Yazılar

Cem Adrian’dan yeni şarkı “Seni Sevmek”

Sanatçı Cem Adrian, sözü, bestesi ve düzenlemesi kendisine ait “Seni Sevmek” şarkısıyla dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

Şarkı, aşkın hem çaresizliğini hem de umut dolu tarafını yalın ve etkileyici bir dille aktarıyor. Piyanoda Sezgin Alkan’ın yer aldığı ve mix mastering’i Cem Adrian imzası taşıyan “Seni Sevmek”, duygusal yapısı ve Cem Adrian’ın güçlü yorumuyla dinleyiciyi derinden etkileyecek. “Seni Sevmek”, 1 Ağustos’ta videosuyla birlikte tüm dijital platformlarda yayında olacak.

Demir Demirkan’dan romantik şarkı

Demir Demirkan, edebiyatla müziği buluşturduğu projesinden yeni bir şarkı daha paylaşıyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanan “Çok Güzelsin”, sanatçının Zamanda Saklı adlı kitabından ilhamla hazırladığı ve aynı adı taşıyan albümün üçüncü teklisi olarak dinleyiciyle buluşuyor. Sanatçı, kitabının ilk iki bölümünü anlattığı “Yüreğime Vur Kadehi” ve “Suçlusun” ile müzikseverlerin beğenisini toplamıştı. Albümde “duygusal olarak en zor ve en sert” olarak tanımladığı bu iki parçanın ardından gelen “Çok Güzelsin”, bu kez daha romantik bir atmosfer kuruyor. Demirkan, şarkıyı “Zamanda Saklı kitabımın en naif şarkılarından biri oldu. Zihni ve kalbi arasında kalmış bir ruhun kalbinin sesini tercih etmesini anlatıyor” sözleriyle tanımlıyor. Söz, müzik, düzenleme ve prodüksiyon süreçlerinin tamamında Demir Demirkan imzası taşıyan şarkı; etkileyici sözleri ve duygusal yoğunluğuyla dikkat çekiyor. Gitar ve vokal performansının öne çıktığı parçada miks Tarkan Gözübüyük’e, mastering ise Evren Göknar’a ait. “Çok Güzelsin”in klibi, şarkıyla birlikte Sony Music Türkiye’nin YouTube kanalında yayında.

Sezen Aksu ve Pakize Suda’nın adı hatıra ormanında buluştu

Türkiye’nin önde gelen değerli sanatçılarından Sezen Aksu, 2022 yılında hayatını kaybeden yakın dostu Pakize Suda anısına TEMA Vakfı aracılığıyla Erzurum Taşağıl sahasında 5 bin fidanlık bir Hatıra Ormanı oluşturdu. Orman Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı iş birliğiyle tesis edilen sahaya meşe türü fidanlar dikildi.
Sezen Aksu, 2008 yılında değerli müzik insanları Şerif Yüzbaşıoğlu, Onno Tunç ve Uzay Heparı’nın adlarına TEMA Vakfı aracılığıyla Antalya Döşemealtı sahasına 4 bin fidan, 2013 yılı boyunca verdiği konserlerinden elde edilen gelirlerin bir bölümüyle de Manisa Salihli Gökköy sahasına 5 bin fidan bağışlamıştı.
Ayrıca Aksu; 2015’de söz yazarı Aysel Gürel anısına Balıkesir Kepsut, 2018’de Adile Naşit anısına Denizli Çal ve Sundurlu, 2019 ‘da Meral Okay anısına Tekirdağ Kızılcaterzi, 2021’de Attila Özdemiroğlu anısına Gaziantep Atmalı sahalarının her biri için 5 bin fidan, 2022’de Oğuz Aral anısına Kırklareli Osmancık sahasına 6 bin fidan, 2023’te Yaşar Gaga anısına Kırklareli Celaliye sahasına 5 bin fidan ve son olarak da 2024’te Egemen Bostancı anısına Kilis Yeniyurt sahasına 5 bin bağışlamıştı. Pakize Suda Hatıra Ormanı ile Sezen Aksu’nun katkılarıyla oluşturulan toplam 10 farklı hatıra ormanında toprakla buluşan fidan sayısı 50 bine ulaştı.

Kadınları tehdit eden yaz hastalıkları

Yaz aylarında aşırı sıcaklar ve yüksek nem, özellikle tatil döneminde kadınlarda bazı sağlık sorunlarını tetikleyerek, uzun süredir beklenen dinlenme ve eğlenme planlarını gölgeleyebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, mantar ve bakterilerin bu dönemde çok kolay üreyerek enfeksiyonlara yol açabildiğini, alınacak bazı basit önlemlerin ise yazın sık görülen hastalıklardan korunmada büyük faydalar sağlayacağını vurguluyor. Tatil sürecinin baltalanmaması ya da ‘bir iki güne geçer’ düşüncesiyle doktora başvurulmamasının, bu enfeksiyonların tedavisini daha zor hale getirdiği uyarısında bulunan Dr. Esra Boyar, kadınlarda yaz aylarında görülme sıklığı artan hastalıkları ve korunma yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Esra Boyar

Dr. Esra Boyar

  • Vajinal mantar enfeksiyonları

Özellikle havuz ve deniz sonrası ıslak mayo ya da bikini ile uzun süre kalmak vajinal mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayan etkenlerin başında geliyor. Aşırı sıcaklar ve yüksek nem mantar oluşumu için kolaylıkla zemin hazırlarken, belirtileri kendini koyu kıvamlı akıntı, yanma ve acıma ile gösteriyor. Islak mayo ve bikininin hemen değiştirilmesi bazen zor gibi görünse de, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren enfeksiyonlardan korunmada kritik önem taşıyor.

  • Bakteriyel vajinozis

Yaz aylarında kadınlarda en sık karşılaşılan hastalıklardan biri olan bakteriyel vajinozis, genital bölgedeki doğal bakteri dengesinin bozulmasıyla oluşuyor. Yazın sık duş alma, havuzda uzun süre kalma ve sabunlu temizlik bu doğal dengeyi bozabilirken, gri beyaz akıntı, kötü koku ve yanma hissi ile belirti veriyor. Hastalığın mantar enfeksiyonu ile çok sık karıştırıldığını belirten Dr. Esra Boyar “Hastalar genelde ilişki sırasında rahatsız edici kötü koku şikayeti ile gelirler. Mutlaka tedavi edilmelidir, aksi taktirde kronik ve inatçı enfeksiyonlar gelişebilir” diyor.

  • İdrar yolu enfeksiyonları

Sıcak havalarda, terleme ve sıvı kaybına bağlı olarak idrarın yoğunlaşması, havuzdan bulaş ve tuvalet hijyeni eksikliği idrar yolu enfeksiyonlarına, en çok da sistite neden olabiliyor. Sık idrara çıkma, idrar yaparken acıma, yanma hissi ve kasık ağrısı gibi şikayetlere yol açıyor. İdrar yolu enfeksiyonunun sık tekrarlanmaya meyilli olduğunu belirten Dr. Esra Boyar “Hastalık mutlaka tedavi edilmelidir aksi halde kronik hale gelerek aylar hatta yıllar süren tedaviler ve takviyeler gerektirir. Dış ortam hijyenine, ilişki sırasında kondom kullanmaya, genital bölgenin florasını korumaya ve bol su içmeye dikkat edilmelidir” diye konuşuyor.

  • Alerjik dermatit ve egzama

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, aşırı sıcaklarda sık terleme, ıslak bikini ya da mayo ile uzun süre kalma, sentetik iç çamaşırı gibi etkenlerin ciltte tahriş, egzama ve alerjik dermatit benzeri bulgulara yol açabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Yaz aylarında kadınlarda sık görülen bu sorundan korunmak için; ıslak mayo ve bikini ile kalmamak, pamuklu iç çamaşırı tercih etmek ve genital bölgeyi sabunla yıkamaktan kaçınılmalıdır. Doktora başvurmak yerine gelişigüzel kremler ya da takviyeler kullanmak daha fazla tahrişe ve sorunun büyümesine neden olabilir” diyor.

  • Düzensiz adet görme

Yaz döneminde bir yandan sıcak hava ve yüksek nem, diğer yandan tatil hareketliliği derken uyku düzeni, stres ve hareketlilik oranı değişebiliyor. Bu nedenle düzensiz adet görme, aşırı ya da normalden az kanama vb sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu durumlar genellikle geçici olmakla birlikte tekrar etmesi, uzun sürmesi ya da günlük yaşamda herhangi bir rahatsızlığa yol açması durumunda muayene olunması gerekiyor.

  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar

Dr. Esra Boyar “Yaz aylarında artan tatil hareketliliği, floranın kolay bozulabilmesi, yeni partner ve korunmasız ilişki nedeniyle cinsel yolla bulaşabilen ve yazın sık görülen bakteriyel enfeksiyonların bulaş riski artabilir. Bu nedenle genital bölge hijyenine, ilişki sırasında kondom kullanmaya, belirli aralıklarla doktora kontrole gitmeye ve yeni partnerle ilişkide muayene olarak önlem almaya özen göstermek önemlidir. Çünkü tüm bunlar genelde tedavi gerektirir, kronikleşip uzun sürmemesi için doktora başvurmanız gerekir” diyor.

Hepatit, karaciğerin iltihaplanmasına yol açıyor

Hepatit, karaciğerin iltihaplanmasına yol açan bir hastalık olduğunu belirten uzmanlar, başta virüsler olmak üzere çeşitli etkenlerle ortaya çıkabildiğini söylüyor.

Özellikle Hepatit B ve C virüslerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini dile getiren Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kronikleşen viral hepatitlerde, tedavi edilmediği takdirde belirli oranda siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir.” dedi. A ve B tipi hepatitlere karşı etkili ve ücretsiz aşılar mevcutken, Hepatit C için koruyucu aşının henüz olmadığını aktaran Mamçu, ancak tedavisinin başarıyla yapılabildiğini ifade etti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, hepatit hastalığının türleri, bulaşma yolları, belirtileri, aşı ve tedavi imkânları ile korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Dr. Dilek Leyla Mamçu

Hepatitin en sık nedeni virüsler…

Hepatitin karaciğerin iltihaplanması olarak bilinen bir hastalık olduğunu dile getiren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Etkeni en sık virüslerdir. Hepatit A, B, C, D ve E virüsleri olmak üzere farklı virüs tipleri hepatit yapabilmektedir.” dedi.

Viral etkenler dışında alkol tüketimi, bazı ilaçlar veya bağışıklık sistemi problemlerinin de hepatite neden olabildiğini aktaran Mamçu, “Hepatit B ve Hepatit C virüsleri uzun vadede kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanserine yol açabildiği için ayrı bir öneme sahiptir.” şeklinde konuştu.

Kronikleşen viral hepatitler tedavi edilmezse siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir!

Hepatit virüslerinin belirti ve klinik tablolar açısından belirgin bir fark göstermemekle beraber, etkiledikleri yaş grupları, kuluçka süreleri, iyileşme şekilleri ve kronikleşme açısından fark gösterdiklerini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Kuluçka süreleri A virüsü için 15-45 gün, B ve C virüsü için 30-180 gündür.” dedi.

Hastaların yarısından fazlasında hastalık sırasında gözlerde ve ciltte sarılığın hiç olmaması ya da çok hafif olmasının da mümkün olduğunu ifade eden Mamçu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu nedenle pek çok kişi sarılık hastalığı geçirdiğini fark edemez, ancak o sırada tesadüfen bir kan tetkiki yapılırsa anlaşılabilir. Çocuklarda belirtiler daha hafif ve kısa süreli olduğundan, özellikle küçük yaş gurubundaki çocuklarda hastalık teşhis edilmeden geçip gidebilir. Hastaların bir kısmında ise kuluçka süresini takiben, halsizlik, iştahsızlık, mide bulantısı, karnın sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın koyulaşması ile başlar. Kısa süren ateş olabilir. Bulaşıcı sarılık genellikle 4-6 haftalık bir hastalıktır, A ve E virüsü ile olanlar sonunda şifa ile sonlanır ve kronikleşme göstermezler.

B, C ve D virüsleri ile oluşan bulaşıcı sarılıklar kronikleşebilir. Bu oran, Hepatit B virüsü için yüzde 5 -10, Hepatit C virüsü için yüzde 80 kadardır. D virüsü hepatitinde de kronikleşme oranı yüksektir. Bunun sonucu olarak, Türkiye’de nüfusun yüzde 5 ila 7 kadarı (4 milyona yakın insan) B virüsünü, farkında olmaksızın taşır. Akut hepatitler genellikle iyi seyirli, kendini sınırlayan ve kronikleşmeyen hastalıklardır. Şifa ile iyileşip ve koruyucu bağışıklık bırakırken; kronikleşen viral hepatitlerde, tedavi edilmediği takdirde belirli oranda siroz ve karaciğer kanseri gelişebilir.”

Hijyen kurallarına uymamak, Hepatit A ve E’nin salgınlara yol açmasına neden olabilir!

Hijyenik el yıkama kurallarına uyulmaması, gıda hijyeninin iyi olmaması, tuvalet temizliğine dikkat edilmemesi durumlarında Hepatit A ve Hepatit E’nin daha kolay bulaştığına vurgu yapan Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Özellikle ilkokullarda, kreşlerde ve toplu yaşanılan yerlerde salgınlar yapar. Hijyen açısından sorunlu bölgelere yapılan seyahatlerde ek önlemler almak, temizliğinden emin olunmayan çiğ gıda ve su tüketiminden kaçınmak ve sık sık el yıkamak  dışkı ağız yolu ile bulaşmayı önlemek için yeterlidir.” dedi.

Risk grubundaki kişilerin aşılanmaları, hastalıktan korunmada en önemli tedbir!

Dünyada ve ülkemizde Hepatit A ve Hepatit B’ye karşı aşı bulunduğunu hatırlatan Mamçu, “Her iki aşı da 1998 yılından beri Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Aşı takviminde yer alır. Hayatın ilk bir yılında aşılanma tamamlanır ve ömür boyu koruyuculuğu devam eder. Aile Sağlık Merkezlerinde ve diğer sağlık kuruluşlarında yeni doğan döneminden itibaren tüm çocuklara ücretsiz olarak uygulanır. Hepatit C virüsüne karşı aşı henüz bulunmamakta. Ancak etkili tedaviler mevcut ve bu tedaviler Türkiye’de genel sağlık sigortası kapsamında ücretsiz olarak sunulmakta.” açıklamasını yaptı.

Mamçu ayrıca bu aşılarla ilgili yapılan çok büyük ölçekli çalışmalarda, koruyuculuklarının son derece yüksek olduğu ve herhangi bir yan etki görülmediğinin kanıtlandığına dikkat çekti ve risk grubundaki kişilerin aşılanmalarının hastalıktan korunmada en önemli tedbir olduğunu vurguladı.

Hepatitlerin nasıl bulaştığının ve nasıl bulaşmadığının doğru bir şekilde bilinmesi gerekir!

Viral hepatitlerin, dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunun altını çizen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 28 Temmuz ‘Dünya Hepatit Günü’ olarak belirlenmiştir. DSÖ’nün hedefi, 2030 yılına kadar tüm ülkelerde viral hepatitleri ortadan kaldırmak için birlikte çalışmaktır.” dedi.

Kronik hepatit hastalığında son yıllarda çok önemli gelişmeler kaydedildiğini ve uygun tedavi seçeneklerinin ülkemizde de genel sağlık sigortası kapsamında ücretsiz olarak uygulanmaya başlandığını hatırlatan Mamçu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle risk altındaki kişilerin farkındalığının arttırılması ile bulaşma önlenecek, hastalığın erken tespiti ve tedavisi sağlanabilecektir. Bu nedenle Hepatit virüsü taşıyıcısı olan bireylerin takip ve tedavilerinin yapılacağı merkezlere başvurması hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından son derece önemlidir. Hepatit taşıyıcısı olan bireylerin toplumdan dışlanması konusunda eski yıllara göre oldukça mesafe kaydedilmiş olsa da yine de bazı ön yargılar olabiliyor. Hepatitlerin nasıl bulaştığının ve nasıl bulaşmadığının doğru bir şekilde bilinmesi gerekir. Diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi, bu konuda da farkındalığın ve bilginin artması yeterli.”

Antioksidan deposu üzümün yararları

Yaz mevsimiyle birlikte sofraları renklendiren üzüm, yüksek besin değeri ve antioksidan içeriği sayesinde ön plana çıkıyor. Anadolu’daki tarihi binlerce yıl öncesine uzanan bu değerli meyve, sadece lezzetiyle değil aynı zamanda vücuda sağladığı faydalarla da dikkat çekiyor. Yeşil, mor veya koyu mavi renkleriyle üzüm, dünyanın dört bir yanında yetiştirilebiliyor ve çekirdekli ya da çekirdeksiz olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Betül Merd, birçok yararı olan üzümle ilgili bilgi verdi.

Uz. Dyt. Betül Merd

Uz. Dyt. Betül Merd

Sıcak iklim meyvesi üzüm

İnce ya da kalın kabuklu ve sulu yapısıyla tatlı bir meyve olan üzüm, sıcak ve güneşli iklimlerde yetişir. Üzüm, cinsine göre yaz ortasında ve sonbahar sonuna kadar hasat edilir.  En olgun hallerinde toplanan meyvenin beyaz, siyah, kırmızı, mor gibi pek çok rengi vardır. Her çeşidinin aroması kendine özgüdür. Tatlılığı doğal şekerlerden gelir ve bu nedenle hem enerji verir hem de ağızları tatlandırır. Üzüm yetiştiriciliğinde Türkiye, dünyada sayılı ülkeler arasında yer almaktadır. Ege Bölgesi başta olmak üzere Manisa, Denizli, İzmir gibi iller hem sofralık hem kurutmalık üzüm üretiminde ön plandadır. Sıcağı seven üzüm, aynı zamanda Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde de verimli şekilde yetiştirilebilir. Dünyada ise İtalya, Fransa, ABD ve Çin büyük üzüm üreticileri arasında yer alır.

Vitamin ve mineral deposu

Su oranı yüksek ve doğal şeker içeriği nedeniyle enerji veren üzüm bir meyvedir. 100 gram taze üzüm yaklaşık 70-80 kcal içerir. Ayrıca içeriğinde;

  • C vitamini, K vitamini, B6 vitamini
  • Potasyum, bakır, manganez gibi mineraller
  • Resveratrol ve flavonoidler gibi antioksidan bileşenler açısından da zengindir.

Resveratrol, üzümün özellikle kabuğunda bulunan bir bileşiktir ve kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkisiyle bilinmektedir.

Üzümün birçok yararı var

Uzun süreli ve dengeli tüketildiğinde üzümün birçok yararı bulunmaktadır.

  1. Kalp sağlığını destekler, kan basıncını düzenlemeye yardımcı olabilir. Yapılan bir araştırmada üzümdeki resveratrol bileşiğinin antioksidan ve antienflamatuar özellikler içerdiği belirlenmiştir.
  2. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Üzüm çok sayıda antioksidan içerir. Kuersetin, mor ve siyah üzümlere renklerini veren bir antioksidandır. Nörodejeneratif hastalıklara karşı koruma sağlar. Araştırmalar, üzümlerin Alzheimer hastalığının başlangıcına karşı bir miktar koruma sağladığını göstermiştir.
  3. Sindirim sistemini destekler, kabızlığa karşı faydalıdır. Ayrıca üzüm, kilo kontrolü sağlamaya yardımcı olabilecek besinler açısından zengin, düşük kalorili bir atıştırmalıktır.
  4. Cilt sağlığına katkı sağlar, özellikle çekirdekli türlerde anti-aging etkileri vardır. Bazı araştırmalar, üzümlerde bulunan bir bileşik olan resveratrolün yaşlanma sürecini yavaşlatabileceğini göstermektedir.
  5. Enerji verir, yorgunluk hissini azaltabilir. Üzümde eser miktarda melatonin bulunur. Melatonin, beyinde üretilen ve dinlendirici bir uykuyu destekleyen bir hormondur
  6. Üzüm kemikleri güçlendirir. K vitamini, kalsiyum, magnezyum ve potasyum açısından zengindir. Bu temel vitamin ve mineraller kemik sağlığını destekler. Bunları yeterli miktarda almamak kemik kırığı riskini artırabilir.

Tüketirken bu kurallara uyun

  • Üzüm sağlıklı bir meyvedir ama porsiyon kontrolü çok önemlidir. Özellikle insülin direnci, diyabet ya da kilo kontrolü hedefi olan bireylerde aşırı tüketimi önerilmez.
  • Taze üzüm için bir porsiyon yaklaşık 15-20 tane (bir küçük salkım) olarak düşünülebilir.
  • Kuru üzüm ise yoğun şeker içerdiğinden, 1 yemek kaşığı kadar ile sınırlandırılmalıdır.
  • Üzümü yanında çiğ badem ya da yoğurt gibi protein içeren gıdalarla birlikte tüketmek, kan şekerinin daha dengeli seyretmesini sağlar.

Sadece sporcularda görülüyor sanıyoruz, oysa…

Yaz aylarında fiziksel aktivitelerimiz yoğunlaşıyor  ve açık havada daha fazla zaman geçiriyoruz. Ancak, bu artan hareketlilik, özellikle diz eklemini etkileyen bazı ciddi yaralanmalara davetiye çıkarabiliyor. Isınmadan yapılan sportif faaliyetler, dengesiz ya da sert zeminlerde koşmak ve ani yön değiştirmeler, özellikle menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ kopmaları ile diz kapağı çıkıkları gibi ciddi sorunlara neden olabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, bu tür yaralanmaların sadece profesyonel sporcularda değil, sporla hobi düzeyinde ilgilenen ve tatil sırasında aktif hareket eden bireylerde de yaygın olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, dizlerde oluşan yaralanmalarda erken tanı ve tedavinin bireylerin hem yaşam kalitelerinin hem de aktivite düzeylerinin korunmasında son derece önemli bir rol oynadığını belirterek, “Dizlerdeki yaralanmaların ortak noktası, geç tanı konulması halinde kronikleşmeye meyilli olmalarıdır. Tedavi edilmeyen diz yaralanmaları; ağrı, hareket kısıtlılığı, güvensizlik hissi ve uzun vadede eklem dejenerasyonuna, yani kireçlenmeye yol açabilmektedir. Bu nedenle dizde ani gelişen ağrı, şişlik, takılma veya boşalma hissi gibi belirtiler ciddiye alınmalı ve gecikmeden ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir” diyor. Tedavinin kişinin yaşı, aktivite düzeyi ve yaralanmanın şiddetine göre planlandığını anlatan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, “Cerrahi girişim gerektiren durumlar günümüzde artroskopik, yani kapalı yöntemlerle başarıyla yapılabilmektedir” bilgisini veriyor.

Doç. Dr. Nezih Ziroğlu

Doç. Dr. Nezih Ziroğlu

MENİSKÜS YIRTIĞI

Dizin iç yapısında yer alan ve yük taşıyan darbe emici kıkırdaksı yapılar menisküs olarak tanımlanıyor. Menisküsler genellikle ani dönme hareketleri, çömelme sırasında zorlanma veya dengesiz düşmelerle yırtılıyor. Yırtık menisküs; dizde takılma, kilitlenme, ağrı ve ödemle kendini gösterebiliyor. Zamanla eklem kıkırdağında bozulmalara ve dizin mekanik işlevinde azalmaya neden olabiliyor. Yaz aylarında hazırlıksız başlanan sporlar, ısınmadan yapılan egzersizler, plajda çıplak ayakla voleybol oynarken ani sıçrama ve yön değişikliği içeren hareketler yapılması, menisküs yırtığını tetikleyebiliyor.  Dizde ani ve lokalize ağrı, bükülürken takılma hissi, yürüyüş sırasında güvensizlik, bazen de şişlik gelişebiliyor. Bu bulgular birkaç gün içinde geçmiyorsa, ortopedi değerlendirmesi gerekiyor.

Nasıl tedavi ediliyor?

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, menisküs yırtıklarında erken tanı ve tedavinin dokunun korunması açısından kritik bir öneme sahip olduğuna işaret ederek, “Hafif yırtıklarda fizik tedavi ve istirahat yeterli olurken, ciddi yırtıklarda artroskopik cerrahi tercih edilir” bilgisini veriyor.

ÖN ÇAPRAZ BAĞ KOPMASI

Dizin stabilitesini sağlayan temel yapılardan biri olan ön çapraz bağ ani duruşlar, yön değişimleri veya travmalar sonucu kopabiliyor. Kopma sonrasında dizde boşalma hissi, güven kaybı ve tekrarlayan burkulmalar yaşanıyor. Yaz aylarında; basketbol, futbol, plaj sporları ve doğa yürüyüşü sırasında yapılan ani hareketler, kontrolsüz zıplama ve inişler, ön çapraz bağ yaralanmalarına neden olabiliyor.  Dönme hareketi sonrasında “pat” sesi eşliğinde şiddetli ağrı, hızla gelişen ödem ve güvensizlik hissi, en tipik bulgularını oluşturuyor. Bu belirtiler varsa, mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmak gerekiyor.

Nasıl tedavi ediliyor?

Erken müdahaleyle, oluşabilecek menisküs ve kıkırdak hasarlarının önüne geçilebiliyor. Doç. Dr. Nezih Ziroğlu, “Aktif bireylerde genellikle artroskopik yöntemle bağ rekonstrüksiyonu uygulanır” diyor.

DİZ KAPAĞI ÇIKIĞI

Tıbbi dilinde patella olarak adlandırılan diz kapağının yuvasından kayarak dışa doğru çıkması, diz kapağı yani patella çıkığı olarak ifade ediliyor. Genellikle travma sonrasında veya eklem yapısına ve kas zayıflığına bağlı oluşuyor. Şiddetli ağrı, hareket kısıtlılığı ve dizin görünümünde bozulmayla kendini gösteriyor. Yaz aylarında; yüksekten atlama, dengesiz zeminlerde yapılan hareketler, düşmeler ve kas yetersizlikleri, patella çıkığını tetikleyebiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Nezih Ziroğlu,  “Diz kapağı dışa doğru kaymışsa veya kayıp yerine gelse bile hareket sırasında ağrı ile güvensizlik hissi varsa, zaman kaybedilmeden ortopedi değerlendirmesi gerekir” bilgisini veriyor.

Nasıl tedavi ediliyor?

İlk çıkıklarda dizlik, istirahat ve fizik tedavi uygulanabiliyor. Ancak tekrarlayan çıkıklarda izole veya kemik prosedürleriyle kombine edilmiş cerrahi stabilizasyon olan MPFL (Medial Patellofemoral Ligament) rekonstrüksiyonu, bir başka deyişle diz kapağını uyluk kemiğine bağlayan bağın onarımı gündeme geliyor.

Diz yaralanmalarını önlemek için 6 önemli kural!

  • Spor öncesinde, kaslarınızı ısıtacak şekilde esneme ve ısınma egzersizleri yapın.
  • Düzenli egzersiz yaparak kas gücünüzü artırın.
  • Aşırı kilonuz varsa diz ekleminizi korumak adına kilo kontrolü sağlayın.
  • Düzgün tabanlı ve yapacağınız sporun türüne uygun ayakkabılar tercih edin.
  • Zeminin özelliklerine göre hareket edin; kaygan ve eğimli alanlarda ani manevralardan kaçının.
  • Herhangi bir ağrı, takılma, boşalma hissi veya şişlik oluşmuşsa spora ara verip, ortopedi uzmanına başvurun.

10 Parmakta 10 Marifet

Ünlü oyuncu Bekir Aksoy, Bodrum Dürdane 1901’de sahne alan bestelerin efendisi Bülent Özdemir’in performansına sürpriz bir şekilde konuk oldu. Sahnedeki doğal performansı ve enerjisiyle izleyiciden tam not alan Aksoy, “sadece oyuncu değil, sahne insanı da” dedirtti. Dürdane 1901’in benzersiz atmosferi, Dürdane 1901 sahnesinde Bülent Özdemir’in unutulmaz besteleriyle birleşince Bodrum’da yine hafızalardan silinmeyecek bir akşam yaşandı.

Bodrum gecelerinin aranılan sesi

Genç yaşına rağmen güçlü sesi ve yorumuyla adından sıkça söz ettiren Cerem Onurluer  Bodrum Azka Otel’de müzikseverlerle buluştu. Azka Yaz Konserleri kapsamında sahneye çıkan Onurluer, sahnedeki samimi enerjisi ve zarif duruşuyla yine alkışların yıldızı oldu.

Repertuarında “Fikrimin İnce Gülü”, “Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun” ve “Yalnız Kullar” gibi unutulmaz parçaları seslendiren sanatçı, dinleyicilere adeta zaman yolculuğu yaşattı. Güçlü yorumuyla her notada duyguları zirveye taşıyan Cerem Onurluer, performansıyla Bodrum gecesine damgasını vurdu.

Konser boyunca izleyicilerden tam not alan başarılı sanatçı, sahneden alkışlar eşliğinde ayrılırken “Müzik varsa ben varım, Bodrum’un enerjisi ise tarifsiz,” diyerek duygularını paylaştı. Yaz boyunca Azka Otel’de sahne almaya devam edecek olan Cerem Onurluer, müziğiyle hem kulağa hem kalplere hitap etmeyi sürdürüyor.

Alex Tataryan’dan 20 yıl sonra geri dönüş

 

Müziğin duygulara dokunduğu, anıları canlandırdığı nadir parçalardan biri olan “Aşk Senin Adın”, tam 20 yıl sonra yepyeni bir ruhla geri dönüyor. Şarkının zamana meydan okuyan sözleri ve dokunaklı melodisi, Alex Tataryan’ın modern dokunuşlarıyla adeta yeniden hayat buldu.

“Bu şarkı benim için bir zaman kapsülü…” diyen Alex Tataryan, geçmişin izlerini bugünün elektronik tınılarıyla harmanlayarak nostaljiyle yeniliği aynı potada eritiyor. Sidechain efektlerle nefes alan düzenleme, dinleyeni duygusal bir dans pistine davet ediyor.

“Kaçarım bu şehirden…”, “Bana seni seven bir kalp bile bırakmadın…” gibi hafızalara kazınan dizeler, bu remake ile tekrar dillerde. Hem eskiye özlem duyanlar hem de yeni müzik arayışında olanlar için “Aşk Senin Adın”, tam anlamıyla duygusal bir geçiş kapısı sunuyor. Yeniden yorumlanan “Aşk Senin Adın”, sadece dinleyicilerin değil, radyo istasyonlarının da favorisi haline geldi. Türkiye genelinde birçok radyo, şarkıyı rotasyonuna alarak sıkça çalmaya başladı. Duygusal altyapısı ve modern düzenlemesiyle dikkat çeken parça, listelerdeki yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırıyor.