nın canlı performansı ile çiftlere unutulmaz anlar yaşatacak. Gecenin ardından DJ performansıyla devam edecek after party, kutlamayı daha da hareketlendirecek.

Raffles İstanbul

Kutlamaları hafta sonuna taşımak isteyenler için 15 Şubat’ta Raffles Teras’ta düzenlenecek romantik brunch, zengin tatlı büfesi, özel kokteyller ve canlı müzik eşliğinde keyifli bir atmosfer sunacak. Çocuklar için Mini Kulüp Atölye aktiviteleri hazırlanırken, 6 yaş altı ücretsiz, 7–12 yaş arası ise %50 indirim avantajıyla ağırlanacak.

Raffles İstanbul

Çiftlere özel Raffles Spa deneyimleri ise 13–15 Şubat tarihleri arasında sunulacak. Royal Hamam, jakuzi ve masajı bir araya getiren özel bakım paketleri, romantik bir atmosferde yenilenme fırsatı sağlıyor. Sevgililer Günü’ne özel tasarlanan spa programları çiftlere %15 indirim avantajıyla sunuluyor.

Raffles İstanbul

Bilgi; spa.istanbul@raffles.com | +90 530 688 4408

Raffles İstanbul

#Rafflesİstanbul #SevgililerGünü #RomantikKutlama #GalaYemeği #RomantikBrunch #RafflesSpa #İstanbulEtkinlik #GurmeDeneyim #AşkınŞehri #LuxuryLifestyle #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bu enfeksiyonlar erişkinleri tehdit ediyor!

Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Oysa erişkin aşılamada en güncel yaklaşımlar; erişkin aşılamanın sağlıklı bir toplum için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Çocukluk döneminin devamı olarak düzenli şekilde yapılacak erişkin yaş grubuna özgü aşılamalarla, önemli birçok hastalık önlenebilmekte, enfeksiyonlara karşı koruma sağlanarak, kişinin sağlıklı yaş alması mümkün olabilmektedir” diyor.

Özellikle yaşlılıkta kronik hastalıkların da etkisiyle bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bulaşıcı hastalık riskinin arttığını vurgulayan Dr. Kuşoğlu “Bunun neticesinde erişkinler özellikle yaşlılıkta enfeksiyon hastalıklarını daha ağır geçirmekte hatta hayati riskleri artmaktadır. Aşılamada en güncel yaklaşımlar; bu nedenle özellikle de ileri yaştaki kişilerin aşıyla korunması gerektiğini göstermektedir” diye konuşuyor.  Dr. Hülya Kuşoğlu, en güncel yaklaşımlara göre erişkinlerde mutlaka yapılması gereken aşıları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu

Dr. Hülya Kuşoğlu

  • Grip aşısı

Son dönemde yaygın görülen ve yüksek ateş, kas eklem ağrısı, kuru öksürükle seyreden grip (influenza) akciğer ve kalp hastalıklarına yol açabilmektedir. Grip aşısı hastalanmadan yapıldığında enfeksiyonu tamamen önleyebilirken, pek çok kişide de sürecin hafif geçirilmesini sağlar. Dr. Öğretim Üyesi Kuşoğlu “Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşıdır. Özellikle yüksek risk grubuna (65 yaş üzeri, hamileler, kronik hastalığı olanlar, 5 yaş altı, sağlık çalışanları vb) mutlaka yaptırılması gereken grip aşısı; hastane yatışı ve ölüm riskini azaltmaktadır” diyor.

  • Zatürre aşıları

Pnömokok olarak bilinen (Streptococcus pneumoniae) zatürre, akut menenjit ve sinüzitin en sık bakteriyel etkenidir. Pnömokok aşısı; kronik hastalığı olanlarla bakımevinde kalanlar başta olmak üzere risk grubundaki kişilere mutlaka yapılmalıdır. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu şöyle diyor: “Ülkemizde konjuge 20 valanlı aşının kullanıma girmesi yani pnömokok bakterisinin 20 alt tipini içeren aşının bir defa uygulanması güncel tıp bilgisine göre bir ömür etkili olmaktadır. Önceden 5 yılda bir tekrarlanan aşı artık gerekli olmadığından uygulanmamaktadır. Daha önce hiç pnömokok aşısı yapılmamış kişilere tek doz 20 valanlı aşı yapılması yeterli olacaktır. Solunum yollarını saran RSV virüsünün neden olduğu zatüre hastalığı için de ülkemizde 60 yaş sonrası RSV aşıları uygulanmaktadır. RSV aşısı iki farklı özellikte aşı olarak üretilmektedir. İçinde adjuvan olmayan aşı gebelere de uygulanabilmektedir. Doktor önerisiyle gebelikte de yapılan aşı sayesinde yenidoğan bebek ilk altı ayında RSV virüsüne karşı anneden geçen koruyucu antikorlarla korunmuş olmaktadır. Bu aşı tek doz uygulanmaktadır.”

  • Tetanoz-Difteri aşısı

Çocukluk döneminde yapılmış olan bu aşı yıllar içerisinde antikorların azalması nedeniyle erişkinlerde tekrarlanmalıdır. Sağlıklı erişkinler her 10 yılda bir tetanoz-difteri aşısı olmalıdır. Gebelikte 27. ve 36. hafta arasında yapılması gereken bu aşı sayesinde yenidoğan tetanozu önlenmiş olur. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Tetanoz bakterisi doğada çok yaygın halde olduğundan bahçede bile olan basit yaralanma, örneğin gül dikeni batmasıyla dahi tetanoz enfeksiyonu gelişebillir” diyor.

  • Hepatit aşıları (Sarılık aşıları)

Ülkemizde hepatit aşılarının çocukluk aşı takvimine girmesiyle birlikte Hepatit B ve Hepatit A hastalığı daha az görülmektedir. Ancak 1998’den önce doğmuş olan kişilerde aşı olmadığından erişkinler de Hepatit B ve Hepatit A için aşılanmalıdır. Hepatit B aşısı 6 ay içinde 3 doz, Hepatit A aşısı 6 ay içinde 2 doz olarak uygulanmaktadır. Hepatit A aşısı kirli su ve gıdalarla bulaşan, karaciğerde iltihap yapan bulaşıcı hastalıkları önlerken, Hepatit B aşısı ise siroz ve karaciğer kanserinden de korumaktadır.

  • Zona aşısı

Türkiye’de canlı olmayan Zona aşısı 2024’ten bu yana uygulanmaktadır. Ciltte içi sulu yaralara ve haftalarca hatta aylarca sürebilen şiddetli yaygın ağrılara neden olan zona virüsü, görme ve işitme kaybına da yol açabilmektedir. Zona aşısı 6 ay içinde toplam iki doz yapılmaktadır. Özellikle 50 yaş üzeri sağlıklı kişiler ya da 50 yaş altında bağışıklık sistemi zayıf olan veya kronik hastalığı olan kişilere uygulanabilmektedir.

  • HPV aşısı

İnsanların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile enfekte olmaktadır. HPV insanda genital siğil, serviks kanseri, vajinal, vulvar, anal kanserler, baş boyun kanserleri vb yol açabilmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Önceden 4 HPV virüsünü içeren aşı uygulanırken artık 9 HPV türünü içeren aşı uygulanmaktadır. Tercihen cinsel aktif olmadan önce tamamlanması istenen bu aşının cinsel aktivite başlaması sonrası da uygulanması önerilmektedir. Altı ay içinde 3 doz uygulanan bu aşı kadınlarda özellikle rahim ağzı kanserini önlemesi açısından kanseri engelleyen iki aşıdan biridir” diyor.

#ErişkinAşılaması #SağlıklıToplum #EnfeksiyonHastalıkları #AşıBilinci #Influenza #Bağışıklık #KoruyucuSağlık #AşıİleKorun #AcıbademHastanesi #HülyaKuşoğlu #SağlıklıYaşAlma #ToplumSağlığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Nissan Ariya Konsepti: Güneş Enerjisiyle Ekstra Menzil

Nissan, Temiz Enerji Günü kapsamında tanıttığı güneş enerjisiyle çalışan Ariya konsepti ile elektrikli mobilitenin geleceğine dair vizyonunu ortaya koydu. Kaput, tavan ve bagaj kapağına entegre edilen 3,8 m²’lik yüksek verimli fotovoltaik paneller, güneş ışığını doğru akıma çevirerek aracın menzilini artırıyor. Gerçek koşullarda yapılan testlerde, sistemin güneşli bir günde 23 kilometreye kadar ek menzil sağladığı açıklandı.

Nissan Ariya

Dubai ve Barselona’daki mühendislik ekiplerinin geliştirdiği bu yenilikçi sistem, sürücülere şarj altyapısına daha az bağımlı bir deneyim sunuyor. Test sonuçlarına göre Barselona’da günlük ortalama 17,6 km, Londra’da 10,2 km, Yeni Delhi’de 18,9 km ve Dubai’de 21,2 km ek menzil elde edilebiliyor. Bu performans, sürücülerin şarj sıklığını %35–65 oranında azaltarak maliyet avantajı sağlıyor.

Proje, Nissan’ın Hollandalı güneş enerjisi mobilite girişimi Lightyear ile yaptığı işbirliği sonucu hayata geçirildi. Hollanda–Barselona arasında gerçekleştirilen 1.550 km’lik test sürüşü, güneş enerjisi entegrasyonunun yıllık şarj istasyonu ziyaretlerini 23’ten 8’e düşürebileceğini gösterdi.

Nissan AMIEO ePowertrain Başkan Yardımcısı Shunsuke Shigemoto, “Güneş enerjisiyle çalışan Ariya konsepti, inovasyon ve sürdürülebilirliğin el ele ilerlemesi gerektiğini somutlaştırıyor. Bu teknoloji, müşterilerimize daha fazla özgürlük, daha az şarj bağımlılığı ve daha temiz bir gelecek sunuyor” dedi.

Nissan, bu konsepti 2050 yılına kadar karbon nötrlüğü hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Güneş enerjisiyle şarj teknolojisi, elektrikli araçların kendi enerjilerini üretmesini sağlayarak mobilitenin geleceğini yeniden tanımlıyor.

Nissan Ariya

#Nissan #Ariya #GüneşEnerjisi #ElektrikliAraçlar #TemizEnerji #Sürdürülebilirlik #OtomotivTeknolojisi #KarbonNötr #Mobilite #GeleceğinAraçları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ebru Feza Yeğengil “Yeterince İyi Değilim Sandım”

Modern iş hayatında pek çok profesyonelin karşılaştığı ancak çoğu zaman dile getirilmeyen bir psikolojik engel olan İmpostor olgusu, yeni bir kitapla gündeme taşınıyor. Ebru Feza Yeğengil tarafından kaleme alınan “Yeterince İyi Değilim Sandım”, Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

İş dünyasında başarıya ulaşan bireylerin, elde ettikleri sonuçları kendi yetkinlikleri yerine “şans eseri oldu” ya da “doğru zamanda doğru yerdeydim” gibi ifadelerle açıklama eğilimine dikkat çeken kitap, bu görünmez engelin kökenine iniyor. İmpostor Sendromu olarak bilinen bu süreç, bireylerin başarılarını sahiplenmesine engel olurken, profesyonel gelişimde aşılması gereken en büyük zihinsel bariyerlerden biri olarak öne çıkıyor.

Yeğengil, bu olguyu klinik bir etiketin ötesine taşıyarak “İmpostor hissi” kavramıyla yeniden tanımlıyor ve okurlarını derin bir keşfe davet ediyor. Kitap, mükemmeliyetçilik ve yetersizlik döngüsünü kırmayı hedefleyen farkındalık egzersizleriyle, başarının şans değil emek ve yetkinlik sonucu olduğuna dair güçlü bir perspektif sunuyor.

“Yeterince İyi Değilim Sandım”, hataları öğrenme sürecinin bir parçası olarak gören Gelişim Odaklı Zihniyet (Growth Mindset) yaklaşımını rehber edinerek okura kritik bir soru yöneltiyor: “Bu ses gerçekten bana mı ait yoksa bana öğretilmiş bir kod mu?” Yazar, içsel yetersizlik hissine karşı “kanıt temelli düşünme” yöntemini önererek, bireylerin bugüne kadar elde ettikleri başarıları ve tamamladıkları projeleri görünür kılmalarını teşvik ediyor.

#YeterinceİyiDeğilimSandım #EbruFezaYeğengil #CeresYayınları #İmpostorSendromu #KitapÖnerisi #YeniKitap #KişiselGelişim #Başarı #GrowthMindset #OkumaÖnerisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity