Yazılar

Güler Sabancı yapay zeka sergisinde

Sabancı Üniversitesi, 25. kuruluş yılı kutlamaları kapsamında ‘Yaşayan Anlar: 25 Yılın Retrospektifi’ adlı özel bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

Serginin açılış töreninde konuşan Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, üniversitenin en önemli anlarına yapay zeka ile yeniden hayat verilen sergiye dair “25 yıllık yolculuğumuzda birçok anı, belge ve fotoğraf biriktirdik ama en değerlisi; her yıl üstüne eklediğimiz mezunlarımız, öğrencilerimiz ve kıymetli akademisyenlerimiz oldu. Bu sergi, ‘Birlikte yaratmak ve geliştirmek’ mottomuzun bir ürünü” dedi.

“Son derece kıymetli, emek dolu 25 yıl…”

Serginin açılış konuşmasını yapan Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Üniversite tarihi açısından 25 yıl kısa bir süre olabilir ancak bizim için son derece kıymetli, emek dolu bir 25 yıl oldu. Bu yolculukta birçok anı, fotoğraf biriktirdik, ama en değerlisi; her yıl üstüne eklediğimiz mezunlarımız, öğrencilerimiz ve kıymetli akademisyenlerimiz oldu. Bugün geriye baktığımızda, birçok hedefimizi gerçekleştirdiğimizi memnuniyetle görüyoruz. Elbette her hedefin ardından yeni hedefler koymak gerekiyor. Bu da daha iyisini yapma arzusunun bir sonucudur. Bu nedenle hiç değişmeyen bir mottomuz var: ‘Birlikte yaratmak ve geliştirmek.’ Yaşayan Anlar: 25 Yılın Retrospektifi sergisi de bu anlayışın bir ürünü. Fakültelerden, merkezlerden toplanan karelerle, hep birlikte çıktığımız bu yolculuğu yeniden hatırlıyoruz. 25. yıl kutlamalarımıza böyle anlamlı bir başlangıç yapmaktan mutluluk duyuyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Kurşun’dan yeni EP “Ayar”

Türk rap müziğinin dikkat çeken isimlerinden Kurşun, müzik kariyerinde yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Sanatçı, Azka Müzik etiketiyle, 5 şarkılık yeni EP’sinin ilk video klip projesi olan “Dumanlı Başım” ile dinleyicilerin karşısına çıkıyor.

Kurşun’un kendine has tarzını yansıttığı “Ayar” isimli EP’deki ilk çıkış şarkısı “Dumanlı Başım”, hem ritmik altyapısıyla hem de derin ve duygusal sözleriyle öne çıkıyor. Rap müzikte hikâye anlatımına verdiği önemle bilinen sanatçı, bu yeni şarkısında da içsel çatışmaları, kayıpları ve yaşanmışlıkları güçlü bir lirik yapı ile işliyor.

Kurşun, 5 eserlik yeni EP albümüyle hem müzikal hem de anlatı açısından olgunlaştığını göstermek istiyor. Sanatçı, her bir şarkıda farklı bir temaya değinerek dinleyicisine derinlikli bir deneyim sunmayı hedefliyor.

Tuvaletinizi geciktirmeyin

Dışkı ve idrar ihtiyacının zamanında karşılanması gerektiğini belirten uzmanlar, aksi halde farklı sağlık sorunlarının görülebileceğini söylüyor.

Çeşitli nedenlerde tuvalete çıkmamanın özellikle kabızlık sorununun sık görülmesine neden olduğunu vurgulayan Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Büyük abdestini uzun süre tutan kişilerde bağırsaklarda düzensizlikler oluşabilir. Uzun vadede dışkının sıvı emilimi artar, dışkı kuru ve sert hale gelir ve bu da hemoroid gibi hastalıklara yol açabilir.” dedi. Uzun süre idrarı tutmanın, mesane kaslarının zayıflamasına ve çocuklarda ise idrar yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğini dile getiren Atamer, bu konuda bilinçli davranılarak sağlıklı bir yaşamın desteklenmesi gerektiğini aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, tuvalet ihtiyacının zamanında ve düzenli olarak karşılanmamasının sağlık üzerindeki etkilerinden bahsetti.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesi için zamanında tuvalete çıkmak önemli!

Vücudumuzun normal fonksiyonlarından biri olan idrar ve büyük abdest yapma ihtiyacının, sağlıklı bir yaşam için düzenli olarak yerine getirilmesi gereken temel gereksinimler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle dışkının sosyal nedenler, kirlilik korkusu ve çekinme gibi etkenlerle tutulması, ülkemizde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu durum, kabızlık sorununun sık görülmesine neden olur.” dedi.

Atamer, dışkılama ihtiyacı geldiğinde zamanında tuvalete gitmenin, bağırsak alışkanlıklarının düzenlenmesini sağladığını ve dolayısıyla normal ve sağlıklı bir yaşam sürdürülmesine yardımcı olduğunu kaydetti.

Uzun süre tuvalete çıkmamak kabızlığı artırarak hemoroide neden olabilir!

Büyük abdestini uzun süre tutan kişilerde bağırsaklarda düzensizlikler oluşabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu durumda bağırsaklardan beyne giden sinirlerde işleme problemleri ortaya çıkabilir. Uzun vadede dışkının sıvı emilimi artar, dışkı kuru ve sert hale gelir ve bu da hemoroid gibi hastalıklara yol açabilir. Ayrıca, anal fissür gibi çatlaklar oluşabilir ve kabızlığı artırabilir. Dolayısıyla, gereksiz yere dışkı ve idrar tutmak sağlık açısından sakıncalıdır ve bu ihtiyaçlar zamanında karşılanmalıdır.” uyarısını yaptı.

Dışkı ve idrar ihtiyaçlarının düzenli karşılanması, genel sağlık açısından önemli!

Uzun süre idrarı tutmanın, mesane kaslarının zayıflamasına ve çocuklarda ise idrar yolu enfeksiyonlarına yol açabileceğini dile getiren Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Mesanenin normalde 500 mililitre kapasitesi vardır ve idrar ihtiyacı hissedildiğinde boşaltılması gerekir.” dedi.

Toplumumuzda bu iki sistemde sık görülen kabızlık ve idrar tutma problemlerinin, ileride sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabileceğini aktaran Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Dışkı ve idrar ihtiyaçlarının zamanında ve düzenli olarak karşılanması, genel sağlık ve yaşam kalitesi açısından önemlidir. Bu ihtiyaçların ertelenmesi veya tutulması, çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir ve dolayısıyla bu konuda bilinçli davranmak gerekir.”

Çocuklarda astımın sebebi nedir?

Astım, solunum yollarının çevresinde gelişen iltihaplanma ve kasların gerilmesinden kaynaklanan kronik bir akciğer hastalığıdır. Çocukluk çağı astımında, polen maruziyeti, soğuk algınlığı, solunum yolu enfeksiyonları gibi tetikleyiciler ile akciğerler ve solunum yolları iltihaplanır. Astımda risk faktörleri ebeveynlerde astım öyküsünün yanı sıra besin alerjisi, atopik dermatit, sigara dumanına maruziyet olarak sıralanabilir. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Alerjisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ersoy Civelek, “6 Mayıs Dünya Astım Günü” nedeniyle çocuklarda astım hastalığı ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Ersoy Civelek

Prof. Dr. Ersoy Civelek

Çocuklarda ve yetişkinlerde sebebi tam olarak bilinmemekle beraber, anne veya babada astım veya alerjik rinit olmasının, astımın en önemli risk faktörlerinden biri olduğu bilinmektedir. Bunun yanında; hava kirliliği, annenin gebelikte sigara kullanması, doğum sonrası sigara kullanımının devam etmesi, şehir yaşamı, hastanın kendisinde besin alerjisi veya atopik dermatit (egzama) olması, evde rutubet nem küf olması ve sezaryen doğum, bilinen en önemli risk faktörleri arasında yer alır. Astım belirtileri, kişiden kişiye değişmekle beraber, aynı bireyde zaman zaman da farklılık gösterebilmektedir. Bu belirtiler;

1-         Gündüz öksürükleri

2-         Gece öksürükleri

3-         Efor ile başlayan öksürük

4-         Hırıltı

5-         Göğüs ağrısı

6-         Nefes darlığı

Bu belirtilere sahip olan hastalarda başka hastalıkların olmadığı ispatlanır ve hasta özellikle nefes açıcı ilaçlardan fayda görürse astım tanısı daha doğru bir şeklide konur. Anne veya babasında astım olan bir çocuk sağlıklı olabilirken, astımlı bir çocuğun anne ve babası da sağlıklı olabilir. Astımın neden olduğu ve nasıl önlenebileceği henüz tam olarak bilinmemektedir.

Belirtiler 6. aydan sonra görülebilir

Çocuklarda astım şikayetleri genel olarak 6 aydan sonra başlayabilir. Ancak tanıdan önce şikâyetlerin tekrarlayıcı olduğunun belirlenmesi gerekir. Özellikle bebeklik çağında ilk şikâyette astım tanısı koymak yanıltıcı olabilir. Teşhiste genellikle “Okul öncesi astım” veya “Hırıltılı çocuk” isimleri kullanılmaktadır.

Doğru teşhiste kan tahlilleri önemli!

Astım teşhisinde en önemli basamak her zaman doktor-hasta-anne baba görüşmesidir. Bu görüşme sonunda şikayetler astım ile uyumlu olsa bile diğer hastalıkların (bağışıklık eksikliği, akciğer enfeksiyonu gibi) olmadığını göstermek amacıyla bazı kan tahlilleri (kanda bağışıklık hücrelerinin sayılması, bağışıklıkla ilgili maddelerin düzeylerinin ölçülmesi gibi) yapılmaktadır. İlk muayene döneminde akciğer filmi çekilmekte, hasta 5-6 yaşından büyük ise solunum fonksiyon testleri yapılmaktadır. Ayrıca hastada alerji olup olmadığını belirlemek amacıyla alerji deri testi yapılmaktadır.

Astımlı hastaların yaklaşık %80’inde alerji görülüyor

Astım ve alerji aynı şey değildir. Astımlı olan her hastada alerji olmak zorunda değildir. Astımlı hastaların yaklaşık %60-80’inde alerji vardır. Eğer bir hastada alerji varsa şikâyetleri daha iyi kontrol altına almak ve daha az ilaç kullanmak için alerji maddelerinden korunma önlemlerine uyulmalıdır. Bu nedenle astımlı hastalara alerji testi yapılmalı ve varsa korunma yöntemleri önerilmeli, gerekirse uygun hastalarda alerji aşı tedavisi yapılmalıdır.

Astımı okullarda yönetmenin 4 önemli yolu!

Çocuklarda astımın en önemli tetikleyicileri üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Özellikle kış döneminde yaşanan viral enfeksiyonlar, astım ataklarının en sık sebepleri arasındadır. Ayrıca, egzersiz, sigara dumanı, ev içi hava kirleticileri ve dış ortam hava kirliliği astımın tetikleyicileri arasındadır. Alerjik olan astım hastalarında alerjenlerle (ev tozu akarı, kedi, polen ve küfler gibi) karşılaşmak da astım ataklarının en önemli tetikleyicileri arasındadır. En önemlisi, okul çağındaki çocuklar için, okullardaki üst solunum yolu enfeksiyonunun kontrol altına alınmalıdır. Bunun için dikkat edilmesi gereken bazı durumlar aşağıdaki gibidir;

  • Sınıflar sık sık havalandırılmalı
  • El hijyenine önem verilmeli
  • Hasta olan çocuklar maske kullanmalı
  • Atak geçiren ancak okula gelebilecek kadar iyi olan çocuklara, rahatlatıcı fıs fıs ilaçlar, okuldaki sağlık birimi tarafından verilmeli

Düzenli ilaç kullanan çocuklarda iyileşme görülmesi mümkün!

Okul öncesi astım şikâyetleri olan ve düzenli ilaç kullanan hastaların yaklaşık %50-55’i, 6-8 yaş civarında şikâyetsiz hale gelebilir ancak kalan %40-45’lik hasta grubunda şikâyetler devam etmektedir. Hangi hastanın düzeleceğini kesin olarak söylemek mümkün değildir. Ayrıca okul öncesi şikâyetleri olan her çocuk için “7 yaşında düzelecek” demek hastalarda gereksiz bir beklenti oluşturabilir ve şikayetler düzelmez ise tedaviye olan güvenleri sarsılabilir. Okul öncesi yaş grubu çocukların hastalıklarının, gelecek dönemde nasıl olacağı ile kesin yargılarda bulunmak doğru bir yaklaşım değildir.

Astım hastaları, Akdeniz tipi diyet ile beslenmeli

Astımda faydası ispatlanmış bir tamamlayıcı tedavi bulunmamaktadır. Astım hastalarının, Akdeniz tipi diyet ile beslenmeleri ve kilolarını kontrol etmeleri önerilmektedir. Astım hastalarının %80’inde alerjik rinit şikâyeti, alerjik rinit hastalarının yarısında astım şikâyetleri vardır. Bu nedenle astımlı hastalar alerjik nezle açısından, alerjik nezleli hastalar da astım açısından değerlendirilmelidir. Astım şikâyetleri hastadan hastaya ve aynı hastada zaman içinde değişmeler gösterebilmektedir. Her astım hastasının ihtiyaç duyduğu ilaç türü ve ilaç dozu birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle özellikle şikâyetleri kontrol altında olmayan hastalar, mutlaka çocuk alerji ve immünoloji uzmanları tarafından muayene edilmelidir.

Ödüllü tasarımcı Sergio Andrés Mendoza Türkiye’de

Anneler Günü’nü kutlamak amacıyla, The Coolectibles Art Gallery’nin sahibi Ayşe Tatlıcı, girişimci Hande Oğuz ile birlikte zarafet ve sanat dolu bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.

Miami’den İstanbul’a davet edilen uluslararası ödüllü tasarımcı Sergio Andrés Mendoza, Türk ortağı Hande Oğuz ile birlikte hazırladığı özel takı koleksiyonunu sanatseverlerle buluşturdu.

Yalnızca The Coolectibles Art Gallery’de sunulan bu seçkin koleksiyon, mikro altın kaplamalı gümüşten, özel bir mıhlama tekniğiyle üretiliyor. Denize girildiğinde dahi kararmayan bu zarif tasarımlar, Amerika’da özellikle Florida’da büyük ilgi görüyor.

Mendoza’nın koleksiyonu, bu yaz İstanbul’un stil sahibi kadınları arasında favori aksesuar olmaya aday.

Çırağan Sarayı’nın bahçelerinde gelenekselleşen lüks piknik  

Çırağan Palace Kempinski, benzersiz piknik etkinliği ile misafirlerini açık havada ve saray bahçelerinde ağırlamaya devam ediyor. Boğaz’ın kıyısında, özenle seçilmiş lezzetlerden oluşan menülerin eşsiz sunumu, şehirde keyifli bir deneyim yaşatıyor.

Göz Alıcı Bir Sofra, Benzersiz Lezzetler

Çırağan Sarayı’nın ihtişamlı bahçelerinde kurulan bu deneyimde misafirlere üç farklı menü alternatifi sunuluyor. Menülerin her biri, özel tarifler ve özenle seçilmiş malzemelerle hazırlanmış, sofistike bir açık hava sofrası vadediyor.

Denizin ferahlatıcı esintisini andıran karides kokteyli, ustalıkla füme edilmiş somon, altın rengi kızarmış mantarlı risotto topları, orman meyveli ve domatesli Fransız fasulyesi gibi zarif başlangıçlar, misafirlerin damaklarını lezzetlendirmeye başlıyor. Ferahlatıcı salatalar, taze yaz sebzeleri, yerli ve yabancı peynirler, benzersiz şarküteri çeşitleriyle şölen devam ediyor. Nefis sandviçler, Saray pastanesinde yapılan çeşit çeşit artizan ekmekler, kruvasanlar ve grisini çeşitlerinin yanı sıra mini paçanga böreği, mini etli burger gibi atıştırmalıklar, Boğaz’ın büyüleyici silueti eşliğinde doyumsuz bir gurme piknik deneyimi yaşatıyor. Özenle kavrulmuş, sahanda hazırlanmış yumurta, menemen ve sucuk eşliğinde bebek patatesin çıtır dokusu damakları şenlendirirken; mantarlı ve rokfor peynirli kiş, renk cümbüşü sebzeli mini pizza ve füme hindili ‘croque monsieur’ tostlar, Çırağan mutfağının zarif dokunuşlarıyla sofraları adeta bir sanat eserine dönüştürüyor. El yapımı kurabiyeler, nefis kekler, tartlar ve turtaların yanında Saray’ın baklava odasında özel baklava şefleri tarafından hazırlanan baklavalar, Türk lokumları, fıstıklı kadayıf, cevizli incir dolması ve taptaze meyveler; konukları Boğaz’ın büyüleyici manzarası eşliğinde unutulmaz anılara dönüşen bir tatlı şölenine davet ediyor.

Özel kutlamalar

Özel kutlamalar, doğum günleri, aile buluşmaları ve romantik organizasyonlar için ideal bir atmosfer sunuyor.

Lüks piknik deneyimi, minimum 6 kişilik rezervasyonlar için olup, her menü çeşitli içecek paketleriyle zenginleştirilebiliyor.

Bilgi; 0212 326 46 20

diningreservations.ciraganpalace@kempinski.com

Burun estetiği talebi 15 yaşına kadar indi!

Burun estetiği ameliyatı, dünyada ve ülkemizde en sık yapılan estetik operasyonlarında ilk sırada yer almaya devam ediyor.  Son yıllarda internet üzerinden yapılan toplantıların artması nedeniyle yüz bölgesine yönelik estetik operasyonlara, özellikle de burun estetiğine olan talep giderek artıyor. Üstelik, sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflarının daha fazla beğeni alabilmesi için 15-16 yaşındaki gençler bile ailelerini ikna ederek burun estetiği ameliyatı yaptırmak amacıyla hekimlere başvuruyorlar.  Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Cem Öz, burun estetiği ameliyatının genel sağlık durumu uygun olan ve kemik ile kıkırdak gelişimini tamamlamış kişilere yapılması gerektiğine dikkat çekerek, “Burun estetiği ameliyatını, yüz gelişiminin tamamlandığı 18 yaşından sonra öneriyoruz. Bunun sebebi ise bu yaş öncesinde kemik ve kıkırdakların gelişimlerinin devam etmesi nedeniyle operasyondan başarılı sonuç alınamama riskinin olması. Dolayısıyla, gençler sonuçtan memnun kalmayıp mutsuz olabiliyor ve ilerleyen yıllarda 2’inci kez burun ameliyatı yaptırmak durumunda kalabiliyorlar. Bu nedenle, aileleri tarafından kabul edilse bile kızlarda 16-17 ve erkeklerde 17-18 yaşından önce, kemik gelişimi tamamlanmadan, burun estetiği ameliyatlarının yapılmasını tavsiye etmiyoruz” diyor. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Cem Öz, burun estetiği (Rinoplasti) ameliyatı hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. Cem Öz

Dr. Cem Öz

İdeal bir burun nasıl olmalı?

Yüzümüzde en çok dikkat çeken yapı olması nedeniyle burunda gerçekleştirilen değişiklikler kolayca fark ediliyor. Dr. Cem Öz, dolayısıyla burun estetiği ameliyatında, burun şeklinin yüz ile uyumlu olmasının ve doğal bir görünüm sağlamasının en önemli kriter olduğunu belirterek, “Yüzün diğer kısımlarıyla uyumlu, dikkat çekici ve yapay görüntüsü olmayan, ancak yüze güzellik ile çekicilik katan, nefes alma sorununun da düzeltildiği burun şekli hedefleniyor.  Doğal görünüm sağlandığı takdirde, burun estetiği yapıldığı, hastanın yeni tanıştığı kişiler tarafından anlaşılmayabiliyor” diyor.

İstediğim burun şeklini yaptırabilir miyim?

Her burun kişiye özeldir. Bu nedenle, estetik ameliyatı sizin istekleriniz doğrultusunda özel olarak planlanıyor ve uygun teknikler kullanılıyor. Ancak isteklerinizin gerçekçi olması büyük bir önem taşıyor.

Burun estetiği ameliyatlarında hangi yöntemler uygulanıyor?

Burun estetiği ameliyatlarında, burun derisi altındaki kemik ve kıkırdak dokularını şekillendirmek için “açık rinoplasti” ve “kapalı rinoplasti” olmak üzere iki teknik kullanılıyor. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Cem Öz, her iki yöntemin de avantaj ve dezavantajları olduğunu belirterek, “Rinoplasti ameliyatları eskiden sadece kapalı yöntemle yapılırken, günümüzde anatomik yapıların tam ortaya konduğu ve daha kolaylıkla şekillendirilebildiği açık yöntem de popülerlik kazandı. Yine günümüzde, kapalı yöntemlerde geliştirilen burun sırtı koruyucu ve burun ucu kıkırdak şekillendirme yöntemleriyle kapalı teknikteki dezavantajlar da azaltıldı” diyor.

Hangi tekniğin uygulanacağına nasıl karar veriliyor?

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Cem Öz, ameliyatın hangi yöntemle uygulanacağına burunda yapılacak olan işlemlere göre karar verildiğini belirterek, “Burun estetiği ameliyatlarında farklı burun deformasyonları için farklı teknikler kullanılabiliyor. Örneğin, burun ucu şekillendirmesinde fazla değişiklik gerektirmeyen durumlarda kapalı teknik yeterli gelebilirken, ciddi deformasyon olan tablolarda veya revizyon rinoplastide açık teknik daha başarılı olabiliyor. Bu noktada, cerrahın hangi yöntemde daha deneyimli ve başarılı olduğu önem taşıyor” diye konuşuyor.

Ağrılı ve ödem oluşturan bir ameliyat mı?

Burun estetiği ameliyatı sonrasında ağrı hafif düzeyde oluyor ve ağrı kesici tedavilerle yönetilebiliyor. Genellikle hastanede bir gece takip yeterli geliyor, sabah kontrolünde sıkıntı görülmediği takdirde hasta taburcu ediliyor.

Burnumdaki tamponlar çıkarılırken canım yanar mı?

Burun tamponları, rinoplasti ameliyatı sonrasında, kemik ile kıkırdak dokulara destek vermesi ve kanamaların azaltılması amacıyla kullanılıyor. Günümüzde başvurulan silikon tamponların orta kısımlarının delikli olması, hastaların ameliyat sonrasında büyük bir nefes alma problemi yaşamalarını önlüyor. Burun tamponları, yapılan işlemlere göre, 3-7 gün arasında çıkarılıyor. Üstelik yıllar önce kullanılan bez tamponların çıkarılması sırasında oluşan ağrı ve kanamalar, yaygın inanışın aksine, silikon tamponlarla artık yaşanmıyor.

Gözaltında oluşan morlukları nasıl hafifletebilirim?

Rinoplasti ameliyatı sonrasında oluşan morlukların şiddeti; hastanın cilt yapısına, morarmaya yatkınlığına, yapılan işleme, ameliyatın süresi ile tekniğine göre değişiyor. Dr. Cem Öz, günümüzde ultrasonik piezo gibi teknolojik yöntemler ve burun sırtı koruyucu rinoplasti yöntemleriyle morlukların minimal seviyelere  ulaştığını belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Ameliyat sonrasında buz uygulamaları ve morluk önleyici kremler morlukların hafiflemesinde etkili oluyorlar. Bunların yanı sıra tansiyonun yükselmemesi için sigara ve alkolden uzak durulması gerekiyor. Yatarken başın yükseltilmesi, düz yatılması ve başın öne doğru fazla eğilmemesi de önem taşıyor. Tüm bu önlem ve tedavilerle morluklar yedi gün içerisinde geçiyor.”

Ameliyat sonrasında burun ucu düşer mi?

Dr. Cem Öz,  burun ucunun ameliyat sırasında burun ucundaki kıkırdaklara verilen şeklin yeterince desteklenmemesi durumunda düştüğünü belirtiyor. İlk zamanlarda, ödem nedeniyle belli olmayan bu tablonun zaman geçtikçe fark edildiğini aktaran Dr. Cem Öz, “Doğru teknikle yapılan ve iyi desteklenmiş burun ucu kıkırdakları ise zamana meydan okuyor ve onlarca yıl sonrasında bile burun ucunda düşme sorunu yaşanmıyor” diye konuşuyor.

Burun estetiği ameliyatı kalıcı çözüm sunuyor mu?

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Dr. Cem Öz, burun estetiği ameliyatlarında yapılan düzeltmelerin ömür boyu kalıcı olduğuna işaret ederek, “Ancak nadiren, çok eğri ve travmatik hasarlı burunlarda, kıkırdak yapıdaki eğrilikler tüm düzeltme işlemlerine rağmen, ‘kıkırdak hafızası’ diye tanımlanan eski şekline dönmesiyle sonuçlanabiliyor. Bu tür durumlarda revizyon ameliyatları gerekebiliyor” diyor.

İş ve sosyal yaşantıma ne zaman dönebilirim?

Ameliyat sonrasında, genellikle 7’inci günde, burun termoplastik atelleri ve bantları çıkarılabiliyor. Bu işlem sonrasında, kişisel bakımınızı yaparak, iş ve sosyal yaşantınıza dönebilirsiniz.

Burnum gerçek şeklini ne zaman alacak?

Rinoplasti ameliyatı sonrasında burundaki ödemin azalması ve kemik ile kıkırdak yapıların iyileşmesi ortalama 3 ay sürüyor. Ancak burnun tam şeklini alması bir yılı bulabiliyor.

Ameliyat sonrasında nelere dikkat etmeliyim?

Ameliyat sonrasında,  ilk zamanlarda dikişlere pansumanların yapılmasını ve kan pıhtılarının temizlenerek burnun temiz tutulmasını önerdiklerini belirten Dr. Cem Öz, dikkat edilmesi gereken diğer kuralları şöyle özetliyor:

  • Tamponlar çıkarıldıktan sonra, burundaki tıkanıkları önlemek için steril tuzlu su spreyleri kullanın ve güçlü bir şekilde sümkürmekten kaçının.
  • Alçı ve bantlar çıkarıldıktan bir ay sonra ödemi azaltmak için ödem azaltıcı kremlerle burnunuza hafif masajlar yapın.
  • Koyu renk iz kalmasını önlemek amacıyla güneşten korunun ve 50 faktör koruyucu güneş kremi kullanın.
  • Gözlük ve güneş gözlüğünü 3 ay boyunca takmayın.
  • Deniz ve havuza en az bir ay girmeyin, eğer girdiyseniz suya atlamayın ve dalmayın.
  • Spora en az bir ay ara verin.
  • İlk 3 ay mümkün olduğunca düz ve yüksekte yatın, asla yüz üstü uzanmayın.
  • Burnunuzu her türlü darbeden koruyun, silerken dikkatli olun ve sağa ya da sola çevirmeyin.

FORTHING, T5 EVO ve M4 U-Tour modelleri Türkiye’de

Çin otomobil üreticisi DONG FENG Grubu bünyesindeki FORTHING, Türk müşterileri ile buluşmaya hazırlanıyor.

İlk etapta 1.5 litrelik benzinli turbo motor seçeneğine sahip olan SUV Modeli T5 EVO ile yine aynı motor seçeneğine sahip MPV Modeli olan M4 U-Tour’ un satışa sunulacağı FORTHING, lansmana özel fiyatları ve ödeme koşulları ile dikkatleri üzerine çekiyor. Lansmana özel fiyatlar ile ön siparişe açılacak olan T5 EVO ve M4 U-Tour modellerinin ilk teslimatlarına ise Haziran ayı itibariyle başlanacak. Markanın aynı zamanda T5 modelinin yüzde yüz elektrikli ve hibrit olmak üzere iki farklı versiyonu ile yüzde yüz elektrikli S7 adında sedan gövde tipinde modelleri de bulunuyor. Ayrıca T5 modelinin REEV (Uzatılmış Menzilli Elektrikli Araç) versiyonu ile M4 U-Tour modelinin hibrit versiyonu ile 7 kişilik VIP MPV modeli olan V9 modellerinin yakın bir zaman diliminde Türkiye ve Avrupa pazarlarına sunulması planlanıyor.

Akın Ekici “Supremacy In Fractals: Unfinished Things”

Geometrik soyut sanatın ilham verici ismi Akın Ekici, “Supremacy In Fractals: Unfinished Things” başlıklı yeni sergisiyle Galeri Işık’ta sanatseverlerle buluşuyor.

Ekici’nin “süprematik fraktal” anlayışıyla oluşturduğu bu özel koleksiyon; yağlıboya, batik, kufi ve makili eserler, lak baskılar, tekstil eserler, serigrafiler ve ipek şardonlu baskılar olmak üzere 40’tan fazla eserden oluşuyor. Küratörlüğünü Prof. Dr. Uğur Batı’nın üstlendiği sergi, 19 Mayıs’a kadar ziyarete açık olacak.

Türkiye’nin ilk çevreci rallisi “Ralli Bodrum” oldu

Karya Otomobil Spor Kulübü (KAROSK) tarafından bu yıl beşinci kez düzenlenen Rally Bodrum, Türkiye’nin ilk çevreci rallisi oldu.

Etkinlik, Boder (Bodrum Otelciler Derneği) liderliğinde, Commited ve Kayacan Çevre Mühendisliği iş birliğiyle hayata geçirilen çevresel sürdürülebilirlik uygulamaları sayesinde, Türkiye’nin uluslararası geçerliliğe sahip karbon nötr sertifikası alan ilk ralli organizasyonu oldu.

600’ü aşkın katılımcıyı ağırlayan ralli kapsamında; konaklama, ulaşım, enerji tüketimi, atık üretimi ve yeme-içme gibi başlıca karbon emisyon kaynakları Green Events Tool (GET) metodolojisi ile detaylı biçimde ölçümlendi. Tüm veriler dijital olarak Commited platformu aracılığıyla toplandı. Ortaya çıkan karbon ayak izi ise Gold Standard sertifikalı projelere yapılan karbon dengeleme yatırımları ile sıfırlandı.

Etaplar sadece hıza değil, sürdürülebilirliğe de açıldı:

  • ⁠ ⁠GET metodolojisine uygun uluslararası karbon ayak izi ölçümü,
  • ⁠ ⁠Katılımcı formları üzerinden bireysel emisyonların hesaplanması,
  • ⁠ ⁠Gerçek zamanlı dijital veri analizi ve şeffaf raporlama,
  • ⁠ ⁠Gold Standard onaylı çevresel projelerle karbon dengelemesi.

Rally Bodrum Çevre Sorumlusu Ünsal Kayacan, bu çalışmanın yalnızca bir ölçümleme projesi değil, aynı zamanda farkındalık yaratan ve sektöre yol gösteren bir sürdürülebilirlik adımı olduğunu belirterek; “Bu yıl Rally Bodrum’da sadece etaplara değil, sürdürülebilir geleceğe de öncülük ettik. Türkiye’de ilk kez bir ralli, uluslararası kabul görmüş karbon nötr sertifikasıyla çevreye duyarlılığını belgelendirdi. Sporun sadece rekabet değil, sorumluluk da taşıdığına inanıyoruz.” açıklamasını yaptı. Spor etkinliklerinin, turizme ve destinasyon tanıtımına katkısı tartışılmaz. Ancak turizmin en büyük lokomotifi, doğa ve doğal güzellikler. Bu etkinlikleri gerçekleştirirken doğayı ve çevreyi korumanın birincil öncelik olmasına dikkat çeken bu çalışma aynı zamanda yine BODER liderliğinde, oteller ve diğer tüm etkinlikler için öneriliyor ve destekleniyor.