Yazılar

“Modern Diz Cerrahisi: Doğru Tedaviyle Protez İhtiyacı Azalıyor”

Diz eklemindeki hasarın erken fark edilmesinin tedavi sürecini olumlu etkilediğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İlker Yıldız, “Uygun hastada doğru zamanda yapılan eklem koruyucu tedaviler, diz fonksiyonlarını belirgin şekilde iyileştirir. İleri kireçlenmede başvurulan protez cerrahisi ihtiyacını azaltabilir veya yıllarca erteleyebilir” dedi.

Topkapı’daki İstinye Üniversitesi Liv Hospital’den Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. İlker Yıldız, dizlerin günlük yaşamda yoğun yük taşıdığı için zamanla yıpranmaya açık yapılar olduğunu belirterek diz kireçlenmesinin (osteoartrit) erken dönemde fark edilmesinin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Yıldız, “Diz eklemi; spor yaralanmaları, mesleki zorlanmalar, travmalar ve yaşa bağlı aşınmalar nedeniyle hasar görebilir. Zamanla menisküs, kıkırdak ve bağ dokuları etkileniyor, ilerleyen dönemlerde ise kıkırdak altı kemik dokusunda da hasar oluşarak kireçlenmeye yol açar” diye konuştu.

Doç. Dr. İlker Yıldız

Doç. Dr. İlker Yıldız

“İlk aşamada yaşam düzeni iyileştirilir ve konservatif tedaviler uygulanır”

Erken evre diz sorunlarında ilk tedavi yaklaşımının cerrahi olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldız, “Kilo kontrolü, spor ve günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi, aşırı yük bindiren hareketlerden kaçınılması, fizik tedavi ve egzersiz programları ile ilaç-takviye destekleri ilk tercihlerimizdir” dedi.

Bu yöntemlerle yeterli iyileşme sağlanamayan hastalarda enjeksiyon uygulamalarının devreye girdiğini belirten Doç. Dr. Yıldız, “Steroid, hyalüronik asit, kolajen, PRP, eksozom, yağ dokusu veya kemik iliği kaynaklı kök hücre gibi birçok seçenek var. Bu uygulamalar ağrıyı azaltır, ödemi düşürür, hasarlı dokuda iyileşmeyi destekler. Hangi enjeksiyonun uygun olduğuna hastanın klinik muayenesi ve görüntülemeler birlikte değerlendirilerek karar veriyoruz” ifadelerini kullandı.

“İleri hasarlarda eklem koruyucu cerrahiler önem kazanır”

Konservatif yöntemlerin yeterli olmadığı ve dizdeki hasarın ilerlediği durumlarda cerrahi seçeneklerin gündeme geldiğini belirten Doç. Dr. Yıldız, “Amacımız hastanın yaşam kalitesini artırmak, eklem fonksiyonlarını korumak ve deformasyonun ilerlemesini önlemektir. Bu nedenle uyguladığımız cerrahiler eklem koruyucu niteliktedir” dedi.

Artroskopik cerrahinin en sık kullanılan yöntem olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yıldız, “Dize 1 cm’den küçük kesilerle giriyoruz. Kamera sistemiyle menisküs, kıkırdak, bağlar ve diğer yapılar yüksek çözünürlükte görülüyor. Hasara göre menisküs tamiri, sentetik implantlar, doku transferleri, kıkırdak onarımları veya defekt kapatma gibi farklı işlemler uygulanabiliyor. Hedefimiz, dokuyu olabildiğince doğal haliyle korumaktır” diye konuştu.

“Menisküs, kıkırdak ve bağ onarımlarında modern teknikler”

Menisküs yırtıklarında tamirin öncelikli olduğunu belirten Doç. Dr. Yıldız, “Onarılamayan yırtıklarda sentetik greftler, hastadan alınan dokular veya kadavra dokuları kullanılabilir. Böylece, menisküsün yük dağıtma görevini devam ettirmesi sağlanır. Kıkırdak hasarlarında ise mikro-kırık ve nano-kırık gibi iyileştirici tekniklerin yanı sıra daha geniş hasarlarda mozaikplasti, sentetik membranlar veya laboratuvarda çoğaltılan kıkırdak hücrelerinin yerleştirilmesi gibi yöntemlerin kullanılır. Amaç kıkırdak yüzeyini mümkün olduğunca düzgün ve pürüzsüz hale getirmektir” şeklinde konuştu.

Bağ yaralanmalarının dizde dengesizliğe yol açtığını ifade eden Doç. Dr. Yıldız, “Bağ tamiri dizin stabilitesini artırır ve ileride oluşabilecek deformasyonu önler” dedi.

“Bacak eksen bozuklukları kireçlenmeyi hızlandırır”

Bacak eksenindeki bozulmanın dizin bir bölümüne aşırı yük bindirdiğini belirten Doç. Dr. Yıldız, “Bu durum eklem yüzeyinin orantısız aşınmasına ve ileri dönem kireçlenmeye yol açar. Zamanında yapılan düzeltici osteotomi ameliyatları hasarın ilerlemesini engelleyebilir” dedi.

Osteotominin uyluk veya kaval kemiğinden yapıldığını belirten Doç. Dr. Yıldız, “5-10 cm’lik kesilerle uygulanan bu cerrahi, doğru hastada çok etkili sonuçlar verir” açıklamasında bulundu.

“Doğru zamanda yapılan tedaviler protez ihtiyacını erteler”

Diz eklemindeki hasarın erken fark edilmesinin tedavi sürecini olumlu etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Yıldız, “Uygun hastada doğru zamanda yapılan eklem koruyucu tedaviler diz fonksiyonlarını belirgin şekilde iyileştirir. İleri kireçlenmede başvurulan protez cerrahisi ihtiyacını azaltabilir veya yıllarca erteleyebilir” ifadelerini kullandı.

Hastalara uyarıda bulunan Doç. Dr. Yıldız, “Şikâyetleri ihmal etmeden erken dönemde başvuran, yaşam tarzında düzenleme yapan ve profesyonel tıbbi destek alan bireyler eklem sağlığını uzun süre koruyabilir” diyerek sözlerini tamamladı.

#DizSağlığı #Ortopedi #EklemKoruma #DizKireçlenmesi #SağlıkHaberleri #FizikTedavi #Artroskopi #Menisküs #KıkırdakOnarımı #OrtopediUzmanı

Aşırı turizmle mücadele eden şehirler

Turizm, istihdam yaratması, altyapıyı geliştirmesi ve ekonomiye katkısı nedeniyle çoğu zaman olumlu bir güç olarak görülür. Ancak bazı şehirlerde ziyaretçi akını, yerel halkın yaşam kalitesini ve çevreyi olumsuz etkileyerek ciddi sorunlara yol açıyor. Bu noktada, aşırı turizmle mücadele için farklı önlemler devreye giriyor. İşte dünyanın çeşitli bölgelerinde bu sorunla yüzleşen beş şehir ve aldıkları önlemler:

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Dubrovnik, Hırvatistan
Game of Thrones dizisinin çekim yeri olarak ünlenen Dubrovnik, kısa sürede turist akınına uğradı. 2012-2015 arasında 245.000 ek turist ve 1,5 milyon fazla geceleme kaydedildi. Şehrin Orta Çağ surlarıyla çevrili Eski Şehir bölgesi yoğun kalabalık nedeniyle baskı altında kaldı. Belediye Başkanı Mato Franković, gemi sayısını sınırlama girişiminde bulundu ve “Şehre Saygı” kampanyasıyla ziyaretçilere davranış kuralları hatırlatıldı. Ayrıca hediyelik eşya tezgahlarının azaltılması ve surlarda yürüyüş için ek ücret alınması gibi önlemlerle yoğunluk kontrol edilmeye çalışılıyor.


Barselona, İspanya
Akdeniz’in en popüler destinasyonlarından Barselona, 2024’te 15,5 milyon konaklayan turist ve 1,6 milyon günübirlik ziyaretçi ağırladı. Ekonomiye yılda 9 milyar avro katkı sağlansa da, konut fiyatlarının artması ve yaşam kalitesinin düşmesi yerel halkı rahatsız etti. Bazı sakinler protesto amacıyla “Turistler Eve Dönüyor” pankartları açtı. Katalan hükümeti, 2025’te turist vergisini günlük 15 avroya çıkarmayı planladı, ancak bu girişim otel sahipleri tarafından tepkiyle karşılandı.


Kyoto, Japonya
2024’te Japonya’ya gelen 36,9 milyon yabancı turistin önemli bir kısmı Kyoto’yu ziyaret etti. Gion bölgesinde geyşaları görmek isteyen turistlerin aşırı ilgisi, yerel halkı rahatsız etti. 2019’da özel sokaklarda fotoğraf çekenlere para cezası getirildi, 2024’te ise bu sokaklara giriş tamamen yasaklandı. Ayrıca konaklama vergilerinin artırılmasıyla aşırı turizmin etkileri azaltılmaya çalışılıyor.


Marsilya, Fransa
Paris kadar popüler olmasa da Marsilya, kısa süreli kiralık evlerin artışıyla konut krizine sürüklendi. Belediye Başkanı Benoît Payan, 2024’te tatil evlerinde kullanılan anahtar kutularını yasakladı ve Airbnb gibi platformlara karşı sert önlemler aldı. Ayrıca, popüler Sugiton Koyu’na giriş rezervasyonla sınırlandırıldı. Bu uygulama, doğal alanların korunması ve kalabalığın kontrolü için önemli bir adım oldu.


Venedik, İtalya
UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Venedik, 2019’da aşırı turizm nedeniyle uyarı aldı. 2023’te 5,7 milyon turist şehri ziyaret ederken, şehir merkezinde yaşayanların sayısı 50.000’in altına düştü. Günübirlik ziyaretçiler için giriş ücreti uygulaması başlatıldı, konaklayan turistler ise ek vergiler ödüyor. Ancak bu önlemlerin ziyaretçi sayısını azaltıp azaltmayacağı henüz net değil.
Aşırı turizm, şehirlerin kültürel mirasını ve yaşam kalitesini tehdit eden küresel bir sorun. Dubrovnik’ten Venedik’e kadar birçok şehir, farklı yöntemlerle bu baskıyı azaltmaya çalışıyor. Vergiler, giriş sınırlamaları ve davranış kuralları, turizmin sürdürülebilir hale gelmesi için kritik adımlar olarak öne çıkıyor.
#Turizm #AşırıTurizm #Dubrovnik #Barselona #Kyoto #Marsilya #Venedik #Seyahat #Kültür #SürdürülebilirTurizm #GeziHaber

Obezite tedavisinde kullanılan iğneler hakkında bilinmesi gerekenler

Zayıflama iğneleri son dönemde en çok konuşulan tedavilerden biri haline geldi. Sosyal medya paylaşımları, hızlı kilo kaybı vaatleri ve kısa sürede görülen sonuçlar milyonlarca kişinin hızlı kilo verme hayalini süslüyor. Ancak dikkat! Acıbadem Bakırköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ender Arıkan, obezite tedavisinde kullanılan bu enjeksiyonların başarılı şekilde kilo kaybettirmeye katkı sağlamakla birlikte mucize olmadığını ve kontrolsüz kullanımının ciddi sorunlara yol açabildiğini söylüyor. Yapılan çalışmalara göre; obezitenin 5 yıl içerisinde iki katına çıkmasının beklendiğini belirten Prof. Dr. Arıkan, obezite tedavisinde kullanılan iğneler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

İştahı azaltan, tokluk süresini uzatan zayıflama iğneleri son yıllarda en çok ilgi gören konuların başında geliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ender Arıkan, bu tedavinin etkili olduğunu ancak herkes için uygun olmadığını belirterek “Zayıflama iğnelerinin aslında vücudun kendi hormonunun daha güçlü bir versiyonu.  İştahı ciddi şekilde baskılıyor, mide boşalmasını yavaşlatıyor, kişiyi daha uzun süre tok tutuyor ve kan şekerini dengeliyor. Bu nedenle hem diyabet hastalarında hem de obezite tedavisinde kullanılabiliyor. Fakat bu, herkesin kullanabileceği bir ürün olduğu anlamına gelmiyor. Tedavi mutlaka doktor kontrolünde olmalı” diyor. Prof. Dr. Arıkan sözlerine şöyle devam ediyor: “Şeker değerleri, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını görmeden ilaca başlamıyoruz. Çünkü güvenli tedavinin ilk adımı doğru değerlendirmedir.”

Prof. Dr. Ender Arıkan

Prof. Dr. Ender Arıkan

Zayıflama iğneleri kimler için uygun?

Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan hastalar için zayıflama iğnelerinin uygun olduğunu, eğer VKİ 27’nin üzerindeyse ve diyabet, tansiyon ya da karaciğer yağlanması gibi ek hastalıklar varsa yine tercih edilebileceğini belirten Prof. Dr. Arıkan, ancak bunun alanında uzman hekim tarafından belirlenmesi gerektiğini, ilacın isteyen herkese reçete edilmediğini özellikle vurguluyor. Bu tedavinin bazı hastalar için ciddi risk oluşturabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Ender Arıkan şöyle konuşuyor: “Medüller tiroid kanseri öyküsü olanlarda, pankreatit geçirmiş kişilerde, hamilelerde, emzirenlerde ve 18 yaş altındaki bireylerde bu ilaçları kesinlikle kullanmıyoruz.” Zayıflama iğnelerinin bulantı, mide yanması ya da kabızlık gibi yan etkileri olabildiğini, bu şikayetlerin çoğunun doz yavaş artırıldığında kontrol altına alınabildiğini belirten Prof. Dr. Arıkan “Ancak pankreatit, safra kesesi taşı ve şiddetli karın ağrısı gibi durumlar olursa ilaç hemen kesilmeli ve mutlaka doktora başvurulmalı” diyor.

Kilo kaybı ortalama yüzde 8-15 oluyor ama…

Tedavide beklentilerin gerçekçi tutulması büyük önem taşıyor. Zayıflama iğneleri ile ortalama yüzde 8-15 kilo kaybı sağlanırken, bu durumun sürdürülebilir olmasına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Bazı kişilerin çok hızlı değişim beklediğinin altını çizen Prof. Dr. Arıkan, tedavinin yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmemesi durumunda, ilacı bıraktıktan sonra, verilen kiloların daha hızlı şekilde geri alınmasının kaçınılmaz olacağını vurgulayan Prof. Dr. Ender Arıkan “Hastalar sadece yağ kaybetmiyor, kas kaybı da olabiliyor. Bu özellikle ilerleyen yaşlarda büyük problem. Bu nedenle bu tedaviyi olanların her zaman protein tüketimini artırmaları ve düzenli direnç egzersizi yapmaları gerekir” diye konuşuyor.

Obezitede hızlı artış yaşanıyor

Modern çağın salgın hastalığı obezite dünya genelinde hızla artarken, tedavinin temelini ise öncelikle yaşam tarzı değişikliği oluşturuyor. Halen 1 milyardan fazla insanı etkileyen bu küresel sağlık sorununun, önlem alınmadığında çok daha fazla artacağını, yapılan çalışmalarda obez insan sayısının 2030 yılına kadar iki katına çıkmasının öngörüldüğünü belirten Prof. Dr. Ender Arıkan, obezite tedavisinde en iyi sonucun sağlıklı beslenme, düzenli hareket, uyku düzeni ve stres yönetimiyle alındığını, kilo verirken hedefin hızlı değil, sağlıklı ve sürdürülebilir olması gerektiğini söylüyor. Prof. Dr. Arıkan kilo kaybı için zayıflama iğnelerinin uzun vadeli etkilerinin hala araştırıldığını belirterek şöyle konuşuyor: “Mevcut çalışmalar kısa vadede önemli kilo kaybı ve metabolik iyileşmeler göstermiş olsa da, bu sonuçların uzun vadede sürdürülebilirliği daha fazla araştırmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu ajanların kardiyovasküler hastalık insidansı ve mortalite gibi uzun vadeli sağlık sonuçlarını nasıl etkilediğini araştırılmalıdır. Ayrıca, uzun vadeli güvenliğin de belirlenmesi gerekmektedir. Kapsamlı uzun vadeli çalışmalar, uzun süreli tedavinin risk-fayda oranının netleştirilmesine yardımcı olacaktır.”

#Obezite #ObeziteTedavisi #ObeziteArtışı #Sağlık #SağlıklıYaşam #KiloKontrolü #Metabolizma #Zayıflamaİğneleri #KiloVermeSüreci #İştahKontrolü #TedavideGüvenlik #DoktorKontrolünde #UzmanUyarıyor #BilimselVeriler #Endokrinoloji #MetabolizmaHastalıkları #SağlıkHaberleri #GüncelSağlık #Haber

Yılbaşı Kuşadası’nda bir başka güzel: Lezzet ve eğlence bir arada

Göçtur’un Kuşadası’na kazandırdığı iki özel mekân, Gio Restaurant & Rooftop ve Taşhane, yılbaşı gecesini lezzet ve eğlenceyle buluşturan özel programlarla karşılamaya hazırlanıyor.

DoubleTree by Hilton Kuşadası’nın terasında yer alan Gio Restaurant & Rooftop, 20.00–24.00 arasında Legend Band Orkestrası, 24.00–02.00 arasında DJ performansı ile misafirlerine ritmi yüksek bir gece sunacak. Limitsiz içecek eşliğinde hazırlanan yılbaşı menüsü, gece yarısından sonra sucuk ekmek, kokoreç ve çorba ikramlarıyla eğlenceyi sokak lezzetleriyle taçlandıracak. Dileyenler, otelin özel Yılbaşı Konaklama Paketi ile geceyi brunch’la tamamlayabilecek.

Kuşadası’nın tarihi dokusunu modern yaşamla buluşturan Old Town Tanneries’deki Taşhane ise 19.30’dan itibaren özel A la Carte menüsüyle yılbaşı akşamına şık bir dokunuş katacak. Aynı bölgede 25 Aralık’ta düzenlenecek Christmas Dinner etkinliği de yılın en keyifli dönemine ayrı bir renk getirecek.

#Kuşadası #Yılbaşı2025 #GioRooftop #Taşhane #Göçtur #YılbaşıEtkinlikleri #GurmeMekanlar #YeniYılProgramı #KuşadasıLezzet #YılbaşıGecesi #ChristmasDinner #MekanÖnerisi

“Çekelim Bu Dünyadan Perdeleri” Kun Art Space’te açıldı

Çukurova’da çağdaş sanatın önemli adreslerinden Kun Art Space, Tao Ulusoy’un “Çekelim Bu Dünyadan Perdeleri” başlıklı yeni sergisine ev sahipliği yapıyor. 13 Aralık–10 Ocak tarihleri arasında ziyaret edilebilen sergi, bireysel hafıza ile kolektif deneyimler arasındaki görünmez bağları çok katmanlı bir anlatımla ele alıyor.

Ulusoy’un resimleri, hazır nesneleri, kolajları ve enstalasyonları; haz ile kırılganlık, masumiyet ile kayıp arasındaki duygusal geçişleri izleyiciye hissettiriyor. Günlük nesnelerin hafifliği ile derin bir farkındalık yaratan işler, izleyiciyi hem kendi içsel alanına hem de kolektif hafızanın sessiz bölgelerine davet ediyor.

Aidiyet, yersizlik, ev kavramı ve hatırlamanın kırılgan doğası serginin temel temalarını oluşturuyor. Sanatçı, “perdeleri aralayarak” izleyiciye hem kişisel hem evrensel bir yüzleşme alanı sunuyor.

Sergi metni Mehmet Çimen tarafından kaleme alınan “Çekelim Bu Dünyadan Perdeleri”, Pazar hariç her gün 12.00–18.00 saatleri arasında Adana Kun Art Space’te görülebilir.

#TaoUlusoy #KunArtSpace #ÇağdaşSanat #SanatSergisi #AdanaSanat #ÇekelimBuDünyadanPerdeleri #ArtExhibition #ContemporaryArt #SergiGündemi #KültürSanat

Vakkorama Tersane İstanbul görkemli bir davetle açıldı

Vakkorama’nın Tersane İstanbul’daki yeni nesil deneyim mağazası, moda, sanat ve spor dünyasını bir araya getiren görkemli bir davetle açıldı. Ev sahipliğini Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, Vakko CEO’su Jaklin Güner ve Vakkorama Genel Müdürü Can Hakko üstlendi.

Fettah Tamince, Ece Sükan, Deren Talu, Allan Hakko

Fettah Tamince, Ece Sükan, Deren Talu, Allan Hakko

Gecenin en dikkat çekici anı, Borusan Otomotiv’in distribütörlüğünü yaptığı MINI ile Vakkorama iş birliğinde hazırlanan MINI x Vakkorama “BIG LOVE” kapsül koleksiyonunun ilk kez trunk show ile tanıtılması oldu. Koleksiyon, MINI’nin iyimser ruhunu Vakkorama’nın enerjik tasarım diliyle buluşturan modern bir stil yorumu sunuyor.

Deniz Aktaş Hakko- Can Hakko, Eda Zamanpur, Marina-Rıfat Elhadef

Açılışa iş, sanat, moda ve medya dünyasından Tuba Ünsal, Ece Sükan, Gülcan Arslan, Anıl Altan, Deren Talu, Bedirhan Soral, Allan Hakko, Pia Hakko gibi birçok ünlü isim katıldı. DJ Simone de Kunovich’in performansı geceye renk kattı.

Ömer Tavioğlu, Pia Hakko, Kerim Yeşil, Moris Kohen

Vakkorama Genel Müdürü Can Vitali Hakko, “Tersane İstanbul’daki bu yeni mağaza, moda, sanat ve sporun enerjisini şehre taşıyor. MINI ile yaptığımız iş birliği genç ve yenilikçi ruhumuzu güçlendiren önemli bir adım” dedi.

Limitli sayıda üretilen koleksiyon; sweatshirt, tişört, şapka ve çanta gibi parçalarla iki markanın ikonik tasarım anlayışını bir araya getiriyor. Koleksiyon, Vakkorama Tersane İstanbul mağazası, seçili Vakkorama mağazaları ve Vakkorama.com.tr’de satışa sunuldu.

Etkinlikte ayrıca BIG LOVE koleksiyonuna özel tasarlanan MINI Cooper 5 Kapı modeli de sergilendi.

#Vakkorama #VakkoramaTersane #MINIxVakkorama #BigLove #ModaDünyası #Lansman #Magazin #Tersaneİstanbul #KapsülKoleksiyon #MINI

 

 

 

“Meine Welt” Turnesi Ülker Arena’da nefes kesti

Till Lindemann, “Meine Welt” turnesi kapsamında 6 Aralık Cumartesi akşamı Ülker Sports Arena’da kapalı gişe bir konser verdi. Turnenin 19. durağı olan İstanbul konseri, yüksek prodüksiyon kalitesi, endüstriyel sahne tasarımı ve güçlü görsel diliyle izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı.

Konser tam 21.17’de “Meine Welt” introsuyla başladı ve “Fat” ile sert, mekanik ve teatral atmosfer ilk andan itibaren salona hâkim oldu. Katmanlı platformlar, lazer ağırlıklı ışık mimarisi ve dönüşen sahne yapısı, turnenin karakteristik estetiğini İstanbul’da da ortaya koydu. 90 dakikalık performans boyunca 19 şarkı seslendiren Lindemann, “Und Die Engel Singen”, “Platz Eins” ve “Ich Hasse Kinder” gibi parçalarla tempoyu yüksek tuttu.

Gecenin en dikkat çeken anlarından biri, “Tanzlehrerin” sırasında sahneye çıkan balerin ve lazer koreografisi oldu. Ardından gelen “Allesfresser” ise grotesk görselleri ve sahneye fırlatılan cheesecakelerle performansın kırılma noktası hâline geldi. Davulda Joe Letz ve klavyede Constance Antoinette, enerjileriyle sahneye ayrı bir dinamizm kattı.

Konserin ilerleyen bölümünde Lindemann’ın “Platz Eins” sırasında sahneden inerek seyircilerin arasına karışması salonu coşturdu. Bis bölümünde “Übers Meer”, “Knebel”, “Fish On” ve “Ich Hasse Kinder” ile final yapan sanatçı, “Fish On” sırasında seyirciye fırlatılan balıklarla performatif anlatıyı zirveye taşıdı.

NTRteam organizasyonuyla gerçekleşen İstanbul konseri, turnenin en akıcı ve sorunsuz duraklarından biri olarak öne çıktı. Sahne geçişleri, ışık–ses dengesi ve dakik akışıyla uluslararası standartlarda bir prodüksiyon sunuldu. Biletlerin mticket üzerinden satışa çıktıktan kısa süre sonra tükenmesi, Lindemann’ın Türkiye’deki güçlü etkisini bir kez daha gösterdi.

#TillLindemann #MeineWeltTour #ÜlkerSportsArena #NTRteam #KonserGecesi #İstanbulEtkinlik #KapalıGişe #RockKonseri #LindemannLive #MüzikGündemi

Sıcak basmaları, uykusuz geceler ve kaygılara karşı önlem!

Kadınların doğal yaşam döngüsünde biyolojik bir evre olan menopoza geçiş dönemi, diğer bir deyişle perimenopoz, son yıllarda artan farkındalık çalışmalarıyla daha görünür hale geliyor. Genellikle 40’lı yaşlarda başlayan bu dönem, kadından kadına değişen belirtilerle kendini gösteriyor ve ortalama 5 ila 8 yıl sürüyor. Perimenopoz döneminde yaşanan hormon seviyelerindeki dalgalanmalar en sık sıcak basmaları, gece terlemeleri, uyku sorunları, eklem ağrıları, duygu durum bozuklukları ve cinsel istekte azalma gibi belirtiler ile kendini gösteriyor.  Yaşanan bu sorunlar kadınların aile, iş ve sosyal ilişkilerinde gerginliğe neden olabilirken, cinsel yaşamlarını da olumsuz etkileyebiliyor.  Acıbadem International Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Deniz Genç, perimenopozun  bu etkileriyle sadece biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir geçiş süreci olduğuna dikkat çekerek, “Kadınların yaşam kalitelerini artırmaları için  bu dönemde tıbbi ve duygusal destek almaları son derece önemlidir. Ayrıca, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve düzenli fiziksel aktiviteyi içeren bir yaşam tarzı perimenopoz döneminde hormon dalgalanmalarının olumsuz etkilerini azaltırken, enerji seviyesini  dengede tutmaya yardımcı olmaktadır. Bunların yanı sıra ruh hali ve genel yaşam kalitesi üzerinde de olumlu etkiler sağlamaktadır” diyor.

Dr. Deniz Genç

Dr. Deniz Genç

Akdeniz tipi diyetle beslenin

Perimenopoz döneminde Akdeniz tipi diyetle beslenmeye özen gösterin. Çünkü, doymamış yağ içeriğinin zeytinyağı ve avokado gibi bitkisel yağlardan; karbonhidrat içeriğinin meyve, tam taneli tahıllar ve baklagillerden; protein içeriğinin de balık, kümes hayvanları ve süt ürünlerinden karşılandığı Akdeniz diyeti gibi sağlıklı beslenme programları hormon dalgalanmalarını dengelemeye yardımcı oluyor. Ayrıca, yapılan çalışmalar; keten tohumu, soya fasulyesi, susam, sarımsak, nar, orman meyveleri, brokoli, badem ve ceviz gibi fitoöstrojenden zengin besinlerin sıcak basmaları ve terlemelerin hafiflemesinde, kan basıncının düzenlenmesinde, kemik sağlığının korunmasında ve cinsel işlev  sorunlarının iyileştirilmesinde etkili oldukları gösterilmiş.

Kahve, şeker ve baharatı sınırlayın

Kafein, alkol, şeker ve baharat içeren gıdalar ile içecekler sıcak basmalarının yanı sıra duygu durum dalgalanmalarını da artırabiliyor. Dolayısıyla, bu tür gıda ve içeceklerin tüketimini sınırlandırmaya özen gösterin.

Sigarayı bırakın ve pasif içicilikten kaçının

Sigara etkilediği mekanizmalarla hipoöstrojenemi tablosuna, yani östrojen düzeylerinin daha hızlı ve belirgin düşmesine yol açarak perimenopozal yakınmaların şiddetini arttırıyor. Ayrıca, cilt yaşlanmasını hızlandırırken kemik ve kardiyovasküler sağlığı da olumsuz etkiliyor. Sigara içiyorsanız bırakmanız ve pasif içicilikten kaçınmanız sağlığınız için büyük bir önem taşıyor.

Düzenli olarak egzersiz yapın

Tempolu yürüyüş ve ağırlık egzersizleri gibi düzenli fiziksel aktiviteler hayat kalitesinin artmasını, ideal vücut ağırlığının korunmasını ve sağlıklı ruh halini destekliyor. Bunların yanı sıra kalp damar sağlığının sürdürülmesine ve osteoporoz riskinin azalmasına destek oluyor. Pelvik taban egzersizleri, özellikle kegel egzersizleri de ürolojik, genital ve cinsel şikayetleri azaltıyor.

Yatak odanız serin ve karanlık olsun

Düzenli uyku rutini oluşturmak hormon dalgalanmalarının etkisini azaltmaya destek oluyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Deniz Genç,  ancak perimenopoz döneminde özellikle gece oluşan sıcak basmalarının ve gece terlemelerinin uyku kalitesini olumsuz yönde etkilediklerini vurgulayarak, “Serin, karanlık ve iyi havalandırılmış bir yatak odası uyku kalitesini artırmaktadır. Ayrıca, melatonin ve magnezyumdan zengin besinler de uyku kalitesini desteklemektedir. Uykusuzluğa neden olabileceği için kafein içeren kahve tüketiminden ise özellikle geç saatlerde kaçınılması gerekmektedir” diyor.

Düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırın

Perimenopoz döneminde düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırmanız ve sağlığınızı destekleyen medikal tedavilerden faydalanmanız son derece önem taşıyor. “Örneğin, kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla düzenli görüşmek hem hormon düzeylerinin hem de sorunların takibini kolaylaştırmaktadır”  bilgisini veren Dr. Deniz Genç,  sözlerine şöyle devam ediyor: “Kemik ve kalp sağlığı risklerini azaltmak için D vitamini, kalsiyum, tiroit ve kolesterol gibi değerlerin düzenli kontrolü önemlidir. Vajinal kuruluk, sıcak basması ve uyku sorunları gibi yakınmalarda; hayat tarzı değişiklikleri, hormonal veya hormonal olmayan tedaviler, bitkisel takviyeler ve lazer tedavileriyle büyük rahatlama sağlanılabilmektedir.”

Stresinizi yönetin ve duygusal destek alın

Perimenopozda stres hormonları daha hassas hale geliyor. Nefes egzersizleri, meditasyon, tai-chi, yoga, pilates ve hobi aktiviteleri gibi yöntemler stresle başa çıkma becerilerini geliştiriyor, duygusal dalgalanmaları azaltıyor ve vücuda esneklik ile güç kazandırıyor.  Gerekirse bir uzmanla (kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, psikolog, endokrinoloji uzmanı) görüşmek ve destek almak süreci kolaylaştırıyor. Sosyal destek almanın yanı sıra arkadaşlar, aile veya benzer dönemden geçen kadınlarla konuşmak da duygusal yükü hafifletiyor.

Cilt ve saç bakımınıza özen gösterin

Perimenopoz sürecinde azalan östrojen seviyesi ciltte kuruluk ve kırışıklık gibi sorunların yanı sıra saçlarda incelme ile dökülmeye yol açabiliyor. Besleyici ve nemlendirici ürünler cilt ile saç bakımı için önem taşırken, aşırı ısı ve kimyasal işlemler ise hassas doğal yapıyı daha da yıpratarak kuruluk, elastikiyet kaybı gibi sorunları arttırabiliyor. Cilt ile saç sağlığınızı desteklemek için dengeli ve omega3, B vitaminleri, çinko ile demir açısından zengin beslenmeye özen gösterin. Cildinizin ve saçlarınızın nem dengesini korumak amacıyla her gün yeterli su içmeyi de ihmal etmeyin.

#Perimenopoz #MenopozDönemi #KadınSağlığı #HormonalDenge #SağlıklıYaşam #UykuKalitesi #DuygusalDestek #YaşamTarzıDeğişikliği #SıcakBasmaları #KadınHastalıkları #SağlıkGündemi #Wellbeing #MenopozFarkındalığı

Mustafa Erol: “Ünlü Oyuncuyla Anlaştık, İstekleri Bitmeyince İptal Ettik”

 

“Esme” adlı şarkıda Sinan Akçıl ile yaptığı düetle adını geniş kitlelere duyuran Mustafa Erol, bu kez yine bir Sinan Akçıl imzası taşıyan yeni şarkısı “Nasip Değilmiş” ile müzikseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Genç şarkıcı, geçtiğimiz günlerde Talat Oflaz yönetmenliğinde İstanbul’da çekilen klipte basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Yeni projesiyle ilgili konuşan Erol, klip sürecinde yaşanan dikkat çekici bir detayı da paylaştı: “Yakaladığımız ivmeyi yine bir Sinan Akçıl şarkısıyla taçlandırıyoruz. Aslında klipte bana çok ünlü bir kadın oyuncu eşlik edecekti. Tüm anlaşmalar yapılmıştı ama klip gününe kadar istekleri bitmeyince iptal etmek zorunda kaldık. Bu kadar sorun çıkaracaklarını tahmin etmemiştim, o yüzden klipte tek başıma kaldım.”

Tarzının Kenan Doğulu ve Yalın’a benzetilmesiyle ilgili soruları da yanıtlayan Mustafa Erol, “Herkesin kendine ait bir tarzı var. Ben kendimi çok benzetmiyorum ama benzetenlere teşekkür ederim” diyerek mütevazı tavrını sürdürdü.

#MustafaErol #NasipDeğilmiş #SinanAkçıl #YeniKlip #MüzikGündemi #Magazin #TürkPop #KlipÇekimi

“Yalansın” ile Modern Rock’ın güçlü yüzü geri döndü

Alternatif rock sahnesinin dikkat çeken gruplarından Daha İki Durak Var, yeni single’ı “Yalansın” ile dinleyicilerle buluştu. “Durmam O Zaman”, “Büyüklük Sende Kalsın” ve “Ne Güzelsin” gibi şarkılarıyla geniş bir hayran kitlesi edinen grup, bu kez ilişkilerin geride bıraktığı duygusal yıkımı güçlü bir anlatımla ele alıyor.
Sözü ve müziği Çağlar Erol imzası taşıyan “Yalansın”, kopuş ile kopamama arasındaki çatışmayı modern rock dokusuyla bir araya getiriyor. Enerjik altyapısı ve etkileyici sözleriyle grubun karakteristik sound’unu öne çıkaran parça, GROW etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.
Daha İki Durak Var, yeni teklisiyle hem duygusal yoğunluğu hem de enerjik rock tavrını bir arada sunarak dinleyicilerine güçlü bir müzik deneyimi yaşatıyor.
#DahaİkiDurakVar #Yalansın #YeniSingle #AlternatifRock #GrowMusic #MüzikGündemi #YeniÇıkış #TürkRock