Yazılar

Nadide Sultan yıllar sonra aynı sahnede Kuşum Aydın ile düet yaptı

Kuşum Aydın, Bodrum’un sevilen mekânı Türkbükü Dürdane 1901’de sahne aldı. Tüm rezervasyonların dolduğu gecede Aydın, sahne enerjisi ve esprileriyle izleyenleri mest etti. “Onların Jennifer Lopez’i varsa, sizin de Kuşum Aydın’ınız var!” diyerek herkesi kahkahaya boğan sanatçı, sevilen şarkılarını sevenleriyle birlikte söyledi.

Gecenin sürprizi ise eski vokalisti Nadide Sultan oldu. Yıllar sonra sahnede bir araya gelen ikili, nostaljik bir düetle eski günleri yad etti.

“Freedom”

Özgürlük, bir fikirden çok daha fazlasıdır — bir his, bir haykırış, bir iz…

Freedom, fırçanın ve dokunun diliyle anlatılan içsel ve evrensel bir arayıştır.

Küratörlüğünü Kenan Bahadır Derre’nin üstlendiği ve sanatçılar Mine Özgen, Murat Özgen’in “Freedom” sergi, 30 Ağustos tarihine kadar Trump Alışveriş Merkezi B2 katında bulunan Trump Art Gallery’de ziyaret edilebilir.

Fibromiyalji çocuklarda da sık görülüyor!

Her sabah yorgun uyanıyor, özellikle boynunuzda, belinizde ve sırtınızda bazen de tüm vücudunuzda ağrılar hissediyor, gün içerisinde aktivitelerinizi gerçekleştirirken zorlanıyor musunuz? Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ece Aydoğ, tüm dünyada yaygın görülen bu hastalığın fibromiyalji olduğunu belirterek “Kadınlarda erkeklerden çok daha fazla görülen bu hastalıkla son yıllarda çocuklarda da sık karşılaşılıyor. Günlük yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyen, depresyona neden olarak sosyal ilişkilerin bozulmasına, okul ve iş hayatında başarının düşmesine yol açabilen bu hastalığın tedavisini ilaçla ve ilaç dışı yöntemler olarak sınıflandırabiliriz. Ancak ilaç kullanılsa dahi tek başına yetersiz kalacağından mutlaka ilaç dışı tedavi yöntemlerini de beraberinde uygulamak gerekir” diyor.

Fibromiyaljinin tek tip tedavisi olmadığını, her bireyin ihtiyaçlarına göre tedavi uygulanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydoğ “Fibromiyalji tedavisi zor bir hastalıktır. Hastalığın nedeni hakkında sınırlı bilgiye sahip olmamız ve geleneksel ağrı kesicilere yanıtın olmaması tedaviyi güçleştirmektedir. Öncelikli olarak fibromiyalji gerçek bir hastalık olarak kabul edilmeli, hasta hastalık hakkında bilgilendirilmeli ve bu hastalığı yönetmesi öğretilmelidir” diye konuşuyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ece Aydoğ, ilaçsız tedavide öne çıkan, ilaç kullananların da mutlaka uygulaması gereken 7 etkili yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Ece Aydoğ

Prof. Dr. Ece Aydoğ

  • Hafif tempolu, düzenli egzersiz yapın

Fibromiyalji tedavisinde en etkili yöntemlerden biri olan düzenli egzersiz (aerobik egzersizler, kas kuvvetlendirme egzersizleri, su içinde yapılan egzersizler vb), kasları güçlendiriyor, ağrıyı azaltıyor, beyin ve vücut arasındaki iletişimi düzenliyor ve uyku kalitesini artırıyor. Ağır egzersiz değil, hafif tempolu bir yürüyüş, yüzme, bisiklet, yoga ya da pilates yapılmasında fayda var.

  • Kafeini sınırlayın

Prof. Dr. Ece Aydoğ “Fibromiyalji tedavisinde uyku düzeni çok önemlidir. Fibromiyalji hastalarının büyük çoğunluğu gece boyunca derin uykuya dalamadıkları için, bu durum da ağrı eşiğinin düşmesine ve ağrının daha yoğun hissedilmesine neden oluyor. Bu nedenle, gün içinde aşırı kafein tüketiminden kaçının, özellikle akşamları kafein içeren içeceklerden uzak durun, gün içinde şekerleme yapmayın, kendi yatağınızda ve karanlık bir ortamda yatın. Ayrıca mutlaka yatağa her gün aynı saatte girip, aynı saatte uyanmaya özen gösterin” diyor.

  • Beslenmenize dikkat edin

Özellikle D vitamini, B12 vitamini ve magnezyum başta olmak üzere bazı vitamin ve mineral eksiklikleri fibromiyalji ağrılarını artırabildiğinden dolayı, beslenmenize dikkat edin, gerekirse tetkiklerinizi yaptırarak eksik vitaminlerinizi doktor önerisiyle takviye olarak alın. Rafine şekerden ve işlenmiş gıdalardan kaçının.

  • Stresinizi yönetmeyi öğrenin

Günlük yaşamın vazgeçilmezi olan stres, belirli düzeyde olduğunda fayda sağlıyor ancak aşırı, yönetilemeyen stres fibromiyalji ağrılarını artırıyor. Bu nedenle stresinizi yönetmeyi öğrenin, gerekirse bu konuda uzman desteği alın. Nefes terapileri ve meditasyon da fayda sağlayacaktır.

  • Fizik tedaviden destek alın

Prof. Dr. Ece Aydoğ “Tedavi süreci mutlaka doktor kontrolünde ilerletilmelidir. Yanlış ve gereksiz tedaviler hastalığın daha komplike hale gelmesine neden olurken, maddi ve manevi kayıplarla sonuçlanır” diyor. Fizik tedavi yöntemlerinin, kas ve iskelet sistemi üzerindeki yükleri azaltarak fibromiyalji ağrılarını kontrol etmede büyük rol oynadığını belirten Prof. Dr. Aydoğ, ihtiyaca göre belirlenecek seanslarda, fizyoterapist eşliğinde uygulanacak yöntemlerin, kişinin günlük yaşam kalitesini artırdığını söylüyor.

  • Gün ışığından mutlaka faydalanın

Özellikle yaz güneşi vücutta D vitamini sentezini destekleyerek kas ve kemik sağlığını koruyor, fibromiyalji kaynaklı ağrıların hafifletilmesine yardımcı olabiliyor. Bu nedenle özellikle yaz aylarında, öğle saatlerinde sadece kollar ve bacakları 15-20 dakika güneşe maruz bırakarak vücutta D vitamini üretimi sağlanabilir.

  • Oturuş pozisyonunuza dikkat edin

Özellikle bilgisayar karşısında uzun süre yanlış pozisyonda oturmak fibromiyalji ağrılarının tetiklenmesine neden oluyor. Prof. Dr. Ece Aydoğ “Masa başında çalışırken omuzları öne düşürmek ya da kambur durmak kasları gerer ve ağrıyı artırır. Bu nedenle bilgisayar karşısında otururken ve ayaktayken dik durmaya ve omuzlarınızı geride tutmaya, belinizi yastıkla desteklemeye özen gösterin” diyor.

Emzirme hakkında doğru sanılan yanlışlara dikkat!

Çiçeği burnunda anneler emzirme sürecinde çevreden iyi niyetle de olsa birçok yanlış nasihate maruz kalabiliyor. Doğru sanılan bu yanlış bilgiler annenin emzirmesini sekteye uğratabildiği gibi endişeye kapılarak tamamen sonlandırmasına neden olabiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Memiş Ali Mutlu “Emzirme konusunda annelere verilen nasihatlerin birçoğu bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor. Ancak doğru sanılan bu yanlış bilgiler annenin emzirmesini engelleyerek hem bebeğin sağlıklı beslenmesine ve anne sütünün mucizelerinden mahrum kalmasına hem de annenin emzirmenin fiziksel ve psikolojik avantajlarından faydalanamamasına neden oluyor. Oysa hem anne sütünün hem de emzirmenin bebeğe ve anneye sayısız faydaları bulunuyor” diyor. Dr. Mutlu, 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, emzirmeyi engelleyen 6 hurafeyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Memiş Ali Mutlu

Dr. Memiş Ali Mutlu

  • Hastaysan, emzirmemelisin: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Dr. Memiş Ali Mutlu “Emzirme konusunda doğru sanılan yanlışların başında anne adayının hasta olduğunda emzirmesinin bebeğe zarar vereceğidir. Oysa emzirmenin kesilmesi gereken hastalık sayısı çok azdır. Hıv-hepatit enfeksiyonları dışında emzirmenin kesilmesi gerekmemektedir. Anne sütündeki antikorlar çoğu durumda, yeni doğanları koruyan antikorlar ürettiğinden emzirmeye devam etmek güvenlidir. Bir anneden emzirme yoluyla bebeğe geçen bir hastalığa rastlamak son derece nadirdir” diyor.

  • Sarılık olan bebek emzirilmez: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Sarılık olan bebeğin emzirilmemesi gerektiği konusundaki hurafenin, bebeği anne sütünün mucizelerinden mahrum bırakmak anlamına geldiğini vurgulayan Dr. Mutlu şöyle konuşuyor: “Aksine sarılık olan bebek sık sık emzirilmelidir. Yeterli anne sütü alan bebeklerin sarılık olma ihtimali büyük oranda azalmaktadır. Yenidoğan sarılığında ilk tedavi bebeğin beslenmesinin desteklenmesidir. İyi beslenen, anne sütü alan bebekler yenidoğan sarılığını hafif bulgularla atlatırlar.”

  • Emzirirken hiç ilaç içilmemelidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Emzirirken ilaç içilmesinin sakıncaları  konusunda toplumda yaygın bir inanış olduğunu belirten Dr. Memiş Ali Mutlu “Oysa emzirirken ilaç içilmemesi gerektiği doğru sanılan yanlış bir bilgidir. Durum sanıldığı kadar katı değildir. Emziren anne doktoruna danışarak, emzirme kategorisi belli ilaçların fayda-zarar ilişkisi göz önünde bulundurulur ve anneye uygun tedavi rahatlıkla belirlenebilir. Ancak bitkisel ilaç ya da takviye olarak nitelendirilen, aktarlarda satılan ürünler için aynı şey sözkonusu değildir çünkü bu ürünleri kullanmak emzirme açısından risk oluşturabilir” diyor.

  • Memede enfeksiyon varsa emzirilmemelidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Emzirme döneminde memede süt birikmesine bağlı olarak ‘mastit’ denilen meme dokusunda enfeksiyon meydana gelebiliyor. Bu durum memede ağrı, ateş, kızarıklık ve şişlik yaratabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Mutlu, mastitli memedeki sütün bebeğe verilebileceğini belirterek “Mastit tedavisindeki en etkin yöntem, memedeki sütün boşaltılmasıdır. Memede apse oluşması durumunda bebek meme başına tutulmaz ama sağılan süt bebeğe verilebilir” diyor.

  • Gebelikte emzirme, bebeği zehirlersin: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Gebeyken emzirildiğinde sütün bebeği zehirleyeceği inanışının da emzirme hurafelerinden biri olduğunu belirten Dr. Memiş Ali Mutlu şöyle konuşuyor: “Süt veren anne bu dönemde gebe kalırsa emzirmeye devam edebilir. Eskiden bilinenin aksine, süt veriyor olmak, düşüklere de yol açmıyor. Ancak anneye mutlaka doktor önerisiyle ek gıda takviyesi yapılması gerekiyor. Özellikle de kemik erimesi yönünden, D vitamini ve kalsiyum takviyesi yapılmalıdır. Anne süt vermeye doğumdan sonra da devam edebilir. Yine ek gıda almak kaydıyla, yaşları farklı her iki bebeğini de beraber emzirebilir.”

  • Emzirirken bir kez mama verirsen dönüşü olmaz: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Lohusalığın ilk günlerinde anne sütü az olabiliyor ya da yorgunluk ve hastalık nedeniyle geçici olarak azalabiliyor. Bu nedenle bebeğin beslenmesi için destek olarak mama gerekebiliyor. Ancak çiçeği burnunda anneler çevreden ‘bir kez mama verirsen mamaya alışır, dönüşü olmaz’ şeklinde bilgilerle emzirmeyi sonlandırabiliyor. Dr. Mutlu “Bazı dönemlerde bebeğin beslenmesi için destek olarak mama gerekebilir ancak bu durum dünyanın sonu değildir. Kötü bir gece geçiriyorsanız, hasta ya da bitkinseniz veya dinlenmeniz için bebeğinize mama verdiyseniz, bu bir daha emziremeyeceğiniz anlamına gelmez. Artık sütünüzün gelmeyeceği düşüncesiyle emzirmeyi sonlandırmak gibi bir yanlışa düşülmemesi gerekir. Ancak emzirmenin sürekliliğinin sekteye uğraması süt miktarınızı azaltır” diyor.

Yoga ve meditasyonla güneşin doğuşuna merhaba dediler

Ünlü isimler, Wellness ve Yoga Eğitmeni Ece Vahapoğlu ile dünyaca tanınan meditasyon ustası Nico Dimattina’nın Mivara Luxury Resort & SPA’da düzenlediği özel etkinlikte bir araya geldi. Doğanın uyanışına eşlik eden bu anlamlı buluşma, katılımcılara hem ruhsal hem fiziksel olarak yenilenme fırsatı sundu.
Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan etkinlikte, katılımcılar yoga ve meditasyonun temel prensiplerini deneyimleme şansı buldu. Güneşin doğuşunu selamlayarak yapılan pratikler, katılımcılara içsel huzuru keşfetme ve zihin-beden bütünlüğünü güçlendirme konusunda ilham verdi.
Etkinlik boyunca uygulanan nefes çalışmaları, meditasyon teknikleri ve yoga pozları, hem eğlenceli hem de dinlendirici bir atmosfer yarattı. Katılımcılar, doğayla bütünleşerek streslerinden arındı, güne enerjik ve dengeli bir başlangıç yaptı.

“Küçük Çanlar Çınladığında”

Datça’nın sanat durağı Maison Magi’de gerçekleşecek olan “Küçük Çanlar Çınladığında” sergisi; Doğu Çankaya, Evren Erol ve İpek Çankaya’nın şiirden yola çıkan üretimlerini izleyiciyle buluşturuyor.
Eski Datça’nın kültür-sanat rotasında önemli bir durak olan Maison Magi, Ağustos ayında üç sanatçının ortak katılımıyla gerçekleşen Küçük Çanlar Çınladığında sergisine ev sahipliği yapıyor. 26 Ağustos 2025 tarihleri arasında ziyarete açık olacak sergi, Halka Sanat Projesi işbirliğiyle hayata geçiyor.

Hasan Fidan “Amerika Nasıl Küresel Hegemon Güç Oldu?”

Uluslararası ilişkiler, Ortadoğu siyaseti ve hegemonya teorisi alanlarında çalışan araştırmacılar kadar, güncel küresel siyasete ilgi duyan okurlar için de değerli bir eser.

Hasan Fidan’ın Amerika Nasıl Küresel Hegemon Güç Oldu? ABD-Mısır İlişkileri başlıklı çalışması, Mısır’ın dış politikasındaki eksen değişimini ve bunun ABD’nin küresel hegemonya stratejisiyle olan bağını teorik ve tarihsel bir çerçevede ele alması bakımından önemli bir katkı sunuyor.

Fidan’ın çalışması, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa ettiği uluslararası sistemi tarihsel ve kuramsal düzeyde açıklamakta ve Almanya, Japonya, Avrupa, Brezilya, Şili gibi ülkelerden örnekler vermektedir. Çalışmada, teorik ve tarihsel düzeyde ABD’nin küresel hegemonyası açıklandıktan sonra Mısır’ın bu süreçteki konum ve örneklem olarak anlamı tarihsel ve kuramsal perspektiften açıklanmaktadır. Bu bağlamda yazar, tüm dengelimci bir metodu benimsemiştir.

Yılmaz Morgül’den Bodrum’da unutulmaz gece

Bodrum’da bu yaz en çok konuşulan mekânlarından biri olan Dürdane 1901, yine unutulmaz bir geceye ev sahipliği yaptı. Türk müziğinin efsane ismi Yılmaz Morgül, sold out olan sahnesiyle izleyenlere adeta müzik ziyafeti sundu. Günler öncesinden rezervasyonları tükenen gecede, Morgül’ün güçlü sesi ve sahnedeki enerjisi herkesi kendine hayran bıraktı.
Mandalina ağaçlarının gölgesinde kurulu bu büyüleyici mekân, yaz sıcaklarına rağmen konuklarını serin bir müzik gecesiyle karşıladı. Eğlencenin ve coşkunun bir an bile azalmadığı gecede, konuklar Yılmaz Morgül’ün romantik ve duygusal repertuvarına büyük bir keyifle eşlik etti.
Bodrum’un en özel adreslerinden biri olan Dürdane 1901, bu muhteşem geceyle bir kez daha farkını ortaya koydu. Müzik, doğa ve samimi atmosferin buluştuğu bu anlar, Bodrum gecelerine damga vurmaya devam ediyor.

Dr. Mehmet Rakipoğlu “İşgal ve Soykırımın Anatomisi”

Kitap, İsrail’in Filistin’i “Filistinsizleştirme” projesini ve bunun farklı boyutlardaki uygulamalarını derinlemesine analiz ediyor.

Bu önemli araştırma, İsrail’in eylemlerini sadece askeri bir çatışma olarak değil, çok boyutlu bir soykırım ve yerleşimci sömürgecilik projesi olarak ele alarak, okuyuculara Filistin meselesine dair kapsamlı, eleştirel ve derinlemesine bir bakış açısı sunmaktadır.

Kitap ayrıca, İsrail’in klasik Batılı kolonyal/sömürgeci devletlerden farklı olduğunu iddia etme çabasını da çürütmekte, İsrail’in Filistinlilerin doğal kaynaklarını sömürdüğünü ve topraklarını gasp ettiğini göstermektedir. İsrail’in bu eylemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Batılı demokrasilerin “İsrail istisnacılığı” ve “Holokostiyanizm” gibi kavramlarla bu duruma nasıl sessiz kaldığını veya ortak olduğunu vurgulamaktadır.

Müge Yazıcıoğlu’nun ‘41 Kere Maşallah” gecesi

Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden Erhan Yazıcıoğlu’nun eşi Müge Yazıcıoğlu, yeni yaşını dostlarıyla birlikte unutulmaz bir geceyle kutladı. Bodrum’da gerçekleşen doğum günü kutlamasına sanat camiasının sevilen simaları damga vurdu.

Erhan Yazıcıoğlu, eşine özel bir sürpriz hazırlayarak yakın dostları Oya Başar, Perihan Savaş, Nilgün Belgün ve Ayfer Toprak’ı bir araya getirdi. Tiyatro kökenli bu özel dostlar, samimi sohbetler ve neşeli kahkahalar eşliğinde sofraya renk kattı. Gecenin sonunda doğum günü pastasını üfleyen Müge Yazıcıoğlu’na, hep birlikte yeni yaşı için dilek tutuldu.

Geceye damga vuran detay ise, Müge Hanım’ın yaşının esprili bir şekilde “41” olarak ilan edilmesi oldu. Hem yaşına hem de 40 yılı aşan dostluklarına ithafen geceye “41 Kere Maşallah” adı verildi. Sanat ve dostlukla dolu bu özel kutlama, konukların kalbinde güzel bir anı olarak yer etti.