Yazılar

Yeni Isuzu D-Max: Daha Güvenli, Daha Teknolojik

Türkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, sağlamlığı ve dayanıklılığıyla öne çıkan pick-up modeli D-Max’i yeniledi. Tasarım, teknoloji, güvenlik ve konfor alanlarında yapılan geliştirmelerle yeni D-Max, kullanıcılarına daha güvenli, daha teknolojik ve daha konforlu bir sürüş sunuyor.

Yeni D-Max’in dış tasarımında yapılan güncellemeler araca daha modern ve güçlü bir görünüm kazandırırken, güncellenen renk kartelası kişiselleştirme seçeneklerini artırıyor. Elektronik direksiyon sistemi (EPS) ile sürüş konforu yükseltilirken, yeni eklenen çevre görüş kamerası ve sürücü izleme sistemi güvenliği destekliyor.

Araç, Şerit Takip Asistanı, Acil Şerit Koruma, Sürücü İzleme Sistemi gibi gelişmiş sürüş destek sistemleriyle donatıldı. Ayrıca 4G destekli Acil Çağrı Sistemi (eCall) ve kamera tabanlı çevre görüş sistemi de sürüş güvenliğini artırıyor.

Motor hacmi 2164 cc’ye yükseltilirken, maksimum tork 400 Nm’ye çıkarıldı. Otomatik şanzıman ise 6 ileri yerine 8 ileri olarak güncellendi. İç ve dış tasarımda yapılan yeniliklerle D-Max, daha modern ve güçlü bir karaktere kavuştu.

Yeni Isuzu D-Max, hem iş hem günlük kullanımda pick-up segmentindeki iddiasını güç ve dayanıklılıkla bir adım daha ileri taşıyor.

 

#IsuzuDMax #AnadoluIsuzu #YeniDMax #PickUp #OtomobilHaberi #GüvenliSürüş #TeknolojiVeKonfor #AraçYenilikleri #Otomotiv #SürüşDeneyimi #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya

Recep Çiftci’den Modern İnsana Anlam Arayışı Çağrısı

Modern hayatın hız ve verimlilik odaklı düzeninde bireyler çoğu zaman kendi iç seslerini duyamıyor. Bu yoğun tempo içinde anlam arayışı giderek daha önemli hale gelirken, yazar Recep Çiftci yeni kitabı “Meğersem Güneş Hep Balçıkla Sıvanırmış” ile okurları içsel bir yolculuğa davet ediyor.

Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan eser, modern insanın bastırılmış duygular, alışkanlıklar ve korkularla örülü “balçıkların” altında kalan öz hakikatini hatırlatıyor. Çiftci, kutsal metinleri bugünün insanına rehberlik edecek semboller üzerinden yorumlarken, egonun yok edilmesi gereken bir düşman değil; doğru bir hizmet bilinciyle eğitilmesi gereken bir yol arkadaşı olduğunu savunuyor.

Kitap, Kur’an-ı Kerim’deki denizlerin birleşmesi, incir, zeytin ve nur gibi semboller üzerinden derin bir okuma yaparak okuru yüzeysel olanın ötesine geçmeye çağırıyor. “Gerçek uyanış, kişinin kendi içindeki ışığı fark etmesiyle başlar” diyen eser, modern insanın anlam arayışına samimi bir yol haritası sunuyor.

#RecepÇiftci #MeğersemGüneşHepBalçıklaSıvanırmış #CeresYayınları #KitapHaberi #AnlamArayışı #Modernİnsan #İçselYolculuk #EgoVeRuh #ÇağdaşYorum #OkumaÖnerisi #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya

Conrad Istanbul Bosphorus’ta Meyhane Akşamları Başlıyor

Conrad Istanbul Bosphorus’un Boğaz’a nazır seçkin mekânı Manzara Restoran, Nisan ayından itibaren her ayın belirli günlerinde düzenlenecek Meyhane Akşamları ile misafirlerine yeni bir gastronomi ve müzik deneyimi sunuyor.

10 Nisan’da kanun sanatçısı Aytaç Doğan ve ekibi, 17 Nisan’da ise ud sanatçısı Ömer Gürsoy solistliğinde Özdemir Güz Orkestrası, fasıl severlerle buluşacak. Bu özel akşamlarda Manzara Restoran şefleri, geleneksel meyhane lezzetlerini özgün dokunuşlarla yeniden yorumluyor.

Zengin meze seçkisinde; zerdeçallı bakla fava, Arnavut biberiyle atom, Çengelköy bademli kuru cacık, Tokat yaprağıyla zeytinyağlı sarma, Kastamonu pastırmalı paçanga böreği gibi klasik tatların yanı sıra Girit ezmesi, Mezopotamya usulü humus, mutebbel, muammara ve Saroz torikli lakerda yer alıyor. Menüde ayrıca özel soslarla marine edilmiş levrek marin, özgün pişirme tekniğiyle hazırlanan ahtapot, Balıkesir’den gelen etler ve Çanakkale’den deniz ürünleri bulunuyor. Finalde ise Antakya usulü tahinli çıtır balkabağı misafirlere zarif bir tatlı deneyimi sunuyor.

Manzara Restoran’ın “Meyhane Akşamları”, Boğaz manzarası eşliğinde fasıl müziği ve gurme lezzetleri bir araya getirerek İstanbul’un gastronomi sahnesine yeni bir soluk katıyor.

Program Akışı:

19.00 Akşam Yemeği

21.00 – 23.00 Canlı Performans/ Fasıl

Rezervasyon: +90 537 973 80 14

 

#ConradIstanbul #ManzaraRestoran #MeyhaneAkşamları #BoğazdaLezzet #FasılKeyfi #GurmeDeneyim #İstanbulYemeİçme #Gastronomi #MezeKültürü #RestoranHaberi  #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya

ArtAnkara’da Katmanlı Bir Sanat Diyaloğu

Sevil Dolmacı Gallery, 25–29 Mart 2026 tarihleri arasında ATO Congresium’da düzenlenen ArtAnkara 12. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı kapsamında, uluslararası ve Türkiye çağdaş sanat sahnesinden dikkat çekici isimleri bir araya getiren özel bir seçkiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Her yıl galeriler, koleksiyonerler ve sanat profesyonelleri arasında dinamik bir etkileşim alanı yaratan ArtAnkara, disiplinler arası üretimleri odağına alarak çağdaş sanatın nabzını tutuyor. Bu yıl Sevil Dolmacı Gallery, küresel ölçekte karşılık bulan sanatçılar ile Türkiye’nin güncel üretimlerine yön veren isimleri aynı bağlamda buluşturarak katmanlı bir anlatı kuruyor.

Galerinin seçkisinde; Peter Halley, Bosco Sodi, Daniel Firman, Michael John Kelly gibi uluslararası sanatçılar öne çıkarken, Türk sanat tarihinin önemli isimlerinden Burhan Doğançay’ın eserleri de sanatseverlerle buluşuyor. Ayrıca Haluk Akakçe, Nilbar Güreş, Ahmet Oran, Ekrem Yalçındağ gibi isimler kavramsal derinliği yüksek üretimleriyle dikkat çekiyor. Genç kuşak sanatçılar ve farklı disiplinlerden üretimler ise sunuma çeşitlilik katıyor.

Nilbar Güreş’in Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda sergilenen “Açık Telefon Kulübesi” yerleştirmesiyle uluslararası yankı uyandırmış olması, seçkinin güçlü güncel sanat vurgusunu pekiştiriyor. Resimden heykele, fotoğraftan yerleştirmeye uzanan bu sunum, malzeme ve düşünce ekseninde genişleyen bir ifade alanı yaratıyor.

 

Yer: ATO Congresium – Arakat / Mezzanine Floor

VIP Ön İzleme: 25 Mart 2026, 11:00 – 21:00

Genel Ziyaret: 26–29 Mart 2026, 11:00 – 20:00

 

#SevilDolmacıGallery #ArtAnkara2026 #ÇağdaşSanat #UluslararasıSanat #SanatFuarı #BurhanDoğançay #NilbarGüreş #PeterHalley #BoscoSodi #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Başkentte Sanatın Yavaş Ritmi

Sanat dünyasının kalbi 25–29 Mart tarihleri arasında ATO Congresium’da atıyor. ArtAnkara Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı, VIP açılışla kapılarını aralarken Fırça Sanat Galerisi standında Günsu Saraçoğlu’nun özel seçkisi sanatseverlerle buluşuyor.

Uluslararası sanat çevrelerinde dikkat çeken Saraçoğlu, küresel iklim krizine dair güçlü duruşunu bu kez Ankara’ya taşıyor. Sanatçının yeni koleksiyonu “Slow Down Life” (Hayatı Yavaşlat), önceki işlerinin yüksek sesli mesajını daha içsel ve derin bir anlatıma dönüştürüyor. Bu seçki, fuarın hareketli atmosferine bilinçli bir karşıtlık kurarak izleyiciyi dinginliğe ve yavaşlamanın gücünü keşfetmeye davet ediyor.

Sosyolog kimliğini disiplinli bir teknik altyapıyla birleştiren Saraçoğlu, kentsel dönüşümden çevre bilincine uzanan temaları işliyor. Doğanın organik akışını yansıtan tuvaller, modern hayatın hızına karşı iyileştirici bir mesafe sunuyor. Sanatçı, “Modern yaşamın baş döndürücü hızında hem kendimizi hem doğayı kaçırıyoruz. ‘Slow Down Life’ ile izleyiciyi sadece bakmaya değil, durup hissetmeye çağırıyorum” sözleriyle koleksiyonunun ruhunu özetliyor.

Saraçoğlu’nun eserleri yalnızca görsel bir deneyim değil; aynı zamanda daha dingin ve farkındalıklı bir yaşam anlayışı sunuyor. Yoğun hayat temposuna kısa bir ara vermek isteyenler için Fırça Sanat Galerisi standı, fuarın öne çıkan duraklarından biri olmaya aday.

Yer: ATO Congresium, Söğütözü – Ankara

Tarih: 25–29 Mart

#ArtAnkara #GünsuSaraçoğlu #SlowDownLife #ÇağdaşSanat #SanatFuarı #BaşkentteSanat #FırçaSanatGalerisi #HayatıYavaşlat #SanatVeDoğa #SanatHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Yaşam Tarzı Değişiklikleri Sperm Kalitesini Artırıyor

Erkeklerde infertilite yani kısırlık uzun yıllar boyunca genetik sorunlar ya da hormon bozukluklarıyla açıklanıyordu. Ancak yapılan araştırmalar erkeklerdeki kısırlığın daha karmaşık nedenlerden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Artık sadece genler değil, genlerin nasıl çalıştığı da büyük önem taşıyor. Sperm hücreleri yalnızca DNA taşımıyor aynı zamanda yaşam tarzı, çevre ve erkek yaşının etkilerini de içinde barındırıyor. Bu durum hem çocuk sahibi olma ihtimalini hem de gelecekte doğacak çocukların sağlığını da etkileyebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji ve Androloji Bölümü’nden Prof. Dr. Tümay İpekçi, erkek üreme sistemi hakkında önemli bilgiler verdi.

Prof. Dr. Tümay İpekçi

Prof. Dr. Tümay İpekçi

Sperm; karmaşık ve fizyolojik bir süreç sonrası oluşuyor

Erkeklerdeki üremenin temelini oluşturan sperm üretimi ve olgunlaşması, oldukça hassas ve karmaşık fizyolojik bir süreç sonrası gerçekleşmektedir. Bu süreç; testislerde başlayarak hem lokal mekanizmaların hem de beyinle testisler arasında işleyen nöroendokrin sistemin kontrolü altında sürmektedir. Bu potansiyelin olumsuz etkilenmesi durumunda ise “infertilite” yani kısırlık söz konusu olmaktadır. Sigara kullanımı, fazla kilo, sağlıksız beslenme, hava kirliliği ve zararlı kimyasallara maruz kalmak da sperm kalitesini olumsuz etkilemekte ve kısırlığa yol açabilmektedir. Özellikle ilerleyen yaşla birlikte spermler üzerinde olumsuz etkiler görülebilmekte ve babalık şansı azalabilmektedir.

Sperm hücresinin genetik yapısı incelenebiliyor

Çocuk sahibi olma hayaliyle yola çıkan evli çiftlerin korunmasız ilişkilerine rağmen uzun süre bebek sahibi olamaması durumunda çiftler toplumsal baskılara da maruz kalabilmektedir. Kısırlık bazı durumlarda kadına, bazen de erkeğe ait faktörler nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Günümüzde erkek fertilitesi genellikle sperm sayısı, hareketliliği ve şekline bakılarak değerlendirilmektedir. Ancak bilim dünyası artık sperm hücresinin genetik yapısının nasıl çalıştığını da incelemeye başlamış durumdadır. Bu yeni yöntemlerin gelecekte kısırlık tanısında önemli bir rol alacağı öngörülmektedir. Erkeklerdeki bu sürecin tamamen kader olmaktan çıkacağı ve bazı olumsuz etkilerin geri döndürülebileceği düşünülmektedir. Çalışmalar bu yönde hızla devam etmektedir.

Yaşam tarzı değişiklikleri sperm kalitesini artırabiliyor

Sperm kalitesini artırmak için özellikle vitamin ve mineral açısından zengin bir beslenme (B12, çinko, omega-3 gibi) çok önemlidir. Bu yöntemlerle sperm sağlığı ve kalitesi artırılabilmektedir:

  • Dengeli beslenmek
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Sigara ve alkolü bırakmak
  • Kilo kontrolü sağlamak
  • Stresten uzak durmak

Erkeklerin yaşam biçimi gelecek nesilleri de etkileyebilir

Erkeklerin yaşam tarzı sadece kendilerini değil, doğacak çocuklarını da etkilemektedir. Ancak bu konuda kesin sonuçlar için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Erkek kısırlığı artık sadece genetik bir sorun olarak görülmemektedir. Günlük yaşam alışkanlıkları, çevresel faktörler ve yaş, sperm sağlığında büyük rol oynamaktadır. Yani bugün yaptığımız seçimler, yarının sağlıklı nesillerini şekillendirebilmektedir.

#ErkekSağlığı #İnfertilite #SpermKalitesi #YaşamTarzı #Üroloji #Androloji #SağlıklıNesiller #BabalıkŞansı #MemorialHastanesi #SağlıkHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Meme kanserinde, umutsuzluğa kapılmayın, alternatif yöntemlere başvurmayın!

Ülkemizde genç yaşlarda da görülme sıklığı artan meme kanserinde, son yıllarda geliştirilen akıllı ilaçlar, immünoterapiler ve kişiye özel tedavi yaklaşımları, hastalar için umut veriyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, doğru zamanda başlanan tedaviyle hem yaşam süresinin hem de yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini belirterek “Eskiden meme kanseri denince hastalar ve yakınları için akla hemen umutsuz bir tablo gelirdi. Ama artık bu durum değişti; meme kanseri, tıpkı diyabet ve hipertansiyon gibi uzun süre kontrol altında tutulabilen bir hastalık haline geldi. Bu nedenle tanı alan hastalarımızın umutsuzluğa kapılmadan, alternatif yöntemlere başvurmadan onkoloji hekimine başvurması ve tedavisine başlaması büyük önem taşıyor” diyor. Prof. Dr. Özge Gümüşay, meme kanseri tedavisinde yeni dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor. Her yıl milyonlarca kadın bu tanıyı alırken, teknoloji ve tıptaki gelişmeler sayesinde tedavi seçeneklerinin güçlenmesi ise umutları artırıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, hastaların bu sayede yaşam sürelerinin uzadığını ve günlük yaşamlarının kaliteli bir şekilde devam edebildiğini belirterek “Özel bir teknolojiyle geliştirilen antikor-ilaç konjugatlarının meme kanseri tedavisinde kullanıma girmesiyle çok iyi sonuçlar elde edildi. Bu teknoloji sayesinde antikora bağlı olarak taşınan kemoterapi ilacı doğrudan kanser hücresine ulaştırılarak sağlıklı dokulara verilen zarar önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Tüm hasta grubunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan HER2 pozitif meme kanserinde, damardan başlanan akıllı ilaçlar sayesinde hastaların tüm lezyonları gerileyerek hastalık kontrolü sağlanarak uzun süre yaşamını devam ettirebilmekteler. Tüm vakaların yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan östrojen duyarlı metastatik meme kanserli hastalar bazen sadece evde ağızdan aldıkları akıllı ilaçlar ve endokrin tablet sayesinde kansersiz bir şekilde yıllarca normal yaşantılarını sürdürebilmekteler” diyor.

Prof. Dr. Özge Gümüşay

Prof. Dr. Özge Gümüşay

Kişiye özel tedavi modeli

Son yıllarda hedefe yönelik ajanlar, antikor-ilaç konjugatları ve immünoterapi gibi yenilikçi tedavilerle meme kanseri tedavisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay sözlerine şöyle devam ediyor: “Artık meme kanseri, tek bir hastalık olarak değil; biyolojik alt tiplerine ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi edilen bir hastalık olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle tedavi kararını verirken yalnızca tümörün evresine değil, hormon reseptör durumuna, HER2 durumuna, genetik mutasyonlara, hastanın yaşına, ek hastalıklarına ve risk özelliklerine göre değerlendirme yapılmaktadır. Bugün meme kanserinde amacımız herkese aynı tedaviyi vermek değil; doğru hastaya, doğru zamanda, doğru ilacı verebilmektir. Bu alanda devam eden bilimsel çalışmaların sonuçlarını hem hastalarımız hem de biz onkologlar heyecanla takip ediyoruz. Tedavi seçeneklerinin her geçen gün artması, meme kanseriyle mücadelede hem hastalarımıza hem bizlere umut vermeye devam ediyor.”

Anne olmaya engel değil!

Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebilen bir hastalık haline gelmesi ve son yıllarda genç yaşlarda hızla yaygınlaşması, meme kanseri tedavisi gören kadınları, anne olmalarını engelleyebileceği düşüncesiyle endişelendiriyor. Prof. Dr. Gümüşay bu konuda endişeleri gideren bilimsel gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Henüz çocuk sahibi olmamış ya da çocuk isteği olan genç hastalarımız olup, bu hastalarda fertilite koruyucu yaklaşımlar büyük önem taşımaktadır. Tedavi öncesinde yumurta veya embriyo dondurma gibi yöntemler planlanabilmekte; bazı hastalarda over baskılama tedavileri ile doğurganlığın korunmasına katkı sağlanabilmektedir. Yapılan çalışma göstermiştir ki kemoterapi ve radyoterapi tedavilerini tamamlayan hastalarımız, sonrasında yeterli süre endokrin tedavisini alıp (çalışmada 18-30 ay endokrin tablet almışlardı) onkoloji doktorlarının da onayı ile hamile kalmasına izin verilmekte. Meme kanseri tanılı hastalar takip eden onkoloji doktorunun önerdiği uygun zamanda gebe kaldıklarında hastalığın tekrarlama riski artmamaktadır, bu da yapılan çalışma ile doğrulanmıştır.”

Öte yandan meme kanseri olan hastaların, aldıkları endokrin tedaviye bağlı yan etkiler yaşayabildiklerini, bunlardan en önemlisinin de sıcak basması olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüşay “Yapılan çalışmada görüldü ki, sıcak basması gibi yaşam kalitesini bozan yan etkiye karşı geliştirilen ilaç sayesinde sorunun şiddeti azaldı. FDA onay sürecinin tamamlanmasının ardından ilacın günlük pratiğe girmesi beklenmektedir” diyor.

Üçlü negatif meme kanserinde artık sonuçlar daha iyi

Özellikle genç kadınlarda ve BRCA gen mutasyonu bulunan kadınlarda daha sık görülen üçlü negatif meme kanseri, tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, bu alt tipin geçmişte daha agresif seyreden bir hastalık olarak değerlendirildiğini belirtiyor.

Önceden sadece kemoterapi ile yönetilen bu alt tipte, immünoterapi ve yeni nesil antikor-ilaç konjugatları sayesinde tedavi başarısının önemli ölçüde iyileştiğini vurgulayan Prof. Dr. Gümüşay, şu bilgileri veriyor: “Son yıllarda üçlü negatif meme kanseri tedavisinde iki önemli gelişme yaşandı. Bunlardan ilki immünoterapi, diğeri ise yeni nesil antikor-ilaç konjugatlarıdır. Bu tedaviler sayesinde hastalarda tedavi başarısı önemli ölçüde artmıştır. Erken evrede ameliyat öncesi kemoterapiye immünoterapi eklenmesi artık standart tedavi olup ülkemizde SGK ödeme kapsamındadır. Metastatik hastalıkta ise özellikle PD-L1 pozitif hastalarda immünoterapi önemli fayda sağlamaktadır”

Yaşam kalitesini artıran destek tedaviler

Tedavideki gelişmelerin yalnızca kanseri hedeflemekle sınırlı kalmayıp, hastaların yaşam kalitesini korumayı da amaçladığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay, şöyle konuşuyor: “Bulantı için geliştirilen ilaçlar sayesinde bulantı ve kusma büyük ölçüde kontrol altına alınmaktadır. Enfeksiyona karşı; kemoterapi sonrası uygulanan kan yükseltici iğneler, grip aşısı, zatürre aşısı ve zona aşısı gibi koruyucu önlemler alınmaktadır. Sosyal ve psikolojik olarak süreci zorlaştıran saç dökülmesine yönelik kemoterapi sırasında uygulanan -saçlı deri soğutma işlemleri- saç dökülmesi önemli ölçüde azalmakta ve hastaların psikolojik yükünü hafifletmektedir.”

#MemeKanseri #Akıllıİlaçlar #İmmünoterapi #SağlıkHaberi #Onkoloji #KadınSağlığı #KanserTedavisi #YaşamKalitesi #TıpVeTeknoloji #SağlıktaYeniDönem #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kemal Kara “KOZMOGONİ”

Sanatçı Kemal Kara, dokuzuncu kişisel sergisi “KOZMOGONİ” ile sanatseverleri evrenin kadim geometrisi ve ruhun derinlikleri arasında kurulan bir yolculuğa davet ediyor. Sergi, 4 Nisan Cumartesi günü saat 16:00’da Futy Art Gallery’de açılış kokteyli ile başlayacak ve 20 Nisan 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

“KOZMOGONİ”, makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki ince ilişkiyi sanatın diliyle ele alıyor. İbnü’l Arabî’nin düşünce dünyası ve Plotinos’un estetik anlayışından beslenen eserler, izleyiciyi yalnızca bir gözlemci olarak değil, yaratım sürecinin bir parçası olarak konumlandırıyor. Kara, serginin felsefi arka planını şu sözlerle özetliyor:

“Bizler evrende kaybolmuş yolcular değil, evreni kendi içinde taşıyan sırlı aynalarız. Bu sergideki her form, mutlak bir sessizliğin dile gelişi; her renk ise ilahi bir nefesin maddedeki yankısıdır.”

Sergide yer alan eserler, ışık ve karanlığın karşıtlığını fırça darbeleriyle görünür kılarken, dünyanın üçüncü gezegeninin toprak kokusunu evrenin kadim geometrisiyle buluşturuyor. “KOZMOGONİ”, bir sonun başlangıcından doğan varoluş fikrini, “kün” nefesiyle filizlenen yeni dünyaların yapı taşları olarak ele alıyor.

Sanatçı, “Keşif bitti; şimdi inşa etme zamanı” diyerek izleyicileri kendi içsel gökyüzlerini yeniden kurmaya ve varoluşun kozmik düzeni üzerine düşünmeye davet ediyor.

#KemalKara #Kozmogoni #FutyArtGallery #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #KültürSanat #İstanbulSanat #EvreninGeometrisi #SanatVeFelsefe #KozmikYolculuk #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Teoman’dan Üçlemeye Güçlü Final: “Rock and Roll”

Türk rock müziğinin efsane ismi Teoman, üç albümlük serisini “Rock and Roll” albümüyle tamamladı. Dokuz şarkıdan oluşan bu albüm, sanatçının üretim çizgisinde özel bir yere sahip olan serinin son halkası olarak müzikseverlerle buluştu.

2026 yılı, Teoman’ın diskografisi açısından önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. “Rock and Roll” ile tamamlanan üçlemenin ardından sanatçı, “Featuring Teoman”, “Teoman Şarkıları” ve “Teoman’ın Hikayeleri” albümleriyle müzikal arşivini daha da genişletmeye hazırlanıyor.

Kariyeri boyunca farklı dönemlerde farklı sesler ve anlatımlar ortaya koyan Teoman, bu albümle hem üretim sürecinin güçlü bir özetini sunuyor hem de yeni projeler için ipuçları veriyor. “Rock and Roll”, sanatçının müzikal yolculuğunda hem geçmişe hem de geleceğe ışık tutan bir çalışma olarak dikkat çekiyor.

Albüm, Bayhan Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle tüm dijital platformlarda yayında.

#Teoman #RockAndRoll #YeniAlbüm #TürkRockMüziği #BayhanMüzik #AvrupaMüzik #MüzikMagazin #DijitalPlatformlardaYayında #TeomanDiskografi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Hyundai’den “Unfold Stories”: Tasarım ve Mobilite Buluşuyor

Hyundai, 2026 Milano Tasarım Haftası’na katılımını duyurdu. 21-26 Nisan tarihleri arasında Milano’nun yaratıcı merkezi Torneria Tortona’da gerçekleştirilecek etkinlikte, markanın tasarım felsefesi ve yenilikçi yaklaşımı ziyaretçilerle buluşacak.

Etkinliğin en önemli anı, tamamen elektrikli ve İzmit’te üretilecek olan IONIQ 3 modelinin dünya prömiyeri olacak. Hyundai, yalnızca yeni bir model tanıtmakla kalmayacak; aynı zamanda gelecekteki araçlarının doğrudan tasarım felsefesinden nasıl şekillendiğini de gözler önüne serecek.

“Unfold Stories” başlığıyla kurgulanan özel deneyim alanı, Hyundai’nin iç ve dış tasarım felsefesini farklı yönleriyle sergileyecek. İlk çizimden nihai ürüne uzanan tasarım yolculuğu, fikirlerin malzeme, işçilik ve teknolojiyle buluşarak mobiliteye dönüşümünü vurgulayacak.

Bunun yanı sıra Hyundai tasarımcılarının ev sahipliğinde düzenlenecek atölye çalışmaları, markanın tasarım prensiplerini ve bu prensiplerin IONIQ 3’e nasıl ilham verdiğini detaylı şekilde aktaracak. Enstalasyon, araç ve atölye çalışmaları birlikte ele alındığında, Hyundai’nin geleceğin mobilitesine tasarım odaklı yaklaşımını bütüncül bir hikâye ile sunacak.

 #Hyundai #IONIQ3 #MilanoDesignWeek #UnfoldStories #ElektrikliAraçlar #Otomotiv #TasarımFelsefesi #Mobilite #İzmitÜretim #DünyaPrömiyeri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity