Yazılar

Güncel Gürsel Artıktay ile “Her Şey Yolunda”

Güncel Gürsel Artıktay, heyecanla beklenen “Başka Bir Yerde, Başka Bir Rüzgârda” albümünden önce gelen üçüncü şarkısı “Her Şey Yolunda” ile müzikseverlerle buluşuyor.

Sözleri ve bestesi Güncel Gürsel Artıktay ait olan “Her Şey Yolunda”, Kerem Çakıroğlu’nun düzenlemesiyle birlikte ikilinin muazzam uyumu ve özgün sound’u ile dinleyicileri derinlemesine etkiliyor. “Her Şey Yolunda”, baharın taze havasıyla başlarken, şarkının sıcak melodisi ve derin anlamı, her şeye rağmen hayatta kalan umudu ve dayanışmayı yansıtıyor. Güncel Gürsel Artıktay şarkısı hakkında şu ifadeleri paylaşıyor: “Tanıdık bir nefesle ve baharın kokusuyla başlayan hikaye, umudu yine bu topraklardan yeşertiyor. Bu güneş, ona dokunmak isteyenleri sıcacık sararken, gözlerini kamaştırıyor. Gözlerimizde bir ışık, içimizde bir ferahlık beliriyor. Kadehlerimizi doldurup, ekmeğimizi paylaştığımız bu sofrada aklıma düşüyorsan eğer, her şeye rağmen: ‘Her Şey Yolunda.'” Sanatçının yakında çıkacak albümü “Başka Bir Yerde, Başka Bir Rüzgârda”, Anadolu’nun unutulan itibarını yeniden hatırlatmayı hedeflerken, kadim toprakların kültürel mirasına saygı duruşunda bulunuyor. Albüm, zamanın ve mekanın sürekli bir akış içinde olduğunu, bu değişimlerin kaçınılmaz bir şekilde umut barındırdığını vurguluyor.

Vildan Demir’den yeni tekli

Vildan Demir, modern pop müziğe derinlik ve yenilik katan kendi imzasını attığı ilk teklisi “Aşk Çoktan Ölmüş” ile müzikseverlerin karşısına çıkıyor.

Sony Music Türkiye etiketiyle yayınlanan şarkı, modern pop sound’u ve etkileyici sözleriyle dinleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Sözleri Günay Çoban’a, müziği ve düzenlemesi ise Turaç Berkay Özer’e ait olan bu şarkı, biten aşklara dair güçlü bir hikaye anlatımı sunuyor. Pop müziğin dinamiklerini cesur ve güncel bir yaklaşımla yeniden yorumlayan Vildan Demir, kendi tarzını ve duygusal gücünü şarkısıyla etkili bir şekilde yansıtıyor. Gökhan Özdemir tarafından çekilen klipte ise duruşu ve performansıyla göz dolduran sanatçı, şarkıya kattığı enerji ve içtenlikle, izleyiciyi etkiliyor.

Perri Karaköy’den Sevgililer Günü’ne özel menü

Perri Karaköy, 14 Şubat gecesi Haliç manzarası ve özel lezzetlerle çiftleri romantik bir akşam yemeğinde buluşturuyor. Sevgililer Günü özel menüsü, Yıldız Asyalı’nın keman eşliğinde sahne performansı ve DJ Emrah’ın geceye özel müzik seçkileriyle lezzet, eğlence ve romantizm Perri Karaköy’de…

Perri Karaköy

Şık ve zarif konseptini özel tatlar ile buluşturan Perri, dünya mutfağından özgün yemekler, aromatik kokteyller ve keyifli müziklerle kaliteli vakit geçirmenin yeni adresi…

Mekan Sevgililer Günü özel programıyla da oldukça iddialı… Şef Onur Kutluca’nın yaratıcı dokunuşlarıyla hazırlanan Sevgililer Günü özel menüsü tam bir lezzet serüvenine dönüşüyor.

Perri Karaköy

Sevgililer Günü Özel Menü

AMUSE BOUCHE

Tuzsuz Tereyağı,Türk Kahvesi,Portakallı Uçan Balık Havyarı,Mor Reyhan Yağı

SOĞUK BAŞLANGIÇ

Mersin Karides Ceviche,Mango Püresi,Narenciye Segment,Arnavut Biberi,Karpuz Kapari

PEYNİR ÜÇLEME

Yerli Peynir Çeşitleri,Kuru Kayısı Ve Kuru İncir Püresi,Mor Reyhan,Fesleğenli Grissini

SICAK BAŞLANGIÇ

Kuzu Confit Ve Kestane Mantar Dolgulu Ravioli,Pancarlı Krem Sos,Kızarmış Taze Otlar

ANA YEMEK

Dana Yanağı Tiftik,Trüf Yağlı Tatlı Patates Püresi,İstiridye Mantarı Izgara,Dana Jü Sos

TATLI

Frambuaz Mus,Zencefilli Sünger Kek,Ruby Çikolata,Orman Meyveleri Sos

MEYVE

Egzotik Meyve Tabağı Ve El Yapımı Dolgulu Belçika Çikolatası

Perri Karaköy

Adres: Arap Camii Mah., Bankalar CadNo.21

Rezervasyon: 0539 361 99 99

Türk Rock müziğinin güçlü sesi Emre Aydın’dan yeni sürpriz

Son teklisi “Herkes Mi Terk Etmiş?” ile dinleyicilerinden yine tam not almayı başaran sevilen sanatçı, dinleyicilerini bekletmeden yeni teklisi ile müzikseverlerle buluşuyor.

Türk Rock müziğinin en önemli isimlerinden Emre Aydın, yeni teklisi “Bir Şişe Kırmızı” ile  Sony Music Türkiye etiketiyle dinleyicilerle buluştu. Kariyerine başladığı ilk günden itibaren geniş bir hayran kitlesine ulaşan sanatçı, yıllar içinde müzik dünyasına unutulmaz eserler kazandırmayı sürdürüyor. Söz ve müziği Emre Aydın’a ait olan şarkının düzenlemesi ise Burak Bedirli tarafından yapıldı. Yayınlanır yayınlanmaz dikkat çeken parçanın video klibinde de Emre Aydın rol alıyor. Türk Rock müziğinde kalıcı bir yer edinen Emre Aydın’ın yeni teklisi “Bir Şişe Kırmızı” tüm dijital platformlarda, klibi ise Emre Aydın’ın YouTube kanalında müzikseverleri bekliyor!

Vegan beslenmenin en büyük nedeni de aile ve çevre baskısı…

Vegan beslenmenin, hem faydaları hem de zararları olduğuna dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Zayıflamaya yardımcı olmak, tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltmak gibi faydaları varken, vücut bağışıklığının zayıflaması, kansızlık, unutkanlık artışı, yorgunluk, kemik hastalıkları, ruhsal hastalıklar riskini arttırmak gibi riskleri de vardır.” dedi. Çoğu vegan bireyin depresif hissetmeye daha meyilli olduğuna vurgu yapan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Bu durumun muhtemel nedenleri olarak aile ve toplum baskısı nedeniyle dışlanma korkusu, sürekli her ortamda kendilerini birilerine uzun uzun açıklama ve kabul ettirme zorunluluğu hissetmeleri, tercihlerine saygı duyulmaması, anlaşılamamaları nedeniyle yalnız hissetmeleri ve önyargılara maruz kalmaları sayılabilir.” açıklamasını yaptı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, vegan beslenmenin ruh sağlığı üzerindeki etkisinden bahsetti.

Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl

Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl

Veganizm birçok kişi için vicdani gelişimin bir parçası…

Vejetaryen bireylerin yüzde 10’unun vegan bireylerden oluştuğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “‘Dünya Hayvan Vakfı’ verilerine göre, dünya genelinde vegan yaşam tarzını benimseyen yaklaşık 90 milyon birey bulunuyor. Buradan hareketle dünya nüfusunun yüzde 1,1’inin vegan olduğu söylenebilir. Vegan bireylerin büyük çoğunluğu, kadınlardan oluşuyor.” dedi.

Veganizmin, diğer diyetlerden farklı olarak, sadece bir ‘beslenme’ çeşidi olarak görülmediğini hatırlatan Dr. Mert Sinan Bingöl, “Veganizm aynı zamanda hayvanların ‘yaşam haklarını savunan’ etik ve politik bir anlayışın ürünüdür. Birçok birey açısından, vicdani gelişimin bir parçası olarak görülür. Veganlar, et ve hayvanlardan elde edilen süt ve süt ürünleri, bal, yumurta gibi hiçbir ürünü tüketmezler. Bazı veganlar, hayvan kaynaklı ipek, deri, yün gibi giysileri ve hayvansal yağ içeren sabunları da kullanmazlar. Hatta vegan bireyler sirk, boğa güreşi, hayvanat bahçesi gezisi ve at yarışları gibi etkinliklere katılmayı etik bulmazlar.” açıklamasını yaptı.

Vegan beslenme depresif süreçleri tetikliyor!

“Vegan beslenmenin, bir taraftan zayıflamaya yardımcı olmak, tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltmak gibi faydaları varken, öte yandan vücut bağışıklığının zayıflaması, kansızlık, unutkanlık artışı, yorgunluk, kemik hastalıkları, ruhsal hastalıklar riskini arttırmak gibi riskleri de vardır.” diyen Dr. Mert Sinan Bingöl, şunları söyledi:

“Bildiğimiz gibi duygularımız yediğimiz besinleri etkiler, yediğimiz besinler de duygularımızı etkiler. Beslenme ile psikiyatrik bozukluklar arasındaki en güçlü ilişki ‘depresyon’ riski için bulunmuştur. Vegan tipi beslenmenin, bireylerde protein, kalsiyum, demir, çinko, B12 vitamini, D vitamini, yağ asitleri açısından yetersizlikler oluşturması nedeniyle beyin kimyasallarını olumsuz etkilediği ve depresif süreçleri tetiklediği bilinmektedir.”

Vegan beslenen bireylerin en büyük sorunu tercihlerine saygı duyulmaması…

Vegan beslenmenin ruh sağlığına en olumlu etkisinin, bireyin sadece kendisini değil, aynı zamanda başka bir canlının yaşama hakkını önemseyerek vicdani duruş sergilemesi olduğunu aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, “Diğer canlıların yaşam koşullarına değer vererek saygı göstermesinin sonucunda, kişiye anlamlı bir yaşam sunar.” dedi.

Bunun dışında çoğu vegan bireyin depresif hissetmeye daha meyilli olduğuna vurgu yapan Dr. Mert Sinan Bingöl, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durumun muhtemel nedenleri olarak aile ve toplum baskısı nedeniyle dışlanma korkusu, sosyal ortamlardan kaçınma, vegan ürünlere ulaşmanın maddi güçlükleri ve kısıtlı erişim, sürekli her ortamda kendilerini birilerine uzun uzun açıklama ve kabul ettirme zorunluluğu hissetmeleri, duygularını çoğu zaman bastırmak zorunda kalmaları, tercihlerine saygı duyulmaması veya tercihlerinin sorgulanması, anlaşılamamaları nedeniyle yalnız hissetmeleri, aşağılanma, önyargılara maruz kalma sayılabilir. Tüm bunların sonucunda, birey, kendisini değersiz ve ötekileştirilmiş olarak hissetmektedir. Araştırmalar, bu tarz olumsuzlukların bazı vegan bireyler üzerinde depresyon, kaygı, stres, öfke gibi psikososyal riskler oluşturduğu sonucuna varılmıştır.”

Bazı çalışmalarda vegan tipi beslenmenin depresif belirtileri azalttığı yönünde bulgular elde edildiğini hatırlatan Dr. Mert Sinan Bingöl, çoğu çalışmayla da hem diyetteki demir, B12, demir, çinko, Omega-3 yağ asitlerinin eksikliği nedeniyle, hem de bireysel, ailesel ve çevresel zorluklar nedeniyle vegan bireylerin depresyon riskinin arttığı sonucuna varıldığını kaydetti.

Vegan bireylerin, ruhsal sorunları aşmaları için öneriler…

Vegan beslenmenin hem yararı hem zararı görülebildiğine vurgu yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mert Sinan Bingöl, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bireylerde protein, kalsiyum, demir, çinko, B12 vitamini, D vitamini, yağ asitleri açısından yetersizlikler görülmemesi için, bu beslenme tarzının diyetisyen kontrolünde uygulanması gerekir. Diyetlerindeki besin içeriklerinin dengeli olması, düzenli uyku ve düzenli egzersiz yapmaları önemlidir. Ayrıca vegan bireylerin, sıklıkla ailelerinden olumsuz tepkiler almaları nedeniyle, daha fazla üzüntü, öfke, stres gibi psikososyal risk faktörleriyle baş etmek durumunda kalmamaları için, ailelerin vegan bireylere anlayışla yaklaşmaları önemlidir.”

Deha Bilimlier’den babaya vefa

Deha Bilimlier, hayatını kaybeden babası Şevket Bilimlier’e duyduğu özlemi ve sevgiyi müzikle ölümsüzleştirdi. Sanatçı, babasının anısına hazırladığı “Babamın Şarkıları” adlı albümde, babasının uzun yolculuklarda en sevdiği dokuz şarkıyı yeniden yorumladı.

Şarkıcı, albümün ilk çıkış çalışması olarak daha önce Azer Bülbül’ün sesiyle hayat verdiği ve babasının da çok sevdiği “İlle de sen” isimli şarkıyı belirledi. “İlle de sen” isimli şarkıyı İstanbul’da kliplendirilen Deha Bilimlier, projesi için duygularını şu sözlerle dile getirdi:

“Babamla uzun yollar yaparken dinlediğimiz şarkılar, onunla olan en değerli anılarım arasında. Bu projeyi uzun zamandır hayal ediyordum ve şimdi onun anısına bunu gerçekleştirmiş olmanın tarifsiz bir huzurunu yaşıyorum. Babama olan özlemim hiç geçmedi. Bu şarkılarla onun anısını yaşatmak ve dinleyenlere de aynı duyguları hissettirmek istiyorum” dedi.

“Kulaklarım yüksek sese alışık” diyorsanız!

Modern çağın stresli, koşuşturmacalı ve kalabalık şehir ortamında hangi yöne baksanız çevrenizde kulaklıkla müzik dinleyen, seslendiğinizde ne dediğinizi duymak için kulaklıklarını çıkaran ya da trafikte ambulans sirenini bile duymayacak ölçüde müziğin sesini açanlara rastlayabiliyorsunuz. Ancak dikkat! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz “Yüksek sese maruz kalma işitme kaybının en sık nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek sesle müzik dinlemek özellikle de kulaklıkla yüksek sese maruz kalmak kulak sağlığına çok ciddi zararlar verebiliyor. Kulak zarına basınç uygulayarak zarın yırtılmasına hatta tüylü hücrelerin zarar görmesiyle geri dönüşü olmayan işitme kaybına yol açabiliyor” diyor. ‘Kulaklarım yüksek sese alışık’ söyleminin sağlıklı olmadığını belirten Prof. Dr. Öz, ne yazık ki toplumumuzda bu farkındalığın henüz yeterince oluşmamış olduğunu söylüyor. Yüksek sesle müzik dinlemenin yanı sıra kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit eden ve günümüzde yaygın olan başka hatalı alışkanlıklar da olduğunu belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, kaçınılması gereken o hataları ve alınması gereken önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ferhan Öz

Prof. Dr. Ferhan Öz

Müziği yüksek sesle dinlemeyin!

Kış aylarında yaygınlaşan üst solunum yolu enfeksiyonlarından alerjiye bağlı burun tıkanıklıklarına, kulak çubuğu kullanmaktan yoğun kafein tüketimine dek birçok etken kulak sağlığımızı tehdit edebiliyor. Ancak özellikle son yıllarda teknolojinin gelişmesi ve kablosuz kulaklıkların yaygınlaşmasının da etkisiyle çoğunlukla yeni nesil gençlerde görülen kulaklıkla ve yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığı da çok ciddi tehlikelere yol açabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz “İşitme kaybı sinsi şekilde, uzun yıllar süresince oluşuyor. Yavaş, ilerleyici ve ağrısız olduğu için fark edilemeyebiliyor. Eğer kulaklarınızın yüksek sese alıştığını düşünüyorsanız bu durum kulaklarınıza büyük olasılıkla zarar vermiştir ve hiçbir tedavi işitmenizi tamamen düzeltmez. Yüksek sesle müzik dinlemek, kulak zarına basınç uygulayarak zarın esnekliğinin bozulmasına veya zarın yırtılmasına neden olabiliyor. Ayrıca yüksek ses, iç kulağa ulaşarak buradaki tüylü hücrelere zarar veriyor ve bu da geri dönüşümü olmayacak şekilde işitme kaybına neden olabiliyor” diyor. Genel olarak 85 desibelin üzerindeki seslere uzun süre maruz kalındığında kalıcı işitme kaybı geliştiğini vurgulayan Prof. Dr. Öz sözlerine şu örnekle devam ediyor: “85 desibelden bir elektrikli süpürgenin çıkardığı sesi anlayabiliriz. Özellikle ses şiddetinin 100 desibelin (çimen biçme makinesi sesi) üzerine çıkması durumunda çok kısa sürede bile işitme kaybı gelişebiliyor. Bu nedenle özellikle müzik dinlerken ses şiddetini artırmamak, 60 desibelin üzerine çıkmamak gerekir. Örneğin; bir kütüphanede nasıl ki başkalarını rahatsız etmeyecek şekilde bir ses yüksekliğiyle konuşuyorsanız, dinlediğiniz müzik de o yükseklikte olmalıdır.”

Müzik dinlerken sık ara verin!

Müzik dinlerken ses şiddetini artırmamak kadar, bir saatten fazla aralıksız müzik dinlememenin de çok önemli olduğunu, bu nedenle müzik dinlerken sık ara verilmesi ve kulakların dinlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ferhan Öz diğer bir risk unsurunu ise şöyle anlatıyor: “Yüksek sesle müzik dinlemenin yanı sıra, özellikle gürültülü işyerlerinde uzun süre gürültüye maruz kalmak da iç kulağa ciddi zarar vermektedir. Bu nedenle gürültünün çok yüksek olduğu ortamlarda mümkünse iç kulağımızı korumak amacıyla kulak tıkacı kullanmaya özen göstermeliyiz.”

Kulak çubuğu kullananlar dikkat!

Kulaklarımızı tehdit eden önemli etkenlerden biri de, günümüzde kullanımı yaygın olan kulak çubukları! Dış kulak yolunu kulak çubuğu, kibrit ya da benzeri yabancı cisimlerle kaşımaya ya da temizlemeye çalışmanın dış kulak yoluna zarar verdiğini ve bunun sonucu olarak da dış kulak yolu enfeksiyonuna hatta kulak zarının yırtılmasına neden olabildiğini belirten KBB Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz “Travmaya bağlı kulak zarı yırtılmaları geçmişten bugüne aynı sıklıkta görülmeye devam ediyor. Kulaklarımızı kulak çubuğu ya da kibrit benzeri cisimlerle kaşımaktan ve temizlemeye çalışmaktan kaçınmalıyız” diyor.

Cerrahi tedavi gerekebiliyor!

Özellikle kış aylarında viral ya da bakteriyel üst solunum yolu enfeksiyonları ile alerjiye bağlı burun tıkanıklıklarının ödem oluşturarak orta kulak enfeksiyonuna, tedavide geç kalındığında ise kulak zarı yırtığına neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öz “Hastalarda kulak ağrısının ortaya çıkmasıyla birlikte antibiyotik kullanımına başlanılması hastalığın kısa sürede kontrol altına alınmasını sağlamakta ve komplikasyonları önlemektedir. Ancak orta kulak enfeksiyonları tedavi edilmediği taktirde kulak zarı yırtıkları kalıcı olur. Enfeksiyon kronikleşmişse ve uyguladığımız medikal tedavilere rağmen kulak zarı kendini onaramıyorsa cerrahi tedavi yapmak gerekebilir. Kulak zarı yırtığını; kıkırdak veya kişinin kendi vücudundan (örneğin; kulak arkasından) alacağımız bağ dokusu (fasya) ile mikroskobik veya endoskopik olarak tedavi edebiliyoruz” diyor.

İngiliz basınına özel Kars turu

Kış turizminin en yoğun zamanı olan sömestrden önce İngiliz basını “Kristal Kar” ile tanıştı. Kayak severlerin en popüler buluşma noktası haline gelen Duja Chalet, Sarıkamış ve Kars’ı Avrupa’da da tanıtmak için çalışmalarına başladı.

İngiliz basını Sarıkamış’ta

The Independent, Telegraph, Travel Weekly ve The Sun gibi İngiltere’nin önde gelen basın kuruluşlarının temsilcileri Duja Hotels ev sahipliğinde Sarıkamış’a düzenlenen geziye katıldı. Özellikle kış turizmi açısından çok önemli olan bu ziyaret sırasında basın mensupları Ani Ören Yeri, Peynir müzesi gibi bölgenin tarihi ve turistik noktalarını ziyaret ettiler. Çıldır gölünde atlı kızak ve Sarıkamış kayak pistini deneyimleyen basın mensupları 3 günlük programlarını tamamladı. Dünya’da sadece Alplerde bulunan kristal kar ve pistler, basın mensuplarının odak noktasındaydı.

Duja Hotels Satış ve Pazarlama Koordinatörü Volkan Gökay, sürdürülebilir Turizm’in en önemli parçası olan destinasyon pazarlamasının, büyüme stratejileri içinde büyük bir önem taşıdığını, İngiltere ile başlayan bu tanıtım faaliyetlerine diğer hedef bölgeleri için de devam ettireceklerini söyledi.

Sömester için özel hazırlıklar

Kars’ın en güzel lokasyonu Sarıkamış’ta yer alan Duja Chalet, lüks mimarisi ve sunduğu ayrıcalıklı dünyasıyla bambaşka bir konfor sunuyor. Dünyanın sayılı bölgelerinde bulunan kristal kar ve sarıçam ormanlarının büyüleyici manzarasında konumlanan, 25 km uzunluğa sahip 9 adet pist alanı ile unutulmayacak bir kayak deneyimi yaşayabilirsiniz. Kış boyunca çocuklar için kayak kampları ve kayak ile yeni tanışacak olanlar için ise temel kayak eğitimi almak mümkün. Otel İşletme Müdürü Serdar Gezgin, özellikle sömestr döneminde otellerin doluluk oranlarının %90 civarında olduğunu, tüm kayak severler ve kayak ile tanışmak isteyenler için, eğitim ve ekipmanlarını otelde temin edebileceklerini bildirdi.

2024 yılında 5.712 Rolls-Royce satıldı

Rolls-Royce 2024’te 5.712 adet araç teslim ederek tarihindeki üçüncü en yüksek satış miktarına ulaştı. Rolls-Royce’un Goodwood’daki Merkezi’ne 300 milyon £’den fazla yatırım yapılarak, Bespoke (Özel Üretim) ve Coachbuild (Özel Yapım) kapasitesi genişletildi. Avrupa Bölgesi rekor satış sağlarken, Spectre en çok talep edilen model oldu.

Rolls-Royce Motor Cars, Goodwood’daki üretim tesisini genişletmek için 300 milyon £’yi aşan bir yatırım yaptığını duyurdu. Markanın 2024 performansı, Bespoke (özel üretim) için tarihi bir yılı ve şirketin tarihindeki üçüncü en yüksek satış rekorunu işaret ederek, markanın en karmaşık, kişisel ve değerli el yapımı lüks ürünleriyle müşterilerine değer yaratma ve eşsiz bir müşteri deneyimi sunma konusundaki stratejisini doğruluyor.

Rolls-Royce, fabrikanın 1 Ocak 2003’te açılmasından bu yana yapılan tek seferlik en büyük yatırımı ile üretim tesisini tamamen bataryalı elektrikli araç (BEV) geleceğine geçiş için de hazır hale getiriyor.

Günde 28 araca kadar üretim yapılıyor

Goodwood’da ilk zamanlar yaklaşık 300 kişi istihdam edilirken günde sadece bir araç üretiliyordu. Son 20 yılda Goodwood üretim tesisi içsel olarak önemli değişiklikler geçirmiş olsa da, bina büyük ölçüde aynı kalırken, çalışan sayısı 8 kat arttı ve marka günde 28 araca kadar üretim yapmaya başladı.

Birçok yüksek beceri gerektiren üretim ve zanaat pozisyonları da dahil olmak üzere şu anda Goodwood’daki Rolls-Royce’un evinde 2500’den fazla kişi istihdam ediliyor. Rolls-Royce’un evini genişletme için planlama izni 2024’te verilirken, alan hazırlığı ve peyzaj çalışmaları devam ediyor.

Zeynep Yıldız “Toprağın Derinlerindeki Güç”

Dinozor Genç, Zeynep Yıldız imzalı Bilgeler Zamanı serisinin ikinci kitabı Toprağın Derinlerindeki Güç’ü okurlarla buluşturdu! Kültür, ekoloji ve tarihsel miras etrafında örülü Toprağın Derinlerindeki Güç – Bilgeler Zamanı II, insanlığın, dünyadaki yaşamın ve doğanın kıymetini bilmemesinin cezasını çekmek zorunda kalan genç kahramanların hikâyesini anlatıyor. Kendilerini Termessos’un zirvelerine uzanan ve antik çağlardan yankılanan bir mücadelenin içinde bulan gençler, her şeye rağmen geleceği kurtarmak için ellerinden geleni yaparak zorlu bir maceraya atılıyorlar.