Yazılar

Helikobakter Pylori ve Tuz: Tehlikeli İkili

Mide sağlığını olumsuz etkileyen birçok faktör olduğunu belirten uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin bunlardan bir olduğunu söylüyor.
Aşırı tuz tüketiminin doğrudan kansere yol açmasa da ciddi riskler oluşturabildiğini ifade eden Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yüksek tuz alımı, mideyi koruyan mukozal tabakayı tahriş eder ve zamanla zayıflatır. Bu durum, mideyi zararlı maddelere ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir.” dedi. Özellikle Helikobakter pylori gibi bakterilerin çoğalmasını kolaylaştıran bu durumun, mide kanseri riskini artırabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atamer, sigara ve alkol kullanımıyla birleştiğinde ise tehlikenin daha da büyüdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Atamer ayrıca günlük sodyum tüketiminin sınırlandırılması gerektiği ve gizli tuza karşı farkındalık oluşturulması konusunda uyardı.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, aşırı tuz tüketiminin mideye verdiği zararlar ile özellikle diğer risk faktörleriyle birlikte kanser riskinin artmasına etkisi hakkında açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Fazla tuz tüketimi kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir!
Aşırı tuz tüketiminin doğrudan kansere neden olmasa da, mide sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratarak mide kanseri riskini artırabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Yüksek tuz alımı, mideyi koruyan mukozal tabakayı tahriş eder ve zamanla zayıflatır. Bu durum, mideyi zararlı maddelere ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale getirir.” dedi.
Sürekli tahriş olan mide yüzeyinin, adeta zımpara kağıdıyla aşındırılmış gibi hassaslaşacağını ve bunun da iltihaplanma süreçlerini tetikleyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bilimsel çalışmalar, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Özellikle turşu, konserve ve yüksek tuz içeren fermente gıdaların sık tüketildiği toplumlarda mide kanseri oranlarının daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Bu durumun önemli nedenlerinden biri, mide kanseriyle ilişkili bir bakteri olan Helikobakter pylori’nin yüksek tuzlu ortamda daha kolay çoğalabilmesidir. Tuz, bu bakterinin mide duvarına verdiği zararı artırarak kanser gelişimi için uygun bir zemin hazırlayabilir.” şeklinde konuştu.
Sigara ve alkol kullanımıyla birlikte yüksek tuz tüketimi kanser riskini artırabilir!
Tuz tüketiminin diğer risk faktörleriyle birleşmesinin de tehlikeyi büyüttüğüne vurgu yapan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Sigara ve alkol kullanımı, mide zarını zayıflatarak tuzun olumsuz etkilerini artırır ve birlikte değerlendirildiğinde kanser riskini daha da yükseltebilir.” dedi.
Günlük tuz tüketimi konusunda dikkatli olunması büyük önem taşıdığı uyarısını yapan Prof. Dr. Atamer, “Genel olarak günlük sodyum alımının 2.300 miligramı aşmaması önerilir. Ancak çocuklar, hipertansiyon hastaları ve böbrek hastalığı bulunan bireyler için bu miktarın daha da düşük olması gerekir.” açıklamasını yaptı.
Dengeli tuz tüketimi sağlığı korur!
Modern beslenme alışkanlıklarında ‘gizli tuz’un önemli bir sorun olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Cipsler, hazır çorbalar, şarküteri ürünleri, dondurulmuş yemekler ve hatta bazı ekmek çeşitleri beklenenden çok daha fazla sodyum içerebilir. Örneğin, bir porsiyon konserve çorba 800 miligramdan fazla sodyum içerebilir; bu da günlük önerilen miktarın önemli bir kısmını tek başına karşılayabilir.” dedi.
Tuz tüketimini azaltmanın, lezzetten ödün vermek anlamına gelmediği değerlendirmesini yapan Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:
“Yemeklerde sarımsak, kırmızı biber, kekik gibi baharatlar ve limon gibi turunçgiller kullanılarak daha zengin ve dengeli tatlar elde edilebilir. Ayrıca alışveriş yaparken ürün etiketlerindeki sodyum oranını kontrol etmek ve ‘az tuzlu’ ibaresi bulunan ürünleri tercih etmek sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon ve kronik böbrek hastalığı olan bireyler için tuz tüketimi daha kritik bir konudur. Fazla tuz alımı, bu hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir ve komplikasyon riskini artırabilir. Bu nedenle dengeli ve kontrollü bir tuz tüketimi, hem mide sağlığını korumak hem de genel sağlığı desteklemek açısından büyük önem taşır.”

#Sağlık #MideSağlığı #TuzTüketimi #MideKanseri #GizliTuz #Beslenme #SağlıklıYaşam #ÜsküdarÜniversitesi #ProfAytaçAtamer #Gastroenteroloji #RegnumHotels #RegnumTheCrown #RegnumCarya #AntalyaTurizmi #Belek #LüksTatil #Turizm2026 #Gastronomi #DeneyimOdaklıTatil #SessizLüks #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Renkler ve Katmanlarla Bilinç Yolculuğu

Sanatçı Naz Kökbudak, yeni kişisel sergisi “Inner Cosmos: The Power of Imagination” ile 21 Nisan – 16 Mayıs tarihleri arasında Gama Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor. Toplam 20 eserden oluşan seçki, içsel deneyimler ile evrensel döngüler arasındaki ilişkiyi merkezine alarak izleyiciyi algı, bilinç ve dönüşüm kavramları ekseninde düşünsel bir yolculuğa davet ediyor.

Kökbudak’ın sanat pratiği, doğrudan gözleme dayalı temsilden ziyade içsel imgelerin görselleştirilmesine dayanıyor. Akrilik boya, pigment, yoğun doku pastaları ve epoksi/reçineyi bir arada kullandığı çok katmanlı yüzeyler; ışık, derinlik ve hareket hissi yaratarak eserleri yalnızca görsel değil, aynı zamanda deneyimsel bir alan haline getiriyor.

Sanatçının renk kullanımı kavramsal anlatının temel taşıyıcısı olarak öne çıkıyor: kırmızı ve bordo tonları yaşam enerjisi ve içsel güce; lacivert ve derin uzay tonları sonsuzluk ve bilinmeyene; parlak ve metalik yüzeyler ise farkındalık ve bilinç açılımına işaret ediyor. Serginin merkezinde yer alan “Nazar Serisi”, evrenin döngüsel yapısından hareketle insanın tekrar eden düşünce ve deneyimlerini simgeliyor. “Piece of Mars” adlı çalışma ise gezegensel çarpışmaları yaşamın kırılma anlarıyla ilişkilendirerek dönüşüm fikrine odaklanıyor.

Naz Kökbudak’ın “Inner Cosmos: The Power of Imagination” sergisi, 21 Nisan itibarıyla Gama Gallery’de ziyaret edilebilecek.

Sergi Alanı: Gama Gallery

Adres: Turnacıbaşı Cd. No: 21 Beyoğlu/İstanbul

Tarih: 21 Nisan – 16 Mayıs 2026

Ziyaret saatleri: Pazar günleri hariç 12:00 – 18:00 arası

 

#NazKökbudak #InnerCosmos #GamaGallery #SanatSergisi #HayalGücü #ÇağdaşSanat #İstanbulSanat #SanatVeBilinç #KozmikEnerji #SanatHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Güçlü olmak her zaman dimdik durmak değildir; bazen en büyük güç, kırıklığı kabul etmektir.”

 Türk pop müziğinin güçlü kadın seslerinden Reyhan Karaca, yıllardır sahnede ve stüdyoda kendine özgü yorumuyla iz bırakıyor. Duygularını olduğu gibi aktaran, sahiciliğiyle dinleyicinin kalbine dokunan Karaca, yeni albümüyle müzik yolculuğuna içten bir sayfa daha ekliyor. “Ağla Gönlüm” şarkısıyla kırgınlık, kabulleniş ve içsel vedalaşmayı anlatan sanatçı, kariyerinde kadın olmanın getirdiği zorluklara rağmen kendi sesini duyurmayı başarmış, özgünlüğüyle pop müziğin en özel isimlerinden biri olmayı sürdürüyor.

Röportaj: Ahu Çağdaş

Reyhan Karaca

Yeni albümünüzün hazırlık süreci nasıl geçti, sizi en çok hangi duygu yönlendirdi? 

“Ağla Gönlüm” aslında bir şarkıdan fazlası… benim içimde uzun zamandır susturduğum bir duygunun dışarı çıkma hali. Bu süreçte kendime şunu sordum: “Gerçekten ne hissediyorum?”

Cevap çok netti: Kırgınlık, kabulleniş ve biraz da içsel bir vedalaşma…

Bu şarkıyı söylerken hiçbir şeyi süslemedim. Çünkü bazı duygular vardır ya olduğu gibi anlatırsın ya da hiç anlatamazsın. “Ağla Gönlüm” tam olarak öyle bir şarkı benim için…

Albümdeki şarkılarınızda hangi temaları öne çıkarmak istediniz? 

“Ağla Gönlüm”le birlikte aslında şunu anlatmak istedim: Güçlü olmak, her zaman dimdik durmak değildir. Bazen en büyük güç, içindeki kırıklığı kabul etmektir.

Bu şarkıda aşk var ama acının içinden geçen bir aşk… Gurur var ama sessiz bir gurur… Ve en önemlisi, insanın kendiyle yüzleşmesi var.

Çünkü insan en çok, sustuğu yerde yoruluyor. Ben bu şarkıda o suskunluğu konuşturdum.

Reyhan Karaca

Bugünün müzik dünyasında kadın sanatçıların sesini duyurması sizce nasıl bir yol izliyor? 

Eskiden kapılar daha kapalıydı, şimdi anahtarlar çoğaldı ama rekabet de çok büyüdü. Kadın sanatçılar artık daha görünür ama aynı zamanda daha çok sınanıyor. Yine de sesini gerçekten bilen bir kadın, eninde sonunda duyuluyor.

90’lardan bugüne pop müzikte kadın sanatçı olarak yol almak nasıl bir deneyim oldu? 

Çok şey gördüm, çok şey öğrendim. 90’lar daha saf ama daha zor bir dönemdi. Şimdi her şey daha hızlı ama daha yüzeysel. Ben o iki dünyanın arasında kalmadım, ikisini de içimde özümsedim.

Erkek sanatçıların daha çok ön planda olduğu bir piyasada, kendi sesinizi duyurmak için hangi yolları denediniz? 

Hiç kimsenin gölgesinde durmamayı seçtim. Kendi hikâyemi anlattım, kendi duygumla söyledim. Çünkü taklit edilen değil, hissedilen kalıyor.

Kariyerinizde sizi en çok zorlayan dönem hangisiydi, nasıl aştınız? 

Sessiz kaldığım dönemler… İnsan unutulduğunu sanıyor ama aslında kendini yeniden kuruyor. Ben o dönemlerde müziğe değil, kendime yatırım yaptım. Sonra zaten her şey yerine oturdu.

Reyhan Karaca

Pop müzikte kadın sanatçı olmanın en büyük avantajı ve dezavantajı sizce nedir? 

Avantajı şu: Duyguyu çok derin anlatabiliyoruz. Dezavantajı ise sürekli görünüş üzerinden değerlendiriliyor olmak. Ses ikinci plana atılabiliyor bazen.

Güzellik, kıyafet, sahne imajı gibi konularda kadınların erkeklere göre daha fazla baskı altında olduğunu düşünüyor musunuz? 

Kesinlikle. Kadın sahneye çıkınca önce nasıl göründüğüne bakılıyor. Erkek sahneye çıkınca ne söylediğine. Bu çok net bir fark. Bu yüzden de hep kendimi yeniledim ve hâlâ yeni çıkmış bir şarkıcı gibi heyecanla yenilikleri takip ediyorum.

Bu baskılarla başa çıkmak için kendi yöntemleriniz neler? 

Kendime şunu söyledim: “Beğenilmek için değil, kendim olmak için varım.” O noktadan sonra hiçbir yorum insanı yıkamıyor.

Kadın sanatçı olarak sahnede kendinizi ifade ederken en özgür hissettiğiniz an hangisi oldu? 

Şarkının içinde kaybolduğum an… O an ne kamera var ne seyirci ne de yargı. Sadece ben ve müzik kalıyoruz.

Günlük hayatınızda müziğin dışında sizi en çok besleyen şey nedir? 

Yalnız kalabilmek… Sessizlik benim en büyük ilhamım. Bir de hayata dışarıdan bakabilmek.

Reyhan Karaca

Kadın sanatçı olarak toplumdan aldığınız destek ve eleştiriler arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? 

Destek motive eder, eleştiri büyütür. Ama ikisini de dozunda almak gerekiyor. Çünkü ikisi de insanı yanlış yere götürebilir.

Genç kadın müzisyenlere en önemli tavsiyeniz ne olurdu? 

Kimseye benzemeye çalışmasınlar. Çünkü en güçlü şey, insanın kendi sesidir.

Yeni albüm sonrası müzik yolculuğunuzda hangi projeler sizi heyecanlandırıyor? 

Daha sahici, daha çıplak işler yapmak istiyorum. Belki akustik projeler, belki sürpriz iş birlikleri… Ama hepsinde tek şartım var: Gerçek olması. Daha çok şarkı üretip daha fazla kitlelere ulaşmak istiyorum.

Dijital çağda kadın sanatçıların kendilerini ifade etme imkânları sizce nasıl değişti? 

Artık kimseye ihtiyaç duymadan sesini duyurabiliyorsun. Ama bu sefer de gürültünün içinden sıyrılman gerekiyor. Yani özgürlük arttı ama mücadele şekil değiştirdi.

Hayalinizdeki sahne veya iş birliği nedir? 

Aslında benim için hayal artık büyük sahnelerden çok, doğru duyguyu paylaşabildiğim anlar…

Uzun zamandır içimde olan bir şey var: Genç meslektaşlarımla bir araya gelip birlikte üretmek. Onların enerjisiyle benim birikimimin buluştuğu, samimi ve sahici projeler yapmak istiyorum.

Bir de yıllardır ertelediğim bir şey… o düet meselesi.

Doğru zamanı, doğru sesi bekledim hep. Artık hissediyorum, o zamanı geldi. İçime sinen, gerçekten kalpten bir düet yapmak ve onu hayata geçirmek istiyorum. Çünkü bazen iki ses, tek başına anlatamadığını çok daha derin anlatabiliyor.

Reyhan Karaca

#ReyhanKaraca #AğlaGönlüm #YeniAlbüm #PopMüzik #KadınSanatçılar #MüzikRöportaj #PauseDergi #TürkMüziği #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #AhuÇağdaş

Hayalim, Tarihteki güçlü kadın kahramanları ekrana taşımak

Genç yaşına rağmen sahne ve kamera önünde güçlü bir duruş sergileyen Ayşe Sena Tiroğlu, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmüş bir isim. Aynanın karşısında roller biçip oynayan küçük bir kızdan, bugün tiyatro ve dizi dünyasında kendini kanıtlayan bir oyuncuya dönüşen Tiroğlu, hem samimi hem de kararlı tavrıyla dikkat çekiyor. Oyunculuk serüvenini, sektördeki zorlukları ve gelecek hayallerini bizimle paylaştı.

Röportaj: Eyüp Sağsalim

Ayşe Sena Tiroğlu

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı, sizi bu yola yönlendiren ilk kıvılcım neydi?

6 yaşımdan beri hep oyuncu olmak istiyordum. Tiyatro ve drama kurslarına gittim, annem de destek oldu; setlere, tiyatroya götürüyordu. Hayalimden hiç vazgeçmedim. Herkes doktor, mühendis olmak isterken ben oyuncu olacağım diyordum. Aynanın karşısında kendime roller biçip oynuyordum. Sonra konservatuarı kazandım, okulu bitirdikten sonra bir süre çocuklara amatörce drama eğitimi verdim. Ardından profesyonel anlamda tiyatro ve kamera önü devam etti.

Genç yaşta dizi ve film sektöründe yer almak nasıl bir deneyim, sizi en çok hangi yönüyle etkiliyor?

Keyifli ama zor bir süreç. Normalde içime kapanık biriydim, oyunculuk beni çok değiştirdi. Özgüvenimi, duruşumu, diksiyonumu geliştirdi; içimden başka bir ben çıkardı.

Bugüne kadar oynadığınız roller arasında sizi en çok zorlayan ya da dönüştüren hangisiydi?

Bütün rollerimi severek oynadım. Zorluk yaşamadım ama tiyatrodan kamera önüne geçtiğim dönemde bazı sıkıntılarım oldu.

Ayşe Sena Tiroğlu

Kamera önünde kendinizi ifade ederken en çok hangi duyguyu yansıtmayı seviyorsunuz?

Ben özümde neşeli ve hayat dolu biriyim. Eğlendirirken, güldürürken düşündürmeyi seviyorum. Ama dram rolleri geldiğinde karakterimin dışına çıkmak beni mutlu ediyor.

Set ortamında sizi en çok motive eden şey nedir?

Küçük bir rol bile olsa, oradan güzel bir karakter çıkarıp başardığımı hissetmek.

Kariyerinizde örnek aldığınız, hayranlık duyduğunuz oyuncular var mı?

Kesinlikle Gonca Vuslateri. Bana göre karakter oyuncusu; bütün rollerinde duyguyu en iyi şekilde yansıtıyor.

Ayşe Sena Tiroğlu

Oyunculuk dışında hayatınızda sizi besleyen hobiler veya ilgi alanları neler?

Dans etmeyi, yüzmeyi, yoga yapmayı ve tiyatro izlemeyi çok seviyorum.

Genç bir oyuncu olarak sektörde karşılaştığınız zorluklar neler ve bunlarla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Bu sektörde ne kadar yetenekli olursanız olun kendinizi kabul ettirmenin zorluğunu yaşıyorsunuz. Ben çocukluk hayalimi kaybetmek istemediğim için savaşmaya devam edeceğim.

Gelecekte hangi tür projelerde yer almak, hangi karakterleri canlandırmak isterdiniz?

Tarihimizde yer almış önemli kadın kahramanları oynamak isterim. Ekranda güzellik algısını kırıp karakter oyuncusu olarak devam etmek hayalim.

Hayranlarınıza ve sizi takip eden gençlere vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Her mesleğin zorluğu vardır ama oyunculukta sabır ve sevgi olmazsa sürdürülmüyor. Ne olursa olsun hayallerinizden vazgeçmeyin.

#AyşeSenaTiroğlu #GençOyuncu #OyunculukHayali #TiyatrodanEkrana #HayallerindenVazgeçme #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Nisan 2026 burç yorumları

Koç (21 Mart–19 Nisan)

Ayın ilk üç haftası sizin için parlayacağınız dönem. Dolunay (1 Nisan) ihtiyaçlarınızı dile getirme cesareti veriyor. Mars (9 Nisan) enerjinizi artırırken, 13’ünde karar vermekten kaçının. Merkür (14 Nisan) özgüveninizi yükseltiyor. Yeni Ay (17 Nisan) görünümünüzü yenilemek için ideal. Güneş (19 Nisan) para alanınıza geçiyor, gelir artışı mümkün. Uranüs (25 Nisan) İkizler’e geçerek sezgilerinizi güçlendirecek.

Boğa (20 Nisan–20 Mayıs)

Ay sakin başlıyor. Dolunay (1 Nisan) iş görevlerini sonlandırıyor. 13’ünde şanslı bir gün, beklenmedik kazançlar olabilir. Yeni Ay (17 Nisan) kendinize zaman ayırın. Güneş (19 Nisan) burcunuza geçiyor, özgüveniniz artıyor. Uranüs (25 Nisan) finansal dalgalanmalara işaret ediyor, bütçenizi sağlam tutun.

İkizler (21 Mayıs–20 Haziran)

Ayın başında sosyal hayatınız hareketli. Dolunay (1 Nisan) romantik fırsatlar getiriyor. Mars ve Merkür (9–14 Nisan) sosyal enerjinizi yükseltiyor. Yeni Ay (17 Nisan) parti vermek için ideal. 20 Nisan pazarlık için en iyi gün. Venüs (24 Nisan) çekiciliğinizi artırıyor. Uranüs (25 Nisan) yedi yıllık bir değişim başlatıyor.

Yengeç (21 Haziran–22 Temmuz)

Kariyeriniz öne çıkıyor. Dolunay (1 Nisan) köklerinizi hatırlatıyor. Mars (9 Nisan) hırsınızı artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni iş fırsatları getiriyor. Güneş (19 Nisan) sosyal hayatınızı canlandırıyor. Uranüs (25 Nisan) içsel dönüşüm sürecini başlatıyor.

Aslan (23 Temmuz–22 Ağustos)

Dolunay (1 Nisan) kısa seyahatler, Yeni Ay (17 Nisan) uzun yolculuklar için uygun. Mars ve Merkür (9–14 Nisan) macera isteğinizi artırıyor. Güneş (19 Nisan) kariyerinizi öne çıkarıyor. Venüs (24 Nisan) romantizmi güçlendiriyor. Uranüs (25 Nisan) sosyal çevrenizi genişletiyor.

Başak (23 Ağustos–22 Eylül)

Dolunay (1 Nisan) bütçenizi gözden geçirin. Mars ve Merkür (9 Nisan) mali konularda sorumluluk getiriyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni gelir fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) seyahat planlarını gündeme getiriyor. Uranüs (25 Nisan) iş hayatınızda sürprizler getirebilir.

Terazi (23 Eylül–22 Ekim)

Dolunay (1 Nisan) ilişkilerde denge sağlıyor. Mars ve Merkür (9 Nisan) tartışmalara yol açabilir. 13 Nisan aşk ve seyahat için şanslı. Yeni Ay (17 Nisan) yeni ortaklıklar için ideal. Uranüs (25 Nisan) seyahat fırsatlarını artırıyor.

Akrep (23 Ekim–21 Kasım)

Dolunay (1 Nisan) dinlenme zamanı. Mars ve Merkür (9 Nisan) iş yoğunluğunu artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) sağlık düzeni için uygun. Güneş (19 Nisan) ilişkileri öne çıkarıyor. Uranüs (25 Nisan) finansal sürprizler getirebilir.

Yay (22 Kasım–21 Aralık)

Dolunay (1 Nisan) sosyalleşme fırsatı. Mars ve Merkür (9 Nisan) aşk hayatınızı hareketlendiriyor. Yeni Ay (17 Nisan) romantik başlangıçlar için ideal. Güneş (19 Nisan) işte liderlik getiriyor. Uranüs (25 Nisan) özgürlük ihtiyacınızı artırıyor.

Oğlak (22 Aralık–19 Ocak)

Dolunay (1 Nisan) başarı getiriyor. Mars ve Merkür (9 Nisan) ev işlerini hızlandırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) gayrimenkul fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) aşk hayatınızı canlandırıyor. Uranüs (25 Nisan) kariyerinizde yenilikler getiriyor.

Kova (20 Ocak–18 Şubat)

Dolunay (1 Nisan) seyahat için uygun. Mars ve Merkür (9 Nisan) kısa yolculukları artırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) kaçamak için ideal. Güneş (19 Nisan) ev projelerini gündeme getiriyor. Uranüs (25 Nisan) sosyal hayatınızı hareketlendirecek.

Balık (19 Şubat–20 Mart)

Dolunay (1 Nisan) bütçenizi düzenleyin. Mars ve Merkür (9 Nisan) para hedeflerinizi hızlandırıyor. Yeni Ay (17 Nisan) yeni iş fırsatları sunuyor. Güneş (19 Nisan) kısa yolculukları artırıyor. Uranüs (25 Nisan) ev ve aile hayatında değişim getirebilir.

#BurçYorumları #Nisan2026 #Astroloji #Dolunay #YeniAy #KoçBurcu #BoğaBurcu #İkizlerBurcu #YengeçBurcu #AslanBurcu #BaşakBurcu #TeraziBurcu #AkrepBurcu #YayBurcu #OğlakBurcu #KovaBurcu #BalıkBurcu

Hafıza ve Dönüşümün Sanatsal Yolculuğu

Sanatçı Orhan Onuk, 4 – 16 Nisan 2026 tarihleri arasında Beyoğlu’ndaki Guga Contemporary’de “Görünmeyenin Portresi” başlıklı sergisiyle sanatseverlerle buluşuyor.

Hafıza ve Dönüşümün İzinde

Onuk’un eserleri, tanıdık figürler üzerinden hafıza, yabancılık ve dönüşüm temalarını ele alıyor. İnsan ile hayvan, bilinç ile içgüdü arasındaki sınırların ihlal edildiği resimler, parçalama, silme ve yeniden kurma yaklaşımıyla sezgisel bir düzleme taşınıyor.

Açılış 4 Nisan’da 

Serginin açılışı, 4 Nisan Cumartesi günü saat 18:00’da Guga Contemporary’de gerçekleşecek. Onuk’un renk kullanımıyla derinleşen psikolojik atmosferi, izleyiciyi görsel olduğu kadar zihinsel bir yolculuğa davet ediyor.

 

#OrhanOnuk #GörünmeyeninPortresi #GugaContemporary #SanatSergisi #İstanbulSanat #BeyoğluSanat #ÇağdaşSanat #ResimSergisi #Sanatseverler #NisanEtkinlikleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Göksel’den Yeni Şarkı: “Alev Alev”

Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Göksel, heyecanla beklenen yeni albümü “Rüyaların İşi” öncesinde ikinci şarkısı “Alev Alev”i dinleyicilerle buluşturdu. Sözü ve müziği Göksel’e ait olan eser, bir kadının aşka karşı geliştirdiği içsel isyanı ve toksik ilişkilere başkaldırısını anlatıyor. Şarkı, 27 Mart itibarıyla tüm dijital platformlarda yayınlandı.

İddialı Klip Dikkat Çekiyor

Aytekin Yalçın yönetmenliğinde çekilen klipte Göksel’e İtalyan oyuncu Gennaro Lauro eşlik ediyor. Kırmızı kostümü ve güçlü performansıyla kamera karşısına geçen sanatçı, ayrılık sürecindeki bir kadının aşk ve yıkım arasında gidip gelen duygularını etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Soles Müzik ve Avrupa Müzik iş birliğiyle yayınlanan “Alev Alev”, Göksel’in 15 Mayıs’ta çıkacak 10. stüdyo albümü “Rüyaların İşi”nin güçlü bir habercisi niteliğinde.

#Göksel #AlevAlev #Rüyalarınİşi #TürkPopMüziği #YeniAlbüm #SolesMüzik #AvrupaMüzik #AytekinYalçın #GennaroLauro #MüzikHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Rolls-Royce Cullinan Yachting: Denizcilikten İlham Alan Koleksiyon

Rolls-Royce Motor Cars, denizcilik dünyasından ilham alan özel Cullinan Yachting koleksiyonunu tanıttı. Pusulanın dört ana yönünü temsil eden dört özel sipariş, tik ağacı detayları, el boyaması dalga efektleri ve Akdeniz rüzgâr desenlerinden esinlenen Starlight tavan döşemeleriyle dikkat çekiyor.

Rolls-Royce Cullinan Yachting

Bespoke Zanaatkârlığın Zirvesi 

Her otomobil, el işçiliğiyle hazırlanmış pusula motifleri, özel renk kompozisyonları ve denizcilik estetiğini yansıtan iç mekân detaylarıyla benzersiz bir kimlik kazanıyor. Rolls-Royce, yatçılıkla olan köklü bağını bu koleksiyonla yeniden hatırlatarak lüks otomotivde kişiselleştirilmiş tasarımın sınırlarını bir kez daha ileri taşıyor.

Rolls-Royce Cullinan Yachting

#RollsRoyce #CullinanYachting #BespokeDesign #LuxuryCars #Denizcilikİlhamı #OtomotivSanatı #YatçılıkMirası #LüksOtomobil #BespokeCollective #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tatbiki Ekolü Beyoğlu’nda Yeniden Hayat Buluyor

Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu mezunları ve öğretim üyelerinden oluşan Ekol Tatbiki Sanat Topluluğu, 1 Nisan 2026’da Beyoğlu Vefa Lisesi Kültür Evi – Camhane Art’ta “Şaka Gibi” adlı karma sergiyi sanatseverlerle buluşturuyor.

“Günlük Sergi, Yıllık Etki” mottosuyla hazırlanan sergi, yalnızca 24 saat içinde kurulup açılacak şekilde kurgulandı. Bu kısa süre, Tatbiki ekolünün üretken ve hızlı reflekslerini yansıtırken, kolektif hafızaya ve güçlü bir ekole duyulan güveni vurguluyor.

Küratör Berrin Aksu’nun yönetiminde gerçekleşen sergi, Bauhaus temasını merkezine alıyor. Tekstil, grafik, resim ve heykel gibi farklı disiplinlerden eserler, Tatbiki’nin bugün hâlâ yaşayan bir ekol olduğunu kamusal alanda görünür kılmayı amaçlıyor. Aksu, serginin “süreklilik yerine yoğunluk, uzunluk yerine etkiyi” hedeflediğini belirterek, Tatbiki ruhunun Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde hâlâ sürdüğünü vurguladı.

Sanat ve tasarım gücünün günümüz sanayisinde nasıl değerlendirildiğini göstermek isteyen sergi, bir gün sürecek özel deneyimiyle sanatseverleri ekolü keşfetmeye davet ediyor.

Adres: Camhane Art, Vefa Lisesi Kültür Evi, Kuloğlu Mah. İstiklal Cad. Turnacıbaşı Sok. No:7, Beyoğlu / İstanbul

 

#ŞakaGibiSergi #EkolTatbiki #Bauhaus #SanatTopluluğu #BeyoğluSanat #KarmaSergi #MarmaraGSF #SanatVeTasarım #İstanbulEtkinlikleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Alaçatı Ot Festivali Dünya Sahnesinde

Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl 15’incisi düzenlenecek Alaçatı Ot Festivali, ilk kez “uluslararası” unvanıyla kapılarını açıyor. 20–26 Nisan tarihleri arasında “Köklerden Dünyaya” temasıyla gerçekleşecek festival, doğa, gastronomi ve kültürü bir araya getirerek Ege mutfağını küresel sahneye taşıyacak.

İstanbul’da düzenlenen lansmanda konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, festivalin 15 yıl önce gönüllü komşuların emeğiyle başladığını ve bugün milyonlara ulaşan dev bir organizasyona dönüştüğünü vurguladı. Denizli, festivalin özellikle hafta sonlarında 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sirkülasyonuna ulaştığını belirterek, bu güçlü yerel mirasın artık uluslararası bir marka hâline geldiğini ifade etti.

Worldchefs akreditasyonu ile uluslararası statü kazanan festival, 13 ülkeden yaklaşık 50 şefin katılımıyla düzenlenecek yarışmalarla Alaçatı’yı dünya gastronomi haritasına taşıyacak. Worldchefs Türkiye Başkanı Dr. Emrah Köksal Sezgin de festivalin küresel gastronomi dünyasındaki önemine dikkat çekerek, Alaçatı’nın bu yıl uluslararası şeflerin buluşma noktası olacağını söyledi.

Festivalin üretim kültürü ve kadın emeğiyle büyüdüğünü vurgulayan Denizli, bu yıl seçili otun “körmen” olduğunu açıkladı. Altı gün sürecek programın ilk üç günü tamamen gastronomiye ayrılacak. Profesyonel şeflerin yanı sıra gastronomi liseleri ve üniversitelerden öğrenciler de yarışmalara katılacak. Sonraki günlerde ise Alaçatı’nın klasik atmosferi konserler, söyleşiler, gastronomi atölyeleri, sergiler, yoga ve spor etkinlikleriyle yeniden canlanacak.

Nil Karaibrahimgil, Mert Demir ve Şevval Sam gibi sevilen sanatçılar festival sahnesinde yer alarak Alaçatı sokaklarına müzikle eşlik edecek. Ayrıca geleneksel “En Güzel Ot Yemeği” ve “En Çok Ot Çeşidini Toplama” yarışmaları bu yıl da yapılacak. Festival korteji ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na denk gelerek “en iyi kostüm” yarışmasıyla daha da renkli hâle gelecek.

Geçtiğimiz yıl yaklaşık 500–560 milyon TL ekonomik hacim yaratan festival, kadın üreticilerden küçük esnafa, otellerden restoranlara kadar geniş bir ekosistemi harekete geçirerek Çeşme için sezon dışı dönemde büyük bir ekonomik güç oluşturdu. Bu yıl da sürdürülebilirlik, biyoçeşitlilik ve yerel üretim odağıyla Çeşme’nin dört mevsim yaşayan kent vizyonuna katkı sunmayı hedefliyor.

Uluslararası Alaçatı Ot Festivali, Çeşme’nin turizm, gastronomi ve kültür alanındaki marka değerini küresel ölçekte güçlendirmeyi amaçlarken, dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri Alaçatı’nın eşsiz atmosferinde buluşturacak.

 

#AlaçatıOtFestivali #KöklerdenDünyaya #Çeşme #EgeMutfağı #Worldchefs #Gastronomi #Sürdürülebilirlik #Körmen #FestivalAtmosferi #TürkiyeEtkinlikleri #KadınEmeği #YerelÜretim #KültürVeDoğa #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity