Yazılar

Gıda intoleransı anksiyete sebebi

Günümüzde giderek artan sağlık sorunlarının önemli nedenlerinden biri olan gıda intoleransı, sıklıkla gıda alerjisiyle karıştırılabiliyor. nin daha ani ve kısa sürede ortaya çıktığını, gıda intoleransının ise daha uzun süreçte kendini gösterdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Laboratuvar Hizmetler Koordinatörü ve Klinik Biyokimya Direktörü Doç. Dr. Serkan Tapan, “Gıda hassasiyetinde belirtiler genellikle yavaşça oluşur ve birkaç saat ile birkaç gün arasında seyredebilir. Vücuttaki pek çok sistem bu durumdan etkilenebilir; hatta sinir sisteminin etkilenmesi anksiyeteye bile zemin hazırlayabilir” dedi.

Gıda intoleransı, vücudun bazı gıdalara karşı aşırı hassasiyet göstermesi olarak özetlenebilir. Bu durumun daha çok bir enzimin eksikliği ya da etkisizliğinden kaynaklandığını paylaşan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Laboratuvar Hizmetler Koordinatörü ve Klinik Biyokimya Direktörü Doç. Dr. Serkan Tapan, “Kişinin vücudunun tepki verdiği gıdayı tüketmeye devam etmesi, kronik enflamasyona ve ardından bazı semptomların alevlenmesine neden olabilir. Yumurta beyazı, bezelye, inek sütü, arpa, kazein, maya, agar agar, mısır ve gluten en çok gıda intoleransı gösterilen gıdalar arasında sayılabilir” açıklamasında bulundu.

Doç. Dr. Serkan Tapan

Doç. Dr. Serkan Tapan

Geçmeyen yorgunluğun sebebi gıda intoleransı olabilir

Gıda intoleransının sindirim, iskelet ve sinir sistemleri, cilt sağlığı ve metabolizma düzeni üzerinde çeşitli rahatsızlıklara yol açtığını hatırlatan Doç. Dr. Serkan Tapan, “Gıda hassasiyeti sindirim sisteminde karın ağrısı, şişkinlik, gaz, mide bulantısı, ishal veya kabızlığa neden olurken; dermatolojik olarak döküntü, kaşıntı, egzama ve kızarıklığa yol açıyor. Sinir sisteminde ise migren tarzı baş ağrıları, Alzheimer ve anksiyeteye sebep olurken; kas ve iskelet sisteminde eklem ağrıları, iltihaplanma ve kronik yorgunluk olarak ortaya çıkabiliyor. Bunlara ek olarak obezite, diyabet ve haşimato gibi metabolizma hastalıkları da gündeme gelebiliyor. Bu belirtilerin varlığında gıda duyarlılığından şüphelenilmeli ve zaman kaybetmeden bir sağlık uzmanına danışılmalı” önerisinde bulundu.

Kesin tanı için test önemli

Hastalığın eliminasyon diyeti aracılığıyla teşhis edilebildiğini belirten Tapan, “Bu diyet planı, kişide duyarlılığa sebep olabilecek gıdaların belirli sürelerle beslenme düzeninden çıkartılıp, sonrasında yavaş yavaş tekrar dahil edilerek vücut reaksiyonlarının gözlenmesidir. Bu tür bir diyet, bireylerde hangi yiyeceklerin bahsedilen semptomlara neden olduğunu belirlemeye yardımcı olur” şeklinde konuştu.

Ancak kesin tanının, ileri teknoloji mikroarray testleriyle konabildiğinin altını çizen Doç. Dr. Serkan Tapan, “Her sağlık merkezinde bulunmayan bu testlerin tecrübeli yerlerde, uzman hekimler kontrolünde yaptırılması kıymetli. Bu testler sayesinde hastadan kan örneği alındıktan sonra ortalama 10 gün içinde kesin sonuca ulaşılabiliyor” açıklamasında bulundu.

Tedavide multidisipliner yaklaşım şart

Kronik inflamatuar hastalığı ya da irritabl bağırsak sendromu gibi fonksiyonel sindirim sistemi bozukluğu olan kişilerde gıda intoleransının daha sık görüldüğünü paylaşan Tapan, “Tanı ve tedavide birden fazla uzmanlık alanının iş birliği gerekli. Rahatsızlığın çeşitli boyutları ve etkilerinden dolayı doğru tanı koyabilmek ve etkili tedavi yöntemleri geliştirebilmek için farklı alanlardaki profesyonellerin birlikte çalışması önemli” şeklinde konuştu.

Son günlerde mide-bağırsak enfeksiyonları arttı!

Son günlerde 7’den 70’e soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonları yaygınlaşırken, özellikle çocuklarda mide ve bağırsak enfeksiyonlarına da sık rastlanıyor. Dondurucu soğuklarla birlikte kapalı ve kalabalık ortamlarda geçirilen uzun saatler virüsler ve bakterilerin kolayca ve hızlıca kişiden kişiye bulaşmasına yol açarken, bağışıklık sistemi yeterince güçlü olmayanları yatağa düşürebiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Son dönemde soğuk algınlığı virüsleri ve bazı bakterilerin neden olduğu üst solunum yolu enfeksiyonlarının yanı sıra mide ve bağırsak enfeksiyonları şikayetleri de oldukça fazla görülüyor. Rotavirüs, Norovirüs, Adenovirüs gibi virüsler ve bazı bakterilerin neden olduğu mide-bağırsak enfeksiyonları (Gastroenterit) ishal, kusma, karın ağrısı, halsizlik, hafif ateş ve sıvı kaybı gibi şikayetlere neden oluyor” diyor. Çocuklarda bağışıklık sisteminin güçlü olmasının, enfeksiyonlardan korunmada son derece önemli olduğunu vurgulayan Dr. Vatansever, çocuklarda bağışıklığı kuvvetlendirmenin ve hastalıklardan korunmanın 10 etkili yolunu anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Süheyla Yeldan Vatansever

Dr. Süheyla Yeldan Vatansever

  • Bu besinleri tüketmesine özen gösterin

Çocukların abur-cuburdan ve fast-food türü beslenme tarzından, şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak tutulması gerekir. Et, balık, yumurta, baklagiller gibi protein kaynakları bağışıklık hücrelerinin yapımı için önemlidir. Özellikle C vitamini (portakal, mandalina, kivi, brokoli) ve A vitamini (havuç, aspanak) açısından zengin gıdalar tüketilmelidir. Bağırsak sağlığı bağışıklığın yüzde 70’ini etkilediğinden bağırsak sağlığını desteklemek için yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaların tüketimi özendirilmelidir. Ceviz ve badem gibi kuruyemişler de beslenmeye dahil edilmelidir.

  • Yeterli ve kaliteli uyumasına dikkat edin

Uyku sırasında bağışıklık sistemi onarım ve yenilenme süreçlerinden geçer. Çocukların yaşlarına uygun (1-3 yaş: 11-14 saat, 3-6 yaş: 10-13 saat, 6-12 yaş: 9-12 saat) sürelerde uyuması bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde hayati öneme sahiptir. Yetersiz ve kalitesi uyku bağışıklığı zayıflatır. Uyku ortamı karanlık, sessiz ve rahat olmalıdır.

  • Spora teşvik edin

Fiziksel aktivite, kan dolaşımını artırarak bağışıklık hücrelerinin daha etkin çalışmasını sağlar. Stres seviyesini düşürerek genel sağlığı iyileştirir. Çocukların açık havada oynaması hem fiziksel hem de ruhsal sağlık için faydalıdır. Çocukların günde en az 1 saat açık havada oyun oynaması sağlanmalı, yaşa uygun spor etkinliklerine katılmaları teşvik edilmelidir.

  • Hijyen kurallarını öğretin

El hijyeni enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltır. Özellikle yemek öncesi, tuvalet sonrası ve dışarıdan geldikten sonra el yıkama alışkanlığı mutlaka kazandırılmalıdır. El hijyeninin sağlanması, gün içerisinde ellerin yüze, gözlere ve ağıza götürülmemesi mikropların vücuda girişini engeller ve enfeksiyon riskini azaltır.

  • Aşılarını ihmal etmeyin

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Bağışıklık sistemini hastalıklara karşı hazırlayan en önemli yöntemlerden biri aşıdır. Aşılar, çocukların bağışıklık sistemini belirli hastalıklara karşı hazırlayarak koruma sağlar. Çocukların aşı takvimi düzenli olarak takip edilmeli ve varsa eksik aşılar tamamlanmalıdır. Özellikle grip, zatürre gibi mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşılar düşünülmelidir” diyor.

  • Aile içi huzur ve destekleyici ortam sağlayın

Çocukların stresli durumlarda bağışıklık sistemleri zayıflar. Aile içi huzur ve destekleyici bir ortam sağlamak önemlidir. Sanat ve oyun gibi aktivitelerle rahatlamaları teşvik edilebilir. Stresin dozunda yaşandığında kişiyi tehlikelerden korumaya katkı sağladığı ama aşırı stresin sağlığa zarar verdiği öğretilmeli, stresi yönetmeyi öğretmesi konusunda gerekirse uzman desteği alınmalıdır.

  • Sigara ve kimyasal maddelerin zararlarına karşı bilinçlendirin

Sigara dumanına maruz kalmak, çocukların bağışıklığını zayıflatır ve solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlar. Evde ve çocuğun bulunduğu ortamlarda sigara içilmemesi kritik öneme sahiptir. Sigaranın ve kimyasal maddelerin zararlarına karşı bilinçlendirme çok önemlidir.

  • Yeterli su tüketmesine destek olun

Vücudun su dengesinin korunması, bağışıklık hücrelerinin etkin çalışması için gereklidir.  Çocuğun yaşına uygun miktarda su içmesi sağlanmalıdır. Su, toksinlerin vücuttan atılmasını ve bağışıklık hücrelerinin etkin çalışmasını destekler.

  • Kış güneşinden faydalandırın

D vitamini eksikliği bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir. Günde 15-20 dakika güneş ışığı almak faydalıdır. Güneş ışığı, D vitamini üretimini, D vitamini ise bağışıklık hücrelerini destekler. Kış güneşinden mutlaka faydalandırın. Gerekirse doktor kontrolünde D vitamini takviyesi yapılabilir.

  • Gelişigüzel vitamin vermeyin!

Dr. Süheyla Yeldan Vatansever “Çocuklarda vitamin kullanımı, sağlıklı büyüme ve gelişim için gerekli olabilir; ancak bu süreç dikkatle yönetilmelidir. Anne-babalar çocuklarının bağışıklık sistemlerini güçlendirmek amacıyla arkadaşlarından, internetten ya da çevrelerinden duyduklarıyla vitamin ve mineral takviyesinde bulunabiliyor. Oysa doktora danışılmadan ve çocuğun ihtiyacı olmayan bir takım ürünlerin verilmesi bazen bağışıklık sistemini fazla çalıştırarak otoimmün hastalıkları tetikleyebilir! Çocuğun ihtiyacı kan tahlilleri ve sağlık durumu değerlendirilerek belirlenmelidir. Bazı vitaminlerin uzun süre yüksek doz kullanımı vücutta birikerek zehirlenmelere yol açabilir. Bu durum, özellikle büyüme ve gelişme çağındaki çocuklar için ciddi sağlık riskleri oluşturabilir” diyor.

Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçının

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Vatansever, antibiyotiklerin gereksiz yere kullanılmasının bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini ve bağırsak florasını bozabildiğini belirterek şöyle diyor: “Her soğuk algınlığı veya öksürükte antibiyotik kullanılmamalı, antibiyotikler sadece doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı, bağışıklık sistemini zayıflatır ve dirençli bakterilerin oluşmasına yol açar.”

TAG Heuer’den özel koleksiyon

TAG Heuer’in sınırlı sayıda üretilen Formula 1 Chronograph x Oracle Red Bull Racing saati, yarış dünyasındaki 20 yıllık Red Bull kültürünü kutluyor.

Sınırlı sayıda üretilen TAG Heuer Formula 1 kronografı, koleksiyonda en ön sıraya yerleşmeye hazırlanıyor.
20. sezon ve takım logoları, Oracle Red Bull Racing’in kutlamasını devam ettiren kasa arkasında 20 yıllık benzersiz yolculuğa dair özel bir hatıraya dönüşüyor. Tasarımın yalnızca 3.000 adet üretildiği bilgisi, kasa arkasında “ONE OF 3000” ifadesiyle belirtiliyor. Saat; konfor, stil ve performansı bir arada sunan mavi kauçuk kayışla tamamlanıyor. Kendisi gibi cesur ve dinamik görünümlü kutusunu ise 20. sezon logosu ve Oracle Red Bull Racing’in canlı renkleri taçlandırıyor.

Haftada iki gün balık tüketmeniz çok önemli!

Kış aylarında havaların soğumasıyla beraber grip, larenjit ve farenjit gibi solunum yolu hastalıklarına yakalanma riskimiz artıyor. Zira, bu dönemde, yeteri kadar havalandırma veya temiz hava sirkülasyonu sağlanamayan kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmemiz mikropların hızlıca bulaşmasına neden oluyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, dolayısıyla kış aylarında hastalıklara karşı en etkili silahımız olan bağışıklık sistemimizi güçlü tutmanın oldukça önem kazandığına dikkat çekerek, “Bağışıklık sistemimizin güçlü kalabilmesi için yeterli ve dengeli beslenmemiz önem kazanmaktadır. Kış aylarında tek bir besin grubuna odaklanmak yerine,  her besin grubundan ve mevsimine uygun beslendiğimizden emin olmamız gerekmektedir” diyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman

Taze sebze – meyve tüketimine özen gösterin

Taze sebze ve meyveler çoğunlukla vitamin, mineral ile antioksidanlar bakımından oldukça zenginler. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bağışıklık sistemimizin güçlü kalması için çok çeşitli vitamin ve minerallere ihtiyaç duyduğumuzu belirterek, “Tümünü yeterli ve dengeli alabilmek için çeşitli gıdalarla beslenmek önemlidir. Diyabet hastalığı veya meyve alımına engel başka bir hastalık yoksa, günde 2 porsiyon meyve tüketilmelidir. Bir porsiyon meyve yaklaşık bir yumruk büyüklüğüdür. Sebzeler ise her öğüne mutlaka eklenmelidir” diyor.

Vitamin ve mineral kaybını önleyin

Taze sebze ve meyveler farklı türlerde vitamin ve mineral içeriyorlar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, ancak ısı ve havayla temas ettiğinde ya da hatalı pişirme teknikleri kullanıldığında vitamin-mineral kaybı yaşanabildiğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle, örneğin tahıllarda bulunan B grubu vitaminlerinin kaybolmaması için makarna ve kuskus gibi tahılları, suyunu çektirerek pişirmek gerekir. Bu sayede suya geçen ve suyu döktüğümüzde kaybedebileceğimiz vitaminler korunmuş olacaktır. Brokoli C vitamininden zengin bir sebzedir ve C vitamini kayıplarını minimuma indirmek için buharda pişirme yöntemi tercih edilmelidir. Portakal, mandalina veya taze yeşil sebzelerde bulunan C vitamini de ısı ve hava temasına karşı hassastır. Dolayısıyla çiğ tüketilmesi mümkün olan besinleri iyice yıkayarak temizliğinden emin olduktan sonra hemen tüketmek faydalı olacaktır. Yine C  vitamininden zengin portakal ve mandalina gibi meyveler de kabuğu soyulduktan sonra havayla temasını azaltmak için bekletmeden yenilmelidir”

Bağırsak sağlığını önemseyin

Probiyotikler sağlığı olumlu yönde etkileyen ve vücuda alındıklarında bağırsağa canlı şekilde ulaşabilen mikroorganizmalardır. Bağırsak duvarı normalde patojen ve toksik mikroorganizmaların vücuda girmelerini engelliyor. Bağırsaktaki sağlıklı bakterilerin sayısının artması bağırsakların bu koruyucu görevini destekliyor.  Kötü beslenme alışkanlıkları veya diğer faktörlerden ötürü bağırsak florasının bozulması ise bağırsağın geçirgen hale gelmesine, dolayısıyla koruyucu görevini yerine getirememesine yol açabiliyor. Bu nedenle kefir veya probiyotik yoğurt gibi besinlerle bağırsak sağlığınızı, dolayısıyla bağışıklık sisteminizi desteklemeyi ihmal etmeyin.

Makro besin gruplarını dengeli şekilde alın

Protein, yağ ve karbonhidrat gibi makro besin grupları bağışıklık sistemini güçlü tutmak için bir uyum halinde çalışıyorlar. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, bu nedenle herhangi birinin eksikliğinin bağışıklık sisteminin çalışmasını olumsuz yönde etkileyebileceğine dikkat çekerek, “Kilo kontrolü veya başka sebeplerden ötürü ekmek ve makarna gibi karbonhidrat içeren besinlerden kaçınmak büyük bir hata. Zira bu davranış primer enerji kaynağı olan karbonhidratların eksikliğine neden olup, bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Bağışıklık sistemi hücreleri farklı dönemlerde farklı makro besin gruplarını öncelikli olarak kullanabiliyorlar. Dolayısıyla tüm makro besin gruplarını düzenli ve dengeli olarak almak önemlidir” diyor.

Renklerin gücünden faydalanın

Renkli meyve ve sebzelerdeki vitaminler ile antioksidanlar bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyorlar.  Beslenmenizde farklı renkte besinler tüketmeye özen gösterin. Örneğin, ayvada bulunan C vitamini, balkabağında bulunan A vitamini, narda bulunan antosiyanin gibi maddeler antioksidan etkileriyle bağışıklık sisteminin güçlenmesinde rol oynuyorlar.

Haftada iki kez balık çok önemli, çünkü…

Omega 3 ve balıkta bulunan taurin ile triptofan gibi  diğer bileşenler bağışıklık sistemini düzenliyorlar. Ayrıca balık düzenli olarak tüketildiğinde bağırsaktaki yararlı bakteri sayısının artışına ve bu sayede de bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, balık mevsiminde olmanın avantajını kullanarak haftada 2 kez balık tüketmeye özen göstermemiz gerektiğini söylüyor.

Su içmek için susamayı beklemeyin

Yeterli su tüketimi toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına  destek olarak bağışıklık sistemimizin güçlenmesinde etkili oluyor. Bu nedenle gün içerisinde su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Ancak su içmek için susamayı beklemeyin, zira susama refleksi vücudun su kaybetmeye başladığına işaret ediyor.  Günlük içmeniz gereken su miktarınızı kilonuzu 30 ml ile çarparak bulabilirsiniz.

Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mı?

Dünyanın en popüler içeceklerinden biri olan kahve, birçok insanın güne başlama ritüelinin bir parçası. Ancak, kahvenin sağlıklı bir alışkanlık olup olmadığı konusundaki tartışmalar devam ediyor.

Kahvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve sabah kahvesi alışkanlığının avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendiren Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, kahvenin bazı potansiyel sağlık yararları olsa da bazı dezavantajlarının da bulunduğunu söyledi. “Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mıdır?” sorusuna Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Bu sorunun cevabı birkaç faktöre bağlıdır. Genel olarak, orta düzeyde kahve tüketiminin (günde yaklaşık 3-5 fincan) çoğu insan için güvenli olduğu gösterilmiştir.” diye yanıt verdi.

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi (İngilizce) Tıbbi Biyokimya Bölümünden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, kahvenin sağlık üzerindeki etkilerini ve sabah kahvesi alışkanlığının avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendirdi.

Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin

Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin

Sağlıklı olup olmadığı konusunda devam eden bir tartışma var!

Kahvenin, dünyanın en popüler içeceklerinden biri olduğunu ve birçok kişinin güne bir fincan kahve ile başladığını anlatan Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahvenin bazı sağlık yararları olduğu gösterilmiş olsa da güne bir fincan kahve ile başlamanın sağlıklı olup olmadığı konusunda devam eden bir tartışma var.” dedi.

Kahvenin faydaları…

Kahvenin, zihinsel uyanıklığı artırabilen ve bilişsel performansı iyileştirmeye yardımcı olabilen uyarıcı olan kafein içerdiğini ifade eden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kafeinin ayrıca metabolizmayı hızlandırdığı, enerji seviyelerini artırdığı ve atletik performansı iyileştirdiği gösterilmiştir. Ek olarak, kahve iltihabı azaltmaya ve hücre hasarına karşı korumaya yardımcı olabilen antioksidanlar açısından zengindir. Çalışmalar ayrıca kahvenin başka sağlık yararları da olabileceğini göstermiştir. Örneğin, bazı araştırmalar kahve tüketiminin Tip 2 diyabet, karaciğer hastalığı ve belirli kanser türleri geliştirme riskini azaltabileceğini öne sürmüştür. Ancak, bu alanlardaki kanıtlar kesin değildir ve kahvenin sağlık etkilerini tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.” diye konuştu.

Kahvenin dezavantajları…

Kahvenin bazı potansiyel sağlık yararları olsa da bazı dezavantajlarının da olduğunu dile getiren Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahveyle ilgili en büyük endişelerden biri kafein içeriğidir. Çok fazla kafein tüketmek sinirlilik, kaygı ve uykusuzluk gibi yan etkilere yol açabilir. Ek olarak, kafein kan basıncında ve kalp atış hızında geçici bir artışa neden olabilir ve bu da kardiyovasküler sorunları olan kişiler için sorunlu olabilir.” şeklinde konuştu.

Hassas midesi olan kişiler için aç karnına kahve içmek sorun…

Kahveyle ilgili bir diğer endişenin ise asitliği olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Kahve asitli bir içecektir ve asit reflü ve mide ekşimesi gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Hassas midesi olan kişiler için aç karnına kahve içmek özellikle sorunlu olabilir.” ifadesinde bulundu.

Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mıdır?

“Güne bir fincan kahveyle başlamak sağlıklı mıdır?” sorusuna ilişkin de Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, “Bu sorunun cevabı birkaç faktöre bağlıdır. Genel olarak, orta düzeyde kahve tüketiminin (günde yaklaşık 3-5 fincan) çoğu insan için güvenli olduğu gösterilmiştir. Ancak hamile olan, kardiyovasküler sorunları olan veya kafeine karşı hassasiyeti olan kişiler kahve tüketimlerini sınırlamak veya tamamen kaçınmak isteyebilirler.” dedi.

Kahveye şeker veya krema eklemeyin!

Prof. Dr. Nilgün Tekkeşin, güne bir fincan kahveyle başlamayı seven birinin bunu daha sağlıklı bir alışkanlık haline getirmek için yapılabilecek birkaç şey olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Öncelikle, kahvenize şeker veya krema eklemekten kaçının, çünkü bunlar ekstra kalori ekleyebilir ve kilo alımına katkıda bulunabilir. Bunun yerine, biraz badem sütü eklemeyi veya kahvenizi sade içmeyi deneyin.

Vücudunuzun kahveye nasıl tepki verdiğine de dikkat etmelisiniz. Sinirlilik veya kalp çarpıntısı gibi olumsuz yan etkiler yaşıyorsanız, kahve tüketiminizi sınırlamak veya kafeinsiz kahveye geçmek isteyebilirsiniz. Ek olarak, asit reflü gibi sindirim sorunları yaşıyorsanız, aç karnına kahve içmekten kaçınmak veya daha düşük asitli bir kahve karışımına geçmek isteyebilirsiniz.”

Güne kahve ile başlamak…

Tıbbi Biyokimya Uzmanı Prof. Dr.  Nilgün Tekkeşin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Güne bir fincan kahveyle başlamak, ölçülü tüketildiği ve olumsuz yan etkilere neden olmadığı sürece birçok kişi için sağlıklı bir alışkanlık olabilir. Kahvenin bazı potansiyel sağlık yararları olsa da kafein içeriği ve asitliği gibi dezavantajlarının farkında olmak önemlidir. Güne bir fincan kahveyle başlama kararı kişisel bir karardır ve kişisel tercihlere ve sağlık endişelerine dayanmalıdır.”

“Last Weekend”

“Last Weekend”, sekiz sanatçının eserlerinden oluşan özel bir seçkiyle, 28-29 Aralık tarihlerinde keyifli bir açılış/yeni yıl partisiyle 8artı1 Galeri’de sanatseverlerle buluştu.

Küratörlüğünü Koray Arman’ın üstlendiği sergide Anıl Taşezen, Burcu Batmaz, Ece Haskan, Eda Çığırlı, Lali Binyatova, Orçun Beslen, Pınar Birim ve Sarp Süerdaş’ın eserleri yer alıyor. “Ulaşılabilir sanat” fikri ve konseptiyle yola çıkılan sergide eserlerin tümü 10.000 TL üst limitle sergileniyor ve satışa çıkıyor. 2024’ün son seçkisinin yer aldığı sergi, eserlerin erişilebilir rakamlarla sanatseverlere sunulduğu bir “sanat pazarı” olma özelliği taşıyor.

Karma sergisi, 5 Ocak 2025 tarihine kadar 13.00-19.00 saatleri arasında 8artı1 Galeri’de görülebilir.

Vasili Vasilyeviç Kandinsky “Mavi Süvari’nin Yolculuğu”

Cermodern’in dijital gösteri alanı Flow Dijital Sahne, 5 Ocak – 30 Mart tarihleri arasında yirminci yüzyılın ikonik isimlerinden Vasili Vasilyeviç Kandinsky’yi konuk ediyor.

Kandinsky’nin sanatsal yolculuğunu ve sanat anlayışını hikayeleştiren bir yorumla izleyicilere sürükleyici bir deneyim sunacak olan Sergi, aynı zamanda modern sanatın dönüm noktasına da farklı bir bakış açısı sunuyor.

Kandinsky: Mavi Süvarinin Yolculuğu adıyla izleyiciyle buluşacak olan Sergi, dönemin entelektüel ortamında büyük yankı uyandıran Mavi Süvari akımının Kandinsky ve Franz Marc tarafından kabul görmüş olan simgesel karşılığını desen, renk, ışık ve müzik aracılığıyla izleyiciyle buluşturacak, özellikle müzik ve renk bileşiminde soyut sanata yön veren en önemli köşe taşlarından biri olan Kandinsky’i derinlemesine tanıma imkânı sunacak.

Zirvede büyük eğlence

Dünyanın en uzun kayak pistlerinden birine ve sadece Alplerde bulunan kristal kar kalitesine sahip Kars Sarıkamış’ta yeni yıl heyecanı yaşandı. Kars Sarıkamış’ta bulunan Duja Chalet yeni yıla, şölen tadında eğlence programı ile girdi.

Misafirler, dans gösterileri, havai fişek şovu ve sevilen sanatçı Sinan Güleryüz’ün eğlenceli performansı ile yeni yıla merhaba dedi.  Sarıkamış’ta kar yağışı ve pistlerin açılması ile kayakseverler ve yılbaşını kristal kar ile kutlamak isteyen tatilciler Duja Chalet’e büyük ilgi gösterdiler.

Duja Chalet

Duja Chalet, sezonu 19 Aralık 2024 tarihinde açtı

Üstün hizmet anlayışı ile destinasyon olarak Sarıkamış’ı da ön plana çıkarmayı hedefleyen Duja Chalet, 144 odası, kapalı yüzme havuzu, 500 kişilik toplantı salonu ve çocuk kulübü ile bu sezon da misafirlerine hizmet veriyor. Duja Chalet misafirleri bu sezon diğer sezonlardan farklı olarak, belirli zamanlar için ücretsiz temel kayak eğitim dersi alabilecekler. Ayrıca kayak tutkunu misafirleri için konaklamaları boyunca skipassleri ücretsiz. Her gün 16:00’da başlayan after ski partileri ile kayak yorgunluğu eğlenceye dönüşecek.

Duja Chalet

25 kilometre uzunluğunda olan 9 adet pis

Toplam uzunluğu 25 kilometre olan 9 adet pist bulunan Sarıkamış’ta, pistlerin ikisi zirveden Karanlıkdere mevkiine, pistlerin beş tanesi zirveden 1. Etap mevkiine, diğer iki pist de zirveden otele kadar uzanıyor. Başlangıç pisti, 1 Kolay Pist, 3h Orta Pist, 3 Zor Pist bulunuyor. Ayrıca çevre uzunluğu 50 kilometre olan ve 5 kilometresi Uluslararası Cross Country Federasyonu tescilli Cross Country Pisti de kayak tutkusunu bir şölene dönüştürüyor.

Yeni yıl, temiz bir sayfa için fırsat!

İnsanların belli dönemleri birer dönüm noktası olarak görmeye yatkın olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, araştırmalara göre insanların yeni bir haftanın, ayın ya da yılın başlangıcını, değişim ve gelişim için ideal bir zaman olarak algıladığını söyledi.

Yeni yılda alınan kararların sürdürülebilir olması için hedeflerin doğru belirlenmesi gerektiğine vurgu yapan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Hedefe giden yolda motivasyonu yıl boyunca yüksek tutmak için de hedefleriniz görünür olmalı, kendinizi ödüllendirmeli, anı kutlamalı ve esnek olmalısınız.” dedi. Realist olmak gerektiğini de hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Aynı anda birden fazla hedef belirlemek cazip olabilir, ancak çok yüklenmek tükenmişliğe neden olur. Önceliklerinizi belirleyin ve kademeli ilerleyin.” şeklinde konuştu.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yeni yılda yeni kararlar almak isteyenlere, kararlılıklarını sürdürebilmeleri ve motivasyonlarını koruyabilmeleri için önerilerde bulundu.

Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir

Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir

Yeni yılda etkili ve sürdürülebilir kararlar almak mümkün!

Yeni yılın, yeni bir başlangıcın şifresi olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Takvim yapraklarının yenilenmesi, bizlere de yenilenme fırsatı sunulduğu hissini uyandırır.” dedi.

Psikoloji biliminin, bu ‘temiz sayfa etkisi’ni açıklarken, insanların belli dönemleri birer dönüm noktası olarak görmeye yatkın olduğunu belirttiğini aktaran Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Araştırmalar, yeni bir haftanın, ayın ya da yılın başlangıcını, değişim ve gelişim için ideal bir zemin olarak algıladığımızı gösteriyor. Ancak çoğu zaman yeni yıl kararları çok çabuk unutulur. Alınan kararların sadece yüzde 8’inin gerçekleştirildiği çalışma sonuçlarında karşımıza çıkıyor. Peki, etkili ve sürdürülebilir kararlar almak mümkün mü? Elbette!” şeklinde konuştu.

S.M.A.R.T hedefler belirleyin…

Yeni yılda daha bilinçli kararlar almak için atılabilecek adımlardan bahseden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, şunları söyledi:

“Hedeflerinizi özel (Specific), ölçülebilir (Measurable), ulaşılabilir (Achievable), ilgili (Relevant) ve zamana bağlı (Time-bound) olacak şekilde planlayın. Örneğin, ‘sağlıklı yaşam’ yerine ‘haftada 3 kez 30 dakikalık yürüyüş yapacağım’ gibi somut hedefler koyun. Değişim, küçük adımlarla başlar. Büyük değişimler yerine günlük rutinleri değiştirin. Her gün bir şeyi yüzde 1 daha iyi yapmaya çalışın. Hedeflerinizi bir dostunuzla paylaşın ya da sizi destekleyecek bir topluluğun parçası olun. Bu motivasyonu güçlendirir. Karşılaşabileceğiniz engelleri önceden düşünün. ‘Bu ay diyeti bozmamam için neler yapabilirim?’ gibi sorularla, olası zorluklara çözüm geliştirin.”

Hedeflerinizi görünür tutun, kendinizi ödüllendirin…

Motivasyonu yıl boyunca yüksek tutmak için hedefleri görünür kılmanın önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yazı tahtasına, ajandanıza ya da telefon ekranına hedeflerinizi yazın. Görünür olması, gündelik hayatta hatırlamanızı kolaylaştırır.” dedi.

Kendini ödüllendirmek, anı kutlamak ve esnek olmanın da motivasyonu yüksek tutmada etkili yöntemler olduğunu dile getiren Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ulaştığınız her küçük hedef sonrasında kendinize bir ödül verin. Örneğin, sevdiğiniz bir filmi izlemek ya da kendinize küçük bir hediye almak gibi. Geçmişte yaptıklarınızı hatırlayarak kendinizi motive edin. ‘Geçen yıl ne başarılar elde ettim?’ sorusuyla, ilerlemenin mümkün olduğunu kendinize hatırlatın. Beklenmedik durumlar planlarınızı bozabilir. Ancak bu tamamen vazgeçmek anlamına gelmez. Hedeflerinizi güncellemekten ya da yeniden başlamaktan korkmayın.’ önerisinde bulundu.

Aynı anda birden fazla hedef belirlemek tükenmişliğe neden olabilir!

Zihinsel ve fiziksel sağlığın birbiriyle bağlı olduğuna dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Meditasyon, yoga ve nefes egzersizleri gibi teknikler hem stresi azaltabilir hem de fiziksel olarak rahatlık sağlayabilir. Beden ve zihin sağlığını beraber desteklemek önemlidir.” dedi.

Aynı zamanda realist olmanın hayal kırıklıklarının önüne geçeceğini de hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, sözlerini şöyle tamamladı:

“Aynı anda birden fazla hedef belirlemek cazip olabilir, ancak çok yüklenmek tükenmişliğe neden olur. Önceliklerinizi belirleyin ve kademeli ilerleyin. Yeni yıl, değişim için bir davettir. Ancak bu daveti gerçekleştirmek sizin elinizde. Kendi potansiyelinize inanın ve bu yılı kendinizin en iyi versiyonuna ulaşmak için bir fırsat olarak görün. Unutmayın, büyük değişimler, küçük adımlarla başlar.”

 

2024’ün X’te En Çok Konuşulan Erkek Oyuncular

2024’te X platformunda (Twitter) en çok konuşulan erkek oyuncuları araştırdı. 16 milyonu aşkın paylaşıma konu olan Halil İbrahim Ceyhan’ın birinci olduğu listede Halit Özgür Sarı ikinci, Bertan Asllani ise üçüncü sıraya yerleşti.
Gelişmiş yapay zekâ araçları ve deneyimli editör kadrosuyla sosyal medyayı hızlı, yenilikçi ve kapsamlı bir şekilde ölçümleyip raporlayan Medya Takip Merkezi bu kez de 2024’te en çok konuşulan erkek oyuncuları mercek altına aldı.

İşte eski adıyla Twitter yeni adıyla X platformunda, geride bırakmaya hazırlandığımız 2024’te en çok konuşulan erkek oyuncular listesi.
Listenin zirvesinde, Leyla dizisinde Tufan karakterini canlandıran Halil İbrahim Ceyhan yer alıyor. Ceyhan, performansıyla yıl boyunca büyük beğeni topladı ve X’te 16 milyon 200 bin paylaşıma konu oldu. İkinci sırada, Yabani dizisinde Yaman karakterini canlandıran Halit Özgür Sarı bulunuyor. Sarı, dizideki oyunculuğuyla izleyiciden tam not aldı ve X’te 4 milyon 794 bin 300 kez konuşuldu.
Yabani dizisinde Alaz karakterini canlandıran Bertan Asllani de üçüncü sırada yer alıyor ve X’te 4 milyon 55 bin 700 kez gündeme geldi. Dördüncü sırada, 2025’te Netflix’te izleyici karşısına çıkmaya hazırlanan Old Money dizisinde rol alan Emir Taro Tekin bulunuyor. Dizide canlandıracağı Arda Bulut rolüyle büyük merak uyandıran oyuncu, toplam 3 milyon 628 bin 500 paylaşıma yansıdı.

Beşinci sırada ise Yalı Çapkını dizisinde Ferit Korhan karakterini canlandıran Mert Ramazan Demir yer alıyor. Demir, sergilediği performansla büyük beğeni topladı ve X platformunda 3 milyon 55 bin 900 kez konuşuldu. Altıncı sırada finali yayınlanan Güzel Aşklar Diyarı dizisinde Arhan Alaca karakterini canlandıran Burak Berkay Akgül yer alıyor. Yeteneğiyle dikkat çeken Akgül 2 milyon 243 bin 100 içerikte yer aldı.

Yedinci sırada, Rüzgârlı Tepe dizisinde Halil karakterini canlandıran Gökberk Yıldırım bulunuyor. Sergilediği rol kabiliyetiyle beğeni toplayan Yıldırım X’te 2 milyon 32 bin 700 iletide yansıma buldu. Sekizinci sırada, final yapan Kardeşlerim dizisinde Berk Özkaya karakterini canlandıran Recep Usta yer alıyor. Usta, yıl boyunca X’te 1 milyon 836 bin 800 paylaşıma konu oldu.
Dokuzuncu sırada, Hudutsuz Sevda dizisinde Halil İbrahim Karasu karakterini canlandıran Deniz Can Aktaş bulunuyor. Aktaş, performansıyla dikkat çekti ve X platformunda 1 milyon 653 bin 400 kez konuşuldu. Onuncu sıraya ise 1 milyon 624 bin 800 paylaşımla Emanet dizisinde Yaman Kırımlı karakterini canlandıran Gökberk Demirci yerleşti.
Bu yılın en çok konuşulan diğer oyuncuları arasında 1 milyon 603 bin 100 paylaşıma konu olan Yiğit Koçak ve 1 milyon 500 bin paylaşıma konu olan Akın Akınözü ise bir milyon barajını aşan performanslarıyla X’te geniş yankı uyandırdı.