Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

Meyveyi akşam tüketirseniz!

Sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin etkisiyle son yıllarda görülme sıklığı hızla artan diyabet, artık çocuk yaşlarda da kapıyı çalıyor. Yaz mevsiminde yapılan bazı yaygın hatalar ise hastalıkla ilgili riski daha da artırabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Kırım, diyabetin hem dünyada hem de ülkemizde çılgın bir hızla arttığını belirterek “Yapılan çalışmalar, diyabeti olan bireylerin yaklaşık yarısının hastalığının farkında bile olmadığını göstermektedir. Oysa diyabet tedavi edilmediğinde hayati risklere yol açabilir. Yaz aylarında farkında olmadan yapılan küçük hatalar da, diyabetli bireyler için ciddi sonuçlar doğurabilir” uyarısında bulunuyor. Doç. Dr. Sinan Kırım, diyabette en yaygın yapılan ve tehlikeyi artıran 6 yaz hatasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Doç. Dr. Sinan Kırım

Doç. Dr. Sinan Kırım

  • Yeterince su tüketmemek

Doç. Dr. Sinan Kırım “Yazın hem hava sıcaklığının hem de açık havada fiziksel aktivitenin artması nedeniyle vücutta sıvı kaybı riski çok artmaktadır. Vücudun susuz kalması kan şekerini sanılandan çok daha fazla yükseltir. Dehidrasyon bazen çok yavaş gelişebildiğinden fark edilemeyebilir. Aşırı sıcaklarda yeterince su tüketmemek, çay, kahve, bira ve meyve sularının ise kaybedilen sıvıyı yerine koyacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı çoğunlukla su ile karşılanmalıdır. Günde bir-iki bardak maden suyu ya da ayran da tüketilebilir” diyor.

  • Sıcak kumsalda yalınayak yürümek

Sıcak kumsalda yalınayak yürümek çok sık yapılan yanlışlardandır. Çünkü çıplak ayakla yürümek çok ciddi riskler içermektedir. Özellikle sinir hasarları olan hastalar kumdaki aşırı sıcaklığı hissedemedikleri için tabanlarının yanmasına neden olmaktadırlar. Yine kum içindeki cam kırıkları, iğne vs gibi yabancı cisimler ayak tabanına batarak yara ve enfeksiyona neden olabilirler. Bu nedenle diyabeti olanların kumsalda kesinlikle terliksiz gezmemesi gerekir. Deniz tabanında da keskin kaya kenarları ya da sivri cisimler olabileceği için denize de mutlaka deniz ayakkabısı ile girilmelidir.

  • Yaz önlemlerini ihmal etmek

Diyabette yaz mevsimine yönelik bazı kurallara dikkat etmek gerekse de pek çok hasta bu önlemleri göz ardı edebilmektedir. Örneğin; kumsalda uzun süreler güneşe doğrudan maruz kalmamak, bol, rahat ve havalandırması güzel olan giysiler giymek, şapkasız ve terliksiz güneşe çıkmamak gerekir. Diyabet hastalarında katarakt riski arttığından dolayı UV koruması da bulunan güneş gözlükleri terich edilmelidir. Kapalı ortamlarda klima kullanırken ısı 24 derece civarında tutulmalı, daha düşük derecelerden kaçınılmalıdır.

  • İlaçları yaz sıcağına maruz bırakmak

Yazın ilaçların aşırı sıcaklara ve güneşe sıkça maruz bırakılabildiğini belirten Doç. Dr. Sinan Kırım “Özellikle insülin kullanan hastalar soğuk zincire daha fazla dikkat etmelidirler. Hava sıcaklığının yüksek olması nedeniyle dışarda kalan insülin daha çabuk bozulabilir. İnsülin pompası aşırı sıcakta ve güneşte kaldığında pompadaki insülinin etkisi azalabilmektedir. Yazın cilt ısısı da artacağı için ya da egzersizin artırılması nedeniyle insülin kana daha çabuk karışıp önce şeker düşmesine, çabucak kullanılıp bittiği için de daha sonra şekerin yükselmesine neden olabilir. O nedenle insülin enjeksiyonu doğrudan güneş ışığı almayan bölgelere ve daha az kas hareketi olan bölgelere yapılmaldır. Örneğin; koşmayı planlayan bir hasta bacağına yapmamalıdır” diyor.

  • Meyve tüketiminde ölçüyü kaçırmak

Yaz meyveleri iştah kabarttığından tüketiminde sıkça aşırıya kaçılabilmektedir. Ancak bol sulu ve serinletici etkileri olsa da şeker içeriği zengin olduğundan meyve tüketiminde günde iki porsiyonu geçmemek ve avuç içi kadar tüketmek gerekir. Akşamları özellikle meyve yedikten sonra hareketsiz kalınırsa, örneğin uyunursa, hem kan şekeri hem de kolesterol değeri yükselir. Bu nedenle gündüz saatleri idealdir. Yaz lezzetlerinin vazgeçilmezlerinden dondurmanın da fruktoz şurubu kullanılanarak yapılanlarından uzak durulmalı, doğal şekerle yapılanları tercih edilmelidir.

  • Şekerli içecekler tüketmek

Doç. Dr. Sinan Kırım “Yaz aylarında şekerli ve gazlı içecekler ile alkol tüketiminde artış diyabetli bireyler için büyük risk oluşturmaktadır. Şekerli içecekler, alkol ve kokteyllerde kullanılan meyve sularının kan şekerini önce yükseltip sonra düşürebileceği akılda tutulmalıdır. Alkol tüketimi, diyabet hastalarında şeker düzeyinde tehlikeli düşmelere ve sıvı kaybına yol açabilmektedir. Bu nedenle alkol sınırlandırılmalı ve aç karnına kesinlikle tüketilmemelidir” diyor.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

‘Katmanlar’

Trump Art Gallery yeni bir sergiye daha ev sahipliği yapıyor. Temmuz ayının sonuna kadar sanatseverler buluşacak olan “Katmanlar” karma  sergisinde Cevriye Özgezer, Esra Aydın, Mehtap Kaloğlu, Serap Burgucu, Şule Acıpayam Akkurt eserleri yer alıyor.

Küratörlüğünü Kenan Bahadır Derre’nin üstlendiği sergi, 31 Temmuz tarihine kadar Trump Alışveriş Merkezi B2 katında bulunan Trump Art Gallery’de ziyaret edilebilir.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Kirli havuzlar mikrop saçabiliyor!

Yaz mevsiminin sıcak günlerinde çocukları en mutlu eden aktivitelerden biri havuzda yüzmek olsa da kurallara dikkat edilmediğinde bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Örneğin; mide ve bağırsak sisteminde, gözlerde, kulaklarda ve üreme organlarında çeşitli hastalıklara neden olması gibi! Özellikle 3 yaşından küçük çocuklarda, bağışıklıkları tam oluşmadığı için havuz kaynaklı hastalıklar daha ağır seyredebiliyor ve hastaneye yatış gerekebiliyor. Acıbadem International Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Cüneydi, “Havuz kaynaklı hastalıklar havuzun kimyasallarından veya mikropların bulaşması sonucu gelişmektedir. Özellikle virüsler çocuklara hızla bulaşabilir. Bu nedenle, sakin ve temizliğinden emin olunan havuzlar tercih edilmeli, mikropların bulaşmasını önleyen tedbirler mutlaka alınmalıdır” diyor.

Dr. Şeyma Cüneydi

Dr. Şeyma Cüneydi

İshal

Bakteri, virüs veya parazitlerin yol açtığı bir enfeksiyon hastalığı olan ishal, genellikle yeterince dezenfekte edilmeyen havuz suyunun yutulmasıyla oluşuyor. Çocuğun mikroplu suyu yutması, ishalin başlıca sebebini oluşturuyor. Ateş, kusma, karın ağrısı, sümüksü veya su gibi dışkıyla kendini belli ediyor.

İdrar yolu enfeksiyonu

İshallerden sonra 2. sıklıkta görülen bir enfeksiyon hastalığı olan idrar yolu enfeksiyonu, yeterince steril olmayan havuz suyundaki mikrobun idrar yollarından girmesiyle oluşuyor. Belirtileri arasında; havuz sonrasındaki günlerde ateş, kusma, karın ağrısı, idrar yaparken yanma ve kokulu idrar yapma yer alıyor.

Gözlerde konjonktivit

Virüs veya bakteriyle enfekte olan havuz suyu ile temas, çocuklarda, halk arasında “kırmızı göz” olarak bilinen ve konjoktivit olarak adlandırılan göz iltihabına da neden olabiliyor. Gözlerde kızarma ve iltihaplı akıntı, tipik belirtileri arasında yer alıyor.

Dış kulak yolu enfeksiyonu

Dış kulak yolu enfeksiyonu, havuz suyunun mikroplu başka etkenlerle karışmasından kaynaklanıyor. Kulağa basmakla artan ağrıyla seyrediyor, bazen kulaktan akıntı da gelebiliyor.

Vajinit

Enfekte havuzlar kız çocuklarında bitmek bilmeyen vajina iltihabına, bir başka deyişle vajinitlere sebep olabiliyor. Enfeksiyon kokulu ve renkli akıntıyla ortaya çıkıyor.

Hepatit A

Karaciğer iltihabı yapan Hepatit A mikrobu da dezenfekte edilmemiş havuz suyundan bulaşabiliyor.  Bu suların ağıza gelmesiyle çocuk enfekte olabiliyor. Halsizlik, göz beyazlarında sarılık, bulantı, karın ağrısı ve ateş, Hepatit A’nın belirtileri arasında yer alıyor.

Siğiller

Mikrop barındıran havuz kaynaklı önemli hastalıklardan biri de siğillerdir. Human Papilloma (HPV) virüsünün yol açtığı siğiller vücudun her yerinde görülebiliyor. Eller ve ayaklarda döküntülerle seyreden el, ayak, ağız hastalığının bir bulaş şekli de yine mikrop içeren havuzlar oluyor.

Astım krizi

Havuzun az dezenfekte edilmesinin yanı sıra fazla klorlanması çocuklarda astım krizini tetikleyebiliyor.

Havuz kaynaklı hastalıklara karşı 8 önemli kural!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Cüneydi, çocuklarda havuzdan kaynaklanan hastalıkların önlenmesine destek olan önerilerini şöyle sıralıyor:

  • Sakin ve temizliğinden emin olduğunuz havuzları tercih edin
  • Havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra, tercihen sabunla duş yaptırın
  • Ağız içini temiz suyla çalkalayın
  • Havuz veya denizden sonra mayosunu hemen değiştirin
  • Havlu ve terlik gibi eşyalarını başkalarıyla paylaşmayın
  • Yüzme gözlüğü ve kulak tıkacı kullanmasını sağlayın
  • Havuz suyunu yutmaması konusunda eğitim verin
  • Bebeklik dönemindeyse bezini sık sık kontrol edin

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Dikkat! “Başıma güneş geçti” dediğiniz… Beyin kanaması olabilir!

Aşırı sıcaklar ve yüksek nem nedeniyle özellikle baş ağrısı, baş dönmesi, konsantrasyon bozukluğu ve mide bulantısı şikayetiyle hastaneye başvuranların sayısı artıyor. Bu şikayetler kimi zaman beyin kanaması gibi çok ciddi hastalıkların da belirtisi olabildiğinden dikkat etmek gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai, beyin kanamasının belirtileri çoğu kez sıcak çarpması ile karıştırılabildiğinden bazı kişilerin “sıcak havadan olmuştur, biraz dinleneyim geçer” düşüncesiyle hastaneye gitmeyi erteleyebildiklerini, bunun da hayati riski artırabildiğini vurguluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai beyin kanamasının 8 belirtisini sıraladı, aşırı sıcaklardan beyni korumanın yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yaz mevsimiyle birlikte bastıran aşırı sıcaklar, birçok hastalığı tetikleyebilirken, beynimiz için daha da fazla risk oluşturuyor. Yükselen ısı beyin hücrelerine zarar veriyor, migren, epilepsi ve felç gibi hastalıklara neden olabiliyor. Aşırı sıcak havaların beyin kanaması riskini artırdığını vurgulayan Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Siyavuş Muhammedrezai “Üstelik beyin kanaması sanılanın aksine sadece ileri yaştaki kişilerde değil, altta kanamayı kolaylaştıran sistemik ve/veya anevrizma (damarda baloncuk) ile arteriovenöz malformasyon (damar yumağı) gibi damarsal hastalıklara sahip gençlerde de görülebiliyor” diyor. Beynimizin yüzde 80’inin sudan oluştuğunu ve sıcak havanın beynin en büyük düşmanlarından biri olduğunu belirten Dr. Muhammedrezai “Vücut sıcaklığının artmasıyla yaşanan terlemeyle birlikte kişi sıvı-tuz kaybı yaşar, kan basıncında hızlı değişiklikler meydana gelir ve bu da kan pıhtılaşmasında bozulmalara neden olur. Bu tür bir tablo inme (felç) ve beyin kanaması gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir” diye konuşuyor. Aşırı sıcak havaların ayrıca kan basıncını yükseltebildiğini, özellikle yüksek tansiyonu olan kişilerde bu durumun çok daha tehlikeli olduğunu kaydeden Dr. Muhammedrezai, tansiyon yükselmesine bağlı olarak beyin kanaması gelişebildiğini, bu kişilerin ilaçlarını düzenli almalarının ve aşırı sıcak, aşırı güneşli ortamlardan kaçınmalarının hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Dr. Siyavuş Muhammedrezai

Dr. Siyavuş Muhammedrezai

Ani ve şiddetli baş ağrısına dikkat!

Beyin kanamasının belirtileri çoğu kez sıcak çarpması ile karıştırılabildiğinden bazı kişilerin “sıcak havadan olmuştur, biraz dinleneyim geçer” düşüncesiyle hastaneye gitmeyi erteleyebildiklerini belirten Dr. Muhammedrezai bunun da hayati riski artırabildiğini vurguliyor. Tek başına olan baş ağrısının her zaman beyin kanaması bulgusu olmayabildiğini  ancak temkinli olmak için bazı belirtiler başgösterdiğinde en kısa sürede, en yakın sağlık merkezine başvurmak gerektiğini vurgulayan Dr. Siyavuş Muhammedrezai şöyle konuşuyor: “Ani ve şiddetli baş ağrısı, bilinçte bulanıklık, geveleyerek konuşma, denge kaybı, el ve kolda uyuşukluk, el ve kolda karıncalanma, genellikle tek taraflı ortaya çıkan yüz felci ve mide bulantısı beyinde başlayan kanama ile birlikte görülen beyin kanaması belirtileridir. Bu belirtiler olduğunda en kısa sürede en yakın sağlık merkezine başvurmak en doğru iştir.” 

Beyni korumanın basit ama etkili yolları!

Dr. Muhammedrezai, aşırı sıcaklarda beyin sağlığını korumak için alınabilecek basit ama etkili 6 önlemi şöyle sıralıyor;

  • Güneş ışınlarının çok dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmayın.
  • Düzenli sıvı alımına dikkat edin, suyu tek bir seferde değil, vücutta tutulacak şekilde düzenli aralıklarla ve yudum yudum için.
  • Aşırı sıcaklarda çay ve kahve tüketimini sınırlandırın ya da tamemen bırakın.
  • Yorucu aktivitelerden kaçının.
  • Açık renk kıyafetler tercih edin ve mutlaka şapka takın.
  • Gün içerisinde ılık duş alarak vücut sıcaklığının artmasını engelleyin.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Telezzüz mutfağının ilhamını doğadan alan yaz menüsü

Bağlarbaşı Abdülmecit Efendi Korusu’nda misafirlerini ağırlayan Telezzüz, ilhamını doğanın ve mevsimin ritminden alan yeni yaz menüsünü misafirlerine sunuyor.

Telezzüz, yaz menüsünden seçili lezzetlerin yer aldığı “Tohum” ve “Filiz” tadım menülerine ek olarak bu sezona özel “Teneffüs” isimli bir menü daha oluşturdu.

Telezzüz

Telezzüz’ün yenilenen kokteyl menüsündeki imza karışımlar ise sıcak yaz günlerinde içinizi ferahlatacak.

Şef Bahtiyar Büyükduman liderliğindeki mutfak ekibi tarafından hazırlanan menülerdeki her bir tabak lezzeti ve hikayesiyle mideye, ruha ve vicdana iyi geliyor.

Domates Tartar, Marine Kabak, Kabak Çiçeği Böreği, Koji Patlıcan, Kavun Çorbası, Çilek Soslu Deniz Fasulyesi, Biber Dolması, Piyaz, Fasulye Tempura, Confit Byaldi, İncili Tarator, Havuç Köfte, Izgara Mantar & Bamya gibi aralarında tanıdık lezzetlerin Telezzüz yorumlarının da olduğu zengin yaz menüsünün tatlıları da her zamanki gibi damaklarda unutulmaz izler bırakıyor.

Telezzüz

Yazlık sinemaların nostaljik dondurma keyfinden ilham alan Tele-Freddo, beyaz çikolatalı dondurma üzerinde yaban mersini kreması ve aromatik meyve küpleriyle renkleniyor. Zeytin ağaçları ve enginar tarlalarıyla kaplı Ege’nin denize ulaşan yollarından ilhamla hazırlanan Şeftali’de ise güneşin turuncu sıcaklığı ve toprağın cömertliği aynı tabakta buluşuyor.

Bilgi: (0216) 576 76 71

Teknolojinin gelişimi hem heyecan, hem endişe yaratıyor!

Ipsos Global Trendler araştırmasına göre bireylerin teknoloji hakkında ikilemde olduğunu görüyoruz. Teknoloji daha yaygın hale geldikçe, bize getirebileceği sorun çözme araçlarının cazibesi ve iletişim kurma biçimlerindeki değişiklik inanılmaz bir heyecan yaratıyor. Diğer yandan da gizlilik, iş kaybı ve kötüye kullanım potansiyeline ilişkin endişeler var. Heyecan ve endişe arasında bir gerilim yaşanıyor.

IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE IPSOS TÜRKİYE

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Ipsos Global Trendler araştırmasına göre bireylerin teknoloji hakkında bir ikilemde olduğunu görüyoruz. Teknoloji daha yaygın hale geldikçe, bize getirebileceği sorun çözme araçlarının cazibesi ve iletişim kurma biçimlerindeki değişiklik inanılmaz bir heyecan yaratıyor. Diğer yandan da gizlilik, iş kaybı ve kötüye kullanım potansiyeline ilişkin endişeler var. Heyecan ve endişe arasında bir gerilim yaşanıyor.

Araştırmaya göre ülkeler ortalamasında neredeyse dört kişiden üçü (%71), toplum olarak karşılaştığımız sorunları çözmek için teknolojiye ihtiyacımız olduğunu düşünüyor. Ancak, teknolojik ilerlemenin “hayatlarımızı mahvettiğini” düşünenler de var (%57). Bu ikilem, yapay zekâya bakış açısında da geçerli. Bireyler yapay zekâdaki gelişmeler konusunda heyecanlı, ama aynı zamanda bu gelişmelerin getirebileceği değişiklikler konusunda da endişeli. Ipsos bu gerilime “Yapay Zekânın Büyüsü ve Endişesi” (the Wonder and the Worry of AI) adını veriyor.

2022 yılının sonunda ChatGPT’nin kullanıma açılması ile milyonlarca internet kullanıcısı yapay zekâ ile doğrudan karşılaştı, diyalog kurmaya başladı. Yapay zekâ bir anda hayatlarımızın tam da ortasına yerleşti. Gündeme Dair araştırmamıza göre Türkiye’de her iki kişiden biri yapay zekâyı duyduğunu belirtiyor. Soruyu üretken yapay zekâ olarak sorduğumuzda ise bilinirlik oranı düşüyor (%32). Bu fark “üretken yapay zekâ teriminin daha teknik ve yeni bir kavram olmasından kaynaklanıyor olabilir. Herkesin gündelik diline yerleşmiş değil.  Bu yıl aynı araştırmada Türkiye’de yapay zekâ kullanımının 2023 yılına göre arttığını görüyoruz. Bazı uygulamaları denemek, iş ve özel hayatta işlerini kolaylaştırmak için kullananların oranı 2023 yılında yüzde 12 iken bu yıl yüzde 23’e çıktı.  Ipsos’un 30 ülkede 23 binden fazla kişiyle gerçekleştirdiği Global Advisor araştırmasına göre ülkeler ortalamasında bireylerin yaklaşık yarısı üretken yapay zekâ konusunda heyecanlı olduklarını, diğer yarısı ise endişeli olduklarını söylüyor.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Anglosphere ülkelerinde (ABD, İngiltere, Kanada, İrlanda ve Avustralya) heyecandan çok daha fazla endişe var. Avrupa pazarlarında ise daha az endişe gözlemleniyor, ama heyecan düzeyi de orta seviyede. Güneydoğu Asya’daki bazı ülkeler ise belirgin şekilde heyecanlı ve endişeye kıyasla çok daha olumlu. Japonya ise biraz aykırı bir ülke olarak konumlanıyor. Ne heyecanlı ne de endişeli. Türkiye’de ise heyecanlı olanların oranı endişe duyanlara göre daha yüksek, daha olumlu bir bakış açısı hakim. Endişelerin önemli kaynaklarından biri elbette ki bireylerin yaşadıkları ülkelerde yapay zekâya ilişkin düzenlemelerin yapılıp yapılmayacağı ile ilgili. Hükümetlerin düzenlemelere olan yaklaşımı bu noktada kritik önem taşıyor. Yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi sürecinde, bazı şirketler hükümetlerle iş birliği yaparak hukuki ve etik çerçevede hareket edeceklerini duyurdular. Bu, umut verici bir gelişme. Ancak tek başına yeterli mi, orası tartışmalı. Çünkü yalnızca özel şirketler değil, devletler de kendi yapay zekâ programlarını yürütüyor. Üstelik bu programların bazıları askeri amaçlar taşıyor. Yapay zekânın sunduğu güç ve ekonomik potansiyel, bu teknolojiyi etik ve yasal sınırlar içinde tutmayı her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

Gündeme Dair araştırmamıza göre her iki kişiden biri Türkiye’de yapay zekâyı bir fırsat olarak görüyor. Tehdit olarak görenlerin oranı da azımsanmayacak düzeyde (%44). Her on kişiden altısı yapay zekânın yapabileceklerinden korkuyor. Gelecek nesiller için yapay zekânın yeni iş fırsatları yaratacağına inananların oranı, 2023 yılıyla benzer seviyede kalmış durumda. Öte yandan, yapay zekânın iş imkanlarını azaltacağı ve işsizliği artıracağı yönünde endişe duyanların oranı %25’ten %20’ye gerileyerek bir miktar azalmış görünüyor. Yapay zekânın şu anki işlerini yapacağını düşünenlerin oranı ülkeler ortalamasında %36. Türkiye’de ise bu oran %42.  Yapay zekânın şu anda çevrim içi aramalardan reklam içeriği oluşturmaya, iş başvurularını elemekten yapay zekâ ile oluşturulmuş spor içerikleri yaratmaya birçok görevi üstleniyor.

Global Advisor araştırmasına göre yapay zekâ kullanan şirketlerin bu kullanımı açıkça belirtmesi yönünde büyük bir beklenti var (%79). Önümüzdeki dönemde bireylerin içeriklerin yapay zekâ yerine insanlar tarafından oluşturulmasını tercih etme ihtimali de söz konusu. Kullanım yaygınlaştıkça buna alışmamız ve daha rahat hissetmemiz kolaylıkla beklenebilir. Ancak bir tepki senaryosunun gerçekleşmesi de mümkün. Yapay zekâ kullanan şirketlerin kişisel verilerin korunacağına ilişkin görüşler de farklılaşıyor. Ülkeler ortalamasında yapay zekâya bu konuda güven pozitif. Tüm bunlar bizler için karışık sinyaller ortaya koyuyor. Hem kaygı doluyuz hem de hayranlıkla bakıyoruz. Yapay zekâdan birçok şey bekliyoruz, ama bunların olumlu olup olmayacağından emin değiliz. En azından kısa vadede güven sorunu oldukça yaygın ama faydalarını da görmek istiyoruz.

Tarihte belki de ilk defa entelektüel üretimi, düşünme işini makinelere ihale ettiğimiz bir çağa giriyoruz. Bir kırılma noktasındayız. Teknolojinin neler yapabildiği değil, insanların bu güçle ne yapmayı tercih ettiği geleceği şekillendirecek.

“Taviloğlu Koleksiyonu: Modern Türk Resminin Öncülerinden”

Taviloğlu Koleksiyonundan 32 Eser, Yahşi Baraz küratörlüğünde, ilk defa Bodrum’da, Inspera Bodrum Kültür Sanat’ta sergilenecek.

Inspera Bodrum Kültür Sanat, 2 Ağustos – 15 Ekim 2025 tarihleri arasında “Taviloğlu Koleksiyonu: Modern Türk Resminin Öncülerinden” başlıklı sergiye ev sahipliği yapıyor.

İstanbul’da yedi farklı mekânda, 2400’ü aşkın eserin yer aldığı “Bir Koleksiyoner Hikâyesi” sergi serisinin ardından, koleksiyon ilk kez İstanbul dışına taşınıyor. Türkiye’nin en kapsamlı özel sanat koleksiyonlarından biri olan Taviloğlu Koleksiyonu, modern Türk resminin gelişimine tanıklık eden öncü sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor.

İş insanı ve koleksiyoner Mustafa Taviloğlu ve ailesinin 1972 yılında büyük bir heyecanla başlattığı, tutku ve özveriyle 53 yıldır büyütmeye devam ettiği bu koleksiyon; sanatçılar, dönemler, üsluplar, teknikler ve medyumların çeşitliliği ile dikkat çekiyor. 906 sanatçının 2420 eserini barındıran koleksiyonun tamamı, 21 Eylül 2024 – 30 Mart 2025 tarihleri arasında İstanbul’da farklı mekânlarda seyircisiyle buluştu.

Sergisinde yer alacak eserler

“Taviloğlu Koleksiyonu: Modern Türk Resminin Öncülerinden Sergisi” koleksiyonun başlamasında önemli rolü olan sanat galericisi Yahşi Baraz’ın küratörlüğü ile Alaettin Aksoy, Özdemir Altan, Mustafa Ata, Erol Akyavaş, Sabri Berkel, Aliye Berger, Nurullah Berk, Cihat Burak, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Nejat Devrim, Devrim Erbil, Abidin Elderoğlu, Neş’e Erdok, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Balkan Naci İslimyeli, Zeki Faik İzer, Oya Katoğlu, İhsan Cemal Karaburçak, Komet, Mehmet Gün, Nedim Günsür, Mehmet Güleryüz, Neşet Günal, Fikret Mualla, Orhan Peker, Selim Turan, Turan Erol, Ömer Uluç, Burhan Uygur, Güngör Taner, Fahrelnissa Zeid gibi sanatçılardan toplamda otuz iki eserin yer aldığı sergi; figüratif ve soyut yaklaşımlar, toplumsal ve bireysel temalar ile özgün teknik arayışları bir arada sunuyor.

Ziyaret Saatleri:

Pazartesi hariç her gün 12:00 – 20:00 (Giriş ücretsizdir.)

Art Space Santral (0252) 502 09 09 – 106

Adres: Müskebi, Kemer Sk. No: 16/1, 48420 Bodrum/Muğla

Oda Müziği Festivali biletleri satışta

Bu yıl “Nota Nota Dostluk” sloganıyla 5. yaşını kutlayan İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali’nin konser biletleri Biletix’te satışa çıktı!

5 – 18 Eylül 2025 tarihleri arasında gerçekleşecek 5. İstanbul Uluslararası Oda Müziği Festivali, oda müziğinin samimiyeti, çeşitliliği ve zenginliğini merkeze alan özgün programıyla dünyanın dört bir yanından sanatçıları İstanbul’da, Kadıköy Belediyesi Süreyya Operası’nda buluşturacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) tarafından düzenlenen festival, 5. yılında da çoğu ilk kez ülkemize gelen iki Grammy ve Emmy ödüllü The King’s Singers, Saxback Ensemble, Stockholm Syndrome Ensemble gibi efsanevi oda müziği gruplarını ve yıldız isimleri ağırlayacak. Viyolonsel sanatçısı Nil Kocamangil’in kurucusu ve genel sanat yönetmeni olduğu festival, konserlerin yanı sıra ücretsiz olarak düzenlenen masterclass programları ve söyleşilerle her yaştan katılımcıya hitap eden ilham verici bir deneyim sunacak.

FESTİVAL KONSERLERİ

5 Eylül Cuma            20.00      Açılış Konseri: Saxback Ensemble

7 Eylül Pazar            20.00      TrompicavalasAmor

11 Eylül Perşembe    20.00      Festival Buluşması: Baranov, Tchumburidze, Schwarzberg, Çelebi,

Kocamangil, Hoffman

14 Eylül Pazar           20.00      Stockholm Syndrome Ensemble & Jay Gilligan (jonglör)

16 Eylül Salı              20.00      Stotijn & Marlalı & Balint

18 Eylül Perşembe    20.00      Kapanış Konseri: The King’s Singers

 

OFF THE RECORD SÖYLEŞİLERİ (Moderatör: Feyzi Erçin)

5 Eylül Cuma            18.00      Saxback Ensemble

11 Eylül Perşembe    18.30      Andrey Baranov, Veriko Tchumburidze, Nora Schwarzberg, Orhan

Çelebi, Gary Hoffman

16 Eylül Salı             18.30      Burak Marlalı ve Rick Stotijn

 

İLHAM VEREN BULUŞMALAR SÖYLEŞİ SERİSİ

6 Eylül Cumartesi     18.00      Prof. Dora Schwarzberg

9 Eylül Salı               16.00      Prof. Gary Hoffman

17 Eylül Çarşamba   17.30      Prof. Rick Stotijn ve Prof. Burak Marlalı

 

MASTERCLASS PROGRAMLARI

5-8 Eylül          Keman Masterclass’ı: Prof. DoraSchwarzberg

9-12 Eylül        Viyolonsel Masterclass’ı: Prof. Gary Hoffman

15-18 Eylül      Kontrbas Masterclass’ı: Prof. Rick Stotijn ve Prof. Burak Marlalı

8 Eylül Pazartesi       15.00 Keman Masterclass’ı Kapanış Konseri

12 Eylül Cuma           12.30 Viyolonsel Masterclass’ı Kapanış Konseri

18 Eylül Perşembe    15.00 Kontrbas Masterclass’ı Kapanış Konseri

 

Sahnede ve hayatta yan rolde kalan kadınların hikayesi: ‘Yan Rol’ 26

Merve Polat’tan tek kişilik şov: Ödüllü oyun ‘Yan Rol’, 26 Temmuz’da izleyiciyle buluşacak.

Bir oyuncunun yaptığı meslekle, en yakın arkadaşlarıyla ve ailesiyle yüzleşme hikâyesini anlatan “Yan Rol”, 26 Temmuz Cumartesi akşamı Kadıköy Boa Sahne’de tiyatroseverlerle buluşacak. Başarılı oyuncu Merve Polat’ın can verdiği “Canan” karakteri, izleyiciye hem oyunculuk sektörünün perde arkasını aktaracak, hem de düşündürürken güldürecek.

Deniz Madanoğlu’nun yazar, Şenol Önder’in yönetmen koltuğunda oturduğu tek kişilik komedi oyunu “Yan Rol”, şehirdeki yaz akşamlarına renk katmaya devam ediyor.

Oyunun konusu

Oyuncu Merve Polat’ın can verdiği “Canan” karakteri, her zaman arkadaş kontenjanında görülen, kendi hayatında bile esas kızın arkadaşı olarak konumlanan bir kadın oyuncu. Alamadığı roller, en yakın arkadaşıyla, babasıyla, annesiyle olan ilişkisi ve toplum baskısı artık susamayacağı kadar ağır gelmeye başlar. Kendi hayatında başrol hissedememesi üzerinden çıktığı bu sorgulamada, hayatın içindeki iktidar ilişkilerine de göz atmayı unutmayacaktır.

David Lodge “Tebdili Mekân”

Ayrıntı Yayınları, ironik kalemiyle İngiliz edebiyatının en sevilen yazarlarından David Lodge’un eserlerini yayımlamayı sürdürüyor!

Lodge’un kültürel farklılıklar ve akademik yaşam üzerine kahkaha dolu bir hikâyeyi kaleme aldığı ödüllü romanı Tebdili Mekân, üniversiteler arası bir programla yer değiştiren iki akademisyenin, birbirlerinin dünyasında yaşadığı alışılmadık deneyimleri anlatıyor. Tebdili Mekân, mizahi üslubuyla okuru da oyuna katan, metinler arası göndermelerle örülü eğlenceli ve deneysel bir roman.