Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

“Küçük Çanlar Çınladığında”

Datça’nın sanat durağı Maison Magi’de gerçekleşecek olan “Küçük Çanlar Çınladığında” sergisi; Doğu Çankaya, Evren Erol ve İpek Çankaya’nın şiirden yola çıkan üretimlerini izleyiciyle buluşturuyor.
Eski Datça’nın kültür-sanat rotasında önemli bir durak olan Maison Magi, Ağustos ayında üç sanatçının ortak katılımıyla gerçekleşen Küçük Çanlar Çınladığında sergisine ev sahipliği yapıyor. 26 Ağustos 2025 tarihleri arasında ziyarete açık olacak sergi, Halka Sanat Projesi işbirliğiyle hayata geçiyor.

Hasan Fidan “Amerika Nasıl Küresel Hegemon Güç Oldu?”

Uluslararası ilişkiler, Ortadoğu siyaseti ve hegemonya teorisi alanlarında çalışan araştırmacılar kadar, güncel küresel siyasete ilgi duyan okurlar için de değerli bir eser.

Hasan Fidan’ın Amerika Nasıl Küresel Hegemon Güç Oldu? ABD-Mısır İlişkileri başlıklı çalışması, Mısır’ın dış politikasındaki eksen değişimini ve bunun ABD’nin küresel hegemonya stratejisiyle olan bağını teorik ve tarihsel bir çerçevede ele alması bakımından önemli bir katkı sunuyor.

Fidan’ın çalışması, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa ettiği uluslararası sistemi tarihsel ve kuramsal düzeyde açıklamakta ve Almanya, Japonya, Avrupa, Brezilya, Şili gibi ülkelerden örnekler vermektedir. Çalışmada, teorik ve tarihsel düzeyde ABD’nin küresel hegemonyası açıklandıktan sonra Mısır’ın bu süreçteki konum ve örneklem olarak anlamı tarihsel ve kuramsal perspektiften açıklanmaktadır. Bu bağlamda yazar, tüm dengelimci bir metodu benimsemiştir.

Yılmaz Morgül’den Bodrum’da unutulmaz gece

Bodrum’da bu yaz en çok konuşulan mekânlarından biri olan Dürdane 1901, yine unutulmaz bir geceye ev sahipliği yaptı. Türk müziğinin efsane ismi Yılmaz Morgül, sold out olan sahnesiyle izleyenlere adeta müzik ziyafeti sundu. Günler öncesinden rezervasyonları tükenen gecede, Morgül’ün güçlü sesi ve sahnedeki enerjisi herkesi kendine hayran bıraktı.
Mandalina ağaçlarının gölgesinde kurulu bu büyüleyici mekân, yaz sıcaklarına rağmen konuklarını serin bir müzik gecesiyle karşıladı. Eğlencenin ve coşkunun bir an bile azalmadığı gecede, konuklar Yılmaz Morgül’ün romantik ve duygusal repertuvarına büyük bir keyifle eşlik etti.
Bodrum’un en özel adreslerinden biri olan Dürdane 1901, bu muhteşem geceyle bir kez daha farkını ortaya koydu. Müzik, doğa ve samimi atmosferin buluştuğu bu anlar, Bodrum gecelerine damga vurmaya devam ediyor.

Dr. Mehmet Rakipoğlu “İşgal ve Soykırımın Anatomisi”

Kitap, İsrail’in Filistin’i “Filistinsizleştirme” projesini ve bunun farklı boyutlardaki uygulamalarını derinlemesine analiz ediyor.

Bu önemli araştırma, İsrail’in eylemlerini sadece askeri bir çatışma olarak değil, çok boyutlu bir soykırım ve yerleşimci sömürgecilik projesi olarak ele alarak, okuyuculara Filistin meselesine dair kapsamlı, eleştirel ve derinlemesine bir bakış açısı sunmaktadır.

Kitap ayrıca, İsrail’in klasik Batılı kolonyal/sömürgeci devletlerden farklı olduğunu iddia etme çabasını da çürütmekte, İsrail’in Filistinlilerin doğal kaynaklarını sömürdüğünü ve topraklarını gasp ettiğini göstermektedir. İsrail’in bu eylemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Batılı demokrasilerin “İsrail istisnacılığı” ve “Holokostiyanizm” gibi kavramlarla bu duruma nasıl sessiz kaldığını veya ortak olduğunu vurgulamaktadır.

Müge Yazıcıoğlu’nun ‘41 Kere Maşallah” gecesi

Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden Erhan Yazıcıoğlu’nun eşi Müge Yazıcıoğlu, yeni yaşını dostlarıyla birlikte unutulmaz bir geceyle kutladı. Bodrum’da gerçekleşen doğum günü kutlamasına sanat camiasının sevilen simaları damga vurdu.

Erhan Yazıcıoğlu, eşine özel bir sürpriz hazırlayarak yakın dostları Oya Başar, Perihan Savaş, Nilgün Belgün ve Ayfer Toprak’ı bir araya getirdi. Tiyatro kökenli bu özel dostlar, samimi sohbetler ve neşeli kahkahalar eşliğinde sofraya renk kattı. Gecenin sonunda doğum günü pastasını üfleyen Müge Yazıcıoğlu’na, hep birlikte yeni yaşı için dilek tutuldu.

Geceye damga vuran detay ise, Müge Hanım’ın yaşının esprili bir şekilde “41” olarak ilan edilmesi oldu. Hem yaşına hem de 40 yılı aşan dostluklarına ithafen geceye “41 Kere Maşallah” adı verildi. Sanat ve dostlukla dolu bu özel kutlama, konukların kalbinde güzel bir anı olarak yer etti.

Cem Adrian’dan yeni şarkı “Seni Sevmek”

Sanatçı Cem Adrian, sözü, bestesi ve düzenlemesi kendisine ait “Seni Sevmek” şarkısıyla dinleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.

Şarkı, aşkın hem çaresizliğini hem de umut dolu tarafını yalın ve etkileyici bir dille aktarıyor. Piyanoda Sezgin Alkan’ın yer aldığı ve mix mastering’i Cem Adrian imzası taşıyan “Seni Sevmek”, duygusal yapısı ve Cem Adrian’ın güçlü yorumuyla dinleyiciyi derinden etkileyecek. “Seni Sevmek”, 1 Ağustos’ta videosuyla birlikte tüm dijital platformlarda yayında olacak.

Demir Demirkan’dan romantik şarkı

Demir Demirkan, edebiyatla müziği buluşturduğu projesinden yeni bir şarkı daha paylaşıyor. Sony Music Türkiye etiketiyle yayımlanan “Çok Güzelsin”, sanatçının Zamanda Saklı adlı kitabından ilhamla hazırladığı ve aynı adı taşıyan albümün üçüncü teklisi olarak dinleyiciyle buluşuyor. Sanatçı, kitabının ilk iki bölümünü anlattığı “Yüreğime Vur Kadehi” ve “Suçlusun” ile müzikseverlerin beğenisini toplamıştı. Albümde “duygusal olarak en zor ve en sert” olarak tanımladığı bu iki parçanın ardından gelen “Çok Güzelsin”, bu kez daha romantik bir atmosfer kuruyor. Demirkan, şarkıyı “Zamanda Saklı kitabımın en naif şarkılarından biri oldu. Zihni ve kalbi arasında kalmış bir ruhun kalbinin sesini tercih etmesini anlatıyor” sözleriyle tanımlıyor. Söz, müzik, düzenleme ve prodüksiyon süreçlerinin tamamında Demir Demirkan imzası taşıyan şarkı; etkileyici sözleri ve duygusal yoğunluğuyla dikkat çekiyor. Gitar ve vokal performansının öne çıktığı parçada miks Tarkan Gözübüyük’e, mastering ise Evren Göknar’a ait. “Çok Güzelsin”in klibi, şarkıyla birlikte Sony Music Türkiye’nin YouTube kanalında yayında.

Sezen Aksu ve Pakize Suda’nın adı hatıra ormanında buluştu

Türkiye’nin önde gelen değerli sanatçılarından Sezen Aksu, 2022 yılında hayatını kaybeden yakın dostu Pakize Suda anısına TEMA Vakfı aracılığıyla Erzurum Taşağıl sahasında 5 bin fidanlık bir Hatıra Ormanı oluşturdu. Orman Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı iş birliğiyle tesis edilen sahaya meşe türü fidanlar dikildi.
Sezen Aksu, 2008 yılında değerli müzik insanları Şerif Yüzbaşıoğlu, Onno Tunç ve Uzay Heparı’nın adlarına TEMA Vakfı aracılığıyla Antalya Döşemealtı sahasına 4 bin fidan, 2013 yılı boyunca verdiği konserlerinden elde edilen gelirlerin bir bölümüyle de Manisa Salihli Gökköy sahasına 5 bin fidan bağışlamıştı.
Ayrıca Aksu; 2015’de söz yazarı Aysel Gürel anısına Balıkesir Kepsut, 2018’de Adile Naşit anısına Denizli Çal ve Sundurlu, 2019 ‘da Meral Okay anısına Tekirdağ Kızılcaterzi, 2021’de Attila Özdemiroğlu anısına Gaziantep Atmalı sahalarının her biri için 5 bin fidan, 2022’de Oğuz Aral anısına Kırklareli Osmancık sahasına 6 bin fidan, 2023’te Yaşar Gaga anısına Kırklareli Celaliye sahasına 5 bin fidan ve son olarak da 2024’te Egemen Bostancı anısına Kilis Yeniyurt sahasına 5 bin bağışlamıştı. Pakize Suda Hatıra Ormanı ile Sezen Aksu’nun katkılarıyla oluşturulan toplam 10 farklı hatıra ormanında toprakla buluşan fidan sayısı 50 bine ulaştı.

Bin bebekten ikisi işitme kaybı ile doğuyor

Günümüzde her yeni doğan 1000 bebekten yaklaşık 2 ile 3’ü işitme kaybı ile dünyaya geliyor. Bu oran, yoğun bakımda kalan bebeklerde daha da yükselebiliyor. Erken dönemde fark edilmeyen işitme kaybı; konuşma, dil gelişimi, sosyal beceriler ve akademik başarı üzerinde kalıcı etkilere yol açabiliyor. Bu nedenle yenidoğan işitme taraması, sağlıklı bir gelecek için atılacak ilk adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Kadir Serkan Orhan, yenidoğan bebeklerde görülen işitme kayıpları ve tedavi yöntemleri hakkında detaylı bilgi verdi. 

Prof. Dr. Kadir Serkan Orhan

Prof. Dr. Kadir Serkan Orhan

İşitme testinden geçemeyen bebeklerin testi tekrarlanmalı

Bebeklerin işitme kaybı genellikle dışarıdan fark edilememektedir. Bebek, erken dönemde tepkiler verse bile bu yanıltıcı olabilmektedir. Yenidoğan işitme taraması, 2004 yılından itibaren ülkemizde Sağlık Bakanlığı kontrolünde her doğan bebeğe zorunlu olarak yapılmaktadır. Bebeğin doğduğu ilk günlerde yapılan ağrısız ve sadece birkaç dakikalık kolay bir testle işitme kaybını erken saptamak mümkündür. Bebeğin kulağının dış kısmının içine yumuşak uçlu bir alet konulduktan sonra, buradan kulağa ”klik” sesleri gönderilmektedir. Kulak bu sesi işittiği zaman kulağın iç kısmı (koklea) yankı yapmakta ve sağlık profesyoneli bilgisayar aracılığıyla, bebeğin kulağının sese nasıl karşılık verdiğini inceleyebilmektedir. Yenidoğanlarda doğumdan sonra yapılacak tarama testlerinde (OAE, Otomatik ABR) başarısızlık söz konusu olursa 2 hafta sonra tekrarlanmalıdır. Başarısızlık tekrar ederse Klinik ABR testi ile işitme kaybı olup olmadığı araştırılmalıdır. 

Anne babaların işitme testinin sonuçlarını takip etmesi önemli!

İşitme tarama testi, çocukların ilerleyen yıllarda yaşıtları ile aynı düzeyde gelişim göstermeleri için büyük önem taşımaktadır. Tanı konulup erken dönemde tedavi edilen çocuklar günlük hayata kolayca adapte olabilmektedir. Anne ve babaların dikkat etmesi gereken en önemli konu, doğumdan sonra yapılan işitme taramasının sonuçlarını takip etmektir. Eğer “şüpheli” ya da “tekrar gerekli” gibi bir sonuç çıkarsa bu durum ihmal edilmemeli, ileri testler için zaman kaybetmeden referans merkezlerine başvurulmalıdır. İşitme kaybı erken teşhis edilirse, uygun işitme cihazları, koklear implant ve eğitim desteğiyle çocuk normal bir gelişim süreci izleyebilmektedir. 

Çocukta görülen birçok problemin nedeni işitme kaybı olabilir

İşitme kaybı tanısı konmamış çocuklar; geç konuşma, dil geriliği, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve sosyal izolasyon gibi sorunlar yaşayabilmektedir. Bu durum sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal etkilere de yol açabilmektedir. Oysa işitme kaybı için ne kadar erken tanı konulursa ve tedavi başlarsa sonuçlar o kadar yüz güldürücü olabilmektedir. 

Yetkilendirilmiş referans merkezlerine başvurmakta gecikmeyin

İşitme taramasında şüpheli sonuç çıkan bebeklerin mutlaka yetkilendirilmiş referans merkezlerine yönlendirilmesi gerekmektedir Bu merkezlerde ileri tanı ve tedavi süreci, uzman ekiplerce yürütülmektedir. Tanı geciktiğinde müdahale şansı azalmış olur. Bu nedenle ailelerin, yönlendirildikleri merkezlere zamanında başvurmaları büyük önem taşımaktadır. Memorial Bahçelievler Hastanesi, “Ulusal Yenidoğan İşitme Tarama Programı” kapsamında üçüncü basamak merkez olarak yetkilendirilmiştir. Bu tür merkezler, tanı doğrulama ve ileri tetkiklerin yapılabildiği donanıma ve uzmanlığa sahip kurumlar olarak öne çıkmaktadır. İşitme kaybı şüphesiyle merkezimize yönlendirilen bebekler uzman ekiplerimizin bulunduğu ve ileri teknolojilerin kullanıldığı hastanemizde multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmektedir.

Koklear İmplant veya Beyin Sapı İmplantı ile tedavi mümkün

Yenidoğan işitme kayıplarında ilk 3 ayda tanının kesinleştirilmesi, ilk 6 ayda da rehabilitasyona başlanması hedeflenmektedir. Orta ve ileri derecede işitme kaybı tespit edilen bebeklere işitme cihazı verilmekte ve özel eğitim merkezlerinde eğitim almaları sağlanmaktadır. İleri derecede işitme kaybı olan bebeklerin 9. veya 10. ayda Kulak Tomografisi ve Kulak MR’ı çekilerek kulak yapıları ve işitme siniri değerlendirilmelidir. Değerlendirme ile Koklear İmplant için uygun olup olmadığına karar verilmektedir. Bebek 1 yaşına geldiğinde iç kulak yapıları ve işitme siniri uygunsa Koklear İmplant, uygun değilse Beyin Sapı İmplantı uygulanmaktadır. Böylelikle çocuklar; yaşları ilerledikçe akranları ile birlikte eğitime devam edebilmekte, işitmeyi yeniden öğrenmekte ve akranlarına yakın bir performans ile duyup konuşabilmektedir.

Kadınları tehdit eden yaz hastalıkları

Yaz aylarında aşırı sıcaklar ve yüksek nem, özellikle tatil döneminde kadınlarda bazı sağlık sorunlarını tetikleyerek, uzun süredir beklenen dinlenme ve eğlenme planlarını gölgeleyebiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, mantar ve bakterilerin bu dönemde çok kolay üreyerek enfeksiyonlara yol açabildiğini, alınacak bazı basit önlemlerin ise yazın sık görülen hastalıklardan korunmada büyük faydalar sağlayacağını vurguluyor. Tatil sürecinin baltalanmaması ya da ‘bir iki güne geçer’ düşüncesiyle doktora başvurulmamasının, bu enfeksiyonların tedavisini daha zor hale getirdiği uyarısında bulunan Dr. Esra Boyar, kadınlarda yaz aylarında görülme sıklığı artan hastalıkları ve korunma yollarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Esra Boyar

Dr. Esra Boyar

  • Vajinal mantar enfeksiyonları

Özellikle havuz ve deniz sonrası ıslak mayo ya da bikini ile uzun süre kalmak vajinal mantar enfeksiyonlarına zemin hazırlayan etkenlerin başında geliyor. Aşırı sıcaklar ve yüksek nem mantar oluşumu için kolaylıkla zemin hazırlarken, belirtileri kendini koyu kıvamlı akıntı, yanma ve acıma ile gösteriyor. Islak mayo ve bikininin hemen değiştirilmesi bazen zor gibi görünse de, yaşam kalitesini büyük ölçüde düşüren enfeksiyonlardan korunmada kritik önem taşıyor.

  • Bakteriyel vajinozis

Yaz aylarında kadınlarda en sık karşılaşılan hastalıklardan biri olan bakteriyel vajinozis, genital bölgedeki doğal bakteri dengesinin bozulmasıyla oluşuyor. Yazın sık duş alma, havuzda uzun süre kalma ve sabunlu temizlik bu doğal dengeyi bozabilirken, gri beyaz akıntı, kötü koku ve yanma hissi ile belirti veriyor. Hastalığın mantar enfeksiyonu ile çok sık karıştırıldığını belirten Dr. Esra Boyar “Hastalar genelde ilişki sırasında rahatsız edici kötü koku şikayeti ile gelirler. Mutlaka tedavi edilmelidir, aksi taktirde kronik ve inatçı enfeksiyonlar gelişebilir” diyor.

  • İdrar yolu enfeksiyonları

Sıcak havalarda, terleme ve sıvı kaybına bağlı olarak idrarın yoğunlaşması, havuzdan bulaş ve tuvalet hijyeni eksikliği idrar yolu enfeksiyonlarına, en çok da sistite neden olabiliyor. Sık idrara çıkma, idrar yaparken acıma, yanma hissi ve kasık ağrısı gibi şikayetlere yol açıyor. İdrar yolu enfeksiyonunun sık tekrarlanmaya meyilli olduğunu belirten Dr. Esra Boyar “Hastalık mutlaka tedavi edilmelidir aksi halde kronik hale gelerek aylar hatta yıllar süren tedaviler ve takviyeler gerektirir. Dış ortam hijyenine, ilişki sırasında kondom kullanmaya, genital bölgenin florasını korumaya ve bol su içmeye dikkat edilmelidir” diye konuşuyor.

  • Alerjik dermatit ve egzama

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Esra Boyar, aşırı sıcaklarda sık terleme, ıslak bikini ya da mayo ile uzun süre kalma, sentetik iç çamaşırı gibi etkenlerin ciltte tahriş, egzama ve alerjik dermatit benzeri bulgulara yol açabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Yaz aylarında kadınlarda sık görülen bu sorundan korunmak için; ıslak mayo ve bikini ile kalmamak, pamuklu iç çamaşırı tercih etmek ve genital bölgeyi sabunla yıkamaktan kaçınılmalıdır. Doktora başvurmak yerine gelişigüzel kremler ya da takviyeler kullanmak daha fazla tahrişe ve sorunun büyümesine neden olabilir” diyor.

  • Düzensiz adet görme

Yaz döneminde bir yandan sıcak hava ve yüksek nem, diğer yandan tatil hareketliliği derken uyku düzeni, stres ve hareketlilik oranı değişebiliyor. Bu nedenle düzensiz adet görme, aşırı ya da normalden az kanama vb sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu durumlar genellikle geçici olmakla birlikte tekrar etmesi, uzun sürmesi ya da günlük yaşamda herhangi bir rahatsızlığa yol açması durumunda muayene olunması gerekiyor.

  • Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar

Dr. Esra Boyar “Yaz aylarında artan tatil hareketliliği, floranın kolay bozulabilmesi, yeni partner ve korunmasız ilişki nedeniyle cinsel yolla bulaşabilen ve yazın sık görülen bakteriyel enfeksiyonların bulaş riski artabilir. Bu nedenle genital bölge hijyenine, ilişki sırasında kondom kullanmaya, belirli aralıklarla doktora kontrole gitmeye ve yeni partnerle ilişkide muayene olarak önlem almaya özen göstermek önemlidir. Çünkü tüm bunlar genelde tedavi gerektirir, kronikleşip uzun sürmemesi için doktora başvurmanız gerekir” diyor.