Cemiyet, magazin ve güncel haberler

Yazılar

‘Basit bir su kaçması’ diyerek ihmal edilirse!

Aşırı sıcakların bunalttığı yaz aylarında serinlemek için deniz ve havuza girenlerin sayısı artarken, ‘yüzücü kulağı’ olarak adlandırılan dış kulak yolu enfeksiyonları da hızla yaygınlaşıyor. Tıbbi adı ‘Otitis Eksterna’ olan hastalığın, kulağın dış kısmında yani kulak kepçesi ile kulak zarına kadar olan bölgede gelişen bir enfeksiyon olduğunu belirten Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Semih Yazla “Genellikle bakterilerin neden olduğu bu sorun, kulağa su kaçmasıyla birlikte başlar. Çoğu zaman “basit bir su kaçmasıdır, geçer” düşüncesiyle ihmal edildiğinde geceleri uyutmayan kulak ağrısına hatta tatili erken kesmek zorunda kalmaya yol açabilir. Tatilinizi sağlıklı geçirmek istiyorsanız kulağınızı korumayı ihmal etmeyin. Basit gibi görünen bir kulak enfeksiyonu bile tatil planlarınızı alt üst edebilir” diyor.

KBB Uzmanı Dr. Yazla, kulakta sıradan bir kaşıntı ile başlayıp kısa sürede ciddi ağrıya ve tedavi edilmediğinde işitme sorunlarına dahi neden olabilen Otitis Eksterna’yı anlattı; yazın bu sinsi tehlikesine karşı alınabilecek 5 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Semih Yazla

Dr. Semih Yazla

  • Kulak tıkacı kullanın

Özellikle havuza girerken su geçirmez kulak tıkaçları kullanmak, dış kulak yolunu koruyarak enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır. Kulak tıkaçları hem sudan hem de mikrobiyal bulaştan korur.

  • Kulağa su kaçarsa kurutun

Kulak içindeki nemli ortab mikropların çoğalması için ideal bir zemin oluşturur.

Bu nedenle yüzme esnasında kulağınıza su kaçtıysa mutlaka hafifçe yana eğilerek suyu akıtın, saç kurutma makinesini uzaktan ve düşük ısıda tutarak kulağınızı kurutun.

  • Kulak çubuğu kullanmayın

Kulak çubukları kulak kanalındaki koruyucu salgıyı yok eder, hatta kulak yolunu tahriş edebilir. Tahriş olmuş deri, bakterilerin yerleşmesine daha açık hale gelir. Bu nedenle kulak çubuğu kullanma alışkanlığınız varsa bundan vazgeçin.

  • Havuzun hijyenine dikkat edin

Temizliği şüpheli havuzlardan uzak durmak en etkili korunma yöntemidir. Özellikle kalabalık, sık kullanılan ve denetimi az olan havuzlarda mikrop riski yüksektir. Bu nedenle hijyeninden şüphe ettiğiniz havuza girmeyin.

  • Kulağınızda bu belirtiler varsa geç kalmayın

KBB Uzmanı Dr. Semih Yazla “Özellikle tatil keyfine gölge düşürmemek için insanlar kulaklarına su kaçtığında ‘basit bir su kaçması, geçer’ diyerek doktora başvurmuyor. Yine kulağında bir kaşıntı olduğunda bunun bir sorunun belirtisi olabileceğini bilemeyebiliyor. Ancak kulakta kaşıntı, ağrı, dolgunluk hissi başladıysa hemen hekime başvurmak gerekir. Erken tedaviyle hastalık kolayca atlatılırken, gecikme durumunda şikayetler artar ve sorun daha da ilerleyerek tedavi süreci uzar” diyor.

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Dr. Hülya İskenderoğlu Bahat “Müminizm: Kâmil İnsan Olmaya Davet”

İnsanlık tarihine yön veren en önemli olgulardan biri olan dinlerin ekonomik, siyasal ve toplumsal sömürü aracı olarak kullanılması son dönemlerde daha çok arttığı görülüyor. Din hakkında yayılan yanlış veya çarpıtılmış haberler, güncellikten ve bilimsellikten uzak yorumlarla birleşerek büyük bir bilgi kirliliğine neden oluyor. Aynı zamanda, bu alana atfedilen korkutmalar ve aşırı kısıtlamalar, insanları inançtan ürkütüp uzaklaştırarak, gerçekliği araştırmaktan soğutuyor. Bu derin çıkmaz karşısında, Dr. Hülya İskenderoğlu Bahat’ın hurafelere karşı hakikate ışık tutan “Müminizm: Kâmil İnsan Olmaya Davet” adlı eseri, Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

“Karanlık Dünya”

“Karanlık Dünya” sergisi 23 Temmuz’da Salt Galata’da ziyarete açılıyor.

Garanti BBVA tarafından kurulan Salt’ın yeni sergisi Karanlık Dünya, bir sanatçı ile bir senaristin disiplinlerarası araştırma projesine dayanıyor.

Sergi, Metin Erksan’ın yönettiği ve Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun senaryosunu yazdığı aynı adlı filmin yapım aşamasından itibaren karmaşıklaşmaya başlayan hikâyesini 1950’ler Türkiye’sinin kültürel iklimi içerisinde inceliyor. Değiştirilmiş versiyonlar, tartışmalar, söylentiler, çelişen tanıklıklar ve arşiv malzemeleriyle birçok soruyu gündeme getiren filmin etrafında gelişen anlatılara bakıyor.

Toplumsal gerçekçi bir yaklaşımla Sivrialan (Sivas) ve Ürgüp’te (Nevşehir) çekilen film, Âşık Veysel’in çocukluğundan tanınmış bir halk ozanı oluşuna uzanan öyküsünü, melodramatik bir gönül hikâyesi etrafında örer. Ancak dönemin tarımsal kalkınma ve kırsal modernleşme politikalarına uygun olarak yeniden kurgulanan filmin anlatısı beklenmedik şekilde yön değiştirir.

Bugün film ve filmin hikâyesi hâlâ eksik. Filmden geriye kalan; kopuk bir kurgu, silinmiş ya da eklenmiş sahneler, ses bandındaki bozulmalar, sessizlikler ve bunların çevresinde oluşmuş anlatılardan ibaret. Filmin sansüre uğramadan önceki kurgusu ve yapılan değişikliklerden sonra gösterime girmiş versiyonu bilinmiyor. Dolaşımda olan kopyalar arasında da ses, görüntü ve kurgu farklılıkları var. Serginin araştırma sürecinde bulunan 35mm nitrat film ise bugüne dek gün yüzüne çıkmamış görüntüleri içeriyor.

Salt’tan Gülce Özkara tarafından programlanan Karanlık Dünya, 23 Temmuz–14 Aralık tarihlerinde Salt Galata Mastercard Sergi Mekânı’nda ziyarete açık olacak.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Seks bağımlılığının çözümü var mı?

Seks bağımlılığının da diğer bağımlılıklarda olduğu gibi dopamin nörotransmiteri ile ilişkili olduğunu belirten uzmanlar, psikolojik travmalar ve çevresel etkenlerle de tetiklenebilen karmaşık bir bağımlılık türü olduğunu söylüyor.

Bağımlı bireylerin zamanla haz alma eşiklerinin yükseldiğini ve farklı dürtülere yönelme ihtiyacı hissettiklerini dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Seks bağımlılığı bireylerin sadece cinsel hayatlarını etkilemekle kalmaz, sosyal, fizyolojik, işlevsellik, romantik ilişkiler gibi tüm alanlarına nüfus eder ve o süreçleri de negatif olarak etkiler.” dedi. Yalnızlık, utanç, özgüven kaybı ve depresyon gibi sorunların bu bağımlılığın yaygın sonuçları arasında olduğuna dikkat çeken Hajiyeva, seks bağımlılığının ciddi bir ruhsal rahatsızlık olarak ele alınması ve erken yaşta doğru cinsel eğitimle önleyici adımlar atılması gerektiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, seks bağımlılığının biyolojik ve psikolojik nedenleri ile etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.

Dr. Günay Hajiyeva,

Dr. Günay Hajiyeva

Seks bağımlılığı da diğer bağımlılıklar gibi…

Seks bağımlılığının hem biyolojik hem de psikolojik faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan multifaktöriyel bir süreç olduğunu aktaran Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Diğer madde bağımlılıklarında olduğu gibi, seks bağımlılığı da dopamin nörotransmiteri ile ilişkilidir. Birey, dopamin aracılığıyla haz, zevk ve tatmin duygusunu yaşadıktan sonra, her defasında bu tatminin şiddetini ve haz derecesini artırma eğiliminde olur.” dedi.

Bu durumun biyolojik açıklamasının oldukça basit olduğunu ifade eden Hajiyeva, “Dopamin salınımı belli bir süreden sonra tolerans gelişimine neden olur ve dopamin reseptörlerinde ‘down regülasyonu’ gerçekleşir. Yani, aynı cinsel aktiviteler dopamin salınımına yol açsa da, reseptörlerin duyarlılığı azaldığı için kişi eskisi kadar zevk alamaz. Bu da bireyin daha farklı cinsel fanteziler peşinde koşmasına, yeni dürtüler geliştirmesine ve farklı hazlar aramasına neden olur. Aslında bu süreç, diğer bağımlılık türlerinde de gözlenen tipik bir tolerans gelişimini yansıtır.” şeklinde konuştu.

Beynin fren mekanizması prefrontal korteksin gelişimi tamamlandıkça devreye girer!

Kompulsif cinsel davranışlar gösteren bireylerin EEG’lerinde de belirgin değişiklikler saptandığına dikkat çeken Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Burada önemli bir nöroanatomik yapıya değinmek gerekir. Herkes bir arabanın freninin nerede olduğunu bilir, ama kendi vücudumuzun, zihnimizin, ruhumuzun ve beynimizin ‘freni’ nerededir? Bu fren, beynin prefrontal korteksidir.” dedi.

Prefrontal korteksin, dürtülerimizi, davranışlarımızı ve kompulsif eğilimlerimizi kontrol eden bir bölge olduğunu hatırlatan Hajiyeva, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu bölgenin gelişimi 20-25 yaşlarına kadar devam eder. Bu nedenle, seks bağımlılığı, riskli cinsel davranışlar ve yoğun cinsel eğilimler özellikle genç yaşlarda daha sık görülür. Ancak zamanla prefrontal korteksin gelişimi tamamlandıkça, bu fren mekanizması devreye girer ve süreç daha kontrol edilebilir hale gelir. Dolayısıyla, bu bağımlılığın dopamin sistemi ve prefrontal korteks üzerinden işlediğini dikkate alırsak, biyolojik faktörlerin sürecin önemli bir parçası olduğunu söylemek mümkündür. Ancak psikolojik etkenleri de göz ardı etmemek gerekir. Çocuklukta yaşanan travmalar, akran zorbalığı, aile içi baskılar ve istismar gibi faktörler de bu tür patolojilerin gelişmesinde tetikleyici olabilir. Birey, yaşadığı bu duygusal boşluğu doldurmak için ani ve hızlı bir şekilde haz arayışına yönelebilir. Bu da kendini cinsel bağımlılık şeklinde gösterebilir.”

Yalnızlık ve depresif sürece neden olabilir!

Seks bağımlılığının bireylerin sadece cinsel hayatlarını etkilemekle kalmadığını vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Bireylerin sosyal, fizyolojik, işlevsellik, romantik ilişkiler gibi tüm alanlarına nüfus eder ve o süreçleri de negatif olarak etkiler.” dedi.

Bağımlılığın, bireylerin sürekli olarak zihinlerinde bastırması gereken bir dürtüyle birlikte ilerlediğini ve sürekli bastırılması gereken bir düşünce olduğu için bireylerin çok fazla kaygılı, endişeli olduklarını kaydeden Hajiyeva, “Bireylerin çok fazla kaygı ve endişeleri zamanla bireyleri toplumdan uzaklaştırabilir. Sosyal izolasyon ve yalnızlık süreçlerine neden olabilir. Yalnızlık, kendisiyle birlikte bir depresif süreci tetikleyebilir.” açıklamasını yaptı.

Seks bağımlılığı kişinin tüm hayatını etkileyebiliyor!

Bu bireylerde utanç duygusuyla birlikte öz saygıda, öz değerde azalma, yetersizlik, değersizlik duygularının tetiklendiğine vurgu yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, “Aynı zamanda tabii ki psikolojik faktörler dışında, bireylerin sosyal hayatları da sosyal izolasyonla ve yalnızlıkla birlikte çok fazla etkileniyor. İş hayatlarındaki işlevsellik çok azalıyor çünkü işlerine odaklanamıyorlar. Gerekli sorumlulukları yerine getiremiyorlar ve bu bireylerin işlerinden atılmasına kadar giden bir sürece neden olabiliyor.” dedi.

Bağımlı kişilerin romantik ilişkilerinin de olumsuz etkilendiğine işaret eden Hajiyeva, “Partneri ile arasında sürekli bir güvensizlik, sadakatsizlik süreçleri romantik ilişkileri de kötü etkiliyor. Bu da bireyin yalnızlığına, uzaklaşmasına ve izolasyonuna neden oluyor. Aynı zamanda burada fizyolojik faktörler de var. Fizyolojik faktörler arasında en fazla örnek verebileceğimiz korunmasız cinsel ilişkiler. Seks bağımlılıklarında çok fazla rastlanıyor ve bu da cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasını artırıyor. Bu yüzden bu süreci bir tek seks bağımlı olarak değil, tüm alanlara nüfuz eden, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olarak algılamamız toplum açısından ve bizim açımızdan çok daha faydalı olacaktır.” şeklinde konuştu.

Çocuklara sağlıklı bir şekilde cinsel bilgilendirme yapılmalı!

Seks bağımlılığına yönelik farkındalık oluşturmak için önerilerde bulunan Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, sözlerini şöyle tamamladı:

“Okullarda düzgün ve sağlıklı cinsel bilgilendirilmeler yapılabilir. Çünkü şu an sosyal medyayla birlikte çocukların çok fazla uygunsuz, gereksiz materyallere, cinsel uyarılara maruz kaldığını görüyoruz. Çocuklar cinselliği pornografik materyallerden öğrenmeye başladılar, oysaki cinsellik ve gerçek yaşamdaki süreçler daha farklı boyutlarda. Bu yüzden çocuklara sağlıklı bir şekilde cinsel bilgilendirmenin yapılması aslında bu süreçte atabileceğimiz çok önemli adımlardan biri.”

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Aşureseverler bu uyarılara dikkat!

Bereketin, birliğin ve paylaşmanın güçlü bir simgesi olan aşure sağlığa da faydalı bir tatlı olarak kabul ediliyor. Ancak aşureyi gerek hazırlarken gerekse tüketirken bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan “Tahıllar, baklagiller, kuru meyveler ve kuruyemişler gibi çeşitli besin gruplarını bir araya getiren bu geleneksel tatlı; lif, protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral açısından da oldukça kıymetlidir. Ancak şeker oranı ve içerisindeki besinler nedeniyle porsiyon kontrolü sağlanmadığında faydadan çok zarara dönüşebilir” diyor. Özellikle diyabet, insülin direnci ve sindirim sorunu olanlar ile kilo vermek isteyenlerin aşureyi uygun şartlarda hazırlamalarının ve tüketimde aşırıya kaçmamalarının çok önemli olduğunu vurgulayan Aksan, sağlıklı aşurenin 6 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan

Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan

  • Şeker oranına dikkat edin!

Aşurede kuru üzüm, dut, kuru kayısı ve kuru incir gibi doğal şeker kaynakları yoğun olduğundan ayrıca şeker eklemeyin. Kuru meyvelere rağmen tat yetersiz geliyorsa, çok az miktarda pişirmeye de uyumlu hurma özü veya pekmez eklenebilir. Bal gibi pişmeye uygun olmayan ürünlerin aşure kaynatmasından önce kullanılması önerilmez. Diyabeti olanlar kuru meyveleri de eklememeli ya da çok dikkatli tüketmelidir.

  • Tahıl ve bakliyat dengesini iyi ayarlayın

Nohut, buğday ve fasulye gibi besinler hem protein hem lif kaynağıdır. Ancak aşureyi karbonhidrat yüklü hale getirmemek için bu malzemeler dengeli konulmalıdır. 1 ölçü buğdaya karşılık 0,5 ölçü baklagil kullanımı idealdir. Aksi halde kan şekerini hızla yükseltebilir. Gluten alerjisi olanlar ve çölyak hastaları buğday yerine gluten içermeyen tahılları kullanabilir.

  • Kalori içeriğini doğru öğünde kullanın

Aşure sağlıklı bir tatlı da olsa yoğun kalori ve karbonhidrat içerdiğinden porsiyon kontrolüne dikkat edilmelidir. Küçük bir porsiyonu ara öğün alternatifi olabilir. Günde 1 küçük kase (yaklaşık 150-200 ml) sınırı aşılmamalıdır. Özellikle akşam saatlerinde tüketmek yerine günün erken saatlerinde metabolizmanın hızlı olduğu zamanlarda tercih edilmelidir.

  • Yağlı tohumlarda aşırıya kaçmayın

Ceviz, badem ve fındak gibi yağlı tohumlar omega-3 ve E vitamini açısından faydalıdır; ancak  yağ oranları ve kalori içerikleri yüksek olduğu için dikkatli kullanılmalıdır. Her kaseye 1 tatlı kaşığı kadar ilave etmek hem lezzet hem sağlık açısından yeterlidir. Kavrulmamış ve tuzsuz olanları tercih etmek kalp sağlığına koruyucu etkiyi artırır.

  • Alüminyum kaplar yerine cam ya da porselende ikram edin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Erdoğan Aksan “Alüminyum, aşurenin içerisindeki asit ve nem ile reaksiyona girerek metalin yemeğe geçmesine neden olur. Özellikle yüksek sıcaklıklar besine ağır metal geçişine yol açarak sağlığa zarar verebilir. Bu sebeple aşure cam, porselen veya paslanmaz çelik gibi sağlıklı malzemelere konulmalıdır” diyor.

  • Yavaş ve kısık ateşte pişirin

Aşurenin yavaş ve kısık ateşte pişirilmesi hem malzemelerin besin değerinin korunmasını sağlar hem de besinlerin sindirimini kolaylaştırır. Hızlı ve yüksek ısıda pişirme tahılların ve baklagillerin sert kalmasına, bazı besin öğelerinin kaybına yol açabilir. Ayrıca sürekli karıştırmak yapışmayı önler ve daha homojen bir kıvam sağlar.

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Cerem Onurluer’den Bodrum’da müzik dolu gece

Türk müziğinin sevilen sesi Cerem Onurluer, Bodrum Azka Otel’de sahne aldı. Yoğun ilgi gören gecede Onurluer, repertuvarındaki seçkin parçalarla dinleyicilere unutulmaz bir müzik ziyafeti sundu.

Samimi sahne enerjisi ve güçlü yorumuyla dinleyicilerin gönlünü bir kez daha fetheden sanatçı, gece boyunca alkış yağmuruna tutuldu. Bodrum’un eşsiz atmosferinde gerçekleşen konser, yaz akşamlarına müzikle damga vurmaya devam ediyor.

Cerem Onurluer, konser sonunda gösterilen yoğun ilgiden dolayı dinleyicilerine teşekkür ederek, yeniden Bodrum’da Azka Otel’de sahne almaktan mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Bu yazın şampiyonu belli

Yaz sezonunun sevilen ismi Deha Bilimlier, Çeşme Alaçatı’nın gözde mekanlarından Şerefe Meyhane de sahne aldı.

Sahne önce kuliste gazetecilerin sorularını cevaplayan Bilimler, “ bu yaz ilk kez Çeşmede çıktığını söyleyen Bilimler, Bodrumda biliyorsunuz hafta dört gün sahne alıyoruz. Biraz yorucu oluyor ama olsun.  Fiyatlardan biraz şikayetler geliyor çok yüksek sizi dinleyemiyoruz diye mekanlarda haklı bütün her şey pahalandı ülkemizde dünyada böyle”

Sahneye alkışlar eşliğinde çıkan Bilimlier, performansı boyunca dinleyicilerine unutulmaz bir gece yaşattı. Şarkılar arasında seyirciyle bol bol sohbet eden başarılı sanatçı, esprili bir dille: “Her sene olduğu gibi bu yazın şampiyonu da belli: Karşınızda!” diyerek salondaki coşkuyu ikiye katladı. Sözlerine, “Her sahnemde salonu tıklım tıklım dolduruyorsunuz. Hepinize minnettarım, sevginize layık olmaya çalışıyorum.” şeklinde devam eden Bilimlier, sevenlerinden büyük alkış aldı.

Konserin duygusal anlarından biri ise Deha Bilimlier’in geçtiğimiz aylarda coverladığı ve büyük beğeni toplayan Ferdi Tayfur’un “Bana Sor” adlı eserini seslendirmesi oldu. Parçayı söylemeden önce kısa bir konuşma yapan sanatçı: “Ferdi abi hepimiz için çok kıymetliydi. Bana bu şarkıyı söylemeyi layık gördüğü için kendisine minnettarım. Çok değerli bir sanatçıydı, rahmetle anıyorum.” sözleriyle duygulandırdı. Bilimler fit haliyle dikkat çekti.

Yalnız yaşamayın!

Uzun süreli yalnızlığın hem ruhsal hem fiziksel sorunlara neden olabileceğini belirten uzmanlar, bu durumun özellikle beyin üzerinde birçok olumsuz etkisi olduğunu söylüyor.

Yalnızlığın vücutta stres tepkisini sürekli hale getirerek kortizol seviyelerini artırdığını aktaran Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, “Kortizol, kronik stres hormonudur. Uzun süreli yalnızlıkta yüksek kalabilir.” dedi. Yalnız bireylerde prefrontal korteks, amigdala ve hipokampus gibi bölgelerde yapısal ve işlevsel değişiklikler gözlendiğine dikkat çeken Metin, sosyal uyarı eksikliğinin beyin işlevlerini zayıflattığını, dijital iletişimin ise yüz yüze etkileşimin yerini tam olarak dolduramadığını vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Metin, yalnızlığın beyin kimyası ve yapısı üzerindeki olumsuz etkileri ile ruhsal sağlık üzerindeki riskleri hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Barış Metin

Prof. Dr. Barış Metin

Kronik yalnızlık, hem ruhsal hem fiziksel hastalık riskini artırıyor!

Uzun süreli yalnızlığın stres tepkisini tetikleyerek hipotalamo-hipofiz-adrenal (HPA) aksını sürekli aktif tuttuğunu dile getiren Prof. Dr. Barış Metin, “Bu durum, kortizol seviyelerinin artmasına ve zamanla nöroinflamasyon, hipokampal hasar ve bağlantı kopmaları gibi değişimlere yol açabilir. Kronik yalnızlık depresyon, anksiyete, Alzheimer hastalığı ve kalp hastalıkları gibi pek çok sorunun riskini artırır.” dedi.

Nörolojik açıdan da yalnızlığı tanımlayan Metin, “Nörobilimsel olarak yalnızlık, beklenen sosyal bağlılık düzeyi ile mevcut sosyal durum arasındaki farkın algılanmasıdır. Bu fark, beynin özellikle sosyal ödül ve sosyal tehdit işleme ağlarını aktive eder.” açıklamasını yaptı.

Yalnızlık beyin kimyasını olumsuz etkiliyor!

Yalnızlığın beyinde özellikle etkilediği bazı bölgeler olduğunu aktaran Prof. Dr. Barış Metin, “Prefrontal korteks (özellikle medial PFC), sosyal değerlendirme ve öz-farkındalıkla ilgili bölgedir. Yalnız kişilerde bu bölgede hiperaktivite gözlenebilir. Amigdala, sosyal tehdit ve korku algısıyla ilişkilidir. Yalnız bireylerde amigdala daha uyarılmış olabilir. Hipokampus, bellek ve stres regülasyonunda görev alır. Uzun süreli yalnızlık bu bölgede hacim kaybına yol açabilir. Arka singulat korteks ve temporoparietal bağlantı bölgeleri de sosyal algı ve zihinsel durumları anlama ile ilişkilidir.” dedi.

Yalnızlığa yanıt olarak ise bazı kimyasalların devreye girdiğine dikkat çeken Metin, şunları söyledi:

“Kortizol, kronik stres hormonudur. Uzun süreli yalnızlıkta yüksek kalabilir. Dopamin, sosyal ödüllerle bağlantılıdır. Yalnızlık durumunda dopamin sisteminin zayıfladığı düşünülür. Oksitosin, sosyal bağ hormonudur. Yalnızlıkta düzeyleri azalabilir. Serotonin, düşük serotonin düzeyleri yalnızlık ve depresyonla ilişkilidir.”

Beyin görüntüleme teknikleriyle yalnızlığın etkileri gözlemlenebiliyor!

Uzun süreli yalnızlığın özellikle yaşlılarda bilişsel işlevlerde  gerilemeye  neden olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Barış Metin, “Birçok araştırma yalnızlığın demans olasılığını artırdığını göstermiştir.” dedi.

MR, PET gibi beyin görüntüleme teknikleriyle yalnızlığın etkilerinin gözlemlenebildiğini kaydeden Metin, “Özellikle prefrontal korteks, insula, amigdala ve hipokampüste aktivite ve şekil değişiklikleri bildirilmiştir. Bu alanlar beynin hem bellek, duygular ve karar verme gibi temel bilişsel işlevlerinde hem de sosyal iletişimde yer alan alanlardır.” şeklinde konuştu.

Sosyal uyarı olmazsa beyin işlevleri zayıflıyor!

Dijital iletişimin, kısmen gerçek sosyal temasın yerini tutabileceğini ifade eden Prof. Dr. Barış Metin, “Ancak iletişimin tam karşılığı değildir. Beyin, yüz yüze etkileşimlerde, mimik, tonlama, dokunma, koku gibi çoklu duyusal ipuçlarını işler. Bu durum oksitosin ve empati ağlarını daha fazla aktive eder. Mesajlaşma veya görüntülü konuşma gibi dijital iletişimde, sosyal bağ hissi sınırlıdır. Empatik beyin devreleri daha az uyarılır.” dedi.

Yalnızlığın beyin üzerindeki olumsuz etkilerini önlemek veya azaltmak için önerilerde bulunan Metin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Öncelikle yalnızlıkla yaşamamak gerekir. Yaşam tarzımızı ve alışkanlıklarımızı değiştirerek daha sosyal bireyler haline gelmeliyiz. Beynimiz sosyal uyarıya muhtaçtır ve sosyal uyarı olmadan işlevleri zayıflayacaktır. Bu nedenle yalnız hissediyorsanız öncelikle yakınlarınızdan sonrasında ise profesyonellerden destek isteyin.”

 

 

#pausesaglik #pausedergi #pausejournal #hanedancity #pausesanat #pausespor #pauseturizm #pausetv #pauseoto

Hyundai IONIQ 6 N’den yüksek performans

Hyundai, yüksek performanslı ikinci elektrikli modeli IONIQ 6 N’i İngiltere’nin ikonik Goodwood Hız Festivali’nde tanıttı.

IONIQ 6 N, öncelikli olarak heyecan verici ve sürükleyici bir sürüş deneyimi sunma hedefiyle geliştirildi. Bu vizyon, Hyundai N’in üç temel felsefesi olan: viraj ustalığı, pist kabiliyeti ve günlük spor otomobil anlayışına dayanıyor. Model; pistte üstün bir sürüş deneyimi sunarken, günlük kullanım için de konfor ve rafinelik sağlıyor.

Modelde tamamen yeniden tasarlanmış yeni bir süspansiyon geometrisi, geliştirilmiş N e-Shift (sanal vites geçişi) sistemi ve sürüş deneyimini daha etkileyici kılan optimize edilmiş ses sistemleri yer alıyor. Bu yenilikler sayesinde, IONIQ 6 N sadece teknik olarak değil, duygusal açıdan da etkileyici bir deneyim sunuyor.

Teknik Üstünlük ve Elektrikli Performans

IONIQ 6 N, 650 PS (478 kW) güç ve 770 Nm tork üretiyor. N Launch Control özelliği ile 0’dan 100 km/s hıza yalnızca 3,2 saniyede ulaşıyor ve 257 km/s maksimum hıza çıkabiliyor. Modelde yer alan yeni N Battery sistemi, farklı yarış senaryolarında optimum sıcaklık yönetimi sağlıyor. Geliştirilmiş termal yönetim, batarya ısıtıcı kapasitesinin artırılması ve batarya ön koşullandırma özellikleriyle IONIQ 6 N’i her an performansa hazır hale geliyor.

IONIQ 6 N’in aerodinamik yapısı da performansı destekleyecek şekilde geliştirildi. Motorsporlarından ilham alan kuğu boynu şeklindeki arka spoyler ve genişletilmiş çamurluklar gibi detaylar, sadece güçlü bir görünüm sunmakla kalmıyor, aynı zamanda yüksek hızda denge sağlıyor.

Modelin altyapısında ise tamamen yeniden tasarlanmış süspansiyon ve şasi sistemi yer alıyor. Daha düşük bir yuvarlanma merkezi ve stroke sensörlü elektronik süspansiyon sistemi (ECS) sayesinde hem yüksek hızda daha iyi yol tutuşu sağlanıyor hem de günlük sürüş konforu korunuyor.

Sürüş Deneyiminde Yeni Boyut

Hyundai’nin geliştirdiği gelişmiş yazılım sistemleri, sürücü ve araç arasındaki etkileşimi zirveye taşıyor. N Active Sound+ sistemi; stereo ses kaynağı ve Akustik Tasarım İşlemcisi (ADP) ile sürüşü işitsel olarak zenginleştiriyor. Üç farklı ses modu (Ignition, Evolution ve Lightspeed) ile farklı sürüş tarzlarına uygun atmosferler sunuyor.

N e-Shift, yarış araçlarındaki yakın vites oranlarını simüle ederek, sürücü ile araç arasındaki bağı güçlendiriyor. N Launch Control, N Drift Optimizer, N Grin Boost ve N Torque Distribution gibi özelliklerle entegre çalışan bu sistem, performansın ve kontrolün kusursuz birleşimini sağlıyor.

N Ambient Shift Light, vites geçişleri için kokpitin içinde görsel sinyaller sunarak sürücüyle otomobil arasındaki etkileşimi daha da ileri taşıyor.

N Track Manager ise sürücülere pist performanslarını analiz etme ve özelleştirme imkânı veriyor. Kendi pistlerini oluşturma, hız verilerini izleme, hayalet araç görseliyle kıyaslama ve detaylı tur zamanı analizi sunuyor. Bu sistem, IONIQ 6 N’i gerçek anlamda pist odaklı bir elektrikli araca dönüştürüyor.

N Drift Optimizer ise drift performansını detaylı şekilde ayarlama imkânı veriyor: kayma açısı, patinaj kontrolü ve drift özelliği gibi parametreler sürücünün beceri seviyesine göre kişiselleştirilebiliyor.

IONIQ 6 N’in tanıtımıyla birlikte N performans parçaları da sunuluyor. Bu parçalar, Hyundai N’in motorsporlarındaki deneyiminden alınan ilhamla geliştirilerek aracın pist karakterini daha da güçlendiriyor.

Parlé, şimdi de Yalıkavak Marina’da

İstanbul Zorlu Center’ın en bilinen restoranı Parlé, şimdi de Yalıkavak Marina’da “PARLÉ RIVIERA” olarak misafirlerini ağırlamaya başladı.

Parlé, iş ve cemiyet hayatından çok özel bir gruba yeni restoranı ve yeni menüyü tanıttığı özel bir akşam yemeği daveti verdi. Parlé’’nin “Güneş Batışı” manzaralı barında kokteyllerini yudumladıktan sonra, yemeğe geçti. Yemeğin sonuna doğru sahne alan Senay Lambaoğlu’nu dinleyen konuklar; yemek sonrası ertesi günün ilk saatlerine kadar DJ eşliğinde dans ettiler ve bu Bodrum buluşmasında sezonu açtılar.

Leziz bir Amuse-Bouche ve Kral Yengeç Tartar ile başlayan yemek, Risotto ve Deniz Levreği ile devam etti, eşlik eden özel şaraplar ve Kestaneli Mont Blanc ile taçlandı…

PARLÉ RIVIERA